# 2023 Umre Dosyası

**Yazar:** Terzibaba - Necdet Ardıç

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/kitaplar/2023-umre-dosyasi
**Sayfa:** 438

---

GÖNÜLDEN ESİNTİLER 

İz-TERZİ BABA 

(2023 UMRE DOSYASI)

gidiş (11-11-2023) - dönüş (24-11-2023) 

212

NECDET ARDIÇ 

İRFAN SOFRASI

NECDET ARDIÇ

TASAVVUF SERİSİ (212)

NECDET ARDIÇ

TERZİ BABA

NECDET ARDIÇ

İz-TERZİ BABA 

Adres

Büro: Ertuğrul Mahallesi Hüseyin 

Pehlivan Caddesi No: 31/3 

Servet Apt. 59 100

Tekirdağ

Ev: 100 yıl Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi

Ata Kent Sitesi A Blok No 5 Kat 3, D. 13.

Tekirdağ 

Tel: (0533) 7743937

terzibaba13@gmail.com

www.terzibaba13.com

ÖN SÖZ

BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHÎM. 

2020 senesinde korona salgınından kısa bir müddet evvel Sıla Turizm tarafından düzenlenen 2020 umresinden sağlıkla dönmüş idik. Bilindiği gibi korona salgının da her konuya tahdit geldiğinden umre seyahatlarine de yasaklar gelmişti, bu süre içerisinde umreye gidilemediği için. 

Kardeş ve evlâtlarımızın umre arzuları geri bırakılmış idi, nihayet 2023 senesinin 15-Mayısında Adana’ya kardeş ve evlâtlarımızı ziyaret gittiğimizde, bir sohbet sonrasında oradaki kardeş ve evlâtlarımızın bazılarının Umreye gitmek istediklerini, bizim böyle bir programımız olup olmadığını sormuşlardı. 

Bizde, şu an böyle bir programımız yok, ancak bir düşünelim demiştik. Bu konuşmadan sonra Nüket Anne ile Umreye gitmediğimiz epey zaman oldu, neden olmasın diye bir ön karar almıştık. Bu şekilde umre kararı aldıktan sonra guruplarımıza da bu kararımız bildirmiştik, epey teklif geldikten sonra nihayet, 11-Kasımda okulların bir hafta talide olduğundan, öğretmen ve talebe kardeşlerimizin de gelmelerini sağlamak için bu tarihi seçmiş olduk. 

9 gece 10 günlük ve 13 gece 14 günlük olmak üzere şirketimizin tavsiyesi üzerine iki tarih tesbit ettik, kimin durumu hangisine müsait ise o süreye dâhil oldular.

Böylece 2023 Umremizin durumu tesbit edilmiş oldu, böylece gelebilecek herkes acele etmeden Umre hazırlıklarına başlamış olacaktı. 

Her zaman olduğu gibi gene Umre şirketimiz “Sıla Turizm” oldu, Allah kendilerinden razı olsun olabilecek en güzel bir şekilde umremizi yerine getirmiş olduk. 

Bu arada bilhassa şirket sahiplerinden Musa Biçkioğlu kardeşimize Müdür Zafer bey kardeşimize ve bütün hizmeti geçen kardeşlerimize teşekkür ederim. Allah c.c hepsinden razı olsun. Bu ziyaretimiz baştan üç hacc olmakla, mukaddes beldelere yaklaşık 14 veya 15’inci ziyaretimiz olmuştur. “ İz- -T-B- “ 

NOT= Umre hakkında daha çok bilgi sahibi olabilmek için. Evvelce yaptığımız ziyaretlerden bazı bölümleride buraya ilâve edeceğim okuyanlar, oralar hakkında zahir batın daha geniş bilgi sahibi olabileceklerdir. T.B.

--------------- 

 

-------------------- 

Gidiş (11-11-2023) - dönüş (24-11-2023) arası yapılacak Umre ziyareti ile ilgili yazışmalar

------------------------ 

Umre kararı verildikten sonra istek ve müracaatlar gelmeye başlamıştı bunlar yavaş yavaş listeleniyor idi. Bu listeleri hazırlayanda Muharrem oğlumuz idi. Listeler tam son halini alıncaya kadar epey uğraştı ellerine sağlık, Allah razı olsun. 

 “ İz- -T-B- “ 

---------------------------- 

Necdet Ardıç. 17-Eylül-Pazar-2023-

Alıcı, Muharrem Avan-

Hayırlı geceler Muharrem oğlum  gönderdiğin dosyaları indirdim sağolasın eline sağlık. 

Şimdi bende sana “2-Hacc divanı  173-2020 umre dosyası”nı göndereceğim. Umreye gelecek olanlara gönderirsin ayrıca sende yoksa 8 Tufetul uşşaki ve 12 terzi baba -1- kitaplarınıda gönderiyorum olmayanlara onlarıda gönderirsin yolumuz hakkında bazı bilgiler vardır okurlar. 

Umreye gidecekler. umre tarihinden bir hafta önce kendilerine bir not defteri alsınlar ve o tarihten itibaren düşüncelerini duygularını oraya yazmaya başlasınlar, Umreye gidince oradaki, yaşadıklarını da günü gününe yazsınlar, dönünce bu hatıralarını temize çekip bana  gönderirler bende benimkiler ile birlikte böylece yeni bir 2023 umre dosyası oluşturulmuş olacaktır. bitmiş hali ile herkese gönderilecektir. 

Dünya ahiret işlerin kolay gelsin Saniye kızımıza evlatlara sana selâmlar Nüket Annenin de selâmları vardır hoşçakal Allaha emanet ol.   

------------------------- 

Not= “2-Hacc divanı  173-2020 umre dosyası ve umrede lâzım olabilecek ilâç, ihtiyaçlar ve dualar” 

İsimli kitaplarda ayrıca herkese gönderildi. 

Bilgi kabilinden olması için ihtiyaçlar ve dualar dosyasını buraya da ilâve ediyorum. " İz- -T-B- " 

---------------------------------------------  

 2023 Umre Gezi Programı Sıla Tur 

 Muharrem Avan. (7-Kasım-2023)

 Efendi Babacığım;

Hayırlı günler diliyorum, Sıla turizimden Zafer bey günlük programı attı. Onay verirseniz grubda paylaşacakmış.

Hörmet ve muhabbet ile ellerinizden öpüyorum babacığım

Oğlunuz muharrem. 

-------------------- 

 Necdet ardıç. (7-Kasım-2023)

 Hayırlı günler Muharrem oğlum  zafer bey Nüket Anneye de göndermiş okuduk tamam güzel olmuş inşeallah  Umremizi başarıyla tamamlarız.  

Birde bana son umre yolcu listesini gönderirsen iyi olur.  Dünya ahiret işlerin kolay gelsin selâmlar hoşça kal Allaha emanet ol.  " İz- -T-B- "

------------------

11-20 KASIM
TERZİ BABA İLE UMRE

3 Gece Medine Bosphorus Otel / 6 Gece Mekke Anjum Otel

Toplam 9 gece 10 gün

1. GÜN 11 KASIM CUMARTESİ > İSTANBUL / MEDİNE

SAUDIA kontuarında yapılacak check-inn işlemlerinin ardından SV258 sefer sayılı uçuşla saat 13:45 ’te Medine’ye uçuş. Medine Havalimanında görevlilerimiz tarafından karşılanma ve otelimize transfer. Odalarımıza yerleşmenin ardından otel lobisinde buluşma ve topluca Mescidi Nebevi ’ye gidiş. Çevre tanıtımı, Ravza ve Cennetu’l-Bakî’ selamlaması. 

2.GÜN 12 KASIM PAZAR > MEDİNE

Sabah namazının hemen ardından erkek misafirlerimiz ile Yeşil Kubbe önünde buluşma ve Cennetu’l-Bakî’ ziyareti (Kabristana bayanların girmesine izin verilmemektedir). İkindi namazı sonrasında Yeşil Kubbe önünde buluşma ve yakın mescitler ziyareti. Akşam yemeği otelde. Saati daha sonra bildirilecek Ravza ziyareti.

3.GÜN 13 KASIM PAZARTESİ > MEDİNE

Sabah namazı ve oteldeki kahvaltının ardından saat 7:00’de Medine çevre ziyaretleri için hareket. Medine civarında bulunan Uhud Şehitliği, Mescidi Kıbleteyn, Hendek savaşının yapıldığı bölge ve Kûba Mescidi ’ni ziyaret. Akşam yemeği otelimizde.

4.GÜN 14 KASIM SALI > MEDİNE / MEKKE

Sabah namazı ve kahvaltı ardından saat 13:00 ’te ihramlı olarak Medine mikat mahalli olan Zulhuleyfe’ye hareket. İhram namazının kılınması ve topluca ihrama niyetten sonra Mekke-i Mükerreme’ye hareket. Mekke’ye varış ve otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve bir miktar dinlenmenin ardından toplu olarak çevre tanıtımı ve umrenin ifası.

5.GÜN 15 KASIM ÇARŞAMBA > MEKKE 

Sabah namazı ve ardından kahvaltı otelimizde. Akşam yemeği otelde. 

6.GÜN 16 KASIM PERŞEMBE > MEKKE

Sabah namazı ve ardından kahvaltı otelimizde. Saat: 7.00’de Mekke çevre ziyaretleri için hareket. Mekke civarında bulunan Sevr Dağı, Arafat, Müzdelife, Mina, Nur Dağı, Cennetü’l-Mualla Kabristanı, Cin Mescidi ’ni ziyaret.

7.GÜN 17 KASIM CUMA > MEKKE

Sabah namazı ve ardından kahvaltı otelimizde. Akşam yemeği otelde. Saat: 21.00 ‘de umre için ihramlı olarak Cî’rane ’ye hareket.

8.GÜN 18 KASIM CUMARTESİ > MEKKE 

Sabah namazı ve ardından kahvaltı otelimizde. Akşam yemeği otelde. 

9.GÜN 19 KASIM PAZAR > MEKKE

Sabah namazı ve ardından kahvaltı otelimizde. Saat: 08.00 ‘de umre için ihramlı olarak Hudeybiye’ye hareket. Akşam yemeği otelde.

10.GÜN 20 KASIM PAZARTESİ > MEKKE / CİDDE / İSTANBUL

Sabah namazı ve otelimizdeki kahvaltıdan sonra dönüş için hazırlık. Saat: 11:30 ‘da Cidde Havalimanına transfer. Check-inn ve pasaport işlemlerinden sonra SV 261 seferle 17.30 ’da uçuş ve 21.35 ’te İstanbul’a varış. 

15 günlük olanlar (24-11-2023) aynı şekilde dönüş. 

---------------------- 

Muharrem Avan. (8-Kasım-2023)

Efendibabacığım;

İstemiş olduğunuz Umre yolcu listesi ekte bulunmaktadır.

Hörmet ve muhabbet ile ellerinizden öpüyorum.

Oğlunuz Muharrem

--------------------- 

Necdet Ardıç (8-Kasım-2023) 

Hayırlı günler Muharrem oğlum sağolasın gönderdiğin dosyayı indirdim yerine kopyaladım. Ellerine sağlık, selâmlar hoşça kal, Allaha emanet ol.  " İz- -T-b- " 

------------------------

 2023-Terzibaba Grubu Umre isim listesi.

- Necdet Ardıç. Tekirdağ.

- Nüket Ardıç. Tekirdağ.

--------------------------- 

- C. Cem Ardıç. Tekirdağ.

- Simge Ardıç. Tekirdağ.

--------------------------

- Cansın Ardıç. Tekirdağ.

- Ceylin Ardıç. Tekirdağ.

--------------------------

- Buşra Şahin. İstanbul.

- Zahide Akçay. İzmir.

-------------------------- 

- Harun Nezih Türkçü. İstanbul.

- Eren Ata. Bursa.

-------------------------- 

- Rasim Mahmutoğulları. İstanbul.

- Fatih Ardıç. Tekirdağ.

-------------------------- 

- Adem Sayar. Fransa.

- Raba Amarouche. Fransa.

-------------------------- 

- Solmaz sayar. Fransa.

- Meryen Sayar. Fransa.

-------------------------- 

- Ayfer Turan. Almanya.

- Ayşe turan. Almanya.

--------------------------- 

- Cavide Erduman. Almanya.

- Zahide Aydoğdu. Almanya. 

-------------------------- 

- Şahika Demiroğlu. İstanbul. 

- Mustafa Demiroğlu. İstanbul. 

-------------------------- 

- Cem Demiroğlu. İstanbul. 

- Yaşar Balbay. İzmir. 

-------------------------- 

- Erol Emrem. İstanbul. 

- Hatice Emrem. İstanbul. 

-------------------------- 

- Ferda Yerlioğlu. Tekirdağ. 

- İ. Halil Yerlioğlu. Tekirdağ. 

- M. Ferit. Yerloğlu. Tekirdağ. 

------------------------ 

- Selim Çoban. Adana. 

- Selma Çoban. Adana. 

------------------------ 

- Ömer sığırtmaçoğlu. Adana. 

- Mehmet Kahraman. Adana. 

- Muhammed kaya. Adana. 

----------------------- 

- Aynur Sığırtmaçaoğlu. Adana. 

- Zilha ince. Adana. 

- Münevver Gök. Adana. 

- Nazife Kahraman. Adana. 

---------------------- 

- Sıdıka Hande olguner. İstanbul. 

- Ekrem Ozan Olguner. İstanbul. 

--------------------- 

- Ömer Kırmalı. Antalya. 

- Kemal üstün. Antalya. 

--------------------- 

- Çiğdem Tunç Süzer. Edirne. 

- Fatma Elif Süzer. Edirne. 

- Zeliha Tunç. Edirne. 

-------------------- 

- A. Ali Haydar Sarı. İstanbul. 

- Ceyda Sarı İstanbul. 

- Eren Osman sarı. İstanbul. 

- Ahunur Alkan. İstanbul. 

------------------- 

- Hüseyin Öztitiz. İzmir.

- Şadan Öztitiz. İzmir. 

--------------------- 

- Hayrettin Öztitiz. İzmir. 

- Ünzile Öztitiz. İzmir. 

-------------------- 

- Ayşegül gürol. İzmir. 

- Zerrin Ülbe. Bandırma. 

------------------- 

- Canan Çalışkan. İzmir. 

- Erhan Çalışkan. İzmir. 

------------------ 

- Mesut Keçebaş. Bursa. 

- Merve Yapar Keçebaş. Bursa. 

- Yurdanur Yapar. Bursa. 

- Adem Safa Keçebaş. Bursa. 

------------------ 

- Baki Tunca. Bursa. 

- Leman Tunca. Bursa. 

- Elif Tunca. Bursa. 

------------------ 

- Uğur Danış. İstanbul. 

- Kadriya danış. İstanbul. 

------------------ 

- Pakize Didem coşkun. İstanbul. 

- Derya Sunkel. Amerika. 

----------------- 

- Yasemin yaşar. Almanya. 

- Ayfer Demir. Almanya. 

----------------- 

- Aynur Ertunç. Fransa. 

- Hasibe Taşdelen. İstanbul. 

----------------- 

- Erol Gılbaz. Tekirdağ. 

- Ayşen gılbaz. Tekirdağ. 

----------------- 

- Ece Özoğul. İstanbul. 

- Uğur Özoğul. İstanbul. 

------------------ 

- Ayfer Yaman. Almanya. 

- Feray Ataş. İstanbul. 

----------------- 

- Ramazan Sungur. Almanya. 

- Buket Sungur. Almanya. 

----------------- 

- Sezai Tombak. Kütahya Tavşanlı.

- Ayşe Tombak. Kütahya Tavşanlı.

----------------- 

- Arife Elikara. Kütahya Tavşanlı.

- Köksal Elikara. Kütahya Tavşanlı. 

----------------- 

- Fatih Ekrem Sarı. İstanbul. 

- Derya Sarı. İstanbul. 

- Ertuğrul Kerem Sarı. İstanbul. 

- Beyza Zümra Sarı. İstanbul. 

------------------ 

- Ülkü Kızılkaya. İstanbul. 

- Emine Acar. İstanbul. 

-------------------- 

- Özlem Balkan. İstanbul. 

- Duygu gayemi. İstanbul. 

------------------- 

- Nuran Duyar. İstanbul. 

- Saliha Cansever. İstanbul. 

-------------------- 

 Bu kardeşlerimizin dışında şirket tarafından gurubumuza iltihak ettirilen 12 kişimiz daha oldu, böylece sayımız (106 kişiye ulaşmış oldu.

İnşeallah kardeşlerimize ve Rabb-ımıza mahcup olmadan ziyaretlerimizi tamamlarız. 

-------------------- 

NOT= Yeri gelmişken, “Sıla şirketi” hakkında (97-2015) senesi umre hatıralarından küçük bir aktarım yapalım. 

-------------

 Medine de süremiz dolduğundan, bizler Mi’râc seferimize çıkmamız gerekiyordu bu yolculuğumuz zâhiren karadan, bâtınen gönül göğünden olacaktı, nihayet toplanan bavullar otobüslere yüklendi. 

 Sıla tur (Terzi Baba 1) gurubu, Sıla tur (Terzi Baba 2) gurubu, olarak yola çıkıldı. Yaklaşık altı saatlik bir yolculuktan sonra nihayet, Mekke-i Mükerreme ve gönül Kâ’be’si ne ulaşmış olduk. Otobüsler bizi kalacağımız (ANJUM) otelinin geniş bahçesine getirdiler, Sıla şirketimizin elemanları bizleri karşıladılar, odalarımızı tesbit ettiler ve herkes ihramlı olduklarından hemen evvelâ yemeklerimizin yenmesi söylendi. Yemeklerimizi yeyip odalarımıza çıktık hemen abdest tazeleyip tavaf ve sa’y görevimizi yapmak için zâten uzakta olmayan Mescid-il hareme doğru (68) kişi (4) imam görevli nezaretinde yola çıktık. Bunlardan daha ileriki sayfalarda günlük hatırat yazılarımda bahsedilecektir. Şimdi hatırlatma babında kısa bilgiler verelim. 

 Sıla yazılış itibariyle. (Silâ) şekliyle yazılıyor. Görüldüğü gibi, (sin/ye/lâm 

Ve elif) Harflerinden meydana gelmektedir. Sin (60) ye (10) lâm (30) elif (1 ve 13) tür, toplarsak, (60+10+30+1=101) (11) Hz. Muhammed’dir. Ayrıca elifin (13) ü ile de, hakikat-ü Ahadiyyetü’l Ahmediyye’dir. 

 (Tûr) ise yazılış itibariyle, görüldüğü gibi, (te-tı/vav/rı) harflerinden meydana gelmektedir. Te (400) vav (6) rı (200) dür, toplarsak (400+6+200= 606) (66) Allah isminin gizli elifsiz karşılığıdır. Ayrıca (6+6=12) Hakikat-i Muhammedî’dir. Hazret-i Muhammed’in getirdiği bütün âlemlerin turu’dur. Hakkında sûre içinde geçen ismi vardır. Tin sûresi (95/3-4) “tur’u sînin” “sine/gönül turu” ve insan turudur. Bizimde genelde Kâ’be ye girip çıktığımız yürüyen merdivenli kapı (66) no su dur. Yorum yapılacak. 

 (Sıla) (11) Hz. Muhammed, (1) zâhir, (1) bâtın olmak üzere her mertebede geçerlidir. 

 (Sıla) nın (sin) i (Ya sin) deki hitab edilen İnsan-ı Kâmildir ki, beşeri, hakikati olan sıla-i Rahim’ine aslına Rabbına ulaştırır. (ye) si “yakînlik” ifadesidir ki kendi zâtından başka bir şey değildir. (Lâm-) ı ise bütün bunların kontrolu ve tahakkuk ettiricisi olan Ulûhiyet mertebesidir.

 (Sıla) Turizm, yazılan tanıtıcı amblemde kırmızı ile işlenmiş işaretlenmiş yarım ay şeklindeki aslında tek olan iki görüntü ise ezelden gelen, İnsân-ı Kâmilde neticelenen bir İlâhi “tur” u ifade etmektedir. Zât-ı mutlak daha bu âlemler hiç yok iken kendinin bilinmesini sevdi ve kendindeki bütün özelliklerinin ortaya çıkmasını murad etti (Küntü kenzen……. ) diye ifade edilmektedir. Bunun için ilk tecelisini “tecelli akdes” olarak a’mâiyyetinden “ahadiyyet”ine yaptı burada, Ahadiyyette “inniyyeti ve hüvviyyeti” olarak iki özelliği meydana geldi. İnniyyetinden “İnsan ve Kur’an” Hüvviyyetinden de bütün bu âlemler ve kendi beyti olan Kâ’be –i Muazzama meydana geldi. 

 İşte gökten yani sonsuzluk âleminde iki kol iki akış olarak bu oluşumlar içinde bulunduğumuz bu şehadet âleminde birleşerek zuhura çıktılar ezelde kurgulanıp düzenlenmiş olan bu hakikatleri ziyaret için insanlar şirketler halinde turlar düzenleyip bu hususların tahakkukunu temin ediyorlar. 

 (Sıla) Ayrıca dahada özel olması bakımından, yukarıda bahsedilen Ahadiyyet mertebesinde, İnniyyetten İnsan ve Kur’ân-ın meydana geldiğini belirtmiş idik, bunu Peygamber Efendimiz Hadîs-i kudsilerinde. (el insanü vel Kur’anü tev’emanü) yani (İnsan ve Kur’ân bir batında doğan ikiz kardeştir) ifadesiyle insan ve Kur’ân-ın kaynağının nerelere dayandığını açık olarak bize anlatmış olmaktadır. Şimdi mevzua bu yönüyle bakarak şekilde görülen iki kırmızı hattın başlangıcının bâtın âleminden gelen birinci öndeki kavsi oradan yola çıkarak âlemi şehadette vakti geldiğinde zuhura çıkmak üzere arşta bekletilen Kur’ândır. İkinci kavs ise dünya ya Âdem ismi ile indirilen (Ya-sîn) insandır. 

 İnsan kemâlini sürdürerek Hz. Muhammed “habibullah” mertebesine ulaşınca ikiz kardeşi Allah-ın kelâmı olan Kur’ân-ı Kerimi alıp okumaya Hira dağında salâhiyet kazanınca Cenâb-ı Hakk bu ikiz kardeşi buluşmanın vakti geldiğinden onları hira dağında ilk olarak buluşturmaya başladı bu buluşma (23) senede tamamlandı. Hira dağındaki o “ıkr’a” gecesi dünya tarihinin ve tefekkür hayatının en büyük dönüşümlerinden biridir. 

 İşte sıla turizm resminde görülen gök yüceliklerin arz irfaniyyetine tur ile indirlen, İnsan ve Kur’ân, iki kadeş bu âlemde birbirlerine kavuşmuş oldular. 

 Resme biraz daha dikkatle bakarsak yukarıdan gelen iki hattın uçlarının, “turİzm” “İ” si üzerinde durduğunu görürüz. Bu da İnsân-ı işaret etmektedir. Yani insân-ı Kâmilin bu hakikatlerin hamili/taşıyıcısı olduğunu görürüz. 

 Ayrıca renginin kırmızı olması, “aşk ve hayattır” Kâ’be nin örtüsü siyah â’maiyyettir. Makam-ı İbrahim baştan aşağı sarıdır İbrâhîmiyyet makamının Ulûhiyet makamına olan aşkından yanıp tutuşup sararıp solmasıdır. Bu simgesel iki aşık kurulduklarından beri birbirlerine olan aşklarını hep terennün etmekteler ve İnsân-ı Kâmillerde kendi devirlerinde bu aşıkların temsilcisi hikâyelerini anlatıcısı hayret ve ibretle seyircileridir. Bu iki âşık kuruldukları günden beri ne soğuk ne sıcak demeden o yakıcı güneş altında hiç şikâyet etmeden aşklarını sürdürmektedirler. Ehli gaflet ise bütün bunlardan habersiz kaç tur daha fazla yaparımda sevap kazanırım hesabını yaparlar, İnsan-ı Kâmiller ise (sıla turu/sıla-i rahim) turu yaparlar. Orada Zât-ı İlâhi ile gönülden vuslat ederler. Böylece onlar gerçek ilâhi turlarını tamamlamış olurlar. 

 Sıla tur’un bu logo veya amblemi düzenlenirken bunlar belki düşünülmemiş olabilirler, ancak kendilerinin iyi niyetlerinden, üst İlâhi akıl (Akl-ı kül) bu görüntüyü amblemi düzenleyen kişinin veya kişilerin gönüllerine ilka, ettiğinden bu haliyle kabul görüp şirketin simgesi haline gelmişki gerçekten çok güzel bir (alâmet-i farika) farklı bir alâmet/işaret olmuş. Cenâb-ı Hakk yollarını açık, kârlarını bereketli hizmetlerinide kabul eylesin İnşeallah. 

-------------------

 NOT= Bu hususta, turlar hakkında yukarıda (nedir dediler) ismiyle yazılmış şiir benzeri yazılarda daha başka malûmatlar vardır dileyen oraya da bakabilir. 

------------------- 

 (Tur) (66) Allah lâfzı karşılığı ve Hakikat-i Muhammedî’dir. (6) cihet zâhir (6) cihet bâtındır. Ayrıca (6) tecellidir. Ahadiyyet, Vahidiyyet, Rahmâniyyet, Rububiyyet, Melikiyyet ve İnsân-ı Kâmil’dir. Buradan geriye dönüşte İlâh-î sıla-i rahimdir. 

 Tur, aynı zamanda seferdir, ancak tur, başladığı yere dönüştür, sefer ise geriye dönmeyebilir. 

 Ayrıca insanın üç seferi vardır, birincisi “Hakk’tan halka” ikincisi, “halk’tan Hakk’a” dır, üçüncüsü ise, tekrar “Hakk’tan halka” ancak bu sefer Hakk ile yani hakikati ile dönüştür. 

 Diğer taraftan seyr-i sülûk’ta yedi nefs mertebelerine “etturu seb’a” yedi tur, veya, “etvar-ı seb’a” yedi tavır, denir. Diğer taraftan da “hazarat-ı hamse” beş hazret mertebeside kendi içinde turlardır. Tevhid-i ef’âl turu, tevhid-i esmâ turu, tevhid-i sıfat turu, ve tevhid-i zat turu ve İnsân-ı Kâmil turlarıdır. Ve bütün bu âlemlerin her birerlerine has kendi turları vardır. 

------------------- 

 (12/02/2015) Perşembe sabah namazının ikinci rek’atinde İmam efendi (lealleküm yercuun/umulurki dönersiniz) âyetini (ve ilâllahi türcaul umur/bütün işler Allaha döndürülecektir, âyet-i kerîmelerini diğerleri ile birlikte okumuş idi. 

 Gine aynı sabah kahvaltıda karşılaştığımız başka bir şirket ile gelen bir Türk umrecisi bana bakarak, Sıla şirketi size iyi bakıyor/ baktığını söyledi. Bir bakıma Sıla şirketi ana vatan Vahidiyyet’tir. Vahidiyyet bize bu dünyada iyi bakmaktadır, şükrederiz İnşeallah ahrette de bakar. 

 Bu arada Sıla-i rahim hakkında bazı hadis-i şerifleride aktarmak yerinde olacaktır diye düşündüm. Bir oğlumuzdan bunu istedim İnternetten indirdiklerinin bazılarını buraya ilâve ediyorum İnşeallah faydalı olur. 

------------------- 

 Ebu Hüreyre=Müslim. 

 (1) Rasûlüllah. (s.a.v.) Allah teâlâ mahlûkatı yaratıp/halkedip, bunların takdiratını tamamlayınca, akrabalık ayağa kalkarak; 

 - “Ya Rab! Burası, akrabalık münasebetlerini, kesmekten sana sığınanların makamıdır,” dedi. Allah-u teâlâ; 

 - “Evet sana sıla yapana benimde sıla yapmama; senden alâkayı kesmeme razı olmazmısın? Buyurdu. 

 Akrabalık. 

 - “Evet” diye cevap verdi. Allahu Teâlâ. 

 - “Bu sana verilmiştir” buyurdu. 

 Bundan sonra Allah’ın Rasûlü; 

 - “İsterseniz şu âyetleri okuyunuz” dedi. 

 - “Geri dönerseniz hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağını keseceksiniz öylemi? Onlar öyle kimselerdir ki, Allah onları lânetlemiş ve gözlerini kör etmiştir. Onlar Kur’an-ı düşünmüyorlarmı? Yoksa kalplerinde kilitlermi var.” 

 (2) “herkim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini; istiyorsa (sıla-i rahim) yapsın” buyurdu. 

 Müslim, Enes bin malik. 

 (3) “Allah ve ahiret gününe imân eden kimse, sıla-i rahim yapsın” 

 Buhari, Müslim. 

------------------- 

 Yeri gelmişken bir tur’dan daha bahsedelim. O’da (118-52-Kur’an-ı Kerimde yolculuk Tur suresi) dir. Bu kitabımızın Ön sözünü buraya aktardım daha çok bilgi için ismi geçen kitabı “terzibaba13.com” isimli sitemizden indirip okuyabilirler ayrıca da tavsiye ederim Rabb-im faydalan-dırsın. T.B. 

-----------------

ÖN SÖZ:

Evvelâ bütün okuyucularıma bir ömür boyu sağlık, sıhhat, gönül muhabbetleri ve gerçek mânâ da tasavvufî idrakler niyaz ederim. Bu dünya da en büyük kazanç, burasını, bu âlemi şehâdet-i, gerçekten müşahede ederek yaşayıp geçirmek, ve kendini tanımayı bilmek olacaktır. Kûr’ân-ı Kerîm’de (yolculuk) adlı sohbetlerimizin bazılarını vakit buldukça yazıya geçirtip daha sonra vakit buldukça kitap haline dönüştürmek için çalışmalar yapmaktayız. Ayrıca yenilerinin de üstünde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. 

Bunlardan biride, (52) TÛR sûresi) dir. Bu sûre-i şerifin bizler için ayrı bir özelliği vardır. O da şudur. Silsile-i mübareke de M. Nusret Babamın sırası (52) dir. Bu ise Kûr’ân-ı Kerîm’de (52) TÛR sûresi) dir. Ve Nusret babamızın soy ismide “TÛR’a” dır. 

Bu çalışmamızda M. Nusret Tûr’a Babam (52) ile, (52) TÛR sûresi) nin arasında ki, bağlantıları ve İlâh-i muhabbet-i ilerleyen sayfalarda bulmaya çalışacağız. 

Ancak yanlış anlaşılmasın Bu sûre-i şerifeye sahip olmak diye bir maksadımız yoktur, Tabiî ki bu sûre de bütün insanlığa gönderilmiş müşterek İlâh-i bir armağandır. Ve herkesin içinde Hakk-ı vardır, ve her kes gayreti kadar, içinden nasibini alacaktır. 

Bizim yapmaya çalıştığımız ise bazı gerçeklere ışık tutup bunlardan bir nebze ma’nevi zevk ve huzur almaktır.

Cenâb-ı Hakk’tan bu hususta Nusret Babamın evlâtları ve ayrıca her kez için ma’nevi kazançlar niyaz ederim. T.B. 

------------------- 

 (12/02/2015/Perşembe) İsim benzerlediğinden bu şiirimsi yazımıda ilâve ediyorum. İnşeallah yararlı olur. 

 

 TURLAMAK 

 Dünyaya gelmişim bir seferden.

 Babam sadık, Annem melek’ten, 

 Bin dokuz yüz otussekiz seneden, 

 Başlamışım turlamaya o günden. 

 Çocukluk derken okul turları, 

 Gençlik derken kaldı hatıraları, 

 Çok çalıştım düşündürdü gayrıları, 

 Öğrenmek için turladım ustaları. 

 Nihayet ulaştım dayandım Fatihe, 

 Hazmi mübareği buldum yerinde,

 Bana bir elbise giydirdi hem yeni de,

 Turlar oldum böylece Fatihi de. 

 Tur’un yolu değişti bir gün, 

 Dediler hemen git, Nusrete bir görün, 

 Göründüm, dedi gel gözümün nuru, 

 Böylece yolumuz oldu onun turu, 

 Turladım on dokuz sene bu yolu, 

 Kervan fakire düştü, yolcu dolu,

 Gitmeye başladık kaldığımız yerden, 

 Turlamaya başladık hep birden. 

 

 Bu arada dünya turları bitmez, 

 Suretlere hullet dikerim, zaman yetmez, 

 Biri biter biri başlar türlü libaslar.

 Her biri turlanır yeniden başlar. 

 Evlendim bir gün Nüket Anne ile, 

 Turlamaya başladık birlikte hayrile, 

 Vakit geçirmedik yolda avam ile,

 Turlar, turlar devam etti gayret ile. 

 İzzetle Cem geldi turlanmak için, 

 Aldılar onlarda güzel bir biçim, 

 Elhamdülillâh pek zorlamadı geçim,

 Hep turladık o yıllar biçim biçim. 

 Genişlemeye başladı turlar, 

 Yakınlaştı herkese uzaklar, 

 Yollarda vardı her zaman tuzaklar, 

 Rabb’ım açtı yolu kesilmedi turlar. 

 Hacc turu başladı seksen iki de, 

 Oldukça zahmetli idi otobüste, 

 Ancak gayret vardı hep gönüllerde, 

 Turumuz geçti güzel yerlerde, 

 Bu turumuz oldu belki on iki on üç, 

 Zorda olsa bize gelmedi hiç güç,

 Rabb’ım kolaylaştırdı bunları bize, 

 Bu turları hediye ettim sizlere. 

 Dört mertebeden turlar turlanır, 

 Şeriat tarikat önce dönülür, 

 Hakikat marifettir sonra görülür, 

 Şaftlar bitince bir tavaf denilir. 

 Aslı helezondur çıkılır yukarı, 

 Verilir hem isimlerin hakları,

 Kalmaz onların nefsinde gayrıları,

 Açılır etturu seb’anın yolları.

 Namaz kılınca hemen arkadan, 

 Başlarsın sa’yin turuna safadan, 

 Sıfat-ı subutiyye çıkar bağrından, 

 Sonra kesersin ağarmış saçlarından, 

 Bunlar rumuzdur hep tur’un aslına, 

 Veriyor Mevlâ hem ücretsiz alsana, 

 Gözün açta bir kendine baksana, 

 Her an turdasın bunu anlasana. 

 Aslım Ahadiyyette vardır benim,

 Başladı turum Vahidiyyette benim, 

 Elestü birabbiküm’den hediye, 

 Zuhurda oldum beşerul emin. 

 Yaşadım bir zaman zeminde nefsimle, 

 Âdem oldum istiğfar ettim dilimle, 

 Cennetten kalmadı bir şey elimde,

 Böylece turladık dünya evinde.

 Aradım Havvayı, yollar turlar ile, 

 Sıla-i rahim’den eyvahlar ile,

 Halimize üzüldü melekler bile, 

 Turladık beyti o günden melekler ile.

 Şit, İdris, Nuh, Hud, turladı geldi geçti 

 Daha sonra sıra İbrâhîme geçti, 

 Onunlada beraberdik beyti kurarken, 

 Ne güzeldi halimiz o zaman da turlarken. 

 Derken sıra geldi tur da turlamaya, 

 Başladık Musâ ile Tevrat-ı almaya, 

 Sahirler çıktı karşımıza bir gurup, 

 Âsa ile başladık onları turlamaya. 

 Fir’avn geldi ordusu ile arkamızdan, 

 Turladık biz derya da korkmadan, 

 Fir’avn girdi turlamak için denize, 

 Turlayamadı boğuldu arkamızdan. 

 Turladım kuds’ ten Îsâ için Meryeme, 

 Acayip işler oldu turdan görene,

 Meryem oğlu Îsâ oldum turladım, 

 Aldı Rabb’ım zorlanınca göklere. 

 Bir gün Muhammed’ül emin dediler ismime, 

 Koydurdular Haceru’l esveti yerine, 

 Turluyorken etrafını üzgün beytin, 

 Bir gün Hakk gelecek diyerek yerine. 

 Nihayet bir gün turladık hira da, 

 Buldu bizi Cibrîl bir hoş burada, 

 O da bizi turladı altı yüz kanadı ile, 

 Bizde gök ehli olduk turladık “Ikra’” ile, 

 Safa da sâfi olduk çağırdık kureyşi, 

 Turlamadılar bizi oldular ekşi, 

 Sağlık olsun dedik hepsine birden, 

 İçlerinden bazıları turladılar yahşi. 

 Sıkıntılar başladı o yerde,

 Turlayanlar turladılar gizlilerde, 

 Hicret turu başladı bir gün,

 Hüzün ve sevinç vardı gönüllerde, 

 Çıkıldı yola develer ile, 

 Bilemedi bunu görenler bile, 

 Turladılar iki arkadaş sevr-i, 

 Biri peygamber, yardımcı diğeri, 

 Turlarla ulaştı talâal bedru, 

 İşte neticede olan buydu,

 Bütün yöre halkı coştular bu hale,

 Çevreden uzaklardan da her kes duydu, 

 Kurduk Kâ’be nin temsil yeri kuba’yı, 

 Turladık sonra bu cennet bağı, 

 Oradan yürüdük daha ileriye, 

 Geçtik güzelce toprağı dağı. 

 Nihayet vardık Yesrip iline, 

 Turladık biraz şehrin içine, 

 Nihayet deve çöktü iki yerde. 

 Sıla-i rahme gelmişiz demek bu yerde. 

 Kurduk mescid-i el ele bir güzel, 

 Belirlenmiş bu işler ezelden ezel,

 Turladık hep mascidin etrafını, 

 Görüyordu gayrılarda hayrını, 

 Bir gece mi’raca çıkıldı gönülden, 

 Haber alındı Sıla-i Rahim’den, 

 Turladık bütün âlemi o gece, 

 Hoşnud oldu rabb’im Habibinden. 

 Müjde oldu bu turlar hep ümmete, 

 Erişildi o yüce ulu devlete, 

 Bizden selâm olsun cümle yarana, 

 Kalmasın bu günün işi yarına

-------------------- 

 Herkese selâmlar. 

Dostlarımız kardeşlerimiz evlâtlarımız. Herkese selâmlar, niyetine girdiğimiz umremiz hepimiz için hayırlı uğurlu olsun. İnşeallah sağlıkla gider sağlıkla döneriz. Gidilecek yerler bilindiği gibi sıradan gezmeye gidip gelinecek yerler değildir. 

Bu âlemin en saygın ve en değerli en mübarek yerleridir. Bu kadar güzellik ve ruhaniyetleri olduğu gibi, sıkıntıları da olacaktır, bunları baştan bilmemizde yarar vardır. Bu Hakk yolculuğunda mutlaka imtihanlar ve bazı sıkıntılarda olma ihtimali çoktur. 

Bu sebeple yola çıkmadan bir hafta evvel kendinize bir not defteri alın ve daha o günlerden başlayarak düşünce ve duygularınızı, ne sebep ile bu yolculuğa çıkma kararı aldığınızı yazmaya başlayın ve ilk yola çıkılıyorken de ilk vakit bulduğunuzda yaşantılarınızı kayda almaya başlayın, mesala hangi ve kaç numaralı kapıdan uçağa binildi, uçaktaki koltuğunuz kaç numara uçağın tekerlekleri hangi saniyede yerden kesildi, yolda ne ikram edildiğini, Medinede neler yaşadığınızı, nereleri gezdiğinizi edindiğiniz intibalarınızı, Mekkeye giderken yolculuğun nasıl geçtiğini, Mekke de hangi ziyaret yerlerini gördüğünüzü, oradaki intibalarınızı ve diğer benzerlerini günü gününe kayda almaya bakarsınız. 

Umre sonun da oluşacak hatıralarınızı temize çekip eksikleri varsa vakit bulunca, en geç bir ay içinde tamamlayıp, mailden bana gönderirsiniz. Ben de kısmet olursa aynı şekilde notlar alacağım onlarla birlikte gelen bütün yazıları bir araya toplayıp yeni bir “2023” umre dosyası ortaya çıkacaktır, hepsi gelip ilaveler bittikten sonra bu dosyayı umreye gelen herkese göndereceğim, böylece herkesin elinde çok değerli güzel bir hatıra olacaktır zaman zaman bakıldığında oradaki günler taptaze yeniden hayalen de olsa yaşanacaktır. 

Medine de yaşam daha sakindir ancak Mekke de, oldukça hareketlidir, çünkü Medine de “Cemal” tecellisi, Mekke de “Celâl” tecellisi vardır. Kişilerin yaşadıkları yerlerde olan yaşantılarını orada ki tecelliler daha çok ortaya çıkarır, bunları düşünüp, herhangi bir olumsuzluk gibi olan zamanlarda, sakin ve sabırlı olmaya çalışmak lâzım gelecektir. 

Ayrıca Umrecilerin üzerinde, birde iklim ve sıcaklık tesirleri olacaktır, bu durumda sinirlenmeye sebep olabileceğinden, kişi bazı sıkıntılı davranışları olabilir. Karşısındaki kişi ile münakaşa türü küçük gerilimlere girebilir. Böyle bir hal olduğunda kişi kendini kontrol etmeli ve sakin davranmaya çalışmalıdır. Bu hale şahit olan kimselerde varsa, onlarda sabır kardeş sabır, diye onu sakinleştirmeye çalışmalıdır.

Bilindiği gibi büyük, orta, küçük, bütün şeytanlar orada mevcuttur. Ayrıca cin mescidi de vardır. Yani orada bütün zıdlar mevcuttur. Hallerimizi kontrol edip oradaki değerli zamanlarımızı heba etmeyelim. 

Peygamberimiz, “Etteenni minerrahmani, el aceletü mineşşeytani-teenni sakin hareket etmek Rahmandan, acele etmek ise şeytandandır” buyurmuşlardır. Dikkat edilmesi lazım gelen konulardan biride, istikamet tayinidir. Bilhassa Kâ’be’i muazzamaya girerken, hangi no’lu kapıdan girdiğimizi iyi hatırımızda tutmamız lazımdır ki, çıkarken aynı kapıdan çıkalım, aksi halde başka kapıdan başka istikamete çıkar, yönümüzü karıştırabiliriz. 

Şirketin vereceği tanıtım kartlarını boynumuzdan hiç çıkarmayalım. 

Bilhassa toplu ziyaret yerleri gezilerinde, çok çabuk hareket edip, kafileden ayrılmayalım ve hep kafilenin içinde olalım. Gezi ve yemek saatlerine dikkat edelim, abdest almakta ve cemaate yetişmekte hareketli ve seri olalım. Çünkü orada az zamana çok şey sığdırmamız lazım gelecektir. Rabb-imiz hepimize gayret kuvvet sabır versin, Hakikat-i Muhammedi den ve Hakikat-i ilâhiyyeden azami faydayı sağlamış olarak dönmüş olalım. Şimdiden Cenâb-ı Hakk, Yolumuzu açık Umremizi kabul edilmiş umrelerden eylesin. 

 

 (Hacc ve umre tarifleri.)

 Hacc; hakikat-i İlâh-îyye de cemâlullahı seyr,

 Umre; hakikat-i muhammediyye de cemâlullahı seyrdir. 

 Hac kelimesi ha ve 2 tane de cim ile yazılıyor.

 Ha; hakikat-i İlâh-î, (8)

 1. Cim; Cemâli İlâh-î, (3) (8+3=11) 

 2. Cim; Cemâli beşer. (3) (8+3+3=14)

------------------------------- 

Umrede muhtemelen lâzım olabilecek ihtiyaçlar. 

Kalacakları süreye göre kişiler miktarlarını kendileri ayarlarlar. 

Poşet çay çamaşır asmaya mandal, çamaşır ipi, biraz deterjan, calve tek kişilik çorba, peçete, bardak, çatal kaşık, bıçak, sabun şampuan, büyük çengelli iğne, küçük el ayak havlusu, az peynir, kaşer, limon, biraz kesme şeker. 

Tırnak makası, erkekler için ihram, rahat terlik, isteyen daha başka şeylerde alabilir. 

İlâçlar. 

Pişik kremi, ishal hapı, calsiyum sandoz, selpak mendil, boğaz pastili, ateş düşürücü, ağrı kesici, vazelin. Akşam yatarken vazelini ayaklarımızın altına biraz sürersek ertesi gün sıcaktan deri çatlamasını önler. 

Yanımızda birkaç orta boy poşetin olması iyi olur, tavafa veya sa’ye girileceği zaman terliklerimizi, poşetin içine koyup kemerimizin içine sokabiliriz, böylece görevimiz bitip dışarıya çıkacağımız zaman, terliklerimizi bulunduğu yerden çıkarıp ayaklarımıza giyeriz. Yoksa terlikleri bir yere bıraktığımızda dönüşte onları bulmamız mümkün olmayacaktır. 

Ayrıca kişilerin kendi özel kullandıkları ilâçları varsa onları da unutmamaları yerinde olur. 

Herkes kendine göre daha başka ihtiyaçları varsa alırlar. Veya yukarıda belirtilenlerden istediklerini alırlar. 

---------------------------------

NOT= Erkekler için İHRAM, mühim bir konudur. İki bölümden meydana gelen dikişsiz peştamal benzeri bir örtüdür. Üst bedene örtülen kısmına “RİDA” alt bölüme örtülen kısmada “İZAR” denilir. yola çıkmadan evvel ihramın nasıl kullanılacağı ve ihram yasakları hakkın da bilgi edinilmesi lâzımdır. Bazı şartları vardır onları internetten indirip, veya çevrede daha evvelce Hacc’a ve Umreye giden varsa, oralardan öğrenip öylece evde birkaç defa prova yapmakta yarar olacaktır. Yanlış kullanılan ihram halinde kişinin bazı yerleri kısmen de olsa gözüktüğünde, kefaret olarak bir kurban kesmesi lâzımdır. 

------------------------------------ 

Evden yola ÇIKARKEN okunacak dua. 

Bismillâhirrahmânirrahîm. 

ALLAH’ın ismini anarak yola çıkıyorum. Ben Allah’a tevekkül ettim-dayandım, kuvvet ve kudret sadece ALLAH’ın lütuf ve ihsanıyladır. 

ALLAH’ım, (bu yolculukta) sapıklığa düşmekten ve düşürmekten, hata yapmaktan ve yaptırmaktan, zulmetmekten zulme uğramaktan, cahillik etmekten ve cahilce davranışlarla karşılaşmaktan sana sığınırım. 

İlâhi yarabbi. Senin rızan için, senin şehirlerini ve o şehirlerdeki, zat-i işaretlerini anlayıp idrak ve UMRE “ziyaret” etmek için yola çıktık sonumuzu hayırlı eyle. 

Medine’nin hakikatinden, gerçek “medeni” İlâhi medeniyetinle bizleri zinetlendir, oraların hakikatlerini bizlere açık olarak göster. Her ziyaret yerlerinden bizlere hisseler nasip eyle. 

Mescid-i Nebevi’nin, Kübâ mescidinin Kıbleteyn mescidi’nin ve diğerlerinin de hakikatlerini aç.

Bedir’in, Uhud’un, Hendeğin, 7 mescidlerin, Cennet’ül baki’nin, ve Mescid-i Nebevi’nin içinde bulunan bütün makamların hakikatlerini bizlere göster Ya Rabb-i. 

------------------------------ 

 Hazreti Rasûlüllah’ın kabri şerifleri başında. 

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasûle’llah.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Nebiyya’llah.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Habibe’llah.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Hayra halkı’llah.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ seyyidel evveline vel ahirin. 

----------------------------- 

 Hz. Ebu bekir (r.a.) kabri başında.

Es-selâmü aleyke yâ Ebâ Bekrini’sSıddık. 

Es-selâmü aleyke yâ halifete Rasûli’llâh. (s.a.v.)

Es-selâmü aleyke yâ sahibe Rasûli’llâh ve enisefuhi’l-gar, ve refikahû fi’l- esfar, ve eminehu ale’l-esrar. (Rasûlüllah’ın dostu, mağara arkadaşı, seferde yoldaşı ve sırlarının güvenli koruyucusu.)

---------------------------------- 

Hz. Ömer (r.a.) in kabri başında

Es-selâmü aleyke yâ emira’l-mü’minin Omera’bni’l-Hattap. (Mü’minlerin emiri) 

Es-selâmü aleyke yâ muzhira’l-İslâm. (İslâmı ızhar edip yücelten) 

Es-selâmü aleyke yâ mukessira’l-asnam. (putları parçalayan) 

Es-selâmü aleyke yâ men nekata bi’l-adli ve’s-savâb. (adaletle ve doğrulukla hüküm veren) 

------------------------------------------------ 

Mescid-i Nebevide kılınacak (6) rükünlü (20) rek’atli Hakikat-i Muhammed-î namazının îzâhı. 

Mevkii= Eshab-ı Suffanın yeri veya onun arkası eğer kalabalıktan mümkün olmuyor ise mescid’in her hangi bir yeri olabilir. 

Genel niyyet-i= Niyyet ettim Hakikat-i Muhammediyye nin toplu olarak (20) rek’atlik namazını kılmaya. Denir, daha sonra aşağıdaki niyyetlerle devam edilir. 

(1) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (2) rek’atlık Âdemiyet mertebesinin namazına. (Kılınması sabah namazının (2) rek’at farzı gibi)

(2) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (4) rek’atlık İbrâhîmiyyet mertebesinin namazına. (Kılınması öğlen namazının (4) rek’at farzı gibi)

(3) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (4) rek’atlık Mûseviyyet mertebesinin namazına. (Kılınması ikindi namazının (4) rek’at farzı gibi)

(4) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (3) rek’atlık İseviyyet mertebesinin namazına. (Kılınması akşam namazının (3) rek’at farzı gibi)

(5) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (4) rek’atlık Muhammediyyet mertebesinin namazına. (Kılınması yatsı namazının (4) rek’at farzı gibi)

(6) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (3) rek’atlık Vitriyyet mertebesinin namazına. (Kılınması Aynen (3) rek’at “vitr” namazı gibi kılınır.)

Tamamı (20) rek’at olup toplamı (ferdiyet) tir. (20-2=18) Onsekiz bin âlem içindedir. Geriye kalan (2) ise bütün bunların zâhir ve bâtın, fenâ ve bakâ, idraki ile yaşanmasıdır diyebiliriz. Ve bu hakikatleri açtığı için Rabb-ı mıza şükrederiz. Kılabilenlerin ibadetlerini Cenâb-ı Hakk kabul etsin İnşeallah. Eğer niyetlerdeki sözler zor gelirse yukarıda belirtilen ilk niyyet yeterli olur.

------------------- 

(20) Rek’atli (Hakikat-i Muhammed-î) özel namazı kılınacak. Mevkii “ Eshâb-ı suffa” mahalli, kalabalık ise daha arka tarafta da kılınır.

------------------- 

Mekke yolculuğu.

----------------------

İhram giydikten sonra umreye 

niyetlenmek.

(Allahümme inni üridü’l-umrete, fe yessirha li ve tekabbelha minni) 

“Allah’ım senin rızan için, umre yapmak istiyorum. Onu bana kolay kıl ve benden kabul eyle.” Niyet ve dua edilir. 

--------------------- 

Umre tavafına niyet etmek. 

Allahümme inni üridü tavâfe beytike’l-harâm. Feyessirhü li ve tekabbelhü minni. Seb’ate eşvatin, tavâfe’l-umreti lillâhi Teâlâ azze ve celle) 

“Allah’ım, senin rızan için umre tavafı yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve kabul eyle” 

Diye niyet ederek usûlüne göre umre tavafına başlanır. 

---------------------

 Tavafa başlarken 

Allahümme Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar. Ve edhılnel cennete meal ebrar. Ya azizü ya gaffaru ya Rabbel alemiyn. 

Her şavtın başında okunacak.

Sübhanellahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyül azim, vessalâtu vesselâmu alâ Rasulillâhi Muhammedin sallâllahu aleyhi vesellem. Allahümme imanen bike ve tasdiken ve kitabike ve vefaen bi ahdike vettebean bi sünneti nebiyyike ve habibike Muhammedin Sallâllahu aleyhi vesellem. 

-------------------- 

 Bu dua bittikten sonra vakit nisbetinde şavtlarda bunlar da okunabilir. 

Veiz cealnal beyte mesabeten linnasi ve emnen vettehazü min mekami ibrahime müsalla. Bakara 125.

Hasbiyellahu lâ ilâhe illâ hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabb’ül arşil azîm. 

İnnellahe ve melâiketehu yüsallüne alennebiy ya eyyühellezine amenu sallü aleyhi ve sellimu teslima. 

Sübhanellahi ve bihamdihi sübhanellahil aziym. 

Allahümme salli alâMuhammedin Abdike ve Rasuliken nebiyyil ümmiyyi. 

Lâ ilâhe illâlahül melikün Mübin. 

İlâhi ente maksudi ve rıdake matlubi. 

Allahümme zidni tahayyür fi zatike. 

Euzü bike minke.

Sübhaneke lâ uhsi senaen aleyke ente kema esneyte alâ nefsike. 

Rabb-i vec alli ledünke sultanen nasira.

Allahümme sebbit kalbi alâ ruyetike ve muhabbetik. 

Allahümme einni alâ zikrike ve şükrike hüsni ibadetik. 

--------------------

Tavaf namazından sonra Sa’y yerine gidip Sa’ye niyet etmek.

(Allahümme inni üridü en es’â mâ beyne’ssafa ve’l-merveti seb’ate eşvatın sa’ye’-umreti lillâhi tealâ azze ve celle) 

“Allah’ım, senin rızan için Safâ ile Merve arasında sa’y etmek istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve kabul eyle” 

Diye niyetlenerek, usulüne göre sa’ye başlanır.

--------------------

İnnessafa vel mervete min şeairillâh ve men haccel beyte evigtemera felâ cünahe aleyhi en yettavvefe bihima. 

Hasbiyellahu lâ ilâhe illâ hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabb’ül arşil azîm. 

İnnellahe ve melâiketehu yüsallüne alennebiy ya eyyühellezine amenu sallü aleyhi ve sellimu teslima. 

Sübhanellahi ve bihamdihi sübhanellahil aziym. 

Allahümme salli alâMuhammedin Abdike ve Rasuliken nebiyyil ümmiyyi. 

Lâ ilâhe illâlahül melikün Mübin. 

İlâhi ente maksudi ve rıdake matlubi. 

Allahümme zidni tahayyür fi zatike. 

Euzü bike minke.

Sübhaneke lâ uhsi senaen aleyke ente kema esneyte alâ nefsike. 

Rabb-i vec alli ledünke sultanen nasira.

Allahümme sebbit kalbi alâ ruyetike ve muhabbetik. 

Allahümme einni alâ zikrike ve şükrike hüsni ibadetik.

--------------------- 

NOT= Bu duaların hepsinin okunması şart değildir, okunabildiği kadar okunur. 

--------------------

 Mekke-i Mükerreme- Kâ’be-Beytullah’ta kılınacak (19) rek’atli “İnsân-ı Kâmil namazı:” 

(19) Rek’atli (İnsân-ı Kâmil) özel namazı kılınacak. Mevkileri aşağıdaki tarifinde vardır. 

(1)=Tavaftan sonra Mâkâm-ı İbrâhîm-in arkasında: 2= rek’ât namaz. 

(2)= İbrâhimiyyet köşesi’nde-(mertebesinde) 4= rek’ât namaz. 

(3) =Mûseviyyet köşesi’nde-(mertebesinde) 4= rek’ât namaz. 

(4) =Îseviyyet köşesi’nde-(mertebesinde) 3= rek’ât namaz. 

(5) =Muhammediyyet köşesi’inde-(mertebesinde) 4= rek’ât namaz. 

(6) = Mâkâm-ı İbrâhîm’in tam önünde, kapı yüzeyinin tam ortasında şeriat ve marifet mertebelerinin birleştiği yerde Kâfirûn ve İhlâs Sûreleri okunarak kılınan 2= rek’ât namaz seyridir. 

Toplamda (2+4+4+3+4+2=19) rek’atli “İnsân-ı Kâmil namazı” dır. 

-------------------- 

 Aynen farz namazı usulünde kılınır. Kaza namazı yerine de geçer. Sadece tavaftan sonra değil herhangi bir zamanda da kılınır efdal olması tavaftan sonradır. Bu halleri bilen çok azdır. Genel tavaf yapanlar içinde bu haller geçerlidir, ancak farkında olmazlar. 

-------------------- 

 “Bazı bilginler, umrenin farz olduğunu söylerken bir kısmına göre umre sünnet, bir kısmına göre ise gönüllü bir ibadettir. Umre, ziyaret demektir. Hakk’ı dince belirlenmiş özellikler ile tanıdıktan sonra, kul kendisiyle konuşmak isteyebilir. Bu durumda yapılması gereken şey, O'nun evini ziyaret etmektir. Ev ise, namaz kılınabilen her yerdir. Kul, namaz kılarak Hakka yönelir ve O'nunla konuşur, çünkü ziyaret, meyletmek demektir ve (ziyaretin mastarı olan) 'zever' kelimesi de buradan gelir. 

 Bu bağlamda 'o kavme yöneldi (ve ziyaret etti)' anlamında 'zare fülan el-kavm' denilir. Kul, hediyelerle Hakkın kendisini ziyaret etmesini istediğinde oruç tutar ve onunla süslenir ki, Hakkın huzuruna girebilsin. Kul olarak kendisini ziyaret etmek istediğinde ise, hac yapar. Öyleyse bir ziyaret gereklidir. Umre farzları yerine getirirken zorunluluk, müstehaplarda sünnet, nafilelerde ise -şeriatta açıkça sözü edilmemiş- gönüllü ibadettir. Zikredilen hususlardan hangisi senin üzerinde hüküm sahibiyse, umre hakkında vacip, nafile veya gönüllü diye hüküm verebilirsin. Anla!” “Hac ve umre yapanlar Allah’ın misafirleridir. Allah’ta onlara ikramda bulunur.” Hadis. (E.A.) (İbn Arabi Fütuhat-ı Mekkiyye) 

--------------------- 

 (Allah tecellisi Kâ’be-i Muazzama) (İçi Rahmân tecellisi) (Hatim Rahim tecellisi) Böylece orada, (Bismillâhirrhmânirrahîm) (19) harfli Besmele-i şerifin de zuhuru vardır. 

--------------------

Bu ön bilgileri verdikten sonra şimdi Umre günlerimizi günü gününe yeniden yaşamaya başlayalım. 

-------------------- 

Bismillâhirrahmanirrahîm: 

(08-11-2023) 

Bu satırlar, (11-11-2023) (11-24-2023) tarihleri arasında geçen günü gününe tutulan “ İz- -T-B- “nin umre kayıtlarıdır. 

Niyetine girilen Umre ziyareti hazırlanmalarımız epey evvelinden başlamıştı, yolculuk tarihi iyice yaklaşınca, hazırlıklarımız daha da artmıştı. 

Yanımıza alacağımız eşyaların ayrılması ve düzenlenmesi de yapılmıştı nihayet onları bavullara yerleştirmeye başlamıştık. Bu ziyeretlerimiz evvelkilerle birlikte 14 üncü???? Olacaktı, Rabb-im sağlıkla gidip gelmeyi nasip eylesin. 

(11-11-2023-Cumartesi)

Nihayet hareket günümüz gelmişti, yeğenim Fatihte Malkara’dan sabah telâş olmaması için akşamdan gelmişti, arabaya bavullarımızı yerleştirip yola çıktık, Cemlere geldik minibüs türü bir vasıta gelip hepimizi alacak. Yolcular yedi kişiyiz. Nihayet Cem’in arkadaşı Sadığın kayın pederi Sami bey geldi evvelâ eşyalarımızı bavullarımızı yükledik sonra bizlerde bindik saat yaklaşık 8,30 idi güzel bir yolculuktan sonra hava alanına ulaştık F kapısından içeriye girdik, her taraftan gelen kardeşlerle görüştük, Sıla turizm’in bürosuna geldik görevliler bizleri karşıladılar yurt dışı pullarımızı aldık turnikelerden geçtik, 7 no’lu kapıdan içeriye girdik muameleler oldu Sıla görevlileri veda edip gittiler, kapıda bekleyen iki görevli arabalar ile bekliyordu araba ile bizi her yerden geçirdiler, muameleler bittikten sonra bizi açık büfeye götürdüler, biraz yiyecek yedik şimdi bizi uçağa bindirmek için gelecek görevlileri bekliyoruz.

Görevliler geldiler yemek yerinden bizi gene elektrikli arabalar ile aldılar 4 nolu kapıdan uçağa kadar getirdiler, s.v. 258, uçağa bindik yerimiz 56-l Nüket Anne 55-l, 13,40 ta uçak yerinden hareket etti, kaza tedbirleri tarif edildi, yolculuk duası yapıldı. 

----------------------------- 

Sefer duası; Sefere çıkarken önce Euzu Besmele çekilir sonra Kafirun suresi, Nasr suresi, İhlas suresi, Felak suresi, Nas sureleri okunur ve ardından tekrar Euzu Besmele çekilir. 

Sefer duası; ''Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile, Allah'ım Senden yardım dileniyorum, ben sana tevekkül ediyorum, işimdeki zorlukları azalt, seferimdeki sıkıntıları kolaylaştır, kaldır ve beni hayır ile rızıklandır. Benden ve seferdeki tüm yakınlarımdan tüm şerleri def et. Rabbim, Sadrıma inşirah ver, işime kolaylık ver, dilimdeki bağı çöz. Rabbim, kendimi, dinimi, malımı, akrabamı, ehlimi, bana ve onlara lütfettiğin dünya ve ahirete müteallik tüm nimetleri sana emanet ediyorum. Hepimizi üzücü şeylerden ve kazalardan koru. Kerem sahibi olan sensin Ey Rabbim, Beni ve benimle beraber olanları muhafaza eyle. Beni ve benimle beraber olanları selamete çıkar. Günahlarımı bağışla, her neye yönelir isem beni hayra yönlendirecek olan sensin Ey Rabbim.

Sefere çıkılacağı zaman bir araca binerken okunacak dua; ''O Allah ki, her türlü eksiklerden münezzeh olandır, bunu hizmetimiz için verdi, diğer türlü bizim gücümüz buna yetmezdi. Gerçek olan şu ki, sonunda Rabbimize döneceğiz. Rabbim bu çıkacağımız seferde Senden iyilik, güzellik, takva ve işlerimizde rıza-ı ilahiye ermek istiyoruz. Yüce Allah'ım bu seferi bize kolaylaştır, uzaklıkları yakınlaştır, Rabbim çıktığımız seferde bizi koruyan, ailemizi de gözeten Sensin. Yüce Allah'ım, seferin vereceği sıkıntılardan, üzücü olacak hallerinden, malımız ve ailemiz hususunda kötü olan sondan yine Sana sığınırım.'' Amin.

----------------------------- 

Şu an motorlar çalışır vaziyette uçak bulunduğu yerden piste doğru yavaş yavaş hareket etmeye başladı yola devam ediyoruz, uçak piste çıktı motorlar hızlanmaya başladı, saat 14,08 İstanbul hava limanından Medine-i Münevvereye doğru havalanmaya başladı. Yer ehlinden ayrılıp gök ehli olmaya başladık. 

Yerdeki yerleşim yerleri küçülmeye başladı, hava da biraz puslu olduğundan yer iyice görünmez oldu.

---------------------------- 

Burak başladı uçmaya, 

Yer çekiminden kaçmaya,

Nefsin elinden kurtulmaya,

Başladık elhamdülillâh. 

------------------------

Saat, 17,00 uçak yavaş yavaş inişe geçmeye başladı. Kanatların birleşim yerleri açılmaya başladı, böylece uçağın inişi kolaylaşıyormuş. 

Saat, 17,06 Medine hava alanına, İlâhi medeniyyet şehrine inmiş olduk. 

Fenâ fillâhtan baka billâh-a erdik elhamdülillah. 

-------------------- 

Bilindiği gibi Medinenin eski ismi “Yesrip”tir, buraları daha henüz iskan edilmemişken, Yemenden yola çıkan evs ve Hazrec isimli iki kabile yeni yerleşim yerleri bulmak için yemenden yola çıkarlar epey yol aldıktan sonra yolları medine sahasına düşer çölün ortasında ağaçlık yeşillik hurmalık bir yer gördüklerinde burasını serap zannederler ve buraya serap ismini verirler ancak geldikleri eski vatanlarını da unutmamaları için serabın başına bir Y harfi ilâve ederek o bölgenin ismi “yesrip” olarak anılmaya başlar. 

Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz oraya hicret edince ismi “nurlu şehir” anlamında “medine-i Münevvere” ismini almıştır. 

-------------------- 

Böylece bizde zahiren ve geçicide olsa “hicret” ehli olmuştuk. 

Ayrıca Muhammed-i sıla-i rahim de yapmıştık. 

-------------------- 

 11-11-2023

Medineye indiğimizde sıraya girip gümrükten geçtikten sonra çıkışta sıla tur görevlileri Sıla Tur sorumlusu Sadık Yılmaz, görevliler, Turgay Ammar düzel, Hüseyin Altınkaya, oğlu Yusuf Altınkaya, bizleri karşıladılar. 

--------------------------- 

 Yine göründü canan illeri, 

 Gönülde açar O nun gülleri, 

 Sabah akşam öter bülbülleri, 

 Yakar sevdası hep gönülleri. 

--------------------------

Hazırlanmış olan üç otobüse bindirildik, bizim otobüsümüzün görevlisi, Turgay Ammar düzel’di hava alanından yola çıktık, yolda Turgay kardeş epey salâvat çektirdi bu arada bir hadis söyledi bence çok dikkat çekici idi. Hadisi şöyle söyledi. 

“Gök yüzünde bir kapı vardır o kapı salâvatlarla açılır” 

“NOT= Bu hususta gelecek sayfalarda bilgi verilecektir. 

-------------------------------------- 

NOT= Başka umrelerimizde, uçaktan inip Mediye doğru giderken bazı şiirler okurdum bu seferki yolculuğumuzda Turgay kardeşimizin konuşmaları ve salâvatları ile geçtiğinden, onları okuyamamıştım, ben gene o yazıları ve şiirleri “2020” Umresinden buraya aktaracağım. 

------------------ 

 Şimdi uçaktan indikten sonra yolda, otobüste, sesli olarak okunan dua, şiir salâvat ve diğerlerini sırası ile Peygamber Efendimize yazılmış birkaç şiiri de ilâve edeceğim, Mevlâm faydalandırsın İnşeallah. Bunlarında hepsi ses kayıtlarında mevcuttur. “2020” Umresinden. 

------------------- 

Medine-İlâh-î Medeniyyet-Gönül şehrine girerken okunanlar. Bura da Risalet sancağı asılıdır. 

------------------- 

 Eûzübillâhimineşşeytanirracîm Bismillâhirrahmânirrahim. Bizi buralara getirip ulaştıran Rabb’ımıza şükrederiz. Sıla şirketine ve bütün çalışanlarına da teşekkür ederiz. 

 Bizlerin bütün bu hakikitleri anlamamız için aracı olan iki cihan serveri Rasûlü sakaleyn olan Peygamber Efendimize.

Essalâtu vesselâmu aleyke Ya Rasûlellah. 

Essalâtu vesselâmu aleyke Ya Habibellah. 

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Nebiyyallah.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Cemali pak.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Kemali pak.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Varlığı Hakk.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Gönüller sultanı.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Aşıklar kıblegahı.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Dertliler dermanı.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Hakikati Muhammedi.

Essalâtu vesselâmu aleyke Ya Seyyidel evveline vel ahirîn. Velhamdü lillâhi Rabbül âlemîn. 

(Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed.)

------------------- 

 Ya Seyyidenâ ve senedenâ ve mevlânâ Muhammed Mustafa. (s.a.v.) Huz biyediy-elimden tut ya Rasûlellah. (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed.) 

------------------- 

 İnnellahe ve melâiketehu yüsallune alen nebiy ya eyyühellezine âmenû sallu aleyhi ve sellimu teslimâ. (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed.) 

------------------- 

 Lekad câeküm Rasûlün min enfüsiküm azîz, aleyhima anittüm harisun aleyküm bil mü’minine raufunrahim, Fe in tevellen fekûl hasbiyellahu lâ ilâhe illâhu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbil arşil azîm. (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed.) 

------------------- 

 Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. 

------------------- 

 (30/07/2010) Risâlet tecellileri: 

 “Ahad” ile tenzîh eder, “Ahmed” ile teşbîh ederim. Her ikisi ile de tevhîd, ederim. 

 Yedi “Hâ-Mim” de “Hâ” ile seni Hakk’ın hakikatiyle tenzîh eder, mim’i Muhammed-î ile teşbîh ederim. Her ikisi ile de tevhîd, ederim.

 “Mâkâne Muhammedin” ile tenzîh eder, “velâkin rasûlüllah ve hatemenniy” ile teşbîh ederim. Her ikisi ile de tevhîd, ederim. 

 “Vemâ erselnâke” ile tenzîh eder, “illâ rahmeten lil âlemîn” ile teşbîh ederim. Her ikisi ile de tevhîd, ederim. 

 “Vemâ erselnâke” ile tenzîh eder, illâ şâhiden, mübeşşiran, ve nezira,” ile teşbîh ederim. Her ikisi ile de tevhîd, ederim. 

 “İllâ yuha” ile tenzîh eder, “ene misliküm beşer” ile teşbîh ederim. Her ikisi ile de tevhîd, ederim. 

 (Ahzab/33/56)

 “innallahe ve melâiketehü yusallune alennebiyyi ya eyyühelleziyne amenu sallu aleyhi ve sellimu tesliymen” 

 ‘‘Gerçekten Allah ve melekleri Peygamber üzerine Salat ederler, Ey iman edenler! Sizde ona salat edin ve gönül­den teslim olun” 

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. 

 Bu Âyet-i Kerîme’nin bâtın ve iş’ari mânâlarının tefekkürünün yeri burası olmadığı için, sadece zâhirini aktarmakla yetinelim, arzu edenler kendileri araştırabilirler. 

------------------- 

 Hatırasıne binaen. NUSRET BABAMIN ŞİİRİ:

Fahri âlem Efendimize

Bu gün gönlüm kaynıyor, sebeb bilmem ne hikmet.

Misafiriz âlemde, ev sahibim Muhammed. (s.a.v.) 

Seher vakti Nûsret’in senden şefaat bekler,

Ümmete vermek için, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

Mahbesin içindeyim, saatin dördündeyim, 

Ağlar seni beklerim, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

Kula secde yok derler, sana dahi olmazmış, 

Kırk yıl secdem sadır, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

Bilmez âlem bu sırrı,bir Hakk O’nda sen varsın,

Gören O görülen sen, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) 

Dışı sana benzeyen, içi Hakk’tır şüphesiz. 

Birden gayrı ne vardır, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) 

Kâinatın mi’râc-ı veliler de son bulur, 

Veli sende yok olur, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) 

Seni görmeyen bir göz, sana yanmayan bir dil,

Varsa eğer şaşarım, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

Seninle bitti firkat, sende bulundu vuslat,

Sana feda bin Nûsret, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

Senin isminle dahi titremeyen bir gönül,

Varsa eğer şaşarım, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) 

Senden baktım âleme, yine Allah’ı gördüm,

Hakk gözüyle de seni, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

Bir şehre vardı yolum, kalpten nûr ile doldum,

Her vârımla sen oldum, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

Arşa bastı ayağım, kıble oldu durağım,

Sende kayboldu Nûsret, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.)

 Not = Yukarıda ki şiirin (8) inci satırında ki “kırk yıl secdem sanadır” ifadesi okuyanlara ters gelmesin, çünkü bu sözler değişik mertebeden, Hakikat-i Muham-mediyye ye göre söylenmiştir, zuhuru Muhamme-diyye ye göre değildir. Hz. Rasûlüllah’ın bâtını na ve hakikatine göre, sûret ve zâhirine göre değildir.

 O nun bâtını “Hakk” zâhiri ise “halk”’tır, ifade edilen secde bâtınına’dır. Bâtını ise “Hakk” olduğundan en ganiş mânâda hakk’ ın zuhur mahalli olan Hz. Muhammed (s.a.v.) min şahsında yapılan secde dileği doğrudan Hakk’a olmaktadır. 

 Kâ’be ye dönerek secde eden bütün Müslümanlar, tabii ki onun taş yapısına değil, özünde bulunan hakk’ın tecellisinedir.

 Meleklerin Âdem’e secde etmeleri onun toprak kalıbına değil, özünde bulunan Hakk’ın varlığınadır. 

 Bu sahada söz çoktur yeri olmadığı için bu kadar izahı yeterli bulalım ve Hz. Rasûlümüzü gerçek mertebeleriyle idrak edip anlamaya gayret edelim. 

------------------- 

 Hatırasıne binaen. Hazmi Babamın şiirleri.

# YETİŞ 

Ey goncai bağ'ı safa, ey virdi handanım yetiş. 

Lütfün senin derde deva, ey derde dermanım yetiş.

Dolmuş gözüm göynüm senin aşkınla, ey nazlı güzel.
 Sensiz cihanı neylerim, ey munisi canım yetiş.

İçtim gözünden bir kadeh, aşkın şarabın mest olup.
 Ayılmazam ta haşre dek, ey mesti çeşmanım yetiş.,

Ey tuti'i sükker deher, nutkun verir bu cisme can.
 Kurb'an yolunda başı can, ey mah'ı tabanım yetiş.

Nûr'ı Cemâlin şem'ine pervane veş yandı gönül,
 Aşkından ayırma beni, ey şem'i tabanım yetiş.

Dil bülbülü feryad eder, ağlar durur şamu seher.
 Bekler ol canandan haber, ey can'u cananım yetiş.

Ey goncai bağı emel, ey hüsnü anı bi bedel.
 Ey Hâzminin leylâsı gel, sultanı habanım yetiş.

------------------- 

Yâ Resûlâllah

Bu âlem buldu nûrunla bidâyet yâ Resûlâllah,

Yine sende bulur âlem nihayet yâ Resûlâllah. 

 

Sana tazim için gönderdi Cebrâil-i emîn-i, Hakk,

Seni dergâhına Hakk etti davet, yâ Resûlâllah. 

Şeb-i mi’râc hususi bir tecellidir sana, yoksa,

Bütün ânın senin mi-râc-ı izzet, yâ Resûlâllah. 

 

Seni gören görür, Hakkı ki sen mir-at-ı Rahmânsın,

Cemâl-i zatını görmek ne devlet, yâ Resûlâllah. 

Senin hâk-i ıtırnâkin tefahür eyler eflâke,

Harem-i hazretindir arz-ı cennet, yâ Resûlâllah.

Günahkârım huzurunda beni affeyle sûltanım,

Ki sensin âleme hüccet-i Rahmân, yâ Resûlâllah.

Der-i devlet divanın da, boyun bükmüş niyâz eyler,

Kulun Hazmî’diler senden şefâât, yâ Resûlâllah. 

------------------- 

 BOŞ ÇEVİRME ELLERİMİ YÂ RASÛLULLAH 

Yüzüm yok iken geldim kapına, 

Gönül rüzgarı savurdu katına, 

Binmiş idim ben sevgi atına, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

 

Senin ismin ile çarpar kalbim, 

Gözetmezsen nolur benim hâlim, 

İsmini anmadan durursa kalbim, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

 

Ravzana aldın bu günahkârı, 

Yitirmişim ben ezelden arı, 

Günahımı yüzüme vurma bari, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

 

Sana lâyık olamadım bir türlü, 

Ağlar gözlerim geceli gündüzlü, 

Kalbim temizlenmedi pürüzlü, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. 

Gönlüm köşesinden çıktı bir ışık, 

Ben sana belki ezelden aşık, 

Sensin bütün cihanda tek maşuk, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. 

İsmini anmadan geçmez anım, 

Sana kendimden daha yakınım, 

Gönülden gönüllere akanım, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. 

Sevgin kalbimde yanıyor her an, 

Gözlerimden akan yaş değil kan, 

Cemâlini gösterdiğin zaman, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Senin çün bu âlemde cümbüş var, 

Cümleler dosttur kalmamış ağyar, 

Sana kâinat olur hep bahar, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. 

Huzuruna vardım girdim ravzana, 

Anlayamazsam seni vah bana, 

Feda olsun varlığım hep sana, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. 

Gafletle geçiyor şamu seher, 

Seni bilmek ne zormuş meğer, 

Seni anlamadan gidersem eğer, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. 

Hicret ettin Mekke’den Medine’ye

Ben de ederim hicret içeriye,

Kazancımız kalmazsa geriye,

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Başımı koydum ezelde önüne,

Hesabım kalmasın mahşer gününe,

Yüzümü tuttum hep senin yönüne,

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Kölen olsam hep kapında kalsam, 

Lûtfundan mânâ gülleri alsam,

Varlığımla seni anamazsam,

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Aciz ve de naçiz biçareyim,

Baştan aşağı harab, yareyim,

Ciğerim delik pare pareyim,

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Lütfetmezsen nolur benim hâlim, 

Yalvaracak güçte değil kalim, 

Geçiyor günler gafletle daim, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Görüp de cemâlin veririm can,

Sana salât-u selâmlar her an,

Aşkındır yine gönlümde yanan,

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Bir nefes ayrılsam ona yanarım, 

Mecnunum yine kalmadı kararım, 

Gönlümdesin de neden ararım? 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Seni anmak hayat verir bana,

İçeyim aşkını kana kana,

Eylerim niyaz kalmasın sona,

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. 

Davetin ile ravzana geldim, 

Lâyık değil iken selâm verdim, 

Zahir de olsa lûtfuna erdim, 

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah.

Sensin âlemde varlığa sebep,

Ey gönül darılma; edeb, edeb,

Düşersem de bir gün gaflet edip,

Boş çevirme ellerimi yâ Rasûlûllah. T.B. 

MEDİNE-İ MÜNEVVERE (4.10.1982) TERZİ BABA:

------------------- 

 

Elhamdü lillâhi rabbil âlemin vessalâtu vesselâmu alâ rasûlüna muhammedin 

ve alâ âlihi ve eshabihi ecmain 

elhamdü lillâhillezi halâkal insâni minnûr 

vessalâtu vesselâmu alâ rasûlüna mazharil envar 

ve alâ âlihi ve ehli beytihi kıyaminnasi minnûr.

sallü alâ rasûlüna muhammed 

sallü alâ seyyidina muhammed 

sallü alâ tabibi kulûbena muhammed 

sallü alâ şefii zünübena muhammed 

allahümme salli alâ seyyidina muhammed.

 Rabbena atina fiyddünya haseneten ve fiylahireti haseneten 

 ve kına azabennar bi rahmetike ya erhamerrrahimin.

 bi hakkı ve bi hörmeti elif lâm mim

 bi hakkı ve bi hörmeti elif lâm ra

 bi hakkı ve bi hörmeti ta ha ve ya sin

 bi hakkı ve bi hörmeti kef ha ya ayın sad

 bi hakkı ve bi hörmeti ha mim, ha mim, ha mim, ha mim, ha mim, ha mim, ha mim, ayn kaf sin vel Kûr’ânil hakim ve selâmün alel mürselin velhamdülillâhi rabbil âleminel Fatiha

Diyerek sözlerimizi bitirmiş idik.

------------------- 

Bu arada yaklaşık 40 dakika kadar süren yolda bitmiş idi. 

------------------- 

Yine göründü canan illeri, 

Gönülde açar O nun gülleri, 

Sabah akşam öter bülbülleri, 

 Yakar sevdası hep gönülleri. 

---------------------------------- 

Otele geldik otelin ismi “Al safi-Bosphorus Hotel” 

 

 Resimde görülen “SAFİ” yazısı bu otel sahiblerinin aile amblemi imiş. Otele girince büro bölümünün arkası duvarında asılı idi.

Hotel Mescid-i Nebevinin dış kapılarından 320 nolu kapısının hemen karşısında imiş, otele geldik ancak orada bizi bir sürpriz bekliyormuş. 

Terzi Baba gurubunu otelin giriş salonun da karşılamak için büyük bir pasta yaptırmışlar o pastayı Nüket Anne ile birlikte yaklaşık yarım metre büyüklüğünde bir pasta bıçağı ile kestik, sonra pastayı küçük bölümlere bölerek herkese dağıttılar. Çok tatlı bir karşılama olmuştu. Bunun benzerini de (2020) umresinde Mekkeye giderken Medineden çıkarken yapmışlardı onu da hatırasına binaen gelecek sayfalara ilâve ettim. 

 

 

Bu güzel davranış bizlere sıla şirketinden gurubumuza büyük bir sürpriz oldu, video çekimleri oldu 

Daha sonra bir kat yukarı çıkıp yemekhanede akşam yemeklerimizi yedik, odalarımız belirlenmiş idi, bizim odamız 805 no lu imiş, bavullarımızı görevliler aldı birlikte asansörle odamıza geldik içeri girdik, bavulları yerlerine koyduk, aşağıya lobiye indik, görevliler hanımları aldılar hanımlar tarafından Mescid-i Nebeviye ziyaret için girdiler, bizde erkek kardeşlerle birlikte Peygamberimizi ziyarete girdik korüdorda yürüyüp kabri şeriflerin hizasına geldiğimizde kabri şeriflerin önünde bulunan, sadece görevlilerin içinde bulunduğu kırmızı şerit vardı o şerit bölmenin tam yanına gelmiştimki! Hiç anlamadığım bir şekilde sanki bir el sırtıma dokundu, diğer bir elde şeridin baş tarafını kaldırıp şeridi açtı ve fakiri şeridin içine aldı. 

Ziyareti oradan yaptırdılar, hayret edilecek bir hadise idi, yoksa ziyaret esnasında, değil şeridin içine girmek, insanlar biraz yavaşlasalar hemen ikaz edilip ilerlemeleri isteniyor idi. Bu esnada da arkamızdan gelen diğer kardeşlerle birlikte Fatihte aynı anda elinde telefon video çekiyormuş bu hadiseyide farkında olmadan çekmiş. Daha sonra videolarını kontrol ederken o sahneleri görmüş ve o da çok şaşırmış sonra banada gösterdi bende hayret ettim, böylece hadise farkında olunmadan kayda da alınmış olmuş. 

Bu hadise hakkında birçok yorum yapılabilir ben videosunda seyredenlerin ve yazısını okuyanların kendi anlayışlarına bırakıyorum. Ancak fakire özel bir lütuf olduğu açıktır.

Ziyaretimiz bittikten sonra 41 nolu Cennetül baki kapısından çıkıp tekrar Mescid-i Nebevinin başka bir kapısından tekrar içeriye girip yatsı namazını kılıp daha sonra sabah namazına gelmek için sözleşip dinlenmek üzere otel odalarımıza çıktık. 

12-11-2023- 

Şimdi otelin lobisine indik, sabah ezanı okunmakta saat 4,30, 320 nolu dış kapıdan içeri giriş yaptık iç ezan okundu sabah namazını kılıp Mescid-i Nebevi’den çıkıp“Al safi-Bosphorus Hotel” oteline geldik. Sabah kalvaltısını da yaptıktan sonra 805 nolu odamıza çıkıp dinlenmeye başladık. Çok yorgun olduğumdan epey uymuşum. Saat 13,00 gibi kalkıp abdest alıp öğlen namazını kıldıktan sonra saat 14,30 da lobiye indim orada bulunan umreci kardeşler ile birlikte yola çıkıp 4 nolu kapıdan Mescid-i Nebevi’ye girdik şu an ikindi namazını kılmak için içeride bekliyoruz, nihayet ezan-ı Muhammedi okundu ikindiyi kıldık namazdan sonra cennet bahçesi ziyeret edilecek. 

Çok kalabalık yüzünden Ravzanın-cennet bahçesi, ziyaretleri sıraya alınmış, bu yüzden bizim erkek gurubumuza ayrılan zaman ikindi namazından sonrasına verilmiş, hanımlar gurubu da bu sabah namazından sonra saat 7,00 de ziyarete gitmişlerdi.

İkindi namazı kılındıktan sonra dışarıya bahçeye çıkıp topluca ziyarete gitmek için gurup ile sıraya girdik sıra turnikelerde sıra sıra devam ediyor, yavaş yavaş ilerleniyor idi, nihayet 39 no lu kapıdan ravdaya-cennet bahçesine girebildik, içeride altı rek’at nafile namazı kıldım bir müddet içerisini seyredip fotoğrafta çektikten sonra, süremiz dolduğundan ravzadan korüdora geçip efendimizinde önünden geçip ziyaretimizi tamamladıktan sonra, 41 no lu Cennet-ül baki kapısından dışarıya çıktık. 

Bahçede otele yakın bir yerde akşam namazını kılmak için uygun bir yere oturduk bu arada fatihle ben abdest tazeleyip kardeşlerin bulunduğu yere geldik bir müddet sonra akşam ezanı okundu kısmet olursa akşam namazını kılıp otele döneceğiz. “Al safi-Bosphorus Hotel” 

Akşam namazını kıldıktan sonra otele dönüp abdest tazeleyip yemek yedikten sonra kardeşlerle yatsı namazını kılmak için tekrar 8 no lu kapıdan içeriye girip uygun bir yerde namazlarımızı kıldıktan sonra otele dönüp dinlenmeye geçtik. Bu günümüzde böylece çok verimli ve güzel geçmişti. 

13-11-2023- Pazartesi sabahı saat 4,00 te kalkıp hazırlanıp saat 4,30 da lobiye indim, orada kardeşlerle buluşup mescid-i Nebevi’ye gitmek üzere yola çıktık 320 no lu dış avlu kapısından içeri girdik Mescid-i Nebevinin 10 no lu kapısından içeri girdik, o taraftaki sırada yan yana 7-8-9-10-no lu kapılar vardı. Kardeşlerden biri 10 no lu kapıdan girelim dedi, arkadan lâtife olarak 10’a giremedik bari buradan 10’a girelim dedi. Kendisinin seyr-u sülûkunda 9 uncu derste olduğunu anlatmak istemiş. Bunun üzerine 10 no lu kapıdan içeri girip uygun bir yere oturup sabah namazının sünnetini kılıp farzını beklemeye başladık. 

Vakit gelip farzı da imamla kıldıktan sonra, son sünneti vitri de kıldıktan sonra mescidden çıkıp otele geldik, yemekhaneye geçip kahvaltı ettikten sonra, saat 7,30 ziyaret turuna çıktık. Evvelâ Uhut şehitliğine gittik. Oradan kıbleteyn mescidine, oradan 7 mescidlere, oradan Kübâ mescidine gidip orasını da ziyaret ettik bu ziyaret yerlerinde hocamız Sadık bey bizlere oralarının hatıra yaşantılarını anlattı, bende ayrıca sesleri kayda aldım. Hatıra fotğraflarımızı da çektik, böylece zaten öğle namazı da yaklaşmıştı, ben çok yorgun olduğumdan, Mescid-i nebeviye gidemedim, otel odasında namazımı kıldım. 

Daha sonra saat 1,30 da hurma bahçesine gidilecek. 

Nihayet otobüsler geldi bindik Medine hurma bahçesine geldik, evvelâ büyük sahra çadırına alındık, orada tepsiler ile etli pilâvları, özel olarak bizlere ikram ettiler, sadece bizim gurubumuz için hazırlanan çok özel ve çok güzeldi. 

Pilâvları yedikten sonra çay bahçesine geçip çaylarımızı içtik, daha sonra hurma satış yerine geçip hurmalarımızı aldık. 

----------------------- 

 NOT= Burada umre hatıralarımıza biraz ara verip hurma ve Ardıç ağaçları hakkın da, özet bilgi vermeye çalışalım. 

 Daha evvelki başka bir Umremizde gittiğimiz, başka bir hurma bahçesi sahibi, Yakup Yalçın kardeşimiz Hurma Hakkında bize bu bilgileri verdi. O zaman kayda almıştım. Faydalı olur düşüncesi ile buraya da aktaralım. 

------------------- 

 Hurma Hakkında Bilgiler: 

 Bahçe sahibi Yakup Yalçın Hurma Hakkında bize bu bilgileri verdi.

 Allah Rasûlü (s.a.v) hurma ağacından bahsederken, “insanoğlunun halasıdır” buyumuşlardır, yânî hálk edilişten gelen insanoğlu ile akrabalık bağı olduğunu belirtmiştir. Hurma ağacına Arapçada “nahle” denilir ve bâzı âyetlerde geçer. Anlamı ise “eleğin üzerinde kalan çamur” demektir. Cenâb-ı Allah Âdem (a.s)’ı hálk ederken elekten geçen toprak ile Âdem (a.s)’ı, eleğin üzerinde kalan kaba çamur ile de hurma ağacını hálk etmiştir. Yânî kısaca aynı toprak ile hálk edilmişizdir ve hurma ağacının insana çok benzer yönleri vardır ve zâten diğer ağaçlardan farkı da budur.

 Cenâb-ı Hakk insanoğlunu çift cinsiyet ile hálk etmiştir ve aynı şekilde hurma ağacını da dişi ve erkek olarak hálk etmiştir. Dişi ağacın dalları uzun ve aşağıya doğru sarkıktır, erkek ağacın dalları ise kısa ve diktir. Ortalama yaşama süreleri tıpkı insanda olduğu 60-70 yıldır. Erkek ağacın görevi senede bir defa sâdece polen vermektir, kesinlikle meyve vermez. Dişi ağacın görevi ise yine senede bir defa meyvesini vermek veyâ yavrusunu vermektir.

 Şubat ayının başlangıcında erkek ağacın vermiş olduğu polen arkadaşlarımız tarafından toplanılıyor. Toplanırken hiçbir merdiven veyâ âlet kullanılmaksızın gövdesindeki çıkıntılara basılarak tırmanılır ve öyle toplanır. Toplanmış olan polen aynı şekilde dişi ağacın en üst noktasındaki belirli bölgelere tek tek yerleştirilir, bu işlem diğer ağaçlarda böcek veyâ rüzgâr yoluyla olurken hurma ağacında bizzat insanın elinin değmesi gerekiyor, tâbiri câiz ise sûnî dölleme yapılması gerekiyor. Eğer bu işlem yapılmaz ise o ağaç o sene kesinlikle meyve vermiyor. Bu işlem sonrası kimi dişi ağaç meyvesini verir kimisi ise neslini devam ettirebilmek için yavrusunu verir. Anlayacağınız hurma ağacı çekirdek dikimiyle veyâ aşılama yöntemiyle olmuyor, bizzat dişi ağaç yavrusunu kendisi veriyor. Yavrusunu verdiği zaman ise köküne doğru veyâ gövdesine yapışık bir vaziyette veriyor. 

 Bu görülen yavru ağaçların ergenlik çağına kadar annesinin yanında kalması gerekiyor. Eğer ki bu vakitten önce oradan ayrılırsa yavru ağaç kesinlikle büyümez ve ölür. Ergenlik çağı da sıcak iklim olduğu için 7 ilâ 10 sene arasıdır. Bu süre geçtikten sonra o yavru ağaç bulunduğu yerden alınıp 200-300 km. uzağa götürülse de hiçbir sıkıntı oluşturmuyor. 

 Gelelim hurma ağacının insana benzer olan bir başka yönüne daha; Nasılki bizlerin en çalışkan en enerjili en verimli olduğumuz 15 ile 45 yaş arası dönemimiz vardır, aynı şey hurma ağacı için de geçerlidir. Hurma ağacının en kaliteli, en verimli ve en çok hurmayı verdiği dönem bu dönemdir. Ortalama bir ağaç eğer iyi bakılırsa bu dönemde en fazla 200 kg. kadar hurma verebiliyor. Yaşı ilerledikçe verdiği hurmanın kalitesi ve verimi buna göre azalmaktadır. 

 Yine Efendimiz (s.a.v) hurma ağacının kökünü cennete, üzerini ise cehenneme benzetmiştir ya’nî Efendimiz (s.a.v) burada hurma ağacının olmazsa olmaz iki gıdâsından bahsetmiştir burada. Bunlar tahmin ettiğiniz gibi su ve sıcaklık ya’nî güneştir. Hurma ağacının kökünden bol bol suyu eksik olmayacak, üzerinden ise kesinlikle güneş ya’nî sıcaklık eksik olmayacaktır. Bunlar olmayınca hurma ağacının hiçbir faaliyeti olmuyor ve süs ağacından hiçbir farkı kalmıyor. Nasıl ki soğuk dönemlerde bizim vücûdumuz fazla su ihtiyâcı hissetmiyorsa aynı şekilde hurma ağaçları da hissetmez ve iki üç günde bir sâdece sulaması yapılır. Sıcak dönemlerde ya’nî içinde bulunduğumuz şu dönemlerde günde üç dört defa devamlı sulanması gerekir, suyunu bol bol alması gerekir, suyunu eksik alırsa eğer hurmanın kalitesi ona göre azalmaktadır. 

 Ağustos ve Eylül aylarına Arabistan’da hurma sıcaklıkları denilir. Bu aylarda ortalama 55-60 derece sıcaklık olmaktadır, hurma bu sıcaklığı gördükten sonra yenecek kıvama gelmektedir ve ondan sonra hasatı yapılarak toplanmaktadır. Tâze hurmalar ise bu sıcaklığı görmeden önce toplanan hurmalardır ve bunların Temmuz ayının başlarında hasatı yapılmaktadır.

 Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hurma ağacı ile ilgili şu hadîsi de vardır; “Yaz, kış yaprağını dökmeyen kâmil bir mü’mine benzeyen ağaç hurma ağacıdır” buyurmuşlardır. Etrafa dikkatlice bakılırsa eğer, yaprak görülmez, yaprağını dökecek olduğu zaman dal hâlinde bırakır ve kesmeye gerek kalmadan dallar kendiliğinden düşer. Gövdesinde görülen çıkıntılar da bunun izleridir. Hurma ağacının yaşını öğrenmek için bu çıkıntıların çaprazlama şekilde yukarı doğru sayılması yeterlidir. 

 Gelelim en önemli hurmaya ve en önemli konuya; Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in kendi mübârek eli ile dikmiş olduğu acve hurmasına ya’nî bizim deyimimiz ile peygamber hurmasına. Bu hurmanın üzerinde veyâ çekirdeğinde yazı çıkmaktadır ve çoğunlukla bu hurmayı almaya gelenler de acaba yazıyı görebilecek miyim, yazı bana çıkacak mı, diyerek bu hurmadan almaktadırlar. Benim sizlere tavsiyem ise peygamber hurmasından alacaksanız eğer şifâ niyetiyle alınız, ki biiznillah şifâ bulasınız. Bu konuda hadîs-i şerîfler vardır, “acve şifâdır” buyurmuştur Allah Rasûl’ü, ve “kim ki aç karnına sabahleyin 7 tâne yer ise o gün o kişiye ne zehir, ne sihir işler” buyurmuştur. 

 Acve hurmasını yedikten sonra kesinlikle çekirdeklerini atmayınız, senede 3 veyâ 5 defa çekirdeğini yutun çünkü çekirdeğinin mide ve bağırsak hastalıklarına, her türlü iç hastalıklara çok büyük şifâsı ve faydası vardır. Tabi ki önemli olan niyettir. Rabb’im bunlardan istifâde etmeyi nasîp eylesin.” 

------------------- 

 NOT= Buraya hurma ağacı ile benzerliği dolayısı ile, Ardıç ağacının da bilgilerini (39-Terzi Baba-2-) kitabından aktaralım. (Ç.H.U.)

------------------- 

ONUN İSİMLERİ. (Ardıç)

 Bilindiği gibi Terzi Babamın soy adı Ardıç tır. Onu bütün isimleri ve özellikleri ile tanımaya çalışıken, acaba Ardıç soy ismi kendisinin hangi hakikatlerini tezahür ettirmektedir.

 İlâh-î hazinelerle dolu olan sırlar, bütün âlemde, ve özet olarak ise İnsân-ı Kâmilin gönlünde mevcuttur. Dolayısıyla İnsân-ı Kâmil, İlâh-î isim ve vasıfları, vücûd hazinesinde toplayarak, o İlâh-î sırların hazinedârı gibidir. 

 Bu kitap çalışmamızdaki ana gayemiz, Terzi Babamızın mukaddes vücûdunu, İnsân-ı Kâmilin en açık örneği olarak sergilemeye çalışmaktan ibarettir. Ardıç soy isminde ise, bir çok hikmet ve ilim vardır.

 Ardıç-soy isim-soy ağacı-Kesintisiz bir silsile ile şeceresinin Hz. Rasûlüllaha bağlılığını anlatmaktadır.

 Ardıç-Bir ağaç türüdür. Arapça karşılığı ise şecerdir. Acaba Terzi Babamızın soy ismi olan Ardıç-şecer-ağaç-bünyesinde hangi hakikatleri taşımaktadır. Ağaç türü anlamına gelen bu soy isminin açılımlarına geçmeden önce, araştırma ve çalışmalarımız neticesinde bazı kaynaklardan konu ile ilgili olarak toplamaya çalıştığımız bilgileri burada nakletmek istiyoruz.

 Ardıç ağacı “Kozalaklardan güzel kokulu. yapraklarını kışın dahi dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaçtır. Çok uzun ömürlü ve çok sağlam olan bir ağaç türüdür.. Bir çok uygarlığın kültür ve medeniyetin de bir sembol olarak yer almıştır. İslâm öncesi ve İslâmiyet dönemi Anadolu coğrafyasında, ölümsüzlük ağacı diye de tanınmıştır. Özellikle ilaç sanayinde ve C vitamini üretmekte çok faydalanılan bir ağaç olmuştur.”

 “Anadolu coğrafyasında, efe-yiğit-ve kahramanların ölümsüzlü-ğünü sembolize etmek için öldüklerinde mezarlarına tahta olarak kullanılıp, mezarının baş ve ayak uçlarına birer adet ardıç ağacı bulunup dikilir, böylece o kişinin ölümsüz ve çok önemli bir kişi olduğu böylece halk tarafından bilinirmiş.”

 “Ardıç ağacının kendisi kesilip kurusa bile yüzyıllarca toprak altında çürümeden kalabilen, tek ağaç türü olarak bilinmektedir. Yine Ardıç ağacının meyvesinin çok şifalı olduğu, özellikle ilâç sanayinde kullanılan, bir şifa deposu olduğu tespit edilmiştir. Romatizmadan ülsere, mide ve bağırsak hastalıklarından, prostat ve idrar yolu hastalıklarına kadar daha bir çok hastalığın devasını taşıyan bir ağaç tır”.

 “Ardıç ağacının iğnelerinde, bol miktarda C vitamini depolanmış olup, ardıç meyveleri vücûda zindelik verir, kan dolaşımını normalleştirir, kanı ısıtır, mideyi, bağırsakları, akciğeri ve kanı temizler, metabolizmayı uyarıcıdır. Daha bunun gibi bir çok tıbbi yararı olduğu keşfedilmiştir.”

 Ardıç Kuşu-Güzel-zarif bir görüntüsü olan Ardıç kuşu, Ardıç ağacının tohumunu yiyerek, ardıç ağaçlarının üreme-çoğalmasını sağlamış oluyor. Ardıç kuşunun Ardıç ağacından yediği tohumlar, kendi sindirim sisteminde özel bir işlem görüyor ve çimlenme yeteneği kazanıyor. Bu işlem başka hiçbir kuş türünde olmayıp sadece ardıç kuşunda olabiliyor. Daha sonra ardıç kuşu midesinde çimlendirdiği tohumları dışkı yolu ile uygun olan yerlere bırakıyor ve böylece Ardıç ağacının halkiyet-üreme, süreci başlamış oluyor. Başka bir kuş türünde bu işlem olmadığı için, Ardıç ağacıda sadece Ardıç Kuşu ile neslini devam ettirebiliyor” 

 Hurma ağacı ile ardıç ağacının benzerliği ikisinin de birbirine benzer çok özel şekilde üretilmesidir. 

 Hurma ağacı yukarıda belirtildiği gibi sadece kendi bünyesinde kendinden üremekte. Ardıç ağacı ise sadece bir Ardıç kuşu vasıtası ile üremektedir. 

------------------- 

 Bende bu hususta internette bir araştırma yapayım dedim, aşağıdaki hikâye ye rastladım, faydalı olur düşüncesiyle buraya aktarma yaptım. T.B. 

------------------- 

 

### 

### Ardıç kuşu ve Ardıç Ağacı Hikayesi .

 Ankara da işim uzamıştı. İstanbul’a dönüş için aldığım biletimi değiştirmem gerekiyordu. Öğle arasında Sıhhiye’deki otobüs yazıhanesine gidip biletimi erteletmek için acele ediyordum. Kalabalıkta koşarken çarpıştık o yaşlı adamla. Sendeledi, elindeki büyük sepette bulunan tahta kasık, masalar yola saçıldı. Sanırım Belediye zabıtasından kaçıyordu.

Heyecanlanmış, rengi solmuş, nefes nefese kalmıştı. Sakinleşmesi için koluna girip yol kenarındaki banka oturmasını sağladım. Savrulan kaşık ve maşaları toplayıp ben de yanına oturdum. Sepetten dağılanları yerine dizip, bir yandan da;-Bırakmıyor şu Belediye zabıtaları üç kuruş para kazanalım, eve katkımız olsun diyerek söyleniyordu.

Tahta kaşıkları sepete koyarken yardım etmek istedim.
-Dur hele, Şimşir ve Ardıç olanları diğerlerine karıştırma- diyerek bana engel oldu. -Hepsi tahta kaşık işte ne fark eder?

-Olur mu beyim? Şimşir ve Ardıç ile Ihlamur, Gürgen bir olur mu?

-Bilmem... Görsem ağaçlarını bile tanımam herhalde. Ne fark var aralarında?

-Ardıç, Şimşir sert ağaçtır, kolay bırakmaz kendini işleyesin. Zordur Ardıç’tan kaşık çıkarmak ama, evladiyeliktir, senelerce kullanırsın. Ihlamur, Gürgen ise yumuşaktır, kolay işlersin ama çabuk yumuşar, dayanmaz.

Sivas ın Hafik ilçesinde çiftçilik yaparken sağlık sorunları nedeniyle kızının yanına Ankara ya yerleşmiş. Evin geçimine katkısı olsun diye tahta kaşık ve masa yapıp işportada satıyormuş. Ardıç ağacının zor bulunduğundan yakındı. Elindeki masayı eliyle okşayarak;

-Ardıç kuşu (Halk dilinde Cirrik kuşu, Karatavuk) ağacını terketti, biraraya gelmeleri çok zor artık- dedi.

Anlamamış gözlerle bakmış olacağım ki açıklama yapma ihtiyacı duydu.

-Beyim Ardıç kuşunu bilmez çoğumuz. Ardıç ağacı yabanidir, öyle tohumundan üretemezsin, çelikleme ile de olmaz. Ağacın üremesi meyvelerinin Ardıç kuşu tarafından yenilip dışkısı ile atılmasına bağlı. Ağacın tohumu ancak o zaman filizlenebilir hale gelir.

-Yani bu kuş olmazsa Ardıç ağacı üreyemiyor, öyle mi?

-Evet, aynen öyle. Bunlar birbirine mahkum sevdalılardı.
-Peki sonra ne oldu, kuşlar mı azaldı?

-Kuşlar azalmadı hatta çoğaldılar bile. Ama şehirler büyüdükçe çöplükleri de büyüdü. Kuşlar Ardıç ağacının meyvelerini yemektense çöplükten beslenmenin daha kolay olduğunu keşfettiler. Ardıç kuşu ağacını unuttu, şimdi kentlerin, kasabaların çöplüklerinde yaşıyorlar. Ardıç ağaçları ise kayboluyor gözümüzün önünden. Herkes Ardıç kuşu gibi, zahmet çekmektense kolay geçinmenin, kolay yaşamanın yolunu arıyor, ardına bakmıyor. 

Bu yüzden şehirleri seçiyorlar. Biraz paran olsun, emek vermeden yaşayıp geçip gitmek mümkün bu şehirde.

-Ne var bunda, şehirler hep böyle? Sustu bir süre. Kafasını sağa sola sallayıp kendi kendine söylendi. Bir süre daha konuşmadan oturduk o bankta. Ardıç ağacından yapılmış bir çift kaşık almak istedim. Gazete kağıdına sarıp uzattı. Söylediği fiyattan fazla para vermek istedim, ederinden fazlasını almadı. İpini omuzuna atıp sepeti kucakladı, helalleştik. Ağır adımlarla yürüyerek şehrin kalabalığında gözden kayboldu. 

NOT- Türkiye deki Ardıç ormanlarının % 92 si niteliğini yitirmiştir. Yüzlerce yıl önce Ardıç ormanları ile kaplı İç ve Doğu Anadolu da erozyonu önleyecek orman kurmada kullanılabilecek tek ağaç Ardıç’tır. Ardıç ağacı çok az su ile kıraç arazilerde yaşayabilir ve orman yangınlarına karşı da dirençlidir. Tıp, alkollü içki, kozmetik sanayi, inşaat sektörü ve mobilya sanayisi için de çok değerli bir ağaçtır.
Ardıç ağacı rüzgar, kar ve ses perdesi olarak yol kenarlarında ve kentlerde de kullanılmaktadır. 

(Mersin Orman Bölge Müdürlüğü Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek özel bir Ardıç ağacı yetiştirme yöntemi denemektedir.)

Dr. Mehmet Uhri 

Gönderen Yakup Çetin zaman: 06:49 

-------------------

 Yazıda hizmeti geçenlere teşekkür eder, hikâyeyi yorumlamayı sizlere bırakıyorum. T.B.

------------------- 

Bu bilgileri verdikten sonra yine kaldığımız yerden umre hatıralarımıza devam edelim.

-------------------- 

Vakit gelince gene otobüslerimize binip otelimize geldik, ikindiyi otelde kılıp abdestimizi aldık akşam namazına bazı kardeşlerle gittik, akşamı eda ettikten sonra, otele akşam yemeğine geldik, yemekten sonra tekrar yatsıyı kılmak Mescid-i Nebeviye 320 no lu dış kapıdan avluya girdik, oradan 10 no lu iç kapıdan hareme girdik. 

İçerisi epey kalabalık olduğundan dağınık olarak yer bulabildik, yatsı namazını eda ettikten sonra Mescid-i Nebevi’nin içeriden diğer taraflarını da görmek için içerde karşı istikamete doğru yürümeye başladık. Havalandırma boşluğuna gelince daha evvelki senelerde geldiğimizde oturduğumuz yeri gösterdim, daha sonra oradan sağa ileriye giderek karşımıza gelen kapıdan dışarıya çıktım, düşüncem kardeşlere gamame-bulut mescidini göstermekti, zaten çok yakınına gelmişiz. Oradan arası az yanda olan Hz. Ebubekir ve daha restorasyon da olan Hz. Ali mescidini ziyaret ettik. (Manalarını yaz)

Daha sonra otele gidip istirahate çekildik. 

14-11-2023- Gece 3,30 da kalkıp sabah saat 4,30 da lobide kardeşlerle buluştuk bu sabah cennet-ül baki kabristanlığı ziyareti var, oraya gitmek için en yakın çıkış kapısına geldik, kapı no su 359 idi, sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra kamet getirildi farzı da kıldık, nihayet selâm verilip namaz bittikten sonra yakınına geldiğimiz Cennetül baki kabristanının ziyaretine gittik adeta yaklaşık 2 bin senelik bir yaşam süreci gözümüzün önünden geçti bir sürü kabrin kimlerin olduğu belli değildi kendi yakın akıbetlerimiz akıllarımıza geldi dönüş güzergahında birkaç kabrin kimlere ait olduğu rehberimiz tarafından bildirildi. Ruhlarına birer fatiha okuduk. Orayı dolaştıktan sonra odamıza çıkıp bavullarımızı yerleştirdik, saat 11,00 de bavullarımız kapıdan alındı, otobüslere yerleştirildi, İhramlarımızı otel odamızda giymiştik ihramlı olarak bizde otobüslere bindik mikat mahalli olan “zülhuleyfeye doğru yola çıktık. 

Mekke yolculuğuna başlamadan, Medine’nin ziyaret yerlerinin hakikatlerini anlamaya çalışalım.

------------------- 

 NOT= Bu hususta geniş bilgi (91-Terzi Baba-7-Biismi has-“selâm” 13-) isimli kitabımızda mevcuttur dileyenler oraya bakabilirler. 

------------------- 

 Buraya (2020) umresinden de benzeri bir hadiseyi aktarayım. 

-------------------

Nihayet ezan okundu namazlarımızı kıldık Peygambe-rimizi selamladıktan sonra aynı geldiğimiz yoldan geri gelerek otele döndük, odalarımıza çıkıp yol için yeniden abdest aldık, lobiye indik orada bizi bir sürpriz bekliyordu, lobiye oldukça büyük bir pasta yapılıp konmuş, yaklaşık 40-60 cm, ölçülerinde, bizi Onun önüne aldılar, pastanın üstünde “Sıla tur” yazıyor idi, çok güzel süslenmiş idi bütün grub, Hanımlar bir tarafta erkekler bir tarafta toplanıp, resimler çekildi, bu arada pastayı fakirin kesmesini istediler, büyük pasta bıçağı ile, pastayı Sıla yazısının bir önünden bir arkasından, Sıla yazısı ilk Anda bozulmasın diye iki yerinden kestim. 

--------- 

 Bu husus çok manidar idi, Medine bizim “Risalet Sılamız” idi, oraya gelip ziyaretlerimizi yapmış, Risalet sılamızı yerine getirmiş idik. 

 Bu güzel merasimle, bizleri Risalet sılasından “Ulûhiyet Sılası”na uğurluyorlar idi. Bu da bizler için çok büyük bir övünç kaynağı oldu. Çünkü bu hareketle Risalet Sılamızın kabul edildiği tasdik olunuyor, oradan Ulûhiyet Sılasına uğurlanıyor idik. Ve İlâh-i Uluhiyet elbiselerimiz olan ihramlarımıza da bürünmüş idik. 

 Bu halde, büyük bir tasdik idi. Ve Medine, Risalet Sılasından ayrılmamız, böylece pasta tadıyla da, arkamızda da çok tatlı hatıralar bırakarak ve hem çok tatlı hemde çok hüzünlü bir ayrılış olmuştu. Bu güzellikleri bizlere yaşatan evvelâ Rabb-ımıza şükrederiz, sonra da Sıla şirketine Musa kardeşimize ve görevlilerine, ayrıca pastayı yapan şef kardeşimize teşekkürlerimizi bildiririz. Sağ olsunlar var olsunlar.

------------------- 

Böylece pasta üçe bölünmüş oldu, tam o sırada yukarıdan hepimizin üstüne gül yaprakları dökülmeye başladı. Manzara çok güzeldi Herkes hayran ve hayretler içerisinde kaldı. Terzi Baba grubunu Medine’den giderken Sıla Turizm Sayın kardeşimiz Musa tarafından düzenlenmiş bir uğurlama töreni yapmışlar Sağ olsunlar Allah onlardan razı olsun pastalarımızı yedik ve yola çıkmak için otobüsümüze binmeye başladık. 

------------------- 

 Şimdi hatıralarımıza biraz ara verip yapılan Medine ziyaret mahallerinin manevi izahlarını vermeye ve özetle de ihram hakkında da küçük bir bilgi aktarmaya çalışalım. 

------------------- 

 NOT= Burada ihram hakkında biraz bilgi verelim. 

------------------- 

 İhram giysisi ile ilgili Muhyiddin Arabi hazretlerinin Fütuhat-ı Mekkiyye adlı eserinden okumuş olduğumuz bölümü aktarmak istiyorum;

 “Bilmelisin ki, izar ve örtü/İhram, dikişsiz olduklarında bileşik olmazlar. Bu nedenle, bileşiklik bulunmadığı için Hakk kendisini bu ikisiyle nitelemiştir. Bileşik her şey ayrılabilirdir. Kutsi bir hadiste Allah şöyle buyurur: “Büyüklük ridam (örtü), azamet izarımdır (peştamal)” Burada Allah dikişsiz iki elbise zikrederek, ihramlı erkeği kendini nitelediği şeye katmış, aynı şeyi kadın için yapmamışken onu kadına yasaklamıştır. Kadın da erkek gibi kemale ulaşabilir. Kadın onu giyse, hiç kuşkusuz, bize göre daha yerinde bir davranış olurdu. 

 İhramlı manevi bakımdan Hakka maddi olarak ise halk edilmişlere ait bir nitelikle nitelenebilir. Söz konusu nitelik Hakta büyüklük ve azamet; halk edilmişlerde ise rida ve izardır. Nitekim oruçlu da Allah’a ait bir nitelikle nitelenmiştir. Bu nedenle hac, İslâm’ın esasları içinde oruca bitiştirilmiştir. Azamet ve büyüklük, kulun kalbinde değil, dışında bulunur. Bazen büyüklük ve azamet insanın niteliği değil, hali de olabilir. Bu ikisiyle nitelendiğinde, farkında olmaksızın helâk olurdu. Bunlar, gerekli yerinde insana ait iki hal olduklarında insan kurtulur ve mutlu olur, bu konuda kendisine teşekkür edilir. Bu ibadetin ilk derecesi, kendisini meydana çıkaran kulların bileşiklik özelliğinden münezzehlikte rablerine katılmalarıdır. 

 İhramlı insan, bu ibadete ilk başlarken kemal ve yetkinlik özelliği kazanır. Bu nedenle biz, ihramlı insanın dikişli bir şey giymesini veya karşılaşacağı bir sıkıntı yokken başını örtmesini caiz görmedik. Böyle bir sıkıntı var ve bu sıkıntı örtülecek bir şeyle uzaklaştırılabilecekse, baş örtülebilir. Sıkıntı yokken başı örten, ibadeti veya haccı yerine getirmemiş olduğu gibi bir sıkıntı olmaksızın başını örten kişi de fidye ödemelidir. İlahi mertebeyle ilgili zikredilen sıkıntı ve eza, eksiklik anlamına gelen bileşikliği Hakk ile ilişkilendirmektir. Allah Teala “Allah’a eziyet edenler”(Ahzab 33/57) diyerek kendisini “eziyet gören” diye nitelemiştir. 

 Bu eziyet Allah adına Es-Sabur ismini ortaya çıkartır. Bir eziyete karşı Allah’tan daha sabırlı kimse yoktur! Sabırdaki bu üstünlüğün nedeni, Allah’ın cezalandırmaya kadir oluşudur. Halbuki Allah onu cezalandırmaz ve kendisine süre verir. Kul, Allah’ın azametini ve büyüklüğünü göreceği – ki hadiste izar (peştemal) diye ifade edildi- bir makam yerine şımarıklık (naz) makamına yerleştirildiğinde, Hakka karşı nazlanır. Bu davranış tasavvuf yolunda vardır. Kuşkusuz, Musa ile ihtiyarın öyküsü ve başkaları hakkında bazı hadisler aktarılmıştır. Şalvar, İlahi bir sırdan ibaret olan avret yerlerini (ön ve arka) örtmek amacı taşır, bu yerler, eziyet veren şeyin çıkış yeridir. Bu iki yerin örtülmesi, onlara uygun bir şeyle pekiştirilmiştir ki, o da şalvardır. 

 Şalvar, bu iki yeri gömlek, izar vb. başka şeylerden daha iyi örter. Çünkü istikametten sapmak bir eksikliktir ve onun örtülmesi gerekir. Bu nedenle, meyli nedeniyle “şalvar” diye isimlendirilmiştir, çünkü ilâhi halk etmede o sır derecesine sahiptir. Allah onu kadını bu kalemin yazdığı şeyin levhası konumuna indirdiği gibi onu da ilâhi kalem konumuna yerleştirmiştir. Avret bu büyük mertebe ve yüce konumdan insandan çıkan büyük-küçük pislikten kaynaklanan çirkin kokuların yeri haline gelmeye yönelip kendisini bedenden uzaklaştırıcı gücün yolu yaptığı için “avret” diye isimlendirilmiş, ayıba yöneldiği için de örtülmüştür. Bu nedenle, gayb âlemine katılmış ve şehadet âleminden perdelenmiştir. Şalvarlar ile o, görülmez ve görmez. Şu halde şalvarlar onu en iyi örten şeylerdir. Fakat Hakk izarı tercih etmiştir. Çünkü o kulunu kendi suretine göre halk ettiği için kendine benzesin diye halk etmiştir.” (E.A.)

------------------- 

 Şimdi burada otobüsümüzü biraz durduralım ve yukarıda bahsettiğimiz Medine gezi-ziyaret yerleri hakkın da daha evvel yazmış olduğum bilgileri verdikten sonra tekrar kaldığımız yerden yolumuza devam ederiz inşeallah. T.B.

------------------- 

 Az yukarıda belirtildiği gibi, Medîne-i Münevvere’deki ziyaret yerlerinin (11-09-2001) ikibin bir Umremizde yazdığım ve “Kelime-i Tevhid” isimli kitabımızda bulunan bu bölümü de faydalı olur düşüncesiyle ilâve ediyorum. T.B.

------------------- 

D Ö R D Ü N C Ü B Ö L Ü M

- “HİCRET” - Hicret’in hakikati

- “Gar-ı Sevr” - Sevr mağarası hakikati

- “Küba Mescidi” ve hakikati

- “Cum’a Mescidi” hakikati

- “Mescid-i Nebevi”

- Kaybettim Kendimi (Şiir)

- “Mescidi Nebevi”de bulunan bazı mevkiler

- İhtişam-ı Rasûlüllahı gör (Şiir)

- “Mescidi Nebevi”nin diğer bazı özellikleri

- 1. Ağlayan Hurma kütüğü

- 2. Hz. Aişe sütunu

- 3. Hz. Lübabe’nin tevbe sütunu

- 4. Serir sütunu

- 5. Muharras sütunu

- 6. Vüfud sütunu

- 7. Teheccüd sütunu

- 8. Halen imamın namaz kıldırğı mihrab

- 9. Efendimiz (s.a.v.)’in namaz kıldırdığı mihrab

- 10. Halen hutbelerin okunduğu minber

- 11. Müezzinlik

- 12. İç kapı

- 13. İç kapı

- 14. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin kabri

- 15. Hz. Ebubekir Sıddık (RA)’ın kabri

- 16. Hz. Ömer’ül Faruk (RA)’ın kabri

- 17. Üzerinde Ahzab suresi 40. ayet yazılı 1. pencere

- 18. Üzerinde Hucerat suresi 3. ayet yazılı 2. pencere

- 19. Üzerinde Hucerat suresi 2. ayet yazılı 3. pencere

- 20. Cibril Makamı

- 21. Baki kapısı

- 22. Cibril kapısı

- 23. Nisa/kadın kapısı

- 24. Eshab-ı Suffa

- 25. Mihrab

- 26. Bab-üs SELÂM

- Mescid-i Gamame (Bulut mescidi)

- Ebubekir Sıddık mescidi

- Ömer’ul Faruk mescidi

- Ömer’ul Faruk mescidi

- Hz. Ali (k.a.v.) mescidi

- Ehli Beyt

- Bilali Habeşi mescidi 

------------------- 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

HİCRET

Hicret’in hakikati

11-09-2001

Medine-i Münevvere

“Kelime-i Tevhid”in mutlak kemalde son zuhur mahalli olan “Muhammediyyet” Hakikati Muhammedi mertebelerini ne kadar iyi tanır ve idrak edebilirsek, kendimizi de o derece koruyup idrak etmemiz mümkün olacaktır.

Bu yaşam ise, Medine’de meydana gelen, zuhura çıkan yaşamdır. Bunları tanımak seyri süluk yolunda bizlere çok şeyler kazandıracaktır.

() “lâ ilâhe illâ allahü” Mekke-i Mükerreme’de “uluhiyyet”in zuhuru;

( ) “muhammedin resul allahü” Medine-i Münevvere’de “Risalet-i Muhammedi”nin zuhurudur.

O halde “tevhid bayrağı” Mekke’ye, “risalet ve tebliğ bayrağı” da Medine’ye asılarak her iki şehre de manevi olarak mutlak bir muhtariyet verilmiştir.

Eğer Rasullullah Medine’ye hicret ettirmeyip Mekke’de kalsa idi ikinci derecede bir ziyaret yeri olup, Kâ’be-i Muazzama’nın gölgesinde kalacaktı.

İşte bu yüzden Cenâb-ı Hakk oluşumun bilindiği üzre “Hicret” hadisesini gerçekleştirdi, yoksa bir kaç kendini bilmezin Hz. Rasûlüllah’ı Mekke’den çıkarması mümkün değildir.

Bunu daha iyi anlayabilmemiz için evvelâ “Medine” kelimesinin ne olduğunu anlamaya çalışalım.

Lügat manası, şehir olan bu kelime; batın ma’nâsı itibariyle medeni yani göçebelikten, taşralı olmaktan, vahşetten kurtulmuş, eğitilmiş, öz cevher madenine ulaşmış ve kendini tanımış insanların oturdukları yer, demektir.

İşte sen de bulunduğun yerde bu vasıflara sahipsen şüphesiz “Medine” halkına mensupsun demektir.

Eğer bu vasıfların yoksa, hemen bulunduğun yerden hicret ederek “medeni” olmaya bak.

Mertebe-i Risaletin Hz. Rasûlüllah’ın hakikatinin daha iyi anlaşılması için Medine-i Münevver’e ve oradaki ziyaret yerlerinin sembolik ve gerçek ifadelerinin ne olduğunu anlamamız gerekmektedir.

İşte bu yoldan bizim de “medeni” yani “Medine”li olmamız imkân dahiline girecektir.

İslâmiyet’in gelişinin 13 üncü senesi “Hicret” hadisesi meydana gelmiştir. Bu tarih rastlantı değildir; bilindiği gibi 13 sayısı Hz. Rasûlüllah’ın şifre rakkamıdır. Birçok oluşum bu sayı ile ilgilidir, yeri geldikçe kısa kısa ifade etmeye çalışıyoruz.

Zati tecellinin kaynağı olan “Mekke-i Mükerreme”de Hz. Rasûlüllah’a ait olan Mir’ac, Kadir ve diğer geceler ile ilâhi tecelliler, zat şehri olan “Mekke”de tamamlandığından, bundan sonraki zamanın da bu tecellilerin başkalarına ulaştırma işine başlanabilmesi için “Hicret” hadisesi oluşmuş.

“Mertebe-i Muhammedi” bunları anlayabilecek “Medeni İnsanları” eğitmek ve risalet hakikatini ortaya koymak, medeni olmaya kabiliyetleri olan “Yesrib”li (eski Medine)nin insanları kendisini daveti üzerine “hicret” hadisesi meydana gelmiştir.

Şu noktaya gerçek ma’nâ da dikkat etmemiz lâzım gelmektedir. Hz. Resulullah’ın hicreti, zat mertebesinden, sıfat, esma ve ef’al mertebesine, o mertebelerde “Hakikat-i Muhammediyye”yi ilân ve eğitim esasına dayanmaktadır.

Eğer Hz. Resûlüllah Mekke’de kalmış olsaydı, bizler de “Kelime-i Tevhid”i sadece () “lâ ilâhe illâ allah” olarak bilecek, oradan ( ) “muhammedin resul allahü” bölümüne geçemeyecektik ve böylece de İslâmiyetin “ef’al âlemi” tatbikatı olamıyacaktı.

Şimdi gelelim bizlerin hicretine; aleyhisselâtu vesSELÂM Efendimiz hayatında nasıl bir seyr çizmişse, biz de onun bu seyrini gerçekçi olarak takib etmemiz gerekmektedir, ancak bu yolla ona en yakın idrake ulaşmamız mümkün olabilecektir.

Şöyle ki; her müslümanın da “ma’nen” hicret etmesi gerekmektedir, ancak bu hicretin “maddi” ma’nâ da olması gerekmemektedir.

Hicret, zahiren bir yöreden bir yöreye yerleşmek olduğu gibi, batınen de aklımızda olan eski ve yanlış bilgileri asılları ile değiştirmek de bir hicrettir ve bu en büyük hicrettir.

Gaflet ile yaşanan taşralı hayatından kurtulup “Medeni” olmaya “can Medinesi”ne ulaşmaya çalışmak en makbul hicrettir.

Bir sefer ile, oraya hicret edersen ondan sonraki hayatın da düzene girerek kemalât yolunda hayatını sürdürürsün.

Özet olarak, Hz. Rasulüllah’ın hicreti, “Hakk’tan halka” Rahmet olarak, bizlerin hicreti ise “halktan Hakk’a” kendimizi tanımamız içindir.

Eğer Hakk nasib ederse Mi’rac ile Hicret, kemâl bulduğunda, Hakk o kimseleri de Hz. Rasûlüllah’ın Hicret’i gibi benzer bir şekilde tekrar Hakk’tan halka döndürerek beşeriyyetine risâlet elbisesi giydirip onların arasına hicret ettirir, böylece Hakk’tan halka, halktan Hakk’a olan hicret devam eder gider.

Özet olarak “Hicret”, beşeriyetinden hakikatine dönüştür.

Bunu gerçekleştiremeyenler nefisleriyle birlikte Hakk’tan taşrada çok uzaklarda vahşice bir yaşam içinde olurlar, kravat takıp lüks odalarda ve her türlü lüks ile yaşamak onları bir batın cehaletinden kurtaramaz.

“Gar-ı Sevr”

Sevr mağarası hakikati

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Ebubekir sıddık R.A. Hazretlerinin girdikleri o mağara gizlenebilecek gönül mağarasıdır, orada korkulmaz.

Cenab-ı Hakk; Kur’anı Keriym Tevbe 9/40 ayetinde,



“lâ tahzen innellahe meana”

mealen,

“mahzun olma Allah bizimledir” diyordu.

Allah’ın kendileriyle birlikte, Hz. Rasulüllah da zâtıyla mevcud olduğunu bildirmiştir. Zararlı nefsi güçlerden korunmak için bir müddet “gönül mağarasında” gizlenmek gerekmektedir.

Dışarıda ise, iki aciz varlık onları korumuştur, ki bunların biri örümcek, “yer ehli” diğeri de, güvercin “gök ehli”dir.

Her ne kadar bunlar zahiren “nefs-i emmare” hükmünde iseler de, onlarda bulunan zâti tecelli dolayısıyla zararları değil faydaları olmuştur.

 İşte sen de Rabb’ınla gönül mağaranda gizlenirsen ne gök, ne yer ehlinden kimse sana kötülük yapamadığı gibi, yardımcı da olurlar.

 “Sevr”in rakkam değeri:

() “se” 500

() “vav” 6

() “rı” 200 = 500 (500+6+200) = 706 eder,

ki bunun da toplamı (7+0+6)=13 tür.

Burada da Hakikat-i Muhammedinin tesiratı açık olarak görülmektedir.

“Küba Mescidi” ve hakikati

Vakti gelince Sevr’den çıkıldı, hicret devam ediyordu, nihayet gelmekte olan yolcular Medine’nin dış taraflarında bulunan “Küba” köyünden görüldüler ve herkes “talâal bedrü aleynâ.....” diyerek , karşılandılar.

Acaba onlara hakikaten gelenin “bedri münir” (nurlu kamer) ilâhiyat güneşinin yansıtıcısı olduğunu kim bildirmişti?....

İşte sen hicret yolunda medeni olmaya doğru gidersen o nurlu gönül nağmelerini duymaya başlarsın.

Bilindiği gibi “Mescid” secde yeri, ibadethane demektir. Hicret ehlinin ilk yapması lâzım gelen şey, gönlünde bir ibadethane kurmasıdır. Şöyle ki, daha evvelce gönlü her türlü menfaat ve dünyalıkla dolu olduğundan ne zamanı ve ne de mekânı mescid yapmaya imkân vermiyordu.

Belli bir aşamadan sonra bunu anlayarak gönlünden kendine hiç faydası olmayan birçok şeyleri çıkararak, onlardan boşalan yere de bir mescid yaparak, buna da “Küba” (Kudret Mescidi) demesi, kendisine çok şey kazandıracaktır.

Orada ibadetiyle gücünü daha da arttırarak nefsine hakim olması imkân dahiline girmiş olacaktır.

O “Mescid”in yapılmasında muhacir, ensar ve Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz dahi çalışmaktadır. Yani içten ve dıştan gelen yardımcı güçler ve “Hakikati Muhammedi”den gelen yardımla sen de gönül “küba”nı oluşturmaya çalış.

“Küba Mescidi” Medine-i Münevvere’nin ilk zat tecellisi, “Kâ’be”si hükmündedir.

Nasıl ki, Mekke’de “Beytül Atik” (eski/ilk ev)de “Kelime-i Tevhid” zuhura geldi; Medine-i Münevvere’de de ilk resmi “Kelime-i Tevhid” “Küba Mescidi”nde telaffuz edildi. Bu yüzden değeri çok yüksek ve Medine’nin “Kâ’be”si hükmündedir. 

Bu yüzden hadis-i şerifte, “Küba mescidini ziyaret bir umre ziyareti gibidir,” diye buyurulmuştur.

“Küba” harf değerleri itibariyle;

() “kaf” 100

() “vav” 6

() “be” 2 = 108 (1+0+8) =18 eder,

ki bu mescidin hakikati 18000 alemi toplamış demektir.

“Cum’a Mescidi” hakikati

“Küba”da bir müddet kaldıktan sonra yola çıkan Rasûlüllah az ileride bir yerde “Cum’a Namazı”nın farz olması ile orada da bir mescid yeri yaparak ilk cum’ayı da orada kıldırmıştır.

Bu oluşum ile de “fark’ta cem’i” (çoklukta tekliği) yaşama hakikati faaliyete geçirilmiştir

Bilindiği gibi Mekke devri “ilimlendirme/eğitim” Medine devri ise, hem “tatbikat” ve yine hem de “ilimlendirme/eğitim” hakikatini belirtmektedir. Farzlar daha ziyade bu sürelerde gelmişlerdir.

Bugün yaptığımız yanlışlık, ilim vermeden amel tavsiyesinde bulunmamızdır.

Cuma 16, Mescid 17 sayı değerindedir. Toplarsak (16+17)= 33 sayısı çıkmaktadır, ki bu da sonra yapılacak olan “Mescidi Nebi”nin ilk direk sayısıdır.

#### “Mescid-i Nebevi”

 Medineye girme zamanı gelmiştir. Kafile rebi’ül evvelin 12. Cuma günü Medine şehrine doğru yola çıkar ve Medine’ye girilir. Böylece “Medeni” hayata geçiş başlamış olmaktadır.

 Medineliler yani ensarın herbiri Rasûlüllah’ı evlerine davet etmekteydi, fakat o hiçbirini kırmak istemiyordu ve devesinin yularını serbest bıraktı, deve durursa orada bir müddet ikamet edecekti. Yavaş yavaş yürüyen kafilenin önündeki deve nihayet bir yerde durdu ve oturdu ancak az sonra kalkarak, tekrar yürümeye başladı; herkes heyecanlıydı, az sonra deve tekrar bir evin önünde durdu, oturdu ve orada kaldı.

Bu ev Eba Eyyübül Ensari’nin eviydi; bu arada Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) deveye hiç müdahale etmemiş, kararı “deveyi yönetene” bırakmış idi.

Devenin ilk durduğu yere Mescidil Nebevi’nin yapılması, ikinci durduğu yerde de kalınması kararlaştırıldı.

Böylece Cenâb-ı Hakk, habibinin mekân yerlerini hayvanların en hayırlılarından olan bir deveden tespit ettirmiş oldu.

Musa (as.)’na ağaçtan konuşan Allah (cc.) Muhammed (s.a.v.) Efendimize de bir hayvandan mekân tespiti yaptırmıştır.

Burada nebati tecelliden, hayvani tecelli daha üstündür.

Ayrıca Hz. Rasûlüllah’a Cenâb-ı Hakk her mertebeden tecelli etmiştir.

“Çakılların konuşması,” maden mertebesinden;

daha sonraları üzerinde hutbe okuduğu “hurma kütüğünün ağlaması,” bitki mertebesinde;

“devenin yer tespiti yapması,” hayvanlık mertebesinden;

“insanlık tasdiği,” insanlık mertebesinden;

“cinlerle konuşması,” cinlik mertebesinden O’na hitabı ve o mertebelerin de O’nu tasdiğidir.

Böylece her mertebedeki varlıkların O’nu tanıması, O’nun âlemlere rahmet olması yönündendir.

Az geriye dönerek bir izah yapmaya çalışalım; şöyle ki, eğer sen de peygamberinin yolundan gidip, O’nun hayatını yaşamak istiyorsan, nefsi benliğinden, “medeniyyet”e hicret etmen gerekecektir; eğer zâten yola çıkmışsan, sana “Medine” şehrine girmenin yollarını göstererek kolaylaştırırlar.

Seni yolda taşıyan, “vücud” devendir.

“Medine”ye girdiğinde devenin ilk çöktüğü yer, “gönül meydanı”dır, ki orada “gönül mescidi”ni kurmalısın.

Daha sonra devenin çöktüğü ve oturup kaldığı evin önü de “sabır evi”dir.

Çünkü Eyyubül Ensari “sabır ile yardımı” ifade etmektedir. Eskilerden beri “Eyyub” ismi “sabır” ile özdeşleşmiştir.

Nitekim, “Allah sabredenlerle beraberdir.” “Sabreden zafere erer.” “Sabredersen hakikate erersin,” gibi birçok şekilde belirtilen bu güzel haslet ile vasıflanmamız lâzım geldiğini bilmemiz gerekmektedir.

Nihayet “Medine Mescidi” “Mescidi Nebevi”nin inşaatına başlandı, yanına “Hane-i Saadet” inşa ediliyordu.

Bu hadise bize, Kur’ân-ı Keriym Bakara 2/127 Âyetindeki,



“ve iz yerfe’u ibrahimül kavaide minel beyti ve ismailü”

mealen,

“o vakti hatırla ki, hani ibrahim ile ismail beytin duvarlarını yükseltiyorlardı.” oluşumunu hatırlatmaktadır.

 Bu Âyet ile bizlere “gönül kâ’be”mizin () “lâ ilâhe illâ allah” “zat mertebesi” itibariyle yapılmasının gerekliliği bildiriliyorken, “Medine Mescidi”nin yapılmasıyla da gönlümüzde “Hakikati Muhammedi”nin gelişmesini sağlayacak faaliyete geçmesi ile ( ) “muhammedin resul allahü” sırrının açılacağı mekân bildirilmektedir.

Mekke’de, “Kâ’be-i Muazzama” () “lâ ilâhe illâ allah”

Medine’de, “Mescidi Nebevi” ( ) “muhammedin resul allahü” dır.

İşte Hakk celle ve alâ Hazretleri “Zâti Zuhuru”nu her mertebesi itibariyle tecelli ettireceği mahalline müstakil bir bayrak “liva-il hamd” (hamd sancağı) vererek “medeniyyet yolunu” yani “kendini tanıma” yolunu bu mahalden açmıştır.

Eğer Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) Mekke-i Mükerreme’de kalsa idi ikinci derecede bir ziyaret yeri olacaktı, ki bu da onun şanına yaraşmaz ve sisteme de uygun olmazdı.

Senaryo gereği zâhirde bazı zorlamalar ile “hicret” ettirilmiş ise de, hicret’in mutlak ifadesi, Hz. Allah (cc.)’ın habibine mutlak bir saltanat vermesi için Medineyi seçerek, O’na sancak vermesidir. “Hilâfeti”nin ve “Muhtariyeti”nin tasdiğidir.

Hacc ve Umre’ye gidenler, eğer azıcık dikkat etmişler ise, Medine-i Münevvere de kendilerini “Muhammed (s.a.v.) sevdası” kapladığında, hatırlarında hiç birşey kalmaz. Çünkü orası ( ) “muhammedin resul allahü” dır.

Orada O’nun saltanatı vardır. Orası, O’nun muhabbetiyle o kadar doludur, ki oraya hiç birşey giremez.

Fazla ileriye gitmemek şartıyle söyleyeyim, ki (beni lütfen hoş görün) orada “allah” lâfzı celil dahi sadece ezanlarda, kametlerde, tekbirlerde ve lâfızlarda kalır.

Medine’de “muhammed” isminin tecellisi zâhir, “allah” isminin tecellisi bâtın’dır.

Bu yüzden herşey “muhammed” ismini zikreder. Bu Allah (c.c.)’nin habibine verdiği bir haktır; beşer cinsinden hiçbir insana nasip olmamıştır; çünkü “levlâke levlâk” (eğer sen olmasaydın, olmasaydın) sancağı merkez olan “Medeni” olarak “Medine”de açılmıştır.

Böylece bilinse de, bilinmese de bu böyledir, vesSELÂM.

Buraya mevzu ile ilgili bir şiirimi ilâve ediyorum. 

--------------------

19-06-1990 Salı

Medine

Kaybettim Kendimi (Şiir)

Sardı ufkumu Rasul güneşi, 

Olmaz diyerek bu halin eşi, 

Nasıl kalmaz hayal gibi kişi,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Varlığım galiba çıktı benden, 

Sıyrıldı ruhum burda bedenden, 

Şaşkm dolaşırım ne gelir elden,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Yürürüm sokaklarda ben garip, 

Nefsin bağını yerlere serip, 

Dünya'yı hemen bir pula verip,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Oldum bu günler bir garip yolcu, 

Acaba kim hancı kim yolcu,

İçimde vardı bir büyük sancı,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Suretim güya benim gibidir, 

Bilmiyorum kendimi nicedir, 

Aşk denilen bir güzel hecedir,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Başımda eser sevda yelleri, 

Coşturur bazan can gönülleri, 

Bulup Muhammed'i erenleri,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Rasulin pervanesi olarak, 

Yeni yeni taze can bularak, 

İçin için buhur gibi yanarak,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Canımın can'ı burdadır burda, 

Gelmişim canım, güzelim yurda,

Ey, canlar can'ı bana buyur'da,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Bu hal ne hâldir yüce keremkâr,

İçim sızlıyor yine zari zar, 

Müflisim kalmadi sermaye kâr,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

Ravzanda nasıl fırtına eser, 

Seni seven elbet mecnun gezer, 

Kalmadı bende böylece eser,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 

------------------- 

O yüce “Serdar”a “Sultan”a 

kendi makamında, bu fakirden olsun binlece selat-ü SELÂM. 

12-09-2001

Medine-i Münevvere

 Şu satırları yazdığım anlarda akşam namazı için ezanı muhammedi okunduğunda kağıt ve kalemi yerine koyup namazı eda etmek için imama uyduğumda birinci rek’atta imam efendi, “el hamd”dan sonra zammı sure yerinde, 

Kur’anı Keriym Rahman sûresi 55/46 - 47 Âyetindeki, 





“ve limen hafe mekame rabbihi cennetani”

“febieyyi alai rabbikü­ ma tükezzibani” 

mealen, 

“rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır. Öyleyken rabbınızın nimetlerinden hangisini yalanlarsınız.” diye iki rek’atte sonuna kadar okuyarak namazı bitirdi. (17)

 (Not: (17) Geniş bilgi isteyenler “Errahman” isimli kitabımıza müracaat edebilir.)

Rabbim imam efendinin dilinden yazdıklarımızı tasdik ettiğini, “hadi bunları inkâr edin,” diyerek, inkâr edebilecekleri, böylece baştan uyarmış olduğunu bildirmekteydi. 

Bu güzel hisler içinde gözlerimden yaşlar dökülerek, namazlarımız bittikten sonra kaldığım yerden yazılarıma tekrar devam etmeye başladım. Rabbim kolaylaştırır, ilhamlarını kesmez inşeallah. 

13-09-2001

Medine-i Münevvere

Mescidi Nebevi Milâdi 622 tarihinde Efendimiz (s.a.v.)’in de bilfiil çalışmalarıyle inşa edilmiştir. Genişliği 1.050 m 2 ve yüksekliği 3.25 m idi ve bugün yerlerinde beyaz mermer sütunlar olan 33 direği var idi. 

Sonradan yapılan 9 genişletme ile bugünkü halini almıştır. Bugünkü genişliği toplam 98.326 m 2 dir ve aynı anda 698.000 kişi namaz kılabilmektedir.

Bu hususta bilgi isteyenler, ilgili kitaplara bakabilirler. Gayemiz bu mekânın zahiri özelliklerini saymak değil, batıni özelliklerini imkân dahilinde dile getirmeye çalışmaktır.

Bugün sütun sayısı 2.014, kubbe sayısı 27, minare sayısı 10 dur. 

“Mescidi Nebevi”de bulunan bazı mevkiler

Arka sahifede verilen krokideki yerleri aşağıda verilen numaralar ile takip ederek tanımak mümkün olacaktır. 

- Ağlayan hurma kütüğü.

- Aişe sütunu.

- Hz. Lübabe’nin tevbe sütunu.

- Efendimiz (s.a.v.)’in itikafta iken yanına yataklarını koydukları “serir/yatak” sütunu.

- Efendimiz (s.a.v.)’in korumalığını (muharese) yapan (muharras) sahabelerin beklediği sütun. 

- Efendimiz (s.a.v.) yanında heyetleri kabul ettiği “vüfud/elçi” sütunu.

- Efendimiz (s.a.v.)’in teheccüd namazlarını kıldığı “teheccüd/gece namazı” sütunu.

- Halen imamın namaz kıldırdığı mihrab.

- Efendimiz (s.a.v.)’in namaz kıldırdığı mihrab.

- Halen hutbelerin okunduğu minber. 

- Müezzinlik.

- İç kapı.

- İç kapı.

- Hz. Peygamber (s.a.v.)’in mübarek kabri.

- Hz. Ebubekir (RA)’ın kabri.

- Hz. Ömer (RA)’ın kabri.

- Üzerinde Ahzab suresi 40 ıncı ayet yazılı 1. pencere.

- Üzerinde Hucurat suresi 3 üncü ayet yazılı 2. pencere.

- Üzerinde Hucurat suresi 2 incü ayet yazılı 3. pencere.

- Cibril makamı.

- Baki kapısı: Baki kabristan çıkışı. “Cennetül Baki.”

- Cibril Kapısı.

- Nisa/hanım kapısı.

- Ashabı Suffa

- Mihrab (sonradan yapılan)

- Babüs SELÂM (1 nolu SELÂM giriş kapısı)

Not: Efendimiz, “Kabrim ile evim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir,” buyurdukları Ravza-ı Muhatara”, bugün 33 adet beyaz sütunun bulunduğu krokide (o) işaretli alandır. 

İçi dolu (@) yuvarlak ile işaretlenen kayısı renkli sütunlar ise, Hz. Peygamber devrinde ilk genişletmede ilâve edilen 21 adet direklerdir. 

18-06-1990 Pazartesi

Medine

İhtişam-ı Rasûlüllah-ı gör (Şiir)

Medineye gelen kardeş, 

Hemen temizlen paklaş, 

Ravzaya doğru yaklaş,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör. 

Yollar dolup taşıyor,

Akıl buna şaşıyor,

Gayret neler aşıyor,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Bab'üsselâmdan içeri,

Nasıldır sevgi mahşeri,

Çekiyor kendine beşeri,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Huzura doğru gidince,

Ağlanır hep ince ince,

Gözün aç vakti gelince,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Varınca o kutlu yere,

Cümlemize aşkını vere,

Selam eyle Peygambere,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Acele duanı eyle,

Eziyet olmasın gayriye,

Yavaşça yürü ileriye,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Selâm gönder ruhuna,

Kayda geçer adına,

Sebeb olur şefeatına,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Onu ziyaret her zaman,

Yaşadığı gün gibidir,

Çünkü varlığı ebedidir,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Dolaşıyor ruhu içerde,

Sanki zaman asrı saadette,

Ey gönül bunları yadette,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Ayrılmak zor o makamdan,

Nasıl çıkılır huzurdan,

Canları aşk ile kavuran,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Cennet bahçesi beyaz direkli,

Ümmetinin hepsi yürekli,

Bunu yaşamak cidden gerekli,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Minberin zinetlerle bezenmiş,

Ustalar yaparken özenmiş,

Emsalsiz bir hünermiş,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Eshab'ı suffa okur yerinde,

Öyle olmak varmış kaderinde,

Ne varsa çıkardılar derinde,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Cibril kapısıda yukarda,

Aşık dururmu bir kararda,

Dostlar kalmayalım zararda,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Kimi siyah kimi beyaz,

Kimi dua kimi niyaz,

Kimi neş'e duyar kimi haz,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Kimi ağlar gözü yaşlı,

Kimi genç ihtiyar yaşlı,

Hepsi'de akıllı başlı,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Dalga dalga içerde sevgi,

Bu hale sebeb neydi neydi,

İnsan baş koyup gönül eğdi,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Kimi Kur'an okur sessizce,

Kimi yaş döker gizlice,

Rasulu düşünürken yalnızca,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Doldukça dolunca harem,

Ne sırlar açılır mahrem,

Kerem ediyor Nebi kerem,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Ezan okununca ümmete,

Gelir cemaat gayrete,

Nasıl varılmaz hayrete,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

Bu hâl söze gelmez kat'iyyen,

Mahrum olursun ebediyyen,

İstiyorsan dünya gözüynen,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı gör.

------------------- 

Aciz olarak belirtmeye çalıştığımız yukarıda ifadeler çok yetersizdir. Mescidi Nebevi’nin şu andaki zahir halini dahi anlatmak adeta imkânsızdır; daha iyi anlaşılması için kişinin mutlaka kendinin gelip görmesi lâzımdır.

### “Mescidi Nebevi”nin diğer bazı özellikleri

Orta yerinde göğe açılan 2 hava boşluğu vardır altışar adet açılır kapanır şemsiyeler ile gölge temin edilmektedir. Çok muazzam ses ve soğutma sistemi vardır.

Dünyada Ka’be’den sonra bu büyüklük ve yükseklikte bir eşi daha yapılabilecek bir mekân tasavvur etmek mümkün değildir. 

Biz yine kısaca özelliklerine temas etmeye çalışalım. 

“Mescidi Nebevi”nin sayı değeri 13 tür. 

Bilindiği gibi Hz. Rasûlüllah (s.a.v.)’ın doğum tarihi 571 toplandığında (5+7+1) = 13 tür. 

Hakka yürüme tarihi 634 yine toplandığında (6+3+4) = 13 tür. 

İlgili o kadar çok hadise ve oluşumlar vardır ki, hayret etmemek mümkün değildir; mevzumuzla ilgili yerlerde belirtmeye çalışıyoruz. 

Peki 13 ün aslı nedir? diye sorarsan şudur: Bilindiği gibi “Ahadiyyet”in başında olan ()“elif” harfi iki (2) bölümden meydana gelmiştir. Bunların biri 5 bölüm, ikincisi ise 7 bölümdür. Toplandığında 12 bölüm eder. 

Her bölüm bir mertebeyi ifade etmektedir. 5 bölüm “Hazret” mertebelerini, 7 bölüm de “nefis” mertebelerini ifade etmektedir. 

Bu ()“elif” çok değerli elif’tir. Zâhir ve bâtın yönden harflerin başbuğudur. “Ahad”, “Allah”, “Ahmed”, “Adem”, “İnsan” hep bu ()“elif” ile başlayarak yazılır ve bu isimlerde ()“elif”in bütün hakikatleri mevcuttur. 

İşte bütün bu mertebeleri batından zahire çıkararak, yaşam sahnesinde onlara “ayna” olarak yansıtan ve kemâliyle zuhur etmelerini sağlayan ilk “İnsanı Kamil”, “Peygamber”, “Rasul”, “Nebi”, “Veli”, “Âlemlerin Sultanı” bütün bu mertebeleri zahir ve batın kendisinde toplayan “Muhammed Mustafa” (s.a.v.) Efendimiz ile sayı 13 olmaktadır.

Böylece ()“elif” harfi 12’si zahir 1’i batın olmak üzere 13 makam yani 13 noktadan meydana gelmektedir. 

Batılıların uğursuz dedikleri, gerçekten de onlar için uğursuz olan bu sayı müslümanlar için son derece uğurlu ve değerlidir. 

Batılılarca çok değer verilen İstanbul 1453 te alınmıştır; sayı değerleri toplandığında yine (1+4+5+3) =13 tür. 

13-09-2001

Medine-i Mükerreme

Ravza-i Mutahhara

Bu sayı Hz. Rasûllüllah (s.a.v.)’e has bir sayıdır. Ayrı bir yönden de baktığımızda 13 ü kendi içinde toplarsak 4 eder ki, bu da İslâm’ın simge sayısıdır, o halde 13 = 4 ve 4 = 13 olur. 

Kur’anda 13 yerde “fakr” kelimesi geçmektedir. Bilindiği gibi efendimiz birçok hadislerinde fakirlikle iftihar ettiğini bildirmiştir. “Sevr”in da sayı değeri 13 tür. 

113 Sûrenin başında “besmele-i şerif” vardır. Bu şu demektir, ki 113 ün önündeki 1 i ileriye alırsak, ki o “Ahadiyyet”tir; böylece “Ahadiyyet”e 13 ün “ayna” olup, onun bütün özelliklerini ortaya çıkaran “Ahmed” olduğunu; “Ahad”ın bâtın ve bir () “mim” ilâvesiyle “Ahmed”in zâhir olduğunu anlamamız zor olmayacaktır. 

İşte bu yüzden 114 Sûreden sadece 1 nin başına besmele gelmemiştir. O besmele ise, “Neml Sûresi”nin 30. Âyetinde yer almıştır. 

113 sayısının başındaki 1 i alıp 30 ilâve ediver, o zaman 31 olur; tersine çevirirsen yine ulaşacağın sayı 13 tür. 

 İşte bütün bu gerçeklerden yola çıkarak “Ahmed”in Hakk’ın indinde niye bu kadar çok değeri olduğunu ve habiblik ile vasfedildiğini düşün de hürmetini, saygını ona göre göster. 

“Mescidi Nebevi” ilk yapıldığında 33 direği olduğu ilgili kitaplarda belirtilmektedir. Bunu azıcık incelersek şunları görebiliriz. 

3 ü 3 ile (3+3) toplarsak 6 eder, ki bu da imanın şartıdır. 

6 dan 1 i çıkarırsak 5 eder, ki İslam’ın şartıdır, ki birincisi “kelime-i şehadet”tir. 

33 ün birinci 3 ü, genel anlamda hadiseleri “ilmel yakiyn”, “aynel yakiyn”, “hakkel yakiyn” ma’nâ da idrak etmektir. 

33 ün ikinci 3 ü, “mevâlidi selâse” yani (üç doğurgan), ki bunlar “maden”, “nebat”, “hayvan” olduğunu anlamamız zor olmayacaktır. 

Ayrıca cennet ehli erkeklerin de 33 yaşlarında olacakları bildirilmiştir. Efendimiz kendisi de, orasının cennet bahçesi olduğunu bildirmiştir. 

Yüz ölçümünün o dönemde 1050 m2 olması da bu hakikatleri destekler hükmündedir; çünkü toplarsak (1+0+5+0) = 6 eder, ki hangi yönden bakılsa gerek harf, gerek rakkam, gerek zâhir, gerek bâtın bütün sistemleriyle mutlak bir uyum sağlanmaktadır. 

Aslında mezuumuz bu tür araştırma yapmak olmadığından çok belirgin olanlarını ifade etmeye çalışıyoruz. Daha derinlemesine araştırma yapıldığında hayretimizin ne kadar çok artacağı ortadadır. 

“Mescidi Nebevi”nin içinde kıble istikametinde 6 sıra beyaz mermer sütun bulunmaktadır ve bunların aralarında 5 boşluk vardır. Kıbleyi arkamıza alarak içerde “Mescidi Nebevi”ye karşı durduğumuzda 1 inci boşlukta Efendimizin Hz. Ebubekir Sıddık ve Hz. Ömer (RA)’ın etraf ve üstü kapalı kabirlerinin bulunduğu yerini görürüz. Sağdan sola doğru bu mekân dışa kapalı özel haller dışında içeriye girmeye izin yoktur. 

İşte bu makam medine şehrindeki “Makamı Mahmud”dur. 

İkinci (2.) direkler arasındaki boşluk ise, “zat cenneti”dir, zatiyyun’a hastır. 

Üçüncü (3.) direkler arasındaki boşluk ise, “sıfat cenneti”dir. Burası ise, sıfatıyyun’a mahsustur. 

Dördüncü (4.) direkler arası boşluk ise, “esma cenneti”dir, esmaiyyun’a mahsustur. 

Beşinci (5.) direkler arası boşluk ise, “ef’al cenneti”dir, ef’aliyyun’a mahsustur.

Bu cennetler, “Rahman Suresi”nde bildirilen tevhid cennetleridir. Amel ve fi’il cennetleri değildir. (17)

Not : (17) Bu hususta daha geniş bilgi isteyenler “errahman” isimli kitabımıza bakabilirler.)

Şimdi verilen krokiden takip ederek sıra ile “Mescidi Nebevi”nin diğer özel mahallerini ( ) “muhammedin Rasûl allahü” hükmü gereği () “lâ ilâhe illâ allah” “Kelime-i Tevhid’in zuhuru ile anlamaya çalışalım. Çünkü bütün bu mahallerde “Kelime-i Tevhid’in zuhur hakikatleri mevcuttur. 

1. Ağlayan Hurma kütüğü

Mescid’de önceleri minber yoktu, Efendimiz bir hurma kütüğüne yaslanarak cema’ate hitap ederdi. Daha sonra üç (3) basamaklı bir minber yapıldı ve peygamberimiz hutbelerini bu minberde iradetti. 

Minberin üç (3) basamaklı olması “ilmel yakiyn”, “aynel yakiyn”, “hakkel yakiyn” ilimlerinin menbaı ve zuhur yeri olmasındandır. 

Bu sırada bir de mu’cize meydana geldi, şöyle ki, Efendimiz bir cum’a günü hutbesini bu minberden iradetmeye başlayınca daha önce dayanarak hutbe okuduğu hurma kütüğünün peygamberimizden ayrı kaldığı için yavrusundan ayrı kalan bir devenin feryadı gibi inlemeye başladığı duyuldu, görüldü. Bunun üzerine Peygamberimiz minberden inerek bu hurma kütüğünü kuçaklayıp okşadı ve kütüğün inlemesi kesildi. 

Peygamberimiz (s.a.v.), “Eğer ben onu kucaklamamış olsaydım kıyamet gününe kadar hep böyle inleyip duracaktı,” buyurdu. (18) 

Not : (18) İbn-i Mace 1-5-454)

O kütük daha sonra Peygamberimizin emriyle yerinden alınıp minberin altına defnoldu. 

Hurma bilindiği gibi bir meyvedir, onun ağacı da bitkidir, eskiler “nebat” derler. Nebatlarla insanlar çok iç içe olan varlıklardır.

Namazlarımızda “kıyamda” (ayakta) durduğumuz bölüm onlarla ilgilidir. Onlar bir ömür boyu hakkın huzurunda ayakta durmaktadırlar ve ibadetlerine böylece devam etmektedirler; hiç birşey istemeden hep verirler. Hurma, “kesrette vahdeti” (çoklukta birliği) ifade etmektedir. 

 Bilindiği gibi, Hz. Meryem hamileliği anlaşılınca şehrin kenarına çıkmış orada bulunan kurumuş bir hurma kütüğünün yanında ikamete başlamıştır. O hurma kütüğü, kuru olduğu halde yeşerip, hurma vermiştir. Hurmalardan yiyerek, aşağıdan kaynayan pınardan da su içerek, o günlerini böylece tamamlanmıştır.

Bütün varlıklar insan’a aşık oldukları gibi, onlar da insan’a aşıktırlar, çünkü mi’rac sebebleridir. Hele Efendimizin yakınlarında olan bir varlığın ondan uzak kalması zor bir hâdisedir. İşte bu yüzden hurma kütüğü az kenarda dahi bu ayrılığa tahammül edemeyip, inlemeye başlamıştır. 

 Ey gönül dostum ondan uzak kalmaya bizlerin gönlü nasıl razı olur. Hiç olmazsa hurma kütüğü kadar ol da ağla, inle Peygamberinin sevgisini sahip ol, gaflette kalma. O makamda bitkilere dahi bir şahsiyet tanınmıştır. 

2. Hz. Aişe sütunu

Aişe (iaşe) sütunu, zahir ve batın her türlü rızkın mahalli, üretim sahası. Kendisinin islami ilimlerin eğitiminde büyük gayreti olmuştur. Ayrıca o makamda hanımların da yeri olduğunu belirtir. Nefsi küllün dahi orada tecellisi vardır. 

3. Hz. Lübabe’nin tevbe sütunu

Ebu Lübabe, Medine’li ensarın ileri gelenlerinden idi. Birçok savaşa katıldığı gibi “Uhud Savaşı”na da katıldı. “Beni Kuzayr”a muhasarasında onun müttefiki ve komşuları olan yahudiler Ebu Lübabe’nin yanlarına gönderilmesini istediler ve kendisini bir kurtarıcı gibi karşıladılar. 

Ebu Lübabe onlara kumandan Sa’d b. Muaz’ın hükmüne boyun eğmelerini ve teslim olmalarını tavsiye etti. Bunun kılıçtan geçirilmek demek olduğunu anlatmak için de eliyle boğazını işaret etti. 

Fakat daha sonra pişman oldu ve bu davranışıyle Allah’a ve Rasulüne ihanet ettiğini düşünerek, Hz. Peygamber’in yanına uğramadan mescid’e gidip, kendisini bir direğe bağlattı. Affedildiğine dair ayet nazil oluncaya ve bizzat Hz. Peygamber tarafından çözülünceye kadar bir hafta yiyip içmeden direğe bağlı olarak kaldı. Sonraları bu direk “üstüvanet’t tevbe” (tevbe direği) diye anıldı. 

Ebu Lübabe (RA)’nın düştüğü bu hata ile ilgili olarak Kur’anı Keriym Enfal suresi 8/27 ayeti, 



 

“ya eyyühelleziyne amenu la tehunullahe ver resule 

ve tehunu emanatiküm ve entüm ta’lemune”

mealen, 

“ey iman edenler Allah’a ve rasulüne hainlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emanetlere de hainlik etmeyin.” nazil oldu. 

Durum Rasulüllah’a arz edildi. Peygamberimiz, “eğer doğruca yanıma gelseydi, bağışlanmasını Allahu Teala’dan dilerdim. Madem ki o kendisini bağlatmış artık Allahu Teala tevbesini kabul edinceye kadar onu bulunduğu yerde bırakırım,” buyurdu. 

Ebu Lübabe (RA) bu şekilde direğe bağlı olarak bir hafta kaldı. Ancak her namaz vaktinde bağları çözülür, namazını kıldıktan sonra yine direğe bağlanırdı. 

Nihayet Peygamberimizin hanımı Ümmü Seleme’nin evinde bulunduğu bir sırada vahiy geldi, Rasûlüllah gülmeye başladı. 

Ümmü Seleme, “Niçin gülüyorsun Ya Rasulüllah?” dedi. 

Peygamberimiz, “Ebu Lübabe’nin tevbesi kabul oldu,” buyurdu. 

Rasulüllah’ın müsaadesi üzerine Ümmü Seleme odasının kapısına dikildi, mescidde bulunan Ebu Lübabe’ye, “Seni müjdelerim, Allah senin tevbeni kabul buyurdu,” diyerek, müjdeyi ulaştırdı. 

Ashab onu bağlı olduğu direkten çözüp, salıvermek için koşuştular. Ebu Lübabe, “Hayır vallahi beni Rasulüllah eli ile salıvermedikçe bağlandığım direkten ayrılmam,” dedi. 

Peygamberimiz sabah namazına giderken yanına uğrayıp salıverdi. 

Ebu Lübabe “Mescid-i Dırar”ın yapımına da yardımda bulundu, ancak bu konu da herhangi bir ithama uğramadı. (20)

(Not : (20) Bu hususta geniş bilgi sahabenin hayat hikâyelerini yazan kitaplarda mevcuttur, arzu eden araştırabilir.) 

Ebu Lübabe hadisesi seyri süluk yolunda çok önemli bir oluşumdur. Düşünmeden yapılan küçük bir hatanın bile ne kadar büyük, kişiye yakışmayan birşey olduğunu ve ancak çok samimi bir tevbe ve pişmanlıkla bu sorumluluktan kurtulma imkanı olduğu, başka yolunun olmadığını açıkça ifade etmektedir. 

Ya hatasında israr edenlerin hali nice olacaktır, tek yol helalleşmek ve özür dilemek, gönül kapısını tekrar açtırmaktır. 

Bu “tevbe-i nasuh”tur. Bir daha tekrar etmemek üzere biatını yenilemektir. 

İşte bu hata “Kelime-i Tevhid”e karşı yapılan hatadır, özür dilemek de ancak onadır. 

“Mescidi Nebevi”de bir sütun bu hakikati her dem canlı tutmak için hadisenin olduğu günden beri ayakta durmakta ve idraklerde yaşatmaktadır. Bu meseleyi çok iyi anlamamız gerekmektedir. 

4. Serir sütunu

Efendimiz (s.a.v.) itikafta iken yanına yataklarını koydukları sütun. 

İtikaf, dünya işlerinden belirli bir süre uzaklaşıp o süre içerisinde zikir ve daha çok ibadetlerle meşgul olarak Hakk’ta fani olmaktır, “vahdet”tir. 

Yatakları demek, kendini teslim ettiği “Rahmeti İlahiyye” demektir.

Özel rahmeti ilahiyye’nin simgesi o direktir. Böylece dikkatimiz bu hakikate çekilmek istenmiştir.

5. Muharras sütunu

Efendimiz (s.a.v.)’ın korumalığını yapan sahabelerin beklediği sutundur. 

“Kelime-i Tevhid”in ve “Hakikati Muhammedi”nin zahir ve batın korunmasının lazım geldiğini belirten sütundur. 

6. Vüfud sütunu

Efendimiz (s.a.v.)’ın yanında heyetleri kabul ettiği sütun. 

Her bir heyet ziyaret ettiği yere ayrı bir ziyaret sebebi ile gelir; Hz. Muhammed’e ise, daha ziyade özel olarak “Hakikati Muhammedi” yönünden bilgi almak için gelinir, işte bu oluşumun ifadesi o direk ile belirlenmiştir. 

7. Teheccüd sütunu

Efendimiz (s.a.v.)’ın teheccüd namazını kıldığı sütun. 

Kur’anı Keriym İsra suresi 17/79 ayetinde, 





“ve minel leyli fetehecced bihi nafileten leke

asa en yeb’aseke rabbüke mekamen mahmude”

mealen, 

“gecenin bir vakti kalk senin için nafile hükmünde olan teheccüd namazını kıl

umulur ki rabbın seni makamı mahmuda çıkarır.” ayetinin tahakkuk ve tatbikat mahallidir. 

 8. Halen imamın namaz kıldırğı mihrab

“Hakikati Muhammediyye”nin bugünkü zahiri ve vekalet yeri

 9. Efendimiz (s.a.v.)’in namaz kıldırdığı mihrab

“Makamı Muhammedi”, bütün alemlerin ve varlıkların durduğu makam. “İmamül Mübin” (Önde olan imam).

“Kelime-i Tevhid’in risalet dilinden izah, ilan ve şerh edildiği yer; Ka’be’den sonra ibadet hakkında en ulvi yer. 

 10. Halen hutbelerin okunduğu minber

“Hakikati Muhammedi”nin yaşanan zaman içerisinde zamanın icaplarına ve aslını bozmadan hakikatlerinin açılıp yenilendiği ve tekrarlandığı yer.

11. Müezzinlik

Uluhiyyet mertebesinin Muhammediyyet mertebesinden açık il3anı.

Yine aynı mahalden Muhammediyyet mertebesinin de bütün âlemlere olan ilânıdır.

12. İç kapı

Cemeate içerideki dönüşümleri sağlayan geçit. Bu Hakk yolcularının kendi içindeki nefis mertebeleri düzeyinden dönüşümleridir.

13. İç kapı

Diğerinin az yanında olan bu iç geçit Hakk yolcularının kendi iç bünyelerinde, Hazret mertebelerine geçişlerini göstermektedir.

14. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin kabri

“Makam-ı Mahmud”un içindeki merkez nokta, işaret yeri, âlemin kalbi, Sûret-i Rasûllüllah’ın makamın son görüldüğü yer. Sukûnet deryası, İlâhi tecelligâh, aşıkların maşuku, ümitsizlerin ümidi, ariflerin marufu.

6.10.1982

Medine-i Münevver

 Bir gün denildi esselat Resule,

 Kılındı namazı hep fert ile,

 Acı çöktü bütün gönüllere,

 Sen o günleri hatırlıyor musun?

 O’na mekân oldu yattığı yer,

 Sûrettir orda yatan kulak ver.

 Ma’nâ da sırlar vardır ona er, 

 Sen o sırları biliyor musun?

 Gerçi sûretin durur toprakta,

 Seni ihata etmiş bu babda.

 Bunlar hep mecazdır hakikatte,

 Sen o mecazı biliyor musun?

 Toprağın sarması muhaldir seni,

 Ne olursa olsun kabrin eni, 

 Dar gelir yer, alamaz sineni, 

 Sen o sineyi biliyor musun?

 Bu varlık senin çün var oldu.

 Bütün âlem de sende medfundu.

 Bu öyle bir ilâhi oyundu,

 O oyunu oynayabiliyor musun?

 Bu işler belirlendi ezelde,

 Neler vardır bilsen o güzelde.

 Bazen şarkı bazen gazelde,

 Sen o sırları duyabiliyor musun?

 15. Hz. Ebubekir Sıddık (R.A.)’ın kabri

 Sıddıkıyyet makamı, şeksiz şüphesiz, akıl yürütmeden her ne olursa olsun kabul ve tasdik makamı. 

 Yanına geldi sevdiği sıddık,

 Daha sonra Ömer’ul Faruk.

 Kalmadı arada hiç ayrılık,

 Onların yattığı yeri biliyor musun?

16. Hz. Ömer’ül Faruk (R.A.)’ın kabri

 Hz. Ömer’in bilindiği gibi lâkabı “Faruk” fark edici, (ayırıcı) demektir. Yine bilindiği gibi Kur’an-ı Keriym’in de bir ismi ayırıcı manasında “Fürkan”dır.

 Yani zat’ın bütün özelliklerini “sıfat”, “esma”, “ef’al” mertebelerinde en güzel şekilde açıklayan demektir.

İşte bu iki mertebe Hz. Rasûllüllah (s.a.v.) efendimize hayatlarında çok yakın oldukları gibi mematlarında da, yani yaşam sonrası hayatlarında da çok yakındırlar.

Yani, Makamı İlâh-i ve Makamı Muhammedi’nin şeksiz şüphesiz tasdiği batın, her yönden bu tasdik halen dahi devam etmektedir.

Hz. Ebubekir Sıddık bu tasdiği yapmış, bu mertebenin temsilcisi olmuştur.

Bu tasdikten sonra, Makamı İlâh-i ve Makamı Muhammedi’nin şeksiz şüphesiz tatbikatta açılması izahı gerekecekti. 

İşte Hz. Ömer (r.a.)’da bu açılımın simgesi olmuştu.

Bir yeniliğin oluşması için evvela çevreden tasdik, sonra da onun izâhı, yani özelliklerinin tatbikatla açıklanması gerekmektedir.

Gerçek ise kabul görür, değilse unutulur gidilir.

“Sıddıkiyyet” ve “Farukiyyet” kısaca bunlardır. 

Mevzuu olmadığı halde, ama yeri gelmişken Hz. Rasûlüllah’ın diğer “iki dostu ve akrabası” halifesinin Hz. Osman ve Hz. Ali (r.a.)’ın da niçin orada yanlarında olmadıklarını anlamağa çalışalım.

Bilindiği gibi Hz. Osman (r.a.)’ın lâkabı “zinnureyn”, efendimizin iki kızıyla evlendiği için “iki nurlu” demektir ve kendisinin bilhassa yakınlarına karşı çok şevkatli olduğu söylenir.

Eğer bu iki nurlu ve şefkatli insan Hz. Rasulüllah’ın kabri şeriflerine konsa idi kendisinden “zinnureyn” lâkabının alınması gerekecekti, çünkü orada sadece “Nuru Muhammedi” hakimdir, oraya başka nur giremez.

Hal böyle olunca O’na yani Hz. Osman (r.a.)’a ayrı bir mekân gerekmekteydi. Defnedildiği yer de “cennet”tir, “cennet-ül baki” kabristanı.

İşte böylece hem orada yatanlara, hem de orayı ziyaret edip dolaşanlara olmak üzere “iki nuru” fayda sağlamaktadır. Allah onlarda razı olsun.

Hz. Ali (r.a.) (K.A.V.) efendimize gelince onun hali diğerlerinden biraz farklı olarak, varlığı Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimize benzemektedir.

Şöyle ki: Zat-ı İlahiyye, Mekke-i Mükerreme şehrini kendine saltanat yeri yapmıştır. () “lâ ilâhe illâ allah” Tevhid bayrağı orada asılıdır. Makam’ı oradadır.

() “lâ ilâhe illâ allah” Kelime-i Tevhid’in şerh ve çözüm yeri olan Medine-i Münevvere’de ise ( ) “muhammedin resul allahü”ın “Hamd” bayrağı asılıdır. Makam’ı orasıdır.

İşte Hz.Ali (r.a.) (K.A.V.) efendimiz de ( ) “muhammedin Rasûl allahü” bayrağını en güzel şekilde hem kendi varlığında, hem de alemde şerh ve çözüme kavuşturduğundan ona da ayrı bir saltanat yeri lâzım geldiğinden kabri şerifleri Irak sınırları içinde “Necef” denilen yerdedir ve burası da onun Ali Veliyuullah “Seyyidlik” bayrağının asıldığı yer olan onun makamıdır. 

“Necef” sayı değeri itibariyle, 

() “nun” 50

() “cim” 3

() “fe” 80 = 113 / (5+8) 13 tür. 

Görüldüğü gibi Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimizin şifre ve hakikatlerinin çözüm makamı olduğu belirtilmekte geriye kalan 3 ise, üç (3) mertebeden yayın yapıldığını “ilmel yakiyn”, “aynel yakiyn”, “hakkel yakiyn” olduğunu bildirmektedir. 

Bu sayı değerinde küçük bir uygulama daha yapmak istedim, çıkacak sayı değerinin kısacık izahını ilerdeki sayfalarda yapmaya çalışacağım. 

() “nun” 50

() “cim” 3 = 53 eder, ki bu sayı bizimle ilgili bir şifre sayıdır. 

Nasıl ki, Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) Mekke-i Mükerremede kalsa idi ikinci derecede bir ziyaret yeri olacak idi.

Bu hakikate binaen Hz. Ali (k.a.v.) de Medine-i Münevvere’de kalsa idi nezaketen kendi bayrağını açamayacak ve velâyeti gizli kalacaktı. İşte bu oluşum gereği onun lâkabı “Keremullahu veche” Allah ona her yönden ikramda bulundu ve bu ikram Mekke-i Mükerreme’den yani Mertebe-i Uluhiyyet’ten verildi ve Hz. Rasûlüllah (s.a.v.)’ın “Kevser gölü” ve ırmağının hakikati ondan akmaya başladı, halen de devam etmekte ve kıyamete kadar da devam edecektir. (21)

(Not : (21) Bu hususta mübarek geceler ve bayramlar adlı kıtabimzda da bilgiler vardır.) 

17. Üzerinde Ahzab suresi 40. ayet yazılı 1. pencere

18. Üzerinde Hucerat suresi 3. ayet yazılı 2. pencere

19. Üzerinde Hucerat suresi 2. ayet yazılı 3. pencere

20. Cibril Makamı

 Orada Cibril (a.s.)’a da bir makam vermeden olmazdı. Onun makamı girip çıktığı yer diye belirtilen “Baki” kapısına doğru sağ tarafta yukarıda bir penceredir. 

Makamı Uluhiyyet’ten, Makamı Muhammediyye’ye olan hitaplar oradan böylece akmakta idi. Esasen onlar kesilmiş de değildir. 

21. Baki kapısı

 Bu kapı hakkında “Bab’üs SELÂM” (SELÂMet kapısı) ile birlikte bilgi vermeye çalışacağız.

22. Cibril kapısı

 Az yukarıda Cibril As. makamından bahsedilmişti. Burada ise, “kapısından” bahsedilmektedir. O hazretin giriş çıkışına engel her hangi birşey yoktur. Kapılara ancak kütle, madde varlıklı olanların ihtiyacı vardır. 

 İşte bundan anlaşılıyor, ki her hangi bir “ümmeti muhammed” gerçek hakikatleri idrak etmiş ise ve bunları bazı kabiliyetli kimselere ulaştırıyorsa o insanlar arasında “mertebe-i cebrailiyyet”in temsilcisi sayılırlar. 

 İşte o kapı bu neş’ede olan insanların kapısıdır ve hemen önünde “Eshabı Suffa”nın makamı vardır, yani eğitim mahallidir. 

 Gönlüne gelen gerçek Hakk bilgisi “cebrailiyyet mertebesi”nden de gelir. İşte sana gelen o bilgileri sen de bir başkasına doğru olarak aktarabilirsen o hususta sende de “mertebe-i cibrillik” faaliyete geçmiş olur. Böylece gönül ravzana girdiğinde o kapı senin “cibril kapısı” olur. 

23. Nisa/kadın kapısı

 Bu kapı cibril kapısının hemen yanındaki kapıdır. Bugün kadınlar o kapıdan giremiyor. Kapı girişleri arka taraftaki büyük kapılardandır. Herhalde evvelce hanımları oradan kabul ettikleri için o kapının ismi “nisa kapısı” olarak kalmış.

 Bugün için düşündüğümüzde kadın nefsi küll’ün temsilcisi olduğundan, efendimizde hem aklı küll’ü, hem de nefsi küll’ü temsil ettiğinden tabii ki, orada nefsi küll’e de bir makam verilmesi lazım gelecekti. İşte bu kapı da nefsi küll bilgilerinin girip çıktığı seyr kapısıdır. 

14-09-2001

Medine-i Münevvere

Mescidi Nebevi

24. Eshab-ı Suffa

 Yanları açık üstü kapalı mahallere bilindiği gibi halen daha “sofa” tabir edilir. “Eshab”, sahibler demek olduğundan “sofa” da, kalan dostlar demektir. 

Bu kimseler ortalama 250 kişi, zaman zaman da 400 kişiye kadar çıkarlar, orada kalırlar, devamlı eğitim ile uğraşırlarmış. Burası İslamiyyetin ilk üniversitesi olmuştur. İslamiyyet genişledikçe, yeni yeni beldeler alındıkça Efendimiz onları, oralara ya kadı veya vali tayin ederek, gittikleri yerde İslami eğitimi sürdürmüşlerdir.

İşte şimdi şu anda aynı mekânda şu satırları kağıda dökerken birden kendimi “Eshabı suffa” gibi zannettim. Allah (c.c.) onlardan razı olsun.

Dini Mübini İslam’ın bilgileri onların fedakerane çalışmalarıyla bu günlere ulaşmıştır.

Bir bakıma “sufi” kelimesi de buradan türemiştir diyebiliriz, çünkü çok mütevazi ve mütteki olarak hayatlarını sürdürüyorlardı. Ravza-i Mutaharra’nın içindeki bu bölüm Hakikati Muhammedi ilminin toplanıp dağıtıldığı, geliştirildiği, uygulandığı yerdir.

25. Mihrab

Şu anda imam efendinin namaz kıldırmadığı rastgelen mü’minin önünde durabileceği bir ziyaret yeridir. Sonradan gelen idareciler, “biz Hz. Peygamberin makamında namaz kıldıramayız,” diyerek o mihrabı yaptırarak orada imamlık yapmışlardır, tarihi bir ziyaret yeridir ve o mihrabın önündeki direk, cennet bahçesinin 33 direğinden sonra sarı çiçekli 20 direğin daha ilavesiyle 53 üncü direk olmaktadır. (Krokide işaretlidir)

Medine-i Münevverede ilk günlerden itibaren Rabbı’ma acaba burada da bize ait bir işaret, sembol var mıdır diye niyazda ve araştırmalarda bulunuyorken, nihayet o Mihrab’ın önündeki direk, sanki burası, burası diyordu.

Evet gerek sayı hesabı, gerek konumu itibarıyla o direk gönlümüze yakın geldi. “Allahu a’lem” (Allah daha iyisini bilir.)

Tabii ki o direkte diğerleri gibi herkesindir. Biz zahirine değil batınına bakmaktayız.

Ayrıca Ka’be-i Muazzama’da bulunan “Bab’ül Feth” ile “Bab’ül Umre” arasındaki 53 nolu “Kehribarı babı şami” (elektrikli kapı) yani yürüyen merdivenli kapıda da manen şifremiz vardır. (22)

(Not: (22) Bu hususta geniş bilgi (Terzi Baba) isimli kitabımızda vardır.)

26. Bab-üs Selâm

“Selâm”, selâmet, saadet kapısı. Burası krokide (26) fakat “Ravza-ı Mutahhara” Mescidi Nebevi’nin 1 no.lu kapısıdır.

Tam karşısına isabet eden kapı (41) nolu “Baki” kapısıdır ve ikisinin arası oldukça geniş uzun bir yol “koridor”dur ve sonuna doğru gelindiğinde Efendimiz (s.a.v.)’in önünden geçilmektedir.

Kur’anı Keriym Yunus suresi 10/25 ayetinde, 





“vallahü yed’u ila daris SELÂMi 

ve yehdiy men yeşaü ila sıratın müstekiymin”

mealen,

“Allah SELÂMet yurdu cennete çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.” ayetinin bahsettiği dünyadaki “SELÂMet yurdu” Ravza-ı Mutahhara’dır ve oraya da 1 nolu kapı olan “babüs SELÂM”dan girilir. 

Gerçi Ravzanın bugünkü haliyle 42 kapısı vardır; hepsinden de içeriye girilir amma 1 inci “bab’üs SELÂM”dan (SELÂM kapısından) girerek, o koridoru bir defa olsun irfaniyetle geçmek gerekir, Hakk’a giden yol “sıratı müstakiym”, “sıratullah”tır. 

Şöyle ki, o mübarek koridorun kapıdan girip az yukarıda bahsedilen mihraba kadar olan kısmı “Sıratı Müstakim” bölümüdür, yani “ettur-u seba” (yedi tur) 7 nefis mertebeleridir. 

Ondan sonra dışarıya çıkıncaya kadar da “sıratullah” “Hazarat-ı Hamse” (beş hazret mertebesi) ve “Mi’rac” yoludur. 

Cennet bahçesinin içinden geçen bir bölüm, bu dünyada Ka’be-i Muazzama tarafından sonra yapılan en mühim ibadet ve ziyaret yeridir.

 Beyaz direkler, ki sanki onlar ma’nâ âlemine yükselmeğe hazır, gök vasıtaları gibidir. 

Onların birinci (1.) bölümüne geldiğinde, 

Kur’anı Keriym Fecr suresi 89/29-30 ayetindeki, 





“fedhuliy fiy ibadiy”

“vedhuliy cennetiy”

mealen,

“Benim has kullarımın arasına gir, onlarla birlikte benim zat cennetlerime dahil ol” müjdesini duyar gibi olursun. 

Burası “Tevhidi ef’al” cennetidir. 

Az ilerlediğinizde ikinci bölüm beyaz direkler arasına gelirsin, ki burası da “Tevhidi esma” cennetidir.

Ef’al cennetinde, bütün fiillerin Hakk’ın fiili olduğunu, ancak “Hakikati Muhammedi” kanalıyla zuhura çıktığını idrak etmiş olursun.

Esma cennetinde, hangi isimle vasfedilmiş olursa olsun bütün isimlerin Hakk’ın isimleri olduğu ancak cami ismi olan “Hakikati Muhammedi” kanalıyla zuhura çıktığını idrak etmiş olursun.

Üçüncü (3) bölüm beyaz direkler arasına geldiğin zaman, burası da “Tevhidi Sıfat” cennetidir. 

Burada bütün sıfatlar yine Hakk’ın sıfatlarıdır, ancak “Hakikati Muhammedi” kanalıyla zuhur etmekte olduklarını idrak etmiş olursun.

Dördüncü (4.) bölüm beyaz direkler arasına geldiğin zaman, burası da “Tevhidi zat” cennetidir. 

Burada bütün varlıkların zat’larının tek zattan kaynaklandığını, bu oluşumun da yine “Hakikati Muhammedi” kanalıyla zuhura çıktığını idrak edip bütün mertebeleri ile gerçek tevhidi idrak etmiş olursun.

Kur’anı Keriym Muhammed suresi 47/19 ayetindeki, 



“fa’lem ennehu lâ ilâhe illallahü”

mealen,

“Bil ki; muhakkak o lâ ilâhe illâ allah’tır”

“Muhammed” elbisesiyle zuhur eden 

(  ) 

“lâ ilâhe illâ allah muhammedin resul allahü”

“Zat-i haberini” risaletini, kendi hakikatini “Muhammed” ismiyle açığa çıkarmıştır.

Bu hisler ve yaşam ile az ileriye gittiğinde işte orası “Makamı Mahmud” yani “Makamı Muhammed”dir.

İşte şimdi sen birinci (1.) pencerenin önündesin, onun üzerinde

Kur’anı Keriym Ahzab suresi 33/40 ayetindeki, 







 “ma kane muhammedin ebe ehadin min ricaliküm ve lakin 

rasulellahi ve hatemennebiy ve kenellahü bi külli şey’in aliym” 

mealen,

 “Muhammed (s.a.v.) erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; fakat o Allah’ın rasulü ve Peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilir,” buyrulmaktadır. 

 Evvela kısaca, rakkamlara dikkat etmemiz gerekecektir. Bakın sure 33, 33 direkli cennet bahçesinin hakikatini yine aynı sayıdaki surenin 40 ıncı Ayet’i açıklamaktadır, bunlar tesadüfi şeyler değildir.

Özet olarak: Muhammed (s.a.v.) batıni yönden sizler gibi, çoluk çocuk sahibi bir beşer değildir. 

“Muhammed” elbisesiyle tecelli etmiş; 

zatından sıfatına, 

sıfatından esmasına, 

esmasından ef’aline tenezzül ederek irsal etmiş;

Rasullük yapmış;

ve bu hakikati “Muhammed” elbisesi ile sona erdirmiştir. 

Ondan sonra resmi olarak böyle bir tecelli olmaz, ancak onun varislerinde bu hadise batınen kıyamete kadar devam edecektir.

Bu hakikat kendisinde Ayet’in belirttiği sayıda 40 yaşlarında ortaya çıkmıştır.

Allah gerçekten neyin ne olduğunu, kimin beşerriyeti, kimin Uluhiyyet’i ile yaşadığını çok iyi bilir.

Çünkü gerek halkıyeti yönüyle, gerek Hakkiyet’i yönüyle cümleden zuhurda olan ondan başkası değildir. Zaten alemde başkası yoktur.

Evet bu güzel duygular içinde bir iki adım daha attığında birinci (1.) pencerenin sağ tarafına yaklaştığında, işte o anda alemlerin sultanının tam karşısında olduğunu bilmelisin.

Bu hadise, Ka’be-i şerifedeki; Hacer’ul Esved’in tam karşısında durmaya, zat’a ayna olmağa benzer. 

İşte o anda sende Hz. Risalet penah-i Efendimizin aynası, hatta aynısı olmaya çalışırsın. O’na bundan daha çok zahir alemde yaklaşman mümkün değildir, gönül aleminde ise, senden ayrı değildir.

Ka’be’de, seyirde ve tavafta, yaşadığın anıların dışında, hiç bir anın bu kadar güzel, bu kadar hoş, bu kadar bereketli ve nurlu değildir. Ve şöyle SELÂMlar dilinden dökülmeğe başlar.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Rasulellah.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Nebiyyallah.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Cemali pak.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Kemali pak.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Varlığı Hakk.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Gönüller sultanı.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Aşıklar kıblegahı.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Dertliler dermanı.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin.

Esselâtü vesSELÂM aleyke ya Hakikati Muhammedi.

Artık sen orada yoksun zaten. Sende mevcud mertebe-i Muhammedi, aslı olan, Hakikat-i Muhammedi ile birleşmiştir. Sen gerçekten “fena firrasul” (Rasul’de fani), o yoldan da “Baka billâh” (Hakk’ta baki) olmuşsundur. 

Ne varlığın, ne sesin, ne nefesin kalmıştır. Ancak orası durma yeri değildir, arkadan gelenlerin hakkını da korumak gerekir.

Bu hisler içinde: 

 Ayrılmak istemez gönül yardan

 Vakti firaktır ne gelir alden.

 Hasret başladı daha bu andan

 Hoşça kal ya Rasulellah.

 Sanki ravza geldi benimlen.

 Belki ben kaldım onunlan.

 Ayrılamadım huzurundan.

 Hoşça kal ya Rasulellah.

 Hoşça kal ya Rasulellah.

Diyerek birkaç adım daha yan yan atarak yüzün oraya doğru bu sefer üzerinde,

Kur’anı Keriym Hucurat suresi 49/3 ayetindeki, 







“innellezine yeguddune esvateküm ‘inde Resulillahi

ulaikelleziynemtehazellahü kulubehüm littakva lehüm mağfiratün ve ecrun aziym”,

mealen,

“Gerçekten Allah’ın Peygamberi yanında seslerini kısanlara, bunlar o kimselerdir ki, Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir, onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.” ayetinin sana sırrı açılır.

Yine burada da sayılara azıcık dikkat edelim, sure no’su 49 dur, kendi içinde toplarsak, 4+9=13 eder, bu da bilindiği gibi Hz. Rasûlüllah-ı’ın şifre rakamıdır. 

Ayet sayısı olan üç (3) ise bu hakikatleri üç (3) yönlü, yani “ilmel yakıyn”, “aynel yakıyn”, “Hakk’el yakıyn” mertebelerinden idrak etmektir.

Allah’ın peygamberi yanında seslerini kısanlar. Burası Hz. Rasulüllah (s.a.v.)’in “sıddıkiyyet mertebesi”dir.

“Seslerini kısanlar”, kendi varlıklarında, kendilerine ait birşeyleri kalmadığından zaten sesleri çıkmaz. 

Eğer daha sesleri çıkıyor ise, o mertebeye ulaşamamışlar demektir. Çünkü alemde tek ses vardır o da “Hakikati Muhammedi”nin sesidir. 

“Bunlar o kimselerdir, ki Allah kalblerini takva için imtihan etmiştir.”

“Takva”, sakınmak olduğundan, her mertebenin kendine göre takvası vardır. Bu mertebenin takvası ise, Hakk’ın varlığını unutup, kişinin kendi varlığına düşmemesidir. 

Bunlara nefislerinden mağfiret ve kendi hakikatlerini anlama yönünden büyük mükafat vardır. 

Böylece “sıddıkiyyet mertebesi”ni de SELÂMladıktan sonra yine yan yana birkaç adım daha atarak, bu sefer üçüncü (3.) pencerenin önüne gelirsin. 

Burası “Farukiyyet” makamıdır. Ona da gereken nezaketle SELÂMı verdikten sonra o pencerede yazılı ayetin yaşamına geçersin. 

Kur’anı Keriym Hucurat suresi 49/2 ayetindeki, 









“ya eyyühelleziyne amenu 

la terfe­‘u asvateküm fevka savtin nebiyyi 

ve la techerü lehü bi’l kavli kecehri ba’dıküm liba’dın 

en tahbeta a’malüküm ve entüm la teş’urune”

mealen,

“Ey iman edenler seslerinizi peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın ve birbirinize bağırır gibi ona bağırmayın, haberiniz olmadan amelleriniz boşa çıkıverir.” 

Burada da yine sayılar dikkat çekicidir; az evvelki ayette olduğu gibi bu ayet de 49 nolu surenin 2 inci ayetidir. 

Bunun ifadesi 4+9=13 Hz. Rasulüllah’ı, bu mertebede dahi iki (2) zâhir ve bâtın idrak demektir.

Burada bir şeye dikkat çekmemiz gerekmektedir. 

Evvelki Âyette “seslerini kısanlar” 

burada ise, “seslerinizi peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın,” buyruluyor.

Birincide, “Hakikati Muhammedi” denizinde gark olanlar; 

İkincide, “hakikati Muhammedi” deryasına girip orada yıkanıp yeni bir hayatla ve “sıreti Muhammedi” ile o deryadan çıkarak etraflarını eğitiyorlarken, nefislerine kapılıp, halkın ezası ve zorlukları karşısında yılmadan, bıkmadan ve seslerini Hz. Muhammed’in risaletleri döneminde nasıl yumuşak ve müşfik davranmışlarsa siz de öyle davranarak, eğitimde ve diğer zamanlarda seslerinizi, onun sesinden daha yüksek çıkarmayın. 

Ömerül Faruk, bilindiği gibi, yüksek adalet sahibi olduğundan, haklıyı ve haksızı çok iyi ayırma kabiliyeti vardı. 

İşte o mertebe “Farukiyyet” yani “Furkan mertebesi”dir. Aynı zamanda “sıfat mertebesi”dir. 

O halden sonra artık birbirinizle konşutuğunuz gibi ona seslenmeyin, çünkü o sizler gibi sadece beşer değil, aynı zamanda “Rasul”dür. Ancak siz bu hakikatleri pek düşünmüyorsunuz.

Kısaca toparlarsak üçüncü (3.) pencerede bu hisler içinde birinci (1.) ayette, belirtilen “Hakikati Muhammediyye”yi iyice tanımak, onda yok olmak; 

ikinci (2.) de, böylece sesini çıkaramamak, o deryada yüzmeye başlamak; 

üçüncü (3.) de ise, tekrar yeni bir varlık bularak, irşat vazifesine başlamak, anlatılmaktadır. 

Orada da fazla duramayıp, arkadan gelenlere yol açmak üzere boyun bükerek, kısalan yolu tamamlamak üzere “Makamı Mahmud”a, “Makamı Sıddıkiyyet”e, “Makamı Furkaniyyet”e tazim ve SELÂM ederek, yoluna yavaş yavaş bu hakikatleri yaşayarak devam edersin.

Oranın iki (2) çıkış kapısı vardır. Biri koridorun sonunda bedenliler için “Baki kapısı” cennetül bakiye açılan; diğeri de az yukarıdaki “Makamı Cibril” penceresidir. Buradan da bedensizlerin, “alemi ervah”a uruc ederler, yükselirler. 

Bu koridorun aynı zamanda bir ismi de “Medine’nin zaman tüneli”dir. Bütün zamanları da içinde bulundurur.

İşte bu hakikatleri idrak ederek, alemlerin sultanının önünden ayrılan kimse, bu iki kapıdan çıkarak; ya “baki” olan gönül cennetinde, ya da gönül semasında yaşamlarına devam ederler.

Misafir olarak gelenler, tekrar yerlerine dönünce, yani eski beşeriyyet hallerine dönünce bulundukları yerde, batınen “Makamı Mahmud”un zahiren de “Şeriatı Muhammedi”nin temsilcileri olurlar. 

İşte sen de bu hallere sahip olmak istersen, bulunduğun yerde böyle kimselerin var olup olmadığını araştır, eğer bulabilirsen hiç durma, onlardan hemen bu hallerin eğitimini al, öylece alemlerin sultanını bilerek ziyaretine git. 

“Bab’üs SELÂM”dan girip, “baki kapı”sından çıkarak yapılan ziyaret saat olarak belki onbeş dakikada biter amma gerçekten eğitimini alarak oradan geçmek ortalama 15-20 sene sürer, ki ancak irfaniyyet ve muhabbet ile gerçekleşir; iyi anlamaya çalışalım.

Tabii ki, Hz. Rasulüllah’ı her mertebedeki ümmetinin ziyaret hakkı vardır, ancak şeriat mertebesindekiler, bulundukları idrak ve anlayış düzeyinden, tarikat mertebesindekiler tarikat mertebesinden, hakikat mertebesindekiler hakikat mertebesinden, marifet mertebesindekiler marifet mertebesinden ziyaret ederler, ki iyi niyetle yapılan her ziyaret makbuldür. 

Allah cc. bütün ziyaretlerinizi kabul etsin. Amin. 

30-09-2001

Mekke-i Mükerreme

Ka’be-i Muazzama

Şimdi biraz daha Mescidi Nebevi’nin bazı özelliklerini anlamaya çalışalım. 27 açılır, kapanır kubbesi vardır. Tabii ışıklandırma için herbiri 80 ton ağırlığındadır. Kapladığı alan 324 m2 dir. Her kubbede 2.5 kg toplam 67.5 kg altın kullanılmştır, Medine’de imal edilmiştir. 

Ayrıca arka orta yerde iki (2) adet üstü açık alan vardır, ki gerektiğinde onların da üstü altı (6) şar adet direklere monte edilmiş muazzam hidrolik sistemiyle çalışarak açılıp kapanan şemsiyelerle örtülmüştür. 

Açılır kapanır kubbe ve şemsiyeler ile alemi ervahla irtibat sağlanmaktadır. 

Genel olarak anlatılacak pekçok şeyler daha vardır, fakat gayemiz oranın teknik özelliklerini saymak değil, içinde bulunan bazı mertebeleri kısa kısa anlayabildiğimiz kadar anlatmaya çalışmaktır

Bugün Mescid-i Nebevi’nin kapladığı alan “eski Yesrip” Medine şehrinin kapladığı alan olduğu söylenir. 98,326 m 2 olan Mescid’in kapladığı alan nerdeyse 100 dönümlük oldukça geniş bir sahayı kaplamaktadır. 

İçinde, üstünde, terasta ve bahçesinde toplam 698.000 kişi namaz kılabilmektedir.

İnşaatı mimarisi, tezyinatıyla gerçekten dünya da Ka’be-i Muazzama’dan sonra, bir işi benzeri olamayacak Hz. Rasulüllah (s.a.v.) alemlerin sultanına yaraşır “liva’ul hamd” sancağının dalgalandığı muhteşem binadır.

Medine’de ilk yapılan mescid “küba mescidi” ittika sahiplerinin, şeriat mertebesinin ilk temelinin atıldığı, Kelime-i Tevhid’in orada ilk defa resmen okunduğu yerdir.

“Cum’a mescid”i ilk tarikat mertebesinin temelinin atıldığı yerdir.

“Mescid-i Nebevi” ise, hakikat ve ma’rifet mertebelerinin temelinin atılıp, temelleştirildiği yerlerdir.

Daha sonra yapılan adına “kıbleteyn” denilen mescid ise, kıblenin Kudüs’ten alınıp tekrar Ka’be-i Muazzamaya verildiği dünya ve mana alemindeki çok büyük değişikliği ifade etmektir.

Böylece, merkez “sıfat” mertebesinden “zat” mertebesine, yani “Museviyyet” ve “İseviyyet” mertebesinden alınıp “Muhammediyyet” mertebesine döndürülerek, “mertebe-i İbrahimiyyet”in gerçek ve Hakk’a ulaşan devamının, “mertebe-i İbrahimiyyet”ten “Mertebe-i Muhammediyye”ye ancak bu yoldan da Hakk’a ulaşmanın mümkün olduğunu açık olarak bildirmektedir.

Mescid-i Gamame (Bulut mescidi)

Her zaman Rasulüllah (s.a.v.)’ın başının üstünde güneşten korunması için, bir bulut dolaşmakta idi. Bu yüzden gölgesi de yere düşmemekte idi. Bunun hatırasına binaen yapılan bu mescidin taşları bile gri renkli taşlardır, bakıldığı zaman bulut gibi görünür.

Bulut “cami-i a’ma’iyyet” hakikatini ifade etmekte, Hz. Rasulüllah (s.a.v.) gölgesinin yere düşmemesi ise, kendisinin bir nur olduğu, nurun ise gölgesinin olmasının mümkün olmadığının gerçeğidir. 

Ebubekir Sıddık mescidi

“Sıddıkiyyet mertebesi”nin zahiri genele açık yönüdür. Mescid-i Nebevi’deki makamı ise, batıni makamdır.

Ömer’ul Faruk mescidi

“Furkaniyyet mertebesi”nin zahiri genele açık yönüdür. Mescid-i Nebevi’deki makamı ise, batıni makamdır.

Osman Zinnureyn Mescidi

 Sevgi, muhabbet ve nur mertebesinin zahiri genele açık yönüdür. Baki kabristanındaki makamı ise, batını makamıdır.

Hz. Ali (k.a.v.) mescidi

İlim, şeceat, mertlik mertebesinin zahiri, genele açık yönüdür. Batıni ve velayet mertebesinin zuhur mahalli “Ali veliyyullah” sancağının dalgalandığı yer ise, “necef”teki muhteşem kabridir.

Ehli Beyt

Söz Hz.Ali (RA)’a gelmişken, mevzuumuzla fazla ilgili olmadığı halde “Ehli Beyt”i hanedanın şehit edilişleri hakkında birkaç satır yazmak istedim. Çünkü bu alevilik - sünnilik İslamın çok yersiz ve hazin bir tablosudur.

Gerçek bir müslümanın, gerçek manada “sünni” aynı zamanda da gene gerçek manada “alevi” yani Hz. Ali’yi sever olması lazımdır. 

Sünnilik Hz. Muhammed’e (s.a.v.), Alevilik Hz. Ali’ye bağlılık gibi bir şey kat’iyyetle ne düşünülebilinir ve ne de kabul edilebilinir.

Müslümanın tek ismi vardır, o da yine “müslüman”dır. Sünneti seniyyeye zaten mutlaka uyması lazımdır, bu yüzden “sünnidir” denilirse doğrudur. 

Fakat müslüman Allah’ın ve peygamberinin belirlediği kurallar içerisinde evvela müslüman ondan sonra belki eğilimine göre bir başka ilave kelime kullanılabilinir.

Bu ölçünün dışındaki isimler siyasi parti isimleri gibi olan guruplaşmalardan başka bir şey değildir.

Bu gurupların oluşması ise, İslam’ı iyi anlayıp değerlendiremediğimizden ortaya çıkan anlam kargaşalıklığındandır.

Biz yine kısaca “Ehli Beyt” konusuna gelelim. Acaba?…. Cenab-ı Hakk: acizmiydi ki, Hz. Rasulüllah (s.a.v.)’ın “Ehli Beyt”inin hepsi, hatta bir rivayete göre, habibinin dahi “Hayber kalesi” feth edildiğinde yediği bir yemekten zehirlendiği, yediği bir yemeğin içindeki zehirin geç tesir eden bir zehir olduğundan hemen anlaşılamadığı ölüm sebeplerinden biri ve etken olanın bu zehir olduğu söylenir.

Böylece hepsi bu dünyadan şehiyd olarak ayrıldılar. Allah c.c.’ nün, haşa onları koruyacak gücü yok muydu? Tabii ki böyle bir şey düşünülemez bile; o halde bu hadisenin bir hakikatı olmalı ve biz onu aramalıyız.

1400 küsur seneden beri yapılan kavga yerine uzlaşma aramalıyız. Daha bu konuyu çözemeyen ve hep 1400 küsur sene geride yaşayan “sünni - alevi” ayrılıkçı anlayışı içerisinde bocalayıp duran saf, temiz, bitaraf müslüman kardeş ne zaman ve nasıl bir huzura kavuşabilecektir? …

İnşeallah alimlerimiz bir araya gelirler de aşağıda belirtmeğe çalışacağım Ayet-i Kerime’nin gerçek ifadesini idrak ederek müşterek bir zeminde buluşurlar da, bu oluşumların gerçek yüzü ve hakikati ortaya çıkar.

Aslında zaten ortadadır, gizli bir şey yoktur ancak bizim gözlerimiz ve akıllarımız perdeli olduğundan bu gerçekleri görme imkanımız olmuyor, bu yüzden yaptığımız işler “körlerin döğüşü”nden başka bir şey olmuyor.

Kur’anı Keriym Nisa suresi 4/69 ayetindeki, 







“feulaike me’alleziyne en’amallahü aleyhim 

minenne­biyyiyne vessıddiykıyne veşşühedai ves ­salihıyne ve hasüne ulaike refiykan”

mealen,

“Allah’ın üzerlerine nimet verdiği, Peygamberler, sıddıklar, şehiytler ve salihler, işte onlar ne güzel arkadaştırlar.”

Ayeti Kerime bu kadar açık ve sarih iken “ehli beyt”in niye şehiyd edildiği, siyasi hesaplarını yapmak kime ne kazandırdı ki?…

“Hane-i Saadet”, “Penc-ü Ali aba”, yani Hz. Muhammed (s.a.v.), kızı Fatıma, yeğeni ve damadı Hz. Ali (K.A.V.), oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’dir.

Yukarıda da ayette bahsedilen dört (4) mertebenin de kemali “Ehli beyt” hanedanında bulunması gerekiyordu, aksi halde tam kemalde olmazlar bazı yönleri eksik olurdu ki, bu eksiklik de o “hane-i saadet”e yakışmaz idi.

Ayette belirtilen “peygamberlik” asaleten o ailenin vasfıydı. “Sıddıklık” yani doğruluk ve tasdik etme, tabii halleriydi; “saliklik” ise günlük yaşantılarıydı. Geriye bir şehiydlik kalıyordu, ki bu da sonlarının böyle olmasını ve kendi bünyelerinde yukarıda belirtilen dört (4) mertebenin iştirakı ile kendi kemallerine ulaşmaları gerekiyordu. 

Kendilerinin şehiyd edilmeleri onların bir aciziyetleri değil bilakis derecelerinin yükselmesi ve kemalatlarını sağlamaktı. Meseleye bir de bu yönüyle bakarsak fikir ve kanaatlarımızda değişiklik olacağını zannediyorum. Allah cc. daha iyi bilir. 

Biz yine konumuza dönmeye çalışalım. 

Bilali Habeşi mescidi

 Bilali Habeşi hatırasına binaen yapılmış olan bu mescid ise, ezanı Muhammedi Kelime-i Şehadet’in alemlere ilan edilişinin sembolü mertebesindedir. 

------------------- 

Kıbleteyn mescidi. İki kıbleli mescid.

------------------- 

Kıbleteyn mescidi. İki kıbleli mescid.

 

------------------- 

 Resulullah org:

 Kıble'nin Mescid-i Haram'a Çevrilmesi 

 (Hicret’in 2. senesi / Milâdî 623)

Resûl-i Kibriya Efendimiz ile Müslümanlar, Medine’de namazlarını, Al­lah’ın emriyle, “peygamberler makamı” olan Ku­düs’e, yani Beytü’l-Makdis’e doğru kılarlardı. Fakat Peygamber Efendimiz, öteden beri tevhid akîdesinin müstesna bir âbidesi olan yeryüzünün ilk mâbedi ve ceddi Hz. İbrahim’in kıb­lesi olan Kâbe’ye doğru yönelerek namaz kılmayı kalben arzu ve temenni edi­yordu. Müslümanlar da, hassaten muhacirler, kalplerinde aynı arzuyu taşı­yorlardı. Çünkü beş vakit namazlarında Kâbe’ye yönelmek, vatanları Mekke’yi de yâdetmeye bir vesile olacaktı.

Yahudilerin de, “Muhammed ve ashabı, biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bile bilmiyorlardı!” diyerek sinsice de­di­koduda bulunmaları onları rahatsız ettiğinden bu arzuları daha da kuvvetleniyordu. Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimiz, tahvil-i kıble için vahyin gelmesini bekliyor, Ceb­rail’i (a.s.) gözetliyor ve Kâbe’yi temenni ederek dua ediyordu.

Nitekim bir gün, gelen Cebrail’e (a.s.) bu arzusunu izhar etti: “Rabbimin, yüzümü Yahudilerin kıblesinden Kâbe’ye çevirmesini arzu ediyorum!”

Cebrail (a.s.), “Ben bir kulum! Sen, Rabbine niyazda bulun. Bunu O’ndan is­te!”[1]dedi. Bunun üzerine, Resûl-i Ekrem Efendimiz de, Beytü’l-Mak­dis’e mütevecci­hen namaza duracakları zaman başını semâya doğru kaldırmaya başladı.

Nihayet, Medine’ye hicretin 17. ayında, kıblenin Mes­cid-i Haram’a doğru çev­rildiğini bildiren şu ayet-i kerime nâzil oldu:

“(Ey Resûlüm! Vahyin gelmesi için) yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Bunun için seni, râzı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Şimdi, yü­zünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ey mü’­minler! Siz de her nerede olursa­nız, yüzünüzü namazlarda o mescit tarafına çevirin!”[2] 

Bu vahiy geldiği sırada Re­sû­lul­lah Efendimiz, Müs­lü­man­lara mescidinde öğle namazını kıldırıyordu. Na­ma­zın ilk iki rekâtı kılınmış, sıra son iki rekâta gelmişti. Peygamber Efendimiz, ağır ağır yönünü değiştirdi ve mübarek yü­zünü Kâbe’ye doğru çevirdi. Müslümanlar da Efendi­mizle birlikte o tarafa döndüler.[3] 

İki Kıbleli Mescit

Diğer bir rivayete göre, Resûl-i Kibriya Efendimiz, Re­ceb ayının bir Pazar­tesi günü Benî Seleme semtinde otu­ran Bişr b. Berâ’nın annesi Ümmü Bişr’i zi­yarete gitmiş­lerdi. Kendisine yemek yapıldı. Yediler. Bu sırada öğle na­mazı vakti girdi. Pey­gam­be­ri­miz, oradaki mescitte Müs­lümanlarla birlikte iki rekât kıldıktan sonra namaz için­de Kâbe tarafına dönmesi emrolun­du. Derhal cema­atle birlikte yüzlerini Mescid-i Haram tarafına çevirdiler.

Bu sebeple, Benî Seleme Mescidi’ne “Mescid-i Kıbleteyn [İki Kıbleli Mescit]” adı verildi.[4] 

Pey­gam­be­ri­mizin emri üzerine, bütün Müslümanlara kıblenin Mescid-i Ak­sâ’dan Mescid-i Haram tarafına çevril­diği duyuruldu.

Kıblenin Kâbe olarak tespit edilmesi, bir kısım Müslümanların telâşına se­bep oldu; çünkü kıble değiştirilmeden önce Bey­tü’l-Mak­dis’e doğru namaz kıla­rak vefat etmiş veya şehit edilmiş Müslümanlar vardı. Bunun için huzur-u Risâlete gelerek, “Yâ Re­sû­lal­lah! Daha önce ölen Müslüman kardeşlerimizin durumu ne olacak? Onlar Bey­tü’l-Makdis’e doğru namazlarını eda etmişlerdi” diyerek endişelerini izhar ettiler.

Cenab-ı Hak, Müslümanların bu endişelerini de, inzal buyurduğu ayet-i ke­rimeyle giderdi: “Ey Resûlüm! Halen yönelmekte olduğun Kâbe’yi, ancak re­sûle uyanlarla geri dönenler arasını ayır­detmek için kıble kıldık. Gerçi, bu kıb­leyi çeviriş büyük ve ağır ise de yalnız o, Allah’ın hidayet ettiği kimselere ağır gelmez ve Allah imanınızı zâyî etmez. Muhakkak Allah Teâlâ, insanlara çok merhametlidir, günahlarını bağışlayıcıdır.”[5] 

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Medine’ye teşrif edip Bey­tü’l-Mak­dis’­e doğru namaz kılmaya başlayınca, Arap müşriklerinin gücüne gitmişti. Bilâhare kıble Kâbe’ye tahvil buyrulunca, bu sefer Yahudilerin gücüne gitti ve tekrar dedi­kodu yapmaya, fitne fesat çıkarmaya koyuldular! Hatta âlimlerinden birkaçı Re­sû­lul­lah’a gelerek, “Yâ Muhammed! Üzerinde bulunduğun kıblenden seni döndüren nedir? İbrahim’in milleti ve dininde bulun­duğunu söyleyen, sen de­ğil misin?” dediler. Sonra da şu sinsi teklifte bulundular:

“Eğer şimdiye kadar üzerinde bulunduğun kıblene tekrar dönersen sana tâbi olur, seni tasdik ederiz!”

Şu ayetler (meâlen), bu hadiseyi anlatmaktadır:

“(Medîne’deki Yahudi ve münafık) insanlardan bir­takım beyinsizler, akıl­sızlar da, ‘Müslü­manları bulun­dukları kıbleden çeviren ne?’ diye­cekler. Onlara de ki: “Doğu da, batı da Allah’ındır. O, kimi dilerse doğu yola çıkarır.

“Ey Müslü­manlar! Böylece sizi seçkin ve şe­refli bir ümmet kıldık ki bütün in­sanlar üzerine adâlet numunesi, hak şahitleri olası­nız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun.

“... Andolsun ki sen, o kitap verilmiş olanlara her ayeti, her bur­hanı da ge­tirmiş olsan, onlar yine senin kıblene tâbi olmazlar. Sen de onların kıblesine tâ­bi olmazsın. Hatta onların bir kısmı, bir kısmının kıblesine uyacak da değil­dir.

 “Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilim arkasından bilfarz onların arzu­larına uyarsan, bu takdirde sen de ken­di­ne yazık etmişlerden sayılırsın.”[6] 

-------------------

[1] İbn Sa’d, Tabakat, c. 1, s. 241; Taberî, Tarih, c. 2, s. 265.
[2] Bakara, 144.
[3] İbn Sa’d, Tabakat, c. 1, s. 241-242.
[4] İbn Sa’d, Tabakat, c. 1, s. 241-242; Belâzurî, Ensab, c. 1, s. 246.
[5] Bakara, 143.
[6] Bakara, 142-143, 145.

Yazar: 

Salih Suruç 

------------------- 

 Zâhiren ve tarihi bir hadise olarak yukarıda, internetten alınan bu yazının, “yazarına teşekkür ederiz” genel bilgiden sonra, bu hadisenin birazda bâtıni yönüne bir göz atalım. 

------------------- 

 Bilindiği gibi Âdem (a.s.) ve “beytullah-beytu’l-atik” ismi ile başlayan İnsanın dünya yaşam serüveni, çok değişik imâni ve idrâki evreler geçirmiş, ve bu süreç, Efendimiz Muhammet Mustafa (s.a.v.) ile başlayan son kemâline ermiştir. Ve bu kemâlât malikel mülk olan mutlak melik’in, verdiği süreye kadar devam edecektir. 

 Aşağıda gelecek sayfalarda bu husuta daha geniş bilgi verilecektir. 

 Âdem (a.s.) ile başlayan dünya da Allah’ı bilme anlama ve O’na ibadet etme görevi insanlara verilen bir mükellefiyet olarak devam edip gitmekteydi, ancak bu arada, inkâr ve isyan halleride kendini göstermeye başlamış idi. İmân ehlinin kıblesi beytullah-Beytü-l Atik idi oraya dönerler ibadetlerini ederler ona hürmet gösterirler idi. 

 Nihayet Nuh tufanı ile, daha evvel Cennetten inen önü iki köşeli arkası oval olan temel üstü şeffaf-lâtif gövdesi, tekrar göğe çıkarıldı, ondan sonra O’nu gökte melekler “beytü-l Ma’mur” (52/4-) ismi ile tavafa başladılar. 

 Melekler tarafından yapılan temeli ise Nuh tufanında, sellerin getirdiği miller ve taş toprak ile örtülmüş olduğundan dünya bir müddet “beytullah-beytül-atik”siz kaldı. İsmi daha henüz o zamanlar “Kâ’be” değildi. Nihayet devri İbrâhîm, başladı, bilindiği üzere oğlu İbrahîm ile hanımı Hacer-i çölde bir mahalle bıraktı, orada susuz kalan ve oğluna su bulmaya çabalayan Hacer validemiz oğlunu bıraktığı yerde su çıktığını gördü ve hemen yanını giderek ince bir dere şeklinde akmaya başlayan suya hitaben “dur-dur” “zem-zem” dedi ve kumların arasında kaybolup gitmemesi için önüne taşlardan set yaparak gölleşmesini sağlamış oldu. Bilindiği gibi bu suyun varlığı günümüze kadar ulaşmıştır. 

 İşte bu arada gene büyük bir fırtına yağmur ve seller ile büyük bir hareket olmuş, gelen seller “beytullah” ın temellerinin üzerindeki eski sellerin getirdiği taş ve toprakları alıp gitmiş, ve “beytullah” ın temelleri meydana çıkmış idi. İşte İbrahim, (a.s.) bu süreçte epey büyümüş olan oğlu İsmâil ile birlikte, Beytullah-ı eski temelleri üzere o günün şartları içinde tekrar bina etmişlerdir. Bu hususta Bakara suresinde. 

-------------------

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:
2.127 - O vakti yâd et ki, İbrahim Beytullah'ın temellerini İsmail ile beraber yükseltiyor, «Ya Rabbenâ! Bizden kabul buyur, şüphe yok ki Sen semî' ve alîmsin,» diyordu. (buyurulmaktadır.) 
------------------- 

 Suyun da, bulunması ile, o mahal aynı zamanda kervanlarında geçit güzergâhına dahil edilmiş olduğundan kervanlarda oradan geçmeye başladığından ve eski beytin de tekrar faaliyete geçmiş olduğundan burası her geçen gün dahada kalabalıklaştığından, insanların bir merkezi haline gelmiş olmakta idi ancak o devirlerde put perestlikte oldukça revaçta olduğundan orası putperest idarenin eline geçmiş ve “beytullah” putlarla doldurulmuş idi. Bu yüzden insanlığın başlangıcından Nuh tufanına kadar olan sürede insanlığın birinci kıblesi “Beytu-llah-Beytü-l Atik” idi. Orası putperestlerin elinde kaldığı sürece bu vasfını kaybetmiş oldu.

 Seneler ve devirler böylece geçmekte idi nihayet yeryüzünde Mûsâ (a.s.) ile kudsiyyet devri “küdüs” şehrinde başladı ve “Süleyman Mabedi” “Mescid-il-Aksa-Beytü-l-Makdis” İnşa edilince insanlığın tenzihi kıblesi Kuds-ü şerif oldu. Böylece insanlık ikinci kıblelerine yönelmeye başlamış oldular. 

 Nihayet daha sonra aynı mahalde “İseviyyet-kudsiyyeti” de devam etmeye başladı orası gene kıble hükmünde idi. 

 O devrelerde dünya tefekkür merkezi ve kıblesi olan Kudüs bu haliyle yaşantısına devam etmekte idi. Ancak zaman geçiyor seneler ilerliyor idi. Sene Milâdi (571) de Mekkede dünyaya bir çocuk geldi. İsmini “Muhammed” koydular. İşte bu çocuk, (40) yaşına geldiğinde Allah-ın peygamberi ve âlemlerin sultanı oldu. Ve kendisinin Peygamberliğinin (10) uncu senesinde Mi’raca çıkarıldığında kendisine beş vakit namaz farzedilmişti. Bu namazların kıblesi ise Beytu-llah mekkede olduğu halde kıble kudsiyyet şehri olan Kudüsteki “Mescidi-l-Aksa” olarak bildirilmiş idi. Ve Peygamberimiz namazlarını kılacağı zaman “beytullah-ı” önüne alır, onun arkasında kalan ancak aynı hizade olan “Mescidi-l-Aksa” ya doğru yönelirdi. 

 Bu durum hicretten yaklaşık (16-17) ay kadar devam etti ancak burada coğrafi durum olarak Beytullahı önüne alıpta namaz kılma imkânı yok idi. Bu yüzden Peygamberimiz başını göğe kaldırır kendilerine yeni bir kıble verilmesini isterdi. 

 İşte böyle geçen günlerin birinde, beni selime mescidinde kılınan bir öğlen veya ikindi namazının üçüncü rek’atında gelen, “fevelli vecheke şetrel mescidil haram” Yüzünü Mescidi-i harama döndür. Âyeti ile Müslümanların kendilerine ait olan asli kıbleleri belirlenmiş oldu.

------------------- 

 Ömer Nasuhi Bilmen Meali:
2.144 - Biz senin yüzünün semaya doğru çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye muhakkak tevcih edeceğiz. Haydi yüzünü Mescid-i Haram tarafına döndür. Ve her nerede bulunursanız yüzlerinizi onun tarafına tevcih ediniz. Ve şüphe yok ki kendilerine kitap verilmiş olanlar da bunun Rabbleri tarafından hak olduğunu elbette bilirler. Ve Allah onların amellerinden gâfil değildir.

------------------- 

 Aslında bu kıblenin değişim hazırlıkları Peygamberimizin gençliğinde Beytullahı-n tamiri ile arka oval kısmının kesilip kısaltılarak yaklaşık dört köşe bir küp halini almasından dolayı diğer isimlerine ilâveten bir de “Kûb-Kâ’be” ismini almış oldu. İşte onun “Kâ’be” ismi başlangıçtan beri değil Peygamber efendimizin gençliğnde yapılan tamiratta Peygamber Efendimizinde “haceru-l-esvedi yerine yerleştırdiği zamanda yapılan tamirden sonra bu ismide aldı. Yani dört köşeli oldu. Bu da ilerike sürelerde olacak dünya tefekkür tarihinin tekrar merkezinin değişeceğini gayben ilân etmekte idi. 

 İşte bu âyet-i kerime aynı zamanda Mekke-i Mükerremenin fetih olacağının da açık müjdesi idi. Nihayet Mekke de Müslümanlar tarafından fetih edildi ve içindeki putlar temizlendi. Ve Ezan-ı Muhammedi orada da okunmaya başladı ve bu hadise ile dünya tefekkür tarihinde çok büyük bir değişim-ikılâb oldu. Ve Kudüste bulunan Museviyet ve İseviyet kuds-i makamları Mekkeye orada daha evvelce tamiratta hazırlanan “makam-köşelere aktarıldı. 

 Böylece Kâ’be-nin kapısının karşında durduğumuzda ki sağ köşe “Tevhid-i ef’al-İbrahimiyyet makamı-köşesi” oldu. Onun ilerisindeki hicr’in değer köşesi, “Tevhid-i-esma-Museviyyet” köşesi oldu. Onun devamında olan güney rüknü yemâni köşesi, “Tevhid-i-sıfat-İseviyyet köşesi” oldu. Hacerul esved köşesi ise, “Tevhid-i zat-Muhammediyyet” köşesi oldu. 

 Böylece bütün ilâhi mertebeler İslâm dini içinde, merkez olan Kâ’be de toplanmış oldu zaten Allah’ın indinde tek din İslâmdır. 

 Böylece insanlık tarihinin geçirdiği kıble-yönelme evrelerinin halini idrak etmeye çalışmış olduk bu âlemde tesadüfi olan hiçbir şey yoktur. 

 İşte bu hakikat anlayışları üzere Kud-sü şerifi ziyaret ölmüş bir veli kabrini ziyaret etmek gibidir. Oradaki (144) dönüm arazi içinde bulunan “Mescidi-l-Aksa” sahasından başka yerde hiçbir kudsiyyet kalmamıştır. 

 Burada bir konuya dikkat çekmek istiyorum. İlâhi hakikatler kendi kendilerini tasdik ediyorlar, başka bir şeye gerek kalmıyor, bu konuda ki gerçek şudur. Geçmiş sayfalarda “yüzünü mescid-il haram tarafına döndür” ayeti de 2.144 –nolu ayettir. Nasıl muhteşem bir sistemdir.

 İşte bu yüzden gidenler belki farkına varmıştırlardır “Mescidi-l-Aksa” sahasında, Bast-genişlik, buranın dışındaki Musevi ve İsevi sahalarında ise, “kabz-sıkıntı” vardır. 

 Böylece insanlığın, dört mertebesi itibari ile iki kıblesi olmuştur. Birincisi “Ef’al, şeriat mertebesi” itibari ile Mekke, ilk ev beytü-l atik- baytullah. 

 “Esma ve sıfat, tarikat ve hakikat mertebesi” itibari ile, Kudüs, “Mescidi-l-Aksa” 

 Ve zat mertebesi ve bütün mertebeleri ile birlikte tekrar Mekke, “Kâ’be-i Muazzama olmuştur. Bunun dışında insan oğlunun başka yönelecek kıblesi yoktur. 

 İşte bu yüzden beni selime mescidinde olan bu hadise o gün için belki küçük bir şey gibi görülmüş olsa bile, ancak kıyamete kadar devam edecek muhteşem bir yönelmenin başlangıcı idi. 

 Özetle açıklamaya çalıştığımız bu husun birde seyrü süluk Hakk yolculuğunda bireyin halinin nasıl olması lâzım geldiği hakkında da özetle kısaca bahsetmeye çalışalim. 

 İnsan oğullarının tamamı dünyaya İslâm fıtratı üzere olarak gelir ancak çevresi içinde bulunduğu hal üzere onu düzenler bu yüzden değişik anlayışlar la yetişmiş olur. Bu husuta Efendimiz. 

 Hz. Peygamber (asm.)'in, “Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” Diye buyurmuşlardır. 

 Diğerlerini bir tarafa bırakıp, İslâmi ve şer-i ma’nâ da hayatını yaşamaya başlayan bir kişi bulüğ çağına eriştiğinde mükellef olur bu mükellefiyeti gereği islâmi görevlerini yerine getirmeye çalışır bunlardan biride, beş vakit ve diğer namazlarıdır. Doğal olarak bu mertebenin kıblesi daha evvelce ismi “beytullah-beyt-ül atik” peygamber efendimizin gençliği yıllarında ki tamirattan sonra ismine “Kâ’be” ismide ilâve edilmiş ve ayrıca en çok kullanılan ismi haline de gelmiştir. Şüphesiz o kişi için zahir ve batın kıblesi burasıdır. 

 Bir kimse bütün bunları yaşıyorken eğer tevhid-i bir eğitim alıyor ise bu eğitim sürecinin yedi nefs mertebeleri ve İbrâhimiyyet, tevhid-i ef’al mertebesi eğitimi süresince kıblesi zahir ve batın “Kâ’be-i muazzama” dır. 

 Ancak kişi seyru sülûk tevhid-i esmâ mertebesine geldiğinde eğitimini Museviyyet tenzih kaideleri üzerine sürdürmesi lâzım geleceğinden kıblesi “kudsiyyet” olması lâzım gelmektedir ki o mertebeyi hakikati itibari ile yaşayabilmiş olsun, aksi halde bu mertebelerden haberi olmadan sadece isimlerini söylemesi ile bu mertebeleri anlamış olduğu zannedilmesin. Bu mertebede olan kişinin batınen kıblesi kudsiyyet ve Kuddüs ismidir. Kâ’be-i muazzamadaki mevkii ise yukarıda belirtilen mûseviyyet köşesidir. 

 İslâmın şartı bütün Peygamberlere imân etmektir. İmân ise bir idrak ve bilinç gerektirmektedir. Kişi herhangi bir Peygamber hazaratının gerçek halini ve makamını idrak etmemiş ise ona olan imânı hayali bir imândan başka bir şey değildir. O halde herhangi bir Peygambere sadece lâfzi imân etmek, kemalli bir imân değil taklidi bir imân demektir, buda zahiren geçerli ancak batınen geçerli değildir. 

 İşte seyru sülûk yolculuğunda Tevhid-i esma mertebesine gelindiği zaman kişinin yolu “eymen vadisi” ne düşer ve orada nefsinin nalınlarını çıkarması ve idraken hakikat-i museviyye üzere olması gerekmektedir. 

-------------------

Diyanet Meali:
20.9 - Mûsâ'nın haberi sana ulaştı mı?

------------------- 

 Yani Hakkın indindeki hakikat-i Museviyyenin gerçek hali senin özüne hakikatine idrakine ulaştımı? Görüldüğü gibi ne kadar açık bir ifade dir.

------------------- 

Diyanet Meali:
20.12 - "Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın." 

------------------- 

 İşte yukarıda ifade edilen haller ile kendi vücud mülkünde kişinin şuur va idraklenmesi gerekmektedir. 

------------------- 
 Diyanet Meali:
20.17 - "Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?" 

------------------- 

 Musa (a.s.) nın sağ elinde tuttuğu asası, her yönü ile kendine yardımcı olacak aleti ve ilim-i tevhid-idir. Gerektiği yerde onu, nefsi firavn’una karşı ilmi ve kudret tecellisi olarak kullanacaktır. 

------------------- 

 20.22 - «Bir de elini koynuna sok da, diğer bir mu'cize olmak üzere, o, ayıbsız ve bembeyaz bir halde çıkıversin».

------------------- 

 Bu husus ise lekesiz “tenzih” hakikatinin ortaya çıkmasıdır. Özetle bu kadarla bırakalım daha geniş bilgi, (6-Pygamber-4-Musa a.s.) kitabımızda vardır oraya bakılabilir. 

------------------- 

 Daha sonra salik’in kıblesi gene kudsiyyet “Kadir” ismi yönünden İseviyyet mertebesi olmaktadır. Ve Kâ’bede ki yeri kıblesi ise “rüknü yemâni” güney köşe olmaktadır. Tabi genel olarak oranın her tarafı kıbledir, ancak özelde böyledir. daha geniş bilgi, (6-Pygamber-5-İsa a.s.) kitabımızda vardır oraya bakılabilir. 

 İsâ (a.s.) ve bu hususlar hakkında. 

------------------- 

Diyanet Meali:
2.87 - Andolsun, Mûsâ'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? 

------------------- 

 Buyurlmuştur. İşte gerçek bir seyru süluğun yaşama aşamaları bunlardır, bu mertebelerde kişinin bu hakikatlere yönelmesi onun ilmi ve kudsi kıbleleridir. İşte gerçek kıble değişmesi-tahvili bundan sonra olmaktadırki, hedefimize Nur-u Muhammediyyeye ve Hakikat-i muhammediyyeye ulaşmış olalım. Yol boyunca olan bu mertebe- makamlara ulaştıktan sonra bize gelecek ayeti kerime, 

-------------------

2.144 - 

“fevelli vecheke şetrel mescidil haram” Yüzünü Mescidi-i harama döndür.

------------------- 

 Olacaktır. Yani kudsiyyet makamından mahremiyyet makamına yönelinmiş olacaktır ki tarifi imkânsız bir haldir, ancak seyrini yapanlar anlayabilirler. 

 Burada çok mühim bir hakikate daha dikkat çekmek istiyorum. Görüldüğü gibi ayet sayısı (2-144-)tür, nasıl muhteşem bir düzendirki! “El Aksa-Mecdil Aksa diye ifade edilen sahanında yüz ölçümü 144 dönümdür. 2- olan sure sayısı ise bu hükmün zahir ve batın yürüdüğüdür. Bu hakikatler karşısında hayret etmemek mümkün değildir. 

------------------- 

 İşte o zaman 

Enbiya-107 "Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn"  (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” 

------------------- 

 Hükmü ile hakikat-i ilâhiyye son kemâl kıblesine, başladığı yere ancak bu sefer Zât-i zuhuru ile dönmüş daire tamamlanmış olmaktadır. 

 Böylece ezelde yola çıkan iki kardeş “insan ve Kur’an” âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bunun da kalıcı mekânı-kıblesi, “Mescidi-i haram” olmuştur. Bu mevki, ehline “harem” ehli olmayanlara “haram” dır. Oraya gerçek ma’nâ da girebilmek için bahsi geçen mertebe ve makamlardan geçmek lâzımdır ki, O’nun mahremiyetine, yani Hakkın mahremiyetine girilerek olsun. 

-------------------

Diyanet Meali:
2.112 - Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
------------------- 

 Hükmü üzerlerinde geçerli olacaktır. Çünkü kendilerinde beşeri kendilikleri kalmamıştır. 

 Ayrıca bu halin diğer bir ifadesi de. “menreani fekat reel Hakk” yani “bana bakan hakk-ı görür” hükmüdür ki, batınen kıble-i Muhammediy-yedir. Batının da da Hakk vardır. 

 İşte özetle, “Yüzünü Mescidi-i harama döndür.” Emrinin hakikatinde bunlar vardır. 

 Sonradan “kıbleteyn-iki kıbleli mescid” ismini alan o mübarek makamda bütün bu hakikatler ortaya konmuş olmakta idi. 

 İnsan oğlu yer yüzünde görüldüğünden beri de biri Mekke de biri Kudüste iki kıbleli olmuştur. Şeriat mertebesi itibari ile Mekke de başlayan bu yönelme kıble hali, tarikat ve hakikat mertebesi hükmü ile Kusiyyet-kudüste devam etmiş, ve marifeti itibari ilede yine zat-i tecellinin zuhur mertebesi olan ismide sonradan “Kâ’be” ye döndürülen “beytü-l-haram” dünya İlâhiyat tecelli mertebesi-merkezi olmuştur. 

 Kendilerini Musevi ve İsevi ismi ile bu sistemin dışında tutan kimselerin ne başlangıçları vardır nede sonları vardır. Çünkü onlar ne gerçek Musevi ve nede gerçek İsevidirler Gerçek Musevi ve İseviler Kur’an-ı kerîm de bildirilen o peygamberle dünyaya indirilen islâmın içinde birer mertebedirler kendilerine ait müstakil bir dinleri yoktur. Çünkü çoğul olarak dinler yoktur semavi kitaplar ve peygamberler vardır fakat semavi veya beşeri diye çoğul olarak dinler yoktur. 

 Kıblenin tahvili-değişmesi o gün var olan bütün mescidlerde olmuştur. Mescid-i Nebevide de olmuştur. 

 İşte ancak bu yolla bir salik zahir ve bâtın tam bir mü’min olmuşturki bu halden sonra belirtilen “mü’min mü’minin aynasıdır-aynısıdır” hükmü ortaya gelmiş olur. Kâ’be-i Muazzamanın muazzam iklim ve irfaniyetinde oraya baktığı zaman bütün esmâ-i İlâhiyyenin kendine ayna olduğunu görür ve eğer kalabalıktan elini Haceru-l esved-e süremese bile uzaktan selâmalaması Allah-ın eli düzeyinde olan Haceru-l esved ile selâmlaşması ve tokalaşmasıdır. T.B.

------------------- 

 Bu özet bilgiden sonra biz gene kaldığımız yerden yolumuza devam edelim. 

D Ö R D Ü N C Ü B Ö L Ü M

(Savaşları)

Bu bölümde savaşların tarihçilerini değil kısa, kısa manevi manalarını vermeğe çalışacağız.

Bedir Savaşı

Adı da üstünde olduğu gibi, Hz. Rasulülah’ın evvela Arap yarımadasına oradan da bütün dünyaya “Bedir/Ay” gibi parlak Nuru Muhammed’inin resmen doğmaya başladığının ilan ve ifadesidir. 

Sayı değeri, 

() “be” 2 

() “dal” 4 

() “rı” 200 dür. Toplarsak (2+4+2)= 8 eder, bu da iki adet 4 demektir. 

Biri İslamın hakikati, diğeri Hz. Rasulüllah’ın simgesidir. 4 - 1=3 /13

Uhud Savaşı

Oldukça kritik ve çok mühim bir savaştır. Evvela bulunduğu mevkii anlamaya çalışalım. “Uhud” bilindiği gibi Medine-i Münevvere civarında bir dağdır, ön tarafı düzlüktür. Savaş işte bu düzlükte olmuştur, yani orası oyun “savaş” sahnesidir.

O düzlüğün arkasında iki (2) ve iki (2), yan yana, dört (4) tepe, o tepelerin arkasında da yarım halkayı belirten bütün bir dağ devam etmektedir. Böylece tepelerin sayısı beş (5) olmaktadır. 

Bu tepelerin karşısında da iki (2) küçük tepe vardır, ki bunlara “ayneyn tepesi” denmekte ve savaş esnasında okçuların menzil tuttuğu tepelerdir. 

Şimdi bunları anlamağa çalışalım.

“Uhud” dağı bir bakıma sende mevcud “Ahad” dağıdır. Beş (5) tepeli olması, bilindiği gibi “ef’al tepesi”, “esma tepesi”, “sıfat tepesi”, “zat tepesi” ve arkadan çevreleyen “İnsanı Kâmil tepesi”dir. 

Karşıdaki “ayneyn tepeleri” ise, sendeki bireysel benlik tepeleridir. Karşıdaki “ahadiyyet mertebeleri” tepelerine ayna olan tepelerdir. Eğer orayı terkedersen, “ahadiyyet tepeleri mertebeleri” elinden gider. 

Hz. Hamza’nın şehiyd edilişi, ( ) “hemze”nin “ahad”ın ()“elif” inde ifna olmasıdır. 

Ortadaki düzlük savaş alanı ise, insanın nefsani varlığında mevcud olan savaş alanıdır.

Orada yapılan müthiş savaş, salik tarafından “ef’al mertebesi”nin “esma mertebesi”nin, oradan “sıfat”, “zat” ve “insanı kamil”mertebelerinin fethini ifade eden savaştır. 

Uhud’un sayı değeri, 

()“elif” 1 

() “ha” 8

() “dal” 4 = 13 eder, ki bilindiği gibi Hz. Rasulüllah (s.a.v.)’ın şifre rakkamıdır. Bu sahanın dahi onun mührünü taşıdığını görmekteyiz. O yüzden oradan da mağlup çıkması mümkün değildi. 

Hendek Savaşı

Bilindiği gibi bu savaşın yapıldığı yere yedi (7) mescidler de denmektedir. Bu savaşın özelliği düşmanı Medine şehrine sokmamak için geniş ve derin bir hendek açılmasıdır. 

Bu hendeğin uzunluğu 225 m, derinliği 10 m, genişliği 20 m imiş. Rakam değer sayıları (2+2+5++1+2) = 12 eder, ki bu da “seyri süluk” mertebeleridir. 

Nefsinin önüne derin bir hendek aç, ki ondan sonra orayı atlayıp da sana ulaşmasın.

O hendek kazılıyorken büyük bir taş çıkar, sahabe ne kadar uğraştılarsa da o taşı kıramadılar. Durumu Hz. Peygambere haber verdiler. 

Hz. Peygamber o taşa bir vurduğunda oradan bir kıvılcım çıkar, ortalığı aydınlatır ve Efendimiz, “Konstantaniye’yi görüyorum,” der. Taştan bir parça kopar. 

İkinci defa vurduğunda gene bir kıvılcım çıkar ve Efendimiz, “İran kisra’nın saraylarını görüyorum,” der. Taştan ikinci parça kopar.

Tekrar bir daha vurur, bir kıvılcım daha etrafı aydınlatır, Efendimiz be sefer de, “Şam taraflarını görüyorum,” der ve taştan üçüncü parça koparak, taş ortadan kalkmış olur. 

Gelecek zaman içinde bütün bunların fethinin olacağını o günden haber vererek mu’cizeler göstermiştir. 

Orada olan yedi (7) mescid’in yerinde yedi (7) çadır olduğundan onlara göre isim almışlardır. 

- Fetih Mescidi, Efendimizin içinde bulunduğu çadır,

- Selmanı Farisi çadırı, yerindeki mescid,

- Ömerül Faruk çadırı, yerindeki mescid,

- Hz. Ali (k.a.v.) çadırı, yerindeki mescid,

- Hz. Fatıma çadırı, yerindeki mescid,

- Müslümanlar çadırı, yerindeki mescid,

- Sahabeler çadırı, yerindeki mescid,

Sondan iki mescid yol genişletilmesinde yıkıldığı için onlar orada fi’ilen yok, manen vardırlar.

Bu yedi (7) mescid ise, “etturu seb’a” yedi (7) nefis mertebesini; onların fethini ifade etmektedir. 

Zor kırılan taş, “nefsi emmare”, “nefsi levvame”, “nefsi mülhime”yi ifade etmektedirler. Oldukça zorludurlar, ancak () “lâ” kılıcı ile parçalanabilirler.

Medine’ye hicret, zat mertebesinden, bu mertebeden aldığı özellik ve güzellikleri “medeni”ce yaşayabileceği bir yerde sergilemisidir ve bu şehirde (Medine’de) oluşan herşey zahiren olduğu gibi batınen de mutlak bir oluşumu ifade etmektedir. 

() “lâ ilâhe illâ allah”dan aldığı hakikatleri,

 ( ) “muhammedin resul allahü” çerçevesi ve ma’nâsı içinde açıklayan Hz. Rasulüllah’a ve bütün bu hakikatleri ortaya getiren Hz. Allah’a ne kadar dua ve şükür etsek hamdımızı yerine getirmemiz mümkün değildir, bundan aciziz.

Daha iyisi zâten bizlerde var olan bu mertebeleri ortaya çıkarmaya gayret etmek olacaktır. 

Allah daha iyisini bilir.

Allah hak söyler, hakkı söyler. 

Buraya kadar Allahu Teâlâ Hazretlerinin ve habibinin ilham ve açık olarak bildirdikleriyle “Kelime-i Tevhid” ve “Kelime-i Risalet”in özelliklerini anlamaya ve anlatmaya, tatbikatlı olarak gayret ettik. 

Bundan sonraki bölümlerde ise, “Kelime-i Tevhid”in ayetlerde ve hadislerdeki ifadelerini görmeye çalışacağız. 

Ayetlerde “Kelime-i Tevhid” kendinin tanıtımdır; hadislerde ise, dua mahiyetindedirler. 

Yaklaşık olarak “Kelime-i Tevhid”leri bulundukları mertebeleri itibariyle vermeye çalışacağız. 

TERZİ BABA-

------------------- 

Medine-i Münevvereden ayrılmadan “Hakikat-i Muhammed-î namazı”nın tarifini de yapalım da öyle ayrılalım. Cenâb-ı Hakk kılmış ve kılacak olanların namazlarını kabul etsin. 

------------------- 

Mescid-i Nebevide kılınacak (6) rükünlü (20) rek’atli Hakikat-i Muhammed-î namazının îzâhı. 

Mevkii= Eshab-ı Suffanın yeri veya onun arkası eğer kalabalıktan mümkün olmuyor ise mescid’in her hangi bir yeri olabilir. 

Genel niyyet-i= Niyyet ettim Hakikat-i Muhammediyye nin toplu olarak (20) rek’atlik namazını kılmaya. Denir, daha sonra aşağıdaki niyyetlerle devam edilir. 

(1) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (2) rek’atlık Âdemiyet mertebesinin namazına. (Kılınması sabah namazının (2) rek’at farzı gibi)

(2) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (4) rek’atlık İbrâhîmiyyet mertebesinin namazına. (Kılınması öğlen namazının (4) rek’at farzı gibi)

(3) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (4) rek’atlık Mûseviyyet mertebesinin namazına. (Kılınması ikindi namazının (4) rek’at farzı gibi)

(4) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (3) rek’atlık İseviyyet mertebesinin namazına. (Kılınması akşam namazının (3) rek’at farzı gibi)

(5) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (4) rek’atlık Muhammediyyet mertebesinin namazına. (Kılınması yatsı namazının (4) rek’at farzı gibi)

(6) Niyyet ettim hakikat-i Muhammed-î namazının (3) rek’atlık Vitriyyet mertebesinin namazına. (Kılınması Aynen (3) rek’at “vitr” namazı gibi kılınır.)

Tamamı (20) rek’at olup toplamı (ferdiyet) tir. (20-2=18) Onsekiz bin âlem içindedir. Geriye kalan (2) ise bütün bunların zâhir ve bâtın, fenâ ve bakâ, idraki ile yaşanmasıdır diyebiliriz. Ve bu hakikatleri açtığı için Rabb-ı mıza şükrederiz. Kılabilenlerin ibadetlerini Cenâb-ı Hakk kabul etsin İnşeallah. Eğer niyetlerdeki sözler zor gelirse yukarıda belirtilen ilk niyyet yeterli olur.

------------------- 

(20) Rek’atli (Hakikat-i Muhammed-î) özel namazı kılınacak. Mevkii “ Eshâb-ı suffa” mahalli, kalabalık ise daha arka tarafta da kılınır.

------------------- 

Medine-i Münevvere de tesbihat.

Bismillâhirrahmânirrahîm. 

 (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed, ve alâ âli seyyidinâ Muhammed)

------------------- 

(İnnellahe ve melâiketehu yüsallüne alânnebî yâ eyyühellezine âmenû sallü aleyhi ve sellimûteslimâ.)

------------------- 

Mevlâya salli ve sellem dâimen ebeden, alâ habîbike, hayril halkı küllihim. 

------------------- 

“Ya Resûlallah! Allah’a hangi söz daha sevimlidir?” diye sorulunca, Peygamberimiz “Şânı yüce Allah’ın melekleri, kulları için seçmiş olduğu “Subhanallahi ve bihamdihi sözüdür.”
“İki kelime vardır ki dilde hafif, terazide ağırdır ve Rahman olan Allah’ a pek sevgilidir. Onlar “Subhanallahi ve bihamdihi, subhanallahil azim”dir.”
Sahihi Müslim
------------------- 

Subhanallahi adede halkıhî 
Subhanallahi rızake nefsihi
Subhanallahi zineti arşihi
Subhanallahi midade kelimâtihî, de!’ buyurdu.

Tirmizi, Sünen, Ahmed bin Hanbel
Başka bir rivayette ise şöyle söylenir: “Her şeyden münezzeh olan Allahü Teâlâ’yı noksan sıfatlardan tenzih ederim ve ona hamdederim. Şânı büyük yüce Allah’ı tesbih ederim. Allah’tan mağfiret dilerim ve O’na tövbe ederim.”
Buhari 

------------------- 

Yüsebbihûnelleyle ven nehâra lâ yeftürûn.

------------------- 

Fe sübhanellahi hîyne tümsûne ve hîyne tusbihûn

------------------- 

Ve sebbihûhu bükraten ve esîla.

------------------- 

Ve teral melâikete hâffîne min havlil arşi yüsebbihûne bi hamdi rabbihim ve kudıye beynehüm bil hakkı ve kîlel hamdü lillahi rabbil âlemîn

------------------- 

Fesebbıh bismi rabbikel'azîm.

O halde o yüce Rabbinin adını tesbih et.

------------------- 

Sebbeha lillahi mâ fis semâvâti ve mâ fil'ard. Ve huvel'azîzul hakîm.

Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir, O üstündür, hikmet sahibidir. 

------------------- 

 Buradan sonra yolumuza “Mekke-i Mükerreme” bölümü ile devam edelim. 

 Bu vesile ile “Beled Sûresi” nin birinci âyetinin kısa bir yorumunu verelim. 

90 – BELED Sûresi



BİSMİLLâHİR RAHMÂNİR RAHîM



(Lâ uksimu bi hâzel beled.)

(90/1-2) “Hayır, bu beldeye kasem ederim ki.”

------------------- 

 Âyet-i Kerîme’de yemin edilen belde, zâhiren genelde Mekke şehridir. Özelde ise “beled-bedeni nur-u Muhammed –î dir. Kasem-yemin’lerde, yemin edilenin, en az yemin eden kadar değeri olması lâzımdır. Zât-ı akdes, Zât-ı mukaddes olan ulûhiyet, beldesinden hakikat-i Muhammed-î beldesine, tenezzül ettiğinde cem olan bu belde her beldesi itibariyle, bütün âlemlerde tafsîlen zuhura çıkmış, bu beldenin nokta zuhur mahalli olan “Hazret-i Peygamber Efendimiz” de kendi şahsında bizlere Hakk’tan naklederek, Hakk lisanı ile bu hakikati haber vermektedir. 

------------------- 



(Ve ente hıllun bi hâzel beled)

(90/2) “Ve sen, bu beldede ikâmet ediyorsun.”

------------------- 

Hıll= Lügat mânâsı. Helâl-Harem ile mikat arası.

 Ey habibim sen fiziken bu belde de, ruhen bütün âlemler beldesinde yaşıyorsun sana hiçbir yerde sınır yoktur, 

------------------- 

Mekke’i Mükerreme de zikir. 

Bismillâhirrahmânirrahîm. 

Lâilâhe illâllah.

Lâ havle velâ kuvvete illâ billah

Sübhanellahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.

İnnâ nahnu nezzelnez zikra ve innâ lehu le hafizûn. 

Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz

Vasbir nefseke meallezine yed'une rabbehum bil ğadati vel aşiyyi yuridune vechehu 

Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını-vechini- dileyerek dua edenlerle birlikte ol. 

İnneni enallahu la ilahe illa ene fa'budni ve ekimis salate li zikri. 

“Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” 

Ve nezkurake kesira. 

“Seni çok zikredelim diye.” 

 ve lezikrullahi ekber, vallahu ya'lemu ma tasne'ûn. 

Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. 

Ya eyyuhellezine amenu’zkurullahe zikran kesira. 

Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin

İn huve illa zikru’n lil âlemîn. 

Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür. 

Ve ma huve illa zikrun lil'alemîn. 

Hâlbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür. 

Vezkur isme rabbike bukraten ve asila. 

Sabah akşam Rabbinin adını an. 

Tebarekesmü Rabbike zilcelâli vel ikrâm.

Celâl ve ikram sahibi olan Rab'binin ismi, mübârek -yüce mukaddes- olmuştur.

-------------------

Not= Bunların hepsinin yapılması tabî ki şart değildir vakit buldukça çekilir.------------------- 

 Mekke-i Mükerreme- Kâ’be-Beytullah’ta kılınacak (19) rek’atli “İnsân-ı Kâmil namazı:” 

(19) Rek’atli (İnsân-ı Kâmil) özel namazı kılınacak. Mevkileri aşağıdaki tarifinde vardır.

(1)=Tavaftan sonra Mâkâm-ı İbrâhîm-in arkasında: 2= rek’ât namaz. 

(2)= İbrâhimiyyet köşesi’nde-(mertebesinde) 4= rek’ât namaz. 

(3) =Mûseviyyet köşesi’nde-(mertebesinde) 4= rek’ât namaz. 

(4) =Îseviyyet köşesi’nde-(mertebesinde) 3= rek’ât namaz. 

(5) =Muhammediyyet köşesi’inde-(mertebesinde) 4= rek’ât namaz. 

(6) = Mâkâm-ı İbrâhîm’in tam önünde, kapı yüzeyinin tam ortasında şeriat ve marifet mertebelerinin birleştiği yerde Kâfirûn ve İhlâs Sûreleri okunarak kılınan 2= rek’ât namaz seyridir. 

Toplamda (2+4+4+3+4+2=19) rek’atli “İnsân-ı Kâmil namazı” dır. 

------------------- 

 Aynen farz namazı usulünde kılınır. Kaza namazı yerine de geçer. Sadece tavaftan sonra değil herhangi bir zamanda da kılınır efdal olması tavaftan sonradır. Bu halleri bilen çok azdır. Genel tavaf yapanlar içinde bu haller geçerlidir, ancak farkında olmazlar. 

 (Allah tecellisi Kâ’be-i Muazzama) (İçi Rahmân tecellisi) (Hatim Rahim tecellisi) Böylece orada (Bismillâhirrhmânirrahîm) (19) harfli Besmele-i şerifin de zuhuru vardır. 

------------------- 

 Ulûhiyet tecellileri: 

 İlâh-î yarabb-î: Seni bütün varlık mertebelerinden, Zâtının kûdsiyyetinde “Tenzîh” ederim: 

 İlâh-î yarabb-î: Seni bütün varlık mertebelerinde, Ulûhiyetinin hakikatin de “Teşbîh” ederim: 

 İlâh-î yarabb-î: Seni bütün varlık mertebelerinde, Zât-ı mutlak ve Zât-ı mukayyed’in ile, “Tenzîh-ini ve Teşbîh-ini birleştirip, “Tevvhîd” ederim: 

 İllâ Huuuuu:

------------------- 

 Umremizin Medine bölümü yukarıda bahsi geçtiği şekilde ifa edildikten sonra, şimdi kaldığımız yerden ikinci bölüm olan Mekke anılarımıza gelelim. 

------------------- 

İKİNCİ BÖLÜM MEKKE-İ MÜKERREME ANILARI 

------------------- 

Medineden Yola çıktık bu gün,

Yol üstüdür Mikat zata giderken,

Kıldık iki rek’at namaz da hemen, 

Fenâ ve bakâdan aldık haber. 

------------------- 

 O günkü hislerimin tercümanı olarak (2-Hacc divanı) kitabımdan (1990) senesi haccın da yazdığım “Hoşça kal ya rasulüllah isimli şiirimi de ilâve etmeyi uygun buldum. 

 Bu şiiri diğer dualarla birlikte, Medine-i Münevvereden Mekke-i Mükerremeye giderken veda babında yolda okuduk.

------------------- 

 22 / 6 / 1990 

 Cuma Medine Harem

HOŞÇA KAL YA RASULÜLLAH

Duyura bildikse sesimizi, 

Kıyamette arat izimizi,

Nurunla aç gözümüzü,

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Hoş gör gafletlerimizi, 

Coştu içimizde aşk denizi, 

Bağışla sen bu çaresizi,

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Gafletle geçti gündüzler, 

Uykuyla geçti geceler, 

Gönül ismini heceler,

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Ayrılmak istemez gönül yardan, 

Vakti firaktır ne gelir elden, 

Hasret başladı daha bu günden, 

Hoşça kal ya Rasulellah.

Uzağında bulunsak bile, 

Bize her dem himmet eyle,

Bizleri zaman zaman yadeyle, 

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Boşalıyor Ravza yavaş yavaş, 

Nasıl kalabalık müslim kardaş, 

Hepsi'de Muhammed'i yoldaş, 

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Oturdum seyr için son def'a, 

Suçum oldu ise bağışla, 

Biraz geri kaldım yarışta, 

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Günahım çok yüzüm kara, 

Hatırla ben'i ara sıra, 

Hoş gör bizi bakma kusura, 

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Son def'a yine geçtim önünden, 

Göz yaşı sel oldu gözümden, 

Ayrılamadım huzurundan, 

Hoşça kal ya Rasulellah. 

Sanki Ravza geldi benimlen, 

Belki ben kaldım onunlan, 

Ayrılamadım huzurundan,

Hoşça kal ya Rasulellah.

Hoşça kal ya Rasulellah.

## HAYAL KUŞU

Pek uçmayı sevmem amma. 

Gönül kuşu uç, uç diyordu.

Pek koşmayı bilmem amma. 

Gönül kuşu koş, koş diyordu. 

Hayal buya işte, bir gün. 

Bilmem kaç bin senesiydi. 

Kapı altından atılmış bir kâğıt. 

Bu da neyin nesiydi. 

Kâğıt desem kâğıt değil. 

Madde desem madde değil. 

Üzerinde yazılar var. 

Bazılar tanıdık, bazılar değil. 

Anladım ki; bu bir şifre. 

Okumaya çalışarak kuşdilinden 

Söylüyordu ki; âlem-i manâ da. 

Merasim var davetlisin sen.

Davete icabet gerekir. 

Geliriz dedik inşeallah. 

Fakat uygun elbise yok. 

Cepte delik o gün, fakrullah. 

Ne gam, çekerim dedim, beşer libasın.

Giyerim de hem, “fahlâ naleyk.” 

Bu halimle anlar beni. 

İster tanısın, ister tanımasın. 

Çıktım dışarı baktım etrafa. 

Bir acayip vasıta bekliyordu önümde. 

Kapısı açılıverdi içerden. 

Ben de yanına gelince.

Şöförü güya, “taal” gel dedi içeri.

Bindim hemen o anda, fırladı gitti ileri.

İçeride bir kaç görevli. 

Oturttular bir güzel koltuğa. 

 

Nerelerden geçiyoruz bilemedim. 

Başladım hemen uyumağa. 

Meğer burası uyku denen âlemmiş. 

Halkının ömrü uyku ile geçermiş. 

Durduk bir salon önünde.

Hemen girdik içeri.

Etraf çok kalabalık, mahşerî.

Bulduk oturduk ayrılan yeri. 

Ortada bir taht, merasim olacakmış. 

Oturttular bizim oğlan Âdemmiş.

“Venefahtü” dediler, üflediler, kendine.

Ulaştı yeni güzel benliğine. 

Tac-ı “kerremnâ”yı da taktılar başına.

“Kavseyn-i” de yazdılar kaşına. 

Melekler de secde edince hemen.

Bu işler gitmedi iblisin hoşuna.

Baktım bizim Âdem biraz daha büyümüş.

Olmuş gönül Yusuf-u.

Kardeşleri demiş, kurt kaptı babacığım.

Meskeni olmuş, Kenan kuyusu. 

 

Biraz daha büyümüş.

Adı olmuş İbrâhim. 

Başına ne çileler gelmiş.

Olunca Nemrut’a hasım. 

Biraz daha büyümüş adı olmuş Musâ.

Fir’âvn-ın karşısında gördüm elinde asâ.

Cenk eder sâhirler’le tek başına. 

Bu iş gitmedi Fir’âvn-ın hiç hoşuna.

 

Bizim oğlan biraz daha büyümüş.

İsâ’ya benzer olmuş, hem de akranı.

Baktım asmağa çalışıyorlar onu. 

Hemen kurtarayım dedim bizim oğlanı. 

Sonra olmuş’ta Muhammed-î.

Âyet-el Kürsî dilinde.

Tebarekellezi biyedihil mülk elinde.

Baktım da, (menreânî) de yüzünde. 

Gösterdiler bir yerde.

Böylece hayat seyrini.

Neler geçmiş meğer beşından.

Öğrendik hayat hikâyesini. 

Baktım her kes uyuyor.

Bende devam ettim uyumaya.

Merasim bitmiş meğer. 

Sıra gelmiş tebrike.

Dizildiler uykuda, sıra olup insânlar.

Bu oyunu hep birlikte gerçek sandılar.

Bende girdim yürüyerek araya.

Katıldım hemen alkışlı koroya. 

Nihayet sıra gelip, tebrik ederken.

Aşina oldum bu hale hemen.

Baktı, baktı, baktı da bana. 

Aslında hiç yabancı gelmedi bana da. 

Hemen seslendi, Terzi Baba. 

Tanımadın mı? Beni, diyerek.

Ben senin gönül oğlun.

Diyerek hemen sarıldı boynuma.

Baktım o zaman ortada. 

Ne o kaldı, ne de ben.

Anlamıştım bu oyunu. 

Ne o vardı ne de ben. 

Ammâ ki, gene de, o da vardı.

Hem de, hem de ben. 

İsim almıştık ezelden.

Huu diye sen ve ben. 

İsim almıştık ezelden.

Huu diye, ben ve sen.

Hüdâ ile Hüdâ oldu her şey.

Tam bir hayale girmişken. 

Paydos merasim bitti dediler.

Yine bindirdiler o vasıtaya.

Uyuyarak geri döndük.

Girdik otelde ki, yatağa. 

Sahne bitti böylece. 

Bizde hayalden uyandık.

Bunca maceradan sonra.

Tekrar döndük gerçeğe.

Tatlı bir anı oldu. 

Hatıra da kaldı hepsi. 

Başladı yine gönül kuşu.

Sabah olunca ötmeğe. 

Huu dedi, kalk artık, essalâh.

Hayırlıdır namaz uykudan. 

Kalkıp aldık abdest-i baştan.

Kâ’be ye yöneldik yeni baştan. 

28/03/2009-1430

Mekke otel” gece saat: 1

--------------------------

 (33-2010-Umre dosyasından küçük bir aktarım) 

------------------------- 

 

 ÛMREDEN NOTLAR:

 O AN:

Allah Rasûlü’nün mânevi şahsiyeti huzurunda geçirilen üç gece..

Nihayet ayrılık vakti, zâhiren. Vedalaşıyoruz. El sallıyoruz sembolik olarak ve onu da gönüllerimizin en müstesna yerinde bizimle alarak çıkıyoruz yola. 

 Şimdi sıra zât-î tecelli de. Hakk’ın çağrısına kulak veren milyonlar-ca insanın mahşer provasında, bir secdelik yer arama çabası bizimkisi.

 “Lebbeyk allahümme lebbeyk …” nidalarıyla yaklaşırken zât-ı Hak-k’ın sembolüne, “bakmayın karşıya, eğin başınızı ta ki, bakın deyinceye dek” diyor rehberimiz. Belli ki bir duygu yoğunluğu yaşatmak istiyor biz acemi misafirlerine.

 Baş eğmeye eyvallah ama Mekke sokaklarının taşları tatmin etmiyor bizi. Hızlanmak, uçmak istiyoruz. Ama rehberimizin komutlarına uymak zorundayız. Önümüze bakarak yürüyoruz. Beytullah bizi görüyor ama biz ona yürüyoruz. Ve öyle bir yere götürülüyoruz ki, bütün haşme-tiyle karşımızda duruyor. Ve şimdi … diyor. Rehberimiz “Selamlaşın ve duanızı yapın.” Hani hep duyduğumuz, geri çevrilmeyecek olan duayı.

Başımızı kaldırıyor ve bakıyoruz. Diller tutuluyor. Sözün bittiği O AN.

 Bir rû’ya gibi. Haydi iste ne isteyeceksen. Yap ilk duanı. Kabul ol-mama ihtimali yok. Sıyrılabilirsen beşeri benliğinden konuş konuşta se-vindir. Haşa yanlış söyledim galiba. Hakkı mı sevindireceğim. Davetine icabet ettin ya. Sevinmiştir O zaten hem sevmiştir de.

 “Esselâmü aleyküm Ya Hz. Allah”

Zâhiren beytinin karşısında, bâtınen Zâtının aynasında ilk duamı ediyorum. 

-“Seni istiyorum, Seni istiyorum, Seni istiyorum”

-Seni anlamamdaki engellerimi/perdelerimi kaldır Allahım,

-idrakimi arttır.

-Hakikati nasip et

-Hayretimi arttır.

-Yaptığım ve yapacağım duaları dergah-ı izzetinde kabul et. (ÂMÎN) 

ZANNEDERDİM Kİ: (KAD KÜNTÜ ZANENTÜ)

Zannederdim ki, kutsal topraklara varınca sıyrılmak kolay olurmuş bireysel benliklerden. ZORMUŞ

Zannederdim ki, Mescid-i Nebi (sadece) büyükçe bir mescid. DEĞİLMİŞ 

Zannederdim ki, burada beşer beşerliğine dur deyip “YÜKSEL” komutu verecek. KOLAY DEĞİLMİŞ

Zannederdim ki, burada gözyaşları derin akacak. AKMAZMIŞ

Zannederdim ki, dünya tamamen unutulacak. UNUTULMAZMIŞ

Zannederdim ki, varınca onun zatına orada kalınacak. KALINMAZMIŞ

Zannederdim ki, İSTİ’LÂM (Onu selamlama) ile tavaf sıradan bir şey. DEĞİLMİŞ

Zannederdim ki, dokununca siyah taşa, gönül kuşu uçar her şey değişir. DEĞİŞMEZMİŞ

Zannederdim ki, burada nefisler bir kenara bırakılır. Zayıflatılır. O’ndan başka mühim şey kalmaz. Nefis varlığını kimseye vermezmiş. KALIRMIŞ

Zannederdim ki, burada ham olan pişer, pişenler yanar. Oysa herkes ateşinin hararetini kendisi ayarlarmış. Fırın kendi başına YAKMAZMIŞ

Zannederdim ki, Zanlarım doğru. DEĞİLMİŞ

Allahım zannetmek’ten sana sığınırım. (Âmîn)

MİKAT MAHALLİNE GİTMENİN ANLAMI:

Ûmreye gidip gelenler sorarlardı da cevap veremezdik: Ûmre yapmak için neden MEKKE dışına çıkıyoruz. İhramımızı giyinip tekrar Ûmre yapamaz mıyız. Zâhiren cevap vermek çok kolay değil tabi.

 İşte bizzat yaşarken beyin daha yoğunlaşıyor bu konuların üzerinde. Ve dinlenilen sohbetlerin de etkisiyle insân Mi’rac’ı hatırlıyor.

Ne olmuştu Miraçta. Allah Rasûlü önce Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya oradan Mi’rac’a yapmıştı yolculuğunu..Niye dolaştırmıştı ki Cenâb-ı Hak o sevgiliyi, neden doğrudan çıkarmamıştı ki Mi’rac’a?

 İşte şimdi şekilleniyor yavaş yavaş.

Kâ’be, Zât makamı. Mescid-i Aksa (Beytü’l akdes) ise bu âlem, dünya yani bizim evimiz. Kâ’be’den kâ’be’ye nasıl mirac olsun ki, Önce dışarı çıkıp sonra zâta yükselmek gerek. Demek ki, biz beşeri varlıkların mi’rac’ı sayılabilecek Zât’a ulaşma çabası da aynı şekilde. Kâ’be’de sürekli tavaf edebilirsin Zât-î mahalde dolaşır durursun. Oysa tekrar etmek için başa dönmek lâzım. Yani makama ikinci defa girmenin yegane şartı dışarı çıkmaktır. 

 Sanıyorum biz de bunu yaptık. Biraz bilerek biraz bilmeyerek.

Yeniden Ûmre yapmak için mikat mahalline gitmenin sırrı bu olsa gerek. 

Rabbim idrakimizi arttırsın.

AL…… Sa.. Bu... 

--------------------------- 

 Notlarımıza kaldığımız yerden devam edelim. T.B. 

-------------------------- 

Mikat mahalli Zülhuleyfe hakkında küçük bilgi.

Medine’den umre veya hac yapacakların mikat yeri

Zülhuleyfe’dir. Allah Resûlü (s.a.s.) de umre ve hac yapmak için Medine’den ayrılırken burada ihrama girip namaz kılmıştır. Burası, Medine’den 8 km. uzaklıkta ve Medine-Mekke otoyolunun sağ tarafındadır. Otoyoldan mescide bir çıkış vardır.

Allah Resûlü (s.a.s.)’nün namaz kılıp ihrama girdiği buyere daha sonra mescit yapılmış ve bu mescit de tarih boyunca pek çok yenileme ve genişletme faaliyetlerine sahne olmuştur. Resulûllah (s.a.s.), burada bir Semura ağacının altında namaz kıldığı için buradaki mescide Mescid-i Şecere de denmiştir. Diğer adları ise Mescid-i Zil-Huleyfe,

Mescid-i Mikat ve Mescid-i Ebyâr-ı Ali’dir.

Kral Fahd zamanında mescit genişletilmiş ve çevresine umre ve hac yapacakların ihtiyaçlarını karşılayabilecek modern tesisler yapılmıştır. 600 m²’lik bir alanı olan mescidin içinde 5000 kişi namaz kılabilmektedir.

----------------------

Sayfa 9: Otobüslere bindik saat 1:30 civarında mikat mahalli olan Zülhuleyfe ’ye geldik orada inip iki rekât namaz kıldık ancak etraf çok kalabalıktı ve büyük izdiham vardı. Bir yerde toplanıp niyetimizi yaptık daha sonra otobüslere binip Mekke’ye doğru yola çıktık. 2 no’lu otobüste idik, yolda yiyecek olarak sıla şirketimiz, bütün kafilemize çıtır tavuk sandiviç ve içecek ayran ikram etmişlerdi. Sağolsunlar teşekkür ederiz. 

Bindiğimiz otobüste, tekbir telbiye getirerek ve zikirler yaparak yola devam ettik, diğer otobüstekiler mahrum olmasınlar diye 3 Nolu otobüse geçip 1,5 saat kadar o otobüste kaldık daha sonra diğer otobüse geçip aynı uygulamayı orada da yaptık daha sonra kendi otobüsümüze geçip yolumuza devam ettik. Bu arada Mekke’ye oldukça yaklaşmıştık uzaktan Zemzem Tower’ın ışıkları görülmeye başlamıştı. Bir müddet sonrada te’nim mikat mahallinin yanından geçerek nihayet Anjum otelinin Bahçesine giriş yapabildik ancak orası da çok kalabalıktı. Oralarda zarflar içinde oda kapılarımızı ve gezi programı kağıtlarımız da verdiler. Oda numaralarımız 1139 imiş. F katında olan yemek salonuna gidip. 

Yemeklerimizi yedikten sonra odalarımıza çıktık. Biraz sonra bavullarımız aşağıdan gelmeye başladı ancak bizim Nükhet anne’nin arabası gelmedi. Görevli Turgay kardeşe durumu bildirdik. Arabayı bulamadıklarını. Bavulların hepsi geldi ancak araba gelmedi. Görevliler, bavullar indiği sırada muhtemelen ihtiyacı olan bir kişinin. Senin arabanın vakfının malıdır diye almış olabileceğini söylediler. Sonra sadık bey gidip bize bir araba getirdi. O arabadan bana da bir araba buldular. Tavaf ve say da beraber onlara bindik. Görevliler ile birlikte gece saat 01:30 da toplanıp umre yapmak için yola çıktık. 

14.11.2023 Hareme geldiğimiz zaman bizimle birlikte. Birkaç kişi daha arabalı olanları tavaf yerine almadılar kafilenin çoğu aşağıya tavafa gittiler. Biz de gruptan ayrı, küçük bir grup olarak. Tavafa başladık. Tekbirler dualar la tavaf şartlarını tamamladıktan sonra Uygun bir yerde tavaf namazını kılıp say yapmak için safa Merve tarafına gittik. 

------------------- 

Buraya Kâ’be ile ilgili bir şiirimi de ilave edeyim. 

27 / 6 / 1990

Çarşamba MEKKE

 İŞTE KARŞIMDA MUHTEŞEM KÂ’BE

Nihayet vardık Mekke şehrine, 

Şükr ettik Rabbul Âlemiyn'e, 

Yaklaştık sevgili Haremine,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Dua etmek için durduk biraz, 

Gönüller'de her dem bin bir niyaz,

Durma gayret et yaz kalemim yaz, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Çevrende tavaf ediyor canlar, 

Bu öyle sırdır'ki ehli anlar,

İçlerinde var nasıl yananlar, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Beytül atik bir ismi'de onun, 

Anlarsan bak ona varır yolun, 

İnsandan gider ona bu yolun, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Selâm eder Hacer'ül Esved'de, 

İade eder Rab ahiret'de, 

Korkma çalış kalmassın firkat'te, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Yedi def'a dönüyor hacılar, 

Her kes bir, dost analar bacılar, 

Kimler kimi acaba hatırlar, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Sevenler sevgilisi ortada,

Yarab cemalin açık burada,

İdrak edip öyle dur huzurda,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Sanki gördüğüm o ezeli dost, 

Pek yeni değil sırtımdaki post,

Her makamda istediğim bu kast, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Bu gün yaşım belki elli iki, 

Aslında yedi bin elli iki, 

İnsan ve Kâ'be kardeş ikisi, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

Göz nurum görüyor hep özünü, 

Anlarsam bu garibin sözünü, 

Çok görme bu neş'eli günümü, 

İşte karşımda muhteşem Kâ'be. 

--------------------- 

KONUŞAN KÂ’BE: (30/03/2009-1430)

 “Mekke kâ’be” 

Günlerden bir gün idi.

Aslında bilinmez hangi tarih. 

O gün yapmıştım bir tavaf. 

Çok ta kalabakık idi etraf. 

Kılınca tamam oldu zannettim.

İki rek’atte namazı.

Hamdedip başladım düşünmeğe. 

Ancak oldu gönül yarası.

Bu iş bu kadar kolay değil. 

Diyerek ötünce gönül kuşu.

Dinlemeye başladım onu. 

Sardı beni derin bir huşû. 

Baktım her dilden niyaz var. 

Arkası kesilmiyor tavafın.

Döndükçe dönüyor insanlar. 

Sonu gelmiyor dualarının. 

Bu sahneye şaşırdım kaldım.

Bu dualar nasıl karşılanır.

Bir birine karıştırılmadan.

Hepsi de sözlerinden hoşlanır. 

Daha dikkat edince sahneye.

Derinden duydum bir çok sesler. 

Baktım edilen bütün dualar. 

Cevaplanıyordu dua edene. 

Bilmem kaç bin dua yakarış.

Bilmem kaç bin lisan ile yalvarış.

Hepsi alıyorlar cevaplarını. 

Beytullah veriyor haklarını.

Nasıl bir oluşmadır heyhat.

Nasıl bir buluşmadır heyhat.

Nasıl bir duruşmadır heyhat.

Nasıl bir kavuşmadır heyhat. 

Gece gündüz, yirmi dört saat.

Hafta, ay, sene, dehr hep bu nakarat.

Durmaz devreyler, bu çarkı felek.

Kıyamdadır, etkilenmez mübarek. 

 

Uyku istirahat dinlenme yoktur.

Sıcak, soğuk, yaz, kış hep orada dır.

Nasıl dayanır buna gücü. 

Her kez gelmiş ona hep görücü. 

Konuşuyor usanmadan bıkmadan.

Nasıl dönülür zât-ı na yanmadan. 

Bin bir dilinde yüz bin lisan.

Konuşuyor her kese hiç durmadan. 

Baktım bir an bana da seslendi. 

Gördüklerin sûretlerim’dir, dedi. 

Şimdi beni iyice dinle. 

Tarifimle güzel bir tavaf eyle. 

Dört türlüdür benim tavafım.

Tavafı seyrederim kıyamdayım. 

Biri şeriat, biri tarikat mertebesinden.

Biri hakikat, biri marifet mertebesinden.

Şeriat’te yürünür ayakla.

Ne olduğu bilinmez hayatta.

Görev yerine getirilir.

Şavt’lar bitince namaza geçilir. 

Tarikatta vardır nefis mertebeleri.

Sâlik geçer bu menzilleri. 

Her şavtta bir mertebe aşılır. 

Yedi şavtta sona varılır. 

Hakikatte, Sıfat-ı subûtiyye. 

İdrak edilir bu Esmâiyye.

Alınır beşeri olanları.

Kalanlar Sıfat-ı İlâhiyye. 

Marifette ise hâl başkadır.

Bura da vuslat, aşksız aşka’dır.

Şavtlar dönülür, bir başka âlem de.

Bu dönüşü bilen yok çünkü, zatta’dır.

Bitince şartı vardır bu tavafın.

Altı yerde namazdır fi’liyatın.

Biri Makam-ı İbrâhîm de. 

Kılınır iki rek’at hepsinde.

Kuzey köşedir kıble, rüknü Irâk-î. 

Kılınacak dört rek’at namaz. 

İmamdır orada İbrâhim (a.s.) lâm.

Şeriat mertebesi’dir vesselâm. 

Batı köşedir kıble, rüknü Şam-î.

Kılınacak dört rek’at namaz. 

İmamdır orada Musâ (a.s.) lâm.

Tarikat mertebesi’dir vesselâm. 

 

Güney köşedir kıble, rüknü yemân-î.

Kılınacak üç rek’at namaz. 

İmamdır orada İsâ (a.s.) lâm.

Hakikat mertebesidir vesselâm. 

Doğu köşedir kıble, rüknü Hacer-ul esved.

Kılınacak dört rek’at namaz. 

İmamdır orada ve bütün kıbleler de, Hz. Muhammed 

Marifet mertebesidir vesselâm. (a.s.) lâm.

Kılmak lâzım iki rek’at daha.

Kapının tam da sağ tarafında. 

Marifet ile şeriatin birleştiği yerdir. 

İnsân-ı kâmilin de kıblesidir. 

Gittim bu namazı kılmağa. 

Çalıştım hem yerini bulmağa. 

Makam-ı İbrâhim tam da oradaymış. 

Ezelden burada makam tutmuş. 

Hayret ettim bu güzel işe.

Kim ne derki, bu lâtif gidişe 

Ezelden vekiliymiş bura da.

Perde kalmamış ki, hiç arada. 

Bura da iki def’a namaz kılınır.

Biri başta biri sonda bulunur.

Baştakinde, arka da durulur.

Sondakinde ise önde durulur. 

Bu namaz İnsân-ı Kâmilindir.

Böylece mertebe-i zât’a girilir.

Ayna olur kıyamda zatullah’a.

Ulaşılır hem ilâhi varlığa. 

Saydım rek’atleri çıktı on dokuz.

Nasıl bir uyumdur, sizde bakınız.

Altı namaz var altı cihettir. 

İnsân-ı Kâmil’in şifresi on dokuzdur.

Baktım baktım şaştım ben bu işe.

Ne denir ki, bu sonsuz dönüşe. 

Kâ’be durur ortada beytullah.

Makam-ı İbrâhim de ahh eder ahh.

Geçenler kavuşturmaz bir türlü.

Niyazdadır hep, iki sevgili.

Kaç bin senedir ikisi de ayakta. 

Yatmak bilmezler, bu güzel konakta. 

Sabır görmek istersen, onlar da var.

Vefa arar isen, onlar da var.

Sevgi arar isen, onlar da var. 

Ne istersen, hepsinden var da var. 

Kâ’be sarılmış hep siyahlara. 

Naz eder kendine bakanlara.

İbrâhim girmiş sarılara.

Benzemiş, sararıp yananlara. 

Bu oyunu, Kûr’ân-da bildirdi Mevlâ.

Makam-ı İbrâhim de musallâ. 

Boşuna olmamış bunlar kayıt.

Yaşanıyorlar, sanki bir ağıt.

Bağrış, çağırış, yalvarış, yakarış. 

Nasıl bu böyle büyük bir yarış. 

Kim bilir ki? nerde sonuna varış. 

Haydi sende aralarına karış. 

Ne yaptığını bilmesen de.

Özünden özünü görmesen de.

Hiç olmazsa ömründe bir def’a.

Gel gör bu harika manzarayı. 

Bunları fısıldadı kulağıma.

Taktı “fahlâ’ naleyk” ayağıma. 

Gayret kemerini sardı belime.

Yokluk tacını koydu başıma.

Hamd edip aldık hediyeleri.

Dağıtmak için ehillerine.

Gelenler durmaz gider, hep buradan.

Yer açılsın yeni gelenlerine. 

Bazı sırlar açmağa çalıştım.

Bunları anla biraz ey oğul.

Kendine gel hemen, silkin bu dem.

Çabuk geçer, biter bu oyun. 

Bir işaret daha aradım. 

Aldım elime Kûr’ân-ı.

Açtım baktım sayfa on dokuz.

Makam-ı İbrâhîm den, ediyordu ilânı. 

Daha ne denir ki, bu hale.

Her şey gelmez dile kâle.

Bizden olsun bunlar da hediye.

Ne kalacak ki, zaten geriye.

--------------------- 

 Bu arada Tavaf ve sa’yin bazı özelliklerinden bahsedelim. Gerçi birçok vesile ile bunlardan bahsedilmiştir ama kitaplarımızın ve sohbetlerimizin değişik yerlerinde olduğundan bulmak zor olabilir, yeri gelmişken özetle onlardanda bahasedelim. 

 Dinimizin yaşanan her fiil ve her meretebesinde olduğu gibi “tavaf ve sa’yın” da, “şeriat, tarikat, hakikat ve ma’rifet mertebelirinden izah ve yaşantıları vardır. Hacca ve Umreye giden kişiler bulundukları hâl üzere hangi mertebe de iseler bu görevlerini bulundukları mertebenin haline göre yerine getirirler safiyetle yapıldığında hepsi Hakk’tır ve geçerlidir. Ancak aradaki fark irfaniyyet ve idrak farkıdır. 

 Şeriat mertebesinde olan bir kimse, Tavaf ve sa’yi ni, beşeri benlik üzere emir olduğu için ve beşeri muhabbeti ile yapar. 

 Tarikat mertebesinde olan kimse gerçekten seyr ehli ise bunları nefs mertebeleri üzere ancak şimdilik takliden ancak daha fazla bir muhabbet ile yaparlar. 

 Hakikat mertebesinde olanlar ise gene nefs mertebeleri, ancak bu sefer hakikatleri itibari ile ve helezonik bir yükselişle yaparlar. 

 Marifet mertebesinde ise bu dönüşler Sıfat-ı subutiyyenin hakikati itibarile tatbik edilir, yani kişi kendinde olan “hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, semi, basar,” sıfatlarını kendi bünyesinde yaşamasıdır. 

 Tavaf süresi Mekke devri, Sa’y süresi ise, Bir bakıma Medine Hicret seyahat devridir. 

------------------

 (33-2010-Umre dosyasından Tavaf ve Say hakkında bazı bilgileri aktarma yapalım. T.B.

------------------- 

 Nihâyet tavaf niyetimizi yaptıktan sonra, güney köşe rüknü yemânî diğer ismiyle İseviyyet köşesinden ilk küçük selâmımızı vererek. 

 (bismillâhi Allah-u Ekber) diyerek. Ve devam ederek, 

 Allahümme Rabbenâ Atinâ fiddünya haseneten ve fil âhiraeti haseneten, ve kınâ azabennar ve edhılnel cennete meal ebrar ya azîzü ya gaffar uya Rabbel âlemîn. 

 Diyerek başladık ve okuyarak yürüdük, bu arada da tavafın gerçek başlangıcı olan hacerul esved, diğer ismi ile, Muhammediyyet köşesine gelince, Yüzümüzü oraya döndürerek, iki elimizi kaldırarak, (bismillâhi Allah-u Ekber velillâhil hamd) diyerek avuçlarımızın içi ile selâmlayıp bu selâmın bereketini yüzlerimize sürerek ve devam ederek. 

 Sübhanellahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber, ve lâ havle velâ kuvvete illâbillâhil aliyyil azîm, vesselâtu vesselâmu alâ Rasûlillâhi Muhammedin sallâllahu aleyhi vesellem, Allahümme imânen bike ve tasdiken ve kitabike ve vefaan bi ahdike vettebean bi sünnetî nebiyyike ve habibike Muhammedin Sallâllahu aleyhi vesellem.

 Tavaf’ın birinci şaft’ına başlamış olduk. Yukarıda verilen duaların her şaftta okunması lâzımdır, daha sonra değişik dualar okunabilir dua kitaplarında bunlar yazılıdır isteyenler oralardan yararlanabilirler. Bir tavaf yedi şafttan meydana gelmektedir. Yani tavafın tamamlanması için Kâ’be-i Muazzama’nın etrafında yedi def’a usûlüyle dönmek gerek-mektedir. 

 Dualarımızı okuyarak yedi şavtımızı bitirdikten sonra Makam-ı İbrâhîm’in arkasında iki rek’atlı tavaf namazımızı da kıldıktan sonra Safa tepesine doğru yürüyerek oraya gelince (sa’iy) e başladık. Bilindiği gibi Safa’dan Merveye, dört gidiş, Merve’den Safa’ya üç geliş olmak sûretiyle yedi yürüyüştür. Bu yedi yürüyüşün tamamının ismine bilindiği gibi “sa’iy” ismi verilmektedir. Son gidişte ulaşılan Merve tepesinde saçlarımızı da kısmen kestikten sonra, Ûmre görevimiz tamamlanmış oldu. Daha sonra otelimize dönüp istirahate çekildik.

Tarih. (13/07/2010) idi. 

 Yukarıda bahsedilen, yedişer rükünlü “tavaf ve sa’iy” nin her birinin dört metebeden izah ve tatbikatları vardır. Hepsini, yeri olmadığı için yazmak gerekli değildir, ancak daha evvelce bu yerler hakkında yazılmış bir metinden de fikir vermesi yönünden aşağıya bir bölüm koymayı uygun buldum. Sa’iy hakkında bir fikir vermesi yönünden bu krokiyi de koymayı uygun buldum. T.B.

-------------------

 Not= Daha evvelce birkaç sefer Hacc ve Ûmreye giden Hü…..Çe…. ismindeki oğlumuzun dikkatini çekerek çizdeği bu krokide görülen şudur. 

-------------------

 Safa tepesinden başlanan sa’yin hervele yapılan yeşil bölüme gelinceye kadar olan direklerin sayısının (13) olduğu, ayrıca bu sefer Merve tepesinden aynı yere gelinceye kadar olan direklerinde (53) adet olduğunu sayarak tespit etmiştir. Yani hervelenin başladığı yeşil direk bir yönden sayıldığında (13) diğer yönden sayıldığında ise (53) adet olduğunu görmüş ve yukarıdaki şekliyle tespit etmiştir. Ayrıca (13+53=66) ederki, Allah isminin ebced sayı değeridir. Bunu da gönüllerinize sunuyorum. T.B.

-------------------- 

# Konuyla ilgisi bakımından aşağıdaki şiirimide ilâve etmeyi uygun buldum. T.B. 

------------------------- 

# N E D İ R D E D İ L E R

Ziyaretin nedir? Dediler. 

Tafsilde aramaktır, dedim. 

 

## Mekke’n nedir? Dediler. 

Zâtî tecellimin şerhidir, dedim. 

 

## Harem’in nedir? Dediler. 

## Zâtımın şerhidir, dedim.

 

## Zem zem’in nedir? Dediler. 

## Bâtıni pınarımdır, dedim.

 

## Tavaf yerin nedir? Dediler. 

## Ef’âl âlemimdir, dedim.

 

## Direklerin nedir? Dediler.

Sıfat, Esmâ, Ef’âl tecellilerimdir, dedim. 

 

## Birinci sıra direklerin nedir? Dediler. 

## 104 kitap, 99 esmâ tecellilerimdir, dedim.

Arka direklerin nedir? Dediler. 

## Esmâ tecellilerimin tafsilidir, dedim.

 

İkinci katın nedir? Dediler. 

## Sıfat tecellilerimin tafsilidir, dedim.

## 

Terasın nedir? Dediler. 

Ulûhiyyet tecellilerin tafsilidir, dedim.

Kâ’ben nedir? Dediler. 

Zâtî tecellimin cem-i’dir, dedim. 

### Tavaf nedir? Dediler. 

### Zâtıma gelen yoldur, dedim. 

Birinci dönüşüm nedir? Dediler. 

Hayat sıfatımın kazanılmasıdır, dedim.

 

İkinci dönüşüm nedir? Dediler. 

İlim sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. 

Üçüncü dönüşüm nedir? Dediler.

İrade sıfatımın kazanılmasıdır, dedim.

 

Dördüncüdönüşümnedir?Dediler.

Kudret sıfatımın kazanılmasıdır, dedim.

 

Beşinci dönüşüm nedir? Dediler. 

Kelâm sıfatımın kazanılmasıdır, dedim.

 

Altıncı dönüşüm nedir? Dediler. 

Semi sıfatımın kazanılmasıdır, dedim.

 

Yedinci dönüşüm nedir? Dediler. 

Basar sıfatımın kazanılmasıdır, dedim.

 

Hacer’ül Esved nedir? Dediler. 

Zâtımdan ef’âl âlemine bakan gözümdür, dedim

 

İlk selâmın nedir? Dediler. 

Hakikatime giriştir, dedim. 

İkinci selâmın nedir? Dediler. 

Mârifetime giriştir, Zâtımı selâmlamaktır, dedim.

 

Siyah çizgi nedir? Dediler. 

gidiş, sıratullahtır, dedim.

 

Birinci köşen “Rükn-ü Iraki” nedir? Dediler.

Umumi şeriatımdır, dedim.

 

İkinci köşen “Rükn-ü Şami” nedir? Dediler. 

Gerçek tarîkatımdır, dedim.

 

Üçüncü köşen “Rükn-ü Yemâni” nedir? Dediler. 

Gerçek hakikatimdir, dedim.

 

Dördüncü köşen “Rükn-ü hacer’ül Esved” nedir? Dediler. 

Gerçek mârifetimdir, dedim.

Altın oluğun nedir? Dediler. 

 

Rahmetimin şeriat ve tarîkat Ehline aktığı yerdir, dedim.

 

Tavaf niçin soldan döner? Dediler. 

Sağ akl-ı kül’üm’dür, herşeyi ihata eder, dedim.

 

Ya örtün nedir? Dediler. 

Ahadiyyetimin gizlenmesidir, dedim.

 

Ya kapın nedir? Dediler. 

Zâtımın girişidir, dedim.

Ya içinde ne vardır? Dediler. 

Üç direk, ilmel, aynel, hakkal yakıyndır, dedim.

 

Hicr’in nedir? Dediler. 

Zâtımın açık yanıdır, dedim.

Hatimin nedir? Dediler. 

Şeriat, tarîkat mertebesinde sınırımdır, dedim.

 

Makam-ı İbrâhîm’in nedir? Dediler.

Dostluk(hullet) mertebemdir, dedim

 

Enin niye onbir metre? Dediler. 

Biri sen biri de benim, dedim.

Boyun niye oniki metre? Dediler.

Zâtıma gelen mertebelerimdir, dedim.

 

Yüksekliğin niye onüç metre? Dediler. 

Rasûlümün şifresidir, dedim.

 

Çocuk sesleri niye? Dediler. 

İsmail’in o günden yankısıdır, dedim.

 

Mültezem’in nedir? Dediler. 

Kapının yanıdır, bekleme yeridir, dedim.

 

Dokuz minaren nedir? Dediler. 

Dördü : Şeriat, tarîkat, hakikat, mârifet: Beşi : Hazeratı Hamsedir, dedim

 

İki şerefelerin nedir? Dediler. 

Zahir ve bâtın davetimdir, dedim.

Dış kapıların nedir? Dediler. 

Ulül el bab’larımın giriş yerleridir, dedim.

 

Say’ın nedir? Dediler.

Zâtıma gelen yoldur, zaman tünelidir, dostu aramaktır, dedim

 

Safa’n nedir? Dediler. 

Akl-ı küllün zuhurudur, dedim.

Merve’n nedir? Dediler. 

Nefs-i küllün zuhurudur, dedim.

Birinci gidiş nedir? Dediler.

Akl-ı külden nefs-i külle nüzûldür, (iniştir) dedim.

 

Geriye dönüş nedir? Dediler. 

Nefs-i külden akl-ı külle urucdur (çıkıştır) dedim.

 

Üçüncü yürüyüş nedir? Dediler. 

İbrahimiyet tevhidime ulaşmaktır, dedim.

 

Dördüncü yürüyüş nedir? Dediler. 

Mûseviyet Tenzihime ulaşmaktır, dedim.

Beşinci yürüyüş nedir? Dediler. 

İseviyet teşbihime ulaşmaktır, dedim.

 

Altıncı yürüyüş nedir? Dediler. 

Habibimin gerçek tevhidine ulaşmaktır, dedim.

 

Yedinci yürüyüş nedir? Dediler. 

Zâtımla, halkımın arasına girmektir, dedim.

 

Saç kesmek nedir? Dediler. 

Beşeri fiillerimi kesmektir, dedim.

İhram nedir? Dediler. 

İnsândaki örtümdür, dedim.

Neden beyazdır? Dediler. 

Renksiz olmak içindir, dedim.

Rıda’n nedir? Dediler. 

Azametimdir, dedim. 

İzar’ın nedir? Dediler. 

Kibriyamdır, dedim

İhramdan çıkmak nedir? Dediler. 

Renklere boyanmak içindir, dedim. 

 

Omuz açmak nedir? Dediler. 

Kudretimi göstermektir, dedim. 

 

Hervele yapmak nedir? Dediler. 

zametimi göstermektir, dedim.

 

Hacc’ın nedir? Dediler. 

Hakikatimde cemâlimi seyrdir, dedim.

 

Umren nedir? Dediler. 

Hakikat-i Muhammedi’de habibimi seyrdir, dedim.

 

Vedan nedir? Dediler. 

İzafidir, birlikte olanın vedası olmaz, dedim.

 

Bunları soran kim? Dediler. 

Soran da söyleyen de benim, dedim.

 

Peki tavaf edenler kim? Dediler. 

Hepsi sûretlerimdir, dedim.

Kapıların niye doksanbeş?Dediler. 

Biri “star” (yıldız) kapısıdır. Diğerlerinin toplamı onüç eder,

o da habibimin şifresidir, ondan habersiz girilmez, dedim. 

 29/10/1999 Cuma 

 (Mekke-Kâ’be)

#### Terzi Baba

------------------- 

 Şimdi daha evvelce gene orada yazılmış bir şiiri de o an’ın hislerini yansıtmaya tercüman olur düşüncesiyle ilâve ediyorum.

------------------

 MEKKEİ MÜKERREME

( 16. 9. 1982 )

KÂBE'DE SEYR

Kâ’beyi seyrettim bir nice zaman,

Zuhur eden hakikatler çok yaman,

Can'mı cananmı'dır yoksa yanan,

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

 Keskince bir bak kapı yönünden, 

 Haber verir sırrın (ama) halinden, 

 Her şey konuşur Rabbin dilinden, 

 Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Salınır beyaz giymiş gelinler gibi,

Örtüsü yazılmış inciler gibi,

Seni gören göz olur sevgili,

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

 Tavaf başlar Hacerul esvedden, 

 Yavaş yavaş geçilir makamı İbrahimden, 

 Durulmaz orada insan selinden, 

 Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Belirir rüknü Iraki kuzey köşede,

Gelinir rüknü Şamiye batı köşede,

Daha sonra rüknü Yemani güney köşede,

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

 

Dört köşededir dört işaret, 

Şeriat, tarikat, hakikattir marifet, 

Boşa geçirme vaktini kendini arif et, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Yedi tavaf derler etvarı seb'adır,

Menziline varmağa hakikat yoludur,

İnsan mihverinde dönmeğe koyulur,

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Birinci tur nefsi emmareden geçilir, 

İkinci tur nefsi levvameden geçilir, 

Üçüncü tur nefsi mülhimeden geçilir, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Dördüncü turda başlar mutmainne hali, 

Beşinci turda Radiyeye denir beli, 

Altıncı turda olursun Merdıyyeli, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

 Yedinci turda Safiye zuhur eder, 

Kalmaz gönülde üzüntü keder, 

Rabbin senide örtüde gizler, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Hüccac döner tam bir vecd ile, 

Beyazlar giymiş kefenler ile, 

Bu hale hayret eder Melekler bile, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Bir zaman ezan okunur durur tavaf, 

Az sonra sakinleşir etraf, 

Fevellü Vecheke Şetral Mescidil Haram, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Namazda bütün Kâ’beye döner hacılar, 

Kalmaz hatırda akraba dost ana bacılar, 

Kendi varlıklarından yeni doğanlar, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Sende gir o örtünün hemen içine, 

Seyret âlemi koy biçimden biçime, 

Mahrem ol seni nefsinden çekene, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Kâ’bededir İnsan hakikati vahdet sırrı, 

Bu öyle bir duygu ki zahirden ayrı, 

Nasıl açılır sırrı bundan gayrı, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Kâbenin baş harfi keftir ortası ayın,

Sonunda ba vardır iyi anlayın, 

Dikkat edip gaflete dalmayın, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Kef künden gelir kelimden gelir, 

Ayn aynından gelir gözden gelir, 

Ba ise birlikten beraberlikten gelir, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Vahidiyetten kudrete geçti ol dedi, 

Hemen ayn oldu göz ile gördü, 

Ba ile de hemen birliğini anladı, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Kimi ağızdan ağlar kimi gözden bakar,

Gönüllerin hepsinden coşarak akar, 

Kimi aşık kimi maşuk rol yapar, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin?

Ortada durmuş naz eder sevgili, 

Bu iş yeni değil ezelidir, ezeli, 

Kendi varlığımızı bildik bileli, 

Siyah örtü neyi örter bilirmisin? 

-------------------

 Nihayet “Mescid’el Haram” da “tavaf ve sa’iy’ i mizi tamamlayıp saçlarımızı da kısaltarak o günkü Ûmremizi tamamlamış olduk. Daha sonra otelimize gelip sabah namazına kalkmak niyetiyle istirahata çekildik. 

 Herhalde Hudeybiye gününün bereketiyle olacak o gece şöyle bir zuhurat görmüştüm. 

 “Elâf ecyad” otelinin önünden aşağıya doğru inip sağa dönüldüğünde birçok yolun birleştiği bir alana gelinir adeta orası bir yolların dağılım yeri gibidir. Tekrar sağa dönünce aynı şirketin orada ikinci bir oteli daha vardır. İşte orada yolların birleştiği ve ayrıldığı yerde insan boyu büyüklüğünde bir kepçenin dikey olarak lâtif bir varlığın yanında durduğunu gördüm, kepçenin yemek konan yeri büyük oval bir tencere gibiydi işte o insân boyu kepçe ile melekler aşure dağıtıyordu. Bilindiği gibi (aşure-aşera) (10) demektir. Bizde ayın on’unda gelmiştik. 

 İşte bu zuhurat hem umremizin, hem de Hudeybiye biat tekrarımızın ne kadar bereketli olduğunu ve orada neler dağıtıldığını açık olarak göstermekteydi. 

 (18/07/2010) Pazar öğlen namazından sonra, şirket elemanlarının isteyenlerin Cidde gezisine gitmeleri için getirdikleri bir otobüs ile Cidde gezisi yaptılar. Ben biraz rahatsız olduğum için gidememiştim ama zaten daha evvelce de görmüştüm. 

 (19/07/2010) Pazartesi, on günlük gelenlerin süreleri dolduğu için gece saat (24) te yola çıkacaklarından o günü ibadetlerden arta kalan zamanlarını hazırlık ve alış verişle geçirdiler. Nihayet akşam yemeğinden ve yatsıdan sonra eşyaları ile birlikte otel lobisinde yolculuk saatini beklemeye başladık vakti geldiğinde şirketin elemanları yolcularımızı Ciddeye götürüp hava alanından (4’30) da kalkacak İstanbul uçağına bindirmek için yola çıktılar. Bizde onları uğurladık daha sonra da otel odalarımıza dönerek biraz dinlenmek ve daha sonra sabah namazına kalkmak için yatmaya gittik. 

 O gece şöyle bir zuhurat vaki oldu. Bizim guruptan 

herkesin Kâ’be’de bizlere tahsis edilmiş özel odalarımız var. Camlarında çıtalı perdeleri var, hani eski evlerin camlarının bazıları küçük, küçük bölünmüş kareler şeklinde’dir, işte onlar gibi dışarıdan bakılınca çerçeve gibi zannediliyor, aslında çerçeve gibi görünen perdelerdi. Görülen kâ’be ve çevresi tek katlı çok odalı bina gibi idi. Her birerlerimiz için Kâ’be’nin içinde bizlere özel olarak tahsis edilen o odalarda kalıyor imişiz. 

 Bu da şu demektir. Kâ’be-i Muazzama (zâtiyyun Hakk’ın Zâtına mahsustur, oraya girenler ise Zât ehlidirler, en azından Ûmre süresince kafilemiz Zât ehli olarak kabul edilmiştir diyeiliriz. Rabb’ımıza bu lütfundan dolayı şükranlarımızı arz ederiz, Bize düşen, yerlerimize döndükten sonra da bu hali devam ettirmek olmalıdır. Cenâb-ı Hakk yardımcımız olsun İnşeallah. 

 Hakk’ı gönlünde bulandır, Hakk ehli.

 Halkı gönlünde bulansa, halk ehli. 

 Şöyle bir düşünsek hangisindeniz.?

 Halk’ta Hakk’ı bulan da. Hakk ehli. 

 Bu seferki Ûmre ziyareti için yola çıkmadan evvel her zaman yapmaya çalıştığım gibi orada ne yapacağımı pilânlamak ve ona göre hazırlık yapmak istiyordum, netice de iki şeye karar vermiştim. 

 Birincisi Zât-î tecelli üzerinde daha çok yoğunlaşmak, Kâ’be’i Muazzama’nın daha çok derinliği ve hakikati üzerinde durmaktı. 

 İkincisi ise, yedi (Ha-Mim) Sûrelerinden biri olan “fussulet” Sûresi üzerinde çalışma yapmaktı. Bu tür çalışmalar ancak yalnız ve sâkin kalındığ zaman yapılabilmektedir, kalabalık ile olamamaktadır, çünkü etraftaki kişilere uymak zorunluluğu olduğundan bu tür çalışmalar yolcular gittikten sonra olabilmektedir. Ben de bu Sûre üzerindeki çalışmaları daha sonraya bırakarak birinci durumda olan hâl üzerine kendi halimde yoğunlaşmaya başlamış idim. Fakat çevremin bundan haberleri yoktu. 

 (18/07/2010) günü bu hal bünyem de daha şiddetlenmeye başladı ve o hali aldı ki nihayet beni elden ayaktan düşürdü, onun üzerine birde üşütmeden meydana gelen fiziki bir hastalık musallat oldu işte bu tecellinin neticesinde belirli bir süre yatmak zorunda kaldım, bereket kafilemizde doktor bir kızımız vardı kendiside rahatsız olduğu halde bizleri tedavi etmeye çalıştı, Cenâb-ı Hakk razı olsun, isteklerini gönlüne göre versin. Zât-î bir tecelli iç bünyeyi, zâhir’den gözle görünmez aciz bir mikrop’ta dış bünye yi yatağa düşürdü İnsân oğlu da sûreta ne kadar aciz olduğunu böylece anlamış olmakta. Ancak gene de gayret göstererek kısa süre yattıktan sonra çevremdekiler üzülmesinler diye kalkmaya gayret ettim ve onlarla beraber orada ki görevleri yapmaya çalıştım, ancak bu iki tecellinin birincisi gerçekten çok ağır basıyor idi. 

 Şimdi sizler bu tecelliler nasıl bir şeydi diye merak ediyorsunuzdur bende beşer lisanının anlatabileceği sınırlar içinde anlatmaya çalışayım. 

 Bilindiği gibi (meratibi İlâh-î-İlâh-î mertebeler) beş’tir, ve bunlara tasavvuf lisanında (hazarat-ı hamse-beş hazret mertebesi) derler. Sırasıyla. 

 (1) “Ef’âl mertebesi” zâhirde olan fiiller mertebesi. 

 (2) “Esmâ mertebesi” (Esmâül hünsâ-Allah’ın güzel isimlerinin faaliyet sahası olan lâtif “esmâ-isimler” mertebesi.

 (3) “Sıfat mertebesi” Allah’ın sıfatlarının mertebesi. Hakikat-i Muhammed-î Ceberût mertebeleri ve daha bir çok isimleri vardır. 

 (4) “Zat mertebesi” Ulûhiyyet, her şeyin kaynağı ve var edicisi koruyucusu yegâne ve tek olan zât-ı mutlak mertebesi. 

 (5) “İnsân-ı Kâmil mertebesi” Bu mertebe bütün mertebeleri bünyesinde toplayarak bu mertebeler ile gezen, yürüyen, yaşayan, hazarat-ı hamse olan Kâmil insandır. 

 Yukarıda özetle bahsedilen u mertebelerin her birerlerinin Kâ’be’i Muazzama bünyesinde temsil yerleri vardır, şöyle ki! 

 (1) “Ef’âl mertebesi” En alt tavaf edilen zemindir. 

 (2) “Esmâ mertebesi” On kadar merdivenle çıkılan direklerle duran birinci kat’tır. 

 (3) “Sıfat mertebesi” Gene yukarıda direklerle duran ikinci kat’tır. 

 (4) “Zat mertebesi” En üst kat teras, sonsuzluğa açılan zat mertebesi. 

 (5) “İnsân-ı Kâmil mertebesi” ise bu mekânın ortasında duran göz bebeği Kâ’e-i Muazzama’dır. Bir başka ifade ve yön ile bunlar. 

 (1)“Şeriat Ef’âl mertebesi” 

 (2) “Tarikat Esmâ mertebesi” 

 (3) “Hakikat Sıfat mertebesi”

 (4) “Marifet Zat mertebesi” 

 (5) “İnsân-ı Kâmil mertebesi”dir. 

 (1)“Şeriat Ef’âl mertebesi” itibariyle oradaki yaşantıya baktığımızda görülen şey herkesin beden gözüyle gördüğü çevre ve yapıdır. Ne olduğunu anlayamadığı bir uğultu ve gürültünün içerisinde onun zâhir duygusallığı ve görüntüsü içerisinde şuursuzca herkesle birlikte sayı hesabı ile dönmektedir. Bunların icablarının tamamını bitirince görevinin bittiğini zanneder. Bulunduğu yer itibariyle doğru ve geçerlidir. Bu şeriat mertebesi tatbikatını herkes yapar, bura da herkes müşterektir. Sa’iy de öyledir.

 (2) “Tarikat Esmâ mertebesi” itibariyle orada ki yaşantıya baktığımızda. Biraz daha duygusal ve muhabbetli halidir. Ancak bir kişi gerçek tarikat ve seyr-ü sülûk ehli ise o zaman iş biraz daha değişir. Her şavtta bir nefs aşaması yaparak son şaftta nefsi safiye olarak. Tavafı tamamlamış olur. (Yukarıda şiirde ifade edilmişti) Bu hale daha az kişiler ulaşır. Sa’iy de böyledir. 

 (3) “Hakikat Sıfat mertebesi” itibariyle orada ki yaşantıya baktığımızda. Biraz daha irfaniyyet ve muhabbetli halidir. Ancak bir kişi gerçek hakikat ve seyr-ü sülûk ehli ise o zaman iş biraz daha değişir. Her şavtta bir nefs aşaması yaparak bu sefer şavtlarını helezonik bir şekilde semaya doğru yükselerek yapar son şaftta nefsi safiye olarak. Tavafı tamamlamış olur. Bu hale daha da az kişiler ulaşır. Sa’iy de böyledir. 

 (4) “Marifet Zat mertebesi” itibariyle orada ki yaşantıya baktığımızda. Biraz daha irfaniyyet ve muhabbetli halidir. Ancak bir kişi gerçek marifet ve seyr-ü sülûk ehli ise o zaman iş biraz daha değişir. Daha evvelce her şavtta bir nefs aşaması yaparken bu sefer onunla birlikte şavtlarını hem helezonik bir şekilde semaya doğru yükselerek ve hem de, zât’a bağlı sıfatı subutiyyeden her şavtta birini idrak ederek son şaftta “basar-basiret” görüş ehli olarak. Tavafını tamamlamış olur. Bu hale çok daha az kişiler ulaşır. Sa’iy de böyledir. 

 (5) “İnsân-ı Kâmil mertebesi” itibariyle orada ki yaşantıya baktığımızda. Diğerlerinden biraz daha değişik olduğunu görürüz çünkü burası sadece bir mertebe değil, bütün mertebeleri toplayan bir mertebedir. Her mertebe de vardır. Dua edenlerle dua eder ağlayanlarla ağlar, gülenlerle güler, dua edenlerin dualarına icabet eder hacerul esved gözünden etrafı seyreder. Makamı, Kâ’be’nin kapı yüzünün tam ortası, şeriat ve marifet mertebelerinin bitiştiği noktadır. (19) rek’atli İnsân-ı kâmil namazının son iki rek’ati’ni orada kılar ve bitirir. Daha sonra aynı noktaya arkasını dönüp yüzünü tavaf edenlere dönerek, sağ eliyle zat mertebesinden aldığı rahmeti sol eline de aktararak her iki eliyle tavaf edenlere dağıtmaktadır. Bu haliyle bütün tavaf ve sa’iy ehline rahmettir. Yukarıda belirtilen husus ta bu mertebenin sa’yi’dir. Hatırlanması için buraya da aldım.

---------------

 Say’ın nedir? Dediler.

 Zâtıma gelen yoldur, zaman tünelidir, dostu aramaktır, dedim 

 Safa’n nedir? Dediler. 

 Akl-ı küllün zuhurudur, dedim.

 Merve’n nedir? Dediler. 

 Nefs-i küllün zuhurudur, dedim.

 Birinci gidiş nedir? Dediler.

 Akl-ı külden nefs-i külle nüzûldür, (iniştir) dedim.

 

 Geriye dönüş nedir? Dediler. 

 Nefs-i külden akl-ı külle urucdur (çıkıştır) dedim.

 

 Üçüncü yürüyüş nedir? Dediler. 

 İbrahimiyet tevhidime ulaşmaktır, dedim.

 

 Dördüncü yürüyüş nedir? Dediler.

 Mûseviyet tenzihime ulaşmaktır, dedim.

 

 Beşinci yürüyüş nedir? Dediler. 

 İseviyet teşbihime ulaşmaktır, dedim.

 

 Altıncı yürüyüş nedir? Dediler. 

 Habibimin gerçek tevhidine ulaşmaktır, dedim.

 

 Yedinci yürüyüş nedir? Dediler. 

 Zâtımla, halkımın arasına girmektir, dedim.

------------------

 Genel olarak özetle ifade etmeye çalıştığımız bu halleri düşünerek ve o İlâh-î mekânı bu mertebeler anlayışı içinde düşünürken şöyle bir tespit yapmamız mümkün olabilir. Kâbe-i Muazzamanın tamamına; bakış 

 (1)“Şeriat Ef’âl mertebesi” itibariyle o İlâh-î mekân’a baktığımız da görülen şey herkesin beden gözüyle gördüğü çevre ve yapıdır. Ne olduğunu anlayamadığı bir uğultu ve gürültünün içerisinde onun zâhir duygusallığı ve görüntüsü ile seyredilmesidir. Hâli (Seyr-i ilâllah) “Allah’a seyr” dir. 

 (2) “Tarikat Esmâ mertebesi” itibariyle o İlâh-î mekân’a baktığımızda. Biraz daha duygusal ve muhabbetle bakma halidir. Ancak bir kişi gerçek mânâ da tarikat ve seyr-ü sülûk ehli ise o zaman iş biraz daha değişir. Orada tavafta olan herkesin ve mekânın hertarafının bir esmâ’nın zuhuru olduğunu idrak ederek bakar ve böyle olduğuna kanaat getirir. Hâli gene (Seyr-i ilâllah) “Allah’a seyr” dir. 

 Bu hal hakkında daha evvelce yaşamış olduğum bir tecelliyi misal olsun diye ilâve etmek isterim. 

 İlk veya daha sonraki bir hacc ziyaretimiz idi, yalnız olarak tavaf ediyordum hacc olduğu için oldukça kalabalık ve şavtlar oldukça güç ve zor oluyordu tavafım bittikten namazımı da kıldıktan sonra arka taraflarda bir yerde tavafı hem seyrediyor hemde tefekkür ediyordum tavaf gene aynı sıkışıklıkla devam ediyordu, içimden “ya Rabb’î bu kadar sıkıntı niye, tavaf edenler daha az olsaydı da daha rahat tavaf edilseydi” diye düşünmeye başlamıştım. İşte tam o sıra da “tavafın sıkışıklığı isimlerimin çokluğundandır, her bir dönen benim bir ismimin zuhurudur” diye gönlümden bir cevap ve izah gelmişti. İşte yukarıda bahsedilen bu halin bir örnek yaşantısıdır, diyebiliriz.

 (3) “Hakikat Sıfat mertebesi” itibariyle o İlâh-î mekân’a baktığımızda. Biraz daha irfaniyyet ve muhabbetin artmış halidir. Ancak bir kişi gerçek mânâ da hakikat ve seyr-ü sülûk ehli ise o zaman iş biraz daha değişir. Orada tavafta olan herkesin ve mekânın her tarafının bir sıfatın zuhuru olduğunu idrak ederek bakar ve böyle olduğuna kanaat getirir. Hâli (Seyr-i fillâh) “Allah’da seyr” dir.

 (4) “Marifet Zat mertebesi” itibariyle o İlâh-î mekân’a baktığımızda. Biraz daha irfaniyyet ve muhabbetli hâlidir. Ancak bir kişi gerçek marifet ve seyr-ü sülûk ehli ise o zaman iş biraz daha değişir. Daha evvelce her şavtta bir nefs aşaması yaparken bu sefer onunla birlikte şavtlarını hem helezonik bir şekilde semaya doğru yükselerek ve hem de, zât’a bağlı sıfatı subutiyye’den her şavtta birini idrak ederek son şaftta “basar-basiret” görüş ehli olarak. Tavafını tamamlamış olur. 

 Böylece kendinde bulunan, kendine ait olarak bildiği “sıfatı subutiyye”sinin aslında, Hakk’a ait olduğunu ve onları asıl sahibine devrederek kendi aradan çıkarak öz ve İlâh-î benliğine ulaşarak kendini gerçek İlâh-î vechiyle bulup bütün sıfatlarının Hakk’ın “Hay” sıfatı ile var olduğunu, kendindeki ve âlemdeki bütün hayatın Hakk’ın hayatı olduğu anlayışı ile ve Hakk olarak kendinden kendine bakmak sûretiyle bu mekânı müşahede etmektir. (2/115) “nereye bakarsanız Hakk’ın vechi oradadır” hükmü ile, burada zat-î vech idrak edilir. Hâli (Seyr-i mea’Allah) “Allah’la seyr” dir. Bu hâle çok daha az kişiler ulaşır. Sa’iy müşahedesi de böyledir. 

 (5) “İnsân-ı Kâmil mertebesi” itibariyle o İlâh-î mekân’a baktığımızda. Diğerlerinden biraz daha değişik ve daha kapsamlı olduğunu görürüz çünkü burası sadece bir mertebe değil, bütün mertebeleri toplayan bir “cem-i mekân” mertebesi görüşü’dür. 

 Adeta bir fanus-camdan yapılmış pırıl, pırıl yanan bir 

kandil-lâmba gibi, sanki gök yüzünde, feza’da, melekût âleminde, dolaşan müstakil bir yıldız görünümünde’dir. 

 Diğer şekliyle baktığımız da ise, gerçekten Allah’ın bu âlem tecelleri içerisinde en kemalli zât-î tecellisi olduğunu anlarız. Cenâb-ı Hakk’ın her yerde, gören için, isim ve sıfatları yönüyle bir zât-î tecellisi vardır. Ancak burada bütün isim ve sıfatlarıyla Allah ismi câmi’sin hükmü altında küllî bir zât-î tecellisi vardır. İşte insânları buraya cezbeden bu zât-î cem tecellisi’dir. İşte bu görüş ve anlayış içerisinde olanlara mahsus bir tecelli ortaya çıkar ki, adeta gördüğümüz (Taşa mermere bürünen, Kâ’be ismiyle görünen, zâtının ta kendisidir.) Yani “Cenâb-ı vacib-ül vücûd”, sanki burada (Mescid-el haram) ismi ile vücûd bulmuştur. Hâli (Seyr-i anillâh,billâh) “Allah’dan, Allah ile seyr” dir. 

 (Bakara/2/144.) (……......Haydi yüzünü Mescid-el Haram tarafna döndür. Ve her nerede bulunursanız yüzlerinizi onun tarafına döndünüz-yöneltiniz………….) 

 Görüldüğü gibi bu Âyet-i Kerîmenin ilk Bölümü, Zâtî’dir. Allah’ın Zâtından Peygamberi’nin Zâtına’dır. Yani “Ben Zâtımla oradayım” sende zâtınla unu müşahede et, demektir ve bir emir hükmünde’dir. Emir ise mutlaktır tutulmama ihtimali yoktur. İkinci bölümü ise gene Zâtından Peygamberinin ümmetinin zâtlarına’dır. Yani bizlere’dir onun arkasından giden herkese’dir. Yukarıda ki ifadeler aynı zamanda teyid edilmektedir-ler. 

 (Bakara/2/115.) (Doğu da, batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın “vechi-yüzü”- orası’dır, şüphe yok ki Allah Teâlâ'nın rahmeti geniştir, o herşeyi bilendir.) 

 Bu Âyet-i Kerîme ise “Sıfat-î”dir, ve o mertebeden ifade edilmek-tedir. Sıfat ve Esmâ mertebeleri itibariyle Hakk’ın her mahalde mevcud olduğunu açık olarak bildirmektedir. Biri tavhid-i Zât-î, diğeri ise tevhîd-i Sıfat-î’dir.

 İşte bu hakikatleri idrak edenlere burası zâhir, bâtın harem’dir. Zâhirine olduğu gibi, İçine bâtınına da yolu açıktır. Bazı kimselere, zâhiri harem, bâtını haram, yani yasaktır. Bazı kimselere ise hem zâhiri, hem de bâtını, haram’dır. Yani yasaktır. O nun etrafına yaklaştırmazlar. 

 (3/18) (Allah kesinlikle şâhittir ki, kendinden başka ilâh yoktur) 

 Yani “Allah (c.c.) kendi kendine şahittir ki, kendinden başka ilâh yoktur.) düstüru bu makam ve yaşamı için geçerlidir. Yukarıda bahsedilen görüş bu anlayış içerisinde seyredilir. Yani görende, görülen de Hakk’ın ta kendisidir, aslında bu âlemde herkesin gördüğü budur ancak kişiler kendilerini gayr ile şartlandırdıklarından gayr görmektedirler, aslı itibariyle her zuhurda gördükleri “Hakk” olduğu halde kendi beşer anlayışları ile o zuhurları “halk’a” döndürmektedirler, ve “gayr-gayrı” sanki ayrı, başka bir şeymişler gibi zannederler. Bu zanları ile de Hakk’ı da kendilerinden ayrı gördüklerinden daha sonra onu aramaya çıkarlar. Ve bulmaları mümkün olmaz, çünkü dışarıda aramaktadırlar, oysa Hakk kendi içlerinde bir gizli hazînedir. Hazinesi olanında fakir ve muhtaç yaşaması ise ne hazîn’dir. 

 Allah-ı bulmanın ilk şartı, kişinin kendini bulmasıdır, kendini bulan kişi gene kendinden yola çıkarak Rabb’ını bulması mümkün olur çünkü kişinin Rabb’ına giden yolu en kısa olarak kendinden geçer. Aksi halde bir başka yoldan Rabb’ımıza ulaşmaya çalışırsak ömürlerimize daha yüzlerce ömür eklense ve hep yol alsak gene Rabb’ımıza ulaşmamız mümkün olamaz, ilk yapacağımız şey kendimize ulaşmak kendimizi tanımak (ben neyim) sorusunun cevabını bulmaktır. Çünkü, “nefsine ârif olan Rabb’na ârif olur.” Denmiştir. 

 İşte yukarıdan beri ifade edilen halleri tefekkür ederek günlerimiz geçmeye devam ediyor, ve bu tecelliler devamlı artıyor idi. Ve öyle bir hal almaya başlamışlardı ki; yükü daha da ağırlaşıyor idi. 

 Sanki, Kâbe-i Muazzama’nın içinden nefes-i Rahmân-î zuhura çıkıyor ve zât-î tecelli seyrini sürdürüyor idi. O anda görmeden görüyor, duymadan duyuyor idim. Adeta! Kâbe-i Muazzama’nın içinden nefes-i Rahman-î ile birlikte, direkler, kemerler, taş levhalar, süslemeler yapısında kullanan her şey Kâbe’nin içinden, yanardağın içinden fışkırarak çıkan lâvlar gibi çıkıp etrafa dağılıyorlar idi. İşte o zaman anladımki kuruluşundan beri bulunduğu zamanın mertebesine göre bütün o Zât-î yapıda kullanılan malzemeler projeleri ile birlikte kendin-den çıkıp gene kendinde kullanılıyor idi. 

 Âdemiyyet devrinde çıkışı, Âdemiyyet mertebesi kadar. İbrâhîmiyyet devrinde çıkışı, İbrâhîmiyyet mertebesi kadar. Muhammediyyet devrinde ki çıkışı ise, Muhammediyyet mertebesi kadar. Ve günümüze kadar gelişinde ise Hakikat-i Muhammed-î mertebesinin kemâli üzere çıkışı oluşmaktadır. İşte böylece Kâ’be-i Muazzama, Beyt-ül Haram. Beytullah, Mescid-el haram. İsimlerinin mânâlarının bu günlerdeki, kemal hali oluşmuştu, zamanımızdan daha sonraki kemâlâtı nasıl olur o devirlerde yaşayanlar göreceklerdir. Ancak kurulduğundan bu güne kadar en geniş tecellisini ve kemâlini günümüzde görmekteyiz. 

 Bütün bu âfakî tecelliler ile birlikte, ikinci bir enfüsî hal de oluşmakta ve yaşanmakta idi, sanki bütün bu hadiseler aynı zamanda benim varlığımda oluşuyor benden ve tam göğsümün ortasından çıkıyorlarmış gibi idi. İşte esas beni çökerten hasta gibi yapan bu haller idi. Bilindiği gibi İnsân da, Hakk’ın zât-î zuhur mahalli, İlâh-î tecelligâhıdır. 

Mûsâ’ya, (a.s.) (20/10) “iz rea naran………” (o vakit bir ateş görmüştü……..) “innî ene Rabbüke…….” (muhakkakki, ben senin Rabb’ınım…..) buyrulduğunda, esmâ Rububiyyet tecellisi vâki olmuştu. 

(20/12) (İnnî ene Rabbüke fahlâ’na’leyke inneke bi vâdil mukaddesi tûvâ)

 (Şüphe yok benim, ben senin Rabbinim. İmdi pabuçlarını çıkar. Muhakkak ki, sen mübarek mukaddes bir vâdide, Tuvadasın.)

 Ayrıca, (7/143) “ve lemma cae mûsâ limiykatina ve kellemehü rabbühü kale rabbi eri­niy enzur ileyke kale len teraniy ve la­kininzur ilel cebeli feinistekarre meka­nehü fesevfe teraniy felemma tecella rabbühü lil cebeli ce’alehü dekken ve harre mûsâ sa’ıkan felemma efaka kâ­le sübhaneke tübtü ileyke ve ene evvelül muminiyne”

 (Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte gelip Rab­bi onunla konuşunca 

 Musa: “Rabbim! Bana Kendini göster. Sana bakayım” dedi. Allah: “Sen Beni göremessin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa, Sen de Beni göreceksin” buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti ve Musa da baygın düşdü; ayılınca “Ya Rabbi, münezzehsin, sana tevbe ettim, ben inananların il­kiyim” dedi.)

 (82/879) (ve âteynâ Îsebne Meryemelbeyyinâti ve eyyednâhü birûhül kudisü)

 “İsa'ya da mucizeler verdik. Ve onu ruhulkuds ile destekledik.” 

 Mi’rac gecesi Hazreti Peygamber hakkında ise! (53/18) “Lekad nerâ min Âyat-i rabbihil kübra” 

 (And olsun ki, Rab'binin en büyük âyetlerinden -bir kısmını-gördü.)

 (21/107) (Vemâ erselnâke illârahmeten lilâlemîn)

 (Ve seni başka değil, bütün âlemlere bir rahmet olmak için gönderdik.) 

 (33/56) “İnnellahe ve melâiketehu yüsallüne alennebî ya eyyühellezîne âmenü sallü aleyhi ve sellimü teslima.” 

 (Muhakkak ki, Allah Teâlâ ve melekleri Peygamber üzerine selâtta bulunurlar. Ey imân etmiş kimseler!. Onun üzerine selâtta, teslimiyetle selâmda bulunun.) 

 Yukarıda ki, Âyetlerde de görüldüğü gibi, mûseviyyet mertebe- sinde, “esmâ kûdsiyyet-i” “İseviyyet mertebesinde sıfat kûdsiyyet-i” “Muhammediyyet mertebesinde ise, zât-î tecellî ve İlâhiyyet kûdsiyyeti” vardır, ümmetinde kendi bulundukları mertebeleri itibariyle bu tecelliler zuhur eder, en üstünü, “zât-î tecellî ve İlâhiyyet kûdsiyyeti” tecellisidir. İşte bu kûdsî makamdaki tecelliler ehline göre “İlâh-î kûdsiyyet” tecellileri’dir. 

 Bu tecellileri şöyle sıralayabiliriz. 

 (Tecelli İlâh-î, Tecellii haşyed, tecellii berk’î, tecellii sûr’ î.) 

 Tecellileri, yeri olmadığı için ana hatlarıyla bu kadarla bırakıp yolumuza devam edelim. Ancak biraz haşyet tecellisinden bahsedelim, bu tecelli “hayret tecellisi içinde. Bir korku, ürperti tecellisiydi” yoksa beşeri ve nefsi bir korku değil idi. Zaman, zaman değişerek gelen bu tecelliler ile iyice yorulup hayal gibi kalmıştım. Etrafımdakiler beni zâhiri rahatsızlığımdan dolayı böyle olduğumu zannediyorlar idi, halbuki ben İlâh-î tecellirin tesiri altında idim ve bunlarla yaşıyor idim. Bu arada beytullah ta “şerefi mekân bil mekin” yani (mekânın şerefi içinde oturanladır,) hükmüyle, şöyle ifade ediliyor, idi. 

 “Bil mekân” (Mekân ile.)

 “Fil mekân” (Mekân içinde.) 

 “Bil mekîn” (Oturan ile.)

 “Lil mekîn” (Oturan için.)

 “Lâ mekân” (Mekânsızlık.) 

 Bunlar ve benzerlerinin ifadeleri ayrı, ayrı birer yaşam olarak bâtınen gönlümden geçiyor ve zâhiren de o Muhteşem “beyt” te müşahede ediyordum. “Mekân ile, mekân içinde” kendisi idi. “Oturan ile, oturan için” gene kendisi idi. Mekânlı, “mekânsızlık” gene kendisi içindi. Çünkü kendisi zât-î yönden zâten “mekânların mekânı” olmasıydı. 

 İşte bu tecelli ve duygular içinde, (Bismillâhi Allahu ekber velillâhil hamd) diyerek, “Hacer-ul Esved” (siyah taş)ı selâmlıyor iken, bu sözlerin içinde bütün bu mânâ ve tecellilerin olduğu anlaşılıyor idi. Ve bunun karşılığı olan, (semiallhu limen hamideh) “Allah hamdedenin hamdını duyar,) tasdiği ile cevabı zat mertebesinden geliyor idi. Bunları kâh zâhir de kendimde, kâh bâtında Hakk’ta Hakk olarak Hakk ile yaşıyordum. Ve bu teclliler arkası arkaya devam edip duruyordu bunları misal olmaları dolayısıyla izah etmeye çalıştım, her halde az da olsa bir fikir vereceklerdir, tamamını anlatmaya ne zaman müsait ne de zemin cenâb-ı Hakk çekeceğimiz kadarını nasib etsin İnşeallah. Söz buraya gelmişken küçük bir hatırlatma ve ikaz yapmak isterim. 

 Dualarımızda, “ya rabb-î Zât-î tecellini nasib eyle” diye, zat tecellisi isteriz işte bu isteğin “aynel yakîn” hükmü ile olanını karşılamak nispeten kolaydır, ancak “Hakk’el yakîn” olarak istenmesi biraz sakıncalıdır, bu tecelliyi kaldırmak-taşımak-yaşamak, oldukça zordur. Bu yüzden Zât-î tecelliyi “aynel yakîn” olarak istemek daha uygun olacaktır kanısındayım. Tabii ki (94/1) “Elem neşrahleke sadrek” (biz senin göğsünü açmadık-mı?) ehli zat, için sınır yoktur. 

 Nihayet bu anlayış ve yaşantılar içinde diğer (15) günlük kafilemizinde müddetleri dolmuştu (24/07/2010) gecesi yola çıkıcaklar idi, o gün öğleden sonra odalarını teslim edip bavullarını lobiye indirdiler ve küçük paket ve çantalarını da bizim odamıza koymuşlar idi. Bu arada bende kendimi iyi hissetmiyor idim ve biraz istirahat etmek için odaya çıkıp dinlenmek istemiştim. Herkes lobide idi, yukarıya çıkp biraz uzandım, bir müddet sonra daha kötü olmaya başladım boğazım sıkışıyor başım dönüyor yüz kaslarım çekiliyor gibi idi, göğsümdeki ağırlık devam ediyor, bilmediğim bir korku ve yukarıda bahsedilen haşyet te vardı. Baktım belki yalnız kaldığımda tehlikeli bir durum olabilir ihtimaliyle zorla da olsa tekrar giyinerek aşağı lobiye indim, orada kenarda bir koltuğa oturup essizce etrafı seyretmeye başladım. 

 Saatler yavaş, yavaş ilerliyor idi yolcularımız son hazırlıklarını yapıyorlar küçük alış verişi olanlar gidip yapıp geliyorlar idi. Nihayet böylece vakitleri doldu, şirketin elemanları otobüslerini getirdi çanta bavul eşyalarını yüklediler bizim odadan da küçük eşyalarını aldılar hasretle vedalaştıktan sonra, hepsi yerlarine oturdular, ve hareket saati de gelmişti (gece 12) civarı idi, otobüs motorlarını çalıştırdı ana yola çıkmak için otelin önünden arka, arka geriye doğru giderek ana yola çıkmak için hareket etti, onlar gözden kayboluncaya kadar ellerimizi sallayarak uğurladık, hayırlarla yerlerine dönmeleri için dualarda bulunduk. Böylece otuzbir kişilik kafilemizden üç kişi kalmıştık. Biraz mahzun biraz durgun olarak bizde odalarımıza, sabah namazlarımıza kalkmak üzere çekilmiş idik. 

 Son kafilemiz gitmezden evvel, Nü…… hanım beş gün kadar hasta yatmıştı bu yüzden Hudeybiyeye gelememişti, bende iki gün kadar zâhir bâtın ağırlıktan kalkamamış yatmıştım. 

 Son kafilemiz gittikten sonra, Ûmremizin üçüncü bölümü başlamış idi. İlâh-î tecelliler yavaş, yavaş tabiileşmeye ve böylece de biraz hafifleşmeye başlamışlar idi. Ancak havanın sıcaklığı fazla dışarı çıkmamıza mâni oluyor, Nü…..hanımın yanında kendisine arkadaşlık edecek birinin kalmaması, bu yüzden yalnız kalması, onu da epey etkiliyor idi. Bu yüzden yeni bir uygulama yapmamız gerekiyor idi. Bunu düşünerek namazlarda yalnız kalmaması için Kâ’be’de ki devamlı namaz kıldığımız yeri değiştirmemiz gerekiyordu, bizde öyle yaptık. Daha evvelce aşağı da namazlarımızı kılarken daha sonra yolumuzun üstünde olan ve kâ’be’nin birinci katına çıkan rampa yoldan giderek birinci kata çıkarak hemen orada yan, yana olan erkekler ve kadınlar bölümünde namazlarımızı kılmaya başladık. Namaz bitince hemen orada buluşup birlikte otelimize dönüyor idik. Bu uygulama iyi olmuş idi ancak sıcaktan, sadece sabah namazlarına, ayrıca akşam ve yatsı namazlarına çıkabiliyor idik. Bunun dışındaki süreyi otel odasında geçirmemiz gerekiyordu, çünkü Nü…..hanımı otelde de yalnız bırakamıyordum, bu yüzden günlerimiz biraz zor geçmeye başlamıştı.

 Daha evvelki gelişlerimizde yanıma yazmak için kâğıt kalem alır düşündüğüm bir mevzuu hazırlayarak gelir orada yazılarıma devam eder idim. O zamanlar bizimle beraber kalan hanımlar olur, Nü…..hanım onlarla birlikte olduğundan benimde gözüm arkamda kalmazdı. Bu sefer de, belki gidenler gittikten sonra, gene yazı yazmaya vakit bulurum düşüncesiyle (Fussilet) Sûresi üzerinde ön çalışma yapmış o hazırlıkları yanıma almıştım. Ancak bahsettiğim İlâh-î tecellinin ağırlığından ve Nü…..hanım-ın yalnızlığından bu tür çalışma yapmama imkân olmadı, bende yaşanan hadiseleri, zuhuratları sadece not almak sûretiyle, daha sonra temize çekmek ümidiyle, özetleri olarak kayda aldım işte bu yazdıklarımda orada aldığım notlardan oluşmaktadır, İnşeallah unuttuğum bir şeyler kalmaz. 

 Şimdi bu ilgileri verdikten sonra, sırasıyla gördüğüm zuhuratları ve özet yorumlarını o günlerdeki hatıralarımızı gene notlarımızdan kaldığımız yerden kayda almaya çalışalım. 

 (27/07/2010) Gecesi iki zuhurat. 

 (1) (Hafız Behcet ağabey ile beraberim, sanki yürüyen bir ağaç var, ağaç meyve ağacı üzerine bakıyorum, yaprakların arasından olmuş yeşil elmalar sallanıyor.) 

 “Hafız Behcet” hanımı tarafından biraz akrabam, ve hem de benim aynı zamanda Kûr’ân, huruf ve tecvid hocam, olan zattır. Çok güzel bir sesi ve tilâveti vardı aynı zamanda türkiyenin sayılı Hafızlarından ve mevlüdhanlarından idi. Kûr’ân kursu hocası ve daha sonra eski câmi imam-ı oldu. Uzun seneler bu görevde hizmet etti. Ve çevresinde çok sevilir idi. Bazı yazılar yazarken bir Âyet-i kerimenin hangi Sûreye ait olduğunu bilemediğim zamanlar hemen ona gider, Âyet-i kerîme’nin her hangi bir yerinden bir parçasını söylerdim hemen Kûr’ânı Kerîm-i eline alır sayfalarını çevirir bana yerini hemen bulurdu, böyle işlek ve güçlü bir hıfzı ve hafızası vardı. Mevlâ rahmet eylesin. Bu özet zâhiri bilgiyi verdikten sonra yolumuza devam edelim. 

 Özet yorum: “Hafız” Allah’ın güzel isimlerindendir. “hıfzeden, koruyan, muhafaza eden,” mânâsına dır. “Behcet” ise, “sevinç, güzellik, güler yüzlülük, şirinlik,” (Cemâl) mânâsına’dır. Böyle olunca “Hâfız Behcet” bâtınen “Allah cemâlini korur” demek olur. Ağaç Cemâl ve Rezzak tecellisi mahzarlarından’dır. Üzerinde olmuş elma olması, “Vahid” tecellisinin mazharı olmasıdır, yürümesi şartlanmış olarak bir yere bağlı olmaması bu tecellinin her yerde zuhurda olması, elmaların yaprakların aralarında gizli olması, ehli olmayanın bu bilgilere perdeli olmasıdır diyebiliriz. O günlerde üzemizdeki tecellilerden biri de bu tecelli imiş. Burada Ulûhiyyet ve Vahidiyyet tecellisi vardır.

 (2) (uzun bir ışıklı cadde, yerlerde yanıp sönen desenli işıklar var, ben onlara bir sıra daha desenli ışık ilâve ediyorum, bu ışıklar yol boyunca uzunca devam ediyor. Reklâm ışıkları gibi yanıp sönüyor, kontrolunu yapıyorum çalışıyorlar. Büyük bir sahne var, ben gösteri yapacakmışım. Boynuma süs ve aksessuar olarak değerli taşlardan bir kaç sıralı kolyeyi takıp programa başlamak üzere hazırlık yapıyorum.)

 Özet yorum: Uzun ışıklı cadde “Esmâül Hünsâ nûrlarıyla döşenmiş Sırat-ı müstakîm caddesidir,” ilâve yapılması yorumlanmalarıdır, yanıp sönmeleri kendilerine dikkat çekilmeleri içindir, kontrollarının yapılması eksikliklerinin kalmaması içindir, bu âlemin tamamı zaten bir sahnedir, gösteri yapmak, genelde kapalı zannedilen şeylerin izah edilerek idrak edilebilir hale getirip fikren müşahedesini sağlamaktır. Süslü kolye zâhirde bir tasma’dır, tasma ise o hayvanın bir sahibi olduğunun işaretidir, bu ise bizim sahibimizin Hakk olduğunu gösteren bir işaretidir diyeiliriz. Burada Ulûhiyyet ve Hay tecellisi vardır.

 (28/07/2010) (Yürüdüğüm yolların kenarlarında üzerleri meyvalı, meyve ağaçları var, onların üzerinden meyveleri seçerek topluyorum büyükçe ve muhtelif meyveler.) 

 Özet yorum: Meyelli yol Vahidiyyetten, Ahadiyyete giden yoldur, onların üzerinden seçerek toplamak, Vadidiyyet ve Ahadiyyet tecellilerinin daha az bilinen kısımlarını muhtelif mevzular ile ortaya getirmektir, diyebiliriz. Burada Vahidiyyet ve Ahadiyyet tecellisi vardır. 

 (28/07/2010) (Bir gurup var bana emanet etmişler onların bütün işlerine ben bakıyorum, ihtiyaçlarını giderebilmeleri için onlara değişik şekilde aletler yapıyorum.) 

 Özet yorum: Emanet edilen gurup, ehli gönül olan çevremizdir. Onların ihtiyaçları için yapılan âletler, manevi eğitim ve ihtiyaçları olan muhtelif mevzuları onlara anlatmak sonra onlarda o mevzuları kıyas yaparak nefislerine düşmemek için bildirilen mevzularla yaşamlarını yönlendirmeleridir, diyebiliriz. Bura da Alîm ismiyle ef’âl de “kün” tecellisi vardır. 

 (28/07/2010) (Babamın evinin olduğu, çocukluğumun içinde geçtiği sokağın kenarına bodur şimşir ağaçlarından çevresini çevrelediği bahçe yapmışım, giriş yeri de bırakmışım. Sonra bakarak çok güzel olmuş diye seyrediyorum.) 

 Özet yorum: Babam akl-ı kül’dür, o na ait olan ev ise bütün âlem-dir. Sokak ve bahçe bu âlemde kişiye ayrılan yaşam sahadır, onun düzenlenmesi, kişinin gönül âleminin dünzenlenmesidir. Düzenli olan her şey de güzeldir, Diyebiliriz. Bura da, mâlikel mülk, hükmüyle melik isminin tecellisi vardır. 

 (28/07/2010) (Gök yüzünden sıra, sıra elbiseler kıyafetler iniyor, içlerinden daha güzel bulduklarımı hediye etmek için alıp ayırıyorum.) 

 Özet yorum: Gök yüzünden kıyafetlerin inmesi, esmâi ilâhiyye ilmiyle nüzül etmesidir. İçlerinden güzel bulunanlar, kişilerin bünyelerine uygun isimlerin mânâlarının onlara iletilmeye çalışılması’dır. Diyebiliriz. Bura da “hullet-İbrâhîmiyyet-esmâ tecellisi” vardır. 

 (28/07/2010) Tecelliler: Kâ’be’i Muazzama da tecelli. 

 (1) Şeriat mertebesi itibariyle; tecelli ef’âl, hörmet edilen bir taş yapı. 

 (2) Tarikat mertebesi itibariyle; tecelli esmâ, hörmet edilen ve muhabbet dolu bir taş yapı. 

 (3) Hakikat mertebesi itibariyle; tecelli sıfat, tecelli İlâh-î dolu bir yapı. 

 (4) Marifet mertebesi itibariyle; tecelli Zât, Zâtının tecelli görünümü itibariyle bizim âlemimiz için, Kâ’be ismi altında en kemalli haliyle zât-i zuhurunun ta kendisi. 

 O ra da yapılanlar, güya izâfî, aslında hepsi haki ki. 

 “Elif ile Lâm” ın muhabbeti:

 “Elif ile Lâm mim” in muhabbeti: 

 “Hâ ile mim” in muhabbeti: 

 “Be” nin muhabbeti. 

 “Te” nin muhabbeti; 

 Daha yukarılarda da bahsedildiği gibi, bu tecelliler sebebi ile göğsüme çöken ağırlık yavaş, yavaş hafifleşmeye başlıyordu. Şükrederiz, biraz daha fazla olsa idi kaldırılması epey zor olacaktı, Cenâb-ı Hakk. Zâtım için, zâtımı korusun.

 Notlarımın arasında şöyle bir not’ta vardı! “Şimdilik elim bu kadar özet yazabildi, yoksa elim kaleme hiç gitmiyor idi. 

 Celâl tecllisi biraz, Cemâl’e dönmeye başladı, gönlümdeki yük yavaş, yavaş hafifliyor. 

 (28/07/2010) Yatsı namazındayız, sol yanımda Türk görünümlü bir genç var, nereli olduğunu sordum, Çorumlu olduğunu söyledi bir miktar konuştuktan sonra ismini sordum, Mehmet Ali olduğunu söyledi. Diyanet ile 15 günlüğüne gelmiş kısa süre sonra gidecekmiş, namazdan sonra ayrıldık. 

 (29/07/2010) Sabah namazına giderken serviste en arka sırada otururken. (Sayd-ul ekber) “ Büyük av” deniyordu. “Büyük av” Zât-î tecelliler’dir, Onları yakalayanlar ise büyük avcı “İnsân-ı Kâmiller ve Ârifler”dir. 

------------------- 

17.04.2012, Salı. Aynı gün Öğle vakti; Tefekkürler.

 Hadîs-i kûdsî: Âlem-i mânâdan, ilmi İlâh-îyye yönünden hakîkat-i insâniyye’ne bir bilgi geldi-nâzil oldu ise o bilgiyi beşeriyyet âlemine intîkâl ettirmen, yaptığın düzenleme ve bu ilmî yaşantının ismine, sana âit olan, mânâsı Hakk’tan, lâfzı kendinden, (hadîs-i kûdsî’ndir.) Denir. 

 Hadîs-i Şerîf: Lâfzını ve mânâsını ilmi İlâh-î ve şerîat-ı Muhammedî kuralları içerisinde bir bilgi cümlesi düzenlemişsen bu da senin (hadîs-i şerîf’in) olur.

 Bunlar genel hükümler değil, kişinin kendi şahsında (nefs-i lâtîfi) ile ulaştığı özel hâlidir. 

 Âyet-i kerîme ise lâfzı ve mânâsı Hakk’tandır ve oraya kulluğa yol yoktur. 

17.04.2012, Salı. Aynı gün. İkindi namazı vakti;

 “İnnî” nin “ene” si, “ene” nin “ente” si. Beşer şekline bürünmüş “ene” kendine “ente” demiş ve sonra ikisine “Hû” demiş, karşıyı veyâ gaybı işâret etmiş. 

 Sünnetler, risâlet namazıdır. Sünnet bâzen terk edilir, ruhsattır -bâzı insanlar kabûl etmezler- borç olmaz. Kazası da olmaz.

 Farzlar, Ulûhiyyet namazıdır. Bunlar mutlaktır, terki mümkün değildir. Ancak zor zamanda kaza yapılabilir,

 2010 Umresinde zâti tecellînin yaşam şiddeti var idi. Bu 2012 Umresinde zâti tecellînin sükûn tecellîsi ve yaşanması var. 

 Beşeriyyet görüntüsünde sâdece bireye âit olan Ulûhiyyet yaşantısı vardır. Her mertebede o mertebenin ahkâmına göre zuhûr eder. 

 İnsanda olan Kâ’be, Kâ’be’de olan insan, Kâ’be olan insan. 

 Evvelce kendimi kendimde zanneder idim, daha sonra Hakk’ı kendimde zanneder idim. Halbûki ben Hakk’ta Hakk olarak varmışım. Bu görünen sûrette, sûretin ismi ile Hakk’ın ta kendisi imiş. Beyit:

"Ben bilmez idim gizli ayân hep sen imişsin,

Canlarda ve tenlerde nihân hep sen imişsin, 

Senden bu cihân içre nişân ister idim ben,

Âhir bunu bildim ki cihân hep sen imişsin."

 

17.04.2012, Aynı gün Saat 22: 00 lobide sohbet:

 Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi Cilt.1-Mukaddime 19. fasıl, Kıyâmet:

Kıyâmetin çeşitleri vardır.

Bunlardan birincisi; her ân ve sâatte vuku bulandır. Zîrâ âlemler her ânda gaybdan şehâdete ve âlem-i şehâdetten âlem-i gayba dâhil olur. Ve bu âlemlerin bozulması ve kâinât ve mânâlar ve cisimler gibi bi’l-cümle çeşidinin şehâdetten gayba ve gaybdan şehâdete giriş ve çıkışını, ihâtalı bir yoldan, ancak Cenâb-ı Hak bilir. Zîrâ bu ilim içyüzünü bilen zevk-i İlâhiyye’den ibârettir. Bunda hiç kimsenin iştirâki yoktur.

İkincisi; “mevt-i ıztırârî” yâni “zorunlu ölüm” ile vâki’ olandır. Nitekim (S.a.v.) Efendimiz: ”Men mâte fekad kâmeti kıyâmetehu” “Ölen kimsenin kıyâmeti kopar” buyururlar.

Üçüncüsü; “mevt-i irâdî ve ihtiyârî” ile olur. Sâlik bu mevt ve kıyâmetten sonra âlemde neş’e-i âhiret üzerine yaşar. İşte buna mebnîdirki, meyyite açılmış olan hâller sülûku zamanında sâlike de kısmen açılmış olur. Ve bu hâli “küçük kıyâmet” diye isimlendirirler.

Dördüncüsü; ârifîn-i billâh hazarâtına fenâ-fillah ve baka-billâhtan sonra tam bir vahdet ve kahır çokluğunu hâlinin zuhûrudur. Ârifin nefsinde vâki’ olan bu tecellîye de “kıyâmet-i kübrâ” derler .

Beşincisi; bi’l-cümle kâinât için vaad olunan ve beklenen kıyâmettir ki, Hak Teâlâ nazm-ı celîlinde: “Ennes sâate âtiyetün lâ raybe fîha” yâni “Onda şüphe olmayan o saat mutlaka gelecektir”(Hac,22/7) ve “İnnessâate âtiyetün ekâdü uhfîhâ” yâni “Muhakkak ki o saat gelecektir” (Tâhâ, 20/15) ve emsâli âyât-ı Kur’âniyyedir. Bu “kıyâmet-i kübrâ” hakkında şerh esnâsında sırası geldikçe kâfi tafsîlât verilecektir.

 Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi Cilt.1-Mukaddime 20.fasıl, Cennet ve Cehennem. Sohbetin devamı.

 Ma’lûm olsun ki, cennet ve cehennemin her bir âlemde zuhûr mahalleri mevcûddur: 

 Evvelâ; İlâh-î ilim hazretinde a’yân-ı sâbiteleri vardır. 

 İkinci olarak; ilmî vücûdlarının benzeri misâl âleminde mevcûttur. 

 Üçüncü olarak; hazret-i şehâdette her ikisi de mîzacı uygun olarak olarak mevcûttur, zâhirdir. Zîrâ hazret-i şehâdet zuhûru âhirete nazaran geniş değilse de, cem’dir, topludur. Ve elem ve lezzetin mîzacının uygunluğunu her zaman bu âlemde zevkan biliriz. 

 Dördüncü olarak; âlem-i insânîde mevcûddur. Zîrâ makam-ı rûh ve kalb ve kemâlâtı ni’metin ayn’ıdır. Ve nefis ve hevâ ve iktizâ ettirdiği şeyler cehennemin ayn’ıdır. Bunun için kalb ve rûh makâmına dâhil olan ve övülen ahlâk ve rızâ sıfatı ile vasıflanmış olanlar, türlü türlü ni’metler ile ni’metlenmiş olurlar. Ve nefis ve lezzetleri ve hevâ ve şehevâtı ile meşgûl olanlar türlü belâlar ile muazzeb olurlar. Nitekim Hak Teâlâ: “inne cehenneme le mühîtatün bil kâfirin” yâni “Ve muhakkak ki; cehennem, kâfirleri mutlaka ihâta edicidir” (Tevbe, 9/49) buyurur.

Celâleddin Devvânî (k.s) hazretleri Zevrâ Hâşiyesi’nde buyururlar ki: “Bu âyet-i kerîmeyi te’vîle hâcet yoktur. Zîrâ küffârın kötü i’tikadları ve râzı olunmayan ahlâkları, âhiret yapılanmasında cehennem sûretinde zuhûr edip küffâra azâb edecektir. Nitekim (s.a.v.) Efendimiz: “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veyâhut cehennem çukurlarından bir çukurdur.” diye buyururlar. Â’râzdan ibâret olan ahlâk ve insanın amellerinin berzahta münâsib sûretler ile zâhir olacakları gerek âlem-i misâl ve gerek berzah bahislerinde beyân olundu.

Beşinci olarak; cehennem ve cennetin en son zuhûr yeri, âhiret yurdundadır. Ve bunlar rûhânî değil cismânîdir. Velâkin, bu cismâniyyette rûhâniyye neş’esi gâlibdir. Nefsâniyyet neş’esi gâlib olan bu âlem-i şehâdetin hallerine bakıp da, cismâni cennet ve cehennem hakkında bu âlemin delîlleri ile hüküm verenler hatâ ederler. Meselâ bu âlemin maddi sûretleri bir karar üzere olmayıp bozulur. Zîrâ külli kânunları bunu gerektirir. Fakat cismâni cennet ve cehennemin sûretleri sâbit ve karârlık üzeredir ve onların külli kânunlarının gereği budur. İşte bu sebebe dayanmaktadır ki, bu âlemde akıl ve mantığın kabûl edemeyeceği haller, cismâni cennet ve cehennemde ma’kuldur yâni kabûl edilirler. Ve o mevtında bu hallere hayret edilmez. Bunun benzeri bu âlemde de mevcûddur. 

Meselâ âlem-i şehâdette insanın havada uçması ve deryâ üzerinde yürümesi mümkün olmadığı halde, uyuyan kimse havada uçar ve su üzerinde yürür. O kimse kendisinin âlem-i hayâlde vâki’ olan bu hâline o mevtın içinde bulundukça hayret etmez. Sıradan bir hal sûretinde olduğunu düşünür. Uyanıp şehâdet âleminin hükümleri içine döndüğünde, rü’yâdaki hâline hayret ve taaccüb eder; zîrâ o dakîkada hayâl mertebesi hükümlerinin dışına çıkmıştır. İşte gerek berzah halleri, gerek cennet ve cehennem mertebeleri bu hâlin benzeridir. Kitâbullâh’ın haber verdiği bu mertebelerin hallerinin garipliği gaflet ehli tarafından şehâdet âlemine kıyâs olunduğu için, uzak görülür ve inkâr olunur. Çünkü onlar bu âlemin hükümleri içinde gark olmuşlar ve mahbûs kalmışlardır.

Şimdi, cismâni cennet ve cehennem haklarındaki âyât-ı Kur’âniyye ve hâdîs-i şerîfler temsîl yolu üzere yüce beyânlara hâvîdir. Müşâhede makâmına vâsıl olmayan her bir mü’min, bu haberler üzerine kendi muhayyilesinde icâd ettiği sûretlere inanmıştır. Halbuki Hak Teâlâ Hazretleri hadîs-i kudsîsinde: “Ben sâlih kullarım için göz görmedik, kulak işitmedik ve beşerin kalbinde hâtırına gelmedik şeyler hazırladım” buyuruyor. Gözlerin görmediği ve kulakların işitmediği ve beşerin kalbine gelmeyen şeyler elbette bu âlem-i şehâdette görülen ve işitilen ve hayâl olunan şeylerin hâricinde olacaktır. Bu âlemde cennet hakkındaki ta’rîfler ve tafsîlât ise, beşer kalbinin hatırasına gelen hayâllerden ibârettir. Binâenaleyh gerek cennet ve gerek cehennem bizim hatırımıza gelen hesaplar ve tertîbler hâricindedir.

18.04.2012, Çarşamba

 Sabah namazına Cem ile gidildi ve dönüldü. Biraz uyku ve istirahâtten sonra kahvaltıya inildi. Bu arada kapı kartı yüzünden öğle namazına gidilemedi ve notlar gözden geçirilmeye çalışıldı. 

Gece Sohbet: Lobi de çok gürültülü olduğundan (111) nolu odada yapıldı

 Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi Cilt.1-Mukaddime 20. fasıl, Cennet ve Cehennem

Dün geceden devam ile.

Cennet lügatta, “çok ağaçlı bahçe, fidanlık olan bir zemîn” den ibârettir ki, ağaçların çokluğundan dolayı gölgeleri toprağın üstünü örter. Ve cennet “setr-örtü” mâ’nâsına gelen “cenne” sözünden çıkmış olup, bu kelimenin masdar-ı binâ-i merresidir (bu terim Arap dili kurallarındandır). 

Zâhir ulemâsı ıstılâhında, âhiret yurdunun nezih makâmları ve iyi ve güzel makâmlarıdır. Ve bu makam, “güzel fiillerin ve sâlih amellerin cennetidir.” Fiillerin ve amellerin azlığı ve çokluğu i’tibâriyle bu cennetin çeşitli ve farklı dereceleri vardır. 

Ârifler derler ki, bu fiiller ve ameller cennetinden başka da cennetler vardır. Onlara “sıfât cennetleri” derler. Ve o abdin İlâh-î kemâl sıfatı ile vasıflanması ve İlâh-î ahlâk ile ahlâklanmasıdır. Bu cennet dahi, kemâl ehlinin mertebeleri dolayısıyla çeşitlidir. 

Ve bunlardan başka cennetler dahi vardır ki, onlara “zât cennetleri” derler. O da hâs kullarına, Rabbü’l-erbâb olan Allah zü’l-Celâl Hazretlerinin ve her birinin erbâb-ı müteferrikadan kendisine âit olan Rabb’in tecellî-i zât ile zuhûrundan ve kulun zâtta, kendi zâtının mahvı ile o cennetlerde örtülmesi-perdelenmesinden ibârettir. Hak Teâlâ Hazretlerinin zâtı için dahi üç cennet vardır ki: “ved hulî cenneti” yâni “Cennetime gir) (Fecr, 89/30) kavl-i şerîfinden istifâdedir. Hak Teâlâ, bu cennetleri kendi zâtına izâfe buyurur.

Birisi; “a’yân-ı sâbite cenneti”dir ki, Hak Teâlâ onunla örtülü olmuş ve kendi zâtını, kendi zâtı ile a’yân-ı sâbite arkasından müşâhede buyurmuştur.

İkincisi “ruhlar cenneti”dir ki, Hak Teâlâ o ruhlarda öyle örtünüp, gizlenmiştir ki, ne melek ve ne de beşer ona muttali’-farkında değildir.

Üçüncüsü; “âlem-i şehâdet ve mükevvenât”tır ki, Hak Teâlâ o perdeler arkasında, öyle örtünmüştür ki, ağyârdan hiçbir kimse muttali’-farkında olamaz .

Cennet-i cismânî ni’met yeridir. Bu mertebeye vâsıl oluncaya kadar kulun hiçbir mertebede râhatı ve hâlis nimetlenmesi yoktur. Ve cennet-i cismânî, a’yân-ı sâbite-i süadânın sülûk işinde yolunun nihâyetidir. Kemâllerinin hâsılası ancak bu mertebede vâki olur. Ve cennet ehli bu ni’met içinde kalıcı ve ebediyyet üzeredir. Bunların a’yânına aslâ fenâ gelmez; ve cümlesi seyr-i fillâhdır. Zîrâ seyr-i fillâhın nihâyeti yoktur.

Cehennem ehli, birisi geçici ve diğeri müebbet olmak üzere iki kısımdır: Geçici olanlar isti’dâd-ı ezelîleri mağfireti iktizâ etmeyen âsi mü’minlerdir. Bunlar Müntakım tecellîsinden sonra cennete dâhil olunurlar. Müebbet olanlar şirk ve küfür ve nifâk ehli olup, aslâ cehennemden çıkmazlar. Çünkü isti’dâd-ı ezelîlerinin gereği budur. Onlar Hakk’ı ancak cehennemde zikrederler; ve cehennem onların ma’bedidir. 

Fakat uzun bir devreden sonra cehennemin ateşi soğuyup, harâreti gider ve: “Rahmetim gadâbımın üzerine geçmiştir” sırrının zuhûruna binâen bu hâl cehennem ehli hakkında bir ni’met olur. Nitekim hadîs-i şerîfte: “Fî nebâti fîha şeceretü’l-circir-i buyurulmuştur. “Circîr” gâyet sulak mahalde biten bir nebattır Ve Kur’ân-ı Kerîm’de “lâ bisîne fîhâ ahkâbâ” yâni “(Onlar) orada uzun zamanlar boyunca kalacak olanlardır” (Nebe’, 78/23) âyet-i kerîmesi ile azâbın sonlanacağına işâret buyurulur. Zîrâ “hukub” seksen yıl ma’nâsına gelir. Ve “ahkab” “hukub”un cem’i olup uzun müddetten bahsetmekle, nihâyet ma’nâsını ifâde eder.

Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.) Fütûhât-ı Mekkiyye’lerinde, cehennemin havâ-yı nârîden yânî sıcak havadan ibâret olup, içinde ateş olmadığını ve onun kor ateşlerinin mücrimler olduğunu ve cehennem ehlinin bu sıcak hava içinde yanmakta olmakla berâber “küllemâ nedicet cülûdühüm beddelnâhüm cülûden gayrahâ li yezükûl azâb” yânî “Onların derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları(derilerini) başka deriler ile değiştireceğiz.” (Nisâ, 4/56) âyet-i kerîmesi hükmünce, mahvolmayarak bu şiddetli yanmaya tahammül edebilecek bir vücûda sâhip olacaklarını beyân buyururlar. 

Bu yüksek beyânlara bakarak, cehennemin, güneş maddesinden ibâret küre bir cisim olacağı anlaşılıyor. Halbûki fenni delillere nazaran bu gibi sıcak buhâr hâlinde bulunan kürelerin milyonlarca sene sonra fezâda soğumaları ve katılaşmaları vâriddir. Şu hal ise cehennem ehli hakkında tabi’ki ziyâde bir ni’met olur. Fakat cennet ehlinin ni’meti gibi, hâlis ni’met değildir. Cehennem-i cismânî dahi, şekâvet ehlinin a’yân-ı sâbitesinin, emr-i sülûkte yolunun sonudur. Ve onların husûl-i kemâlleri ancak bu mertebede vâki’ olur.

Şimdi ehl-i cehennemin ni’meti, ehl-i cennetin ni’metine karşılıktır. Velâkin lezzet ve ni’metlenmede her ikisi müsâvîdir. Çünkü ehl-i cennete nisbeten, cennetin ni’metleri ne ise, ehl-i cehenneme nisbeten dahi azâb-ı cehennem odur. Zîrâ tabîatlarına mülâyim olan ni’metler bunlardır. Ehl-i cennet, cehennemden nasıl kaçarsa, ehl-i cehennem dahi ehl-i cennetten öylece kaçar. Bunun bu âlemde benzeri pek çoktur. Meselâ insan necâsetten nasıl nefret eder kaçar ve gül kokusundan hoşlanırsa, necâset böceği dahi gülden öylece nefret edip, kaçar ve necâsetten haz duyar. Velâkin bu iki ni’met arasında çok büyük bir uzaklık ve ayrılık vardır. Emr-i vücûdda temiz ve pis bir dîğerinden ayrılmış olduğundan, ehl-i cennetin ni’meti temiz ve ehl-i cehennemin ni’meti de habîsât cinsindendir. Ehl-i cennetin ni’meti karışıksız mutmainnilik ile “Rahmânü’r-Rahîm” hazretinden ve ehl-i cehennemin ni’meti ise Müntakım tecellîsinden ve elîm azâbtan sonra “Erhamü’r-râhimîn”in rahmetinden zâhir olur. Ve cehennem ateşinin zevâlinden sonra, ehl-i cehennemin bu soğumuş küre üzerindeki maîşetleri gâyet süflî ve hâkir ve sâir azâblar dâiresindedir ve ebediyyen oradan çıkmazlar. “Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel'ardu illâ mâ şâe rabbuk” yânî “Onlar, semâlar ve yeryüzü durdukça orada ebedî kalıcılardır.” (Hûd, 11/107)

 19.04.2012, Perşembe

Sabah namazına gitmek. Gelip kahvaltı etmek sonra Ka’be’ye gidip üst katta resim çekmek. Orada oturan bir hanımdan bizlerin resmini çekmesini ricâ ettik, daha sonra ismini sorduk, Tahranlı Ferişteh olduğunu söyledi, tefekkür ettik ayrıldık. Daha sonra öğlen namazına çıktık, daha sonra ikindi için hazırlandık, daha sonra arka tarafı dolaştık, sonra akşam, sonra yatsı, sonra gece 1-11 odada sohbet; 

 Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi Cilt.2-Hûd Fassı S.312 (54) bölüm: 

 “Şimdi işini yarım bırakan, işini tam olarak yapan kimseyi geçemez. Aynı şekilde ecîr kula benzemez. Ve Hak, kul için bir yön ile koruma olduğunda ve kul da, bir yön ile Hak için koruma olduğunda, sen kevn hakkında ne istersen de! Eğer istersen kevn, halktır dersin ve eğer istersen kevn Hak'tır dersin. Ve eğer istersen, kevn, Hak olan halktır, dersin. Ve eğer istersen, her yönden Hak değildir, dersin. Ve eğer istersen, her yönden halk değildir, dersin. Ve eğer istersen kevn hakkında "hayret" ile kâil olursun (54).”

Yânî "câze; yecûzu" yânî “câiz; câizdir” ve "kâne ve yekûnu" yânî “oldu ve olur” ile ömrünün sonuna kadar uğraşan sarf ve zarf ehli ve eşyânın dış görünüşü ile meşgûl olan ve ellerinden geleni gösteremeyip işlerini yarım bırakanlar, eşyânın özüne nâzır olup kemâlât tahsîlinde elinden geleni gösterip işini tam olarak yapanları geçemez. Ve bir efendinin ücretle tutulmuş hizmetçisi ile kölesi müsâvi değildir. Çünkü birinin nazarı ücrete, diğerininki ubûdiyyetedir. Bundan dolayı câhilin ameli, cehennemden kurtulmak ve cennete nâil olmak  içindir. Âlimin ameli ise, bu fikirlerden ârî olarak, katıksız ibâdete müstehak olduğundan dolayı, Hakk'a ibâdet etmiş olmak maksadına dayanmaktadır. 

Ve kul, ademi-yokluksal işlerden olan kendi sıfatına taalluk eden noksanlıkların ve zemm edilmişlerin kendine nisbeti gerektirdiğini bilip, onları kendine nisbet ederek nefsini Hakk'a; ve aynı şekilde vücûdi işler olan Hakk'ın sıfatına taalluk eden medihlerin ve kemâlâtın ona nisbeti gerektirdiğini bilip, kendisinden çıkan medh edilmişleri ve kemâlâtı Hakk'a nisbet ederek Hakk'ı kendi nefsine koruma ve siper edindiğinde; istersen bu kevne ve bu halk âlemine, zâhir ve noksân sıfatların mahalli olması îtibârıyla "halk" dersin. Ve istersen, bâtın ve Hakk'ın kemâli sıfatlarının zuhûr mahalli olması i’tibâriyle "Hak" dersin. Ve istersen bâtın ve zâhir ve kemâl sıfatları ve noksanları câmi’ olması i’tibâriyle "Hak olan halktır" dersin. 

Ve istersen "zâhir yönünden Hak değildir, çünkü bu yönle halktır ve bâtın yönünden halk değildir, çünkü bu yönden Hak'tır" dersin. Ve istersen bu kevn hakkında "hayret"te kâil olup cenâb-ı Sıddîk-ı Ekber (r.a.)ın buyurduğu vech ile “aczini idrâk, idrâkın ta kendisidir” dersin. Çünkü kevne bakıp acz sıfatı ile vasıflanmış olduğunu ve kendisinde hâl-i infiâl yâni fâilin fiilini kabûl edici hâl bulunduğunu görür, "Hak" diyemez ve kudret sıfatıyla vasıflanmış olduğunu ve kendisinde fâil oluculuk olduğunu görür, "halktır" diyemez, "hayret"e düşer. Nitekim Hz. Şeyh (r.a.) Fütûhât-ı Mekkiyye'nin başlarında buyururlar: Şiir:

Tercüme. 

"Rab Hak'tır. Ve hakîkat nazarı ile bakılınca kul da Hak’tır. 

Mükellefin kim olduğuna şuûrum ve vâkıf oluşum ola idi ne olurdu! 

Eğer kuldur desem, o ölüdür ve yoktur. Ve eğer Hak'tır desem, teklîf olunan nerde?" 

------------------

 20.04.2012, Cuma

Sabah namazına gidiş, kahvaltı, saat 11:00 de Cuma namazı gelince biraz kırıklık var, ikindi ve akşam biraz yatıp dinlenme daha sonra yemek ve yatsıya gidiş. Gece yolcuları uğurlamak için lobide bekleyiş, saat 01:30 civârı yolcular gittiler, bizde otele odamıza çıktık. 

21.04.2012, Cumartesi

Sabah, öğlen, ikindi, akşam çıkamadık, çok yorulmuşuz ve akşam yemek yedikten sonra yatsıya çıktık. 

Yolda giderken tanımadığımız bir kişi oturduğu portatif iskemlesini bize vermek istedi. Her halde yaşlı gördü ve hürmet etmek istedi. Ancak bu hâdise sâdece o kadar değildi. Bende ihtiyâcım yok, diyerek almadım. İskemle (taht) alt demek, oturma yeri. Hakk kendi tahtını kendi kurar. 

Yatsıyı üst katta kıldıktan sonra, çıkıp az bir eşarp alışverişi yaptık. Sonra otele gidip istirahate çekildik. 

22.04.2012, Pazar

Sabah istirahat ettik, kalkamadık ve sabah namazını otelde kıldık, kahvaltı ettik. İkindi, akşam arası küçük bir alışveriş daha yaptık. Sonra akşam namazı, yemek ve yatsı namazı. Olağandışı bir şey yok, notları alıp istirahate çekilmek. 

Gece Şiirleri:

 Vâdi-i varlıkta bugün, çaldım Âdem telinden,

Vâdi-i cennetten o gün, çıktım Rahmân yelinden,

Savruldum dünyâya, arkadan neslimde, hep,

Yaşamaya koyulduk iblisle, aman dedik elinden. 

 

Yemiş imişim güyâ, cennette olmuş meyveyi,

Suçum bu imiş orada, öyle dediler sahneyi,

Havva da işin içinde, o da savruldu yere,

Buluştuk Arafat’ta, orada kurduk Hâneyi.

Rabbenâ zalemnâ’yı, öğretti Rabb’im bize,

Hâcet kalmadı o zaman, başka bir söze,

Gittim binlerce sene, sanki hemen geri,

Bugün de buradayım, hepsi nakşoldu öze.

 

---------------------

Ene’l-Hakk’tır gerçekten kendini Hak bilen

Ne bilsin ehl-i gâfil kendini Hakk bilmeyen

Ene derse “misliküm beşer”, arkadan “illâ yûhâ” 

İşte o zaman “men reâni”den al haber. 

--------------------- 

Bu hakikati kim der! Hakk’ın zâti zuhûru

Bulmuştur dünyâda iken, Hakk olan huzûru

Bilmem ki bu adamın severler nesini

Belki duymuşlardır ezelden gelen sesini. 

------------------- 

 Kaldığımız yerden notlarımıza devam edelim. 

-------------------

Sayfa 10: Gece olduğu içi tavaf alanı pek kalabalık değildi yavaş yavaş orası da kalabalıklaşmaya başlamıştı aşağıdaki tavaf alanı ise çok dolu idi. Daha Say yerine gelip araba yoluna zar zor girdikten sonra Say’ımıza başladık onca arabadan kımıldayacak yer yok yavaş yavaş 1-2-3 derken 7.yi de tamamladık ancak oradan çıkmak ne mümkün, adeta zar zor çıkıp biraz kenara gelip ben birinin saçını kestim orada daha sonra diğerlerinin birer parça saçlarını keserek umremizi bitirmiş olduk. Bu arada fatih, eren, kemal ve Hüseyin Ural çok yoruldular, Ural grubu kaybetmiş say esnasında bizimle karşılaşınca bizle beraber oda umresini tamamlamış oldu zar zor Merve tepesinin olduğu yerden dışarıya çıkıp oradan yan taraflardan geçerek nihayet büyük bir kalabalıktan geçerek Anjum otelimize gelip odalarımıza girdik saat yaklaşık 04,00 civarı idi. Eşyalarımızı düzenleyip duşumuzu aldıktan sonra gerçekten çok yorgun bir şekilde nihayet yatabildik zor gerçekten çok çetin bir gündü.

Sabah saat 10:30 civarında kalktım ortalığı topladıktan sonra yazılarıma devam etmeye başladım. Vakit buldukça hatıralarımı kayda alıyorum. Şu an saat 12:05 azan okunduktan kalkıp abdest alıp öğle namazını kıldım biraz kahvaltı türü yemek yedik ancak çok yorgun olduğumuzdan gene biraz uyuduk. İkindi oldu ona da hazırlanıp kıldık akşam namazına gitmeyi düşündük ama çok yorgun olduğumuzdan ona da gidemedik, yatsıda ön safta az yanda, çok ağlayan bir kişi vardı çantasında Homme (Erkek)+ Femme (Kadın)+ yazıyordu, yazının içinde, iç içe geçmiş ay vardı, yatsıyı kıldıktan sonra Nüket anne ile yemekhaneye gittim. 

Sayfa 11: yemekhanede bazı kardeşlerle buluştuk yemeklerimizi yedik bu arada Musa kardeşte geldi onunla epey sohbet ettikten sonra 11. Katta ki 39 Nolu odamıza çıkıp dinlenmek için yattık saat 04:00 te kalktığımızda gün

16.11.2023 Perşembe idi.

O gün Umre olacağı zannı hemen duş alıp ihramlarımı giydim aşağıya bahçeye inince Cem ve Fatih ile karşılaştım onlar bugün umrenin olmadığını söylediler bende hemen tekrar otele odaya çıkıp umre elbisesini çıkarıp, tekrar aşağıya inip onlarla birlikte Kâbenin Anjum oteli istikametindeki uzantısına girip orada bir yer bulup oturduk şu anda da sabah namazı ezanı okunmakta etraf gene çok kalabalık. 16.11.2023 Perşembe

Sabah namazını kılıp kahvaltımızı da yaptıktan sonra Mekke ziyaret yerlerini görmek için yola çıktık bahsi geçen yerlerin bazılarını otobüsler içinden bazılarınıda otobüsten inerek ziyeret ettik. Ancak her ziyaret yeri çok kalabalık olduğundan fazla durulmuyordu. Daha evvelce yapmış olduğumuz ziyaretlerden aktarma yaparak oraları yeniden daha geniş bir şekilde ziyaret etmiş olalım. 

----------------------- 

 NOT= Burada “2013-umresinde Arafat dağında tesbit ettiğim bir hususu, buraya aktarmak istiyorum. T.B. 

---------------------- 

Saat 07.30- 2013- geziye çıkıldı. Sevr mağarasına gelindi. 08.15 çıkış, izahat yapıldı, kayda alındı. Cebel-i Sevr, Azamet dağı, Settâr tecellîsi. 

---------------------- 

Sevr dağı.

Sevr Mağarası Ve Sevr Dağı Hakkında internetten

aktardığımız Bilgi.

sevr dağı serv mağarası

serv dağı ve serv mağarası hakkında bilgi

serv dağı nerededir

serv mağarası nerededir

Serv Dağı 

Mekke'nin güneyinde Kabe'ye yaklaşık 4 km. uzaklıkta, yüksekliği 500 m. civarında olan bir dağdır. Bu dağın zirvesine yakın bir yerde Peygamber Efendimiz ile arkadaşı Hz. Ebubekir'in Mekke'den Medine'ye hicret ederlerken gizlendikleri mağara bulunmaktadır. 

Sevgili Peygamberimiz ve arkadaşı gece vakti bu dağa çıkmışlar ve üç gece burada kalmışlardır. Sonra gizlendikleri mağaradan çıkarak Kızıl Deniz sahil yolundan Medine'ye ulaşmışlardır. Mağara'da kaldıkları zaman süresince bazı mucizeler vuku bulmuştur. Allah (c.c.) Resulünü müşriklerin kötülüklerinden örümcek ve güvercin gibi mahlûkatından bir kısmını görevlendirerek korumuştur.

Bu olay Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılmaktadır: 

"Siz o Resul'e yardım etmeseniz de Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, (Hz. Muhammed ve Ebu Bekir) ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına: “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir” diyordu. Allah onun kalbine sükunet ve kuvvet indirmişti ve onu sizin bilmediğiniz ve göremediğiniz askerler ile de desteklemişti..." (Tevbe 40)

Hz. Ebubekir mağaradaki bir hatırasını şöyle anlatıyor: "Hz. Peygamber ile mağarada iken, müşrikler bize o kadar yaklaştılar ki biz onları görüyor ve seslerini işitiyorduk. O'na zarar verirler diye çok korktum ve "Ya Resulullah eğilip baksalar bizi görecekler" dedim. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: "Sen burada yalnızca ikimiz mi varız zannediyorsun, Allah (c.c.)da bizimle beraberdir". 

Serv Mağarası

Sevr dağı, Mekke'nin güney tarafında ve 5 km. uzaklıktadır. Sevr, bir çok tepeden oluşan bir dağdır. Bu dağda pek çok irili ufaklı mağara vardır. Bu mağaralar dağın değişik yerlerine dağılmıştı. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Hicret sırasında Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile birlikte sığındıkları mağaranın bazı özellikleri vardır. Öncelikle gizlenmeye elverişli olup, kayadan yontularak yapılmış bir mağarayı andırır. 

Ön ve arkasında delikleri vardır. Bunlar mağaranın alt kısmındadır. Bu sebeple mağaraya ancak sürünerek veya eğilerek girmek mümkündür. Mağaranın çevresinde, dışarıda dolaşan kimsenin içeriyi görebileceği başka delikler yoktur.

Mağara içinde bulunanlar, dışarıda dolaşanların ayaklarını görebilir, fakat dışarıda olanlar mağara içindekileri göremezler. Görebilmeleri için eğilip, başlarını ayaklarının hizasına getirmeleri gerekir. Öte yandan Hicret esnasında Sevr mağarasında gizlenmenin bir başka avantajı daha vardı. Hemen dağın eteğinde Âmir b. Füheyre'nin 

Koyunları otlattığı ve geceleri sütünü Hz. Peygamber ile Hz. Ebu Bekir'e ikram edeceği bir otlak vardı. Yeri gelmişken, bu iki dostu, bu mağaraya getiren olayları ve mağarada yaşadıkları anlara kısaca değinmek uygun olacaktır.

Müşriklerin bitmez tükenmez baskı ve işkenceleri üzerine Hz. Peygamber, müslümanlara İslam için uygun bir ortam olan Medine'ye hicret etmelerini emretti. Bu emir üzerine hicret başladı. Ancak Kureyşliler bu durumdan son derece rahatsız oldu. Buna sebep, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in de hicret edip Medine'de bir güç ve merkez oluşturması korkusu idi. Kureyş korkmakta haklıydı; çünkü Medine, Mekke ile Şam yolu üzerinde bulunuyordu. Bu da Mekke'nin iktisâdi durumunu tehlikeye düşürmeye yeterliydi. O halde putları ve ticari faaliyetleri için önemli bir tehlike olan bu İslâm dini daha şimdiden ortadan kaldırılmalıydı. Takip edecekleri politikayı belirlemek için Kureyş'in ileri gelenleri bir araya geldiler. Bu hususa Kur'an şöyle değinir: "Ey Muhammed! Hatırla, bir zaman kâfirler seni tutup bağlamak veya öldürmek, yahut sürüp çıkarmak için tuzaklar kuruyorlardı. Onlar sana tuzak kurarlarken; Allah da onların tuzaklarını boşa çıkarıyordu. 

Allah tuzakları bozanların en hayırlısıdır." (Enfal Suresi 30. Ayet) Kureyş âyette belirtilen hapis, sürgün ve öldürme yollarından en kötüsünü yürürlüğe koymayı kararlaştırdı. Bütün kabilelerden kuvvetli gençlerin seçilerek bir çete oluşturulması en uygun yol olarak benimsendi. Nihayet Hz. Peygamber'in evinde olduğu bir gece saldırıya geçilecekti.

Ancak Allah, müşriklerin toplantısını ve aldıkları kararı elçisine bildirdi ve Medine'ye hicret imi verdi. Hz. Ebu Bekir'i haberdar etti. O da yol hazırlıklarına başladı. Hz. Muhammed (s.a.v.) akşam olunca, müşriklerin yatakta kendisinin yattığını zannetmeleri ve bir süre oyalanmaları için Hz. Ali (r.a.)'yi yatağına yatırdı. Evden çıkarken eline aldığı bir avuç toprağı suikastçilerin üzerine saçtı. O sırada şu anlama gelen âyeti okumaktaydı:

"Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdeledi-ğimizden artık görmezler." (Yâsin Suresi 9. Ayet) Gerçekten de müşriklerin gözleri bir an perdelendi. Hz. Peygamber de oradan ayrılıp Hz. Ebû Bekir'in evine geldi.

Beraberce Mekke'yi terkedip Sevr dağına doğru yola koyuldular. Sonunda Sevr mağarasına ulaştılar. İlkin Hz. Ebu Bekir, zararlı hayvan olup olmadığını araştırmak ve içerisini temizlemek için mağaraya girdi. M. Hamidullah hadislere dayanarak olayları şöyle aktarır: "Hz. Ebu Bekir mağaraya girince orada gördüğü delikleri, yılan vb. zararlı hayvanların girmesine engel olabilmek için üzerindeki örtüyü yırtarak delikleri tıkadı. Sonra Rasûlüllah (s.a.v.)'ı içeri çağırdı. Ancak delikleri kapamada kullandığı bez, son deliği kapatmaya yetmemişti. O deliği de ayak topuğu ile kapamıştı. 

Gerçekten de bu delikten gelen bir yılan Hz. Ebu Bekir'i acı bir biçimde ısırmıştı. Hz. Peygamber, son derece yorgun olması hasebiyle dostunun dizine başını dayayarak uyuyakalmıştı. Hz. Ebu Bekir, topuğunda hissettiği acıya rağmen hiç kımıldamadı, fakat çektiği acı gözlerinden yaşların boşalmasına yol açmıştı. Rasûlüllah (s.a.v.)'ın yüzüne bu yaşlar dökülünce hemen uyandı. Durumu öğrenince Hz. Muhammed (s.a.v.), kendi tükrüğünü ilaç olarak ısırılan yere sürdü. Bir süre sonra ayağı tamamen iyileşmişti" (M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, I, 174-175) 

Yine kaynaklarda verilen bilgilere göre, mağarada iken bir örümcek mağaranın giriş kısmına ağ örmüş, ayrıca iki güvercin de hemen yanıbaşında bir çalı bitkisi üzerinde bir yuva yapmışlardı. (İbn Sad, Tabakâtül-Kübrâ, Beyrut t.y., I,228 vd.) Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Hz. Ebu Bekir'i takip eden grup mağaraya ulaşmadan önce, bu iki kuş bir de yumurtlamışlardı. 

Bu sırada Kureyş müşrikleri Hz. Peygamber'in Mekke dışına çıktığını anlamada fazla gecikmediler. Sabah olunca

yatakta yatanın Hz. Ali (r.a.) olduğunu anladılar. Medine'ye gidebileceğini tahmin ederek yola koyulup araştırmaya başladılar. Kureyş'in ileri gelenleri Hz. Muhammed (s.a.v.)'i kendilerine ölü veya diri olarak getirene yüz deve ödül vereceklerini her tarafa duyurdular. Gerçekten de O'nu yakalamak için Medine yolu didik didik arandı. Bu arada Sevr mağarasına da geldiler. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir hayli endişelenmişti; ancak bu endişesi kendisi için değil, Âlemlerin Efendisi içindi. Rasûlüllah (s.a.v.) ona;

"Ey Ebu Bekir! İki kişinin üçüncüsü Allah olursa sen ne olacağını zannediyorsun?" diyerek teskin etti. Allah Teâlâ bu durumu Kur'ân-ı Kerim'de şu meâldeki âyette açıklar: 

"Siz Peygamber'e yardım etmeseniz de Allah ona yardım etti. Hani bir zaman Peygamber, iki kişiden biri iken kâfirler O'nu Mekke'den çıkardılar. Onlar mağarada iken arkadaşına, 'Üzülme, Allah bizimle beraberdir' diyordu. Böylece Allah, peygamberin üzerine emniyet indirdi ve O'nu görmediğiniz askerlerle destekledi." (Tevbe Suresi 40. Ayet) Hz. Peygamber (s.a.v) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.) mağarada kaldıkları üç gün süreyle, Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdullah, şehirdeki konuşmaları ve gelişmeleri, gece mağaraya gelerek aktarıyordu. Âmir b. Füheyre de koyunları mağara çevresinde otlatarak geceleri süt içmelerine imkân veriyordu.

Sonunda, dördüncü günün sabahı, Âmir ile kılavuzluk yapması için kiralanan Abdullah b. Ureykıt, beraberlerinde iki deve ile mağaraya geldiler. Böylece dört kişiden oluşan küçük kervan Medine'ye doğru yola koyuldu. İşte, Hicret olayında en zor anlar Sevr mağarasında yaşanmıştı.

----------------------

Arafat yolculuğu, 08.40 varış, arabada izahat, sonra dışarıda dua, daha sonra dileyenlerin Cebel-i Rahme’ye çıkmaları. Biz birkaç kişi arabada kaldık. Görevli Mehmet kardeş bize nescafe ikram etti. 

Âdem (a.s)’ın diktiği direk (Elif), üzerinde gidilen yol (Ye) harfi, dağın genel şekli (Fe) harfini göstermektedir. Daha yanda olan küçük tepe (Ayn) harfini, büyük tepe ziyâretçilerin çıktığı yol ile (He) harfini ifâde etmekte. (Elif, ye, fe, ayn, he) – (E-Y-F-A-H) Ey feyekûnu olan Ahmed’in hakikatidir.

 () “Elif” Sayı değeri, (1 ve 13) tür. Âdem (a.s.) ın diktiği söylenen taşın asli görüntüsüdür. Bu işaret taşı Arafat dağının/ovasının en yüksek yeri olan “Cebeli rahme/rahmet tepesi” sinde’dir. Gerek Hacc’da ve gerek Umrede o mahalde fiziken çıkılan en yüksek tepedir. Adeta Arafat dağından gök âlemlerine gönderilecek ma’nevi füze ve rampası durumundadır. 

 Arafat/Ariflik dağı, irfaniyyetin en yüksek idrak seviyesinin ulaştığı sembolik şekli ve ma’nâ’sı itibariyle de ulaşılacak en üst idrak mahallidir. Ma’nâ’yı Âdemiyet “akl-ı kül” ile ma’nâ’yı Havvaiyyet, “nefs-i kül” gök yüzünden cennetten yer yüzüne indirildikten sonra bu tepede buluşup nişanlanmışlardır. Adeta görevlerini bitirdikten sonra bu füze rampası olan mahalden gene geldikleri yere (Elif) Ulûhiyyet füzesi ile çıkacaklardır. Sayı değerleride bunu göstermektedir. 

 () “Ye” Sayı değeri, (10) dur. Tepenin üzerinde gidilen yukarıya doğru çıkılan merdivenli yol âdeta yürüyen insanlar tarafından yaşanan hâl olarak yazılan (Ye) harfi, dir ki. İfadesi ma’nen müthiştir. Yukarıda ki resimde çok açık olarak gözükmektedir.

 Bilindiği gibi “ye” harfi Arap alfebesinin en sonunda olan harfidir. Sonu yani kemâli ifade etmektedir ki resimde de görüldüğü gibi tepeye çıkış yolu bu kavisleri takib ederek çıkılan en uygun arazi yoludur. Ve yolun nihayeti “yolcu/sâlik” i güvenle Ulûhiyyet rampasının sahasına çıkarmaktadır. Oradan da elif’in hakikatine ve sonsuzluğuna ulaşılmaktadır. 

 (10) Sayı değerine, geçmişte “aşere-i kâmile/kâmil on sayısı” demişlerdir. Çünkü tek sayıların sonu çift sayılarında başlangıcıdır. (10) sayısının önünden “hiçlikteki çokluk” olan, sıfırını alırsak geriye (1) kalır ki zâten kendinin de aslı olan, çizdiği yol ile (1) e (alif) e ulaşmakta ve orada onunla ezeli bir dost ve yakîn hali ile “ene ve ente”nin (Hu) () (hüve) (O) su olarak Hüvviyyet-i mutlakada ki Ulûhiyeti ve velâyeti ile sonsuz kucaklaşmasıdir ki, “hüsnü hâtime/güzel son” dur. 

 () “fe” Sayı değeri, (80) dir.dağın genel şekli (Fe) harfini göstermektedir. “Kün” emrini alan o mahal “Feyekünü” hemen istenilen ma’nâ ve şekilde olmuştur.” Sayı değeri (8) bu hakikatleri gerçek ma’nâ da yaşayabilenler daha dünyada iken gönül cennetine girmiş demek olmaktadırlar. Bilindiği gibi cennet 8 mertebelidir. 

 () “ayn”Sayı değeri, (70) dir. Daha yanda olan küçük tepe (Ayn) harfini ifade etmektedir. Ayn ise diğer ifade ile gözdür ki, bu göz orada olan bütün ilâh-î hakikatleri görme kabiliyetinde olan basiret gözüdür. Ayrıca Nurdan ve zulmetten olan (70) bin perdenin kalktığı perdesiz gören bir gözdür. (7) Nefs mertebelerinin kalktığı muhteşem bir ilâhi temaşa makamıdır. 

 ()(H) Sayı değeri, (5) dir büyük tepe ziyâretçilerin çıktığı yol ile (He) harfini ifâde etmektedir. Ancak bu (He) iki gözlü iki makamlı Hâlik ve mahlûk hüvviyyetli olan (He) dir. Onun aslı ise tek gözlü “Allah” isminin sonunda olan () (He) dir ki “Mutlak hüvviyyet/Hüvviyyeti mutlaka” dır. () (hüve) ise “Hüvviyyet-i mutlaka” nın içinde bulunan zuhur mahalli olan () (vav/ve) velâyet-i İlâhiyye’dir ki diğer yönden “İnsan-ı Kâmil’dir. O nun () (He) nin tek gözlü hali zuhura çıkmamış “hüvviyyet-i Mutlaka” () (hüve) ise “hüvviyyet-i Mutlaka” ve “Hüvviyyet-i Velâyeti” ifade etmektedir. Velâyete bir mahal/saha lâzım olduğundan o saha da () (He) nin ikinci gözü olup (ve/ile) birlikte () (vav/ve) velâyet-i İlâhiyye’dir ki diğer yönden “İnsan-ı Kâmil’dir. Ve bu şekilde “hüvviyyet-i Mutlaka” nın ilk zhuru “İnsan-ı Kâmil/Hakikat-i Muhammed-î” olarak. Mahlûk görünümündeki gizli “Hâlik” olarak iki hüvviyyet-i ile “vahdette kesret” olarak zuhur etmiştir 

 ()(H) Sayı değeri, (5) dir. Bilindiği gibi bu da “Hazarat-ı hamse/beş hazret mertebesidirki, bütün âlemler afâkî olarak bu âlem mertebelerinin içindedir. 

 () (hüve) ( ) (He) ve () (vav) harflerinin toplam sayı değerleri (5+6=11) dir ki bu da, mertebe-i Hazret-i Muhammed (s.a.v.) lem dir. Mi’râc hakikatlerinin başlangıcıdır oradan (12) Hakikat-i Muhammediyye ye, oradan (13) Hakikat-i Ahadiyyetül Ahmediyye ye, oradanda, (14) bütün mertebelerde sari ve cari bütün âlemleri kapsamış olan Deryayı Nur-ı Muhammedi hakikatlerine böylece yol bulunmuş olur. 

 Yukarıda bahsedildiği gibi Arafat yolculuğu, 08.40 varış, arabada zahiren izahat, verildi sonra dışarıda dua edildi, daha sonra dileyenlerin Cebel-i Rahme’ye çıkmalarını uzaktan seyrettik. Biz birkaç kişi arabada kaldık. Görevli Mehmet kardeş bize nescafe ikram etti sağolsun. 

 “Mehmed”in zâhiren sunduğu O neskafe bizi “Muhammed” olarak (s.a.v.) “A’mâiyyet” içindeki âlemlerine götürdü, oralarda açık olarak yazan ve gerçekten Zât-î Âyetlerden olan ârafat ve Cebeli rahme Âyetlerini “fiziki ve fiili” Kûr’ân- kerîm olan bu âlem sahnesinden “bîlâfzı saft/sessiz ve sözsüz” olarak okumak nasib oldu. Orada bulunan en yakınımdakiler bile bu okumanın farkında dahi olmadılar. 

 Yukarıdaki resme sizde gerçekten yukarıdaki ifadeler eşliğinde bâtın gözünüzle bakın ilk gördüğünüz durumda okuduğunuzdan daha ne kadar çok ve güzel farklı okuyacaksınız. Bu açıktır. 

 Resim ve ma’nâ sı gerçekten yürek yakacak insanı dehşete ve hayretlere düşürecek cinstendir. Şu yazıları yazarken dahi sanki oralarda gezip temaşalar içinde idim. 

 Bu resmi birde Hacc da olduğumuz zaman da tefekkür edersek ortada ne (ye) yolunu nede bir işaret görebiliriz çünkü o zaman orayı Allah’ın mü’min kul askerleri tamamen doldurmuş olduklarından her taraf Ulûhiyyet rengi olan “renksizlik/beyazla) ifade edilir, beyazdan başka bir renk görülememektedir. Cenâb-ı Hakk her birerlerimizin idraklerini Zâtının istikametinde açsın.

-----------------

 NOT=Yukarıdaki yedi nefs mertebeleri ve buradaki beş hazret mertebelerini daha tafsilli bulabileceniz (14-İrfan mektebi) kitabımızı okumanızda yayar olacağını tahmin etmekteyim. 

------------------

 Arafat sahasından ayrılış saati 09.35. L 9681 plaka nosu. 

 Su kanalı 90 km. uzaktan gelmiş. Müzdelife Meşâril Haram mescidi, ümmetinin tamamının affedilmesi, Peygamberimiz (s.a.v)’in gülmesi, şeytanın üzülmesi. 

 Mina’da Muhassar vâdisinde fil olayı cereyan etmiştir. 

 Sol tarafımızda İsmâil (a.s)’ın kesilme teşebbüsünün olduğu yer. 

 Şeytan taşlama, saat 09.45. Sağ tarafımızda Hayf Mescîdi, korku hayıflanma mescîdi. Üç taş hanis, hannas tekrar tekrar devam etmek.

 Akabe biatları. Şişe bölgesi, nargile şişelerinin yapıldığı yer. 

 Hira dağı, saat 10.00. Nur dağı, Ramazan’da girerdi, kehf, gar iki çıkışı girişi olan mağara. “İkrâ” ilk âyet, vahyin indiği yer, dünyâ tefekkür tarihinin en mühim dönüm noktası.

 Mescîd-i İcâbe.

 Sol taraf belediyelik.

 Cennet’ül Muallâ’da Hatice (r.a.), Muttalip ebu Tâlip, oğul Kâsım, Efendimizin lakâbı (ebu’l Kâsım), ilk oğul Abdullah hepsi burada medfum. 

 Cin mescîdi, Taif’den dönüş. Muhassab vâdisi, cinlerin îmân etmesi, ağacın yerinden çıkıp gelmesi, Mescîd-i Şecere, Ağaç mescîdi, Peygamberimiz (s.a.v)’in sözünü dinleyip gelen ağacın olduğu yerdeki mescîd. 

 Hz. Peygamber (s.a.v)’in doğduğu evin yeri. 10.45 dönüş. 

 (Bu yerlerin sesli izahları Umre ses kayıtları dosyasında hepsi mevcuttur, oradan takib edilebilir.)

----------------------- 

Sevr dağı 

Arafat dağı 

Şeytan taşlama

Mina kurban kesilme yeri 

Hira dağı 

-------------------

 Yeri gelmişken, Mekke-i Mükerreme de ki ziyaret yerlerini de, gerek daha evvelce yazmış olduğum umre dosyalarından, gerek internet kaynaklı bilgilerden kısmen izah etmeye çalışalım. 

------------------- 

Mekke-i Mükerreme de ziyaret yerleri. 

Mescid-el Haram.

Hira dağı. 

Sevr dağı. 

Arafat dağı. 

Cebeli Rahme. 

Müzdelife. 

Minâ. 

Cemerat. Şeytan taşlama. 

Mescid-i nemire. 

Mescid-i Hayf. 

Mikat mahalleri. Zülhuleyfe. Hudeybiye. Cirane. Mekke içinde Ten’im.

--------------------- 

 Mescid-i Hayf 

Mina’da birinci cemrenin (küçük şeytan) hemen yakınında yer alan Mescid-i Hayf, Peygamber Efendimiz’in (asm) Veda Haccı’nda çadır kurduğu ve cemaatle namaz kıldırdığı yerde inşa edilmiştir. Mescide adını veren hayf kelimesi, Arapçada vadilerde su yatağının biraz yukarısındaki yerler için kullanılmaktadır. Hz.

Âdem (as) başta olmak üzere yetmiş Peygamberin bu mescidin bulunduğu yerde namaz kıldığı ve medfûn olduğu rivayetler arasındadır.

Peygamber Efendimiz’in Bilal-i Habeşî’ye (ra) ezan okutturup cemaatle namaz kıldırdığı bu mevkinin etrafı sonradan duvarlarla çevrilip mescid hâline getirilmiştir. Târih boyunca gerek Abbasî devrinde gerekse de Osmanlılardevrinde birçok defa tâmir edilen Mescid-i Hayf, Mina’daki düzenlemeler sırasında tamamen yıktırılmış, ek binalarıyla birlikte 1987 senesinde 25 dönümlük bir arazi üzerine yeniden inşa edilmiştir.

---------------------- 

 Mescid-el Haram. Hakkın da bir miktar bilgi verelim.

2.    Haram (حرم haram veya حرام harām): İbranice’deki H-R-M kökünden gelmektedir. Kelimenin birkaç değişik anlamı vardır: (1) Helâl olmayan, günah, (2) yasaklanmış ya da korunmuş, (3) kutsal, (4) camilerin ibadet yapılan ya da namaz kılınan bölümleri, (5) Müslümanlarca kutsal kabul edilen mahaller (Mekke ve Medine gibi).

------------------- 

 NOT= Bu husuta (24-6-Peygamber-3-Hz. İbrâhîm) isimli kitabımızdan, sayfa (133) ten itibaren bir miktar bilgi aktaralım. 

------------------- 





(İnne evvele beytin vudia linnâsi lellezî bi bekke te mübâreken ve hüden lil âlemîne)

3/96. “Şüphe yok ki, insânlar için ilk tesis edilmiş olan ev, Mekke'deki o çok mübârek ve âlemler için hidâyet olan beyt-i Muazzamadır.”

 Yukarıdaki Âyet-i Kerîme’ye zâhir-î yönden bakıldığında, söylenecek daha başka hiçbir şey yoktur. Aynen olduğu gibidir. Ancak, bâtın-î yönden bakıldığın da söylenecek çok şeyler vardır. Şimdi özetle bunları incelemaye çalışalım. 

 (1) Yer yüzünde ilk “ev” in olduğu:

 (2) İnsân’lar için kurulduğu:

 (3) yerinin “Bekke” olduğu:

 (4) Mübarek olduğu: 

 (5) “Âlemlere” hidâyet “Hâdî” olduğu: 

 Açık olarak ifâde edilmektedir. Şimdi bunları, bir noktayı hatırlatarak teker, teker incelemeye çalışalım. O nokta da şudur. İnsânlar için kurulduğu halde, bütün âlemlere hidâyet olması nasıldır.? Yeri geldikçe incelemeye çalışacağız. 

- Yer yüzünde ilk “ev” in olduğu: 

 Yer yüzünde İnsânlar için kurulan, ilk evin ismi aynı zaman da (Beytullah,) “Allah’ın evi” dir. Sâhibi Allah (c.c.) kullanıcısı ise İnsândır. O halde İnsân Allah’ın kiracısı ve misâfiridir. Bu yönden aynı zamanda Allah ehli-Ehlullah’tır. 

 Zât-ı mutlak â’mâ’iyyetinden Vâhidiyyet’ine tenez zül ettiğinde, kendisinde iki husus’u meydana çıkardı o da “inniyyet’i ve hüvviyyet’i” idi. İnniyyet’ inden, İnsân ve Kûr’ân, zuhur etti işte bu yüzden (ikiz kardeştir,) hüvviyyet’inden ise âlemler ve nokta zuhur mahalli “beytullah-Beyt’ül atik” ortaya çıktı. Daha sonra zât-ı mutlak, Ahadiyyet-inden vahidiyyet-i ne tenezzül ettiğinde, Ulûhiyyet-i ve Rahmâniyyet-i meydana çıktı. Ulûhiyyet’inde bulunan ilm-i ilâhiyyesi, sıfat bölgesi olarak Rahmâniyyet’i ne aktararak, yaygınlaşmasını sağlamış oldu. İşte Ulûhiyyet’in ilmî, mânâ da ilk evi-zuhuru, budur. Buranın diğer ismi de Hakikat-i Muhammed-î dir. Öyle ise bu hâlin diğer ismi, bâtın-î mânâ da, hakikat-i Muhammed-î, İlmi İlâhiyye’nin “beyt-i-zuhur” mahallidir.” 

 Rahmâniyyet-in, nefes-i Rahmân-îsi ile ilmi İlâhiyye’de bulunan Esmâi ilâhiye ye lâtif sûretler vererek esmâ âlemine tenezzül etmesi de rahmâniyyet-in zuhur mahalli, Esmâ mertebeside âlem-i melekût olarak rahmaniyyet-in evi (Beyt’ürrahmân) olmuştur. Esmâ âlemi olan mertebe-i ervah’da ki mânâlar da birer elbise giyerek, âlem-i ecsam-cisimler âlemi-âlemi şehadette zuhura çıktıklarında bütün âlemi şehadet bu mânâların “beyt-evi” olmuş bu yüzden buranın diğer ismi “beyt’ül esmâ” dır, diyebiliriz. Bütün bu mertebeler Ulûhiyyet’in zuhur mahalleri olduklarından ve âlemlerin en kemâlli olan zuhur mahalli de bu âlemler, âlem-i şehâdet’in tamamının ismi “beytullah’ tır. İşte bu yüzden “bu âlem-beyt-ül atik-eski ev-beytullah” tır. Bu hakikatin nokta zuhur mahalli ise zâhir âlemin de ki, “Beytullah-beyt’ül atik” ismi verilen İmân ehlini çok cezbeden zâhirde ki “Beytullahtır.” Farkında olmadan câzibesi buradan gelmektedir.

 İşte bu yüzden içinde bulunduğumuz şehâdet âleminin tamamı “Beytullah” bunun nokta zuhur mahalli de “yeryüzünde ilk ev” diye bahsedilen bu hakikatin belirtilmesidir, diyebiliriz. İşte bu hususlar Zât-ı mutlak’ın, hüvviyyet-i yönünden “Beyt-ül atik-beytullah” ismiyle zuhuru’dur, diyebiliriz. 

- İnsân’lar için kurulduğu: 

 Bilindiği gibi “ev-beyt” insânlar için olmazsa, olmaz larındandır, ve her insân için de, içinde barınabileceği bir mekâna ihtiyacı vardır. İşte bu yüzden beyt aslî bir değerdir. Yukarıda, geniş ve birey olarak belirtilen, beyt’in, diğer bir mânâ ve temsilcisi ise içinde yaşadığımız evlerimizdir. Bu yönü ile de beytler İnsânlar içindir. Zat-ı mutlak Ahadiyyetinden Vahidiyyet’i ne tenezzül ettiğide, Rahmâniyyet-i yönünden (Errahmân allemel kûr’ân halâkal insân) (Rahmân 1/2/3) te belirtildiği gibi, İnsân-ın halkiyyet zuhuru Rahmâniyyet mertebsine kadar gitmektedir. Hadîs-i kûdsî de de belirtildiği gibi. (Allah Âdem-i Rahmân sûret-i üzere) halketti, (Allah Âdem-i kendi sûret-i üzere) halketti, hükmü ile, Âdem’in halkıyyet-i Rahmâniyyet üzere olmuştur, yâni rahmâniyyet hakikatleri kendinde mevcuttur, demektir. Füsûs-ül Hikem de, ( Allah İnsân-ı zâhir ve bâtın Hakikat-i İlâhiyye üzere “mahlûk” olarak halketmiştir.) Diye ifade edilmiştir. Bu hususta bir çok haberler vardır yeri olmadığı için bu kadarla yetinelim istiyorum. İşte bu beyt, Zâhiren insân bedenidir, çünkü (ve nefahtü) nün (38/72) zuhur mahalli ve mekânıdır. “Şerefi mekân bil mekîn-mekânın şerefi içindeki iledir,” denmiştir. İşte muhteşem İnsân bedeni olan mekân, İlâh-î tecelli olan “ve nefahtü” ise o mekânın “mekîn-“i olmuştur, işte bu husus ilk def’a Âdem ismi ile belirtilen “nefs” ismi, de verilen bu mekânda zuhura çıkmıştır. Böylece iki türlü beyt ortaya çıkmış olmakta idi, biri Zât-î mânâ da, sûret-i İlâhiyye üzere, mekân-ı İlâh-î, olan İnsân, diğeri ise mekân-ı sûrî olan beytullah idi. 

 İşte bunların ikisi de İnsân içindi. İnsân-ı kâmil ismini de alan bu sûret-i İlâhiyye yi bulamayanlara bunun yerine, sûrî olan beytullah’a Hacc ve Umre hükümleri ile bu hakikatleri yaşama yolu açılmıştır. Bizce hacc’ın tarifi. “Hakikat-i İlâhiyye de cemâlûllah-ı seyr,” dir. Umre ise, “Hakikat-i Muhammediyye de Cemâl-i Muhammediyye yi seyr,” dir diyebiliriz. İşte bu hususların ikisi de İnsân’ın Hakk’ın indinde nasıl bir değeri olduğunu açık olarak anlatmaktadır, ve bir insân’ın kendi değerlerini bilebilmesinin yolunun bu hakikatleri idrak etmesinden geçmektedir. Bu bakımdan, iki beytullah’ın da İnsânlar için kurulduğu açık olarak belirtilmektedir.

- yerinin “Bekke” olduğu: Bildirilmektedir.

 Osmanlıca Türkçe lügat’ta (Bekke) 

 (1) Mekke’i Mükerreme’ nin eski adıdır. (2) Bir yerde toplanmak, bir yere cem olmak. (3) İzdiham kalabalık. Diye ifade edilmektedir.

 ”” (Bekke) kelimesini özetle incelemeye çalışalım. Ebced hesâbı ile toplu olarak (11) sayı değerinde’dir.”” (B) harfi bilindiği gibi “ile-birliktelik” mânâsında’ dır. İki “” (kef) harfinden biri (kün) diğeri ise, (feyekünü) dür. () (He) ise (Hüvviyyet-i mutlaka) “Hakk’ın Hüvvüyyet-i” zât-î zuhur mahalli’dir. Yukarıda belirtilen hakikatlerin bir sistem içinde zuhura çıkması için Zât-ı mutlak, kudret sıfatı ile (kün) “ol” dedi, bu mânâ, madde’den bir elbise giyerek, önü iki köşeli-makamlı, arkası oval bir yapı olarak (feyekünü) hükmü ile de Zât-ı mutlağı temsilen dünya da ki, yerine ilk hâli ile binâ edilmiş oldu. Sayısal değeri (11) olan bu binânın, gelecekte o mahalde zuhur edecek Hakikat-i Muhammediyyenin de temelleri atılmış oluyordu. (Bekke) yukarıda da ifade edildiği gibi, bütün ilâh-î mânâların bir zuhur yerinde cem olarak, hattâ izdiham şekliyle akıp gelerek ortaya çıkan Zât-î mahallin ismidir, diyebiliriz. İşte bu hakikat ayrıca “Besmele”nin başında ki, ”” (B) harfinin diğer bir hususiyetidir. Allah’ın Zât-ı’nın “kün” (kudret sıfatı ile) teşbih mertebesinden zuhurudur diyebiliriz. 

 O binânın ilk yapılışı hakkında muhtelif rivayetler vardır. Bu rivayetler genelde bir nokta da toplanmaktadır, o ise Âdem (a.s.) ile birlikte yer yüzünde görülmesidir. Genel kabul gören rivayet-i ise yeryüzünde temellerinin melekler tarafından yapıldığı üzerine de cennetten indirilen çadır şeklinde cam fanus gibi bir örtü ile kaplandığıdır. Gayemiz (Beyt-ül atik) in tarihini yazmak olmadığından bu kadar bilgi ile yetinerek daha fazlasını araştırmacılara bırakarak yolumuza devam edelim. 

 Bu beyt-in temelleri ile oturduğu yerin ismi, ”” (Bekke) “Bekke” nin oturduğu mahallin ismi ise bilindiği gibi, “” (Mekke) dir. Ebced hesâbı ile toplu olarak (13) sayı değerinde’dir. Görüldüğü ve bilindiği üzere bu sayısal değer Hakikat-i Muhammediyyenin kemâlidir. (Bekke) Hakikat-i İlâhiyyenin zuhur mahalli, (Mekke) ise, hakikat-i muhammediy yenin zuhur mahallidir, diyebiliriz ki; Ora da doğmuştur. 

 (4) Mübarek olduğu: Bildirilmektedir. 

 (1) Mübarek, lügat’ta İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. 

 (2) Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey. Olarak bildirilmektedir. 

 O mahalde (1) ci izahta olanların hepsi vardır. Mübarektir çünkü bütün İlâh-î lûtufların kaynağıdır. 

 (2) ci anlatımda ise, Hakk’a düşman olanların halleri belirtilmektedir. 

 (5) “Âlemlere” hidâyet “Hâdî” olduğu, bildirilmektedir. 

 Görüldüğü gibi “Beyt’ül atik” Mekke’de olmakla birlikte “Âlemlere” hidayet olduğu bildirilmektedir. Bu ifade ile orada ki mahallin bir simge ve bir hakikatin sembolik ifadesidir, diyebiliriz. Şu günkü haliyle üst kata, terasa çıkıp baktığımızda aşağıda görülen muhteşem şekil ve manzara her ne kadar belirli bir sınırlar içinde görünüyor ise de, aslında sonsuz ucu bucağı bilinmeyen bütün âlemleri kendi bünyesinde misâlen ve mânen, bulundurmaktadır. Şöyleki:

 Zeminde tavaf edilen mahal “Ef’âl âlemi” (8-10) merdiven ile çıkılan birinci kat “Esmâ âlemi” onun üst katı “Sıfat âlemi” en üst kat teras-ı ise sonsuz “Zât âlemi” ortada duran sevgili ise bir bakıma, “İnsân-ı Kâmil” diğer yönüyle ise, Zât-i zuhur mahalli” dir. Diyebiliriz. Bütün İlâh-î tecelliler orada zuhurda olduğundan ve bütün âlemleri temsil ettiğinden bu yönüyle de “Âlemlere” hidayet olmaktadır. Yâni göremediğimiz Âlemleri orada bir maket olarak bulduğumuzda ve oradan da tefekkürümüzde o Âlemleri hayal eder olduğumuzda ve hayal yönüyle de olsa o Âlemlerin varlığını kabul etmemizden dolayı onlara da hidayet edilmiş olunmaktadır. 

 Diğer taraftan “Hidâyet ve Hâdî” lügatta şöyle izâh edilmektedir.

 (Hidâyete ermiş. Mürşid. Rehber, delil. Hidâyet yolunu gösteren. Hidâyete, doğruluğa eriştiren. Önde giden.) Diye belirtilmektedir. 

 İşte gerçekten o mahal İlâh-î hakikatlerin tümünü bünyesinde cem etmiş durumdadır. Aslında cazibesi de bu yönden gelmektedir. Her nazar eden orada idrak etse de etmese de kendinden ve özünden bir şeyler bulmaktadır. İşte genel de orada tarif edilemeyen muhabbet ve duygusallık bu yöndendir. Bu da kişilere özlerinden gelen bir Hidâyet’tir. Diyerek yolumuza devam edelim. Gayemiz İbrâhîm (a.s.) tarih-î mânâ da hayat hikâyesini yazmak değil, belki mertebe-i İbrâhî miyye’nin bazı özelliklerine dikkat çekmeye çalışmaktır.

 Âdem (a.s.) dan sonra dünya üzerinden epey zaman geçmiş, nihayet (Nûh) (a.s.) ın zamanı gelmiş ve kavmi tarafından kendine muhalefet edilmiş, nihayet Cenâb-ı Hakk (Nûh) tufanını oluşturmuş, o tufan ile birlikte o mahalde ki, hayat’ta sona ermiştir. Bu arada (beyt-ül atik) in temel üstü gövdesi aynı istikametinde göğe kaldırılmış, ve ismine de (beyt-ül ma’mur) denmiştir. Bu hadiseden sonra yer yüzü İbrâhîm (a.s.) zamanına kadar beytsiz kalmıştır. Bilindiği gibi İbrâhîm (a.s.) ailesi ve beraberindekiler ile bir hayli seyehat yaptıktan sonra (Şam) taraflarında mekân tutup oraya yerleştiler. Aradan bir muddet geçtikten sonra, Hacer vâlide’den (İsmâil) (a.s.) dünya ya geldi, bunu kabullenemeyen Sera vâlide onların yanından uzaklaştırıl masını istedi, bunun üzerine, İbrâhîm (a.s.) Hacer ve İsmâil-i alıp yola çıktı. İşte bu yolculuğa çıkış dünya tefekkür tarihinin büyük dönemeçlerinden biridir. 

 Bu yolculuk hakkında değişik rivayetler vardır. Ancak bu yolculuk gerçekten hayret edilecek bir yolculuktur, Hiçbir niyet ve hedefleri olmadan yola çıkan ikisi büyük biri küçük üç yolcuyu kim yönlerdirmişti ki, uzun vadilerden çöllerden dağlardan geçerek nihayet bir yere geldiklerinde orada kaldılar, ancak burada ne bir kimse ne de sığınacak bir yer vardı. Bu yerin neresi olduğu daha sonra anlaşılacaktı. İşte bunu tespit edip ora da karar kılmak bizce İbrâhîm (a.s.) ın kendisine Hakk tarafından bildirilen mucizesidir diyebiliriz. Bu hadise Kûr’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade edilmektedir. 

 







(Rabbenâ innî eskentü min zürriyyetî bi vâdin gayri zî zer’in inde beytikelmuharrami Rabbenâ li yükımüsselâte fec’al ef’ideten minennâsi tehvî ileyhi verzukhüm minessemerâti leallehüm yeşkürun) 

14/37. “Ey Rabbimiz!. Ben neslimden bazısını senin Beyti Haremin yanındaki ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz!. Namazı dosdoğru kılsınlar diye. Artık insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyleder kıl ve onlara meyvelerden rızık ver. Umulur ki, onlar şükr ederler.”

 yukarıda ki Âyet-i Kerîme’nin delâletiyle, tefsir ve tarih kitaplarında da belirtildiği üzere İbrâhîm (a.s.) karar kıldığı o vâdide, eşi Hacer-i ve oğlu İsmâil-i Hakk’a teslim ederek geri döner. Bulundukları yerde kısa bir süre sonra su zuhur eder, (Zemzem) bunun üzerine kervanlar su vesilesiyle oraya uğramaya başlarlar ve orada yavaş yavaş sosyal hayat gelişmeye başlar ve orası meskûn bir yer halini almış olur. İbrâhîm (a.s.) zaman zaman onları dolaşmaya gelir, yine böyle dolaşmaya geldiği bir seferde, hemen belirtilen Âyet-i Kerîmenin de delâletiyle, tekrar Beytullah-ın inşâsına başlanır. 

 Beytullah-ın yerinin tespiti hakkında da değişik rivayetler vardır, bir tanesi şudur. Daha sonra o civarın ismine (Mekke) denilecek olan o yerde büyük bir fırtına olmuştur ve bu fırtına ile, o yerlerde sonradan meydana gelen dolgu kum ve taş yığınları sağa sola savrulup dip alan açılınca Beyt-ül Atik-in temelleri ve oturduğu yer (Bekke) ortaya çıkmıştır. İşte İbrâhîm (a.s.) ve oğlu İsmâil (a.s.) ile birlikte bu temeller üzerine eski kadîm haliyle Beyt-ül Atiği tekrardan yeryüzüne ve İnsânlık âlemine ve bütün âlemlere kazandırmışlardır.





(Ve iz yerfeu İbrâhîmülkavâide minelbeyti ve İsmâil Rabbenâ tekabbel minnâ inneke entessemî ul alîm)

2/127. “Hatırla ki. İbrâhîm Beytullah'ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltiyor, ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur, şüphe yok ki sen işitensin ve bilensin, diyordu.” 

 Bilindiği gibi “Kûr’ân-ı kerîm, Âyetlerinin” bir çok mertebeleri ve bu mertebelerin mânâları vardır. Bu mertebeler bilinmez ise gerçek mânâ da, faydalanmak oldukça zordur, mânâlarının sadece dışında-zâhirinde kalma ihtimâli çok yüksektir. En azından (âfak ve enfüs) yâni “bir dışımızda ki genel hâli, bir de, içimizi ilgilendiren özel hâlini bilmemiz gerekmektedir. Ancak bu yönden iç dış itibariyle daha geniş bir anlayış içerisinde dıştan içe doğru, daha sonra içten dışa doğru “K.Kerîm” de bir yolculuk yapabilmek için ufkumuzu genişletmiş olabilmemiz gerekmektedir. 

 Yukarıda ki Âyet-i Kerîme’ye verilen “meâl” yerli yerincedir ancak “zâhirî” bir ifadedir. Ayni Âyet-i Kerîme’nin yine aynı ifadeleri içinde “bâtın-iç” mânâsı da vardır. Zâhiri-dışı, dışarıda ki, genel halidir, “bâtını-içi” ise birey olarak her birerlerimizin o hali içimizde kendi dünyamızda yaşamamız gereken hususlar olarak idrak etmemiz gerekmektedir. Tabii bu hususu her kesin mutlak mânâda tatbik etme mecburiyeti yoktur, sadece zâhiri itibariyle kabullenmek yeterlidir, ancak o zaman biz sadece orada belirtilen kimselerin bizim dışımızda olduklarından, bizde onların ve onlara ait bilgilerin toplayıcısı hükmüne girmiş oluruz. Oysa Kûr’ân-ı Kerîm bu ifadelerle, bize bizi, anlatmak için gelmiştir. Böyle özet bir girişten sonra Âyet-i Kerîme’yi incelemeye çalışalım.

 “Hatırla ki. İbrâhîm Beytullah'ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltiyor,” (idi) 

 (İrfan mektebi) isimli kitabımızda (6) tür Hakk yolculuğundan bahsedilmektedir. Bunların birincisi, Âdem (a.s.) dan kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan bütün insânların bir tek bütün seyr-i dir. İkincisi, ise bir insân-ın kendi hayat süresi içinde, bir ömürlük seyr-i dir. İşte her birerlerimize bu seyr-in bilincinde olmak lâzım gelmektedir. Yukarıda ki Âyet-i Kerîme bu seyr-in çok mühim geçitlerinden birini bizlere açık olarak göstermektedir. O devir dünya da İbrâhîm (a.s.) devridir. Bu zamana kadar yer yüzünden belirli Allah anlayışları geçmiştir. Bu anlayış ise bilindiği gibi yer yüzünde ilk def’a oluşan “Tevhîd-i Ef’âl” anlayışıdır.

 Yer yüzünde, Âdem (a.s.) ile birlikte bir (Allah) anlayışı ortaya gelmiştir. Esasen daha evvelce yer yüzünde İnsân olmadığı için böyle bir (Allah) anlayışına ihtiyaç yoktu zâten âlem kendi hususi-fıtr-î yapıları içinde (tesbih) lerini yapıyorlar idi. İşte Cenâb-ı Hakk kendinin şuurlu varlıklar tarafından bilinmesini arzu etti ve bunun için Âdem-i kendi sûreti-Ulûhiyyet hakikatleri üzere halketti. İşte bu özellikler ile donatılan Âdem (a.s.) ve nesli yeryüzünde yaşamağa başladılar. Onlarla beraber (Beyt-ül atik) te ayakta duruyor idi. 

 Böylece Allah’ın iki zuhur mahalli yer yüzünde faaliyette idi. Aradan geçen uzunca bir zaman sonra, o yöre ve o devirde, insânların çoğunluğunun aslî hallerinin bozulmuş olduğundan, zâhir-î olan ilâh-î tecelli mahalli o devrede (Nûh tufânı) oluşumuyla yer yüzünden kaldırıldı sadece “Nûhîyyet” mertebesi itibariyle diğer bir ilâh-î zuhur mahalli olan o zamânın o

mertebesi itibari ile İnsân-ı kâmilleri kaldı. O günden İbrâhîm (a.s.) lâm devrine kadar gelen süre içinde yer yüzünde zâhir-î mânâ da nokta zuhur tecellî mahalli yok idi. İşte bu devrede yer yüzünde İbrâhîm (a.s.) devri başlamış idi. Yukarıda ki bazı Âyet-i Kerîmeler ile bu devrin başlangıcı belirtilmiş idi. Bu Âyet-i Kerîme ile de, yer yüzünde tekrar (Beytullah)lı, günler geri gelip yaşanmaya başlanacaklardır. 

 İşte bir sâlik-yolcu-lar da bu hususları özel olarak kendi ömür, seyr süreleri içinde yaşayacaklardır.

 Zamânının peygamberi, insân-ı Kâmil-i, ve tevhîd-i Ef’âl-in zuhur mahalli olan İbrâhîm (a.s.) ın o mahalde birde oğlu vardır. 

 İşte bu oğlun adı (İsmâil) dir. Mânâsı! 

 (Allah işitir, Allah’a yükselen) demektir. 

 Yukarıda da belirtildiği üzere, İbrâhîm Sûresi (39) uncu Âyetinde. İbrâhîm (a.s.) bir oğul vermesi için Cenâb-ı Hakk’a dua ederken, “Allah duaları işitir” buyurmuştur. Oğluna bundan dolayı şukran nişanesi olarak bu ismi koymuştur, denmektedir. Yine bu mânâ da yukarıdaki Âyet-i Kerîmenin sonunda da aynı ifade görülmektedir. “şüphe yok ki sen işitensin ve bilensin, diyordu.” 

 Diğer lügat mânâları ise. (Çok bol) ve (şarkı söyleyen) imiş.

 Yukarıda belirtildiği gibi, tekrardan, Ebced hesabıyla “İbrâhîm” kelimesinin sayısal değerine bir göz atalım.

( ) “İbrâhîm” () “elif” (1-13) () “be” (2) () “rı” (200) () “he” (5) () “ye” (10) () “mim” (40) toplarsak, (1+2+200+5+10+40=258) (2-5-8) sayıları oluşmaktadır. Bu tablodan muhtelif uygulamalar çıkabilir, ancak fazla uzatmamak için ana hatlarıyla belirtmeğe çalışacağım. 

 Baştaki (2) bu mertebenin zâhir ve bâtın oluşumunu ifade etmektedir. (5) hazârat-ı hamse-beş hazret mertebesini, (8) ise, sekiz cennet mertebesini ifade etmektedir diyebiliriz. Ayrıca (5+8=13) olmaktadır ayrıca “elif” te (13) tür. Böylece netice olarak “İbrâhîm” kelime ve manâsının içinde iki adet te zâhir bâtın (13) bulunmaktadır. Görüldüğü gibi sayısal değer olarak bu mertebe de Hakikat-i Muhammediyye ye bağlıdır. 

 Şimdi birde “İsmâil” kelimesinin sayısal değerine bir göz atalım. 

() “İsmâil” () “elif” (1-13) () “sin” (60)

() “mim” (40) () “elif” (1-13) () “ayn” (70) () “ye” (10) () (30) toplarsak, (1+60+40+1+70+10+ 30=212) (2,12) sayıları oluşmaktadır. Bu tablodan da muhtelif uygulamalar çıkabilir, ancak fazla uzatmamak için ana hatlarıyla belirtmeğe çalışacağım. 

 Görüldüğü gibi (2) ve (12) sayısal değerleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca içinde mavcud iki adet () “elif” (1-13) olduğundan netice olarak, zâhir ve bâtın (12) ve (13) ler bulunmaktadır. Görüldüğü gibi sayısal değer olarak bu mertebe de Hakikat-i Muhammediyye ye bağlıdır. 

 Şimdi bir toparlama yapalım, (Ebrahem-İbrâhîm) “halkın babası” ünvanı ile, “tevhid-i ef’al” “fiillerin birliği” hakikatinin ilk def’a temsilcisi olmakla, bu mertebeden zata seslenilmektedir. İnsânlık tarihinde ilk def’a bu mertebe anlayışı ile Hakk’a seslenilmiştir. İşte gerçek mânâ da (Esmâ) mertebesinden ilk def’a İbrâhîm (a.s.) ın Hakk’a sesini duyurması mümkün olmuştur. Bilindiği gibi mertebe-i İbrâhîmiyyet aynı zamanda “hullet” (Esmâ-i İlâhiyye) nin giyildiği mertebedir, esmâ-i İlâhiyye de (Sem-i ve alîm) isimleri de bulunduğundan o mertebe de bu isimler fiilen yaşanarak İbrâhîm (a.s.) ın lisânından ortaya çıkmakta, kabul edilmekte ve faaliyyet’e geçmektedirler. 

 İşte bu halin şükrânesi ve bu mertebenin zuhur mahalli tecelli yeri olarak İbrâhîm (a.s.) oğlunun ismini (Allah işitir - bilir - Allah’a yükselen - çok bol) mânâlarında, “İsmâîl” olarak isimlendirmiştir. Bu isim sadece diğer bedenlerden ayırd edici bir isim değil hakikat-i İlâhiyyenin o mertebesi itibarı ile yaşayan bir zuhuru veya zuhur mahallidir. Bu mertebe “halk’tan Hakk’a) olan, sesleniş ve zât-î seyr’in Ef’âl merebesinden başlangıcıdır. Diyebiliriz. Daha evvelki seslenişler ise dua mahiyetinde olan seslenişlerdir. 

 “Hatırla ki. İbrâhîm Beytullah'ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltiyor,” (idi) 

() “ve-iz” bu kelime bilindiği gibi, ifade ettiği mânâda ki,

 “o zamanı hatırlamaktır”. Bu hatırlama hatırlatma’nın üç 

hâli vardır. 

 Birincisi. Zâhirî mânâ da olan şeriat mertebesi itibarı ile yukarıda meâl olarak verilen mânâlarıdır. 

 İkincisi. Enfüsî mânâ da tarikat ve hakikat mertebelerinden olan kişinin kendi bünyesinde oluşturduğu bu hâlin yaşanmasıdır.

 Üçüncüsü ise marifet mertebesi itibarı ile âlemler düzeyinde “Hakikat-i Muhammediyye”nin idrak ve yaşantısını bu mertebesi yönünden bünyesinde bulmasıdır. Diyebiliriz. Ayrıca her nefis mertebesinden de izah ve yaşantısı vardır fakat fazla uzatmamak için sadece üç yönü itibarı ile incelemeye çalışacağız.

 Bu hatırlamadan sonra, bu mânânın devamı olan, yukarıda da ifade edildiği gibi (vezkür) dür. (ve-iz) ile o zamana gidilir, veya o zaman yaşanan zamana-hâle getirilir, (vezkür) ile de ifade edilen mânâ hatırlanmaya çalışılır yani iç bünyeden zâhire, yaşantıya ve tatbikatına başlanmaya çalışılır. 

 ()Meryem (19/41) “zikret-ha-tırla. (Vezkür) = “zikr” anma-anılma-hatırlama’ dır. Bu ifade de de, daha geniş manâ da hadiselerin incelenmesi ve zaten varlığında mevcud olan hakikatlerin açığa çıkarılmasının gereği bildirilmektedir. 

 Yukarıda bahsedilen Âyet-i kerîme’nin üç halinden, 

 Birincisi. Zâhirî mânâ da olan şeriat mertebesi itibarı ile yukarıda meâl olarak verilen mânâlarıdır. Demiştik. Bu görüldüğü gibi açık ve kolay anlaşılır hâlidir çünkü yaşantı ve tefekkür gerektirmez, sadece geçmişte yaşayan bâzı kimselerin ve bâzı hadiselerin zâhiri haliyle kendinin dışında âfâkî mânâ da okunması’dır. Diyebiliriz.

 İkincisi. Enfüsî mânâ da tarikat ve hakikat mertebelerinden olan kişinin kendi bünyesinde oluşturduğu bu hâlin yaşanmasıdır. Demiştik. Bu hususta şöyle bir fikir yürütebiliriz. Esfeli sâfilîn’e reddedilmiş olan yolcu sâlik. 

 Âdemiyyet mertebesinden (Venefahtü) yü yüklenerek ve Âdem-i mânâ’yı kendinde bularak aslına dönüş için yola çıkan yolcu sâlik irfan ehli tarafından kendine verilen zikir ve görevlerle yoluna devam etmeye başlar bu mertebe de, “Beyt-ül atik” zâhirde ve gönlünde tabii olarak vardır fakat hakikat-i itibari ile bilinmemektedir. Sadece sûreti itibari ile bilinmektedir. Sâlik yoluna devam ederken (Şitiyyet) “ataullah” mertebesinden geçer o mertebenin gereği olan ihsân-ı Cenâb-ı Hakk gerçek mürşid-i kâmil’ in elinden ve dilinden irşadı ile ihsân eder. Bu mertebeler nefs mertebeleridir. 

 “-14-İrfan mektebi” isimli kitabımızda özetle izah edildi, dileyen oralara da bakabilir. 

 Yine yoluna devam eden sâlik daha sonra İdrisiyyet mertebesinde “tedris” eğitimine devam eder, yine yola çıkar nihayet “Nûhiyyet” mertebesine ulaşır. Burası yolda çok mühim olan bir dönemeçtir. İlâh-î Celâl tecellisi ile “içi putlarla dolu olan hayâl-î beyt”i nin bu mertebede yıkılması lâzımdır. İşte bu hakikatin anlaşılıp gerçek gönül beyt’i nin yeniden yapılması için hayâli olan “beyt” in yıkılması lâzım gelmektedir.

 Kişinin kendi gücüyle yıkamadığı içi putlarla dolu olan “beyt-ül atik-eski ev” i ni, Cenâb-ı Hakk ona bir İlâh-î ihsân ve yardım olması bakımından Celâl tecellisi görünümünde “sel suyu” ile yıkılırken göğe kaldırmıştır. Aslında zâhiren bu hadise Celâl tecellisi gibi gözüküyor ise de, Celâl tecellisinden sonra gelen Cemâl tecellisidir. Bilindiği gibi “su” aynı zamanda “hayat ve ilimdir.” İşte bu hadise de kişinin kendi kendisine üstünden atamayacağı yani kolay kolay yıkamayacağı eski evinin içinde bulunan şartlanmış ve ön yargılı bilgilerininden-putlarından kurtulması mümkün olamadığından onu ancak bir ilâh-î sel suyu mânâ âlemine geçmesini, ortadan kalkmasını sağlamıştır ki daha sonra yerine gerçek mânâ da “beyt”in yenisi yapılsın. Bu hususlarda daha geniş bilgi (6 Peygamber Âdem a.s. ve Nûh a.s.) isimli kitaplarımızda mevcuttur dileyen oralara bakabilir.

 Biz yine yolumuza devam edelim. Mevzuumuz itibari ile zamanımız o zamandır Nûh (a.s) devrinden sonraki “necat” zamanıdır. Ancak yer yüzünde “beyt-ül atik-eski ev”in yeri bilinmez halde kaybolmuştur. Zâhirde böyle olduğu gibi bâtında da böyledir. Yâni kişinin beden mülkünde gerçek mânâ da İlâh-î tecellî nin zuhur mahalli o mertebe de bilinememektedir. 

 İşte bu mertebeye ulaşan sâlik-in burada ki durumu ve hâli böyledir. Ulaştığı ve yaşaması gereken gönül vadîsi burasıdır. Bu mertebede (İbrâhîmiyyet) kişinin Akl-ı küll-ünün hakikati içinde bulunan “tevhid-i ef’âl mertebesi”nin zuhur mahalli olan (Hullet ve İmâmet) idrâki mertebesidir. (İsmâîliyyet) ise o mertebeden doğan-meydana gelen gönül evlâdı “veled-i kâlb-î” olan 

(Allah işitir - bilir - Allah’a yükselen - çok bol) mânâlarında, “İsmâîl” olarak isimlendirilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi, bu mertebe “halktan Hakk’a” doğru olan ve ilk def’a gerçek mânâda kulun sözünün Hakk tarafından duyulan mertebesidir. Yani bu mertebede Cenâb-ı Hakk ef’al mertebesi itibari ile kulluk mertebesinden kendisi bu duasını yaptığını bilir, Hakk kulağı ile de işitir oldu. Bu halin bir aşama sonrası ise “kulun Hakk’ın sesini duymasıdır ki “mertebe-i Mûseviyyettir. 

 

 (Ve enehtartüke festemi’ limâ yûhâ)

20/13. “Ve ben seni seçtim, şimdi vahyolunacak şeyi dinle.”

 Bu ve benzeri Âyet-i Kerîmler hadiseyi açık olarak göstermektedirler. Yeri olmadığı için bu kadar hatırlatma ile bırakalım.

 Bu oluşumun, Hakikat-i Muhammed-î itibari ile ifadesi ise, zât-î hakikati yönünden namazlarımızda her rükûdan kalkarken söylenen (semiallah-u limen hamide) dir. “Ubudet” (Allah-ın fiilidir) hükmü ile kılınan “namaz” (Salât) ın o mertebesi itibariyle ifadesi, Abdin lisânından Hakk, kelâm sıfatıyla (semiallah-u) “Allah işitir” diye ifade etmesidir ve Hakk bu sefer (sem-i) itibariyle duyma-haberdar olma sıfatını ise zatına verir. İşittiği ise (Hamd)dır. Bu “Hamd” ise zat mertebesi itibariyle zâhirden bâtına, halktan Hakk’a olan Zât-ı İlâhînin kendi kendinden, kendine olan hamd-ı’dır. Bu hali de bu kadarla bırakarak yine yolumuza devam edelim. 

 Bilindiği gibi İbrâhîm (a.s.) ın hayat hikâyesinde ihtilâflı da olsa zor olan imtihanlarından biri de yukarıda belirtilen oğlunu (Kurb’an) etme hadisesidir. Bu kurb’anlık hadisesi ister “İshak” hakkında olsun ister “İsmâîl” hakkında olsun aynıdır yani “veled-i kâlb” hükmündedir. Burada ki kesilmesi gereken ise aslında “veled-i nefs” tir. Ve o gözden çıkarılmıştır ve o fiili işlemek için yapılan teşebbüs geçerli olup yerine koç gönderilmiştir. İşte bu hadise dolayısı ile “veled-i nefs” “veled-i kâlb”e dönüşmüştür. Bir bakıma Hızır (a.s.) ın öldürdüğü bu “veled-i nefs” tir. İşte aynı “veled-i kâlb” ile bu sefer yukarıda bahsedilen Âyet-i Kerîme ile de açık olarak belirtilen “Beyt-ül atiği yeniden inşa etme hadisesi ancak bu “veled-i kâlb” ile mümkün olabilecektir.

 Yukarıda bahsedilen Âyet-i kerîme’nin üç halinden

 Üçüncüsü ise marifet mertebesi itibarı ile âlemler düzeyinde “Hakikat-i Muhammediyye”nin idrak ve yaşantısını bu mertebesi yönünden bünyesinde bulmasıdır. Demiştik, şimdi bu hali anlamaya çalışalım. 

 Zât-ı Mutlak nüzülde, Â’ma’iyyet’inden, Ehadiyyet’ ine, oradan Vahidiyyet’ine, oradan Ulûhiyyet’ine, oradan Rahmâniyyet’ine, ki buradan bütün mânâlar âlemlere yayılmağa başlamıştır. Oradan yayılmaya başlayan mânâlar daha sonra Rububiyyet mertebesine nüzül ederek manevi ve lâtif birer kimlik almaya başladılar. Buradan da tenüzzül ile nihayet her varlık kendi mertebesi itibari ile âlem-i mülkte zuhur ederek fiziki birer kimlik sahibi olarak cihan sahnesinde yerlerini aldılar. Bu tenezzül varlıkların tenezzülü olduğu gibi aynı zamanda varlıkları içinde bulunduran âlemlerin de aynı şekilde tenezzülleridir. 

 İşte bu tenezzül, yani iniş ve yayılış, neticelendikten sonra, bu halin birde dönüşü olacaktır. Bu dönüşün ismi “uruc” yükselmedir. Âdemiyet mertebesi ve zamanında başlayan “uruc” yavaş, yavaş yükselme kaydederken, insânların yükselişi gibi âlemlerinde kendi mertebeleri düzeyinden mânâları itibari ile geriye doğru çekilmeleri yani yükselmeleri vardır. 

 İşte bu mertebe insân oğlunun “İbrâhîmiyyet” mertebesinde kendini bulması “hullet” giyinmesi gibi, aynı zamanda âlemlerin de bu “hullet” elbisesini tekrardan semâvat ve arzda giyme, giyinme mertebesidir, diyebiliriz. 

 Bu hali de kısaca böyle özetledikten sonra, yavaş, yavaş “Beyt-ül atik”in yeniden yapılışını seyre gidelim. 

 Yukarıda da belirtildiği gibi “beyt-ül atik-eski ev”in yeri bulunmuş temelleri ortaya çıkmış “kâide” duvarlarının ana dayanaklarının yapılması gerekiyordu. Şimdi o devreye gidelim veya o devreyi hayalen bu zamâna getirelim her ikiside olur aynı şeydir. Ortada sadece temelleri yapılı bir yapı vardır, bu temellerin üzerine tekrardan o zamanki hakikat-i üzere “Beyt-ül atik-beytullah”ın inşa edilmesi gerekiyordu, bu işe talip ve vazifeli görününen Baba” İbrâhîm” oğul “İsmâîl” vardır. Bunların mânâları yukarıda verilmiş idi. İşte ancak zâhir ve bâtın bu mânâlar tahakkuk etmez ise “beytullah’ın o mertebesi itibari ile inşasının gerçekleşmesi mümkün olamıyacaktır. 

 Evet etraf inşeat sahasıdır, duvar taşı olmasını bekleyen taşlar vardır bunlar yerlerine uygun hale getirilmektedir. Nihayet duvarlar yavaş, yavaş yükselmektedir. “Hatırla ki. İbrâhîm Beytullah'ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltiyor,” (idi)

 İşte yukarıda da bahsedilen Âyet-i Kerîme bu hali açık olarak ifade etmektedir. Duvarlar yükseldikçe boyları yetmemeye başlamışlardır, bu yüzden “İbrâhîm” usta ayaklarının altına yüksekçe bir taş koyup onun vasıtası ile duvarların seviyelerini daha da yukarılara doğru yükseltmektedirler. Ve bu arada, “şüphe yok ki sen işitensin ve bilensin, diyordu.” Diye dua ediyorlardı.

 Günler geceler böyle geçmekte nihayet “Beyt-ül atik-beytullah”ın yapımı o günün ve zamanının mertebesi itibari ile önde iki köşe iki mertebeli, bu mertebeler “Âdemiyyet” ve “İbrâhîmiyyet” olmak üzere, arkası oval bir yapı olarak tamamlanmış oluyordu. 

 Bu binâ ve mânâsı âlem şumul olduğu gibi bunun “yolcu-sâlik” teki karşılığı da aynı hâl ve mânâ içinde seyr etmesi lâzım gelmektedir. Bu mertebesi itibari ile “İbrâhîm” sâlik, aynı zamanda aklın o mertebede ki temsilcisi. “İsmâîl” ise “muhabbet ve kalbin evlâdı” dır. Salik’in “bedeni-arzı” (Mekke) “beyt-ül atik-beytullah” ın temelleri ile oturduğu yer ise (gönül-Bekke) dir. İşte bu mertebede bu yaşantıların oluşması lâzımdır ki, tabii bunlar ilmi mânâ da olacak yaşantılardır. Hakk yolunda tevhid anlayışında oldukça ileri bir yaşam mertebesidir. Cenâbı Hakk bu mertebenin yolcularına kolaylıklar ve muhabettler ihsân etsin İnşeallah. Amîn. 

 Bu özet izahlardan sonra tekrar yolumuza devam edelim. 









 (İz kâle İbrâhîmü rabbic’al heze beleden âminen verzuk ehlehu minssemerati men âmene minhüm billâhi vel yevmil âhiri kâle men kefere feümettiühü kalilen sümme eddarrahu ilâ azabinnâri ve bi’sel masiru) 

 2/126. “Şunu da zikret ki: İbrâhîm, Rabbim! Burasını 

bir emin belde kıl, ahalisini Allah'a ve âhiret gününe îman etmiş olanları da meyvelerden rızıklandır, demiştir. Allah Teâlâ da: Kâfir olanı da az bir müddet faydalandırırım, sonra da onu ateş azabına girmeye mecbur kılarım. Ne fena bir gidiş!.. diye buyurmuştur.”

 Buranın gerçekten (Emin) belde olması gereklidir, çünkü gelecekte orada “Muhammed-ül Emîn” zuhur edecektir. İşte bizimde gönlümüzde bu makam’ın hazırlanması lâzımdır ki. Gönül hacc’ı nın başlangıcı ve Hakikat-i Muhammediyye ye ulaştıracak yolun açılmış olması lâzım gelecektir. 





 (Ve ezzin finnâsi bilhaccı ye’tüke ricâlen ve alâ külli dâmirin ye’tîne min külli feccin amîk.) 

 22/27.” Ve insanlar arasında hacc’ı ilân et, sana yaya olarak ve her bir geniş, uzak yoldan gelen zayıf develer üzerine binmiş olarak geliversinler.”

 (Hacc’ı ilân et,) Görüldüğü gibi İnsânlık tarihinde böyle bir olay ilk def’a bu Âyet-i Kerîme ile İbrâhîm (a.s.) ma âmir bir hüküm olarak bildirilmiş ve böylece de genel olarak başlatılmıştır. İşte bu mertebe aynı zamanda gönül Hacc’ı nın da başlangıcı ve Tevhîd-i Ef’âl’in de gereğidir. Bu hale gelmeyen bir kimseye gönül Hacc’ı nın daveti yoktur çünkü bâtınen yaşadığı süre Hacc davetinden evvelki yaşanan hallerin süresidir, belki de Nuh tufanı süresi de olabilir. Ancak zahiren kişi hangi mertebesi itibariyle yaşarsa yaşasın ona da Hacc yolu açıktır ve yaptığı hacc’ı o mertebesi itibariyle zâhiren geçerlidir.

 (sana yaya olarak, gelsinler,) 

 Görüldüğü gibi (Beyt’e) gelsinler denilmiyor sana gelsinler deniliyor ki, çok mânîdar dır. Çünkü zâhir Beyt-i de gönül beytini de bâtının da kuran, yani her iki Beyt-i de hazırlayan kendisidir. Zâhir Beyt yerinde dururken, gezen Beyt ise, gelenlere bunların hakikatini anlatacak ve aktaracak olandır. Yaya olarak gelmek kişinin zâhiren yaptığı bedenî amelleri ile gelmesidir ayrıca lisanen yaptığı zikirleri iledir. 

 (geniş, uzak yoldan gelen) 

 Zâhiren, dünyanın her hangi bir yerinden, bâtınen ise, Âdem (a.s.) devresinden başlayan bir eğitim ile tevhid-i Ef’âl mertebesine ulaşılmasıdır. Bunların hepsi geniş ve uzak yollardır.

 (zayıf develer üzerine binmiş olarak) 

 Zâhiren zayıf develer’den kasıt, fakirliktir. Yani imkân darlığıdır, bilindiği gibi aslında orayı ziyaret edenlerin büyük çoğunluğu orta halli insânlardır. Bu yüzden develeri yani imkânları zayıftır, ancak Cenâb-ı Hakk onlara güç, gayret ve kolaylık vermektedir. Bu zayıf imkânlarla gelmektedirler. Develeri şişman olanların ise ağırlıkları fazla olduğundan daha baştan yola çıkamamaktadırlar. 

 Bâtınen ise, Sâlik’in devesi bedenidir ve zâten onu şişmanlatıp semirtmez ihtiyacı kadarını verir böylece nefsinin hizmetine girmesine müsaede etmez. Hareketlerinde daha rahatlık sağlar yol uzakta bile olsa onu yolundan etmez. Ayrıca onun nefsi de zayıflamıştır. Eğer kişinin nefsi zâten şişmansa bu yollara hiç çıkmasına izin vermez. 







 (Rabbenâ vec’alnâ müslimeyni leke ve min zürriyyetinâ ümmeten müslimeten leke ve erinâ menâsikenâ ve tüb aleynâ inneke entettevvabür rahîm.)

 2/128. “Ey Rabbimiz! Bir de bizleri sana iki ihlaslı müslüman kıl. Ve zürriyetimizden de senin için bir müslüman ümmet -vücude getir- Ve bizlere haccın usulünü göster, tövbelerimizi de kabul buyur. şüphe yok ki sen tevbeleri kabul edensin, merhametlisin diye de duada bulunuyordu.”

 Yukarıda görüldüğü gibi “ihlâs” ı kendilerine mâl etmiyorlar. Ve zürriyyetlerinden de İhlâslı Müslüman bir ümmet, ve o ümmete bir peygamber gerekeceğinden bu talebi dahi yapmış bulunuyorlar ki, bu dua kabul edilmiş, Peygamber Efendimizde bu duanın içine girmiştir. Bu dua, bizlere kadar ve daha sonralara kadar da uzanacaktır. Ve hakikat-i Muhammediyyenin tevhîd-i Ef’âl mertebesinden başlangıcıdır. 

 Ayrıca aynı hadiseler kendi varlığımızda ki gönül âlemimizde de faaliyete geçecektir.

 (bizlere haccın usûlünü göster,) 

 Beyt-ül Atik-Eski ev-Beytullah, varlık bulmuş iç ve dış mânâları itibarile faaliyete geçmiştir. Artık orası Tevhîd-i Ef’âl mertebesi itibari ile ziyaret edilecektir. İşte bu husus İnsânlık tarihinde ikinci def’a faaliyyete geçecektir. Bu hadise için de bir bilgi gerekmektedir, İbrâhîm (a.s.) işte bu bilgiyi taleb etmektedir. Cenâb-ı Hakk bu bilgiyi kendisine vermiştir. 

 Bunlar (1) İhram “niyyet ve telbiye” (2) Sonra tavaf, Kâ’be’nin etrafında dönmek. (3) Sonra sa’y, “Safa ve Merve arasında gidip gelmek. (4) sonra Arafat’ta vakfe, “yani orada bulunmak” (5) Daha sonra traş olmaktır. Bunların bilindiği gibi bâtın halleri de vardır, daha fazla uzamaması için bu kadarla yetinelim.

 (sen tevbeleri kabul edensin, merhametlisin)

 “Tevvâb” ve “Rahîm” (Lügat mânâları ile) 

 Tevvâb. (1) (Tevbe. den) Tevbe edenlerin tevbesini kabul eden Allah (C.C.). (2) Çok tevbe eden.

 Rahîm. (Rahmet. den) Rahmet edici, merhamet eyleyen. Rahm Muhafaza eden, bağışlayan. Rahmet ve merhamet sahibi, şefkat eden, gufran sahibi. (Kûr'ân-ı Kerîm'de bu isim 220 defa zikredilir.) (Rahm. dan) Rahmet edici, acıyan, merhamet eden.

 (1) (Rehm) Döl yatağı. Çocuğun, içinde yetiştiği ve dişi canlılara mahsus organ. 

 (2) Karabet, akrabalık. (Mânâlarına gelir.) 

 Bu esmâları da sadece lügat mânâları ile belirterek ve fazla uzatmamak için yolumuza devam edelim









 (Veiz cealnalbeyte mesebeten linnâsi ve emnen vettehızû min makâmi İbrâhîme musallâ ve ahidnâ ilâ İbrâhîme ve İsmâîle en tahhira beytî littâifîne vel âkifîne verrükke-issücûdi.)

 2/125. “Ve o vakit de hatırlayınız ki biz Beyti şerifi insânlar için bir sevap yeri ve bir eman yurdu kıldık. Siz de İbrâhîm'in makamından bir namaz yeri edininiz. Ve biz İbrâhîm'e ve İsmâîl'e kesin emir vermiştik ki: Benim beytimi tavaf edenler için ve orada mücavir bulunanlar için ve rükûa, secdeye varacaklar için tertemiz bulundurunu

 (Beyti şerifi insânlar için bir sevap yeri 

 “sevap” Lügat mânâsı ile: Doğruluk, Allah (c.c) tarafından mükâfatlandırılan hareket, hayırlı hareket, hayır işleme. Diye ifade edilmektedir.

 “sevap yeri” ise bunların işlendiği her mahaldir. Bilindiği gibi, (sevab) dinimizde şeriat mertebesinden’ dir. Şeriat-ı Muhammediyye de, (1) den (700) e kadar çıkmaktadır. Ayrıca yine Şeriat-ı Muhammediyye de, son şekli ile binâ edilen Kâ’be-i muazzama da kılınan (1) bir rek’at namazın, diğer yerlerde kılınan namazlara göre (100,000) yüzbin rek’at sevabı vardır. Bu sayı mescid-i Nebevî de (10,000) on bin, mescid’il Aksâ da ise bin, (1,000) rek’attir. 

 “beyt-ül atik” (eski ev) ki, daha henüz “Kâ’be” ismini almamış idi. “Mescid’il Aksâ” ise o da henüz daha inşa edilmediğine göre, o zamanda dünyanın en üst düzey ibadet yeri, “beyt-ül atik” (eski ev) idi, işte bu yüzden bizce, orada kılınan (bir) rek’at namazın sevabı diğer başka yerlerde kılınan namazlara göre, şeriat-ı İbrâhîm üzere muhtemelen (1,000) rek’at idi. Diğer sevablarıda bu hesaba göre sizler kıyaslayın.

 Eskiye göre olan kıyasla, Hakikat-i Muhammed-î üzere inşa edilen (4) köşeli (Kâ’be-i muazzama) da bu gün yapılan ibadetlerin savabının ne kadar verimli ve bereketli olduğunu anlamak zor olmayacaktır.

 İşte bu hususlar şeriat mertebesinden böyle olduğu gibi hakikat ve marifet mertebelerinden de geçerliliği vardır, bâtın-î mânâda ki kıyası böylece sizler de yapın. 

 (ve bir güven,emniyyet, eman yurdu kıldık.) 

 Bu dünyanın üstünde iki güvenli ve huzur veren yeri vardır, Çünkü orada “huzur” her an (hâzır) olan Hakk’ın ilâh-î tecellisi iledir. Kişiler bunları bilseler de bilmeseler de böyledir. Birisi zâhiri olan o günün mertebesi itibariyle “Beyt-ül Atik) diğeri ise “İbrâhîm” (a.s.) ın “Halîl” olan gönlüdür. Ondan sonraki devirlerde ise o devrin içinde bulunduğu mertebesi itibariyledir. Muhammediyyet mertebesinde ise bu husus zâhir ve bâtın kemâle ermiştir.

 (Tîn Sûresi 95/3) 

 (Hezel beledil emîn)

 “95/3. Ve bu emîn olan beldeye.” 

 Zât-ı Ulûhiyyet, mertebe-i muhammediyyet hakkı için bu beldeye ve gönül âlemine “kasem-yemin” etmektedir. Mertebe-i İbrâhîmiyye de ise sadece (eman yurdu kıldık.) Diye ifade edilmiştir ki arada çok büyük fark vardır.

 Zât-ı Mutlakın İlmi İlâhîsinde mevcud olan zât-î Hakikatlerinin meydana çıkması için mertebeleri itibari ile tenezzül ederek cisimler halinde ve özlerinde mânâlarını zuhura getirmiştir. İşte eski devirlerde “Beyt-ül atik” son devirde ise “Beytullah-Kâ’be-i muazzama” Vücûd-u mutlakın “Hüvvet-i itibari ile zuhura çıkmasıdır. İşte yukarıda ki ”eman ve yemin” Beytullah-ın bu hakikatinedir, yoksa taşlarına değildir. Cenâb-ı Hakk’ın yemin ettiği bir şey de kendinden başka bir şey yoktur. Çünkü yemin edilen şey en az yemin eden kadar değerli olmalıdır ki, değeri olsun, yoksa yemin edilen yemin edenden daha değersiz olursa o yeminin fazla değeri ve kıymeti olmaz, Cenâb-ı Hakk için de böyle bir şey söz konusu değildir. Eğer bir yerde yemin varsa onu iyi anlamak bizlere düşmektedir. Sûre-i Şerifin başında yemin edilen “İncir” de aynı şekildedir. Zâhiren incir yemişi bâtınen ise “vahdette kesret” anlayışı olarak bütün âlemleri kapsamaktadır. 

 İnsân-ı Kâmilin gönlü de dünyanın en emin yeridir kim onun içine girerse her şeyden emîn olur çünkü oranın sahibi Hakktır, gönle ve beyt-e giren kimse Hakk’ın evinin ehli olur ve orada ikâmet etmeye başlar oranın düzenini öğrendikten sonra da “Ehlûllah-Allah ehli” “zat ehli” olur. Âlemlerde bundan daha emin bir yer-belde yoktur. Bu hususta şöyle denmiştir. (Ya bir gönül ol, ya da bir gönüle gir.) Bunun dışında kalma hayal ve vehim vadîlerinde helâk olursun.

 (Beyt-ül Atik’ in Kâ’be-i Muazzama-Beyt-ül Ha ram)a döndürülmesinin evreleri’ni “Sûre-i Fetih” isminde ki kitabımızda belirtmiş idik, daha çok bilgi oradan bakılabilir. 

 “Siz de İbrâhîm'in makamından bir namaz yeri edininiz.”

 Bu Âyet-i Kerîme’nin ifade ettiği mânâyı çok iyi düşünmemiz lâzım gekmektedir. Görüldüğü gibi içinde “Makam-ı İbrâhîm” de namaz kılnız hükmü olduğu gibi açık olarakta ayrıca orada bir namaz yeri edininiz, yâni namaz yerine sahib olunuz orası da sizin, İbrâhîmiyyet mertebesi itibariyle makamınız olsun. Hükmünde sadece bir tavsiye değil, aynı zamanda bir emirdir. 

 Bu âlemde İlâh-î tecelliye mahal iki makam vardır bunların biri, “İnsân” şehrinde, gönül kâ’be’si, diğeri ise “Mekke” şehrinde, eski ismi ile “Beyt-ül Atik” daha sonraki ismi ile “Kâ’be-i Muazzama”dır. Bunların her ikisinde de iki makam mevcuttur hattâ bütün makamlar mevcuttur. Ancak İbrâhimiyyet zamanında ki “Beyt-ül Atik”te o zamana kadar gelen iki makam vardır biri “Beyt-ül Atik” in o zamanın tecelli mertebesi ile. hullet sahibi makam-ı “İbrâhîmiyyet” in tecelli yeri olan taş ve taşın bulunduğu yerdir. İşte ancak bu makâm-ı İbrâhîmiyyetten Hakk’ın zâtına yol vardır, buda (isr-gece yürümek”tir.

 İşte kişinin gönül âleminde , o zamanın mertebesi tecellisine göre İbrâhimiyyet “hullet-tahallül” hakikati nin yaşanması ve ona sahip olunması bâtınen orada “namaz yeri edinilmesi” dir ki kişinin şahsına aittir, çünkü kendi ürettiği “makâm-ı İbrâhîmiyyet-i” dir.

 Diğeri ise Âyet-i Kerîmenin bahsettiği. Devri İbrâhîmî de yaşanan “Beyt-ül Atik” içinde bulunan makâm-ı İbrâhîm de veya arkasında bir namaz vakti süresince o kadar “namaz yeri edinilmesi” dir. Orada ki sâhiplik süresi o kadardır, çünkü orda kişi misâfirdir, arkadan başka misafirler de gelecektir onlara yer açmak için orası fazla meşgul edilmemesi gerekmek tedir. 

 “Beyt-ül Atik” in “Kâ’be-i Muazzama” ya dönüşmesin den sonra ise gerek gönül kâ’be’si gerek orasının hükümleri tamamen değişmiş ve bütün mertebeleri “Hakikat-i Muhammed-î” hükmüyle bünyesinde toplamıştır. 

 “Benim beytimi tavaf edenler için” 

 Bilindiği gibi yedi “şavt” yâni beyt’in etrafında, Hacer-ul esved’in köşesinden başlayarak tekrar orada tamamlanan yedi dönüştür, buna ise bir tavaf denmek tedir. (benim beytimi) demek zâtımın “tavafı” demektir. Bu tavafın değişik mertebelerden değişik mânâlarda tatbikat-ı vardır. O gün itibari ile İbrâhîmiyyet merte-besinden yapılan tavaf “Esmâ-Hullet” mertebesinden olan tavaf’tır. Muhammediyyet mertebesinin zat-î tavafına benzemez. 

 “ve orada mücavir bulunanlar için” 

 Mücavir, civarda-yakında kalanlar demektir. Uzaktan gelen Hacc ve Umre misâfirlerinin kaldıklar yerlerden Beyt’e daha kolay ulaşabilmeleri için oldukça yakın yerlerde kalmak istemektedirler. Bu yüzden onlara mücavir denir. Gerçi yakın muhitlerde devamlı oturanlar da mücavir sayılır ancak mukimdirler Âyet-i Kerîme dışardan gelenler için bahsetmektedir. 

 “Ve rükûa, secdeye varacaklar için tertemiz bulundurunuz.”

 Rükû ve secde, İbrâhîmiyyet mertebesi itibari ile Esmâ-Hullet mertebsindendir. Muhammediyyet mertebesinin fenâ ve bakâ hallerine benzemez. İşte ziyarete gelenlerin bütün bu görevlerini hakkıyla yapabilmeleri için “Beyt’i mi” temiz tutun diye ikaz edilmişlerdir. Onlar da ellerinden geleni yapmışlardır. Zâhir de böyle olduğu gibi bâtında da böyledir. Aynı şekilde gönül beytinin de temiz tutulması lâzım gelmektedir. Çünkü oranın tek hatırlı bir misâfir ve ziyaretçisi vardır o da Hakk’ın kendisidir. 

 Muhammediyyet mertebesinde ise gönül, (Arşı Rahmân) dır. Zât ve sıfat mertebeleri itibari ile “Arş” Esmâ ve ef’âl mertebeleri itibari ile “Kürsî” dir. Bunların mutlaka temiz tutulması yâni oraya benlik ve beşeriyyet duyguları girmemelidir. Bu hususta benzer diğer bir Âyet-i Kerîme’ye de göz atalım. 







 (Fîhi Âyâtün beyyinâtün makâm’ü İbrâhîme ve men dahelehü kâne âminen ve lillâhi alennâsi hiccülbeyti menistetaa ileyhi sebîlen ve men kefera fe innellahe ganiyyün anil âlemîn.)

 3/97. “Onda açık alâmetler, İbrâhîm'in makâmı vardır. Ve her kim ona girerse emin olur. Ve onun yoluna gücü yeten kimseler üzerine de o beyti hacc etmek Allah Teâlâ için bir haktır. Ve her kim inkâr ederse şüphe yok ki, Allah Teâlâ bütün âlemlerden ganîdir.” 

 görüldüğü gibi bu Âyet-i Kerîme de, diğer Âyet-i Kerîme’nin bir benzeridir ancak bura da çok mühim bir ifâde daha vardır.

 “beyti hacc etmek Allah Teâlâ için bir haktır.” 

 Bu ifâdenin ise, üzerinde çok durulmalıdır. Allah’ın Hakk’ı demek bunun mutlaka ödenmesi demektir. İşte bu yüzden, zâten Hacc farz olmuştur. Aslında her farz Allah’ın hakkıdır. Yâni belirlenen şartlar altında kulun kulluk borcudur. Zâten bunlar açık olarak belirtilmiştir. Ancak bu husus klâsik mânâ da hemen söylenip geçilecek bir mes’ele değildir. Allah’a olan borçlar her mertebe de olan kişilere göre değişik anlayışlar ve bu anlayışlara göre de tatbikatları gerekmektedir.

 Şöyle ki, şeriat mertebesinde olanın bunları tatbik edişi fiil olarak aynı olsa bile, anlayış olarak başkadır. Tarikat mertebesi de öyledir. Hakikat ve Marîfet mertebeleride öyledir. O halde yerine göre bunların hepsi ile amel etmek gerekir. Ancak bunun içinde irfaniyyet gerekir. İşte kişi hangi mertebenin anlayış ve idraki içinde yaşıyor ise yaptığı fiilleri o mertebe itibari ile değerlendirilir. 

 Bu mertebelerin hepsini ayrı, ayrı yazmağa fazla zamânımız olmadığından, hakikatleri yönünden anlama ya çalışalım. Birde şöyle bilelim ki; 

 Farzlar, Allah’ın Zât-î hakk-ı, bizimde zâtımızı ilgilendiren zât-î borçlarımızdır. 

 Sünnetler ise, Peygamberimizin Sıfât-î hakk-ı, bizim de sıfatlarımızı ilgelendirilen Sıfât-î borçlarımızdır. 

 Hâl böyle olunca bu borçların, kişi hangi mertebede bulunuyor ise o mertebeden bunların mutlaka o ibâdet tatbikatlerı yapılarak ödenmesi gerekmektedir, aksi halde büyük bir borç yükü ile âhirete gidilecektir. 

 Farz olan ibâdetler, Rûh yönüyle, sünnet olan ibâdetler ise Nûr yönüyle yapılan ibâdetlerdir.Bunların farkında olmayan ibâdet ehli ise fiillerini beden yönüyle yapmaktadır. 

 “beyti hacc etmek Allah Teâlâ için bir haktır.” 

 Hacc’ın ve umrenin edâ edilmesi, Allah’a (c.c.) ve Peygamberine olan borcun ödenmesidir. Daha başka yerlerde de belirttiğimiz gibi. Hacc. “Hakikat-i İlâhiyye de cemâlûllah-ı seyr.” Umre ise hakikat-i İlâhiyye de Hakikat-i Muhammediyye yi seyr” dir. 

 Aslında genel anlamda “borç ve hak” olarak ifâde edilen husus, Zâtından, Zâtına olan yolculuğudur. 

 (İnsân-ı Kâmil, Hakikat-i İlâhiyye üzere mahlâktur, ve sûret-i Rûhiyyesi ve cismâniyesinin cümlesi Allah ismi Câmî-i’nin gölgesidir.) Diye ifâde edilmiştir. 

 Bu yolculuk “Hacc ve Umre” olarak İsimlendirilmiş tir, her merteben bir çok ifâdeleri vardır, bâtında Allah-ın zât-ı olan Hakikat-i ilâhiyye yi, zâhirde olan hakikat-i İlâhiyye üzere, zâhirde mahlûk olan İnsân-ı Kâmil-in ziyâretidir. BU ziyâret işte bu yüzden farzdır, çünkü bütün bu âlemler İnsân-ı Kâmil için halkedilmiş, İnsân-ı Kâmil ise hakkın bütün vasıflarıyla techiz edilerek Hakk’a ayna olmak üzere zuhura çıkartılmıştır, işte Hakk bütün bunları zât-î zuhuru olan, “yere göğe” yüklemediği emânetini, İnsân-ı Kâmiline yüklediği için bu yükün de kendisi olduğu için, işte bu yükle yâni kendi hakikatiyle zâhiren, bâtınını ziyâret ve bâtınına ayna etmiş olmaktadır. Böylece Hacc ve Umreye gelenlerden zâtınını seyretmektedir.

 Buda iki türlüdür biri bilinen sûrî yolculuktur diğeri ve aslî olan ise bir ömür boyu sürecek olan gerçek seyr-ü sülûk neticesinde oluşacak olan fenâ ve bakâ mertebeleri içinde zâtına ulaşmaktır. İşte bu Bâtın-î Hacc’tır ve Cenâb-ı Hakk’ın istediği hak, budur yâni dünya ya gönderği ve kendine zât-î zuhurunu emânet ettiği İnsân-ı kâmilinin yollarda oyalanmayıp tekrar kendine yâni aslına dönmesini istemesidir. 

 “Ve her kim inkâr ederse” 

 Bu hakikatleri her kim inkâr ederse mes’ûliyyet-i kendine aittir ve neler kaybettiğinin farkında da değildir. 

 “şüphe yok ki, Allah Teâlâ bütün âlemlerden ganîdir.” 

 Zât-ı mutlak ifâdesiyle Allah-u Teâlâ bütün âlemlerden ganîdir bu mertebe ise “tenzîh-i kadîm” “mutlak tenzîh” tir, diğer tenzîhler ise mukayyet-kayıtlı tenzîhlerir ki, tenzîh edenin mertebesi ve idrakine göredir. Yukarı da bahsedilen haller ise Zât-ı mutlağın, Zât-ı mukayyet hükümleri içinde oluşan Zât-î yaşam halleridir. 

 Bu halleri de böylece özetle ifâde ettikten sonra yolumuza devam edelim.





 (Kad kânet leküm üsvetün hasenetün fî İbrâhîme vellezîne meahu)

 60/4. “Muhakkak ki: Sizin için İbrâhîm'de ve onunla beraber olanlarda bir güzel örnek vardır.” 

 Görüldüğü gibi İbrâhîm (a.s.) ve onun anlayışında olanların hallerinin güzel bir örnek olduğu ifâde edilmektedir. Bu güzel haller yukarıdan beri ifâde edilmeye çalışılan mertebe-i İbrâhîmiyyet’in özellikleridir. Seyr-u sülûk yolunda olanlar için bu hususların mutlaka göz önünde bulundurulması lâzımdır.





 (İnne İbrâhîme kâne ümmeten kâniten lillâhi hanîfen velem yekü minel müşrikîne)

 16/120. “Muhakkak ki İbrâhîm, -başlıca- bir ümmet idi. Allah'a itaat ediyordu, batıldan uzak idi ve müşriklerden olmuş değildi.” 

 İbrâhîm (a.s.) ın şahsında, “İbrâhîmiyyet mertebesinin” hakikatleri anlatılmaktadır. Bunlardan biri de kendinin tek görünse de, aslında “bir ümmet” olduğu açık olarak belirtilmektedir. “Ümm” “ana” demek olduğundan bu hakikatların anası, ve anası olduğundan da, aynı zamanda doğuş yeridir. Ve insânlık seyrinde bu hakikatlar ilk olarak “mânâ-ı İbrâhîmiyye” de zuhura çıkmıştır. Bir sâlik’inde seyrinde bu idraklere ulaşması gerekmektedir. Ayrıca bu mertebe tevhid mertebelerine geçmekte bir inkılâbtır. 

 Bu mertebe de ümmet’in oluşması “Hullet-tahallül” hakikatinin faaliyete geçmesidir. Bütün esmâ-i İlâhiyyeyi bünyesinde toplamış ve faaliyete geçirmiş olan bu mertebe de her bir Esmâ-i İlâhiye bir varlık-kimlik oluşturmaktadır, işte bunların her birerleri özel bir kimlik ile faaliyette olduklarından esmâ-i İlâhiye ümmetinin bir ferdidir. İşte bu Esmâ fertleri o mertebenin Allah ismi câmi-i İmamlığında ümmetini oluştururlar. İşte yine bu yüzden ilk İmâmet mertebesi bu makamda ortaya çıkmıştır. 

 Bu hakikat-i idrak etmiş olan kimse, yalnız başına namazını kılsa dahi arkasında bâtının da kendisinin esmâ-i ilâhiye ümmet-i olduğundan onlar da cemaatı olduğundan o namaz cemaatle kılınan namaz olmuş olur. Ancak bu mertebe sadece “Esmâ” cemaatidir zamanının en üst idrak yaşantısıdır. Yeri gelmişken küçük bir hususu da özetle belirtmek yerinde olacaktır. 

 Şeriat-ı Muhammediyye de, fiziki cemaatle namaz kılmak (27) derece savap kazandırmaktadır. Bu mertebe Kûr’ân-ı Kerîm’de belirtilen yirmiyedinci Peygamber iseviyyet mertebesidir. Bu mertebe ise fenâfillâh mertebesidir. Yâni imama uymuş olan cemaat imama tabi olduğundan “fâni-i fil imam-imamda fâni” olduklarından ona uymak zorunda kaldıklarından kendi başlarına bir hareket yapamazlar çünkü imam da fâni hükmündedirler. Bu durumda İmam Muhammediyyet mertebesi, cemaat ise iseviyyet mertebesinde kâimdirler. Ancak bu oluşumların islâm dışı o kimseler ile alâsı yoktur bu mertebeler İslâmın belirttiği kurallar içinde geçerli olan hakikatlerdir. Zâhiren bile olsa diğer cemaatların yaptıkları ibadetleri veya amelleri ancak islâmi bir imama tabi olmak suretiyle geçerli olabileceği anlaşılmaktadır. 

 Eğer cemaat ve başındaki imam, bu hakikatlerin ve kendi hakikatlerinin farkında değilde gaflet ehli iseler bu namazlar sadece sûri olup savap kazandırır, Mi’rac ehli yapmaz. Ancak, bir Ârif kendi başına zahiren yalnız gibi gözüken bir namaz eda ediyor ise de, işte onun namazı (28) dereceli olan hakikat-i Muhammed-î namazıdır, ve aynı zamanda cemaatle kılınan namazdır, çünkü onun cemaatı İbrâhîmiyyet mertebesinde oluşan esmâ mertebesine ilâveten sıfat mertebesinin de cemaat-ı onun arkasındadır. Çünkü İnsân-ı kâmil Hakk’ın zâtının yâni (Allah) ismi câmiinin temsilcisi olarak “Kıbleye-Hakk’ın Zâtına” dönerek vechini teslim etmiştir. İşte ancak onlara zât-î ihsan-cemâl-i İlâh-înin keşfi ve müşahedesi açılmış olur. Çünkü İnsân-ı Kâmil hakikat-i İlâhiye üzerine mahlûk ve sûret-i rûhiyyesi ve cismâniyyesi Allah ismi câmi-i nin gölgesidir, denmiştir. Bu hususun daha iyi anlaşılabilinmesi için özel bir eğitim gerekmektedir.

 “Allah'a itaat ediyordu,” 

 Bir hadîs’te (Kim ki, Allah’a itaat ederse Allah’ta ona her şeyi itaat ettirir) hükmü bildirilmiştir. İşte o mertebede de İbrâhîm (a.s.) isimleri ve sıfatları yönüyle değil, “Hakk’a” Allah ismi zâtisi yönünden itaat ve ibadet ediyordu. Bu anlayış içerisinde olduğundan, yukarıda bahsedilen (ibtilâ-imtihan) olduğu kelimelerin zuhur mânâları ona bir şey yapamadı, “ateşin yakamayışı” gibi, çünkü o Allah-ın (c.c.) zâtına itaat ettiğinden, isimlerin zuhurları olan eşya da ona itaat etmişti.

 “batıldan uzak idi ve müşriklerden olmuş değildi.” 

 Batıl, nefs ve hevânın ürettiği asılsız hükümlerdir. Putlara tapılması gibi. İbrâhîm (a.s.) Hakk’ın Zâtına yöneldiğinden ve daha başlarda kendi nefsinden her hangi bir şey uygulamadan, tamamen ilhâm-î hareket ettiğinden, bâtıldan uzak kaldı. Müşriklerden olmayışı ise “Esmâ-i İlâhiye” yi bir bütün olarak “tahallül-halil” etmesi giyinmesidir. Şirk aslında zâhir ve bâtın olmak üzere iki türlüdür. Biri zâhir de görülen madde âleminde “put” ismi verilen sûretlere ibadet edilmesi. Diğer bâtın olanı ise Esmâ-i İlâhiyyesinin bir bütün halinde kabulü ve bölünmemesidir. “Şirk esmâ-i İlâhiye yi bölmektir,” denmiştir. Özetle bu şu demektir. 

 İrfâniyyet yönünden bakıldığında bütün âlemdeki zuhur mertebeleri Hakk’ın bir isminin mânâsının faaliyete geçtiği yerlerdir, anlayışı içinde bakıldığında bazı zuhur yerlerinin yanlış ve eksik olduğunu gördüğümüzde, o zuhuru ortaya getiren “esmâ” yı bu yönden kabul etmediğimizden onu farkında olmadan “Esmâlar” bütününün dışında bırakmış oluruz, işte o dışarıda bıraktığımız zuhuru hakkın dışına itmiş oluruz, bu âlemde hakk’ın dışında her hangi bir şey olayamayacağından, o halde o ayrı gördüğümüz zuhura bir kimlik ve mensubiyyet vermemiz, gerekecektir bu mensubiyette ancak kendi başına bir ilâh olması gerekecektir. 

 İşte bu yüzden varlık âleminde her hangi bir şeyi ayrı görmek “Esma-i İlâhiye yi bölmek olacağından, böyle bir şey de, bâtınen şirk hükmünde dir. Bu anlayış zâhir itibariyle suç unsuru sayılmaya bilir, ancak bu anlayışta olan kimse ebediyyen irfan ehli ve kendini bilen olamaz. O halde hayatımız daha henüz elimizde iken islâm’a ve kendimize bakışımızı gerçekten incelemeli ve bulabilirsek eksikliklerimizi vaktiyle düzeltmeliyiz. Zîra gerçekten bu hayat çok hızlı olarak herkesi kendi son gününe sür’atle götürmektedir akıbetimizden Hakk’ın Rahmâniyyet’i ne sığınırız. 



 (Ve teraknâ aleyhi fil âharîne)

 37/108. ‘Ve sonrakilerin arasında O'na karşı-iyi bir nam" bıraktık.” 

 Yukarıdan beri ifade edilen İbrâhîmiyyet mertebesinin hakikatlerini, sonra gelecekler üzerine bir verese-miras bıraktık, kim bu ilmî mertebe mirasından faydalanır ise, bu şekilde ona dua edceğinden iyi bir nam olmuş olacaktır. Bu yolun yolcuları hepimiz o na, dolayısı ile o mertebenin mânâsına, ve o mertebenin mânâsının da hakikat-i olan, Hakikat-i Muhammediyye ye ye ve onunda hakikat-i olan, Allah’ın zâtına ebediyyen şükranlarımızı sunarız.



(Kezâlike neczil muhsinîn)

37/110. “İşte iyileri böylece mükâfatlandırırız.” 

 Mealde iyiler, diye geçen aslında “Muhsin” ifadesi ile belirtilen kimselerin durumu çok değişiktir. “Muhsin” ihsân edilmiş demektir. İhsân ise iki türlüdür. Biri maddi mânâ da ihsân da bulunmak diğeri ise, Mânevi mânâ da ihsân da bulunmaktır. Burada ise İbrâhîmiyyet mertebesi bakımından olan mânevi ihsândır ki, İbrâhîmiyyet mertebesinde olan bütün hakikatlerin taleb edene çalışmaları ve gayreti neticesinde verilmesidir. Bu yolun ve ihsân-ın kemâli Muhammediyyet ve orada oluşan İlâh-î müşahedelerdir.



 (İnnehü min ibâdinal mü’minîne)

 37/111. “şüphe yok ki, o mü’min olan kullarımız dandır.” 

 Kendisi, daha evvelce “ben müşriklerden değilim.” diye dua etmişti, (6/79) işte bu yüzden o nun mü’minliği böylece tasdik edilmiş olmakta idi. Ondan daha evvelce de mü’minler vardı, fakat onun bu mertebesinin “Hanif ve Halil” lik, (Tevhîd-i ef’âl) özellikleri itibariyle mü’minlerin evveli olmuştur. İşte bu mertebe ilk def’a Hakikat-i İbrâhîmiyye ile faaliyete geçmiş, oradan bize Kûr’ân-ı Kerîm ve onun da sözcüsü olan Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz tarafından bildirilmiştir. Şükründen aciziz. Bütün bu bilgilerin bu günlere kadar gelmesine vesile olan zâhir bâtın bütün Ulâmayı kirâm hazarâtının ve ehli İrfanın, cümlesinin ruhlarını yüceltmesini Rabb’ı mızdan niyaz ederiz. Ve ayrıca İbrâhîm (a.s.) ve Yakub (a.s.) da, sırada belirtilen duâyı çocuklarına yapmış olduğu dua ile şimdilik bu kitabımızı da bitermiş olalım. Cenâb-ı Hakk okuma zahmetine katlanan bütün okuyucularımızın en iyi bir şekilde faydalanmarını nâsib etsin İnşeallah.







 (Ve vassa bihâ İbrâhîmü benîhi ve yağkub yâ beniyye inellahestafâ lekümüddîne felâ temü tünne illâ ve entüm müslimüne) 

 2/132. “Ve bunu -dinini- İbrâhîm de oğullarına vasiyette bulundu, Yakup da. -Her biri dedi ki- Oğullarım; şüphe yok ki Allah Teâlâ sizin için İslâm dinini seçti. Binaenaleyh siz ölmeyiniz, ancak müslüman olduğunuz halde ölünüz.”

 İşte bu Âyet-i Kerîme bu gün dahî her birerlerimize hitap ve İslâm dininin acabâ hangi mertebesinde olduğumuzu onu gerçek bâtınî hükümleriyle anlayabilmemizin gerekli olduğunu ikaz etmektedir. Gereğini hepimizin kendi menfeatlerimiz bakımından yerine getirmemiz cidden icab etmektedir. 

 Hatırasına binaen tahiyyatta okuduğumuz salâvatlarımız ile bu kitabımızı da şimdilik neticelen direlim İnşeallah. 

 Gayret bizden muvaffakiyyet Hakk’tandır.

 Allah Hakk söyler hakikat-i söyler. 

------------------- 

Not: (2009) Umrede yazılan Beytullah hakkında ki ikinci bölüm.

Bismillâhirrâhmânirrahîm:

 Fethin hakikat-i hakkında bir başka yönden daha tefekkür ufkumuzu genişletmeğe çalışalım. 

 Aslında Mekke’nin fethi’nin başlangıcı, Peygamber Efendimizin gençliğinde yapılan Beytullah’ın tamirine kadar dayanır. Hadiseyi bilirsiniz, Beyt-ullah’ın Kureyş tarafından tamir edilmesi söz konusu olunca, eski viranlamış olan “Beyt-ullah-Bety-ül atik” yıkılmıştı yerine yenisi yapılacaktı, fakat ellerindeki malzemenin yetersiz olacağı düşüncesiyle, beytullah’ın ölçülerini küçültmeğe karar verdiler. Ve bu günkü ölçüleri içinde yeniden inşa etmeye başladılar. 

 Bu sefer ki, inşa hali çok büyük bir oluşumun başlangıcı idi. Âdem (a.s.) dan Nuh tufanına kadar ve yeniden aynı temeller üzerine İbrâhîm ve İsmâil (a.s.) ların inşa ettikleri “Beyt-ullah-beyt-ül atik” bu inşasına kadar aynı şekilde idi. Yani önde iki köşesi ve arkası oval biçiminde bir yapı idi. Ancak bu seferki tamir sırasında ilk def’a buna uyulmayıp, malzeme yetersizliği düşüncesiyle “Beyt-ullah” ın ölçülerini azaltmak zorunda kaldıklarını (zan) ettiler. İşte bu husus kendilerine Hakk tarafından verilen bir düşünce idi ve nefislerine de uygun geldi. Eğer bu yüzden yakın gelecekte başlarına geleceği tahmin edebilseydiler “Beyt-ullah”ı mutlaka gene eski hali üzere yeniden inşa ederlerdi. 

 Çünkü, “Beyt-ullah” Allah-ın Evinde dünya üstünde yakında oluşmaya başlayacak büyük “tefekkür inklâbı” na hazırlık yapılmakta idi. O tarihten yaklaşık iki bin küsûr sene evvel, o günün imkânsızlıkları içinde, İbrâhîm (a.s.) oğlu İsmâil ile aynı ölçülerinde eski temelleri üzerine yeniden kurabilmişlerse, aradan geçen binlerce seneden sonra, Kureyş’in o zengin şaşaalı devrinde bir “Bey-ullah” değil benzeri bir çok yapıyı yapacak kudret ve imkânları var idi. Ancak bu hususu Cenâb-ı Hakk onlara kapalı bıraktı. Onlarında bu durum nefislerine de uygun geldiğinden, “Beyt-ullah”ı bu günkü ölçüleri içerisinde açık ve kapalı olmak üzere iki bölümde yenilemeye karar verip inşaatına başladılar. 

 Duvarları yavaş yavaş yükselen “Beyt-ullah” ın yükseklik ölçüleri “hacer-ul esved” in koyulacağı yere gelince, Hacerul esved-i yerine koymak aralarında ihtilâf konusu oldu. Az daha savaşa başlayacaklar idi, çünkü her kabile o şerefe nail olabilmeleri için Hacer-ul esved-i kendileri yerine koymak istiyorlar idi. Buna bir çare bulmak için hakem usulüne baş vurmağa karar verdiler ve bu tarafa gelecek ilk kişinin hakem olmasına ittifakla karar verdiler. 

 Az bir müddet sonra bekledikleri istikametten “Muhammed-ül Emîn” gelmekte idi. Tamam zaten bu emin bir kimse olduğundan vereceği karar uyarız dediler ve hemen hadiseyi anlattılar. Emin Muhammed onlardan bir örtü istedi Hacer-ul esved-in üzerine konmasını da istedi ve sonra bütün kabile reislerinin o örtünün bir ucundan tutmalarını söyledi ve böylece hacer-ul esved yerine doğru kaldırıldı, daha sonra Muhammed-ül Emîn Hacer-ul esved-i yerine koydu, böylece ihtilâf halledilmiş “Beyt-ullah-Beyt-ul atik” yeni düzenlenmiş haliyle yeni fetih’lere malolacak şekilde zâhiren hazırlanmış idi. 

 İşte bu hadise de İnsanlık tefekkür ve yöneliş tarihinde “Zât-î” tecelli mertebesinin zuhurunun yer yüzüne ve âlemlere inmeye başlayacağı hakkında kesin delil, müthiş bir feth ve nüzül başlangıcı hadisesidir. Şuraya dikkat edelim ki, “Kâ’be” diye belirttiğimiz isim, Beytullah’a o Kureyş’in yenilemesinden sonra verildi. Yani yeni haliyle (kûb) şekline benzediğinden ve kare görünümün de olduğundan, “Beyt-ullah”a (Kâ’be) denmeye başlandı. Yani (Kâ’be) ismi “Beyt-ullah”a baştan itibaren değil, Kureyş’in yapısından sonra verilmiştir. İnsânlar bu ismin daha evvelce de var olduğunu zannetmektedirler. Evet bu değişimin hikmeti daha sonra anlaşılacaktır. 

 Yenilenme inşeatı bitmiş, yaklaşık zeminde arka tarafta üç metrelik bir alan (Hicr) ismiyle ve yanları (Hatim) ismiyle çevrilen (1,25) metre kadar yüksekliği olan duvarın içinde ki, alan kapanmadan, üstü açık yarım ay şeklinde olan bölüm dışarıda kalmış, böylece köşeler dört’e yükselmiş idi ki, bu görünüm, (Kâ’be) nin yakın geleceğinin, bâtın-î zât-î oluşumunun başlangıcı ve habercisi idi. Ancak şu anda yeniden içi putlarla doldurulmuş idi. 

 Muhammed-ül Emîn-e Ikra’ gecesi Cibril-i Emîn Nübüvvet ve Risâlet-i getirince, “Muhammed-ül Emîn” (Hz. Muhammed, s.a.v.) vasfını aldı. Dünya, İmân ve tefekkür tarihinde, “Beyt-ullah-Beyt-ül atik” in (Kâ’be) ye intikali-döndürülmesi ile zât-î tecellinin artık yer yüzüne “nüzül-inme” zamanının geldiğini belirten çok büyük bir inkılâbın başlangıcıdır. Ancak müşrikler bunun farkında değillerdi, eğer olsalardı, Beyt-ül Atiği hiç tamir etmezler veya olduğu gibi eski hali üzere inşa ederlerdi.

 Evet dünya tefekkür tarihinin zât-î manâda diğer mühim oluşumu ise belirttiğimiz gibi (Ikra’) gecesidir. Bu iki mühim hadisenin birbirine bu kadar yakın olması görüldüğü gibi tesadüfî değil ilâhî bir sistemin tatbikat seyridir. Dünya tefekkür tarihinin en geniş menâda ki, üç üncü hadisesi ise Mi’râc gecesi ve o gece de oluşan müthiş hakikatlerin insânlık âlemine Hz. Muhammed aleyhisselâmın şahsında sunulmasıdır. 

 O gece Hz. Muhammed (s.a.v.) kendinde bulunan “Hakikat-i Muhammed-î” sonsuzluğunu idrak edip “Âyet-el Kübra” yı okuyarak ve müşahede ederek kendi varlık ve vechini gereği gibi idrak ve şuur etmiş ve hiç bir beşere nasib olmayacak şekilde Rabb-ı nı da müşahede ederek, (Men reânî fekad reel Hakk) yani “Beni gören Hakk-ı görmüştür” terkibinde şaheser bir ifadeyle kendi hakikatini de bizlere açık olarak bildirmiştir. 

 Mi’râc gecesi oluşan, çok mühim hadiselerden birisi de bilindiği gibi beş vakit namazın farz olmasıdır. Namaz bir yere-istikamete, yönelmek sûreti ile ifa edileceğine göre, acaba! Müslümanlar nereye dönerek namaz kılacaklardı? Mekke de olmaları dolayısı ile (beyt-ül atik) yeni ismi ile (Kâ’be) ye dönmeleri gerekiyor idi. Ancak içi daha henüz putlarla dolu olduğundan oraya doğru olan secde, putlara olacağından. Putperestliğin kabulü anlamına gelecek bu uygulamanın yapılması elbette ki, mümkün değil idi. O halde yeryüzü’nün diğer bir Kûds-î bölgesi olan, (Kûds-i) şerife doğru geçici bir istikamet tayini yapılıp oraya dönülmeliydi. Ve Müslümanlar namazlarını oraya dönerek kılmağa başladılar. 

 Peygamberimiz Kâ’be ve çevresinde namaz kılacağı vakit, Kâ’be’yi karşısına, onun arkasına da Kûds-i şerifi alır öyle namaz kılardı. Ancak hicret hadisesinden sonra öyle olamadı, çünkü istikamet değişmiş olduğundan, bu tür uygulama da mümkün olamadığın dan, hicretten on altı ay sonraya kadar bu uygulama böyle devam etti. Yani Müslümanların da kıblesi Kûdüs Mescid-il Aksa olmuş idi. Çünkü burada daha henüz “Esmâ ve sıfat” tecellileri var idi. Şimdi iki hususa dikkat çekmemiz gerekiyor.

 Birinci husus. (96/1) “Rabb-ı nın ismi ile oku” Yani, (Rububiyyet mertebesinden başlayarak oku) demektir. Rububiyyet Rabb’lık mertebesi ise, mertebe-i Museviyyet’tir. Ve aynı zamanda “Esmâ-İsimler” merte besi’dir. 

 İkinci husus. İse namazların bu mertebeye doğru yönelinerek kılınmasıdır. Çünkü o tarihlerde Muhammediyyet-in kaynağı olan zât-î tecelli daha henüz dünya semâsında olup yer yüzüne inmediğinden, yer yüzünde en yüksek tecelli Esmâ ve sıfat tecellisi olduğundan, onlarında zuhur ve tecelli yeri Kûds-ü şerif olduğundan namazların o yöne doğru kılnması gerekiyor idi ve öyle oldu. 

 İslâmın başkangıcında bu iki husus çok mühimdir. Bunlardan anlaşılması gereken ikaz ve husus, gerçek manâ da, mü’min olabilmek için faaliyyet-e (Esmâ) mertebesinden başlamanın zorunluluğudur. Eğer kişi daha ileri derecede bir eğitim almak istiyorsa o zaman dahada geriye gidip, Hakikat-i Âdemiyyenin eğitimini alarak, hayal cennetinden Âdem-i manâyı beden arzına indirmesi, ve (15/29) “ona rûhumdan üfledim” in hakikatini yaşaması gerekecektir.

 Bu eğitim tabi i ki; İslâm-î eğitimin içinde ki, mertebelerin eğiticisi ve ehli tarafından kontrollu olarak yapılacak bir eğitim içerisinde yaşanarak gerçekleştirile-cektir. Sadece kelâm-î değil hal-î dir. Aksi halde kişi hayal ve vehminde kalarak, olmayan şeyleri kendinde var gibi zannederek farkında bile olmadan vaktini harcamış olacaktır. 

 Evet Müslümanlar, Medîne-i Münevvere’de namazlarını on altı ay kadar “Beyt-ül Makdis” e doğru kıldılar. Ancak Peygamberimiz kendilerine ait bir kıblenin arzu ve özlemi içinde idi. Nihayet bir pazartesi günü mutat ziyarete gidilen (Benî selime) Mescidinde öğlen veya ikindi namazlarını kılarken gelen, (2/144) “.........Seni razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Şimdi yüzünü Mescid-il haram tarafına döndür.............” Âyet-i Kerimesiyle Efendimiz ile birlikte arkasında namaz kılanlar 180 derece dönerek mekke istikametine Kâ’be ye yönelerek namazlarını tamamladılar. 

 Bu Âyet-i kerîmede bir çok hususların içinde mevzuumuzla ilgili çok mühim iki hususu vardır. Birincisi Peygamberimizin rızası. İkincisi ise yeni ismi Kâ’be olan beyt-ül Atiğe yeni bir isim daha verilmesidir ki Âyet-i Kerîmenin ifadesi ile bu da (Mescid-il Haram)dır. Bu ifade orası için ilk def’a kulanılmaktadır. Böylece yer yüzüne zât-î tecellinin inmesinin çok yakınlaştığı anlaşılmaktadır. Gayemiz bu Âyet-i Kerîmenin tefsirini yapmak olmadığından bu kadar işaretle yolumuza devam edelim. 

 İşte bu hadise “Kıble değişmesi” de dünya tefekkür ve yönelme tarihinin en büyük inkılâplarından daha bir tanesidir. Böylece Mekke’nin feth aşamaları manâ âleminde tamamlanmış sadece zâhiri ve fiziki oluşumu kalmıştır. Mekke’nin manâ âleminde ki, fetihleri belirttiğimiz gibi. 

 (1) Muhammed-ül Emin zamanında, dört köşeli inşa edilişi. Bu oluşum bütün mertebeleri bünyesinde toplaması içindir. 

 (2) Ikra’ gecesi Muhammed-ül Emîn-in Hz. Muhammed-e dönüşmesi ki; böylece kendisine muhtarlık verilip oraların hakimi olacağı bilgisidir. 

 (3) Mi’râc gecesi, namazın farz olup yakın zamanda oraya dönüleceği anlayışıdır. 

 (4) İse açık olarak “vechini mescid-il haram-a döndür” ifadesidir. 

 İşte bu İlâh-î hitapla, daha evvelce ismi, (Beyt-ullah-Beyt-ül atik) olan o yapı tamirden sonra, Kâ’be ismini almış, daha sonra da, Âyet-i Kerîmenin delâletiyle (Mescid-il haram) a dönüşmüştür. Yani mü’min’lere “Harem” putperestlere haram bölge olarak, kayıtlanmış, ilân edilmiştir. Ve bu yeni özellikleri ile vasıflanmıştır. Bu hadiseden sonra o beytin ismi, yani İlâhî ilâveler ile Efendimizin şahsında. “Kâ’be’i Muazzama-Mescid-il Haram-Harem-i şerif” diye de vasıf almıştır. Böylece Peygamberimiz ve müslümanlar, Kâ’be-i Muazzama ile şereflenmiş, Kâ’be-i Muazzama da Peygamberimiz ve müslümanlar ile şereflenmiştir. İşte böylece yukarıda belirtilen Âyet-i Kerîme ile Beyt-ül Atik-in bâtında ki; Feth mertebeleri tamamlanmış, artık sıra sadece zâhirde ki, muamelâta kalmıştır ki, o hali yukarıda anlatılmaya çalışıldı. Böylece Efendimizin (2/144) “Gök yüzüne bakarak, bizi kendi kıblemize döndür.” İstek ve arzusu da yerine gelmiş olmaktaydı. 

 Şimdi biz yine (2/144) “Yüzünü mescid-il Haram-a döndür” Âyet-i Kerîme’sinin getirmiş olduğu mutlak dönüşümü özetle anlamağa çalışalım. 

 (1) Daha evvelce “Esmâ ve Sıfat” mertebesi itibariyle devam eden İlâh-î tecellinin, bundan böyle Zât-î tecelli olarak orada devam edeceği bilgisidir. 

 (2) Beyt-ül Atik’in içinde olan putların ömrünün çok az kaldığının belirtisidir.

 (3) Ve bütün insânlığın yönelme merkezinin belirlenmesidir. Ancak uyanlar bu hükmü tatbik edenlerdir. 

 (4) İsâ (a.s.) mın gelişiyle Sıfat mertebesi tecelli si de, yer yüzünde ilk def’a Kûds “Mescid-il Aksa” ya verilmiştir. Bu arada oldukça uzun bir süre de “Beyt-ül atik” İbrâhîm (a.s.) mın inşası putlarla dolu olarak kaldığından İlâh-î tecelliler “Beyt-ül Makdis”e iniyor idi, kûdsiyyet ora da idi. İşte bahsedilen Âyet-i Kerîme, bu hususa son vererek İlâh-î ve Zât-î tecellinin tekrar “Beyt-ül Atik” yeni ismi, “Kâbe-i Muazzama” olan o muhteşem Beyt-e döndürüldüğü açık olarak Efendimize ve şahsında bütün âleme ilân ediliyordu. 

 Böylece bâtın âleminde bütün dengeler yeniden düzenleniyordu, bütün mertebeler yeni yerlerini buluyordu. Mevcud olan iki metebeden-köşeden, dört mertebeye-köşeye döndürülen, “Beytül atik” Kâ’be nin, Hacer-ul esved köşesi,(mertebe-i Muhammed-î-Zât mertebesi) Rüknü ırâk-î, köşesi (İbrâhimiyyet-şeriat mertebesi) rüknü şâm-î köşesi, (Museviyyet-tarikat mertebesi) rüknü yemânî köşesi, İseviyyet-hakikat mertebesi) olarak tescil edilmiştir. 

 Daha evvelce “Âdemiyyet ve İbrâhîmiyyet” olarak iki rüknü-köşesi olan “Beyt-ül Atik” in gelişen yeni tecellileri karşılaması mümkün olmadığından kendinde manâ âleminde değişiklik yapılarak dört köşeye-mertebeye döndürülmüş, Âdemiyyet mertebesi kaldırılarak İbrâhîmiyyet’ten başlatılmış ve bütün mertebelerin toplu zuhur mahalli haline getirilmiştir. Eğer bu dönüşüm olmasaydı bu mertebelerin temsil yerleri olamayacaktı.

 Bu dönüşümü belirten Âyet-i Kerîmeler “Bakara Sûresinde” dört yerde geçmektedir, üç-ü aynı olarak şahsi tekil dir. Biri cem çoğuldur. Sonradan ismi “kıbleteyn-iki kıbleli” olacak olan benî selime mescidinde oluşan bu, o an küçük gibi görünen aslı itibariyle çok büyük bir oluşum olan o hadise ile bütün âlemin manevi dengeleri yenilenmiş ve İlâh-î tecellilerin tamamı aslına yani “Kâ’be-i Muazzama”ya-Mekke-i Mükerreme ye, inmeye başlamıştır. 

 Bu yüzden zaten hakikat-i itibariyle tahrif edilmiş olan, Esmâ-Museviyyet, Sıfat-İseviyyet, mertebeleri yeniden aslı itibariyle Hakikat-i Muhammed-î hükümleri içerisinde zuhur edecekti. İşte o gün orada olan o zâhirde ki, küçük dönüşüm bütün âlemde geçerli olacak büyük dönüşümün ve “feth-in başlangıcı olmuştur. 

 Bilindiği gibi daha sonra mekke fizikende Feth olunmuştur. Kıble değiştikten sonra bazı insanlar Müslümanlar la, alaylı bir tavırla bu hallerini yermeğe başladılar bunun üzerine de (2/143) Âyet-i nazil oldu, orada “doğuda batıda Allah-ın dır” diye ikaz edildiler. Daha sonra, (2/145) “Bundan böyle, onlar senin kıblene tabi olmazlar, sende onların kıblesine tabi olmassın” hitabı gelmiştir. Bu hususta yazılacak daha pek çok şey vardır yeri olmadığı için bu kadarla yetiniyoruz. 

 Bu kısa izahlardan sonra şimdi gelelim bu hadisenin “Kûds-ü şerif” hakkında ki, neticesine. 

 Bu büyük dönüşümden sonra, Kûds-ün üzerinden alınan, Esmâ ve Sıfat tecellîleri neticesinde, rûh-u alınmış bir ceset hükmüne girmiş, yani fiilen ölmüştür. Nasıl ki; Evliya hazaratının kabirleri bir ziyaretgâhtır, çünkü o kabirlerde yatan cesetlerin içi bir zamanlar, hayatlarında Hakk ile birlikte olduklarından, o cesetler şerefli birer mekân idiler. (Şerefi mekân bilmekîn) yani” mekânın şerefi içinde ki, iledir.” Hükmüyle o bedenler şereflenmişler ve o hakikatleri ile birlikte uzun süreler geçirdiklerinden, bedenler cesede dönüştükten sonra da mübarektirler ve bu yüzden, Ehlûllah kabirleri daha evvelce içinde yaşayan, Hakikat-i ilâhiyye hörmetine ziyaret edilirler. 

 Ancak hayatlarında oldukları kadar fayda sağlayamazlar, çünkü beden ve rûh bibirlerinden ayrıldığından dünya yaşantısına, çok istisnâlar dışında fayda sağlayamazlar. Bu yüzden sadece birer ziyaret yerleridirler. Faaliyyet bakımından tasarrufları yoktur. 

 İşte (2/144) “Fevelli vecheke” Âyet-i ile Kûds-i Şerif yaşlı bir Esmâ ve Sıfat velisi hükmünü aldı, Kâ’be-nin fizîk-î fethi ile de, hayatına, yani kûdsiyyet-i ne son verilmiş oldu. O tarihten itibaren oranın hükmü yukarıda belirtilen Esmâ ve Sıfat evliyasının kabir ziyareti hükmüne dönüştü. Oraya inen tecelliler, Kâ’be-nin zât-ın fethi ile bütün mertebeler Mekke ye döndürülünce o belde, rûhsuz bir ceset hükmüne girdiğinden, Esmâ ve Sıfat kabri hükmüne dönüşmüştür. Dönüşüm hadisesi nin mutlak bir kanıtıda, Efendimizin Mi’râc’a çıkarken (Kûds-i Şerif) ten yükselmesidir. İşte o yükselme ile de Esmâ ve sıfat mertebesi son defa ziyaret edilip oradan yükseltilip, mekke’ye Kâbe-i Muazzama’ya Zât-i tecelli olarak indirilmiştir. Bu hadise de belirttiğimiz hususun mutlak kanıtıdr.

 Efendimizin ve müslümanların bir müddet Kûds-ü Şerife doğru dönerek namaz kılmaları, oranın Esmâ ve Sıfat, tecelligâh-ı olduğunun kanıtıdır. (2/144) “Fevelli vecheke” Âyet-i ile de bu hususiyyetlerin oradan alınıp Mekke’ye Kâ’be-ye aktarılmasıdır. 

 Burada bir hususu daha belirtmek yerinde olacaktır. O da şudur. Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüsteki Mescid-i Aksa mahalli, sur içinde olan mübarek bir alandır, ve bu alanın ölçüleri (144) dönümdür. İşte bu alanın hakikati ve ma’neviyatı gene bir (2-144) sayılı âyeti kerime ile, zât-i tecelligâh olan “Kâ’be-i muazzama”ya aktarılmıştır. Bâtın âlemindeki İlâhi sisteme hayret etmemek mümkün değildir. 

 İşte bu hadiseden sonra, Mekke, en büyük zât-î ikram ile, “Mekke-i Mükerreme” ye, dönüşmüştür. Geçmiş yaşamın derinliklerinde, mekke’de bir çok İlâh-î ikramlar olmuştur. Ancak bu son ikram, ikramların en kemâlli olanıdır. Böylece bütün İlâh-î tecellî’ler Mekke de toplanmış, dört köşe de bir itibarla, “şeriat, tarikat, hakikat, marifet” mertebeleri. Diğer itibarla, “Ef’âl, Esmâ, sıfat, zât” mertebeleri, ve diğer ifade ile de, “İbrâhimiyyet, tevhid-i Ef’âl, Museviyyet. Tevhid-i Esmâ, tenzîh, İseviyyet, tevhid-i Sıfat, teşbîh, Muhammediyyet ise, tevhid-i zât, tevhid-i cem makamı olarak tescillenmiş ve faaliyyete geçmiştir. 

 Ayrıca Kâ’be de tavaf edilen yer, Ef’âl âlemi, birinci 7-8 merdiven ile çıkılan kat Esmâ âlemi, ikinci kat Sıfat âlemi, onun üstü olan teras ise, son zât, Ulûhiyyet âlemidir. Ortada salınarak duran güzel Kâ’be ise bir itibarla bütün mertebelere ayna olan “İnsân-ı Kâmil” mertebesidir. Makam-ı İbrâhimiyyet ise abdiyyet mertebesidir. Diğer bir ifade ile de, Kâbe Ulûhiyyet, makam-ı İbrâhim ise, İnsân-ı Kâmil mertebelerinin temsilcileridir. 

 Bu gün (21/03/2009-1430) kafilemizin (10) günlük yolcuları gece saat (4,30) da yola çıktılar, hayırlı yolculukları olsun, biz de yine yolumuza devam edelim. 

 İşte mekke ve kâ’be-nin Tevhid ehli olan müslümanlarca feth edilmesinin başlangıcı, Muhammed-ül Emîn-in, Kureyş zamanın da, Hacer-ul esved-i kendi eliyle yerine koyması, Beyt-ül Atiğin kûb olatak inşeası neticesinde Kâ’be ismini alması ve kıbleteyn’de gelen (2/144) “Fevelli vecheke” Âyet-i Kerîmesiyle de bâtın âleminde ki feth-i tamamlanmış oluyordu. Bu hadisenin zâhire çıkmasının ilk başlangıcı ise Efendimize gösterilen bu hususta ki, rû’ya-sıdır, (daha evvelce de belirtilmişti) ve bir sene sonra da fiilen mekke’nin ve Kâ’be-nin feth-i gerçekleşmiştir.

 Bu gün (45) nolu olan ve feth kapısı diye anılan, kapı istikametinden bu belde feth olunmuştur. Fizîki feth-i daha etraflıca öğrenmek isteyenler bu hususta yazılmış olan dînî ve tarihi kitaplardan yaralanabilirler. Cenâb-ı Hakk her birerlerimizi gerçek iç bünyemizde yapmak zorunda olduğumuz fetihlerimizi kolaylaştırsın. Amin. T.B.

------------------- 

 (83-2013-Umre dosyasından konu ile ilgili bir aktarım) 

 Hira dağı. 

Yemek bittikten sonra tekrar odamıza çıktım, elime kağıt kalemi alıp, kaldığım yerden yaşadıklarımı yazmaya devam ediyorum; nihâyet şimdilik onları da kaydettim, tekrar vahdete çekilmek gerekecek çünkü ikindiden sonra oldukça zorlu saatler bizleri bekliyor. Saat şu an 11.15, vahdete çekildim. 

Kalktığımda saat 14.30 civârında idi, iki misâfirimiz geldi, biraz onlarla oturduk, daha sonra öğleni ve ikindiyi otelde kılıp Hira Dağı’na çıkmak için lobiye indik, bu arada şirketin görevlisi bize vâsıta buldu ve onunla Hira’ya doğru yola çıktık. Nihâyet dağın eteğine geldik, minibüs daha yukarıya çıkamadığı için bizi dağın eteğinde bıraktı, bizde yayan olarak yukarıya doğru tırmanmaya başladık, eskiye göre tırmanış biraz daha kolay oluyordu çünkü yukarıya kadar merdivenler yapılmıştı.

 Yaklaşık 1,5 saatte yukarıya çıktık, iki kişi biraz zorlandıkları için yolda kaldılar, sonra onları dönüşte kaldıkları yerden aldık. Yukarıya çıkarken Sa….. kardeş kendisine katlanan bir baston almış, kendisine alırken bana da bir tane almış, o bastonları kurduk, elimize aldık, dayanarak ve kolkola girerek Nûr dağı’na çıktık, bastonlar gerçekten çok işimize yaradı, âdeta Mûsâ’nın a’sâsı gibi oldu, onlara dayandık ve yardımcı güç olarak bize çok faydaları oldu. 

 

Nihâyet tepeye, zirveye çıktık, oradan az aşağıda arka tarafta olan Hira mağarasını yukarıdan gördük, oldukça kalabalık idi, fotoğraf çekenler oldu, etrafta bâzı hayvanlar da vardı, maymunlar da vardı, kayalıklarda hoplayıp zıplıyorlar, kendilerine yiyecek verilmesini bekliyorlardı. Elinde elma olan birisi koparıp vermeye başladı, hemen yemeye başladılar. Er…., Nu….., Ni….. aşağıya inmişlerdi. 

 Er….. mağarada namaz kılmak için sıra bekliyordu ancak vakitte epey ilerlemişti ve inişimizin geceye kalmaması lâzımdı. Bu arada Er….. mağarada namazını kılmıştı, hemen yukarıya, tepeye yanımıza çıktılar, sonra hep berâber aşağıya inmeye başladık. İnmek oldukça kolay oluyordu ancak bir o kadar da tehlikeli idi. Benim kollarımdan iki evlâd, Sa….. beyin kollarından iki evlâd tuttu, onlarla berâber inmeye başladık. Bir taraftan da hava kararıyordu, telefonların ışıklarından yararlanmaya başladık, yolda kalan kardeşlerimizi de bulundukları yerden alarak nihâyet merdivenlerin başına geldik. Bundan sonraki inişler geniş asfalt yol üzerindendi ancak bu yollarda oldukça dik idi. Nihâyet en aşağı düzlüğe indik, biraz sonra bir minibüs bulduk, alabildiği kadar ona bindik, kalan beş kişi de başka bir araba ile arkadan geldiler. 

Minibüs bizi otelin önünde indirdi, otele girip yemekhaneye geldik, akşam yemeğimizi yiyip otel odamıza çıktık, epey yorulmuş ve terlemiş idik, hemen bir duş aldım, bu esnâda telefon çaldı, yarın sabah saat 04.00’te dönecek olan iki oğlumuz, Ra…. ve Yu…. vedâya geleceklermiş, onlar geldiler, biraz oturdular sonra vedâ edip tavafa gittiler, hayırlı yolculuklar olsun. Onlar gittikten sonra bende akşam ve yatsı namazını kıldım daha sonra yazılarımı yazmak için sehpa başına oturdum, yazmaya devam ediyorum, saat şu anda yarıma geliyor, inşeallah sabah namazına kalkmak için artık yatmamız gerekiyor, oldukça da yorgunuz, inşellah yarın sabah da sağlıkla kalkarız. 

---------------------- 

Bu araya muvzûmuzla ilgili (11/Vahy ve Cebrâil) ismi kitabımızdan ilgili bölümden özet olarak bir kısmını aktaralım daha çok bilgi isteyenler kitabın tamamını okuyabilirler. T. B. 

-------------------------------

# Hira

Mevzuumuz vâhy ve Cebrâil olunca, onun ilk geldiği yer olan Hira dağından bahsetmeden geçmek olmazdı.

07.07.1990 Cumartesi sabahı Hacc görevimizi yerine getirmek için bulunduğumuz Mekke’de sabah namazından sonra Hira dağına çıkmıştım. 

Oldukça heyecanlı ve düşünceli, orada olan ilk vâhy hadisesini şühûd etmeğe çalışıyordum. Zirvedeki büyük kaya adeta bıçakla ikiye ayrılıp ortadan yarılmış tekne gibi duruyordu. 

Rivâyetler ilk vâhy geldiğinde, vâhyin şiddetinden o taşın yarıldığını söylerler. Bu hisler içerisinde ve birazda yorgun olarak, Mekke-i Mükerremeyi karşıma alarak o taşın kenarına oturup etrafı seyre başladım. 

O sıralarda güneş de yavaş yavaş ışıklarını yaymağa başlıyordu. O esnada hayretle bir şey dikkatimi çekti, arkadan güneşin ışıklarının vurmasıyla Hira dağının ve yan tepelerin gölgelerinin kumlar üstüne vurmasıyla adeta düz arazide sanki çoook büyük bir “Allah” ismi yazılmış idi. 

------------ 

NOT= O dönemde Hira dağının çevresinde ve muhitte hiç yerleşim yeri yoktu. 

------------

Epey bir müddet bu manzarayı seyrettikten sonra kağıdı kâlemi elime alıp aşağidaki birkaç hissiyatımı not etmeye başlamıştım.

### Mekke-i Mükerreme 07.07.1990 Cumartesi

## Hira 

Seni nasıl tarif edeyim.

İdrakim çok zayıf nideyim.

Neler oldu sende hayretteyim.

Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

 

Civarında sen en yücesin. 

Az daha göğe ereceksin.

Heybetli çok azametlisin.

 Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

Sabah vakti ulaştık sana.

Çıktık zirvene yana yana.

Seyrettik seni kana kana

Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

 

Rasûlun nefesi sanki orda.

Sakin olmuş çok zaman sanki burda.

Bunları düşün az yan durda.

Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

Bütün Mekke görüş alanı.

Mevlâ tüm oldurmuş alanı.

Nasıl anlatayım kalanı.

 Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

 

Harem-i şerif de karşıda.

Neler vardır bu çarşıda.

Görecekmiş gibi Arş-ı da.

Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

Uzun ibadetlerden sonra.

Nihâyet cibril geldi burda.

Ne sırlar getirdi hep orda.

Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

 

Mânâdan dünyaya bir kapı.

Değişti Rasûlün hayatı.

Anla kardeşim bu hakikatı. 

 Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

IKRA dedi Hazret-i Cibril.

Kûr’ândır bu önünde eğil.

Haktan’dır hepsi gayrı değil.

Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira.

 

Sen de Hira’nı keşf edersen.

Türlü sırlara erersen.

Peygamberini yad edersen.

Ah... Nûrlu Hira heybetli Hira. *(26)

---------------------

*(26) Hacc Divanı Necdet Ardıç sayfa 93

---------------

Mekke-i Mükerremenin yakınlarında olan bu dağ, adeta ezelden beri “küntü kenzen mahfiy-yen” “gizli hazine”de mevcud olan “Hakikat-i İnsâniyye” ile “Hakikat-i Kûr’âniyye”nin, yani bir batında doğan ikiz kardeşin çok uzun zaman bir birinden ayrı kalıp o gecede “Kadir Gecesi” (Kadir-i mutlağın gecesi) (Kadir kıymetini idrak etme gecesi) ilk buluşmaya başladıkları “zât-i gece”dir.

İşte bu gece “Cibril-i Emin”den “Muhammed’il emin”e gelen lûtfu ilâhi ile, Muhammed (a.s.) ın eminliği Hazretliğe tebdil olduğundan bundan sonraki vasfı Hz. Muhammed (s.a.v.) olmuştur ve bu andan itibaren “Kelime-i Tevhid” kitabımızda da bahsettiğimiz gibi dünya tefekkür tarihinde bu hadise en büyük inkilâbın başlangıcı olmuştur.

----------------------- 

# İlk Vâhy ve Ikra

Sayın okuyucum, bir an için beşeri vasıflarından sıyrılarak salt bir akıl ile hadiseye bir kenar yerden müdahil olup hayâlen seyre dalabilirsin. İster isen sen o devre rucu et, ister o devri bu ana tatbik et, her ikisi de olabilir. Böyle bir idrak ve anlayış seni ilâhi hakikatlere daha geniş mânâda aşina edecektir.

Dünya, izafi senelerinden Milâdi 610 larda idi ve günler bünyesinde oluşacak muhteşem hadiseleri zuhura ge-tirmeğe hazırlanıyordu. 

Yer, Arap yarımadasında Hicaz’da Mekke ve Mekke ’de buluna Hira dağı idi. Orada “emin” bir insân kendinden emin olarak, çölün o muhteşem sakin gecesinde bütün varlığı ile mutlak bir mü-şahedede oluşacak muazzam şeyleri adeta derûni bir seziş ile bekler gibiydi. Sanki âlem, insânlık ve kendisi yepyeni oluşumları kucaklamaya hazırlanı-yordu.

Diğer taraftan bâtın âleminde, “küntü kenzen” (gizli hazine) den bütün âlemlere yayılan rahmetin en yücesi zuhura çıkmağa hazırlanıyordu. Bu rahmet zâti tecellinin ilk defa zuhura çıkmaya başlamasıydı. İnsânlık tefekkür tarihinn en büyük inkilâbı olacaktı. 

Ve ezelden seyrana çıkan iki kardeş, “İnsân” ve “Kûr’ân”ın muhteşem buluşma gecesiydi.

 Adeta bütün çevre ve âlem nefeslerini dahi kesmişler mutlak bir sukûnet içerisinde oluşacak halleri merakla bekle-mekteydiler.

Evet işte o gece nihâyet oluşacak olan oluşmağa baş-lamakta idi. Hira dağında, sonradan âlemlere rahmet olduğu-nu öğreneceğimiz o emin kişi de sonsuz bir vecd içinde tefekkürde idi. 

Kendinden geçmiş salt rûhsal varlığında oluşan, o günlere kadar hiç bir beşer ve varlığın ulaşamadığı ilâhi dü-şüncelere, hakikatlere ulaşmış, büyük sırları bünyesinde açığa çıkarmaya çalışıyordu. 

O kadar ileri derecede derûni tecelliler aklında, bey-ninde, gönlünde, dilinde lisanına geliyordu, ki bunlar bir ba-kıma kendini korkutuyor ve ürpertiyor idi. 

O kadar çok ilâhi sırlarla dolmuştu ki, daha evvelce bunlar hiç bir insân veya diğer varlıklardan duyulmadığı için sıhhatlerinden endişeliydi.

İşte tam bu yoğun düşünceler içerisinde iken birden gök yüzünde büyük bir uğultu ve hışırtı hissetti, başını kal-dırıp baktığında daha evvelce görmediği, bilmediği bir varlık, gökyüzü semasını tamamen kaplamış olduğunu gördü ve da-ha da endişelendi.

İşte o anda; o anda işte; olan oldu. 

Gayb anahtarı madde kilidine değdi ve gelen azametli gayb elçisi şifre kelimeyi de söyledi ve evet; evet gayb’ın muhteşem kapısı gıcırtılarla o anda aralanmağa başlamıştı.

Artık kapı bulunmuş, kilit açılmış, muhteşem gayb’a doğru muhteşem ilâhi yolculuk başlamıştı. 

Evet, bâtın âleminin kilidinin açılmasını sağlayan o şifre sözcük yüce kuvvetleri olan bâtın elçisinin lisanından, kendi alfebe düzeni içerisinde,  “IKRA” tertibi ile “Rûh’ul Emin”in lisanından, “Muhammed’ül Emin”in ku-lağına, oradan gönlüne, oradan aklına ve vücûd iklimine “nü-zül” yaşanması için indirilmekteydi.

İşte o anın müthiş hadiselerinden birisi “Muham-med’ül emin”in “Hz. Muhammed”e tebdil edilmesi, “Mu-ham’med” kelimesinin içindeki “ikinci mim”in faaliyete geçmesi idi.

Bilindiği gibi; 

birinci “mim” → “Muhammed’ül emin”, 

ikinci “mim” → “Hz. Muhammed”, 

üçüncü “mim”ise daha sonra kemâlâtını gösterecek olan

 → “Hakikat-i Muhammed”idir.

Evet o gece  “IKRA” ile “nübüvvet”i başla-mış; daha sonra gelen âyetlerle de “risâlet”i başlamış olu-yordu.

 “IKRA” lâfzının mutlak mânâ’da kendi haki-kati üzere, gerek harf sembolleri, gerekse ses tonlamaları iti-bariyle başka bir kelime ile tercüme edilmesi hiçbir beşeri li-sanda mümkün değildir. 

Ancak lâtin harfleriyle türkçe “OKU” ifadesi sadece “meâl” karşılığıdır, mutlak karşılığı değildir.

Başkaca da çaremiz olmadığından böylece kabullenmemiz icab etmektedir. “OKU” dendiğinde beynimizde oku-ma ile ilgili hangi bilinç kaydı varsa bu kelimeyi sadece o yö-nüyle çok dar bir çerçevede anlamış oluyoruz.

Aslı olan,  “IKRA” (OKU) ise, gerek sembol harf düzenlemesi, gerek ses tonlaması, gerek “iç” bâtın yapısı itibariyle ayrı ayrı incelendiğinde ifade ettiği mânâyı en geniş şekilde bizlerin gözlerine ve gönüllerine sunmaktadır. *(32) 

--------------------------

 *(32) “IKRA” (OKU) harf ve sayı değerleri bölümüne bakın.

 Not : “IKRA” (OKU) sözcüğünün diğer lisanlara tercümesini daha iyi anlayabilmemiz için ayrıca özel bir çalışma yapılması gerekmektedir. N.A.

-------------------------

Evet; o yüce kuvvetleri olan Cebrâil idi ve kendi gerçek asli varlığı ile ilk def’a tecelli ediyor ve “Hakikat-i Muhammedi”den aldığı bilgileri, “zuhuru Muhammediyye”ye ulaştırıyor idi. 

 “IKRA” bu sürecin başlangıcı oldu ve devamı 23 sene sürdü.

 O, müthiş ve ûlvî anda söylenen o müthiş “IKRA” (OKU) sözcüğünün muhatabı “âlemlerin Sultânı” 

- “ben okumak bilmem,” dedi. 

Sonra O’nu sıktı ve bıraktı,. 

Tekrar “IKRA” (OKU) dedi. 

- “Okumak bilmem,” dedi, 

sonra O’nu tekrar sıktı bıraktı, 

tekrar “IKRA” (OKU) dedi. 

 -“Okumak bilmem,” dedi. 

Bunun üzerine Cebrâil (a.s.) Alak 96/1-5 âyetlerini okumağa başladı...........

----------------------- 

(Bu umrede üzerimde oluşan hal aşağıda bahsedilen hâlin bir benzeri idi.) 

 (Fütuhat-ı Mekkiye) Yukarıda da bahsedildiği gibi. 

 “Rab Hakk’tır. Ve nazar-ı hakikatte bakılınca abd de Hakk’tır. Mükellefin kim olduğuna vukufum ve şuurum ola idi? Eğer abd’dir desem o ölüdür ve yoktur. Eğer Hakk’tır desem teklif olunan nerede?” 

 Gerçekten müthiş bir tesbit ve İnsân-i seyr de yaşam gerçeği. Bu halin yaşantısına gerçekten tam bir (fenâ/fenâfillah) denmektedir. Bunun daha ilerisi (bakabillâhtır) burada ise kişi kendi bünyesinde hakikat-i itibariyle “bir yönüyle halk bir yönüyle de Hakk”tır, Kendi kendinde kendi olarak aynı zuhurda “ene” si olarak “Hakk” “ente”si olarakta halk’tır. İkisinin birliği de Huu sudur ve iki hüvviyyete camîdir. Halkıyyeti ve acziyyeti yönünden “mükellef/âbit”, Hakk’ıyyeti yönünden “Rabb/irade ve Mabud” dur. 

 Ancak bu anlayış sadece kendi beden mülkünde geçerlidir. Herhangi bir ikinci şahıs veya bir başka şekilde hiçbir kimse veya bir mahal hakkında geçerli değildir. Kendi hür irade sahası içindedir. Bu hususu dışarıya dönük kullanmak isteyenler olursa haddini aşmış olarak yanlış yapılmış olur. 

------------------------ 

11.58 Cem, 11.65 Cansın, 11.66 Fatih, kaldıkları oda numaraları. 

------------------------ 

 Notlarımıza kaldığımız yerden devam edelim. T.B. 

------------------------

Sayfa 12: daha sonra otele geldik odalarımıza çıkıp dinlenmeye başladık bu arada cem iki hamburger getirdi öğlen yemeği için onları yedik daha sonra abdest alıp öğleni kıldım bir müddet uyuduktan sonra tekrar kalkıp ikindiyi kıldım çok yorgun olduğumuz için hareme gidemedim akşamı da odada kıldım yeniden hazırlanıp birazdan yatsıyı kılmak için hareme gideceğim kısmet olursa.

Nihayet yatsı vakti yaklaştı hazırlanıp bahçeye indim baktım Cem orada bekliyor birkaç kardeş daha geldi birlikte hareme doğru yola çıktık ancak bütün girişler tutulmuş içeriye sokmuyorlar idi ve yeni binanın aşağı tarafına yönlendirildik kapıdan girince hemen girişte bir yer bulup oturduk ve ezanı beklemeye başladık nihayet ezan okundu sünnetleri kıldık az sonra kamet getirildi farzı da kıldık daha sonra son sünneti ve vitri kıldıktan sonra selam verip dua ettikten sonra kalkıp otele odamıza geldik. Saat 06.30 da Nüket anne ile birlikte kahvaltıya inip kahvaltı ettik, kahvaltıda masamızda Edirneli kardeşlerimizde vardı kahvaltımız bitince odamıza çıktık, ben kalan yerden notlarıma devam ediyorum. Bir miktar uyuyup dinlendikten sonra Cuma namazını kılmak için hazırlık yapmaya başladım niyetim cumayı Kâbe imamına uyup odada kılmaktı bende öyle yaptım o arada oda temizleyicisi de geldi temizlik yapmak için. 

----------------------

Sayfa 13: DİKKAT ÇEKENLER

Medine’nin son günlerinde Antalyalı Ömer’in gömleği istemesi.

Mekke dağlarının yeşillenmesi 

Bir sineğin zarafeti, mahiyeti ve marifeti.

Kâbe’yi bütünü ile görmek manialardan dolayı mümkün değildi. 

--------------------

Medine’nin son günlerinde Antalyalı Ömer’in gömleği istemesi. 

Uygun bir zaman da kendisine bu gömleği neden istediğini sordum aldığım cevap oldukça düşündürücü idi. 

Efendim bu gömleği ben alıp saklayacağım ve öldüğüm zaman kefenimin üstüne örtülmesini vasiyet edeceğim, inşeallah beni her türlü, zahir batın kabir sıkıntılarından korur ümidindeyim, demişti. Bende bu hassas düşünceye karşı ertesi gün kendisine bahsi geçen beyaz gömleği vermiş çok mütehassıs olmuştum. T.B.

-------------- 

Mekke dağlarının yeşillenmesi 

Gerçektende hayret edilecek bir husus idi yüzlerce sene kupkuru kum taş çöllük olan o dağlar yeşermiş hertaraf yemyeşil olmuştu. Bilhassa Arafat dağı adeta Arafat ormanı olmuştu. Hayretlik görüntüler idi. T.B. 

------------------- 

Bir sineğin zarafeti, mahiyeti ve marifeti.

Alttarafı bir sinek denir ancak o sinekte öyle muazzam bir yapı mimarlık, kimyagerlik, mühendislik, boyacılık uçmaktaki sür’at, yolunu yönünü tesbit etmesi, daha sayılamayacak kadar özelliklerini o çülün ortasında hangi fabrikada hangi ustaların ve ilim admlarının elinde oluşturulup meydana getiriliyor. Ayrıca bunlar birkaç tane sağa sola bırakılmış rastgele olan konumlar değil, sayılamaycak kadar çok etrafa ve bütün dünya ya yayılmış binlerce de cins olmuşlar. Hayran kalmamak mümkün değil. 

Kendini dünyanın sahibi zanneden gaflet ehli insan o sineğin daha kanadını yapabilecek bilgiye sahip değil, Kendisi aslından uzak hayal aleminde nefsi benlik içinde hayelde yaşayıp gidiyor da bundan bile habersiz. T.B.

----------------------

Kâbe’yi bütünü ile görmek manialardan dolayı mümkün değildi. 

Gerçektende eskiden olduğu gibi Kâ’beyi tam olarak görmek pek mümkün olamıyor. Genişletilmiş olan sahaya daha çok direkler ilave edilmiş ve arka taraftaki genişleyen tavaf alanı çok yer kapladığı için halıların olduğu yerler çok arkalarda kaldığı için eskiden olduğu gibi tavaf alanının önünde oturup Kâ’beyi uzun uzun seyremek mümkün olmuyor. Tavaf alanına da ancak ihramlıları aldıkları için o mahaldende bütünü ile görmek her zaman mümkün olmuyor yeni tavaf alanının bazı kenar yerlerini namaz kılmak için ayırıyorlar ancak oralarda da yer bulup taş üzerinde oturmak pek kolay olmuyor, Hakk’tan hayırlısı, gidenlerin Hacc ve umrelerini rabb-imiz kabul eylesin. T.B. 

----------------------

Oda bakıcımız Bangladeşli Kevser imiş evli bir çocuk babası anne baba var, inne eğtayna kel Kevser. 

Kevser hakikatlerini hatırlatan bir isim oldu. T.B. 

--------------------- 

 Kayıtlarımıza kaldığımız yerden devam edelim.

--------------------- 

 17.11.2023:

 Ancak namaz vakti olduğundan namazdan sonra geleceklerini söylediler ezan okundu ancak akın akın çok kalabalık hareme giden vardı. Bende odada seccadeyi yaydım evvelki sünneti kıldım imam hutbeyi okudu farza başlandı oda kıldı bende son sünnetleri kıldım seccadeyi kaldırdım öğle yemeği için Türkiye’den getirdiğimiz kolay çorbayı ve diğer bazı yiyecekler ile öğlen yemeğimizi yemiş olduk. Ben çorba taslarını yıkadım yerine koydum. Tam bu esnada tur görevlisi Hüseyin Hoca geldi Musa kardeşimiz birçok kuru yemiş göndermiş onları getirdi bizde kendisine ve Hüseyin hocamıza teşekkür ettik.

Sayfa 14: saat 14.30 – 15.20 de ikindi namazı kılınacak oraya gitmek için hazırlı yapıyoruz vakit geldi ikindi için abdest alıp yola çıktım otelden çıkınca sol taraftaki yeni binanın erkeklere ayrılan en sondaki bölümüne gittim oturdum arkadan eren geldi, arkadan Harun geldi, ikindiyi eda eyledik çıkarken de çıkış yönünde cem ile karşılaştık onlarla şahika ve Mustafa da gelmiş onlarla buluşup otele gittik. Otele gelince eren ballı zencefilli bir çay getirdi onu içtim çünkü üstümde nezle grip başlangıç görüntüleri başlamış gibiydi akşam namazına gitmeyip yatsı namazına gitmeyi düşünüyorum çünkü bu akşam cirane mikat umresine gidilecek.

---------------------- 

 Sadık hoca

Ammar Turgay Düzel

Hüseyin Altınkaya

Yusuf Altınkaya (oğlu)

----------------------- 

Cirane.

Cirane, Mekke-i Mükerreme’ye 31 km. uzaklıktadır.

Allah Resûlü (s.a.s.)’nün Huneyn’den sonra umre yapmak için ihrama girdiği yerdir. Resûlullah (s.a.s.)’ın, Cirane’de bir süre kalmış olması ve oradan ihrama girerek umre yapmasının hatırasına buraya sonradan birmescit yapılmıştır.

----------------------- 

Yatsı vakti geldi Kâbenin yeni yapılan otel ajya da giden tarafından yaklaştık orta büyük kapılardan içeriye girip sağa dönüp aşağıya doğru gitmeye başladık halıların serili olduğu uygun bir yere oturduk bir müddet sonra bazı başka kardeşler de geldi onlarla birlikte yatsıyı kılıp otelimize geldik. Otelin yemek hanesi açılınca yemek yemek için oraya indik yemeklerimizi yedikten sonra tekrar otele çıkıp ihramlarımızı giyip otelin bahçesinde buluştuk bir müddet sonra otobüsler geldi otobüslere binip cirane mikat 

Sayfa 15: mhalline doğru yola çıktık yola çıkmadan birçok resim çekildi nihayet güzel bir yolculuktan sonra cirane mevkiine geldik ancak eski günlerine göre çok değişmiş olduğunu gördüm cami yeniden ve daha büyük yapılmış kasaba genişlemiş yollar açılmış iki rekât umre namazını kıldıktan sonra umre görevlisi sadık hocamız umre niyetimizi yaptırdı daha sonra otobüslerimize binip tavaf ve say yapmak için Kâbe’ye geldik bir araba ile olduğumuz için arka taraftan tavaf yapmak zorunda olduğumuzdan epey zamanda geçtiğinden abdest yenileme ihtiyacı vardı görevlilerin birine tuvaletin yerini sorduk onlar da tarif ettiler tuvaletler dışarıda olduğundan oraya gidince, diğerleri bizi tavaf alanında beklediler sağ omzumu açmak için oradaki iğneyi çıkarıp yeniden iğnelemek için uğraşırken yanıma bir Arap görevli geldi ve iğneyi yerine taktı ve ihramımı düzeltti, bende bu işe hayret etmiştim, çünkü böyle şeyler oralarda olmazdı ve herkese oldukça sert davranırlardı. Sonra biz bekleyenlerin yanına gidip tavaflarımızı tamamladık oradan Say’a geçtik ancak içerisi oldukça soğuk olduğundan çok üşüdüğümü hissediyordum bu şekilde üst kata çıkıp orada da sayımızı yaptıktan saçlarımızı da kestikten sonra, say mahallinden ayrılıp otelimize doğru yola çıktık otele geldiğimizde saat 04:30 

 18.11.2023 beni şiddetli bir üşüme tuttu bu yaşıma kadar böyle bir vücut sarsılması ile karşılaşmamıştım çabucak ihramları çıkarıp hemen yatağa girdim sarsıntılı üşüme devam ediyordu nihayet yorgunluktan uyumuşum titreme üşüme sarsıntı yatakta ısınmaya başlayınca biraz.

 Sayfa 16: daha hafiflemişti böylece uyuya kalmışım arada birkaç kere kalkıp gene yattım biraz terlemişim, kalktığımda saat 13:00 geçiyordu bu arada Almanya’dan Ayla şahin kızımız zencefilli çay yapmış onu getirdi içtim daha sonra doktor mesut oğlumuz geldi muayene etti hamdolsun ciğerlerimde herhangi bir arıza görmedi o’da, önleyici bazı ilaçlar verdi, biraz sonra o’da gitti, daha sonra Cemler pizza almış onu göndermişler, bizde kahvaltı yapıyorduk onlardan da birer parça aldık, kalanını akşam yemeği için bıraktık. Yazılarım bittikten sonra ikindiyi kılıp biraz yatacağım. Yattım ve akşam namazı için kalktım fakat çok fena idim rahatsızlığım dahada artmış, çok halsiz kalmıştım, akşam ve yatsı namazına gidemedim, halim epey kötü idi. Yarın ki Hudeybiye umresine gitmemiz mümkün değildi akşam yemeğimizi yedikten sonra odamıza çıktık ve yattık.

19.11.2023 Pazar 04.30 kalkıp namazı kıldım kahvaltıya indik 06.30 kahvaltıdan sonra gene yattık saat 10:30 olmuş uyandık kalan yazılarımı tamamlamaya çalışıyorum, Hudeybiye umresine gidemedim epey üzüldüm haktan hayırlısı vardır bir hikmeti. 

-------------------- 

 NOT= Buraya da 2013- umre dosyasından bilgi kabilinde konu ile ilgili bilgileri faydalı olur düşüncesiyle aktarayım. T.B. 

-------------------- 

 Mekke içinde Ten’im. 

Ten’im Mescidi - Ayşe Mescidi

Harem-i Şerife 6km yayan olarak 1 saat mesâfede,

Medine tarafından harem hududu olan Ten’im’dedir. Ten’im Mescidinin sağ tarafında Tenim dağı vardır. Mescidin bulunduğu vadiye Numan Vadisi denir. Hz. Âişe vedâ haccında peygamberimizle beraber haccetti. Bayanlara ait özel hâli sebebiyle umre yapamamıştı. Peygamber efendimiz’e Medine’ye dönecekleri zaman Hz. Âişe validemiz dedi ki; “ ya resulallah insanlar hac ve umre ile dönüyor, ben ise umreden mahrum oldum,

Herkes bir hac ve bir Umre ile Medine’ye dönüyor da, ben bir hac ile dönüyorum” diyerek şikayetini ve üzüntüsünü dile getirdi.”

Bunun üzerine Efendimiz, Hz. Aişe validemizin erkek kardeşi Abddurrahman’ı çağırarak; “Ey Abdurrahman! Kız kardeşini devenin arkasına al, Ten’im’den itibaren umre yaptır. Tepelikten inip oraya varınca ihrama girsin. Zira yapacağı, kabul görecek bir umredir”[7] buyurdu. Ayşe annemizi, kardeşi Abdurrahman (r.a) hazretleri ile beraber umre yapmak için Ten’ime gönderdiler. Cebel-i Ten’im’deki ağaçlık yere gelince orada ihramlanmış iki rekat ihram namazı kılmıştır onun için buraya Mescid-i Aişe denilmiştir.

Yani burası Âişe validemizin Umre yapmak için ihram’a girdiği yerdir.

---------------------

01.07.2013 Pazartesi Umresinden aktarma. 

Sabah kalktık, daha akşamdan kararlaştırıldığı gibi Hudeybiye umresine gidilecek idi. Sabah namazını otelde kıldık, daha sonra kalkıp ihramlarımızı giyip lobiye yemekhaneye indik. 

 Sabah namazında okunan âyetler;

1.Rek’at: Necm sûresi (53.sûre 17.âyete kadar, sonra 

12-13-14-15-16.âyetlerini bir def’a daha okudu )

2.Rek’at: Necm sûresi (53.sûre 19-26.âyetler arası)

Yemeklerimizi yedikten sonra otobüse bindik ve Hudeybiye’ye doğru yola çıktık. Nihâyet yarım saat kadar sonra oraya vardık. Hoca kardeşimiz gereken dîni formaliteleri ve duâları yaptırdı. Oraya varınca iki rek’at umre namazı kıldık, sonra niyetimizi ve duâmızı yaptık, ayrıca bizde kısa bir biat yaptık. Erkekler bir tarafa, kadınlar bir tarafa toplandı, evli iki âile biri bir tarafta biri diğer tarafta olmak üzere bir elleriyle kendi hanımlarının ellerini tuttular, diğer elleri ile de erkek kardeşimizin hanımı da hanım kardeşimizin ellerini tuttular. Böylece halkanın bir tarafı erkeklerden bir tarafı da hanımlardan oluştu. Böylece Efendimiz (s.a.v)’in biat sünnetini de yerine getirmiş olduk. 

NOT= Bu araya mevzu hakkında daha geniş bilgi vermek için (19/48/Feth Sûresi) isimli kitabımızdan, (58/74) sayfalarını faydalı olur düşüncesi ile aktarmış olalım. İnşeallah faydalı olur. Orada bu sünnet tatbik edilmiş oldu.









 (İnnellezîne yübayiuneke innemâ yübayiunel-lah yedullahi fevka eydîhim femen nekese fe innemâ yenküsü alâ nefsihî femen evfa bima ahede aleyhullahe feseyü’tihi ecran azîmâ) 

 48/10. “Şüphe yok, sana bîy'at edenler, muhakkak ki, Allah'a bîy'at ederler. Allah'ın eli, onların ellerinin üstün-dedir. Artık kim -ahdini- bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur ve her kim de Allah ile üzerine sözleşmede bulunduğu şeyi yerine getirirse ona da -Allah Teâlâ- büyük bir mükâfat verecektir.”

 Bu Âyet-i Kerîme hakkında tefsirlerde geniş bilgiler vardır, araştırmacı olanların, oralara da bakmaları mutlaka yararlı olacaktır. Biz yine yolumuza devam edelim.

() “Biat” kelimesi, Ebcet hesabı ile toplam olarak (482) sayı değerini vermektedir. Toplarsak, (4+8+2=14) etmektedir ki, çok manidar’dır. Bilindiği gibi (14) bütün mertebeler de geçerli olan Nûr’u Muhammed-î dir. (Bu hususta geniş bilgi 13 ve hakikat-i İlâhiyye kitabımızda verilmiştir, oraya bakılabilir.) 

 “Biat” Âyet-i Kerîmesi’nin Sûre içindeki sayısı (10) dur. (10) ise “fenâfillâh” İseviyyet mertebesi’dir. O halde seyr-i sülûk’ta İseviyyet mertebesinden, Muhammediyyet mertebesine geçebilmek için mutlaka bu mertebenin (biat)ı na ihtiyaç vardır ve bu biat o mertebeye geçmeye ruhsattır, başka da yolu yoktur. Bu “biat” ın zâhir ve bâtın iki yönlü olması kemâlinin gereğidir. 

 “Biat” kelimesinin Lügat manâsı, ( Kabul ve tasdik) hükmün de’dir. “Biat” eden kimsenin evvelâ (11) inci, Hazret-i Muhammed (s.a.v.) mertebesi’nedir. Bu hâl kemâle erdiğinde, (12) kinci, Hakikat-i Muhammed-î mertebesinedir. Bu da kemâle erdiğinde, (13) üncü, Ahadiyyet’ül Ahmediyye mertebesine dir. (14) üncü Nûr’u Muhammed-î ise bütün bu mertebeler de o mertebenin gereği olarak özlerinde varolup oraları aydınlatmaktadır. 

 Böylece (14) sıralanmış bir mertebe değil, bütün mertebelere nüfûz etmiş küllî bir mertebedir. Buradan da anlaşıldığı gibi, “biat” sayısal değeri itibariyle de Hakikat-i Muhammediyye’nin bütün mertebelerinde faaliyyet’e geçirilmesinin gereği ortaya çıkmaktadır. Bu özet bilgiyi verdikten sonra şimdi tekrar gelelim“meâlen” Âyet-i Kerîme’ye. 

 48/10. “Şüphe yok, sana bîy'at edenler, muhakkak ki, Allah'a bîy'at ederler. Allah'ın eli, onların ellerinin üstün-dedir. Artık kim -ahdini- bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur ve her kim de Allah ile üzerine sözleşmede bulunduğu şeyi yerine getirirse ona da -Allah Teâlâ- büyük bir mükâfat verecektir.” 

 Görüldüğü gibi hemen okunduğunda dahi insân-ı dehşete düşüren bir ifade ile karşılaşmaktayız. 

 Hakikat-i İlâhiyye, Hakikat-i Muhammediyye, ve Hakikat-i Abdiyye nin nasıl muhteşem bir birliktelik’te buluşmuş olduğu açık olarak görülmektedir. Zâten bütün bu âlemlerin aslı ve özü de bu üç mertebedir, onlar da, Ulûhiyyet, Risâlet ve Abdiyyet’tir. 

 İşte gerçek kemalât bu üç mertebeyi kişinin kendi varlığında cem etmesidir. Tabi i ki, maddî manâda değil irfan-î manâdadır. 





 ( Kûl in küntüm tühibbünellahe fettebiûnî tühbib kümüllah)

 3/31. De ki: “ Eğer Allah Teâlâ'yı seviyor iseniz bana uyunuz ki, Allah Teâlâ'da sizi sevsin.” 

Bu Âyet-i Kerîme Allah-ı sevmenin Peygamberine tabi olmaktan geçtiğini açık olarak göstermektedir.



 ( Men yutiirrasûle fekad etaellahu)

 4/80. ” Her kim Peygambere itaat ederse

 muhak kak Allah Teâlâ'ya itaat etmiş olur.” 

 Bu Âyet-i Kerîme de “Peygambere” itaatin mutlak manâda “Allah’a” itaat etmek olduğunu açık olarak göstermektedir. Çünkü bilindiği gibi Hz. Peygamber (s.a.v.) âlemde en geniş manâda Hakk’ın zuhur mahalli olduğundan Onun gayrı değildir. 

 Yukarıda ki, ve benzeri Âyet-i Kerîmeler, risâlet mertebesinin Hakk ile kulu arasında nasıl bir bağ oluşturduğunu açık olarak göstermekte ve tanıtmak tadır. Belirtilen üç mertebenin nasıl birbirlerini tamamladığı da ifade edilmektedir. Bu mertebelerden biri olmazsa bâtın’ın zâhire çıkması mümkün değildir. O halde de tebliğin imkânı yoktur. Ulûhiyyet mertebe sinden Risâlet mertebesine “inzâl” olan, inen, “hakayık” hakikatler, oradan da abdiyyet mertebesine “inzâl” olurlar. İşte bu abdiyyet metebesi bütün bu hakikatleri idrak edecek şekilde varedilmiştir. Ancak bir kısmı da bunları inkâr derecesinde gaflet ehli olmuşlardır. 

 Yukarıda bahsedilen üç elin aslında bir hakikatin üç mertebesinden olan zuhurunu ifade etmektedir. Ancak burada ki, “abd-kul” dan murat, (abdühû) olan velâyet mertebesidir. Yukarıda bahsedilen “biat” ta, ki, eller, zâhiren et kemik elleri ifade ediyorken gerçekte ise bu mertebeleri ifade etmektedirler. Benzeyişleri tutma yönündendir. 

 Bu mevzua (18) inci Âyette yine gelecek olan (bîy’at) Âyetiyle yolumuza devam etmek üzere şimdilik bu kadarla bırakarak yolumuza devam edelim İnşeallah.

---------------------------------- 







 ( Lekad radıyellahü anil mü’minine iz yübayiûneke tahteşşecerati fe alime ma fî kulûbihim fe enzeles sekînete aleyhim ve esabehüm fethan karîben.)

 48/18.” Yemin olsun ki, Allah, müminlerden râzı oldu, o vakit ki, ağacın altında seninle inatlaşmada bulunur oldular. Onların kalblerinde olanı bildi de üzerlerine o sekiyneti -o huzur ve sükûneti- indirdi ve onlar bir yakın feth ile mükâfatlandırdı.”

 Şimdi, tekrar burada ki, “bîy’at” kelimesiyle (10)uncu Âyette geçen “bîy’at” kelimelerini beraber değerlendirmeğe çalışalım. 

 Daha evvelce (biat) kelimesinin lügat manâsını vermiştik. Diğer şekliyle ise (biat) hakikat-i İlâhiyye yi, Hakikat-i Muhammediyye yi ve Hakikt-i Abdiyye yi, irfaniyyet ile birleştirip her mertebenin hakkını vererek yaşayabilmektir, diyebiliriz. 

 İşte, “Biat-ı Rıdvan” denilen bu hadise de, bu üç mertebeyi bir arada görmekteyiz.Biri, “Yedullah” Allah-ın eli, diğeri, “yed-i Rasûlüllah” Hz. Rasûlüllah’ın eli, diğeri ise, “yed-i abd” sahâbî’nin, yani kulun elidir. Bu üç el, yani bu üç mertebe bu hadise de içtima etmiş, yani birleşmiştir. Her ne kadar bu mertebeler bir birinden ayrı imiş gibi ise de aslında “tek bir” olan (Ahadiyyet) mertebesinin zuhur halinde faaliyyet-şeenliğini ifade etmektedir. Ehline malûm olan çok büyük bir irfaniyyet hakikatidir. 

 Ayrıca tenzih, teşbih ve tevhid hakikatlerinin de buluştuğu ve birleştiği müthiş bir sahnedir. Ve bu sahne ve hakikatleri kıyamete kadar da tatbik edilerek devam edip yaşanacaktır. 

 Bir bakıma “Sahabî”nin, yani “abd-kulun” merte-besi, “tenzih” Hz. Peygamberin Risâlet mertebesi, “teşbih” Ulûhiyyet mertebesi ise “tevhid” mertebesidir. 

 Bütün bu âlemlerin var olması zâten, bu üç mertebenin zuhura çıkıp faaliyyete geçmesi için değil mi’dir.? Bu aslî mertebeler ve ara mertebelerinin ortaya çıkmaları da birer (fetih) değilmi’dir.? Ayrıca bu mertebeleri de birer, birer idrak etmekte (fetih) değil midir.? Cem’ül cem’ül cem ile feth oldu ebvab-ı Hüda, diyen kişi de ne güzel demiş değilmidir.? 

 İşte bütün bu fetihler dolayısıyla Hakk-ı anlamamız mümkün olabilecek-tir. Sadece taklidî ve irfaniyyetsiz faaliyyetlerle anlamamız mümkün olamayacak sadece sevaplarımız artacaktır, bu da çok güzel bir oluşumdur, ancak (biat) hakikati ortaya çıkamayacaktır. 

 Bazı Îsevî gurupların temsilcileri, “Grogoryan ve Yahova şahitleri” gibi, onlarla yaptığımız görüşmelerde, Îsâ’nın (a.s.) anahtar olduğunu belirtmişlerdi. Yani gerçekleri açacak olan ancak odur, ona îmân ile her şeyin kapısı açılacak mahiyette beyanda bulunuyorlar idi. Biz de, onlara; bizler zâten Îsâ (a.s.) a îmân ediyoruz, ama esas anahtar bizdedir, O da Hz. Muhammed (s.a.v.) dir, diyorduk. 

 O nun ümmetine hediye ettiği anahtarların başlıcaları (Besmele-i şerif, Elham-Fatiha Sûresi ve Fetih Sûresi) dir. Aslında her bir “Sûre-Sûret” Hakikat-i İlâhiy ye yi tanıtan bir hususiyyet-i olduğundan Kûr’ân-ı kerîm’ de ki, (114) Sûrenin hepsi birer büyük anahtar, diğer Âyet-i Kerîme’ler ise her biri kendi mertebesinden birer anahtardır. Bu Âyet-i Kerîme’de de olduğu gibi, ancak bu anahtarları kullanmak’ta bir irfaniyyet gerektirmektedir. Bu anahtarları hakkıyla kullanan ise İnsân-ı Kâmildir ki, ef’âl-i, esmâsı ve sıtatları ile halka rahmettir. 

 Kayıtta, yani yazıda, Kûr’ân-ı Kerîmin başında olan anahtar-besmele, Elham-ı açmakta, Elham da hamd-ı ve diğer hakikatleri açmaktadır. 

 Elhamd, yani Fatiha sûresi Ulûhiyyet ve abdiyyet mertebelerinin hakikatlerini açmakta, çünkü o Sûre kul ile Hakk arasında bölünmüştür.

 Fetih Sûresi ise, Abdiyyet, Risalet ve Ulûhiyyet hakikatlerini açmaktadır. Diğer bir ifadeyle Peygamber Efendimizin belirttikleri, (Ben ilim şehriyim, Alî onun kapısıdır) beyanlarından, Hakikat-i Muhammed-î ilmine yönelmek onun anahtarı-kapısı ve fâtih-i olan hakikat-i Alî’ye den girmek gerektiği anlaşılmaktadır. 

 Tekrar gelelim (10) uncu Âyet-i Kerîme’ye. (Bilindiği gibi bu Âyet-i Kerîme ilk derse başlarken ve ders geçirilirken el ele tutularak okunan Âyet-i Kerîme’dir.) 

 (İnnellezîne yübayiuneke innemâ yübayiunellah yedullahi fevka eydîhim femen nekese fe innemâ yenküsü alâ nefsihî femen evfa bima ahede aleyhullahe feseyü’tihi ecran azîmâ) 

 48/10. “Şüphe yok, sana bîy'at edenler, muhakkak ki, Allah'a bîy'at ederler. Allah'ın eli, onların ellerinin üstün-dedir. Artık kim -ahdini- bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur ve her kim de Allah ile üzerine sözleşmede bulunduğu şeyi yerine getirirse ona da -Allah Teâlâ- büyük bir mükâfat verecektir.”

 (İnnellezîne) “muhakkak o kimseler ki,” Görüldüğü gibi burada tahsis yapılmakta bir tahsis yapılmakta, hitap bütün insânlara değil belirli bir guruba ve Hz. Peygamberin çok yakının da olan kimseleredir. Biat-ın ilk şartı gönülden yakınlık olmasıdır. Biat ehli alma ve olma ehli olanlardır. 

 (Yübayiuneke) “Sana bîy’at ediyorlar” tabi olup alış veriş yapıyorlar. Bayi, bilindiği gibi alış veriş yapılan yerdir. Âyet-i Kerîme’de belirtilen (bayi) ise Hz. Rasûlüllah’ın sahibi olduğu Ulûhiyyet hakikatlerinin pazarlandığı âlemlerin en büyük (bayisi) dir. Her Peygamber Ulûhiyyet hakikatlerinden kendi mertebesi olan hakikat-i pazarlamakta yani, o mertebenin ilminin bayisi olmakta, Hz. Peygamber Efendimiz ise (biat) ehli ne en geniş Ulûhiyyet hakikatlarini ifşa etmekte ve pazarlamaktadır.Yani açığa çıkarmaktadır. Âyet-i Kerîme’nin diğer ifadesi ise (senin bayi’in den alış veriş ederler) 

bu alış verişte, Hz. Peygamberden ilâh-î ilim ve muhabbet alanlar, her alış verişin bir bedeli olduğu gibi, acaba bu alış verişin karşılığında ne vermeleri icap etmiştir. Bunun cevabını (Tevbe Sûresi 9/111 Âyetinde) ve benzerlerinde görmekteyiz. 











 (İnnellaheştera minel mü’minîne enfüsehüm ve emvalehüm bienne lehümülcennete yükâtilüne fî sebilillâhi ve yuktelüne va’den aleyhi hakkan fit-tevrât-i vel İncîl-i vel Kûr’ân-i ve men evfe biahdi-hî minellahi festebşirû bi bey’ikümüllezî baye’tüm bihî ve zâlike hüvel fevzul azîm.) 

 9/111. “Şüphe yok ki. Allah Teâlâ mü'minlerden nefisleri ni ve mallarını cennet muhakkak onların olması karşılığında satın almıştır. Allah Teâlâ yolunda savaşacaklar da öldürecekler ve öldürüle-ceklerdir. Onların öyle cennete konulmaları, Tev-rat'ta, İncil'de ve Kûr'ân'da zikredilmiş, hakk olan bir ilâhî va'ddır. Ve sözünü Allah Teâlâ'dan daha fazla yerine getirebilen kim vardır?. Artık yapmış olduğunuz o alış verişten dolayı size müjdeler olsun ve işte bu, en büyük bir kurtuluştur.” 

 Yorum yapmadan sadece meâl olarak geçelim. 

 İşte biat eden o mü’minler, biat esnasında Ulû-hiyyet hakikatleri için nefislerini, cennet için de mallarını vermişlerdir.

(innemâ yübayiunellah) Sana biat edip alış veriş yapanlar, senin varlığında, (hakikatte bu biat ve alış verişi Allah ile yapmaktadırlar.) Beyanı görüldüğü gibi ne müthiş bir ifadedir, ve Hz. Peygamber Efendimizin de, Hakk’ın indindeki yüce yerini açık olarak göstermektedir. 

Ayrıca, (Nisâ Sûresi 4/80 Âyetinde)



 (Men yutiirrasûle fekad etaallahu)

 4/80. “Her kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah-u Teâlâ'ya itaat etmiş olur.” 

 Hükmü’de bu oluşumu diğer bir yönden tasdik etmektedir. Bu Âyet-i Kerîme’nin de mevzuumuz itibariyle ne kadar açık olduğu kolayca anlaşılmaktadır. 

(Enfal 8/17 Âyetinde) belirtilen.



 ( Vemâ rameyte iz rameyte velâkinnellahe ramâ)

 8/17. “Ve attığın vakit sen atmadın, fakat Allah Teâlâ attı.” 

 İfadesi ile, Yed-i Muhammedî nin Yedullah, yani; Hz. Peygamberin elinin, Allah-ın eli olduğu burada da açıkça ifade edilmektedir. Müthiş bir ifade ve muhteşem bir oluştur. 

 İşte o eli tutup itaat etmek, Allah’ın elini daha bu dünya da tutup itaat etmektir. Ve karşılığı en azîz varlığımız olan nefsimizi feda etmemizdir. Karşılığı (can) vermektir. Eğer nefsimizi veripte bu eli tutmamış isek bilelim ki, “nefs-i emmâre’nin elini tutmuş onu kendimize dost edinmiş oluruz. Bu hususu çok iyi düşünmemiz gerekmektedir. (İnsân oğlu mutlaka bir “yed-el” tutar, yani bir yöne yönelir, dikkat edelimde o “yed-el” ve yön Hakk’ın eli “yedullah” ve hakk’ın yönü “Vechullah” olsun.) 

(yedullahi fevka eydîhim) Onların ellerinin üstünde de Allah’ın eli vardır. Bura da ifade edilen “Allah’ın eli- Yedullah” lâtif ve bâtınî manâsı’dır. Böylece üç el cem olup bir el hükmüne girip ellerin tevhid-i olmuştur. 

 Birinci el. Abd’ın (alıcı) eli. 

İkinci el. Hakikat-i İlâhiyye üzere muhammed ismiyle zuhur etmiş olan zuhuru Muhammed-î nin Ulûhiyyet tecellisinde olan (aktarıcı) “yed-i Muhammed-î nin eli.”

 Üçüncü el. İse, Bâtın-î manâ da (verici) olan “Yedullah-Allah-ın eli” dir. 

 Dikkat edersek göreceğiz ki, bu açıklanan sahneler de, üç mertebe ve bir de bu hakikatleri anlatan mertebe vardır. Böylece mertebeler dört olmaktadır. 

 Bu Âyet-i Kerîme’lerin, bu anlayışla tekrar okuduğumuz zaman bahsedilen dördüncü mertebeyi farketmiş olacağız ki; o da bütün bu oluşumlara hâkim olan Ahadiyyet mertebesidir, ve bu Âyet-i kerîme’ler zât-î Âyetlerdendir. Bunları anlamak için o mertebenin irfaniyyet-i gerekmektedir. 

 İşte bir sâlik gerçek manâ da Mürşit makamında olan bir kimsenin, “biat” etmek için elini tuttuğu huzurunda durduğu zaman bütün bunlar olabildiği kadar hakikat ve gerçeğine uygun olarak tatbik edilmeli, taklit edilmemelidir. Bu hususun ilk şartı, eli tutulan kişinin mutlaka silsilesi belli, İrfan ehli ve vâris-i Muhammed-î olması lâzımdır. Aksi halde bu tatbikat küçük bir merasimden ileriye gitmez. 

 Biat edilen zâtın hayat anlayışı ne ise, oralarda dolaşılır durulur. Ve biat’ta bu dört mertebe hasıl olmaz, sadece iki gözüken beşeri bir elin tutulması olur ki; yed-i Rasûlüllah ve yedullah’ın tutulması olmaz, ayrıca bu hadise Hakk’ın huzurunda da geçerli olmadığından hakikatine de vukuf olmadığından gereği gibi anlatılamaz, anlatılamayınca da orada Ahadiyyet mertebesi de olamaz. Netice olarak bu oluşum sadece bir beşeri ve zâhirî uygulama olarak kalacaktır. 

 Bu oluşumun sıhhati mutlaka gerçek manâ da fenâ ve bakâ hakikatlerini yaşayarak tatbik edebilecek bir İrfan ehline ve bunları bünyesine indirerek ve sindirerek yaşayıp idrak edebilecek bir Hakk taliplisine ihtiyaç vardır. 

 Genelde bu biat’lar yapılmaktadır, ancak biat edilen kimse hangi mertebe ve makam da ise o makam dan biat edilmektedir. Daha yukarıya çıkılması mümkün değildir. 

 Âyet-i Kerîme’de belirtilen üç elin hususiyeti, yed-i Rasûlüllah, yedullah’tan aldığını, yed-i abdiyyetine risâletiyle ulaştırmasıdır. Yani “Rasûlüllah Allah’tan (c.c.) aldığını, kulunun eline, risâletiyle ulaştırması’dır ki, müthiş bir oluşumdur. Eğer yed-i Rasûlüllah, yani Rasûlüllah’ın eli olmasaydı, yed-i abd, yani kulun eli boş kalırdı. Veya her hangi bir şey verilse bile o şeyi anlayamazdı. İşte bu hadisede de Hz. Peygamber (s.a.v.) in şefeat mertebesinden’dir ve onun elinden Yedullah’a yol vardır, başka ellerden değil. Tutabilirsek o eli bulup tutmağa çalışalım. 

 Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin bu yönleriyle de bizler için ne büyük bir lütuf olduğunu anlamağa çalışarak Onu gerçek manâ da değerlendirerek muhabbet etmeğe çalışalım ki, Onun elinden ve gönlünden bizler de feyiz ve bereketlere nâil olalım.

 (femen nekese) “Aman yarabb’î sen bu Âyet-i Kerîme’nin ihtarından bizleri koru.” Kim ki; biat’ın dan sonra (nekes) lik etti, bütün bunlardan (caydı) geri döndü, vaz geçti, veya gerçek değerini koruyamayarak benliğini arttırdı. 

 (fe innemâ yenküsü alâ nefsihî) “O ancak kendi zararına cayar.” Cayma neticesinde oluşacak olan bu zararın tarifi imkânsızdır. “En vahîmi ise Hakk’ın elinin gitmesi, yerine vehmin ve iblisin elinin gelmesi onu tutmasıdır” ki, âhirette de büyük bir pişmanlık ve hüsrandır. Her insân farkında olsun olmasın bir el tutar yani bir hedefi vardır. Hedefi dünya ise iblisin ve cehennemin elini tutmuştur. Eğer hedefi ahirette cennet ise cennetin elini tutmuştur. Eğer hedefi Hakk ise o zaman yukarıda bahsedilen elleri tutmuştur.

 (femen evfa) “Kim ki, ifa eder,” yaptığı biat’a vefa gösterirse, hükmünü yerine getirirse.

 (bima ahede aleyhullahe) “Üzerinde Allah ile yaptığı ahde vefa gösterirse” yerine getirirse, yani ne için biat etmişse onun icaplarını yerine getirirse. 

 (feseyü’tîhi ecran azîmâ) “Yakında ona azametli bir mükâfat verilir.” Bu mükâfat-ı hak etmiş olanlardan, kim hangi mertebeden neyi hak etmişse o mertebeden onu alır. Eğer bir kimse cennet talebinde ise, cennet-i alır, ona kavuşur. Ancak bir kimse Hakk taliplisiyse Onu alır Ona kavuşur. (Ecri azîm) “büyük mükâfat” her mertebe veya kişilere göre başkadır. Cennet isteyene cennet, (ecri azîm-)i “büyük mükâfat” verilir.Hakk taliplisine de, Hakkanî yaşantı (ecri azîm-)i “büyük mükâfat” olarak verilir ki; en büyük mükâfatta budur. 

 Şimdi şurada bir hususa da dikkat çekmek 

yerinde olacaktır. Bir kimse aradan belirli bir zaman geçtikten sonra tuttuğu elin yanlış bir el olduğunu anladığında o eli bırakmasında kendine bir mes’uliyyet yoktur ve sorumlu da olmaz. 

----------------------------------

 Bu ara izah girişinden sonra kaldığımız yerde yapılan uygulamaya dönelim. Gerçekten çok müthiş bir Sünnet-i seniyye idi sanki her şey ve her taraf bizimle birlikte olmuş veya seyre dalmış idi. Sanki bindörtyüz küsur sene evveline gitmişiz veya o günleri gönlümüzde bu güne getirmiş o gündeki sahabinin de hallerini yaşamış idik. Zaten o biattan kısa bir zaman sonra da “gönül Kâ’be’si ve Mekke” fetih olunacaktır. Biat’ın olmadığı yerde Fetihte olmaz. 

--------------------- 

 Yazılarımıza kaldığımız yerden devam edelim. 

--------------------

Odamız Kâbe’ye karşı, geç olmazsa geleni gideni seyrediyorum. Öğlen oldu yemek yiyelim dedik makinede suyu ısıttım fincanlara doldurdum sallama çay yaptık yemekhaneden aldığımız minik ekmelerin içine kesilmiş dilim peynir koyup yemeğe başladık tam o sırada cem de krepli bir tatlı getirmiş onları da yedikten sonra çay bardaklarını yıkayıp,

Sayfa 17: yerine koydum diğer yemekten sonra çıkan atıkları da çöp kutusuna attıktan sonra küçük masamız toplanmış oldu bir müddet sonra abdest alıp öğleni kıldım yazılarıma zar zor devam ettim. Otel odasında dışarıya zor çıkabiliyoruz Kâ’be-i Muazzama karşımızda fakat gidemiyoruz, oraya kadar yürüyemiyoruz gittiğimiz yerlere ise tekerlekli iskemlelerle gidiyoruz. Bu arada Medine’den Mekke’ye geldiğimizde otelin bahçesinde bagajlar indirilirken bizim arabada indirilmiş fakat ne olduysa orada birileri bizim arabayı almış götürmüş bavullarımız otele çıktığında onlarla beraber yoktu görevlilere haber verdik arabanın otobüsten indiğini o arada ne olduysa olduğunu söylemişlerdi. Sonra bize iki araba getirdiler onlarla gezilere ve tavaf ile say’a gittik evlatlar itiyorlardı. Bu arada kafilemizin görevlilerinden Turgay kardeşimiz hastaneye götürelim mi diye sordu bende bir müddet daha duralım geçmezse gideriz dedim sağ olsunlar her zaman ilgileniyorlar.

Vakit geldi ikindiyi kıldım biraz yattıktan sonra tıraş olayım dedim tam tıraşa başladım makinanın şarjı bitti yeniden şarj ettim doldu, tıraşımın tam sonuna gelmişken gene şarjı bitti yeniden şarja bağladım fakat şarj olmadı demek ki şarjı arızalanmış bir müddet sonra bazı hanım kardeşlerimiz geldi onlarla sohbet ettik az sonra onlar gittiler akşam namazı vakti de gelmişti namazı kılıp aşağıya F katına yemek yemek için indik orada cemlerle buluştuk ertesi gün 

Sayfa 18: giden kafile ile birlikte onlarda gidiyorlardı hep birlikte birkaç hatıra resmi çektirdik daha sonra DM katına çıktık yola çıkacak kardeşlerle orada uygun bir yer bulup oturduk ve güzel derinliği olan bir sohbet oldu daha sonra odalarımıza döndük yatsıyı kılıp istirahate çekildik.

20.11.2023 Pazartesi sabah altıda kalktım Kâbe den sabah namazının sesleri geliyor idi bende abdest alıp odada sabah namazını kıldım daha sonra Nüket Anneyi de kaldırıp sabah kahvaltısına indik Fatih ve Rasim kardeşlerle buluştuk biz kahvaltımızı yapıp odamıza çıktık gene biraz dinlenmek için. Bugün saat 11:30 da on günlük kafile yola çıkacağı için bizde onları uğurlamak için 10:30 da aşağıya indik bagajların hepsi aşağıya indirmişlerdi az ileride cemleri gördük oturuyorlardı bizde yanlarına gittik yolcu olacakların hepsi geldi otobüslerine bindiler vedalaşıp 10 günlükleri yolcu edip odamıza çıktık etraf biraz kirlendiği için görevlileri çağırdık Taskin imiş görevlinin adı. Temizliği yaptıktan sonra diğer Kevser’i sordum off dedi.

Sayfa 19: İkindiyi kıldım yazılarıma kaldığı yerden devam ettim yavaş yavaş akşam olmaya başladı camdan Kâbenin bahçesini seyrediyorum ikinci kattan insanlar aşağıda kimileri aşağı kimileri yukarı çok kalabalık koşturup duruyorlar, kimileri yerlere oturmuş akşam namazını bekliyorlar nihayet akşam namazı ezanı okundu bende odada namazımı kıldım dışarıya çıkmaya halim yoktu ayrıca Nüket anneyi de yalnız bırakmak istemiyordum. 

Yatsı ezanı okundu yatsıdan sonra DM katında uygun bir yerde Adanalılarla sohbet etmek için toplanmayı kararlaştırmıştık böylece onları Anjum otelin 1. bölümünün önünde bekleyecektik daha evvelce yemek haneye geçip yemeğimizi yedik orada Harun ile karşılaştık yemeklerimizi yedikten sonra ben odaya çıkıp yatsıyı kıldım Nüket anne Harun ile kalıp diğer otelden gelecekleri karşılamak için orada beklemede kaldılar, bende odamıza çıkıp yatsıyı kıldım daha sonra aşağıya inip onlarla buluşup DM katına çıkıp sohbet yapmak için uygun bir yer bulup çevrede bulunan sandalyeleri toplayıp oturulacak yerler hazırladık bir müddet sonra Adanalılar dahil, gelecek olanlar geldi sohbete başladık sorular soruluyor idi cevaplanıyordu epey bir zaman geçtikten sonra iki Suudi polis veya görevli yanımıza geldi durumu kameralardan tespit etmişler hemen dağılmamızı istediler bizde ka’beden

Sayfa 20: bahsediyorduk dedik ozaman 15-20 dakika daha oturabilirsiniz dediler bizde konuyu bitirince oradan hemen ayrılıp aşağıya bahçeye inip orada uygun bir yer bulmağa çalıştık ancak orasıda çok kalabalık olduğundan yer bulmak oldukça zordu nihayet arka taraflarda bir masa bulduk yan taraflardan birkaç sandalye daha bulduk bir müddet sonra yan tarafta bir masa boşaldı onu da dahil ettik yan taraflarımızda da üzerinde oturula bilinecek bir set gibi yer vardı oraya da oturulunca epey bir kişiye oturulacak yer bulunmuştu. Yarım kalan sohbetimize açık havada orada devam etmiş olduk, diğer otelden gelen kardeşler saat 23:00 gibi gittiler bizde gece 24:00’e kadar oturup sonra kalkıp odamıza çıktık gerçekten açık hava bize de iyi gelmişti kısmet olursa yarın akşam gene bu yerde sohbet yapmak için konuşup ayrılmıştık bende otele çıktığımda bu notlarımı yazdıktan sonra dinlenmek için yatmıştım. 

21.11.2023 Salı

Sabah 05:30 kalktım sabah namazını kıldıktan sonra 06:00 da F katı yemekhaneye indik sabah kahvaltımızı yaptık biraz bahçede temiz hava almak için oturalım dedik ancak koltuklarda boş yer yok idi biraz sonra yakınımızda olan 3’lü bir koltuk boşalınca hemen oraya oturduk bir müddet sonra karşıdan İzmirli Hüseyin kardeşi

Sayfa 21: gördük yanımıza çağırdık onları da gece 12 de tavafa gitmişler sabah namazını kılıp gelmişler biraz daha oturduktan sonra odalarımıza çıktık bende yazılarıma devam ediyorum rahatsızlığımız ve yaşlılığımızdan dolayı Kâ’beye son günlerde pek gidemiyoruz zaten görevlilerde çok disiplinli insanları birerli kolda adeta içeriye alıyorlar içerisi çok geniş tavaf yapılan yere sadece ihramlıları alıyorlar diğerleri dış çevreden tavaf yapabiliyorlar oradan da çevre genişlediği için tavaf çok uzun sürüyor buralar artık yaşlıların yapabilecekleri ibadet yeri olmaktan çıkmış böylece bizde oldukça üzülmüştük. Kâbe Metaf alanına sadece ihramlıları alıyorlar. 

Sayfa 22:

Bir baktım sanki kendimi rüyada Kâbenin yanında gördüm Kâbe diyordu ki;

----------

Şaşırıyorum bu insanlara

Bakmasınlar da hiç kusura

Bende var ef’al tecellisi

Onlarda var Zat tecellisi

Ben bir taş maden dahi derler

Bilmem bundan ne elde ederler

Duygulanırlar beni görünce

Gözyaşı dökerler ince ince

Onların gönülleri beytullah

Nerede var böyle bir zuhurullah

Ayırmış kendini de Haktan

Gayrıya düşmüş hem yorulmaktan

Aradığı hep kendinde var 

Ve ne fahtü Keremna da var

Unutmuş bunlarıda çoktan

Yarışı kaybetmişte baştan

Rabb-i buyurdu halifemsin

Yeryüzünde olan gölgemsin

Kendi olmuş nefsi emmâre

Arar kendi kendine çare

Bir taraftan hâdi zuhuru

Nefhayı kaldırır kuburu

Velakin dalmış hep uykuya

Nasıl düşmüş bu hayali kurguya

Halbuki kendi gönül Kâ’be-si

Yoktur alemde bir nişanesi

Bilinmez bir hazinedir

Alemlerde ali yücedir

Bilir belki ilahi kadrini

Tamamlarsa varlık seyrini

Bulursa bugünden kendini

Bilsin ki Kâbe de kendisi

İşte bende onu ararım 

Yerimde sabit ayrılamam

Bende de selam edin ona

Açılsın gönlünde ilahi mana

T.B. 

----------------------------- 

 Kayıtlarımıza kaldığımız yerden devam edelim. T.B.

-----------------------------

Sayfa 23: kahvaltıdan sonra biraz yattık saat 11:00 civarında kalktık öğlen oldu abdest alıp öğleni kıldım, kalve çorba yaptım suyu ısıtıp onları yedik, sofrayı kaldırdım yazılarıma devam ediyorum, bu arada ikindiyi bekliyoruz ikindi oldu ezan okundu. İkindiyi kıldım biraz daha uyuyup akşam namazı için kalktık, beden kırıklığımız az da olsa devam ediyor yol yürüyemiyoruz, Kabe'nin çevresini odamızdan seyrediyoruz akşam namazını kıldıktan sonra F yemek katına indik. Akşam yemeğimizi yedikten sonra bahçeye inip orada biraz oturup hava aldık, insanlar Yatsıya gittikleri için bahçe oldukça tenhaydı bir müddet oturduktan sonra tekrar odamıza çıktık. Biraz oturduktan sonra Fatih geldi biraz onunla oturduk o da gitti biraz daha dinlenmek için sonra ben de kendime bir sallama kahve yaptım onu içtim Saat 22.30 aşağıya bahçeye ineceğiz Almanyalı kardeşlerle sohbet yapacağız.

21.11.2023 salı sorular 

Medine Cemal, Mekke Celal vardı 

Güvercinler neden çok

Celalden sonra Cemal

Tavafın kalabalığı 

Peygamberimizin Yüksek yerlere çıkması 

Edebin bu yoldaki gücü 

------------------------- 

 Bu soruları sırasıyle cevaplamaya çalışalım.

Medinede Cemal, Mekkede Celal vardı 

Medine de rahmet nur tecellisi vardır, Çünkü peygamberimiz “alemlere rahmettir” bu da Cemal’dir. Cemâl zatın perdesiz görüntüsüdür. Çünkü kendisi “men reani fekat reel hakk”tır. Yani; “beni gören Hakk’ı görmüştür

Mekkede Celâl tecellisi vardır çünkü bütün zıtlar orada mevcuttur, çünkü zatın mahallidir. Celâl zatın perdeli görüntüsüdür. “Zülcelâli vel ikram”dır. İkramı Celâlinden gelir. Bu yüzden Mekke zat-ı zülcelâlin makamıdır. Kâ’be-i muazzama da onun perdeli olarak zuhur mahallidir. 

-------------------------- 

Güvercinler neden çok 

Güvercin bilindiği gibi habercilik işaretini taşır, oralarda çok olması mana alemlerinin haberlerinin gönül kuşları olarak çok taşınması lazım geldiğindendir. 

Ancak burada bir tehlike vardır güvercin’in son hecesi “Cin” dir. Bu yönü ile bakıldığında tehlikeli tarafıda vardır o varlıklardanda süfli haberler getirebilirler. Bu yüzden iç vesveselere karşı çok ihtiyatlı olmak lazımdır. 

-------------------------- 

Celalden sonra Cemal 

Celâl Hakk-ın perdeli görünmesidir. Bir varlığın kendine ait bir varlığının olmadığı anlaşıldığında, yani “külli şey’in helikun illa vechehu” “herşey helâk olacak ancak Hakk-ın veçhi baki kalacaktır” hükmü ile eşyanın gerçekten kendine ait bir varlığı olmadığı, Hakk-ın bir isminin zuhuru olduğunu anlayan kimse de eşyanın hakikati ortaya çıkmış olur, böylece celâl perdeleri açılmış olduğundan geriye cemali kalmış olur. Bu yüzden celâlinden cemali meydana gelmiş olur. 

---------------------------- 

Tavafın kalabalığı 

 Tavafın kalabalıklığı onun isimlerinin çokluğunun zuhurundan dır. Başka bir umremizde bu konu hakkın da tavafta iken çok kalabalık olduğundan o anda çok sıkışmıştım tavaf bittikten sonra bir kenara çekilip bu durumu gönlümde istişare ederken gönlüme şöyle bir duygu gelmişti, bu kalabalık isimlerimin çokluğundan onların zuhurlarından’dır, diye ifade ediyordu. 

----------------------------- 

Peygamberimizin Yüksek yerlere çıkması 

Peygamberimizin ve birçok evliyaullahın hep yukarılarda mekan tutmaları ruhlarındaki yüceliklerdendir ve ufuklarının genişliğindendir, kapalı mekanlarda olmak onlarda kabz yapar çünkü kendileri bast-ın mahalleridir. 

Peygamberimiz mi’rac ehlidir ve bundan daha yukarısı yoktur.

--------------------------- 

Edebin bu yoldaki gücü 

Edep her zaman en güçlü müdafaa ve nezaket silahıdır. Bu yüzden “Edep bir tac imiş nur-u Hüdadan gey o tacı emin ol hertürlü belâdan” denmiştir. 

Bir gün erzulumlu fikri kardeşimiz bir sohbet esnasında, “ağabey edep hakkında bir şiir yazarmısın” demişti galiba yakınları tarafından edep dışı davranışlar görmüş, bende olur inşeallah demiştim. Bir müddet sonra da yazmıştım, yeri geldiği için onu da buraya ilâve etmeyi uygun buldum.

---------------------------- 

## EDEB YA HU

İnsan'a yakışan edeb'dir, edeb, 

Yolları aştıran sebeb'dir, sebeb, 

Kendini bilmek gerektir, gerek, 

Bilenler yanında edeb ya Hu.

Küçüktün bir dem büyüdün güzel, 

Halini biliyormuydun ki ezel, 

Yükseklere çıkıpta atma gazel, 

Büyütenler yanında edeb ya Hu.

İlmin yok idi, fakat öğrettiler, 

Seni nice zaman bakıp güttüler, 

Bir yere getirip adam ettiler, 

Öğretenler yanında edeb ya Hu.

Cahillik ettin kaç kere, af gördün, 

Belki gönlünün muradına erdin, 

Etrafını zaman zaman yerdin, 

Affedenler yanında edeb ya Hu.

Gel büyüklenme eyle secdei ahh, 

Demiyesin gün geçtikçe vah vahh, 

Ediver gönlünü acilen ıslahh, 

Salihler yanında edeb ya Hu.

Ermeğe çalış kendi özüne, 

Kanma sakın cahillerin sözüne, 

Aşk sürmesini çekiver gözüne, 

Görenler yanında edeb ya Hu.

Dalmağa çalış bahri zatına, 

Çıkıver her dem erenler katına, 

Erersin elbet manayı batına, 

Erenler yanında edeb ya Hu.

Geçiver artık ak ile karadan, 

Mutlak sevmiş senide yaradan, 

Çabuk çıkar kendini aradan, 

Çıkanlar yanında edeb ya Hu.

Ölmeden evvel ölmeğe çalış, 

Sende olanı görmeğe alış, 

Hiç iyi olmaz gaflette kalış, 

Ölenler yanında edeb ya Hu.

Kendine dön, kendine dön, kendine, 

Takılma gayrı varlık bendine, 

Ermek için gerçek ALLAH dinine, 

Erenler yanında edeb ya Hu. 

3/6/1987 T.B.

---------------------------- 

 Kayıtlarımıza kaldığımız yerden devam edelim. T.B.

----------------------------

Sayfa 24: 22.30 da Bahçeye indik çağrılan herkes gelmişti masaları birleştirmişler yaklaşık 25 kişi kadar biz de oturduk yerleştik sorusu olan var mı dedim aşağıdaki sorular soruldu cevaplandılar böylece güzel bir gece geçirmiş olundu saat 12:30 gibi dağıldık odama çıkıp biraz daha oturup sonra yattık.

22.11.2023 sabah 05:50 de kalktım namazı kılıp gene yattım tekrar biraz yattım sonra Nüket anneyle kalktık 06:30 Fatih Eren Harun gelip onlarla birlikte kahvaltı edeceğiz sonra da arabayla veda tavafına gideceğiz. 

Sayfa 25: 06.30'da Fatih Eren Harun geldiler arabaları alıp kahvaltıya indik kahvaltı ettikten sonra tekrar abdest tazeleyip yola çıktık. Epey yorgun olduğunuzdan ben de tavafı araba ile yapmak zorunda kalıp Nükhet anne ile ben de arabayla yapmaya başladım arabaları metaf alanına almıyorlar O yüzden az yukarıdaki geniş yuvarlak yerde veda tavafını yaptırıyorlar fakat mesafe çok genişlemiş ve uzamış oluyor Nihayet 7 Şaft bitti tavafı tamamladıktan sonra namazını da kılıp otelimize döndük saat 09.30 olmuştu. 

------------------

Bu arada Mekke'ye geldiğimizden beri metaf, tavaf alanında Kabe'nin etrafında tavaf yapamamıştım kardeşlere yorgun değilseniz orada bir tavaf yapabilir misiniz dedim onlar da yaparız dediler, böylece ikinci tavafımızı da karar vermiş olduk onlar ihram giyinmek için odalarına gittiler ben de bizim odada ihramımı giydim Saat 10.30 gibi Nüket anneye odada bırakıp tavaf alanına yürüyerek gittik ve tavafa dahil olduk oldukça kalabalık idi 1 2 3 derken tavafımızı bitirdik tavaf namazını kılmak için arkalarda uygun bir yerde tavaf namazını kıldık Öğlen de epey yaklaşmıştı biraz bekledikten sonra öğlen ezanı okundu öğleni de kıldıktan sonra oldukça uzun bir yolculuktan sonra çünkü yolları biçimsiz düzlemişler epey sıkıntılı gidiyor bir yandan kalabalık Nihayet otelimize varıp odamıza çıktık bugün saat 3.30'da Almanya'dan gelen kardeşlerimize el verme merasimi olacak. Aslında bu tavafımız aynı zaman da veda tavafı idi, daha sonra sıkıntı olmasın diye böyle niyetlemiştim. 

------------------- 

 (2015-Umre dosyasından konu ile ilgili şiir türü bir yazıyı aktaralım. T.B.

-------------------

 Veda tavafı (18/02/2015/Çarşamba)

 

 Vedana geldim dedim, dedi neden, 

 Adet olmuş dedim, bu sebebten,

 Canın sağ olsun dedi, gülerekten,

 Gönülde olanın vedası olurmu, dedi. 

 Veda eden surettir, dedim bu yüzden, 

 Suret suretten ayrımıdır dedi, sence,

 Ayrıdır dedim, görüntü de bende,

 Vedaya suretine geldim, bu günden. 

 Zahmet olmuş dedi, sana,

 Rahmet oldu dedim, bana,

 Döndüm etrfında, bir güzel,

 Dedi, o iş, ezelden de ezel.

 Dedim, suretin dışında, sıretin içinde,

 Dedi, nasıl eyledin, bu biçimde,

 Birlikte döndük dedim, ben dışında sen içimde,

 Dedi, görünen sen, hareket eden ben içinde.

 Nihayet döndüm, dedim bir oldu,

 Dedi, zâten yolu buydu, 

 Ben ona, O bana uydu, 

 Eski alışkanlık dedi. Bir huydu.

 Baktım gelmişiz, birlikte hacere, 

 Dedi, kimi selâmladın, acele,

 Dedim, seni selâmladım, gizlice,

 Dedi, oldu aslında, bu da yerince. 

 Nihayet çıktık, tekbirle yola,

 Yürüdük tur da, kol kola,

 Fark etmedi kimse, bu halimizi, 

 Zannettiler kendileri gibi, sözlerimizi. 

 

 Bir, iki, üç, derken dolmuş sayısı,

 Böylece döndük diğerlerinin aynısı,

 Sonuna gelmişiz birde baktım,

 O yerde Hakk’tan halka aktım. 

 Dedi haydi olsun böyle hayırlısı,

 Dedim kıymetlidir, her şeyin zorlusu,

 Dedi yormadım, zorlamadım seni,

 Dedim, biliyorum, bende üzmezsin beni. 

 Elveda dedim, gerçi suretten,

 Güle güle dedi, ama sıretten.

 Kimse kalmadı, gerçi gayriden,

 Seyrettim sahneyi, geçerek hayretten. 

 Dedi kurdum âlemlerde, bir düzen, 

 Dedim, bendim, onları hayalden gezen,

 Dedi, gizlemiştim, onlarda kendimi,

 Dedim, bende buldum sende, kendimle kendimi.

 Dedi selâm ismimden, sana bir selâm,

 Dedim aldık kabul ettik, aleykümselâm,

 Dedi vaktiniz doluyor, gidin selâmetle,

 Dedim gidiyoruz, şükür ganimetle. 

 

 Aslında ne giden var, ne gelen, 

 Bu âlemi ne soran var, ne bilen, 

 Bir hayaldir, hep geçiyor günlerimiz, 

 Nerde kimler, kimler sevdiklerimiz,

 Necdet bulmuş Rabb’ın-ı, ne gam, 

 Âlem görünür dışarıdan, biraz ham,

 İrfan ehli bilir, görünen Hakk’tır,

 Perdeli bakanlar, derler ki, halk’tır,

 Hak’ta olsa, halk’ta olsa, hep O dur, 

 Halk’ta hakk’ı, birlemek kemâl budur, 

 Gayrı gören, gayrı olur herhalde, 

 Bulamaz kendini, hiçbir zaman, bu halde.

 Vedadan geriye, kaldı bunlar, 

 İzâfidir hepsi, irfan ehli anlar,

 Surette vardır, gerçekten ayrılık,

 Ancak gönülde, kalmaz gayrılık. 

 Böylece veda ettik, zâtından zâtına,

 Çıktık hep birlikte, yüce katına,

 Dönerken suretin, ana vatanına,

 Elveda dedik, Zât-ül bahtına. 

 Sıla-i rahîm, yaptık böylece, 

 Rabbımla döndük, tavafı gizlice, 

 Kalmadı diğer, tavaf hükümleri,

 Cem ettik, onunla bütün mertebeleri. T.B.

------------------- 

 Kayıtlarımıza kaldığımız yerden devam edelim. T.B.

-------------------

Sayfa 26: Nihayet odamızda hafif bir kahvaltı yaptık biraz dinlendikten sonra aynı katta 1106 odaya Almanya ve Hollanda'dan gelen kardeşlerimizin el verme merasimlerini İfa etmek için 15.30'da gittik bir müddet sonra merasimlerini ve dualarını yaptık 8 kişiler. 

Zahide Aydoğdu 

Cavidan Erduman 

Ayfer Turan 

Ayla şahin 

Ayşe Turan 

Yasemin Yaşar 

Aynur Ertunç 

Hasibe Taşdelen

 Biraz sohbetten sonra odamıza döndük çok yorgun ve uykusuz olduğumuz için hemen uyumuşum bir müddet sonra gene kalktım abdest alıp akşam namazını kıldım daha sonra aşağıya Yemekhaneye indik Akşam yemeğimizi yedikten sonra saat 9 gibi diğer otelde kalan Adana grubu ile sohbet yapılacak

 Bu arada biz DM katına çıkıp mescitte yatsı namazını kıldık daha sonra odalarımıza çıkıp ihtiyaç giderdikten sonra tekrar bahçeye inip Nüket annelerin Ademlerle birlikte tutmuş oldukları masalara oturduk, bir müddet sonra diğer otelde olan Adanalı Kardeşler de geldi, daha başka kardeşler de vardı, onlarla birlikte sohbete başladık sohbet konusu 118-52 Tur Suresi ve Nusret Tura bağlantılarıydı. Sohbet başladı kitaptan konuyu takip etmeye başlandı sohbet güzel geçti, sohbet sonunda oturmak için birleştirdiğimizler masanın numaraları bizlere hayrete düşürdü bu durumu  hepimiz tespit ettik Harun oğlumuz bunu kağıda dökmüştü. Özetle aşağıya aldım, kendi hatıralrı bölümnde daha geniş izahları olacaktır. T.B. 

--------------------- 

Otelin bahçesinde akşam sohbet oldu. Bu sohbet esnasında masadaki bazı sayısal gözlemler ve sohbet konusu ile ilişkiler şu şekildedir. Ha.. Ne... Tü... 

Masalardaki Değerler: 19+18+15+25+53=130

---------------------

Sayfa 27: daha sonra saat Yarım civarı hepimiz dağılıp odalarımıza çıkıp istirahatlerimize geçtik.

23.11.2023  sabah 5.30 kurduğumuz telefonun alarmı çalmaya başladı hemen kalkıp abdest alıp sabah namazını otelde kıldım sonra Nükhet anneyle birlikte onu arabasına bindirip Yemekhaneye indik kahvaltımızı yaptıktan sonra ben Harun ile DM katına çıktık Orada küçük bir market varmış, oradan tükenmiş olan, tükenmez olan kalemin yerine, yazılarım yarım kalmasın diye yine iki riyale bir tükenmez kalem aldım. Umre boyunca harcadığım para sadece buydu bu kalemle. Şimdi yazılarıma devam ediyorum az sonra biraz dinlenmek için uykuya yatacağım vakit geldi uykuya yattık. Nüket anneyi Ayfer ve kızı arkadaşı araba tavafa götürdüler saat 11.30 gibi uyandım daha sonra abdest alıp öğlene kıldım, daha sonra biraz kahvaltı öğlen ettik biraz hava almak için bahçeye indik MD katına indik orada uygun bulduğumuz birkaç seccade aldık. Nüket Annenin PARKİPEKS. İlacı bitmiş eczaneden onu da aldırdık. 

Sayfa 28: tekrar otele odamıza döndük daha sonra akşam yemeğine indik Yemekten sonra gene MD katına indik oranın uygun bir yerinde bazı kardeşlerle soruları üzerine sohbet ettik saat 22.00 gibi oldu yarın İstanbul'a döneceğimiz için akşamdan bavullarımızın yerleşmesi gerekiyor idi bizde öyle yaptık bavullarımızı hazırladık sabah saat 08.30'da oda kapısı önünde oldular saat 1.00 gibi yattık

24.11.2023  Cuma sabah saat 5.30'da kalktım ezan okundu namazı kıldım 06.30'da kahvaltıya indik son  kahvaltımızdı sonra yukarıya odamıza çıktık bir müddet sonra görevliler bavulları aldılar 10.30'da yola çıkılacak vakit yaklaştı Otel Odamızı tamamen boşalttık el arabalarını Sadık kardeşimize teslim ettik bahçeye indik bir müddet sonra Otobüs geldi yerimiz oturduk bavullar yerleşti saat 10.45 otobüs ciddiye doğru hareket etti 11.50 civarında ciddi havaalanına geldik otobüs D1 kapısı önüne geldi Yere indik bavulları her arabalarına koydum orada kenarda duran bir el arabası vardı Hemen Nüket anneyi ona bindirdik sıra ile bizlerde ileri doğru gitmeye başladık, sıra geldi bavulları verdik zemzemleri aldık onların da muameleleri yapıldı nihayet uzun muameleler neticesinde içeriye girebildik, çıkış kapısı sayısı üzerinde değişiklik oluyor, henüz netleşmedi şimdi orta yerde bir kapının önünde kesin numaramızın belirlenmesini bekliyoruz nihayet a 42b'den içeriye aldılar uçağa bindik herkes yerleşiyor biz de yerimize oturduk 64 H 64c Nüket annenin yanına geldik aynı yerlere vermişler Eren ile yer değiştirdik cam önündeyiz etrafı seyrediyorum. 

Nihayet uçak havalandı, güzel bir yolculuktan sonra İstanbul hava limanına indi. Bizi kaşıladılar gene arabalar ile bavulların verildiği yere getirdiler biraz bekledikten sonra bavullarımız geldi bizimle ilgilenen görevliler bavullarla birlikte bizi hava alanından dışarıya çıkadılar orada bizi bekleyen Simge kızımız geldi evvelâ bavulları arabaya yerleştirdik daha sonra bizde arabaya bindik yardımcı olan görevli kardeşlerimize teşekkür ettikten sonra Tekirdağına doğru yola çıktık. 

Nihayet güzel bir yolculuktan sonra Cemlere geldik orada akşam yemeğini yedikten sonra eve geldik, bavulları boşaltıp eşyalarımızı yerleştirdik çok yorgun olduğumuzdan bir duş alıp dinlenebilmek için uykuya yattık böylece çok güzel geçen Umremiz güzelce sona ermiş oldu. Elimizde bu hatıra kayıtları kalmış oldu. Daha sonraları bu kayıtları okuduğumuzda tekrar o günleri ayni tazeliği ile yaşamış olabileceğiz biraz hizmet biraz gayret ve diğer umreci kardeşlerimizinde gönderdiği yazıları ile, elimizde böyle bir dosya kitap kalmış oldu. Rabb-ül alemin bütün Umrecilerin umrelerini kabul eylesin gitmeyenlerede gitmeyi nasip eylesin Amin. T.B. 

--------------------- 

 Buradan sonraki bölümde umre hatıralarını yazıp gönderen kardeş ve evlatlarımızın hatıralarını göreceğiz. Ellerine gönüllerine sağlık. T.B. 

------------------------

 Umreye gelen kardeş ve evlâtlarımızın Umre hatıraları. 

 2023-Umre Notları 13-Aralık-2023

 Harun Nezih Türkçü 

Efendi Babam merhaba,

Nasılsınız? İnşeallah annem ve siz iyisinizdir. Bizlerde çok şükür iyiyiz. Umre notlarını düzenledim. Aşağıdaki gibidir. İlave düzenlemem gereken bir durum olursa yardımcı olmaya çalışayım.

11/11/2023

Medeni uçağındayım. Koltuk numaram 40D. Oturduğum koltuğun önündeki ekranda “BEYOND” yazıyor. BEYOND kelimesindeki “N” harfi sembol olarak daha değişik idi. Diğer harflere göre vurgulanmakta idi. “Beyond” İngilizce’de dışında, ötesinde anlamına gelmektedir. Dışına, ötesine çıkabilmek için Sultan’dan gelecek olan kudret “Nun’una” ihtiyaç var. Otel odamızın numarası 1035 idi, oda arkadaşım ise Eren.

12/11/2023

Otelimizin iki ismi var. Biri “Bosphorus” diğeri ise “Al Waqf al Safi”. Safi hallerimize vakıf olup, safi hallerimizi devam ettirelim. Safi yine Adem babamızın lakabı olan Safiyullah ismi ile ilişkili. Ademiyyet üzere hareket edelim, hayal üzere değil. Vakıf olmak “farkında olmak anlamında olduğu için, saf hallerimizin ve Ademiyyetimizin farkında olalım” anlamına işaret etmekte olduğu değerlendirilebilir. Ayrıca kaldığımız otel T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı Medine İdare Merkezi imiş. Bugün “Cennet Bahçesi” ni ziyaret ettik, orada Hakikat-i Muhammedi namazını kılmak nasib oldu.

Düşünce: Zat’ın şehrine ihramsız girilmez demek, Zat’ın şehrine Hacc ve Umre yolu ile girmek uygun olandır şeklinde değerlendirilebilir. Bu ise, gönül insanının, kamil insanın gönlüne, ilahi, miraci hedefler ile yönelmek en isabetli olanıdır şeklinde değerlendirilebilir. Diğer yönlerden, beşeri vb maksatlar ile yönelmek uygun olmamaktadır.

Akşam namazını eda ettikten sonra Hakikat-i Muhammedi namazını bir kere daha eda ettim. Ve sonrasında yatsı namazınıda Mescid-i Nebevi’de eda ettim.

13/11/2023

Otelde sabah namazını eda ettikten sonra kahvaltı ve müteakibinde ziyaretlere geçildi. Sırasıyla, Uhud şehitliği, Kıbleteyn Mescidi, Hendek bölgesi ve Kuba mescidini ziyaret ettik. Uhud bölgesinde Okçular tepesinde birçok arkadaşım gibi bende bir bölümüne kadar çıktım. Ziyaretlerden sonra öğle namazını Mescid-i Nebevi’de kıldım. Sonrasında hep beraber Hurma bahçesine gittik. Bir yemek ziyafeti oldu, çaylar içildi ve hurmalarımızı aldık. Otele döndükten sonra abdest alıp, Mescid-i Nebevi’ye akşam namazını kılmaya gittim. Akşam namazını eda ettikten sonra günlük dersi yaptıktan sonra Hakikat-i Muhammedi namazını kıldım. Yatsı namazını kıldıktan sonra Efendimiz (s.a.v.)’i muvacehe bölümünden selamlayarak otele döndüm.

14/11/2023

Sabah 4:30 sularında sabah namazını kılmak için Mescid-i Nebevi’ye gittik. İmam namazın birinci rekatında Tebareke suresinin bir kısmını ikinci rekatında ise Tebareke suresinin kalan kısmını okudu. Benimde bu seyahatte okuduğum ilk kitab Efendi babamın Mülk suresinin açıklamasını yaptığı kitabı idi. Tevafuk olmuş oldu. Müteakbinde ise Cennet’ül Baki’yi ziyaret edip, otelimize geri döndük. Umre için saat 9-10 gibi hazırlıklarımızı yapmaya başladık. İhramı açtığımda ihramda “kırmızı leke” gördüm. Lekenin boyutu yaklaşık bir parmak uzunluğunda idi. Muhtemelen diğer çamaşırlardan yıkanma sırasında geçmiş olmalı. Islak bezle silersem daha da yayılabilir diye düşündüm. Bu nedenle Eren’den makas alarak kırmızı olmuş iplikleri keserek kırmızı izi seyrelttim. Sonrasında Eren, “Efendi babadan kırmızı rengin Zat-i Tecelliyi ifade ettiğini ve kahverenginin ise Hakikat-i Muhammediyi işaret ettiğini” duyduğunu belirtti. 

İhramı giydikten sonra öğle namazını kılmaya Mescid-i Nebevi’ye gittik. Bu arada Mescid-i Nebevi’de imamlar her namaza başlamadan önce “Sev” sesine benzer bir şey söylüyordu. Bu dikkatimi çekmişti. Sonrasında bu “Sev” sesi ile bu imamlar ne demek istiyor diye Eren’e sordum. Meğersem “Estağfirullah” deniyormuş. Bu arada öğle namazına gittiğimizde orada Yozgatlı olan (Plakası 66; İsmi Celal’in ebced değeri) İzmir’de yaşayan (Plakası 35; tersten okunduğunda 53) ismi Mehmet Ceylan olan bir kimse ile tanıştık. Mehmet Muhammed’i remzederken, Ceylan başındaki Cim ve sonundaki Nun değerlerinin toplamı ise 53 etmektedir. Yozgatlının, 66, Zat-i Tecellinin İzmir’de yaşaması (53’de yaşaması); Mehmet’in yani Muhammed’in Ceylan (53) soyismini alması Zat-i Tecellinin Efendi babadan zuhur etmekte olduğunu işaret etmektedir.

Sıla Turizm kartımda 42. Tur yazıyordu. Diğer arkadaşlarımda bu sayı değeri farklı idi. 42 burada Konya’nın plaka numarasıdır. Bu da hubbiyeti, aşkı, Mevlana’yı remz etmektedir. Sılaya asli vatanımıza Zatımıza yolculukta aşk, muhabbet üzere gitmem gerektiğini ifade etmektedir diyebilirim.

Bizi umreye götüren (Medine’den Mekke’ye) 2 no’lu otobüsün plakası “VAD 6346” idi. (6+3+4+6=19) olmakta 19 ise İnsan-ı Kamil’i remz etmektedir. Otobüslerin üzerinde QAID yazıyor ve Taç sembolü vardı. Hakk’ın kaideleri, sütunları veya kayıtları gibi düşünülebilir. Otobüsler üç adet idi. Efendi babamlar molalarda diğer otobüslere geçiş yaptı. Bize de bir molada Sıla Turizm’den Musa bey geldi. Bu yolculuk esnasında Musa bey şu şekilde bir örnek verdi. “Arapça’da “haza mali” “bu benim malım” demek anlamına geliyor. Ancak mali kelimesi ma-li şeklinde iki kelimelik bir terkip “ma” kelimesi “yok” anlamına gelirken “li” kelimesi “benim için” anlamına gelmekte. Yani “haza mali” diğer yönden bakıldığında “bu benim malım yok” anlamına gelmektedir.”

Mekke’deki Anjum otelimize vardık. Oda numaramız 1113 idi.

15/11/2023

Gece 12 gibi ilk umremizin diğer rükunlarını tamamlamak için Kabe’ye gittik. Saat 3 gibi umremiz tamamlandı. Saçımı ve birçok arkadaşımın saçını Ali kesti.

Sabah odamızdaki birkaç eksiği gidermek için ismi “Kevser” olan oda görevlisinden yardım istedik. Sağolsun çok yardımseverdi, ihtiyaçlarımızı giderdi.

Düşünce: Umre ve Hacc gibi ibadetlerde Zat’a yönelik bir gayret gösterilirse, sonunda nefsin hükümlerinden bazılarının iptali olmakta, “saçın bir kısmı kesilerek” remz edilmekte, mükafat olarak ise nefsin o bölümlerine Hakkani-Rahmani anlayışlar, hükümler yerleşmekte şeklinde değerlendirilebilir. Peki bir gönül ehli umre yaparsa ne olur şeklinde düşünülürse, gönül ehli Zat’a yöneldiğinde kendi akıl mülkündeki, akıl bahçesindeki Rahmani esmalardan, ilimlerden bir demet oluşturur ve etrafındakilere verir. Burada da saçın bir kısmının kesimi ile işaret olunmaktadır. İnsanın başı, aklı işaret ederken saçlar ise burada (gönül ehlinde) Rahmani olan esmaları işaret etmektedir. Sıradan bir insanın veya dervişin gayreti sonucunda oluşan oluşumlar ile gönül ehlinin gayreti sonucunda oluşan oluşumlar arasındaki fark bu şekilde değerlendirilebilir. Gönül ehlinin bu paylaşımının karşılığında ise “Hel cezaül ihsanü illel ihsan” olmak suretiyle, o gönüle daha çok Rahmaniyet verilir olması gerekir.

Akşam saat 5’e doğru çarşıdan bir şey alıp, sonrasında da akşam ve yatsı namazlarını kılmak için otelden ayrıldım. Epey güzel bir yağış var idi. Bir süredir devam eden yağış pek buralarda alışık olmadığım bir yağış idi.

16/11/2023

Sabah kahvaltıdan sonra ziyaretler başladı. Önce Sevr dağına yakın bir yere geldik. Burada Sadık bey biraz sohbet etti. Müteakibinde Arafat bölgesine geldik, burada Sadık bey biraz sohbet etti. Bu arada Arafat bölgesine gelirken oradaki bir otobüsün üzerinde Mevlevi sema halinde ve otobüsün üzerinde ise “SAMAYA GROUP” yazıyordu. Yani “Semaya giden bir grup”, yani muhabbeti, aşkı gök ehli olmayı, miraca varmayı işaret ediyor.

Öğle namazını Mescid-i Haram’da kıldıktan sonra tavaf yaptım. Tavaf sırasında önüme çıkan birisinin sırtında “Understanding yourself in order” yazıyordu. Türkçesi “(Sen) kendini belli bir düzende, sırayla anla, idrak et” anlamına geliyordu. Tavaf bitiminde tavaf namazını kılacağım esnada önümdeki kişinin sırtında (veya sırt çantasında) “Habiba Travel” yazdığını gördüm. Anlamı “Sevgili, Habib gezisi, seyahatı” anlamına geliyordu. İkindi namazını da kıldıktan sonra oğluma uzaktan kumandalı bir araba alıp, otele döndüm.

İlave Bilgi: Yola çıkmadan önce döviz bürosuna gidip 10000 TL verip, bunun tamamının Riyale çevrilmesini istemiştim. Tam tamına 1300 Riyal paraya çevrildi. Ayrıca bir miktar Türk Lirasıda almıştım, ancak seyahat öncesi biraz harcamam olmuştu ne kadar Türk Lirası kaldı diye bakmamıştım. Mekke’de iken kaç TL ile Türkiye’den ayrılmışım diye baktım. Tam 1900 TL. Yani yola 1300 Riyal ve 1900 TL ile çıkmışım. 13 Hakikati-i Muhammediyi ve 19 İnsan-ı Kamil’i remz ediyor.

17/11/2023

Gece saat 10 gibi Cirane’de umreye niyet edip ikinci umremizi Efendi babamlar ile yaptık.

Umre sırasında oluşan bir düşünce: Hacc ağırlıklı olarak maddi yönden zengin insanların yaptığı bir ibadet. Bunu batına çevirerek yorumlarsak “kişi ancak belli bir doygunluğa, olgunluğa, kemalata erdikten sonra artık onun üzerine Hakikat-i İlahiyye’de Cemalullah’ı seyr etmek farz-mümkün olmuş oluyor, yani böyle kimseler batini olarak Hacc yapabiliyor, yapmaya hak kazanıyor” şeklinde değerlendirilebilir.

18/11/2023

Gece saat 10:30 gibi Hira dağına çıkmak için otelden ayrıldık. 28 kişi idik. Hira dağının zirve kısmında oturup uzun uzun Kabe yönüne doğru etrafı seyrettim. Hira dağının rakımı 642 metre Mekke’nin rakımı ise 277 metre imiş.

19/11/2023

Bugün genel olarak dinlenmeyle geçirdim. İkindi namazından sonra 53 no’lu kapıyı bulmak için uğraştım, ancak bulamadım. Akşam namazını da kıldıktan sonra otele döndüm.

20/11/2023

Kahvaltıdan sonra Cem ile birlikte bir tavaf yaptım müteakibinde birlikte bir İnsan-ı Kamil namazını kıldık. Sonra otele döndük. 10 günlük gelen kardeşlerimizi uğurladık. Fatih, oda arkadaşının gitmesi nedeniyle o da bizim odaya geldi. Ek yatak getirildi. Böylece üç kişi olduk. Akşam yemekten sonra bir tavaf ve bir İnsan-ı Kamil namazı daha kıldım.

21/11/2023

Kahvaltıdan sonra alışverişe gittik. İki adet taş sürme aldım. Birisini Fazıl’ın bir arkadaşı için, diğerini de kendime aldım. İkindi ezanından bir süre sonra, Mescid-i Haram’a gittim. Tavaf yaptım. Tavaf biterken akşam ezanı okunuyordu. Tavafı tamamlayıp, akşam namazını kıldıktan sonra bir İnsan-ı Kamil namazı daha kıldım. Sonrasında yatsı namazını da imam ile kıldım.

Sohbetten Kısa Notlar: 1) “Aşk sürmesini çekiver gözüne” Necdet Divanından “Edeb Ya Hu” şiirinden. 2) Sıkkin bıçak, çakı anlamında kullanılmakta. Sıkkin şeddeli bir kelime olup çok sakin oldu anlamına gelmektedir. Sakinleştirici olarak ifade edilebilir. Miskin en çok sakin, tam sakin anlamındadır. Acabaların, şüphelerin, kavgaların olmadığı hale sekine denir. Mü’minlerin kalbleri sekinenin alış mahallidir. Peygamberimiz (s.a.v) sekinesi Allah İsmi Cami ve Kur’an’dır.

22/11/2023

Sabah kahvaltıdan sonra Veda-İzin tavafını yaptık. 5 kişi idik. Tavaf 7 şafttan oluşuyor. 7+5=12; 7x5=35 tersi ise 53. Efendimiz (s.a.v.)’in evinin olduğu yere gittik. Evinin olduğu yere yapılan binaya biraz yaklaşabildik, güvenlik güçlerinin koymuş oldukları barikat nedeniyle daha fazla yaklaşamadık. Sonrasında otele döndük. Sonrasında Efendi babam, Fatih ve Eren ile birlikte abdiyyet tavafına niyyet edip, tavaf yaptık. Tavaf esnasında bizi tanımayan bir kadın Efendi babam aramızdayken bize tebessüm ederek fotoğrafımızı çekip gitti. Tavaf sonrasında öğle namazını da kıldık.

Kısa Notlar: 1) Dünyanın en mükemmel şekli kare ve sonrasında ise dairedir. 2) Kabe’nin üstü ve altı. Alt kısmı risalet kaynağı.

Otelin bahçesinde akşam sohbet oldu. Bu sohbet esnasında masadaki bazı sayısal gözlemler ve sohbet konusu ile ilişkiler şu şekildedir.

Masalardaki Değerler: 19+18+15+25+53=130

Masalardaki 19, 18, 15 ve 25 rakamı o masaları ayırt etmek için kullanılan metal çubuklarda yazan rakamlardır. Bu 4 masa birleştirilmiş ve bu masaların etrafında sohbet olmuştur. 19, 18, 15 ve 25 rakamları ayrıca soldan sağa doğru sıralı halidir.

19=İnsan-ı Kamil’in şifresi; 18=İnsan-ı Kamil’e musahhar kılınan 18 bin alem; 15=Tersi 51 ve 51 ise Hz. Hazmi Tura’nın silsile-i şerifteki sıra numarası; 25=Tersi 52 ise Hz. Nusret Tura’nın silsile-i şerifteki sıra numarası; 53=Sohbeti veren Hz. Terzibaba’nın silsile-i şerifteki sıra numarası; 130 sayı değerindeki 13 Hakikat-i Muhammedi’nin şifre rakamı ve 130 sayı değerinin sonundaki 0 rakamı ise 13’deki bolluğu işaret etmektedir.

Diğer gözlemler şu şekildedir: İlk üç masanın sayısal değerleri toplamı 19+18+15=52; Dördüncü masanın sayısal değeri 25; İlk üç masanın sayısal değerleri toplamı (52) dördüncü masanın sayısal değerine (25) ayna görüntüsü oluşturmakta, ayna olmakta; Sohbette 25 kişi vardı, tersi 52; Sohbet konusu 52. Sure olan Tur suresi; Dört masanın sayısal değerleri toplamı 19+18+15+25=77 Kur’an-ı Kerim’deki 77. Sure Mürselat suresi ve Mürselat kelimesinin anlamı “Gönderilenler” yani, 51 (15), 52 (25) ve 53’ün Rasul’ün rasulleri (Mürselat-Gönderilenleri) olduğuna işaret olunmakta.

Son küçük bir not: Bu seyahatta tavaflarımın birinin bitiminde 52 no’lu Zemzem yerinden Zemzem içmiştim.

23/11/2023

Bugün otelde dinlenerek geçirdim, namazları aşağıdaki mescidde kıldım.

24/11/2023

Sabah kahvaltıdan sonra Nüket anneme bir ilaç almam gerekti. Bir eczane bulup, ilacı aldım. İlacın ismi “Sifrol” idi. Sanki “Sıfır ol” der gibi.

Sonrasında dönüş için Cidde’ye hareket ettik. Havalimanına vardık, C27’den bagajları teslim ettik. Zemzem kolime basılan numara “SV153190” idi ve “ATA” kaydı üzerine “oda arkadaşımın soyismi” üzerine kayıtlı idi. “TURKCU” üzerine kayıtlı olan “SV153203” numaralı barkod ise arkadaşımın kolisine yapıştırıldı. 33 numaralı pasaport geçiş noktasından çıkış yapıldı. Koltuk numaram 67A idi. Uçuş numarası ise SV261 idi. Uçuş için çıkış kapısı A42 a/b idi. Uçağımızın kalkış saati 17:30 yani 5:30 idi. Uçağa girişimiz A42b’den oldu. 42 Konya ilinin plakası olması nedeniyle, muhabbeti, hubbiyeti, aşkı Mevlana’yı remz ediyor. 

Mekke ve Medine muhabbet şehirlerinden, muhabbet umresinden, muhabbet kapısından geçerek, muhabbet ülkemize ve muhabbete, muhabbet kaynağımız Efendi babamızla dönüyoruz. Bu arada dönüş uçağımızın numarası HZ-AQ25. Uçak İstanbul havalimanında A3 kapısına park etti. 13 numaralı kapıdan çıkış yaptım asansörle aşağıya indim ve eşim beni aldı evimize dönüş yaptık böylece umremiz tamam oldu. 11 Kasım günü havalimanında buluşup 24 kasım günü yine havalimanından evlere dağıldığımız zaman zarfında geçen toplam süre yaklaşık olarak 13 gün ve 13 saatdir.

Küçük bir ilave not: Umre notlarını bilgisayara 11 ve 13 aralık tarihinde aktardım. 7-17 aralık tarihleri arası Hz. Mevlâna'nın 750. Vuslat Yıldönümüne denk geldi.

-----

Hepsi bu kadar babacım, hayırlı günler dilerim

Sizin ve annemin ellerinizden öperim

------------------------ 

Necdet Ardıç. (14-Aralık-Per-2023)

Hayırlı akşamlar Harun oğlum hamdolsun şimdilik iyi sayılırız  sizlerinde iyi olduğunuza sevindik Rabb-ımız iyilikten ayırmasın. 

Şu anda Adanadayız buradaki kardeşlerin hepsinin selâmları vardır.

Umre notlarını okudum ellerine gönlüne sağlık kitabın içindeki yerine aktardım Mevlâm tekrarını nasip eylesin.  Dünya ahiret işlerin kolay gelsin Kübra kızımıza sana selâmlar Nüket Annenin de selâmları varır hoşçakalın Allaha emanet olun. " İz- -T-B- "

----------------------- 

 Çiğdem Tunç. 2023- Umre notları. 

 (21-Aralık-per-2023)

Hayırlı Günler Efendim,

İnşallah Siz de Nüket annem de iyisinizdir. Bizler de iyiyiz çok şükür. Adana'daki kardeşlere de çok selamlar ederiz. Bereketli sağlıklı günler geçirmenizi dilerim.

Annemin, kızım Fatma’nın ve benim umre notlarımızı ancak toparlayıp gönderebiliyorum. Zaman sanki yetmiyor. Zaman çok hızlı akıyor gibi hissediyorum. Lakin Medine’de hiç öyle değildi. Sanki zaman geçmiyordu. Belki zamansızlık vardı orada. Biz mi öyle hissettik yoksa herkeste aynı hissiyat mı vardı? Sizin yorumunuza bırakmak istiyorum.

11/11/2023 – 20/11/2023 Umresi

Çiğdem’in notları:

Umre yolculuğuna çıkmadan son bir gün öncesine kadar iş yoğunluğum hiç bitmedi. Bu yüzden umre öncesi için çok bir çalışma yapamadım. Efendi babamın e-mail ile gönderdiği notların çıktısını aldım. Onları okumaya başladım. Annem ve kızım Fatma Elif’e de çıktıları verdim ki umre yolculuğuna çıkmadan önce bir ön hazırlıkları olsun.

2020 umresine çıkmadan birkaç gün önce bilgisayarım bozulmuştu, bu sefer çamaşır makinesi bozuldu. Çok üzerinde durmadım, mutlaka bir hikmeti vardır diyerek umre hazırlıklarına konsantre oldum.

11/11/2023 tarihinde sabah 07.30 otobüsü ile Edirne’den İstanbul Havalimanına doğru yola çıktık. Otobüs koltuk numaralarımız 35, 36 ve 40’tı. İki saat 30 dakikalık bir yolculuk sonrasında havalimanına vardık. Uçuş işlemlerimizi tamamladıktan sonra Suudi Arabistan hava yollarının SV258 numaralı uçuşu için B4 kapısından uçağa bindik. Koltuk numaralarımız 65D, 65E ve 65H idi. Sorunsuz rahat bir yolculuğun ardından Medine’ye indik. Medine’ye indiğimizde hava kararmıştı.

Havalimanı işlemlerimizin ardından otelimize vardık. Le Bosphorus Waqf Al Safi Hotel’indeki oda numaramız 707’ydi. İlk akşam yemekten sonra Mescidi Nebevi’ye Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’i selamlamaya gittik. Medine ziyaretimiz 11 kasım cumartesiden 14 kasım Salı gününe kadar sürdü. Bu süre zarfında Ravza ziyareti, Uhud Şehitliği, Kıbleteyn mescidi, Küba Mescidi, Hendek ve 7 mescitler gibi Medine çevresinde görülmesi gereken önemli yerlere ziyaretler gerçekleştirdik. 

Geri kalan zamanlarımızı Mescidi Nebevi’de tefekkür ve ibadetle geçirmeye gayret gösterdik. 13 yaşındaki kızım Fatma Elif’in bu ikinci umre ziyareti oldu. İlk ziyaretini 10 yaşındayken yapmıştı. Bu sefer bizimle birlikte ibadetlere daha çok iştirak etti. 14 kasım Salı günü öğlen namazını kılmak için ve vedamızı yapmak için Mescidi Nebevi’ye gittik. 13 numaralı kapıdan içeriye girdik. Öğlen ezanını beklerken içim geçmiş, kısa bir zuhurat gördüm. Efendi babam ile hızlı hızlı yürüyoruz. Önümüzde deniz gibi bir mavilik var. Ve sol tarafımızda bir asansör vardı. Öğlen ezanının sesi ile gözlerimi açtım.

Medine ile ilgili beni en çok düşündüren durumlardan biri zamanın hiç geçmiyor gibi olmasıydı. Farklı bir zaman kavramı içindeydim sanki. 

14/11/2023 – 20/11/2023 tarihleri arasında Mekke ziyaretimizi ve umre ibadetimizi gerçekleştirdik. Rabbim inşallah kabul eder.

Mekke’de Anjum isimli otelde konakladık. Oda numaramız 1157ydi.

Mekke Medine’ ye göre daha hızlı ve hareketli ve kalabalık bir şehir. Mekke’deki sabah kahvaltılarından birinde (17/11/2023 – Cuma kahvaltısı) Nüket annemin daveti üzerine, Efendi babam ve Nüket annem ile birlikte kahvaltı yaptık. Kahvaltı sohbetinde Efendi Babam, Mekke’nin ilk isminin “Bekke” olduğunu söyledi. Ben de hemen anlamı nedir Efendim diye sordum. Efendi baba “Bekle” dedi.  Sonra tebessüm etti, ben de bilmiyorum dedi.  

Kabe çevresindeki beton binaların sayısı bir önceki ziyaretimize göre daha da çoğalmıştı. Kabe’de tavaf yapmaya giderken içeriye 79 nolu kapıdan girdik. Oldukça kalabalıktı ama burası Zat-i tecelli mahaliydi. Hepsi Allah’ın zuhurlarındandı. Onlara kalabalık gözüyle bakmamalıyım diye düşündüm. Her tavafa niyet edip yola çıktığımda içimden “Allah’ım yolumuzu aç” ve “Euzu bike minke” diye geçirdim. Bir şekilde kalabalıklar arasından yollar açılıverdi, şükür.

Mekke civarındaki önemli yerleri ziyaret ettik: Sevr Mağarası, Nur dağı, Mina, Müzdelife, Arafat... Buraları genelde uzaktan görüp rehberimizden bilgi aldık. Mina-Müzdelife arasında “fil vakasının” yaşanmış olduğu, son Vahyin inmesi ve Veda Hutbesinin Arafat meydanında gerçekleşmesi, mutlak varlıktan mutlak yokluk olan dünyaya inen Hz Adem ile Hz Havva’nın dünya da ilk buluştukları yerin yine Arafat meydanı olması gibi bilgileri öğrenmiş olduk.

Mekke’de ikametimiz süresince Efendi Babamın iki sohbetine katılma fırsatım oldu. Dinleyip not aldığım konulardan bazıları: yediğimiz gıdaların bizden razı olması için yani bu gıdaların miracını yapabiliyor olmaları için bize bizim namazımıza ihtiyaçları olduğu. Hiç böyle düşünmemiştim. Yine iman konusunda ikilik durumu! Allah ve kul. Peki Tevhidi nasıl sağlayacağız! Bu hususları Mekke’de Efendi babamdan dinliyor olmak bence çok büyük bir lütuftu, çok şükür. 

Zeliha’nın notları:

Bismillahirrahmanirrahim

2023 senesi kasım ayının 11’inde Allah’ın izni ile umreye gitmek kısmet oldu. Sudi Arabistan havayolları ile İstanbul havalimanından hayır dua ile hareket ettik. Oldukça rahat bir yolculuk ile Medine havalimanına indik.1-2 saatlik bir otobüs yolculuğunun ardından Medine’de kalacağımız otele vardık. Güzel karşılandık. 3 gece 4 gündüz Medine’de yaşadık. Çok huzurlu anlar yaşadık. Ravza’ya gittik, uzun uzun dualar edip namaz kıldık. Medine’de bana ilginç gelen zamanın çok yavaş geçiyor olmasıydı. Sanki zaman durmuştu. Oysa Türkiye’de zaman yetmiyordu, çabucak sabah ve akşam oluyordu. Medine’de zamanın durduğunu hissettim. Rehberimizin Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) zamanındaki savaşlar ile ilgili verdiği bilgileri not ettim.

Derken Mekke’ye gitme zamanı geldi. Terzi Babam bizlere Mekke’nin Zat-i tecelli mahalli olduğunu ve Allah’ın bütün isimlerinin zuhur mahali olduğunu söylemişti. Çok dikkatli olacağım diye kendi kendime söz verdiğim halde otobüs şoförünün aşırı hız yapıp, tehlikeli şerit değiştirmeleri benim tepki göstermeme sebep oldu. Şoförü ve tur sorumlusunu uyarmadan edemedim. Özür dilerim.

Mekke’de bir sabah namazı benim için enteresan bir olay oldu. Cuma günü (17/11/2023) sabah namazı için Kabe’ye gittik. 66 nolu kapıdan 3. kata çıktık. Her yer çok kalabalıktı. Görevliler izdiham olmasın diye bazı alanlara girişleri kapatmışlardı. 3. Katta doluydu. Dizlerimi kıvıramadığım için sandalyesiz namaz kılamıyorum. Gözlerimle etrafta sandalye arıyordum. Çiğdem alt kata sandalye bulmak için inmişti. Biz de torunum Fatma ile ayakta bekliyorduk. 

İnce uzun boylu gözlüklü bir bayan bize yaklaştı. İşaretle bu tarafta boş yer olduğunu oraya geçebileceğimizi ima etti. Ben de işaretle dizlerimden oturamadığımı sandalyeye ihtiyacım olduğunu anlatmaya çalıştım. Elindeki sandalyeyi bana uzattı gülümsedi ve uzaklaştı. Kalabalığın içinde gözden kaybettim onu. Hiç unutmayacağım bir umre hatırası oldu benim için. Daha önceki umremde de yine cuma günü Kabe’de öğlen/cuma namazını beklerken buna benzer başka bir olay daha yaşamıştım. Demek ki Cuma ve Kabe, o anda orada isen bir mesaj alabilirsin diye düşündürdü beni. Anlatmadan edemedim.

Hürmetler 

Fatma Elif’in notları:

Umrede güzel  vakit geçirdim. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Kutsal toprakları görmek çok huzur vericiydi. Fırsatım olursa tekrar umre/hac yapmak isterim. 

Efendim sizin ve Nüket annemin ellerinden öperim 

Allaha emanet olunuz 

Kızınız Çiğdem 

-------------------------  

 Necder Ardıç. (21-Aralık-Per-2023)

 Hayırlı günler Çiğdem kızım hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah ailece hepiniz iyisinizdir. Gönderdiğin umre notlarını okudum güzel olmuş ilgili dosyasına aktardım. Duygularını güzel belirtmişsin ellerine gönlüne sağlık Anneninki de güzel olmuş  Fatmanınki de özetle güzel olmuş. Rabb-im inşeallah tekrarını nasip eyler. 

Dünya ahiret işleriniz kolay gelsin bütün ev halkına selâmlar Nüket Anneninde selâmları vardır hoşçakalın Allaha emanet olun.   " İz- -T-B- "

-----------------------

 Didem kızınız umre anıları, (26-Ara-2023)

 Didem Coşkun. 

  Efendi Babacım hayırlı günler dilerim. 

Nasılsınız, İnşeallah iyisinizdir. Bizler şimdilik çok iyiyiz şükürler olsun.

Babacım Umre anılarımızı kabımca yazmaya gayret ettim.Yanlış ve hatalı olan her sözümden önce Rabbimden af dilerim ardından sizden.

Bu güzel anların her biri için size ve anneme çok minnetarım. Sizleri çok yorduk. Onca insan için en ince detayları sizler düşündünüz. Hakkınızı helal ediniz. 

Babacım geçen yıl Umre dönüşüde ben kendimce anılarımı yazmıştım. Bu sene nasip olan yazdıklarımı ile onu karşılaştırdım.

Babacım Allah razı olsun. İnsan arada bir durakda durup kendine geriye dönüp bakmalı sanırım. Bende kendimce öyle bir şey yaptım. Bir hayli idarkımda değişiklik olmuş.

Didem’e göre bir hayli ama kainatta zerre bile değil tabiki.

Babacım word dosyası olarak ekte gönderebilirdim ama siz bir keresinde öyle istemediğinizi söylemiştiniz. Eğer isterseniz öylede iletebilirim.

Umarım ve dilerim çok hatalar yapmamışımdır.

Annemin ve sizin ellerinizden öperim.

Allah arzı olsun, Allaha’a emanet olun.

Didem Kızınız

------------  

 

Ben Umre anılarımı biraz öncesinden yazmaya başlamak istedim. Çünkü Rabbimizin izni, Efendi babamın himmeti ile  o denli muzzamdı ki tevafuklar paylaşmamak mümkün değil.

Nuket annem ilk Umre’ye gidiyoruz dediğinde iş yerinde olan durumlarımdan dolayı gidebilmem oldukca zor idi ve gelemiyorum demiştim çok üzülerekde olsa.

Ardından geçen süreçte 07.08.2023 tarihinde zuhuratlarımı Efendi Baba’ma ilettiğimde mailde Umre’ye gidemediğim için çok üzüldüğümü ve tamamen beşeri, nefsi ve idraksiz bir şekilde kendi kendime neden sonuç ilişkileri kurmuştum.

Bu olursa olur gelirim, olmaz ise gelemem.

Tamamen nefsim konuşmuştu. Ben onu yaparsam, ben bunu yaparsam giderim.

BEN BEN ...nerede kalmıştı tevekkülüm.

08.08.2023 tarihine Efendi babam bana öyle güzel bir mail göderdiki. Her şeyi Rabbim o noktada farkına vardırdı kabımca, kabım kadar farkındalık.

Efendi Babam, Umre konusuna üzülmeyin Hakk’a bırakın olur ise olur olmaz ise olmaz. Nusret Babam Rahmetullahi aleyh, 100 derdin varsa 1 e düşür o da Hakk derdi olsun ve o Hakk derdi bütün dertlere şifadır derdi diye yazmıştı.

08.08.2023 günü öğle namazından çıktıktan sonra okumuştum mailimi ve akşam namazında bu düşüncem için tövbe diledim Cenab-ı Hak’tan. Dedim Rabbim sana emanet sen davet et, sen icabeti nasip eyle.

Ertesi gün yine öğle namazı vaktinde öyle bir telefon gelip; öyle bir şey olduki gidebilmenin kapıları açılmıştı.

Hemen Nuket annemi arayıp geliyorum  dedim ama o an neler hissettiğimin cümlelere dökülmesi pek mümkün değildi.

24 saat içinde olmuştu her şey. Rabbime binlerce kez şükürler olsun.

Anneme ödeme tarihinde ücreti yetiştiremeyebileceğimi bana artı 15 gün acentanın tolerasyon gösterip gösteremeyeceğini sordum ve canım annem onuda konuşup halletti.

Ancak gel gelelim Rabbim genel olarak belirlenen ödeme tarihinden önce o ödemeyi yapabilmeyi nasip eyledi.

Hani bazen insan hayatında kırılma noktaları olur ya. İşte bu süreç benim hayatımın kırılma noktalarından biri oldu. Binlerce kez şükürler olsun.

29.09.2023 günü Sıla Turizm’e ödeme yapmaya gittiğimde İstanbul’da Rabbim’in rahmeti yağıyordu. Aylardır  beklenen yağmur o güne denk gelmişti. Çok şükürler olsun.

Ödeme yapıp makbuzumu alıp çıktım ve makbuz numarama baktım.Makbuz numaram 2790 idi.

2+7+9 = 18 / 18 bin alem

18 bin alemin seyrine yolculuk başlamıştı bile. Binlerce şükürler olsun

11.11.2023  (27 Rabiulahir) CUMARTESİ

                                            

Gün        11          27          11

Ay         Kasım (T. Sânî)   Rebiü'l-Ahir         Teşrin-i Sani

Yıl           2023      1445      1439

 

İnternet notlar

Rebîulâhir

Rebîulâhir ayı Hicri takvime göre yılın dördüncü ayıdır. Kelime anlamı olarak “Rebî” sözcüğü, Arapça’da “bahar” anlamına gelir. Buna göre, “Rebîulâhir” ayının kelime anlamı “ikinci bahar” şeklindedir. Kelime anlamına göre baharın ikinci ayı anlamına gelir.

Teşrîn : ekin ekme

Sani :    Yapan, işleyen, ortaya çıkaran, meydana getiren

Bizlerde babamız ve annemiz ile herbirerlerimiz kendi baharlarımızı yaşadık. Rabbimizin bize nasip ettiği, bizde ortaya çıkardığı tefekkürlere çok şükür ederiz.

11 Hazret-i Muhammad

1+1+1+1 = 4 / şeriat – tarikat – hakikat – marifet

2+2+3 = 7 / 7 nefs mertebesi

Not : tarih hakkında kendimce minik bir hesaplama yapmaya gayret ettim.

Nihayet yolculuk günümüz gelmişti. Sabah 06:00’da uyandım. Sabah salatımı eda ettikten sonra can dostum beni yolcu etmek için gelmişti. Birlikte kahvaltı yaptık ve ardından sefer namazımı kılıp. Efendi babamın evden çıkarken okumamız için iletmiş olduğu duayı okuyarak 08.53’de evden çıktık. Ayşem’le helallaştık ve ardından annemden hellalık almak için anneme gittim ve ardından havalimanına doğru yola çıktım. Havalimanına doğrumuydu sadece o çıkış hayır değildi. Düşündüm nereye gidiyordum?

Efal aleminden zat alemine, Kesretten Vahdete bir sefere doğru gidiyordum.

09:53 ‘de havalimanına varmıştım. 7 nolu kapıdan içeriye girdim. 7 nefs mertebesi, biz hepsini yaşamaya gidiyorduk.

Kendimizden kendimize yolculuğumuza, seferimize çıkıyorduk ve Efendi Babamız ve annemiz ile. Şükretmekten beri idim bunca nasibe,az kalıyordu şükürlerim.

İçeri girince İlk önce Efendi Babam ile Nuket annemin canları gelini ve torunlarını gördüm. Sonra annem ile babamın yanına gidip ellerini öptüm. Sonra Almanya’dan gelen arkadaşlarımızın bir kısmı ile  hasret giderdik. Bugüne kadar hiç görmediğim kardeşlerimide ilk havaalanında gördüm.

42 nolu kontrol noktasından geçip 66 nolu kutuya eşyalarımı koymuştum

4+2= 6  Cihetin her yönden seyri                                           

6+6 =12 / 7 nefs 5 hazreti Hamse . Rabbim idrakını nasip eylesin inşeallah.

SV 0238 nolu uçuş için 34 no lu kapıda beklemeye başladık.

2+3+8 :13 Hakikat’ül Ahadiyyet’ül Ahmediye. Ne muazzam bir şeyler yaşıyorduk. Kamil İnsan babamın evladı, evlatları olarak Hakikati Muhammediye, medeniyetler şehri, gül kokan Medine’mize gidiyorduk. Rabbimize çok şükrederiz.

12.53 itibari ile uçuş için alımlar başladı. Koltuk numaram zone 4 L 25 idi.

ZONE 4 : Tarikat – şeriat – Hakikat – Marifet ( ben zone 4 de idim. Babamın evladı olarak Rabbimin hikmeti, Babamızın himmeti ile çok şükür )

13:31 itibari ile uçağın motoru çalıştı ve 13:45 de hareket ettik.

17 R 35 L R 9 pistinden uçak taxiye başladı ve B7A – B9 ‘da havalandı. Rabbimize çok şükrederiz.

Artık gök ehli olmuştuk. Tefekkür etmeye çalışıyordum. Geçen yılda Rabbim Umre yapmak nasip etmişti ancak bu sene ile geçen seneki duygularım birbirinden çok farklı olduğunu uzun zamandır farkındaydım. Şu an içinde bulunduğum hal Efendi Babamın himmeti ile bizlere anlattıkları ile daha idrak kazandığı için çok daha güzeldi.

Tüm bu olanlar kendimden kendime yaptığım evre evre, kademe kademe yürümeye çalıştığım eşik atlamak için Efendi babamın rehberliğinde çabaladığım bir seyri sulüktü.

İlmel yakin, aynel yakin olmanın gayreti içerisinde Hakkel yakin olabilmenin gayretine yolculuktaydık .Rabbim idrakını nasip eylesin.

Ef’al aleminden zat alemine yolculuğumuz idi bu seyir herbirerlerimiz için. Rabbim idrakını nasip eylesin.

Koltuğum cam kenarıydı. Camdan dışarı baktığımda bulutların üzerindeydik.

Kalbimde bir şeyler kıpırdadığını hisettim o duygu özlemdi. Ne olduğunu sorguladığımda böyle olabileceğini tefekkür ettim.

Yeryüzünden gökyüzüne baksam bu havada bulutları görebilirdim ve zannerdimki hava bulutlu mavi gökyüzü görünmüyor. Oysa bulutların üzerinde iken gördüm ki yukarıda masmavi pırıl pırıl bir gökyüzü vardı. Göremediğimiz, bilemediğimiz içre evrenler neler neler vardı Rabbimizin halk ettiği. idrakın ermesi mümküm değildi.

16:43’de iniş anonsu yapıldı. 17:05’de uçağımız iniş yapmıştı. 117 no’lu körükten çıkış yaptık. Pasaport ve valiz işlemlerinin ardından bizi bekleyen otobüsümüze binip otelimize doğru yola çıktık .

Otelimizin adı bosphorus hotel idi. İstanbul boğazı. İki yaka. Bizde ef al aleminde zat alemine iki direk arasında bir yolculukta idik adeta.

Bu iki direk bana bizde bulunan esmalarımızı nefsi ilahi ile sadece nefsimiz için kullanmayıda düşündürdü.

Otelimizde bize güllerle, hurmalara, pastalarla karşıladılar. Sıla turizmi bizim için hazırladığı pastayı annemiz ve babamız keserken şöyle bir etrafıma baktım. Çok duygulandım ne koskocaman bir aile idik. Çok şükür. Ne diyebilirdim bilmiyorum.

Oda numaramız 532 idi.5+3+2 = 10 – İseviyet mertebesi. Rabbim idraklar nasip eylesin inşeallah.

Oda arkadaşımla bizim şansımıza bize suit bir oda vermişlerdi. Mutfağı dahil, küçük bir evimiz vardı.Çok şükür.

Odalarımıza eşyalarımızı bıraktıktan sonra  17 no’lu masada yemek yedik ve ardından Efendimizi selamlamaya gittik aman Allah’ım o anki halleri, duyguları anlatmaya kelimem yok, daha doğrusu yetmiyor. Babamız, annemiz yanımızda bir sürü kardeşim ile zahirden – batına – Hakikati Muhammediye’ye muazzam bir yolculuk.

O anda bir kez daha anladım ki uçakta kalbimde hissettiğim duygu hakikaten özlem imiş. Kokusu başka, rüzgarı başka, huzur, efendimiz imiş o özlem. Aslına kavuşmak imiş, ait olduğum yer imiş medeni şehir Medine. Ayrılık da yok aslında ancak olduğum idrakın tefekkürü, duygusu şimdilik bu. Rabbim idrak açıklığı nasip eylesin.

Çok dua ettim medet diledim. Hakkım olabilir miydi medet dilemeye, hak ediyormuydum bu medet dilemeyi, ummayı bilmiyorum. Zira Efendi babama intisabımın başında Rabbim affetsin bir şeyler yapıyorum sanıyordum zavallı kendimi ancak şimdi hiç bir şeyim. O nedenle bir hayli mahcubiyetim olduğunu düşündüm. Bilinçsizlik süreci, cehalet dönemi.

Tüm bunlara rağmen Rabbimin nasibine şükrederiz.

           

Binlerce kez şükürler ederiz Rabbimize.

Erkekler Cennet bahçesine gittiler biz hanımlar yarın sabah gidecektik.

Ben o akşam kendimce minik bir şiir yazdım. Şunu anladım gönül burada başka atıyor.

12.11.2023 Pazar

Sabah saat 03:30’da A.T kardeşimle salatlarımızı eda etmek için lobide buluştuk. Rabbim A.T kardeşimden bin kere razı olsun. Rabbimiz öyle güzel tefekkürler, öyle güzel anlar nasip ettiki Rabbimize çok şükrederiz.

Babamızda lobide idi. Oda evlatları ile buluşacaktı. Sabah o vakitte babamızı görmek çok güzel bir huzur vermişti gönlüme.

Teheccüd salatlarımızı, sabah salatımızı eda ettikten sonra kahvaltı için otelimize geldik.

Kahvaltının ardından kardeşlerimizle Cennet bahçesine gittik. O anın huzuru anlatılabilinir mi bilemiyorum. İçimin cayır cayır yandığını hissettim. Gözlerimden akan yaşa ne olmuştu bilmiyorum hem gözlerimi hem akıp geçtiği yerleri yakıyordu. Cennet bahçesinde 2 rekat salatımızıda eda etmeyi Rabbimiz nasip eyledi çok şükrederiz.

Efendimizi ziyaret için girdiğimiz kapı 37 C

Ziyaretimizin ardından otelimize dönüp biraz dinlendikten sonra öğle salatımız için tekrar otelden ayrıldık.

320 no’lu kapıdan girerek 12 no’lu Abdülmecid kapısında salatlarımız eda ettik.

İkindi salatına kadar biraz dinlenip ardından otel ile Mescidi Nebevi arasında olan kuşlara yem verdik. Gök ehlinin rızkında Rabbimiz A.T ile bizi vesile kıldı.

Yatsı salatımızı 13 no’lu kapıda Rabbim eda etmeyi nasip eyledi.

13: Hakikat’ül Ahadiyyet’ül Ahmediye.

Kamil İnsan babamız ile bu güzel yerlerde olmak daha ne istenebilir. Şükür ediyorum çokca ancak bundan çok ötesini yapmak isterdim.

Yatsı salatımızın ardından Rabbim bize cennet bahçesine tekrar gidebilmeyi nasip eyledi. Binlerce kez şükürler olsun. Cennet Bahçesindeki pembe sütunlara sarılıp adeta kendimden geçmiştim. Bilmiyorum neden böyle olduğunu ? Kalbim burada bir başka attı sanki.

Ashabı sufha kapısında Hakikat-i Muhammedi Namazımzı kıldık. Efendi babam geçen sene giderken bana umre dosyası göndermişti. Namazların seyri o zamanda vardı ancak ben örneğin Ademiyet mertebesi namazının sabah namazının 2 rekat farzı gibi yazıyordu. Ancak ben bu notları idarksızlığımdan görmemişim bile. Babamın himmeti, Rabbimin nasibi ile bu sene seferimize çıkmadan önce tek tek hepsini okuyup, idrak etmeye çalışmıştım.

Tam olmasada kabım kadar idrak ile eda etmeye çalıştığım bu salatlarımda adeta bedenimin tüm ağırlığı yok olmuştu, aklımda bomboştu.

Rabbimize çok şükrederiz bu salatları kılmayı nasip eylediği için.

13.11.2023 Pazartesi

Yine A.T ile 03.30’da lobide bulaşarak Teheccüd ve sabah salatımızı eda etmeye gittik. 12 no’lu kapıda kapısında salatlarımızı eda ettik.

O sabah anlamdıramadığım bir şey oldu Salatın 1. rekatında Hadid Süresi okundu. Bir anda dünyam değişti sanki hıçkıra hıçkara ağlamaya başladım. Orada bir şey oldu ama ne oldu bilmiyorum. Hafiflik, ferahlık diye tanımlayabilirim ancak.

2.rekatta ise Kıyamet süresi okundu. İçimde her şey altüst oldu. Birileri beni tuttu salladıda salladı sanki. Salladıkca hafiflediğimi hissediyordum.

Tüm bunları tefekkür ettiğimde Efendi babamın liva-il hamd sancağının burada verilerek, kendini tanımanın bu gönlün medeniyeti olan tamda burada olduğunu hatırladım.

Efendi babamız burası Rasulullah (s.a.v) Efendimizin  muhabbeti ile o kadar doludur ki hiç bir şey giremez buraya diye buyurmuşlardı. Sanki beşeriyet yok oluyordu. Kendimi tanıyordum. kendimden kendime gönlüm titriyordu.

Bu kendini tanıma sürecinde benden kaç tane vardı cidden hayrette idim.

Salatın ardından kahvaltı için otelimize döndük ve 17 no’lu masada kahvaltımızı yaptık. Ardından çevre gezisi için yola çıkıldı.

07:00 itibari yola çıktık.07:34 itibari Uhud dağına vardık. 

Bir yerde Rasulullah (s.a.v) Efendimizin “Uhud bizi sever, bizde Uhud’u” diye söylediğini okumuştum. Bir Kamil insan olan Babamız ile olan seferde bunları daha iyi idrak edebilmeyi Rabbim nasip eylesin inşeallah. 

Orda çok hoş bir şey yaşadım Efendi babam ve Canım annemle. Efendi Babamız diğer kardeşlerimizle gruba Uhud dağını anlatan hocamızı dinliyordu. Annemizde tekerlikli sandalye ile olduğu için orası taşlık olduğundan Efendi Babamızın yanına gidememişti. Bende annemizin yanında kaldım. 

Gerekli anlatımlar bitince yan tarafa doğru Efendi babamız ve grup yürümeye başlayınca. Canım annem aynen şöyle seslendi.

-Necdetçim beni bırakıp nereye gidiyorsunnn?

Efendi Babam

-Nuket Anne bırakmam. Emin ellerdesin onlar getirir seni

Çok hoşuma gitti bu minik dialog. 60 sene sonra bile böylesine bir sevgi ve muhabbet, Rabbim nazarlardan korusun. 

Ana amaç kendimizi-kainatı tanımak ise; biriyle aynalanmanın kendini tanımanın – kainatı tanımanın geniş perspektifte bir nasibi olduğunu düşündüm. 

Uhud dağının ardından Küba Mescidine ziyaret ettik. Küba mescidine babamızın anlattıklarını idrak ederek bakmaya çalıştım. Rabbim her birerlerimizin gönlünden gereksiz her şeyi atabilmeyi Gönül Küba’mızı oluşturabilmeyi nasip eylesin inşeallah. 

Rabbimiz nasıl yaşarsak öyle öleceğimizi, nasıl ölürsek öyle dirileceğimizi bizlere unutturmasın inşeallah. 

Burada ve her yerde filistin ve Gazze’deki kardeşlerimize çok dua ettim. Rabbimiz kabul eylesin inşeallah. 

Küba mescidinin ardınan Hurma Bahçesine gittik. Hurma bahçeside Rabbimizin başka bir hikmeti idi. Hurmanın akıl almaz hikayesi... 

Sıla şirketinin bizler için, özel olarak büyük sahra çadırında geniş tepsiler içinde, hazırlamış oldukları etli pilâv Yemeklerimizi yedik, hurmalarımız aldık ve otelimize geri döndük. Bu ikramından dolayı Sıla şirketimize teşekkür ederiz.

30 No’lu masada yemeklerimizi yedik. Çok şükürler olsun 

Yemeğin ardından Babamızın Mescidi Nebevi  krokisinde belirtmiş olduğu koridorda yürümek niyeti ile otelden çıkıp Mescidi Nebevi’ye gittim. Kaza salatlarımı eda ettim. Salatlarımı 13 no’lukapıdan girerek aşağıdaki sutunun önünde eda etmeyi  nasip eyledi Rabbim 18.000 alemde seyirdeydim sanki. Her an başka bir duygu ile kalbim atıyordu.

5+6+7 = 18/ 18 bin alem

Salatlarımın ardından Efendi babamın krokisinde yer alan koridoru bulabilmek için dışarı çıktım.

Döndüm durdum, döndüm durdum sonra dedim ki ne yapıyorsun. Tefekkür etmeye çalıştım bu dönüşü. Aklıma  Levlake levlak geldi. Her şey Efendimiz için ise burada dönüşümde aslında bir tavaf gibiydi. Yanlışlıktan Rabbimize sığınırım.

Saat bir hayli geç olduğu için otele geri dönüp yattım.

14.11.2023 Salı

03:00 da uyandım ve dosdoğru 320 nolu kapıdan içeri girdim  12 nolu iç kapıdan geçerek boş bir yer bulup teheccüd ve sabah salatlarımı eda ettim.

1. rekatta mülk süresi okundu. O anda bana yine bir şeyler oldu. Tarifi çok zor sanki pişmanlık geçmişe, boşa geçen zamanlara. Sanki bir gel git hali gibiydi. Kendi cahilliğimin içinde bunların ne olduğunu anlayamadım.

Salatlarımızın ardından otele geri döndüm. Kahvaltımızı yaptık, odalarımızı topladık ve arkadaşlarımız ile veda etmek diyemem ama huzurdan ayrılmak üzere musade istemeye gittim ben kendimce. Dualarımızı yaptık, resimler çektik ve otelimize geri döndük.

13.30’da otobüsümüze bindik. Sağolsun sıla turizm öğle yemeği ikram etti bizlere. Öğle yemeğimizi otobüsün içinde yedik ve 14:05’de yola çıktık.

Rabbimize şükrederiz istikametimiz Kabe inşeallah.

Rabbim efendimize, gül kokulu, huzurun şehri medeni Medine’ye tekrar gelebilmeyi Efendi Babamla, annemle, kardeşlerimizle yeniden nasip eylesin inşeallah.

14:45’de  Zülhuleyfe’ye vardık ve Umre niyet salatlarımızı eda ettik. Şükürler olsun.

15:15 otobüslerimize bindik. Otobüste niyetlerimizi yaptık, telbiyeler yapıldı.

16:55’de yol üstünde bir benzincide ikindi namazlarımızı kıldık.

18:49’da Akşam salatı için mola verdik.

Akşam namazından sonra Efendi babamız ve annemiz bizim otobüsümüze geldiler.

Allahım sana ne kadar şükretsek az. Efendi babamız otobüse binince bizlere hitaben; kardeşlerim, dostlarım, evlatlarım deyince yaşlar akmadı resmen  fırladı gözümden.

Efendi babamın tevazusu orada nasılda zuhur buluyordu. Rabbime şükrüm az kalır burada.

Efendi Babamızla hep birlikte tekbirler, telbiyeler, salavatlar okuduk. Rabbimiz kabul eylesin.

22:00’da odalarımıza girmiştik.

Otelimizin adı ANJUM 

İNTERNET NOTLAR

Anjum : stars' plural of najm 'star' / yıldızların çoğulu necm 'yıldız'.

Hayrete düşmemek mümkünmüdür bilemiyorum. Anjum kelimesini internette araştırdım karşıma NECM süresi çıktı. 53 Nolu Ayet-i Kerime. Efendi babamızın şiftresi.

Logo da bana içre içre dünyaları, kaderin döngüsünü, atom, proton, notrön ve alt yapılarını, birliği, tekliği anlattı. Kabımca bir betimleme elbette.

Rabbime şükrederim.

Bana göre zorlu bir yolculuk idi. Daha önce çok daha kısa bir zamanda bu yolu tamamlamıştık ama sabır en önemli kavramdı burada.

Yolda düşünmüştüm ve kendime telkinler vermiştim. Mekke Medine’ye benzemez aman Didem sakın hep sakin sekin ve sabırlı ol. Şeytana uyma, kalp kırma. Kimseye saygıda kusur etme. En önemlisi kendi kul hakkına girme.

Odalarımıza yerleştikten sonra yemek için aşağıya indik 

Oda numaramız 1164 idi.

1+1+6+4 = 12 Hakikati Muhammediye .Rabbimize çok şükrederiz.

15.11.2023

00:00’da otel lobisindeydim.Yavaş yavaş diğer kardeşlerimzde gelmeye başladılar. Hep geçen sene ilk gelişim ile şimdi arasında ki farkı kendimde gözlemlemek 

adına tefekkür etmeye çalışıyordum. Geçen sene çok mutlu, çok heyecanlı idim. Bu sene çok huzurlu ama sakin, sessiz, biraz ürkmüş .

Hocamızla birlikte hep beraber Kabe’ye doğru yola çıktık.79 No’lu kapıdan Kabe’ye girdik.

Kokusu başka ondan eminim ve o koku dünyanın hiç bir yerinde yok. Efendi babamız ve annemiz tekerlekli sandalye ile tavaf yapacakları için onlar üst katta tavaf yapacaklardı. Biz kardeşlerimiz ve hocamız ile Kabe’ye doğru ilerlemeye başladık. Bir noktada başlarınızı önünüze eğin dediler. Geçen senede bu an beni çok duygulandırmıştı. Kabe’nin karşısına gelince kaldırdık başlarımızı.

O an işte o an nereye dönsen O’nun vechi olduğunu bilmek. O’ndan gayrısının olmadığını bilmek. İlmen Yakin -Aynel Yakin – Hakel Yakin yaşamak.

Ancak bu sene geçen seneden farkı tefekkür ettiğimde. Ben geçen sene uzaklarda bir Allah, Kabe’de olan bir Allah anlayı içersindeymişim ama bu sene Efendi babamdan Rabbimiz razı olsun çok şükür kendi kabımca farklılıklarım oluşmaya başlamış.

Tüm esma-i ilahinin orada olduğunu bilmek elbet kabımca sanırım bu beni ürkütmüştü. Rahmette orada idi Kahhar’da, Mudil’de . Rabbim idrak ile burada ibadetlerimizi yapabilmeyi nasip eylesin.

Orada dua ederken en çok kendimi – kainatı tanıyabilmek için dua ettim. Çok şükür ettim burada davetli olduğum ve bu davete Efendi babam ve annem, kardeşlerimle birlikte icabet edebilmeyi Rabbim nasip eylediği için.

Rabbimize çok şükrederiz.

Dualarımızın ardınan Tavafa başladık. Hacerülesved’de selamımızı verirken çok ağladım. Nasıl bir şahitlik idi olan biten. Kimlik yoktu, cinsiyet yoktu. Aman ALLAHIM SADECE LA İLAHİ İLLA ALLAH başka ne olabilirdi ki .

Ben,sen varmıydıki kimlik olsun. O’ndan başka ne vardı ki.

Boğazıma yumruklar diizlmişti. Ne ileri ne geri boğuluyorum sandım. Efendi babamın himmeti ile yaptığı rehberlik ile idrakımda olan bitene çok şükrederim.

Tavaflarımızı bitirdikten sonra salatlarımızı eda ettik  ve ardından sa’y için niyetlerimizi yaptık ve sa’yımıza başladık.

Sa’y bittikten sonra kardeşlerimizden Z.A saçımı kesti. Allah razı olsun.

Çok şükürler olsun.

Almanya’dan  gelen 3 kardeşimle birlikte otele dönmeme kararı aldık zira saat 03:00 idi. Teheccüd ezanına çok az kalmıştı. Üst kata çıktık ve orada uyuduk. 

Kabe’de zuhurat

Beyaz fayanslı bir mutfak tezgahı ve üzerinde koskocaman kıpkırmzı narlar var. Allahım bunlar ne kadar güzeller. Bunları yesem mi, suyunu mu içsem acaba diye düşünüyorum.

Sonra nasıl oluyor ise kesmeden, sıkmadan düşüncem gerçekleşiyor. Bir kısmını yiyorum. Sadece narların üstünden bir kapak açılıyor.

Narlar daha önce gördüğüm narlara hiç benzemiyor çok ama çok güzeller. Bir kısımınında suyunu içiyorum bir kısmını yiyorum. Ağzımda nar tadı ile ezan sesine uyandım.

Teheccüd salatımızı ve sabah salatımızın edasının ardından otelimize geldik.

Sabah ezanı okunurken kuşların kabe etrafında ki çığlık çığlığa uçmaları muazzam güzeldi. Gök ehliydi onlar ve onlarda kendi zikirlerini, tavaflarını yapıyorlardı öyle tefekkür ettim. Var mıydı Rabbimizi tesbih etmeyen ? yoktu ki. İdrakını niyaz ederiz.

Birlikte olduğumuz kardeşlerimiz kahvaltının ardından dinlenmek için odalarına gittiler.

Ben çokda yorgun ve uykusuz hissetmediğim için kahvaltının ardından üzerimi değiştirip biraz otelin bahçesinde dünyanın dört tarafından gelen insanları izlemek için oturdum.

O sırada dün akşam rahatsızlandığı için Umre yapamayan kardeşlerimiz ile karşılaştık ve hep beraber gitmeye karar verdik. Hep birlikte otelden çıktık. O kardeşlerim daha öncede gelmiş idiler ama bu sefer gelişlerinde Kabe ile ilk karşılaşmaları idi.

79 no’lu kapıdan içeri girdik ve kardeşler biz başımızı önümüze eğelim  gelince söylersin  Kabe’ye gelince diye benden rica ettiler. Nedenini bilmiyorum ama Rabbimin bu nasibi beni çok mutlu etti.

Birlikte yürüdük Kabe’ye varınca kardeşlerim dualarını yaptılar ve F. Kardeşimle beraber tavafa başladık. Allah F. kardeşimden razı olsun Hicr’de salatı ikame etmeyi, Mültezem’de, Rüknü Yemani’de Rabbimiz dualarımızı yapmayı nasip eyledi.

16.11.2023  Perşembe

Sabah salatlarımızı eda ettik ve kahvaltımızı yaptık ardından saat 07:00’da lobide buluşup ve Arafat – Müzdelife – Sevr Dağı gezileri için yola çıktık.

Arafat’ta Adem (a.s) ve Havva validemizin buluştuğu noktadaydık. Ne oldu bilmiyorum. Sanki ameliyata girecek bir hastaya benziyordum narkoz verilmiş gibiydim. Arafatta görevli hocamızı dinlerken Terzi Babamızın hali, durumu, duruşu beni çok etkiledi.Babamız bizim dünyamızda değildi ve o zaman şöyle bir şey tefekkür ettim kabımca.Tüm güzellikler, olan biten, tefekkürler hepsi Efendi Babamızın izindeki yolumuzdan, terzi babamızın himmetinden idi. Çok şükür ederiz Rabbimize.

Arafatta bir an Arafattaydım bir an nerden olduğunu bilmediğim kocaman boşluk ve hafiflik olan bir yerlerde. Yokluk gibi bir şeydi.

Gezimizin ardından otelimize döndük. Bende Kabe’ye gittim. O gün çok güzel bir gündü benim için. İlk tavafımı Rasulullah (s.a.s.) efendimiz için yaptım. Doğru mu yaptım, yanlış mı bilmiyorum ama gönlümden öyle geldi. Tavaf ardından salatımı eda ettim ve diğer tavafımıda Efendi Babam için yaptım. Rabbim kabul eylesin inşeallah. Tavaf bittiğinde çok susamıştım. Zemzem bidonlarının yanına gittim. Bidonların temizlenme zamanı olduğu için sadece bir iki bidondan zemzem alınabiliyordu ve ben en arkalardaydım. Zemzemlerin başında görevli olan genç bir delikanlı bana kendi verdi Zemzemi. Allah razı olsun ondan. Efendi babam isimleri sorun diye buyurmuş olduğu için hemen ismini sordum.

İsmi Sultan Es selam mış. Bir an donup kaldım o anlamadım sandı. Bir kaç kez tekrarladı ama ben anlamış ve tefekküre dalmıştım bir anda.

Efendi babamız bizim Sultanımızdı ve Efendi Babamızın esması kitaplarımızdan okuyup öğrendiğim ile bildiğim Es selam idi.

Zemzem bana Sultanımın himmeti ve ikramı değildir de nedir diye tefekkür ettim.

Rabbimize çok şükreder, tefekkürümün yanlışındanda Rabbime sığınırım.

Yaşadığım bu olaydan sonra. Tavaf salatımı eda etmeye gittim. O salat ve ardından Rabbimin eda etmeyi nasip ettiği ikindi salatım bu zamana kadar eda etmiş olduğum hiç bir salata benzemiyordu.

Bir kuş tüyü gibi hafiftim hareket ediyordum ama hareket etmiyordum. Bedenime ait hiç bir ağırlık, aklımda hiç bir düşünce yoktu. Başka bambaşka olağanüstü güzel bir şeydi.

İkindi salatımın ardından otele döndüm ve akşam yemeğimi kardeşlere yedikten sonra tekrar Kabe’ye gittim. Akşam salatımı otelde eda etmiştim. Yatsıyı Kabe’de eda edip ardından derslerimi yaptım ve geç vakitte otele döndüm.

Rabbimize şükrederiz.

17.11.2023 Cuma

Çok kalabalık olması nedeni ile Cuma namazının ardından A.T kardeşimle Kabe’ye gittik.

Kardeşim A.T ile  tavafa niyet ettik. Allah o kardeşimden razı olsun. Bugün yazarken hala o anı yaşıyorum. Ne ben 

vardım ne kardeşim. Sadece tefekkürlerimiz var idi.

Hacerül Esved’de başlıyorduk şafta. Her şaft bizim yolculuğumuzdu.

Bu yolculuk Lailaheillallah ile başlıyordu. Aslında dünyaya geldiğimiz halimiz ve yine Lailaheillah ile bitiyordu. Başka ne vardı ki. Doğum ve ölüm arasında. Eğer bunu idrak edebilirsek Adem olmuyormuyduk. Ardından Ya Hay Adem olup; belkide ölmeden önce ölüp aslında yaşamaya başlamak diye tefekkür ediyorum. Allah’ın tecellesi olduğunu idrak Hak’ta baki olmaktı. Ya kayyum sadece O var beşer akıl, madde beden yok. Ya Hu her yan her yöne O’nun tecellisi. Değişmeyecek olan tek gerçeklik. Bu gerçekliğin idrakı ile ancak ve ancak tüm perdeler kalkabilir, çaldığımız her kapı Fettah isimi ile  açılabilir. Aradığımız Hak olur ve elbette bulacağımızda Hak olur. Eğer idrak edemez isek biz aslında kendi kendimizi kahhar ediyor oluyorduk

Tüm bunlar cahil birinin tefekkürler yanlışımda Rabbime sığınırım.

Tavaf salatımızı eda ettikten sonra ikinci tavafa niyet ettik ve ilk şaftımzıa  başladık. A.T ile kol kola girmiş idik. Aynı anda A.T’nin çantasına ve kolumuza ardımızdan biri tutundu. Arkamıza dönüp baktığımızda yüzü peçeli olduğu için göremiyorduk ama ellerinden anladığım kadarı ile yaşlı bir hanım ve hemen ardında oğlu vardı. Tüm şaftları bu şekilde yaptık. Teyzeyi ve oğlunu alıp Rüknü Yemani’ye dua etmeleri için götürdük. Onları Kabe’nin duvarında güzelce dualarını yaptılar. Tavafımızı tamamladığımızda adlarını sorduk. Annenin adı Fatıma ve genç delikanlının adı Ammar idi.

Burada yorum yapmak haddimi aşmak olacaktır. Efendi babamın himmetidir der susarım.

Kabımca bu muazzam tavafın ardından salatımızı eda ettik. İnsan-ı Kamil salatlarımızı eda etmey niyet ettik. Son iki rekat olan Makam-ı İbrahim’in tam önünde eda edilecek tüm salatlarımızın dışında tüm salatlarımızı  eda etmiştik ancak o kadar kalabalıktıki o gün nasip olmadı. Ertesi gün niyetiyle Kabe’den ayrıldık.

Akşam 21.00’da umre yapmak niyeti ile Ci’rane’ye hareket ettik. Ci’ranede niyetlerimizi yaptık ve ardından Kabe’ye hareket ettik.

Tüm kardeşlerimiz ile tavaflarımızı yaptık ve Say yapmaya gittik. Her nedense ben bu akşama ait not almamışım ve hiç bir şey hatırlamıyorum. Neden böyle oılduğunuda kesinlikle bilmiyorum. Tavafı hatırlıyorum ama Say’a ait hiç bir şey hatırlamıyorum ve sonrasınıda hatırlamıyorum.

18.11.2023 Cumartesi

Sabah namazının ardından kahvaltımı yapıp Kabe’ye gittim. Tavaflarımı yaptım salatlarımı eda ettim. Ardından oturdum Kabe’ye karşı seyre daldım. Baktım bazen çok kalabalık bazen o kalabalık dağılıyordu. Yedi kez dönüşlerimizi düşündüm 7 nefs mertebesini. Babamızın buyurduğu gibi dıştan içe yolculuğumuz. En sonunda varılacak yer kabe’nin tam ortası (babamızın krokisinde görmüştüm) Kabe’nin tam ortası Kamil İnsan. Bizim gönlümüzmüydü  acaba saflaşmış, temizlenmiş. Aklı küle bağlanmış hali.

Sonra krokiyi elime aldım ve tüm tavaflarımı düşündüm. Nerde kalabalıktan daraldığımı, nerde kalabalığın az olduğunu. Kalabalık zahiri idi. Batını neydi bilmiyorum. Düşününce yaptığım tüm tavaflarda Doğu köşesi ile kuzey köşesi arasında hep sıkıştığımı ancak batı köşesi ile güney köşesi arasında hep kalabalığın dağıldığını özellikle sıfat mertebesi köşesinde kalabalığa rağmen genişlemelerin olduğunu farkına vardım.

Nasıl tefekkür edebilirim bilmiyorum. Rabbimiz sabırla zaman içerisinde çalışarak idrak edebilmeyi nasip eylesin inşeallah.

Daha öncesinden eda ettiğimiz İnsan-ı Kamil salatımızın son iki rekatı kalmıştı. Çok kalabalık olduğu için kılınması gereken noktada salatımızı eda edememiştik.

Eda etmeye niyet etmiştim. Makam-ı İbrahim makamının oraya gittim şöyle bir gözlemliyim diye ayakta durup bakmaya başladım ama polis telsizin anteni ile beni ordan ittirdi. Aslında çok kızdım ama dedim sus, sabır diye telkin ettim.

10 dakika sonra terkar gittim birde ne göreyim.Tam Makam-ı İbrahimi önünde şeriat ve marifet mertebelerinin birleştiği yerde 2 kişi seccadelerini koymuşlar salatlarını eda ediyorlardı. Hemen onların yanına geçtim salatımı eda ettim. Nasip eden Rabbimize şükrederiz. 

19.11.2023 Pazar

Sabah salatının ve kahvaltımızın ardından Hudeybiye Umremiz için yola çıktık. Hudeybiye’de babamız ve kardeşlerimiz ile biat yapacaktık ama babamız ve annemiz rahatsızlandığı için yapamadık. Hudeybiye’de salatlarımızı eda ettik, niyetlerimizi yaptık ve Umre için Kabe’ye doğru yola çıktık.

Kardeşlerimiz ile hep beraber tavaflarımızı yaptık, salatlarımızı eda ettik. Say niyetlerimizi yaptık. Kendimi çok yorgun hissediyordum bu sefer Sayımı tekerlekli sandalye ile F.,H,D kardeşlerimizle birlikte yaptık. Rabbim kabul eylesin inşeallah.

Sa’yımız bittikten 10 dk sonra Öğle ezanı okundu. Saçlarımızı kesemeden salatlarımız eda ettik. Salatımızın ardından F.kardeşim, D. kardeşimle ve H. Kardeşimle saçlarımızı kesecek birini aradık. F.Kardeşim bir dk diyerek geriye döndü orada hiç tanımadığımız bir hanımdan rica ettik. F. kardeşim o hanımdan çok güzel bir koku geldi ona doğru o yüzden gittim dedi. Hanımefendi Pakistan’dan gelmişti. Adı Mukaddes idi.

İnternetten Notlar :

Mukaddes : Mübarek, kutsal kılınmış yeryüzü, takdis olunmuş, kutsanmış, her türlü kusur ve ayıptan uzak temiz ve pak

Umre : Ömür – Yaşam

Bu ömrümüzde, yaşanan her dk ,her tik tak kader ise, ömürden bir bölüm, bir zaman ise Efendi Babamın himmeti ile umre(ömürde) arındık, temizlendik diye tefekkür ettim.

Rabbimize şükrederiz.

Umremizin ardından otelimize geri geldik ama bana tarif edemeyeceğim bir hal gelmişti. Hasta değildim, ağrım, ateşim yoktu ama titriyordum. Gidip yattım yaklaşık 4 saat uyumuşum. Uyandığımda kovalarca su üzerime dökülmüş gibiydi. Uyuduğum süre içerisinde zuharatımda sürekli Kalk Tavafa geç kaldın yetiş, kalk say’a geç kaldın, kalk Umre’ye geç kaldın, kalk namaza geç kaldın diye sesler ve sürekli ezan okunduğunu duydum.

Rabbimize şükrederiz. 

Akşam yemeğinin ardından babamın sohbeti için otelin GM1 katında toplandık. Her zamanli gibi muazzam bilgiler dinledik. Rabbimize çok şükrederiz.

Her sohbetten sonra kendimce tefekkür ederim. Ne öğrenebildim diye. Bu sohbetin sonucu bana umit kattı. Babamız Tevhid ehlinin mihracı açıktır diye buyurduğunda yüreğimde olan korkunun yerini birazcık korku ile karışık ümit kapladı.

Yolumuz uzun idi, sabır ve çalışma gerektiriyordu ama sabırda aslında düşüdüğümüzde  bizden kaynaklı, bizim yaptığımız bir şey değildiki. Ben buna sabır ettim var mıydı? Yoktu ki.

Sohbetin ardından otelin bahçesinde kardeşlerimiz ile oturduk. Kabe’ye gidecektim ancak arkadaşlarım iyi görünmüyorsun git yat deyince farkına vardım cidden iyi değildim ama neyim vardı onuda bilmiyordum.

Odama gittim ve yattım .

20.11.2023 Pazartesi

Ve son güne gelmiştik.Sabah salatımı odada eda edip kahvaltıdan sonra veda etmeye Kabe’ye gittim. Veda etmek çok zor geldi. Tavafımı yaptım salatımı eda ettim ve Kabe’ye karşı oturdum tefekkür etmeye gayret ettim. Dedim Didem ne yaptın 10 gündür. Vallahi ne ne yaptığımı, nede ne yapmadığımı bildiğim pek söylenemez. ikinci Umre’min sa’yını hatırlayamamam, Arafat’ta neredeyse orada olduğumuz süre boyunca yakaza halleri yaşamam, olan biteni pekde anlayamadan gidiyordum. Rabbim idrak nasip eylesin inşeallah.

Bir daha yine yeniden bir çok kere her defasında dahada idraklarımız artmış olarak Efendi babamız ve annemiz ile bizlere gelebilmeyi nasip eylesin inşeallah.

11:30 hareket saatimiz olduğu için 10:30’da otele geri döndüm.Otelin bahçesinde idik. Biz 10 günlük olan grup dönüyorduk. 15 günlük gelen arkadaşlarımız, Efendi Babamız ve annemiz kalıyorlardı. Kabe’den ayrılıyorum içim buruk, her gün babamızı ve annemizi görmek inanılmaz içsel bir huzur idi onları geride bırakmak ayrı bir hüzündü ve hakikaten gönlüm acımıştı.

Efendi Babamız ve annemiz bizleri yolcu etmek için aşağıya inmişlerdi. Şu anda yazarken bile gözlerim doluyor. Bu nasıl büyük bir nimet ve nasiptir bizlere, bu nasıl bir tevazudur. Rabbimize çok şükrederiz. Bizler ne güzel bir kapıda, ne büyük bir himmet altındayız.

Babamızın ve annemizin ellerini öpüp otobusumuze bindik. Havalimanına doğru yola bedenlerimiz çıktıda gönül kuşu nerde idi Rabbimiz bilir.

Ben sanırım biraz fazla hüzünlenmişim ve buradan sonra not almamışım, alamamışım.

Ne kadar şükretsem az gelir az kalır. Buradan sonra gönül kuşum kendi içinde konuşmuş, yazmış ..Yazıya dökemediğim gerçeğini kabul etmeliyim.

Efendi Babamız, Canım annemiz bu süreçte çok yoruldunuz. Çok emek verdiniz. Rabbim sizlerden binlerce kez razı olsun. Rabbim sizlerden binlerce kez razı olsun. Hakkınızı helal edin bizlere.

 

Öyle bir yerdeyimki soluk başka

Öyle bir yerdeyimki nefes başka

Öyle bir yerdeyimki gönül başka

Öyle bir yerdeyimki ruh başka

Öyle bir yerdeyimki var, var zannetiğim her şey bambaşka

                                                              11.11.2023

 

Ben var mı?

Deli divane dönüyorum, ateşler içinde yanıyorum

Dönen kim, Döndüren kim?

Bakan kim, gören kim ?

Yanan kim, Yandıran kim?

Yandıranın aşka pervane bu gönlüm

Gönlüm ne idi?

Gönlüm aleme sığmayıp; mumin kulun kalbinde olan idi

Gönlüm idi Kabem

Kabe’min içinde idi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hz. Muhammed'

                                                                                                                      16.11.2023

------------------------- 

 

  Necdet Ardıç. (27-Ara-2023)

Hayırlı geceler Didem hanım kızımız hamdolsun şimdilik iyi sayılırız bildiğiniz gibi yardımlarınızla Adanadan kolayca döndük teşekkür ederiz. maillere bakmaya ancak vakit bulabildim Umre notlarınızı  okudum güzel olmuş ellerinize gönlünüze sağlık. Herhangi bir hakkımız varsa helâl olsun Allahımız sizden de razı olsun. Cenâb-ı Hakk tekrarını nasip eylesin. 

Dosyadaki yerine aktardım.

Dünya ahiret işleriniz kolay gelsin selâmlar Nüket Annenin de selâmları vardır hoşçakalın Allaha emanet olun.  " İz- -T-B- " 

--------------------------

 Buket Sungur. 2023-Umre günlüğü. 

 (26-Ara-2023)

Iyi akşamlar sevgili babacığım. Umarım sizin ve annemin sağlığı, sıhhati yerindedir inşallah. 

Göndermekte geciktiğim için özür dilerim. Umre günlüğümü bitirdim ve ekteki dosya ile gönderiyorum. Mümkün mertebe kısa tutmaya çalıştım. Olur da dosyanın açılmasında bir sorun çıkarsa diye yazının tamamını aşağıya da kopyaladım.

Annemin ve sizin ellerinizden hürmetle öpüyorum. Allaha emanet olun. Kızınız buket 

Umre 2023 Günlüğü Buket Sungur

 Umreden bir sene öncesine kadar:

Biz almanyadayken efendi babamizin sohbetlerine fiziki katılamıyoruz, yüz yüze görüşemiyoruz, ha deyince türkiyeye gidemiyoruz. Bunun hasreti çok farklıydı. Çok şükür internetten sohbetler güzel ve düzenli bir şekilde yükleniliyor, canlı katılım sağlanıyor ama yine de yan yana olunca daha farklı bir feyizli geçiyor sanki. En son nüket anneyle babamı canli görüşümün üstünden dört sene geçmişti. Çok özlemiştik ve katılmayı annemle benim ilk gönlümüze düşüren de nüket annemin 05.12.2022 da gönderdiği mesajı idi „2023 Kasım ayında umre var şimdiden haber veriyorum ona göre ayarlayın kendinizi bizim son umremiz gücümüz yetmiyor bilginiz olsun arzu eden gelebilir.“. Ilk o mesajdan sonra annemle dedik ki bizde gidelim. Üstünden baya zaman geçti. Tarihlerin, fiyatların netleşmesi epey zaman aldı. 

2023 Yazin Zahide teyze anneme birlikte benim evimde oturuyorken, aradı ve umreye yazılacağını, sadece fiyatı beklediğini, sende gel beraber gidelim dedi ve annemi de harekete geçirdi. Annemin harekete geçmesi beni ve eşimi harekete geçirdi. Bizde işyerinden tatil ve maddi durumları ayarlayıp nüket annemden katılım için izin istedik. Büşranın anneyle babayı ziyaretınde ise nüket annem büşraya buket de gelecek demesi sanırım onu da harekete geçirdi. Aslında bir araya gelmek hem ne kadar zor hemde efendi babamızla nüket anneminizin sancağı altında bir o kadar da kolaymış.

Senelerdir süren ailevi ve kardeş bağımız onca mesafeye ve dağınık olan yaşam yerlerimize rağmen tekrar bizi bir araya getirdi. Bu umrede benim icin en önemli olan Efendi babamızla ve Nüket annemizle umreye gidiyor olmamız di. Ayrıca bir öncekinde umreye gittiğimizde ailemin bir çok bireyiyle gitmiştim, birtek Annem eksik kalmıştı. O zaman kabedeyken birdahaki geldigimde esimle birlikte gelmeyi nasip et diye dua ettiğimi hatırlıyordum. Gerçekten bir dahaki umre ziyaretimi bir öncekinde eksikliğini yaşadığım iki insanin da yanımda olması ayrıca mutlu ediyordu beni. Efendi babamın, nüket annemin de eşimle nihayet tanışacak olmasını dört gözle bekliyordum.

Umreden bir hafta öncesine kadar:

Umreye gitmemize bir hafta kalmıştı tam olarak. Umre 2020 kitabini okurken tarihleri takip ederken, o tarihlerde kendi yaşadıklarımı anımsadım. Ayrıca okurken 2017/2018 arası kendi umremi hatırlıyordum. Farklı düsünceler içerisine giriyordum. O zamanda ki Buket le simdi ki buket arasında çok değişim gördüğümü fark ettim. Bazıları iyi yönde olsa da iyi olmayan yönde de değişim gösterdiğimin de farkındayım. Çevremdeki insanların bile çoğu değişmiş. Hayatımda çok şey değişmiş, şaşırdım. 

Tam bir hafta önce Cumartesi günü babam oturduğu yerde baygınlık geçirdi. Eve ambulans geldi Kalbinde ritim bozukluğu göründü diye bir kaç gün hastanede müşahade altındaydı. Tüm gerekli tetkikleri yapıldı ve çok şükür temiz çıktı. Çok korkuttu bizi. Gidebilecekmiyiz gidemeyecekmiyiz derken, travmatik olaylar sonucu psikolojik oldugundan yola çıkarak başka bir hastaneden tedavi olması için yer verdiler. Aslında bir hafta içinde bu kadar hızlı oluşacak birşey değil di bunların hepsi ama çok şükür hastaneden hemen yer çıkınca, bizde aklımız kalmadan içimiz rahat bir şekilde yola çikabilecektik babamin gözetim altında olacağını bilerek. 

10.11.23

Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra saat 16-16:30 arası annemgilde buluşup yola koyulduk hava limanına. Ben 18F, Annem 19F, Ramazan ise 18C de oturacaktı. Kapimiz ise A19 diye yazıyordu biniş kartlarımızda. Güvenlik ve pasaporttan geçtik, akşam ve yatsı namazımızı da kıldık. Kapı numaramız ise A21 e değişti. Uçağa binip yerlerimize oturduk. Pilotlarımızın adları ise Ahmet çavuş ve Hakan kaya idi. Tam saat 19:11 de kalkiş yaptı uçağımız. Yemeğe tavuk sebze ve patates vardı. Saat tam 23:39 da indik ve G10 Kapısından istanbula giriş yaptık. Valizlerimizi alıp dışarı çıktık ve 34 TEE 43 plakalı taksiye bindik. Ayni taksi için ertesi sabahına patronunun hava limanına işe giderken bizi alması için de sözleştik. 

11.11.23

Sabah saat 6:30 – 7:00 arası uyanıp hazırlandık. Birşeyler atıştırıp sözleştiğimiz aynı taksi için evden çıktık. Hava limanına epey erken bile vardık. Efendi babamı nüket annemi ve ailesini gördüm onlarin geleceğini bilmiyordum. Hiç tanışmadığım onca insan olmasına rağmen hava limanında ki halimiz büyük kavuşma gibiydi. Babayla anneyi selamlayip ellerini öptük. Valizlerimizi verip pasaporttan geçmeden önce zahide teyzenin ailesiyle sohbet ettik. Koltuk numaralarımız 46 F G H. Kalkışımız saat 14:09 yolculuğumuz rahat geçti , yemeğe de tavuk pilav humus sarma vardı nihayetinde saat 17:06 Medineye indik. Valizlerimizi alip 2. Otobüsle otele varip 6ci katta olan 615 numaralı odamıza yerleştik. Yemeğimizi yedikten sonra selamlama için buluşup kafile halinde Mescidi nebeviye 318 kapıdan giriş yaptık. Nüket annemin rahatsızlanmasının üzerine biraz mola verildi. Sandalyesi de gelince devam edip kadınlar bölümüne girdik. Hakikati Muhammedi namazimizi kılıp otele 320 kapıdan çıkış yaparak döndük. 

12.11.2023

Saat 7 de ravzaya gitmek üzere buluşup mescide gittik bayanlar olarak. 320ci kapıdan. Bir kaç kişinin girip giremeyeceği meçhuldu ama gurup organizatörlerden bir tanesi sağ olsun sona kalan bir kaç kisiyi de guruba dahil etmeyi başardı ve biz tam kadro olarak siraya girdik. İçerde beklediğimiz sıra epey uzayınca ashabi suffanin orda bekliyoruz zaten hakikati muhammedi namazına başlayalım dedi zahide teyze. Bitiremediğimizi sonra kılarız deyip başladık. Ademiyet ibrahimiyet ve museviyet mertebelerini ben ashabi suffada kıldım. O esnada kapılar açılmış, çığlıklar yükselerek insanlar cennet bahçesine koşturuyordu.

Kılmakta bulunduğumuz namazlar bitince bizde iceriye geçtik, biraz geri kaldık ama gurubumuzu bulup çember halinde namaz kıldırmaya çalıştık herekese, ta ki polisler gelip ellerimizi ayırana dek. Polis ayırmaya çalışıyor, biz birbirimize tutunuyoruz. O an daha tanışmadığım eda vardı tam karşımda, kıpkırmızı olmuştu gözleri, direniyorduk. Lakin izin vermediler ve herkes boş bir yer bulup dağıldı. Ama öyle bir rahatlıkla namaz kıldık ki… kimse dokunmadi. Iki değil dört değil tam 16 rekat namaz kılmışım. Mirac namazı, duha namazı, cennet bahcesi namazını kıldık.

 Zahide teyzenin gaziyla ardından orda birde başladığımız Hakikati muhammedi namazinini bitirdik. Iseviyet, Muhammediyet ve Vitriyyet mertebesinin namazlarini cennet bahcesinde kılmak nasip oldu şükürler olsun. Geçen geldiğimizde çok üzülmüştüm biz cennet bahçesine girdiğimizde önümüzde perdeli bir set vardi ben kim nerde yatıyor hiç birşey anlayamamıştım iki rekat körü körüne zar zor kılıp çıkmıştım. Bu sefer öyle degildi. Çok ferahtı acıktı arka ve yandan da olsa kabirlere dokunabilecek mesafedeydik herşey herkesin yeri anlaşılıyordu. Ilk defa gelmiş gibiydim. Vedalaşa vedalaşa çıktık 40ci kapıdan, mutlu bir şekilde buluşup birlikte 318ci kapıdan otele döndük. 

Tek başıma tekrar Mescide gittim, akşam namazını kıldıktan sonra oturup umre 2020 kitabına devam ettim ve hicret ile ilgili batini bilgileri okudum. Son senelerde çok dünyalık meşguliyetlerim artmıştı ve kendime dönme ihtiyacı git gide yoğunlaşıyordu. Bu umreye niyet ettiğimiziden beri sanki resetleyecekmişim kendimi gibi geliyordu. Şimdi şu satırları okuduktan sonra özet olarak hz Rasulullah’ın hicreti hakktan halka rahmet olarak, bizlerin hicreti ise halktan hakka kendimizi tanımamız için dir, beşeriyetinden hakikatine dönüştür (kitabin 56,57ci sayfaları) diye sanki dile dökemediğim tarif artik tam yerine oturmuştu. 

„Hicret ehlinin ilk yapması lazim gelen şey gönlünde bir ibadethane kurmasıdır. Şöyle ki daha evvelce gönlü her türlü menfaat ve dünyalıkla dolu olduğundan ne zamanı ve de ne mekanı mescid yapmaya imkan vermiyordu. Belli bir aşamadan sonra bunu anlayarak gönlünden kendine hiç faydası olmayan birçok şeyleri çıkararak, onlardan boşalan yere de bir mescid yaparak buna da kuba kudret mescidi demesi, kendisine çok şey katacaktır. 

Orada ibadetiyle gücünü daha da arttırarak nefsine hakim olmasi imkan dahiline girmis olacaktir. İnşallah gönlümde bu ibadethaneyi kurabilmek nasip olur… 326 ci kapıdan çıkıp otele gidiyorken durup kalabalığı izledim. İnsanlarin namaz vakti yaklaştığında mescide doluşmasını ve bittiğinde akın akın ordan ayrılmalarını. Kaç farklı millet. İncir gibi toplanıyorlar aynı alanın içine. Kalabalığı izlerken gözüme zahide teyzeyle büşra da takılınca beraber otele dönüp akşam yemeğine çıktık. 

13.11.23

Koştura koştura sabah ezani ile birlikte mescide namaza yetiştim. Hemen bir yer bulup sünneti kıldım ve farzı beklerken oturduğum yerin 7 ci kapıya baktığını fark ettim. Sonrasında Medine çevre gezisi için yola koyulduk. Uhud, Kibleteyn, Hendek Kuba mescitlerini ziyaret ettik. Hepsinde de güvercinlerin ne kadar yoğun olduğu ilgimi cekti. Öglene Mescidi nebeviye yetiştik, ardından hurma bahcesine gittik. Güzel yemekli bir karşılama ve anlatım vardi. Sonunda hurmalarımızı da alip otele döndük. Zahide teyze, büsra, annem ve ramazan ile mescide gittik. Aksam ile yatsi arasi mescidin arkasında ki sokakta dolaştık biraz. 

14.11.2023

Sabah 4 de kalkıp hemen hazırlanıp lobbide nüket anne ve bir kaç bayan daha, buluşup mescide yola koyulduk. 322ci dış kapıdan girdik 15B kapisinin önünde dışarda namaza durduk bir sıra boyunca. Önce teheccüt sonra hakikati muhammedi namazı ardından da sabah namazını kıldıktan sonra otele döndük yine 322 kapıdan. Öğlen namazına gittik annem ahunur abla ve eda ile ve birkaç bayan daha. Yarım saat vardi daha namaza. İlk girdiğimiz kapıdan yer bulamadık içerde. 

Dışarda duralım rahat rahat kılalım dedik ama annem ben bi 32 ci kapıyı zorlamak istiyorum deyince ayrıldık. Biz dördümüz ahunur abla annem eda ben koştura koştura 25H Affan kapısından girdik ve hakikaten ilk yer ne kadar dar ve doluduysa burası da bir o kadar boş ve ferahti. Peygamber efendimizin arkasinin hizasından öğlen namazımızı, ardindan da veda niyetine mescit namazi kıldık. Oturduğumuz yerden 31 ci kapı görünüyordu. Sonrasında mescidin solundan beri dolanıp cennetül bakide yatan tüm ruhlara dualar okuyup yeşil kubbenin önüne geçip veda duamızı yaptık. Ardından 328 ci kapıdan mescidi bir şavt tavaf ettikten sonra çıktık. 

Mekkeye gitmek üzere yola çıkmak için otobüse yerleşince tur şirketinin bize aldığı tavuklu ikramını yedik. Bazi kafileler Umreye mekkeden başlayıp medine de bitirir, bazıları tam tersi. Bir önceki gelişimde Mekkeden Medineye geçtik. Sanki o rotadan gelince hicret etmis, bu seferki rotatdan gidince Mekkeye feth etmeye dönmüş gibi hissettim. Yarım saat sonra zülhuleyfede ihrama girdik. Yolda terzi babam veda siirleri okuyup sesli zikir yapti. Çok hoşuma gitti buna ilk defa şahit olmuştum. Yol çok uzun geldi bana. Klima ayari doğru sağlanamamıştı. 

Otobüste biri hastadıysa havalandırmanın sorunu ile herkese bulaşmış olabilirdi. Aklıma Hz. Ibrahimin dördüncü dersteki hadisesi geldi. Sanki Mekke öncesi bütün nefesler/nefisler birbirine karışıp, ordaki sürecimizde dağılıp eğitilip, dönüş yolculuğumuzda tekrar bir araya gelecektik. Sonunda saat 22ye doğru Mekkeye vardık. Başımız eğik bir şekilde kabeye ulaşmayı dört gözle bekliyorum. Zem zem tower göründü. Sonra düsündümki, belki de kabenin şehrin en derin noktasında olması, etrafındaki yüksek binaların olması, uzaklardan görünmesin saklı kalsin nasibi olan herkes farklı yaşasın o buluşma anını diye olabilir mi. Gizli tutulmus ve yerli yersiz her gelene özel kılınmış insanin kabeye ulaşma zamani. Beni görmek istiyorsan dibime kadar gelip benimle baş başa olmalısın diyor sanki. 

15.11.2023 

Otele ulasip odalarımıza yerlestikten sonra saat 00 icin lobi de bulusmak üzere bilgilendirme geldi. Hep beraber lobide toplanip yürüyerek mescidi harama doğru gittik. Bu sekilde hem insanlar yolu ögrensinler diye hemde hangi kapılardan gireceğimizi bilmiş olduk. Bize başımızı eğik bir şekilde gurup halinde tavaf alanına kadar bizi götürdüler. Büşrayla kol kola Kabenin yanı başına kadar geldik ve başımızı kaldırdık. Büsra tir tir titriyordu. Annemle Zahide teyze de yanımdaydı. 

Güzel farklı bir andı. Çok huzurluydum. Ben zemin katındaki tavaf alanını hem açık hemde kapalı bir havuza benzettiğimi fark ettim. O mahşer yeri gibi yankılanarak yükselen sesler ve birbirine karışan gürültü. Güneşin sıcağının yerdeki mermere vurdukca yükselen buharlaşmış hava. Burayı niye bu şekilde hissettiğimi anlamlandıramadım ama bir önceki gelişimde de aynı şekilde algıladığıma eminim. Merve ablanin bize söyledigi Terzi babanin kitabında yazan duayi okuduk, tavafımızı yaptık, yaparken ise birbirimize kaybetmemek için biraz caba gösterdik kalabalık olduğumuzdan. 

Tavaf namazımızı kılıp say alanına giderken bir kargaşa oldu ve biz annemin geride kaldığını fark etmedik. Annemde bizi göremedi ve saya başladığımızı düşünüp o katta ki saya girmiş. Tabi ben bunu o anda bilmiyorum. Ayfer yok denilince ben dönüp attim kendimi o kalabalığın içine Anneme bakiyorum haldır haldır, göremiyorum. Aklımda geri de kaldi zahide teyze, ramazan ve büşra da şimdi onlar da beni bekliyorsa gurubu tamamen kaçıracağız diye döndüm yanlarına. Tam zamanında dönmüşüm yoksa ipin ucu kaçıyormuş. O esnada gurup üst kata çıkıyor, Uğur abi de hem gurubu takip ediyor hemde geri de kalan bizi gözetliyor. 

Aracılık yapiyor yani birnevi. Hem yolunu kaybetmiyor hemde bize yolu gösteriyor. Koştur koştur yetiştik guruba ve hep birlikte niyet edip üst kattaki saya başladık. Say alanı çok soğuk tu hatırlamıyorum bir öncekinde de bu kadar soğuğuyla zorlanmışmıydım ama dışarısı 30 dereceyken orası belki 10-15 dereceydi. Bir yandan da Safa Merve arasindaki zorluk Allah tarafından bu zamanda böyle mi veriliyor diye düşündüm. 

Yoksa bir zahmeti, zorluğu yok aslında başka yürüyüş yapar gibi 4 ileri 3 geri yürünüyor. Umreyi bitirip saçımı zahide teyzeye kestirdim. Tekrar tavaf alanına kabenin yanına gitmek istedik. Annemi kaybettiğimiz yerden geçerken Derya ablayi gördük ve annemi sordum ona. Oda gördüm merak etme annen gayet rahat di hiç kaybolmuş gibi değildi deyince ben de rahatladım. Biraz daha kabenin yanında vakit geçirdikten sonra otele döndük. Ikindi aksam arası tekrar kabeye gidip hem namazlarımızı kıldık hemde 53 kapiyi aradık ama bulamadık. Otele döndüğümüzde efendi Babamlarla rast gelince biraz oturup sohbet ettik. 

16.11.2023

Tur şirketi bugün için Mekke cevre gezisi organize etti. Sevr mağarasının oldugu dağa, nur dağının uzaktan görünecek bir yerine, Arafat dağının bölgesine, Mina, Müzdelife. O kadar rahatsiz ve halsizdim ki özellikle Arafat dağının ordaki buluşma noktasında kendimi yere atacaktim. Dizlerimi yerdeki kaldırım taşına koydum, kucağıma sırt çantamı ve başımı da çantamın üstüne attım. Secde eder gibi bir haldeydim hastalıktan ama istem dışıydı. Efendi babam da uyku halinde gibiydi oturduğu yerde, fenafillahtaydi sanki, yaşıyordu Arafat’ı. Biraz odada dinlendikten sonra eşimle birlikte mescidi harama gittik. Ikindi ile akşamı mescitte kılıp arasında da yemek yemeğe gittik. 

17.11.2023

Günlerden Cuma, insanı kamil namazini daha fazla geciktirmek istemediğimden öğlenden sonra kabe tavaf alanına gittim. İnsanı Kamil namazını çok güzel, çok rahat ve hiç bölünmeden, itilmeden kıldım. Çok huzurluydu, tek başımaydım. Sadece son iki rekati efendi babamin da söylediği gibi ibrahim makaminin önünde değil arkasında durup önünde olduğumu düşünerek kıldım. Ben bitirince ikindi namazı girdi ve bulunduğum yerde onu da kıldım. Zahide teyze annem büsra birlikteydik. 

Ciraneye gittik umre için niyetimizi ettik kabe kapısına kadar geldik. İçeri girerken arab askeri efendi babamın ihramını düzeltiyordu. Herkes orda bir durdu ve şaşkınlıkla izledi. Birçok kişi yasaklardan ve kapıları kapatmalarından dolayı arab asker ve polislerine kiziyordu. Ama sonuçta onlar da bu isi çok uzun zamandır yapıyorlardı. Kalabalıkla hergün yüz yüze gelenler onlar. Insanlarla uğraşması zor, herkesin dili ve dini anlayışı farklı. Bir sistem kurmuşlardır. Efendi babamın dediği gibi „haklılardır belki“. O an özel birşeyler oldu ama ne oldu cok merak ediyorum, efendi babamin yazısında okumayi sabırsızlıkla bekliyorum.

 Tavafimizi bitirdigimizde saat 00.53ü gösteriyordu ardindan saya geçtik ama yine aşırı bir soğuk vardı. Ventilatörlerin altından beri yürümeye çalıştık ki hava vurdukları yere denk gelmeyelim. Bu sefer Merve abla kesti saçımı. Sicaga çıkalım diye efendimizin evinin önünden geçerek otele döndük. 

18.11.23

Ikindiye kabeye tavaf yerine gittik ama öyle böyle kalabalık değil herhalde hafta sonu olduğundan çok kalabalıktı durulacak gibi değildi . Bizde hediyeliklerimizi aradan çıkaralım diye alacaklarımızın bir kısmını aldık. Yemekten sonra asağıda lobide sohbet ettik nüket anneyle. Terzi baba hasta yatiyormus ona da anneye de Büşra ile corba götürdük. Gece yarısı yaklaşınca odalara dağıldık. 

19.11.23

Sabah hudeybiye umresi programı vardı. Kahvaltiya indim ve Babayla Annenin masasında simge abla ve zahide teyzeyi gördüm, yanlarına çağırınca bende oturdum. Onların hastalıktan umreye katılamayacağını öğrenince ben de gitmekten vaz geçtim. Umreye niyetlenemeyecektim zaten ama gidecek olsalardı en azından hudeybiye ziyaretine katılmaya zorlayacaktım kendimi. Masada biraz oturup sohbet ettik. Efendi babamlar kalkınca zahide teyzeyle sohbetimize devam ettik. Esmalar ve burdaki zuhurlari üzerinde geçiyordu konu. Rahatsızlıklarım çiftlenince mecburen uzak kaldığımdan süreci gerçekten dinlenerek geçirdim yoksa duramazdım yerimde yine giderdim kabeye. Arada sadece hastaneye gittik bugün eşimle. 

20.11.23

Bugün gurubun bir kısmı dönüyordu türkiyeye. Çok güzeldi hepsiyle birlikte cem olmak. Buruk ve hüzünlüydü içim çünkü yine kolay kolay bir araya gelemeyeceğimiz aşikardı. O yüzden burdaki vakit çok değerliydi bizim için. Vedalaşıp yolcu ettik kardeşlerimizi.

21.11.23

16:35 otelden çıkış yaptık kabeye gitmek üzere bu sefer de kaç gündür gidememenin hasretiyle mutlu bir şekilde kavuşmak için gidiyorum. 69 nolu kapıdan girdik. Önce eşim ve annemle ikinci kata çıkıp biraz münkün olduğunca kalabalıktan kabeyi seyr ettik. Ihramsiz giremediğinden eşimi yukarıda bırakıp annem ile birinci kata indik. Yine kısa bi kabeyi seyredip namaz vakti yaklaştığından namaz kılacak bir yer aradık. Tek tük yerler kalmisti. Ayri yerlerde aksam namazını kıldıktan sonra çıkarken izdihamda kaldık. Zor nefes aldım. Annem yorgun olduğundan onu otele bıraktık ve eşimle geri döndük otele girmeden. Kaç gündür gelememişiz zaten ayaklarımız otele girmedi. 

Yeni yapılan yapıya 114cü kapıdan girip yatsi namazlarımızı kılmaya durduk, 121 ci kapıdan çıkıp otele döndük. Yemek yedikten sonra sohbet için hazırlık yapmaya aşağı indik. Neresi müsait olur diye bakıp bir yer bulunca baktık bizim guruptan iki kişi var iki masayi birleştirmişler bile. Nüket annem, anneme sen, buketle damat aşağıdan 3 masa birleştirsin dediği için biz bir tane masayi daha ilave ettik. 14,18,23 bu numarali masaları birleştirdik sohbet icin. Kalabalıklaşmaya başlayınca yanımızdaki 15 Nolu masayıda rica ettik. Ardindan terzi babalar da geldi. Sorular toplanınca sohbete başlandı. Sorularımızın da cevabını güzel bir şekilde alıp not tuttuk. 

Sohbetin bazi yerlerinde bütün vücudum ürperecek şekilde ilimler aldık. Bir kaç yerde tırnaklarımın ucuna kadar hissettim o ürpertiyi. Sohbetten aldığım bir kaç notu ekliyeyim buraya: „Medinede cemali isimler ağırlıklı cünkü orada Peygamberimizin rahmetinden korunmaktayız. Burda (Mekkede) gazapta var farkında bile olmuyoruz, kişi bunun farkındaysa kendini muhafaza ediyor yoksa atesle fitilleniyor yazık oluyor. Burasi Camii isminin zuhur mahalli, burada tüm isimler zuhura geciyor. 

Buranın maneviyatı ve feyzi hiç bir yerde bulunmayacaktır. Sıkıntılar da burda rahmettir. Buranın diyeti vardir ama verilen lütuflara göre ufak bir diyettir. Zülcelali vel ikram Allahin lutfü celalden geçiyor. Celal ikrama sebep oluyor. Celal tecellisi perdeli hal, Cemal tecellisi perdesiz hal. Cemalde mükafatlanılmıyor çünkü sıkıntısız o yüzden zül celali vel ikram olmus oluyor. Irade olsada kudret olmadan irademizi harekete geçiremeyiz. Allahin isimlerini kullanıyoruz. Kim olduğumuzu idrak edersek burdaki zamanımızı daha doğru değerlendirebiliriz. Kendimizi nasil tanırsak biliriz ki karşımızdaki aynı.“ Ve daha birçok ilimler ve notlar. Özetle bu sohbet benim için çok güzel bir uyanış oldu. Hiç bitmesin istedim… 

22.11.23

12:45 otelden çıktık, 79 dan girip İlk tavafı annemle birlikte yaptim. Birbirini tokatlayan kadınlar vardı hayret içinde izledim ama bu sefer allahin celali isimlerini mütekkebir cebbar gibi isimleri aklıma getirerek onun zuhuru olduğunu düşünerek izledim. Tavaftaki sıkışıklık bana cebrailin peygamberimizi sıkmasını anımsattı. Tavafı bitirince sevabını bağışladık herkese. Annem yorulduğun-dan otele dönmek istedi ve ayrıldık. Bende oturdum dua isteyenler için duaları okudum. Namaz da yaklaştığından kadınları geriye gönderiyorlardi. 

Gittim başka bir yere oturdum orda da rahat vermediler geldiler kovdular. Bunla baş olmaz dedim ve kendimi tavafa attım. Niyet ettim tavafa başladım. İnsanlar namaza durmaya başladığından 5 şavt iyi ilerledim. Ezan da bitince durdurup çıkardılar bizi tavaf yerinden. Namaz kılmak için merdivenlerin önüne gittim. Namazı da kıldıktan sonra merdivenlere oturup dualarıma devam edip son iki şavtımı tamamlamak üzere tavafa girdim yeniden ama aşırı kalabalık vardı yine. Fark ettimki insanlar korkuyorlar özellikle asya tarafindan gelen kadınlar. 

Çok korktuklarından birbirlerine asla kopmayacakmış-casına tutunup kimseyi sokmuyorlar aralarına başkasına zarar verseler bile. Sadece onlar değil adamlar da gördüm yaşlı anasını, bacısını, çocuğunu tavaf yaptıran ve bunları korumak icin başkalarını ittirdikçe sıkışıklığa neden oluyorlardı. Yargılamak için değil, izleyip isimleri anlayabil-mek için gözlemliyordum. Yada arkandan ittirir gibi hissedilse de sana o kişi tutunuyor aslında yürümekte zorluk çektiğinden. Sonuç itibari ile orda korumak muhafaza etmek ve bundan dolayı cabbarlaşan insanlar gördüm, yani bugün bir kaç zuhur daha tanımama izin verdi rabbim hamd olsun. Çok sıkıştım ama çok zor çıktım tavaftan, sağ salim bitirdim çok şükür ve safa tepesinden çıkarak otele döndüm. Akşam yemeğinden sonra terasa gidip biraz Nüket annemin yaninda oturduk ve ona onunla tavaf yapma arzumuzu dile getirdik kabul etti. 

23.11.23

7:18de otelde nüket annemle birlikte çıkıp 68 Kapıdan girdik harama, birinci kat tevhidi esmadan başladık. Veda tavafına niyet ettik. Tavafa ilk şavtı annem kullandı nüket annemin arabasını, ikinciyi ben üçüncüyü hasibe abla sonra nüket annem sordu tesbihten sayıyormusunuz şavtları diye, bizde dedik sayıyoruz annem biz tespih tanesi olduk sırayla geçiyoruz sonunda annemle bitiriyoruz 7ci şavtı dedik gülerek. Rahat bir şekilde de tamamladık tavafimizi, namazımızı, duamızı edip, tavafımızı bağışladık, zemzemi-mizide içtik ten sonra 68ci kapıdan çıkıp yine üçümüz elbirliğiyle vardiyeleşerek arabayı kullanarak otele döndük. Güzel ve eğlenceliydi. Buna izin verdiği içinde önce rabbımıza şükrettik sonra Nüket anneme teşekkür ettik. Ve saat 8:53de otelimize geri döndük. Son hazırlıkları son alışverişleri ve son namazlarımızı kılarak geçirdik günün gerisini. Akşam yemeğinden sonra hep beraber tekrar tavaf alanına girdik. 

Eşim annem hasibe abla ve ben. Ramazan veda tavafını daha yapmadığından ben de onunla birlikte tekrardan son kez tavafa girdim. Annem ve Hasibe abla da yanımızdaydı. Bir kaç şavt sonra onlar Hicri ismaile girmek niyetiyle ayrıldı yanımızdan ve çok şükür annem son gece de kavuştu hicri ismaile. Onun icin çok mutlu olmuştum çünkü çok istiyordu. Bizde tavafımızı bitirdik ve veda ede ede ayrıldık kabe den. Zemzem şişelerimizi de doldurup saat 3 gibi otele geri döndük. 

24.11.23

Saat 6da uyanıp sabah namazımızı kılıp hazırlıkları tamamlamaya koyulduk. Otelden çıktığımıza saat 10:45 civarı idi. Hem huzurlu hem hüzünlü bir ayrılık hissiyatı içindeydim. Bir bucuk saat sona cidde hava limanına vardik. Annem Nüket anneme tekerlekli sandalye ayarlayıp onu alıp girdi içeriye, biz de valizleri ve zemzemleri bekledikten sonra girdik iceri. C26 numarali kontuara valizlerimizi verdik. Fatih abinin doldurma zemzemlerine zeval gelmesin diye onları bizim valizlere aldık istanbulda teslim etmek üzere. 19cu pasaport kontrolünden çıkış yaptık suuddan. 313 numaralı girişten xraydan geçtiğimizde ise saat 13:53ü gösteriyordu. 

Kapı numarası üç kere değişince, kapi netleşmedigi için bir yere oturup dinleniyordu herkes. O arada biz de Abdest alip Öğleni kılmaya gittik. Bitirip mescidden ciktigimda babacigim yine elinde kalem notlar alıyordu. Saat tam tamına 14:53dü. Biraz birşeyler atıştırdık ikindiyi kıldık biraz oturduk derken Boarding açıldı. 42b kapısından girdik uçağa. Biletimde 67L yaziyordu ama biz yerlerimizi hasibe abla ile değiştik ki ben ramazanin o da annemin yanında oturabilsin diye. 66 A ve C ye oturduk babaların iki sira arkasındayız. Uçağa oturur oturmaz uyuya kaldım, inişimiz 21:35 di. İndiğimizde bir hüzün bastı beni. Eve gideceğimizden mutluydum ama babadan ayrılma vakti git git yaklaşiyordu. 

Kim bilir birdaha ne zaman görebilecem diye üzülüyordum. Onlarla uçaktan inince kapı çıkışında vedalaştık hepimiz ellerini öpüp helallik istedik. Valizlerimizi 25den alirken, saillardlarin zemzemlerini gördüm yakaladim ki onlar bagajlarini aktarma dan verdiklerinden bizimkilerle birlikte çıkmamalıydı. Onlara ulaştırmak için zaten dış hatlara geçecek olan zahide ablaya teslim ettim kartonları. Fatih abinin de zemzemlerini eline verdim. Hasibe ablayi da havaistinn asansörüne bindirip vedalastik. Nihayetinde hava limanindan 13cü kapıdan çıkarak umre yolculuğumuzun sonuna geldik. 

25. ve 26.11.2023

Istanbula inmemizle Nürnberge gidecek olan uçuşumuzun arasında neredeyse iki gün vardi. Arada ki gün çamaşırlarımızı yıkayıp akraba ve dostlarımızı ziyaret ettik istanbulda. Pazar günü tekrardan hava limanına geçtik. Bindiğimiz ucak saat 17.38de kalkti. Pilotlarin isimleri Şafak karaahmetoglu ve Serdar tatlidil idi. 8B ve 8C koltuklarına oturduk annemle, Ramazana ise 9E koltuğa denk geldi. 18:03 Nürnberge yere inip ailemize kavuştuk sağ salim çok şükür.

--------------------- 

 Necdet Ardıç. (27-ara-2023) 

 

 Hayırlı geceler Buket kızım gönderdiğin yazılarını okudum yaşadıklarını güzel yazmışsın ellerine gönlüne sağlık Dosyanın gönderilmesi geç sayılmaz yazı hatıraları gelmeye devam ediyor bende onları sırası ile dosyasına aktarıyorum hepsi bitince bir bütün dosya halinde umreye gelenlere göndereceğim inşeallah. Daha sonraları okunduk-ça o güzel yaşantı ve anılar taptaze hatırlanacaktır. Cenâb-ı Hakk dileyenlere tekrarını nasip eylesin. 

Dünya ahiret işlerin kolay gelsin Annene eşine sana herkese selâmlar Nüket Annenin de selâmları vardır hoşçakalın Allaha emanet olun. 

-----------------------

 Ayfer Yaman-2023-Umre hatıraları 

 (27-Ara-2023) 

Hayırlı Akşamlar Efendi babacığım

Nasılsınız umarım sizde annemde iyisinizdir. Umremiz çok güzel geçti sayenizde.

Bütün Umre boyunca çok güzel anılar güzel ikramlar gördük Nüket Annem Terzi babam içten teşekkürler ederim. İnşallah Allah sağlık sıhhat versin ve yeniden sizlerle umre yapmayı nasib etmesini temenni ediyorum. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin. Umre hatıralarını kısaltarak yazdım.

Bir kusurum olursa affınıza sığınarak yolluyorum. Nüket Anneme selam eder.

Hörmetle ellerinizden öpüyorum.

Kızınız Ayfer Yaman 

----------------- 

Umre Hatıraları 11.11.2023-24.11.2023 

Bismillâhirrahmânirrahîm. 

Nüket annem 2023 son kez umreye gideleceğini bildirmişti ama daha önceleride vize dolayısıyla hiç katılamadığım için hiç sormadım. Zahide kardeşim 20.06.2023 günü umreye yazıldığını bana yazdı ve vize için artık Pasaport vermek gerekmediğini haber verdiği gün planlamaya başladım. Emin olduğumda kızımda gelmek istediğini ve eşiyle gelmek istediğini söyledi. Nüket anne ve Terzi babamın izni ile planlara başladık. Bir hafta öncesinden heyecan artmaya başladı. Tüm hazırlıkları tamamlayarak. Hayret ve teslimiyetle yola çıktım.

İstanbul'a uçakla 10.11.2023 tarihinde TK1506 Y sefer sayılı uçak ve koltuk 19F

Uçuş saati: 18:50-23:45

Rezervasyon kod numarası; WN53LP

Reyervasyon kodunda 53 görünce hayret ettim. Terzi Babamın şifre sayısı 53 ve 19 koltuk sayılarımız. Terzi Babamın Velayet sancağı altında ve İZ-indeki yolculuğumuzun işaretleri.

Ayrıca WN53LP açabilirsek:

W-Vav-6= Velayet, Velayet Sancağı altında

N-nun-50=Nur'u İlahi, Nur'u Muhammedi, Nun vel Kalem (68/1) Kaleme ve yazdıklarına diye yeminle başlamaktadır. Babamda kaleme aldığı kitaplar ve irşad'ı bizlerede mirası ilim okuma anlama idrak ve kaleme almak olmakta. Hem Kalemi hem nefesiyle nefsimize olan dokunşu yeniden düzenlemesi yapılandırması yeni elbiseler bizlere biçmesi. Ahlakı ile ahlaklanmamızı sağlamakta, Nüket anneyle birlikte örnek olmakta.

53, Terzi Babamın şifresi, 5 Hazret ve 3 İlm'el Ayn'el Hakk'el yakin mertebeleri

L-Lam-30=Lahut, Lam'ın içinde Elif me Mim'de mevcut. Elif = Ahadiyyet ile Mim = Hakikat'i Muhammedi arasında Berzah, Mekke Medine, Akl-ı Küll, Nefs-i Küll

P-Be-2= Bab, Hakikati Muhammedi, Risalet, Kapı, Be ile birliktelik, 2= Zahir batın.

Ayrıca bakalım (On Üç Hakikati İlahiye Kitabı Sayfa 21 Terzi Baba13) (“Leb-i derya” bilindiği gibi kara ve denizin birleştiği yerdir. İnsânda ki karşılığı ise ağız, dil ve iki dudaktır. Nasıl ki; deryadan gelen “dalga” İlâhi tecelliler kumsalda son bulup gene oradan geriye gittikleri gibi, insân-ın ağzı da bâtınından gelen ilâhi “marifet” dalgalarını (l) be ba ile açılan ağız kapısından dil ile zuhura getirmektedir. Tenzili Kûr’ ân yazıda (l) be ba ile başlarken “Nâtık-ı Kûr’ân” da hakikat-i ilâhiyye den ihsân edilen hakikatleri “ba” ile açılan “bab” ağız kapısından “fem-i muhsin” (ihsân kapısı) ile muhataplarına ihsân etmektedir.) Terzi Babam Kelam ve sohbetlerle lebi Derya olan İrfan Sohbetleriyle Nefesiyle bizlere sunmaktadır. Nüket annede bu zemini ortamı düzenleyerek hazırlamakta.

19F=19 Terzi babamın şifre sayısı, Besmelenin sayı değeri, 19 rekatlık hakikati Muhammedi Namazı ve İnsanı Kamil Namazı.

Fe, 80 Feyekün. Ol dedi oldu.

 

Zat Deryasına çıktığımız yolculuğa Terzi baba13, 53, 19 Selam sancağı Velayet gemisinde, (Mim) Hakikati Muhammedi'ye Medine'ye ve (Elif) Hakikati İlahiyye'ye Mekke'ye doğru bizi yolculuğa çıkardı. Nasıl çıkardı? Ol dedi oldu. Oldurması davet Nüket (Nefs-i Küll) Annem ve Zahide (Zahid) kardeşim, 15 Yıl önce elimi tutuşturduğu bana kucak açan Ana Baba öz kardeşimi sebep kılarak. Hayret ki hayretler içindeyim Şükründen acizim. Yıllardır istememle değil vakti geldiğinde 53 yaşımda gerçek oldu dileğim. Allah tekrarını nasib eder İnşallah Nüket Annem ve Terzi Babamla birlikte Amiiin.

Cuma akşamı gece geç vakitlerde istanbul/Yeni bosnadaki annemin evine geldik birkaç saat uyuyup sabah 8:30 havalimanına sefer dualarımızı yaparak evden yola çıktık.

İstanbul Havalimanına taksiyle geldik. P3 Adası önünde Nüket anne ve Terzi Babama kavuştuk, ellerini öpüp selamlayarak yolculuğa başladık. Babam (TB Terzi Baba Necdet Ardıç) yazılı kartı elime verdi. Boyunluğuna takman için dedi. Sıla Turizmden boyun levhamı almamı söyledi. Sıla Tur (anlamı Asl, aslına, özlenen, öz, yakın anlamına gelmekte) masasına gidip boyun levhamı aldım. Üzerinde Sıla Turizm 43. Tur yazmaktaydı. 4 şeriat tarikat hakikat marifet, 3 ilm'el ayn'el hak'el anlamlarına gelmekte ve 4+3=7 nefis mertenesi, 7 Tur, tavır, Kabede yapılan 7 tavaf ve 7 Say anlamlarına gelmekte... 

11.11.2023 Cumartesi saat 10:00'da (10 İseviyet) (11) Hazreti Muhammed (11) Zuhuru Muhammed (2) Zahir Batın (23) Kuran 23 senede inzal oldu. P3 (B3) ada numarasında buluştuk. Be sayı değeri (2) Bab, Hakikati Muhammedi 2+3= 5 Hazret mertebesine işaret etmekte.

Uçak biniş kartlarımızı aldık uçağa biniş saati 13:00 Kapı B4 Alan (3) Koltuk 46F Sınıf (Y) IST/MED 13:45-17:15 HAJJ yazmaktaydı.

Ciddeye indik pasaport kontrolünden hep birlikte mutlulukla geçip valizleimizi alıp Kafile için hazırlanan 3 tane otobüsten, 2 Numaralı Otobüse binerek babamlarla birlikte İlahilerle Bosphorus Oteline vardık. Kırmızı güllerle karşılandık. Hurma ve Zemzem ikram edildi içtik. Ardından Pasta ikramı Babamız ve Annemiz için sunuldu, keserken resimler çekildik pastalarımızı alıp oda kartlarımızı aldım Sıla Tur'dan. Oda Numaram 6 kat 614 Numara. Oda arkadaşım Hasibe Taşdelen. Tanıştık hemen odaya çıktık. Akşam yemeğinden sonra Ravza ziyaretine gittik kafileyle. Zahide, Buket, Büşray ve birkaç kardeşimizle birlikte geri dönmeyip Ravzayı Mutahhara'da 20 Rekatlık Hakikat-ı Muhammed-i namazını kıldık ve otele geri dönüp uyuduk.

2. Gün 12.11.2023 Pazar

Sabahı 4:30 Ravzaya 322 numaralı kapıdan avluya gittik 14 numaralı kapı önünde teheccüd ve sabah namazı kıldım. Bayanlar 7:00 Otel lobisinde bayanlar toplandık. Sıla Tur bayanlar için Ravza ziyareti randevusu aldığını tekrarı olmadığı için hep birlikte yola çıktık.

7:30 önde Nüket annemle birlikte kapıya geldik. Hep birlikte birbirimizi kaybetmeden girebilmek için biraz birbirimizi kollayarak kapıdan girmeyi başardık. İçeride bizleri sıralar halinde tekrar beklemeye aldılar. Beklerken Zahide ve kızım Buket'le önce salat selam dualarımızı sonra Hakikat-i Muhammed-i namazını burda kılmaya başladık nereye kadar kılabilirsek gerisini dışarda tamamlarız dedik. 3'cü Museviyet mertebesini bitirirken hareket başladı. Sırayı kaçırmadık ama genede herkesi birlikte aldıkları için geride kaldık. Sabredelim uzaktayız daha kılmayalım dedik. 

Yavaş yavaş aralandı sonra çember yapıp sırayla kılmaya başladık biraz daha önde. 2 rekat ziyaret ve mescit namazı kıldım. Yer açıldığı için beklemeyip hepimiz namaza durduk. Zahide Buket ve ben burda Hakikat-i Muhammed-i namazının 20 rekatını tamamladık. Sonra tamamen aralandı insanlar azaldıkça, ön tarafa yanaştık cennet bahçesinde 2 rekat namaz kıldım dua ettik salat-u selamlarımızı ettik Resimler çekildik. Mutluluktan sarhoş bir halde Efendimizin kabri arkasındaki (40)ıncı Cibril kapısından fani bir halde çıktık selamlarla.

17:15 Nüket annemle Ravzaya namaza gittik 13 numaralı kapıdan içeri girdik. Akşam yemeğine geldik annem uzun zamandır Bir şey yememişti, yemek yiyip yatsı namazına birlikte tekrar gittik ve yatsıyı kılıp otele döndük. 

3. gün 13.11.2023 Pazartesi

Medine ziyaretleri Uhud Şehitliğini ziyaret ettik Mescidi Kıbleteyn, Hendek savaşı bölgesi, Kuba mescidi zitareti yaptık. Hurma Bahçesine gittik kafileyle yemek yedik hurma aldık. 

4. gün 14.11.2023 Salı

Sabah saat 4:15 Nüket anneyle teheccüte ravzaya gittik. İçeride yer bulamadık 15B kapısı önünde dışarıda yer bulduk, havada çok güzeldi. Gelecek olanlar vardır son gün anneyle birlikte diye fazlaca yer ayırdık. Buket ve kardeşlerimizde yetişti. Hakikat-i Muhammed-i namazını son kez teheccüt vakti kıldık, Sabah namazını kıldık, dualarımızı yaptık. Resimler çekildik ve otele döndük kahvaltı yaptık.

Çantalarımızı indirdik öğlen namazına Ravzaya gittik içerisi dolu olduğu için diğer taraftan Buket Aynur ve kızı Eda ile gittik içeri girdik. İçerde namazı kıldık 31.inci kapı hizasında idik. dua ve salatuselamlarımızı yaptık. Cennetül baki tarafından efendimizi selamlayarak otele döndük. Selam ve veda ederek otele geldik. Mekke yolculuğuna 13:30'da bindik. Zulhuleyfe'de İhram niyeti yaptıktan sonra namaz molası verdik zaman zaman ilahi ve zikirlerle Mekkeye Anjum oteline vardık. Oda kartlarımızı aldım kat 11 numara 1134.

Akşam yemeği sonrası Gece kabeye kafileyle Ümre tavafı yapmak için gittik. Terzi babam ve Nüket annem üst katta bizde kafileyle alt katta yapmak üzere gözlerimiz kapalı halde sadece önümüzü görerek tavaf alanına girdik. Gözlerimizi yerden kaldırıp kabeye bakarak dua ve niyet edip tavaf yaptık ve tavaf namazını safa tepesine giden bayırda kıldık. Sonra kafileye zahide ile niyet nasıl yapalım derken kalabalık bir gurup araya girdi zahideyle ellerimiz ayrıldı o arkaya bakarak onlara yetişti ben onları gözden kaybettim. Saye başladım heyecanla ne yapacağımıda unuttum, yok oldum çaresizliği tatdım üzülerek. 

Çantamdan ümre rehberini çıkardım kimseyi bulamayacağıma kanaat getirince bir yandan okuyor bir yandan gözlerimle gurubumu arıyarak hızla yürürken İstanbul'dan Hatice kardeşimin eşi Erol arkamdan yetişti boynumdaki banttan tanımış. Oda çaresiz kayıp olmuş ne yapacağını bilmediğini söyledi benim gibi. Gel kitaptan okuyalım dedim. Seninkisi biraz farklı yeşil ışıkta farklı yürümen gerek sanırım dedim gülüştük. Bir iki tur beraber yürüdük duaları sesli okudum arada. Sıla tur ekibinden Turgay Ammar'ı gördük çok sevindik. 

Onada say ve saç kesilmeyi sordum. Yeşil ışıkta onlar heybetle hızlanınca tekrar kaybettik birbirimizi. Merveden safaya giderken 5 ci turda Zemzem alıp içerken Derya ve Yasemin'in geçtiğini gördüm. Onlar da sevindiler birini görünce. Onlara hangi turdasınız diye sordum Derya 2 dedi. Olamaz dedim ben 6 dayim çok fark var. Babamdan duydum kısaca 4 bir tarafa 3 birtarafa diye dedim. Merve tepesinde say bitirdim bir. Derya ve yaseminin daha 2 tur dönmesi lazımdı onlar devam ederken bende kabeye dönerek duamı yaptım. 2 Rekat şükür namaz ve yatsı namazı kılmak için kabe avlusuna girmek istedim. Askerler geçirmedi Safa tepesine kadar yürüyüp ordan çıktm tekrar ümreye girdiğim kapıdan girip Hacerül esvet tarafına bakarak Yatsı ve Şükür namazı kılıp otele döndüm. Otelin altında Asansöre binerken Terzi baba Nüket Anne Fatih Cem ve Erol ile asansöre bindim. Otelin avlusuna 1 kat. 

Sonrada lobiden diğer asansörle 11. kata çıktık. Nüket Annem ve Terzi babamın odası bizim odanın az ilerisi karşısındaydı. Terzi babama halimi arzettim kayboldum ihramdan nasıl çıkmam lazım. Babam çıkarırız seni dedi, ben anneni annende seninkini keser dedi. Tekerlekli sandalyeleri toplayıp kenara koydular Nüket annem içerden makası alıp odama geldi saçımın arkasındaki fazlalıklardan biraz kesti. Tamam yeterli dedi. Anneme de Say yerinde kayboldum inşallah ümrem olmuştur dedim. Olmuştur olmuştur banyonu yapar yatarsın dedi giderken. Hayırlı geceler diledim. Ben banyodayken Hasibe ve Buket geldi. Telaşlanmış bukette kayboldum diye. Hasibede onu teselli için o kaybolmaz merak etme gibi bir şeyler söylüyordu. Eğlenmeden çıktım hasibe girdi ve biraz konuşup uyuduk. 

5. gün 15.11.2023 Çarşamba

Yağmurlu geçti, bizde yorgun, otelde kaldık. Akşam sohbete indik saat 20:00'de. 

6 gün 16.11.2023 Perşembe

Sabah saat 4:30'da Nüket anneyle sabah namazına gittik. 66.cı kapıdan yürüyen merdivenlerle yukarı 2.ci kata çıktık. 65.ci Al Shebika kapısından girdik. Bayanlar bölümünde Anneye yakın bir yer bulup oturduk. 2 rekat teheccüt ve 2 rekat mescit namazı kıldım. Sabahı kılıp döndük. Nüket anneye kahvaltı masası bulduk. Babamda gelicek ama restorantın 2 girişi var. Erol bey babayı beklerken 2 kapı arası gidip geliyordu gene kaybolduk dedi gülerek. Sohbettede geçti dün gece Fena fillah dedim. Gidip gelmesin diye diğer 2.ci kapıda ben bekledim babamızı. Kahvaltı yapıp 7:00 de mekke çevre ziyaretine çıktık 2 numaralı otobüsle. Sevr dağı Arafat'ta dua ettik Muzdelife Mina Nur dağını gördük döndük.

İkindi kabeye gidip tavaf yaptım, ibrahim makamı arkasında kabeyi seyrederek kıldığım 17:47'de akşam namazı sonrası tavaf namazı ve 19 rekatlık İnsanı kamil namazı kılmaya çalıştım Terzi babamın düzenlediği şekilde. Bir tavafda namaz kılarken yaptıktan sonra İbrahim makamı önünü temsilen kalabalıktan dolayı arkasında namazı tamamladım duamı ettim.

Sonrasında bir tavaf daha yaptım yatsıyı 19:13'de ibrahim makamı hizasında kılıp otele geldim. 

7 gün 17.11.2023

Cuma namazına gittik kabeye hasibeyle sonrasına tavafa girdik birlikte. 14:20 geri döndük otele. Akşam namazına tekrar gittim 18 döndüm ümreye hazırlandım. 21:00 umre için hasta olanlar olduğu için yer vardı Buket, Büşra ve Zahide ile bizim otobüste birlikte gittik, Ramazan hasta gelemedi. Ci'rane'ye giderek ihram namazını kıldık. Ümre tavafını birlikte yaptık, Hasibeyi aramıza aldık. Tavafımızı bitirdiğimizde saat 00:53 idi. Tavaf namazını kılıp birinci katta say yaptık birlikte. Safa tarafından çıkıp Efendimizin evini ziyaret ettik birlikte, resimler çekilip sonra gece otele döndük.

8 gün 18.11.2023 Cumartesi Önceki günün yorgunluğu hastalıklar sebebiyle sadece namaza Gidebildik.

9 gün 19.11.2023 Pazar

10:40 -14 56 Tavafa Zahide Büşra ile beraber gittik. Tavaf yaptık beraber. Sonra Tavaf namazı kılıp. İnsan-ı Kamil namazını beraber kıldık. Son iki rekatı bu sefer inşaat dolayısıyla aralık bulup büşra ve Zahihe İbrahim makamı ve kabe kapısı arasında kıldılar ben tuttum. Sonra onlar çember oluşturlar 2 kişi ben kılabildim. Yanımızda bir kadın vardı. Biz Zahideyle bir tavaf daha yapmak istedik. Büşra ben sizi hacerül esvet tarafında beklerim oturacağını söyledi. Tavaf namazını kıldık. Öğlen namazını bekledik biraz oturduk. Namazdan sonra Büşra aklımıza deldi aramaya çıktık bulamadık. 

Telefonla mesaj attı otele varınca oda tavaf yapıp namaz kılıp gitmiş. Oturup kabeyi seyrederken hicri İsmail açıldımı merak ettim. Gittik baktım bekleyenler var orda bayanlar namaz kılıyordu. Napıyorsunuz derken işaret etti tutalım kılın diye kıldık bizde kabe hicri ismail tarfı dibinde. Yağmur yağmaya başladı. Birde Hacerül esvete gitmeyi deneyelim dedik. Çok kalabalıktı giremedik zahide kimliği koptu kayboldu. Onu yerde ararken iki taraftan kalabalıkta birbirimizi kaybettik. Kimliği sordum askerlere bulan yok ama çok güzel bir yağmur başladı. Hicri ismail kapısından rahmetin akışını seyrettim. Yağmur baya devam ederken sırılsıklam ıslandım doğru otele gittim banyo yaptım.

10 gün 20.11.2023 Pazartesi Zahide Büşra ve kafilede gidenleri dışarıda vedalaşıp uğurladık. Tavafa gittim. 

11 gün 21.11.2023 Salı Tavaf yapmaya gittim öğlen Kabeyi seyrettim. Akşam 18:11 Nüket annem mesaj attı. Akşam sohbet var Buket ve damatla saat 10:15 de inin aşağıda 2-3 masa yanyana getirin biz 10:30 gelicez kızım bu gece sohbet var diye yazdı. Özlemiştik sohbeti sevindik. Akşam yemekten sonra hazırlandık. Ramazan Haberi duyunca ben kazırlarım merak etmeyin dedi. 

12 gün 22.11.2023 Çarşamba Buketle tavaf yapmaya gittik. Ramazanı yukarıda bıraktık ihramlı olmadığı ve rahatsız olduğu için. 

13 gün 23.11.2023 Perşembe Sabahı Buket ve Hasibeyle birlikte kahvaltıdan sonra Nüket anneyi tekerlekli sandalye ile alarak 7:18 otelden çıktık. Kabenin 68 kapısından girerek 1.ici katta veda tavafına niyet ettik. Benden başlayarak sırayle Buket ve Hasibeyle her Hacerül esveti selamladıktan sonra el değiştirerek tavaf yaptık. Tesbih tanesi gibi 3.cü kez benim döndürmemle tavafımızı bitirdik. Namazımızı kabeyi görerek münasip bir yer bularak önde annemizle birlikte tavaf namazını kıldık. 

Dualarımızı yapıp resimler çekilerek tavaf alanından girdiğimiz kapıdan çıkarak 8:53 de otele geldik. Akşam tavafa hasibeyle ramazan ve buket gittik. Tavafa girdik Namaz kıldık. Hicri İsmail'i ilk defa açık gördüm tavaf ederken. Hemen sıraya girdik hasibe ile, bir erkekler gurubunu bir kadınlar gurubunu alıyorlardı içeri. Uzun bekleyişlerle biraz sıkışıklıkla beklerken kapıları açtılar. Polisde az kaldı kadınlar tarafından ezilecekti. 2 rekat namaz kıldım vakit var diye 2 rekat daha kıldım dualar ettik çıktık. 

14 gün 24.11 Cuma sabah namaza havalimanına saat 11:00

SV261 Bording 16:45 Bölge (2) uçuş 17:30- 21:15

Koltuk 67J Sınıf (Y)

Valizlerimizi babamlardan sonra verdik sorunsuz bir şekilde. Havalimanında namazımızı kıldık. Birkaç defa kapı değiştiği için artık en son saati bekledik yer değiştirmek için. Sonunda uçağa bindik yerim hasibeyle yanyana idik. 67 J koltuk numaram. Ön koltukta Ünzile abla oturuyordu. Sağımda hasibenin önünde. Biraz onunla konuştuk ümre boyunca çok görüşemedik ünzile ablayla.

Uçaktan inince Nüket anne sola Terzi baba sağa oturarak transfer aracına bindiler. Ellerini öperek helallik istedim. Arabayla gittiler 22:18 el sallayarak ayrıldık.

Hasibeyle dışarıda vedalaştık taksiyle İstanbulda eve gittik tekrar.

26.11 Pazar günü almanya yolculuk Tk 1505 uçağıyla ile uçtuk.Uçus saati 17:00-17:55 Koltuk 09E

Böylece umremiz muhabbetle sona ermiş oldu. 

------------------ 

 Necdet Ardıç.  27 Ara 2023

 

 Hayırlı geceler Ayfer kızımız  hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah ailece hepiniz iyisinizdir. 

Gönderdiğin umre yazılarını okudum hepsi güzel olmuş ellerine gönlüne sağlık. Dosyasındaki yerine aktardım gelen yazılar bitince benim yazılarımla birlikte umreye gelen herkese göndereceğim. Allah umrelerimizi kabul eylesin. 

Dünya ahiret işlerin kolay gelsin selâmlar Nüket Annenin de selâmları vardır. hoşçakal Allaha emanet ol.  

" İz- -T-B- " 

-------------------------- 

Büşra Şahin. 2023 Umre hatıraları. 

(27 Ara 2023)

Selamünaleyküm babacım görüşmeyeli iyisinizdir inşeAllah Annemin ve sizin ellerinizden öpüyorum. 

Umre sırasında yazmış olduğum notları gönderiyorum. 

Hayırlı günler dilerim.

--------------------------------

Bismillahirrahmanirrahim

Terzi Babam ve Nüket annemlerin tekrar umre programı düzenlediklerini ilk annemden duydum. Zaten son bir senedir içimde olan kutsal topraklara gitme isteği bu haberle daha çok artmıştı. Fakat olamayacağını düşünerek bu fikre kapılmadım. 

Bir Cuma günü Yasin okuyordum. Birden bir hal hissettim sanki sesim Kâbe duvarlarında yankılanıyor ve bana geri geliyor gibiydi. Bu hal etkisi üzerimde birkaç gün kaldı. 

30 Ağustos günü babamları Tekirdağ’a giderek ziyaret etmek nasip olduğunda Nüket annemin umre ile ilgili planlarını gözlerim dolarak dinledim. 

18 Eylül günü ise umreye Terzi Baba grubu ile gidebileceğim müjdelendi. Nüket Annem ile görüşmeleri-mizin ardından Umre günümüzü beklemeye koyuldum. 

11,11,2023 Cumartesi

 Sabah saat 09:50’ de Havaalanına gitmek üzere evden çıktık. Kardeşlerim, annem, eşim ve kızım ile birlikte saat 10:30 da 7 numaralı kapının önündeydik. Kapıdan girer girmez sağda Terzi Babamı gördük. Daha sonra Nüket annem de geldi. Ellerini öptükten sonra Sıla Turizm acentasının yerine gidip kartlarımızı ve pasaportlarımızı aldık. Valiz teslim sıramız gelince ‘Mete’ isimli görevliye valizlerimizi teslim ettik. Annem 54C benim ise 54A numaralı koltuklara biletlerimiz verildi. Yolculamaya gelenlerle vedalaştıktan sonra 53 numaralı kontrol kapısından geçtik. 

 Saat 14:09 ve uçak havalanıyor… Yaklaşık 16 aydır içime düşen, en çok görmek istediğim, en çok sığındığım, en çok hasretini çektiğim ve daha çok muhtaç olduğumu hissettiğim Efendimize ve Rabbimin evine gidiyoruz inşeAllah… 

 16:43 iniş anonsu yapıldı ve saat 17:09 da Mübarek Medine’ye iniş yaptık Elhamdülillah. Medine bizi akşam ezanıyla karşıladı. Pasaport kontrolü için beklerken ezan sesini dinlemek o an çok huzur verdi. 23 numaralı pasaport kontrol odasında ‘Büşra ‘isimli bayan kontrolümü yaptı. 4 numaralı kapıdan çıkış yapıp bizi bekleyen 1 numaralı otobüsümüze bindik. 

 Otelimize vardığımızda bizleri güller ve zemzem suyu ikramı ile karşıladılar. Annem ve babam pasta kesimi yaptıktan sonra saat 21:00 da lobide buluşmak üzere 834 numaralı odamıza geçtik.

 Lobide buluşup ilk ziyaretimizi yapmak üzere otelin kapısından çıkar çıkmaz karşımda Mescidi Nebeviyi görmek beni çok şaşırtmıştı. Bir tarafta Efendi babamlar bir yanda tüm güzelliği ile Efendimizin Mescidi… Bir ara rüyada gibi hissettim sanki farklı bir alemdeydim. Beynim gördüklerini işleyemiyor gibi gözlerimde daha iyi görmek için sürekli açık durmalı gibiydi… Tüm bu duygular içerisinde 318 numaralı kapıdan giriş yaptık. İlk 32 numaralı İmam Müslim kapısından mescide girdik. İbadetlerimizi yaptık. Gece odalarımıza dönüp istirahat ettik.

12.11.2023 Pazar

Bu sabah saat 7 de bayan rehberimiz ile buluşup Ravzaya girmek üzere 37 numaralı kapının önünde sıraya girdik. İçeri girdikten sonra Hakikati Muhammed’i namazını kılmaya başladık. Saat 08:30 da Cennet Bahçesine almaya başladılar. Cennet bahçesinde de Muhammediyet mertebesi namazını eda ettikten sonra çok rahat namaz kılabildiğimi fark ettim ve Cennet Bahçesinin farklı yerlerinde de namazlar kılmaya başladım. Saat 09:00 da 40 numaralı Cibril kapısından çıktık. Otele dönüp kahvaltı ve istirahat sonrası öğle namazı için tekrar Mescide gittik. Öğle ve İkindi arası gezintiye çıkıp İkindi namazı sonrası tekrardan otele döndük.

13.11.2023 Pazartesi

Sabah namazı sonrası 07:34 de çevre ziyaretleri için otobüsümüze bindik. Uhud dağına gittik. Uhud dağının atmosferi çok farklıydı. Okçular tepesinde o topraklara dokunmak ve hissetmek ruhuma çok iyi geldi. Şehitliği ziyaretten sonra Kıbleteyn Mescidine varmak üzere yola çıktık. Sırasıyla Hendek savaşının yapıldığı yer ve Küba Mescidine de uğradıktan sonra gezimizi tamamlayıp öğle namazı için otele döndük. Namaz sonrası tekrar buluşup Hurma Bahçesine gittik. Orada ikram edilen yemeğimizi yiyip, hurmalarımızı aldıktan sonra saat 16:10 gibi otobüsümüze bindik. Babamların yan koltuğunda otelimize gitmek üzere yola çıktık. Annem, Buket, Ayfer Abla ve Ramazan ile akşam ve yatsıyı mescitte kılıp otelimize geri döndük.

14.11.2023 Salı

Bugün Mekke’ye yolculuğumuz var hem buruk hem heyecanlıyım… Sanırım bu sebeple alarm çalmadan uyandım ve sabah namazı için Mescide gittim. Orada annemle karşılaştık. Namaz kılıp otele geçtik. Kahvaltıdan sonra öğle namazını da Mescitte kılıp tekrar gelip Efendimizin Mescidinde namaz kılabilmek üzere dua edip ayrıldık. 

Saat 14.07 de Mekke’ye doğru yola çıktık… yarım saat kadar gittikten sonra Zulhuleyfe Mescidinde ilk umremiz için namaz kılıp niyet ettik… Çok şükür yolculuğumuz güzel geçti… Babamlar bir ara otobüse gelip bir süre bizimle yolculuk yaptılar. Uzun bir aradan sonra ilk defa babamın zikir meclisinde bulunup onun ile zikretmek çok güzeldi… Ne kadar çok özlediğimi o an fark ettim. Zikirlerden sonra kalbimin üst kısmında sanki bir baskı var gibi hissettim Mekke’ye varıncaya kadar o hal ile yolculuk yaptım… 

 Saat 21:37 Anjum otelin önündeyiz. Bu kez annemle oda numaramız 1242… Gece saat 12 de buluşmak üzere odalarımıza geçtik… 

15.11.2023 Çarşamba

Buluşma vaktinde herkes lobideydi… Hep birlikte otelimizden ayrılıp Mescidi Harama doğru gittik. Rehberimiz ile birlikte 79 numaralı kapıdan girdik ve Kâbe’ye doğru başımız önde yürümeye başladık. Çok heyecanlıydım ilk defa görecek olmanın heyecanından daha farklı bir şeydi bu… Buket ile birlikte kol kolaydık ilk gördüğüm an… Tüm vücudumun kuş gibi titrediğini söyledi… Ben o an hiçbir şeyin farkında değildim orda olabilmek en büyük şükürdü benim için… İlk tavafımızı grup olarak yaptıktan sonra namazımızı kılıp say alanına doğru giderken bir an grubu göremedik. 

Annem, Buket ve Ramazan ile Uğur abinin bize el salladığını fark ettik sağ olsun sayesinde gruba yetişip Say’a başladık. Saatlerce yol gelip heyecandan yemek dahi yiyemeyip gecenin tam ortasında ne yorgunluk ne uykusuzluk ne açlık ne tokluk hissetmeden ibadet yapmak için orada olmak çok tuhaftı. Sanki beşeriyetim, insani özelliklerim yokmuş gibi… Umreyi tamamlayıp ihramdan çıkmak üzere saçımı anneme kestirdim. Kâbe’nin yanında biraz daha vakit geçirip sabah saat 4 civarı otele döndük. Otele döndüğümüzde ateşimin olduğunu fark ettim. Normalde o kadar ateşliyken istemsizce vesvese haline kapılırdım fakat yarın dinlenmiş olman gerekiyor diyerek uyudum… 

Sabah kendimi daha da ağırlaşmış hissedince Merve ablaya mesaj attım. Sağ olsun gelip bana birkaç ilaç verdi. Kahvaltıya inip ikindiye kadar otelde istirahat ettik. İkindi ve akşam arası 53 numaralı kapıyı aradık fakat bulamayıp namazları kılıp tekrar otele geçtik. Saat 22:30 gibi lobide babamın sohbetine katıldık. 

16.11.2023 Perşembe 

 Mekke çevresi gezisi olduğu için takviye ilaçlar alarak geziye katıldım. Sırasıyla; Sevr ,Nur Dağı , Arafat, Mina ve Müzdelife… Arafat’ta Sadık hocanın anlattıklarını dinlemek istedim fakat dinleyemedim. Babama baktım uyku halindeydi bende kendimi zorlamadım bir köşeye geçip oturdum. 

Geziden dönüp dinlendikten sonra İkindi namazı için babamın dediği 69 numaralı kapıdan girdik namaz sonrası tavafımızı yaptık. Akşam namazını da kıldıktan sonra ilaçların etkisinin geçmeye başladığını hissettim ve otele döndüm. Çok halsiz hissediyordum kendimi bu sebeple günün geri kalanını dinlenerek geçirdim.

17.11.2023 Cuma 

 Rahatsızlığım iyice artmıştı bugün ikinci umremiz için Cirane mescidine gidecektik. Annemde çok rahatsızlanmıştı. İlaç olmadığı için Merve abla, eşi ve Meryem ile beraber eczaneye gittik. Bazı ilaçlar alıp otele döndüm. Uyumak istemedikçe uyudum… Akşam mikat sınırına gitmek için otelin önünde buluştuk. Giderken bu umreyi dinlenerek yavaş yavaş yaparım diye düşündüm fakat mikat sınırında niyet ettikten sonra daha dinç hissettiğimi fark ettim. Tavafı Annem, Ayfer abla ve Buketle beraber çok rahat ve hızlı bir şekilde yaptık. Say alanına geldiğimizde yine yorgun hissetmedim Buket ile beraber babamın sohbetini dinleyerek say yaparken annemlerin çok geride kaldığını fark ettik. Biraz dinlenmek için oturduk. Sayı tamamladıktan sonra Merve abla saçımı kesti ve ihramdan çıkmış olduk. Efendimizin evinin olduğu kapıdan çıkıp otelimize geçtik.

18.11.2023 Cumartesi

Sabah kahvaltıdan sonra tekrardan annem ve Ayfer abla ile Mescidi Haram a gittik. Tavafımızı yapıp İnsan-ı Kâmil namazımızı kıldık. Öğleden sonra çok kalabalık olduğu için hediyelikler için biraz gezintiye çıktık. Akşam yemeğinden sonra Nüket annemlerle aşağıda lobide sohbet ettik. Babamın rahatsız olduğunu söyledi. Buket ile birlikte babama ve anneme kapanmak üzere olan yemekhaneden çorba alıp götürdük. Gece yarısına doğru odalarımıza çekildik. 

19.11.2023 Pazar 

 Tur programının hazırladığı son umre programı vardı. Babamların da rahatsız olduğu için katılamayacağını ögrenince bende gitmedim. Zaten rahatsızlığım devam ettiği için son günümüzde Tavaf yaparak değerlendiririm diye düşündüm. Fakat çok yağmur yağıyordu tavafa gidemedim. Nüket annemde oteldeymiş onunla buluşup biraz konuştuktan sonra akşam gidenler için sohbet olduğu haberini verdi annem. Akşam yemeğinden sonra otelin mescidinin bulunduğu katta buluştuk. 

Babam ve annem rahatsız olmalarına rağmen yaklaşık 2 saate yakın çok feyizli bir sohbet gerçekleştirdik. Allah razı olsun… Babama odasına çıkana kadar eşlik ettim. Daha sonra annemde yanımıza geldi. Babam veda tavafımızı bugünden yapmamızın daha uygun olacağını söyleyince hazırlanıp tavaf için Mescidi Harama gittik. Tekrar tavafımızı yaptık ve İnsan-ı Kâmil namazımızı kıldık. O gece Kâbe’nin karşısında Kuran okurken evde Yasin okurken hissettiğim o an geldi aklıma… Sanki geçmiş zaman ve o an birleşmiş gibiydi… Teheccüd vaktine doğru otelimize geçtik. 

20.11.2023 Pazartesi

 Bugün son günümüz olduğu için buruk bir şekilde uyandım. Valizlerimizi hazırlamaya koyulduk. Kahvaltımızı yapıp, odalarımızdan ayrıldık. Babamlar da gidenleri yolculamak için otel önündelerdi. Ellerini öpüp tüm kardeşlerimizle vedalaştıktan sonra Cidde havaalanına gitmek üzere yola çıktık. Bir – Bir buçuk saatlik yolculuğun ardından havalimanına varmıştık. Zemzemlerimizi almak için dışarıda bekledik. Hava inanılmaz sıcaktı. İçeri geçip valizleri teslim ettikten sonra namazlarımızı kılıp kapının açılmasını bekledik. Uçak vaktinde kalktı fakat iniş için hava şartlarından dolayı sanırım biraz havada tur attık. Saat 21.35 te iniş yaptık. Çok şükür… 

Karşılamaya kızım Ahsen ve eşim Kadir gelmişti. Daha sonra Teyzem ve kuzenlerimde geldiler. Annem Teyzemler ile gitti bizde kendi evimize geçtik. 

 Yolda eve giderken yaşadığım rüya gibi 10 günü tekrar ve tekrar zihnimden geçirdim. 

 Rabbimin nasip ettiği ikramlara şükürler olsun. Böyle güzel bir umreyi kendim hayal dahi edemezdim. 

 Rabbimin evinde, Efendimizin huzurunda, Efendi babamın himmeti altında, gönlü ve yolu bir kardeşlerimizle geçirdiğim bu güzel günlere şükürler olsun… Hamd ve Şükür Alemlerin Rabbine… 

-----------------------------

Necdet Ardıç. (27 Ara 2023)

Aleyküm selâm büşra kızım hamdolsun şimdilik iyi sayılırız İnşeallah sende iyisinizdir.  Umre dosyanı indirdim okudum ellerine gönlüne sağlık, yerine kopyaladım diğer yazılarda gelmeye devam ediyor bunlarla birlikte benim yazılarımıda ilave ederek dosyayı tamamlamış olacağım. Cenâb-ı Hakk tekrarını nasip eylesin. 

Dünya ahiret işlerin kolay gelsin  Kadir oğlumuza sana annenlere selâmlar Nüket Anneninde selâmları vardır. Hoşça kalın Allaha emanet olun.  İz- -T-B- "

------------------------------ 

Umre dosyası 

Turan Turan 3 Ocak 2024

Hayırlı günler Efendi Babacığım nasılsınız, Nüket annem nasıllar?Rabbim sağlık afiyet versin.Hürmetle ellerinizden öperim.
Ümre hatıralarıma geçmeden önce hatam kusurum olduysa affınıza sığınıyorum.Benim açımdan hayatımda yaşadığım en güzel,kendimi tanımamda yol aldığım ,imtihanlarla ,güzel anılarla ikramlarla bu ümreye vesile olduğunuz için Rabbime şükretmeyi acziyet hissediyorum.Gecikmeyle de olsa tamamladığıma şükrediyorum Rabbime.

-------------------------- 

Necdet Ardıç

Hayırlı geceler Ayşe hanım kızımız mailiniz diğer mailler arasında kalmış yeni farkettim Dosyanızı indirdim okudum oldukça güzel olmuş dosyasına aktardım bütün yazılar geldikten sonra hepsi ile birlikte kitap haline getirip herkese göndereceğim inşeallah işleriniz kolay gelsin selâmlar Nüket Annenin de selâmları vardır hoşçakalın Allaha emanet olun " İz- -T-B- "

--------------------

Umre dosyası 

2015 yılında hacca gitmiştim ve ne çok özlemişim gidince anladım. Bu dünyaya ait olmayan yerler. Kokusu, insanları, ortamı, duyguları, ama sen oraya aitsin. Bunu insan anlamıyor. Neyse ben hikayemin başına döneyim. İlk duyduğumuzda ümre yolculuğu var kasım ayında, hemde sizlerle, heyecan oluştu acaba bizede nasip olacak mı diye geçti kalbimden. Niyetimizi hemen kurduk ve yazıldık.Rabbülalemine şükrederiz.Bizler almanyadan arkadaş olarak 7 kişiyiz beşimize nasip oldu,iki arkadaşımız sonuna kadar zorlasana nasip olmadı çok üzüldüm. 5 arkadaş birkaç gün önceden Vatanımıza gidip gezelim diye anlaştık.Ümre yolculuğun ilk günü Cumartesi idi bizde çarşamba gününe biletleri aldık. Beden olarak çok yorgundum,çok çalışmak zorunda kaldım , ümre hayalimi gerçekleştirmek için. 

Bir an önce tarih gelsin istiyordum,bir yanım da korkuyordu nedense. Nihayet 07.11.23 tarihi geldi,gece saat 02.45 de idi uçak yolculuğumuz.Son toplamalar,son eve yemek yapmalar,düzeltmeler tehbihler.Yazarken yorulduğum,yaparkende , gerek var mıydı düşünüyorum şimdi. Bir arkadaşım aradı beni dua istemek için,o an içime bir sıcaklık düştü nereye gittiğimin zahirende olsa farkına vardım,Allah razı olsun o arkadaşımdan. Saat 23.00 de havaalanına yolculuğumuz başladı(3 arkadaş)oğlum götürürken yolda ayanı sabiteden sorular soruyordu cevapları A.arkadaşım veriyordu derken radara yakalandık oysa hızlı değildi,bilemedim.

Vardır bunda da bir hayır derken sohbete devam ettik. Saat 00.15 de Köln havaalanına vardık,ardından bavulları vermeye sıraya girdik çok kalabalıktı.C.ve Z. Arkadaşlarımız sıradaydı bile. TK7873-433 numaralı uçak. Saat 01.10 da D.3 giriş kapısına doğru yürürken kahve molası verdik. 02.19 da uçağa biniş kartlarımızı verdik 22B A. nın 22D A. nın 22C benim koltuk numaralarımız. 02.47 de uçak hareket etmeye başladı. 02.58 de uçak kalktı.Uçaktan çok fazla ses geliyordu, çok sarstı,insanların çoğu çok sıkılmış görünüyordu.Bu benim bugüne kadar uçtuğum 3. Zor yolculuğumdu. 07.36 uçağın tekerleri çıktı. 07.39 da indi Elhamdulillah. 08.04 uçağın merdiveninden indik,gök ten yere inmek insan yinede idrak edemiyor.Nereye gidersen git bir aracı gerektiriyor ,tefekkürünü ettiriyor insana.Uçaktan bizi bekleyen otobüslere bindik ordan yürüyen merdivenler derken 2 numaralı pasaport kontrolünden çıktık çok şükür. C.ve Z. arkadaşlarımız yine önden çıkmışlardı bizi beklediler bavulları alıp dışarı çıktık. Memleketim, Vatanım, hasretim... Hep beraber saat 09.22 de 34TDV82 şöförü sonradan öğrendiğimiz Trabzonluydu , bizi kahvaltı yapmak istediğimiz yere götürdü. Uykulu olduğumuzdan evlere gitmek istedik bu sefer Rizeli taksi şöförümüz 34TGJ 39 numaralı taksi. 

Evde öğle salatını eda ettikten sonra arkadaşlar uyudu.Benim uykum yoktu dersimi yapayım dedim.Bittikten sonra bende uzandım yarım saat uyuduktan sonra kalktım arkadaşları uyandırmaya kıyamasamda işlerimiz vardı, ikindi salatını kıldıktan sonra çıktık.Yabancı olduğumuz bir yerdi ama sora sora gidiyor insan istediği yere .Yine tefekkür oluştu Mürşitsiz olmaz diye. Acıkmışız kuyumcuya sorduk burda nerde güzel yemek var diye oda birkaç yer dedikten sonra balıkçıya karar verdik.Saat 18.16 da balıkçıya oturduk harika balık ve tatlı yedik gerçekten çok lezzetliydi "Badi" adında restorant temiz lezizdi(Giresunlu). 

Akşam okundu cami aramaya çıktık ben minare görmüştüm.(Ya aracı lazım ya işaret) bulmak için işaret minareydi.Caminin adı Hz Ebubekir Sıddık dı 1997 de başlamış inşaatı 1999 da bitmiş.Çarşıyı gezip eve yorgun düştük. Ertesi sabah saat 06.40 da uyandım salatımızı kılıp biraz bekledikten sonra yola koyulduk istikamet Bursa. 08.38 de otogara geldik,Otobüsümüz 09.00 da kalkacaktı yağmurlu bir gün .Gecikmeli kalktı otobüsün plakası 34GDT367 kendi numarası 340768 di. Saat 11.12 de Bursa otogarına geldik .Gebze yolunda inşaat dolayısıyla 1 saat gecikmeli varabildik. Bizi A.arkadaşın kız kardeşi aldı otogardan ordan doğru Emir Sultana saat 13.30 da ordaydık. Salatımızı cematle eda edebildik ne kadar şükretsek azdır Rabbime.Emir Sultanın kabrini ziyaret ettik .Bursa çok maneviyatlı bir şehir,insana huzur veriyor.Gebzeden arkadaşlarımız yoldaydı,geldiklerinde Ahmet Gündüz hocayı ziyaret ettik. Saat 14.32 de ordan çıktık,Bursa merkezine gittik acıkmıştık Bursa'nın meşhur İskendercesine gittik.Ordan da Ulu camiye gittik ikindi salatımızı eda etmeye,çok güzel bir cami bu 2. gelişim herseferinde huzur veriyor.Eksiklerimizi çarşıda tamamladıktan sonra Akşam salatını da Ulu camide eda ettikten sonra E. bacımız bizi evine götürdü.Çok güzel muhabbetli bir geceden sonra yatmaya karar verdik ki sabah erken kalkacaktık.

Ertesi sabah E.kardeşim bizi çok güzel bir yere götürdü kahvaltıya,manzara,hava,herşey çok güzeldi.Öğle salatını Ulu cami de eda ettikten sonra E. kardeşim bizi otobüs terminaline bıraktı.52.Peron otobüsün plakası 10TC64 otonumarası 103915. Koltuk numaram 24. E.kardeşimle vedalaşma hüzünlü olsada,Rabbim tekrarını nasip etsin. Misafir perverliğini,sevimli,tebessümlü yüzünü unutmayacağım,Rabbim ebeden razı olsun. İstikamet İstanbul,saat 16.35 Gebze terminaline,saat 17.19 da Samandıra Garına geldik Rabbime şükrederiz. 

Evimize vardıktan sonra çay demledik biraz muhabbetten sonra Terzi babamın Ümre dosyasından okuduk gece 1.45 yatmaya karar verdik,çünkü sabah beklenen gün heyecan dorukta neden?Terzi babamı görecektik,korku ile Ümidi ilk defa hissettim diyebilirim. Saat 06.20 de uyandım abdest alıp salatımı eda ettim,son hazırlıklar ve saat 07.22 de evden çıktık ki saat 07.28 de Taksi geldi bizi Sabiha Gökçen havaalanına götürecek olan.M.kardeşimden hiç bahsetmedim,evini gönlünü bize açtığı için ona çok teşekkür ederim.Rabbim ona mutlu huzurlu bir yuva kurmayı nasip etsin,Rabbim ondan razı olsun,onuda çok sevdim. Taksi şöförü Bayburtluydu taksi plakası 34TKB67 (7 ve 13 toplamları) yolculuk başlasın.Dikkatimi çeken husus şöförlerin hep karadenizli oluşu.Saat 07.41 de radyoda "Sen var isen ben yaşarım" şarkısı çalıyordu(Efendi babam geldi aklıma )derken saat 07.51 "çukur kefen giydim"şarkısı. 07.53 de yağmur başladı. Sabiha Gökçen havaalanında C.ve Z. arkadaşlarımızla buluşup İstanbul havaalanına gidecektik.Biz biraz gecikmeyle varsakta ikinci vasıtaya yetiştik.(Saat 08.16)Yanıma cenazesi olan bir kadınla küçük kızı oturdu ,yolda giderken su şisesini kızı üstüme döktü yanlışlıkla,baya ıslandım.(saat 08.43 boğaz köprüsünden geçiyoruz) Sonra kızının midesi bulandı,kadın "poşetiniz var mı " diye sordu ,A. Arkadaşım hemen uzattı ve olan oldu. Neyse ki kısa bir zaman sonra vardık. 

Evet nihayet havalanındayız, ben üstümü değiştirmek için bavuldan kıyafet aldım lavobaya gittim.Değiştim döndüğümde kalabalıklaşmıştı bizim kafile, aaa birde ne göreyim Efendi babam ve Nüket annem gelmiş önce ne yapacağımı şaşırdım elim ayağıma dolandı derler ya aynı o misal, kendimi toparlayıp heyecanla yanlarona gidip ellerini öptüm Vuslat buna derler.Mürşidimi gördüm 1 senedir hayalini kuruyordum ilk görüşmem nasıl olur diye.Mubârek elleri her ikisinin de pamuk gibiydi,Rabbime ne kadar şükretsem azdır.

Kenara çekilip hep onları izledim.Sonra D.arkadaşım geldi yüzünü görmeden sesini tanıdım, Efendi babamla Nüket anneyle hasbihal etti sonra ilk fırsatta onada sarıldım, onuda ilk canlı görüşüm,çok mutluydum hemde çok.Efendi babam bizlere Visit kartı bastırmış üzerinde Terzi Baba Necdet Ardıç TB yazıyordu TB B harfini ortadan dikey olarak böldüğünde 13 rakamı oluşuyordu ,Terzi babam çok güzelsin. Zafer beyden yaka kartlarımızı aldık ve yukarı çıkarken A. arkadaşım yaka kartını düşürdüğünü fark etti ve Zafer beyin yanına gitti.

Biz D.le yukarı çıktık çay içmeye hasbıhal ederken Efendi babamı ve ailesini masada otururken gördük. Nüket anne yanımıza geldi sohbet ettik sonra gelini de geldi ne güzel insanlar. Uçağa gitme zamanı gelmişti SV 238 nolu uçuş(2+3+8=13) SV de "Selam ve Veliy "olabilir mi?Yola koyulduk B4 kapısına doğru.Uçağa binmiştik nihayet koltuk numaram 47F Zone 3 yani ortada oturuyorduk arkadaşlarımla yanıma bir kız çocuğu oturdu adı Melike idi baya sohbet ettik küçük ümreciyle MaşaAllah. Saat 13.10 da Efendi babamlar da geldiler arkaya doğru oturdular gözlerimi alamıyorum onlardan. 

Uçak inişe geçti indik nihayet Efendi babamlar yanımızdan geçtiler arkalarından bizde gittik sonra pasaport kontrolünden (24 numara) saat 17.41 de bavulları 6 numaralı yürüyen bantta beklemeye başladık . Herkes bavulunu aldıktan sonra akşam salatımızı eda ettik ordan dışarı çıktık otobüslerimiz bizi bekliyordu. Bavulları yerleştirdik ve koltuklarımıza oturduk. Bu arada belirtmem gerekiyorki 2015 yılında hac için geldiğimde çok beklemiştik eski havaalanıydı polisler hep erkekti parmak izini almakta çok uzun sürmüştü aklımda kalanlar. 

Medineye varamadım ilahisi geldi aklıma gül kokusun alamadım alırmıyız diye geçti içimden. Saat 19.29 da Medineye vardık Medeni olan şehre gerçekten akşam ışıklarıyla muhteşem bir şehir minareleri gördük evet yaklaştık içim kıpır kıpır anlatılmaz yaşanır derler ya ondan işte. Bu sefer farklı bir şey var ilk geldiğim gibi değilim buda Terzi babamla alakalı diye düşünüyorum. Otobüs iki kere döndü otelin önüne park etmek için.Saat 19.35 otobüsten indik gözlerim yeşil kubbeyi arıyor ama nafile otelin arka kapısındaymışız.Otelin adı bosphorus. 

Bosphorus kelime anlamı, "inek geçidiymiş" nedense Bakara suresi geldi aklıma.Yorumunu size bırakıyorum, yanlış yapmaktan Rabbime sığınırım. Otele girdik o ne karşılama idi güllerle hurma ıkramıyla sonra daha içeri girdiğimizde Terzi babmla Nüket anne oturdular resimler çekilirken çok büyük pasta geldi yolculuğun ardından böylesi çok güzeldi.Terzi babam pastayı keserken ki yüzündeki tebesümmü asla unutmam.Herkese pasta ikram edildi , sonra oda kartlarımız verildi oda numaramız 912 toplam 12 eder,rakamların şifrelerini size bırakıyorum. Bavullarımızı alıp asansörlere binip odamıza çıktık ilk dikkatimi çeken camdan ki manzara, Mescidi Nebeviye bakıyordu Yeşil kubbe karşımda ne kadar şükretsem azdır Rabbime.Abdest alıp yemekhaneye indik, ordan da hep beraber Terzi babamla Nüket annemle ve bütün yoldaşlarımla bu nasıl ikram adeta uçuyordum sevincimden, biraz ürkek ne yapmasını bilmeyen dersine çalışmamış bir öğrenci gibi mescidi nebeviye yola koyulduk ne kadar şükretsem azdır Rabbime .

Yatsı salatını eda ettikten sonra daha içeri girdik buranın kokusunu havasını insanlarını ne çok özlemişim anlatamam.En çok da Efendimin huzurunda olmayı "Selam " vermeyi. D.ve C. Arkadaşımla baya kaldık gece yarısına kadar.Otelimize döndükten sonra saatimi teheccüd vaktine kurdum ve uyudum. Saat 03.30 da D. Arkadaşımla lobide buluştuktan sonra Efendi babamı görünce bir huzur kapladı beni,O'nu görünce insanı mutluluk ve güven hepsi aynı anda yaşanıyor. 

Teheccüd ve sabah salatımızı eda ettikten otelde kahvaltımızı yaptık. Saat 07.07 de otelden çıktık doğru Efendimize, kalabalıktık hepimizde heyecan doruktaydı.Saat 07.39da kadınlar hep sıradaydık dışarda yeşil kubbenin altında,başka milletin kadınları da sıradaydı.Saat 07.58 de içeri girmiştik sıraya hani kubbenin öncden mekanizmayla açıldığı yer, şimdi şemsiyeler var.Sırasıyla içeri daha içeri alınıyorduk nihayet saat 08.29 da Cennet bahçesindeydik, (kapının adı Mekkah 37 c)kendime bakıyorum da dua edicem edemiyorum dilim gönlüm lal olmuş, sadece şükrediyorum sadece.

Selam vermek geldi aklıma kimlerin huzurundasın.Sonra 2 rekat salatımı eda ettim, çok rahat eda edebildim hac da ki gibi değil çok izdiham vardı secdeye inemiyordum ağlıyordum hep ağlıyordum o zamanlar.Şimdi rahat eda edebildik ne kadar şükretsem azdır Rabbime.Sonrasında dualar döküldü içimden... Evet ayrıldık Cennet bahçesinden zahiren de olsa, Rabbim batınını idrak ettirsin.Dışarı çıkmıştık 4 arkadaş resim çekilelim dedik,saat 09.03. Abdülaziz kapısındaydık 34h. Otele gidip dinlendikten sonra öğle salatı için mescide doğru yola çıktık saat 11.58 de Abdülmecid No 12 kapısındadaydık çok sıcaktı tamda şemsiyelerin arasındaydık D. Arkadaşımla güneşi tam aldık ve yüzümüz o gün yanmıştı.Saat 12.07 de ezan okunuyordu.

Salatımızı eda ettikten sonra dışarı çıktık otele doğru giderken kuşlara yem satıcısı önümüzü kesti , aldık ve güvercinlere attık, atarken birilerini beslemek insana ne kadar mutluluk verdiğini fark ettim rızık vermek, senden mi sandın.Saat 13.39. İkindi salatını eda ettikten sonra tekrar yeşil kubbenin altına gittik,ordan 3 arkadaşımla Hz Ebubekir r.a.mescidine gittik 2 rekat kılıp dua edip çıktık ordan Hz Ali r.a. mescidine ziyaret ettik.Akşam salatına kadar oralardaydık.Tekrar otele döndük akşam yemeği için,sonra yatsı salatı için saat 19.07 de Abdülmecid kapısı13 numarada eda ettik.

Saat 21.11 de boşalmıştı ve hep beraber Cennet bahçesine girebildik ve çok şükür Rabbime Hakikat-ı Muhammedi salatını eda ettikten sonra Terzi babamın krokisinin eşliğinde direklere elledik tefekkür ettik. Gidişler gelişler nerden nereye ... 13.11.23 D.kardeşimle lobide buluşup teheccüd salatını ardından sabah salatını 12. Kapıda eda ettik saat 05.30 sabah salatının 1.rekatında Hadid süresi okundu.Hadid kelimesi demir anlamına gelir.Hadid süresinde demir keimesi 25. Ayette geçer demir vitaminin bize güç verdiğini ve demir madeninin birçok faydası olduğunu. 

Hadid süresinin açıklamasını okudum okumama vesile olana şükrederim şimdi bile yazarken elim titriyor içim titriyor.Tefekkür Tefekkür 2.rekatta Kıyâme suresi Kıyamet gününe yemin,levvame nefse yemin... Kendi kıyametim...Rabbül alemin yardımcımız olsun Titriyorum çok aynı anı yazarkende yaşıyorum. Rabbül alemi idrakını versin. Salatın ardından oteldeydik saat06.17 de 17 nolu masada kahvaltı yaptık.Ardından çevre gezisi için saat 07.00 de hazır olacaktık. 

Saat 07.34 de Uhud dağındaydık,burası benim için çok özel biryer nedenlerden biri Hz Hamza ve Hz Musab.Uhud bizi sever biz de Uhudu severiz.Nefisle imtihan.Emre itiatsizliğin sonuçları...07.52 de Sadık Yılmaz hocamız sohbete başladı.(otobüs numarası 6346) 08.15 de sohbet bitti ve Hz Hamza ve Hz Musabı ziyaret heryeri değerli kılıyor büyük zatlar kıyamete kadar ziyaretler olacak. Terzi babamın hali gözümün önünden gitmiyor. Saat 09.03 de Kıbleteyn mescidindeydik.Saat 09.14 de Sadık hocamız sohbete başladı. 

Saat 09.26 Tahiyatül mescit salatını eda ettik dua ettik.Saat 09.44 de otobüsümüz hareket etti,genç delikanlı bir muavinimiz vardı Yusuf adında.Saat 10.00 da Hendek savaşının olduğu yerdeydik Sadık hocamız muhteşem sohbetiyle başladı aynı zamanda orda olan mescitleri saydı Hz Ali r.a.nın,Hz Aişe nin ve Fetih mescindwn bahsetti ve tabiki Hendek savaşını anlaytı. Ordan yolumuz Küba kescidi saat 10.36 da.Sadık hocamız sohbete başladı saat 10.48 de salatımızı eda edip dua ettik.saat 11.00 de otobüsteydik. Saat 14.03 hurma bahçesindeydik bizleri et pilav ikram edildi ,çok lezzetliydi şirkete çok teşekkür ederiz. 

Ardından çay ikram edildi sonra hurma.Hurma marketine gidip herkes beğendiği hurmalardan alıp paket ettirdikten sonra saat 16.25 de hurma bahçesinden ayrıldık.Çok güzeldi herşey.Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Otele geldiğimizde eşyalarımızı toparladık ve saat 17.40 da 14. Kapıda akşam salatımızı eda ettik.Otele gelip 30 numaralı masada akşam yemeğimizi yedik.Yatsı salatımızı saat 19.17 de 13. Kapı da eda ettik.Son yatsı salatını telefonuma çekmek istedim sonra dinlediğimde bulamadım hangi süreler olduğunu kaç kere dinledim sonra bilmiyorum.İlginçtir ki bir ipucu aradım sonuna dinlediğimde selam kelimesini duyunca havalara uçtum sevincimden sonra internette araştırınca buldum 1. Rekatta 18.ayetten 23. ayete kadar ibrahim suresi,2.tekatta 24.ayetten 27.rekata kadar okudu imam.Selam ve Terzi babam ,yine yol bulmama yardımcı oldu.

Hayret ki hayret... Belirtmem gerekir ki biz özellikle bu kapıları seçmiyoruz, otelimiz bu kapıların tarafında olduğu için artı Terzi babamın himmetiyle bu makamlarda seyir ettik Rabbim idrakını nasip eylesin.Ne kadar şükretsem azdır... 14.11.23 Salı sabah 03.38de uyandım çok terlemiştim hatırlamadığım bir zuhuratla uyandım. Lobiye indim saat 04.14 Terzi babam ordaydı ne mutluyum yine.Nüket annemde 2 arkadaşla bekliyordu. Terzi babam bizlere dua etti ne bahtiyar olduk. 04.17 de teheccüd okundu 15a eskalator kapısında bir kuşun müthiş ötmesiyle salatımızı eda ettik. 

Sonra Nüket annemizin yanındaki arkadaşlar bizleri yanına çağırdı 15b kapısına orda sabah ezanı okundu 05.17 de ilk rekâtında 1. den 18.ayete kadar 18 bin alemi seyir eyleyelim, ve ikinci rekâtında 19.dan30. süreye kadar Mülk süresi okudu imam bu nasıl bir ikramdı. Kahvaltımızı yaptık odamıza çekildik saati 10.00 kurdum fakat 09.00 da uyandım toplanmaya koyulduk 11.38 de odadan ayrıldık ve öğle salatı eda edip saat 13.15 de Resulullah ın önünde yeşil kubbenın orda herkes kendi içinden veda etti resim çekildik.Rabbim tekrarını Terzi babamla nasip eylesin.Bu Veda değildi aslında başka hisler vardı içimde O bizle zaten.

Saat 13.36 da otobüslerdeydik istikamet Mekke.Zat alemine Celal alemine... 13.40 da meşhur Tavuk nuggets patates ve içecek ikram edildi,lezzetliydi.Sıla turizme ne kadar teşekkür azdır herşey ince düşünülmüş. 14.05 te otobüs hareket etti 14.28 abdest için durduk 14.45 de Mescidi Mikat'a (Zülhuleyfe)ümre salatımızı eda edip 15.15 de otobüse bindik ,15.19 da niyet ettik ardından o muhteşem telbiye hemde kimle Terzi babamla otobüs lebeyk diye inliyordu...Hayal bile edemezdim Saat 16.55 de ikindi salatını benzincinin mescidinde eda ettik Saat 18.49 da abdest akşam salatı Saat 20.10 otobüs durdu nedenini hatırlamıyorum. Benim için çok zorlu bir yolculuktu ve aynı zamanda Terzi babamı Nüket annemi düşünüyordum,bu arada onlar 1 numaralı otobüse geçmişlerdi. Kabeyle vuslata az kaldı zemzem tower görünüyordu hiç sevmedim onu. 

Saat 22.00 de Anjum (Necm ,yıldız) Anjum otelinin logosu çok dikkatimi çekti nacizane benim tefekkürüm,yuvarlak güneş iç içe 5 tane hilal 8 koyu renk yıldız 8 açık renk yuvarlak gezegen ortada büyük Yıldız. Alem içinde alem .Dilerim Rabbimden o yıldızlarlardan biri olmaya Terzi babamın izinde) Oda numaramız 1105 Toplam 7 eder ,birde şöyle tefekkür ettim biz almanyada 7 arkadaş intisap etmiştik Terzi babama çok şükür Rabbime.1 bir arkadaşım A. 1 bir arkadaşım S. 5 te biz ümrede olan 5 arkadaş. 

Odamıza çıkmıştık 11 kattaydı,çok yorulmuştuk.Abdest alıp indik lobiye herkes toplanmıştı saat 00.38 de kâbe hakkında sohbet bilgi babında ordan kâbeye doğru yürümeye başladık,8 sene önce geldiğmle farkı varmı çok merak ettim.79 uncu kapıdan giriş yaptık saat 00.51 biraz yürüdükten sonra başlar yerde Sadık hocamızın eşliğinde gece 00.56 da Vuslat aman Rabbim bu ne güzellik ne özlemişim hemde Mürşidimle bu nasıl lutuf tarifi yok yine donakaldım.Saat 01.05 Niyet ve tavaf müthiş Ya Rabbi demekten durmuyor yüreğim şükretmekten dua etmekten.Eridim şeker gibi kayboldum yoktum. 

Tavaf namazı ardından zemzem anlatılmaz yaşanır ardından saat 01.57 Sefa ve Merve inanın zuhuratta gibiydim. Dualar edildi saçlar kesildi. Saatin baya ilerlediğinden teheccüd ve sabah salatını da beklemeye karar verdikten sonra 1. Kata giçip uzanan uzandı uyuyan uyudu ben uyuyamadım izledim ve izledim iz... Salatlarımızı eda ettikten sonra odamıza doğru yatağa sabah saat 11.15 de uyandım doğru Kâbeye çekiyor seni duramıyorsun saat 12.20 de öğle salatını eda ettikten sonra 3 arkadaş tavafa niyetlendik .

Dünyanın en mutlu olduğum yer zaman durdu sanki.Geceye kadar kalmıştık... 16.11.23 Sabah salatından sonra Mekke gezisi vardı saat 07.46 da otobüsteydik Önce Sevr dağına saat 8.20 de Sadık hocamız müthiş sohbetine başladı,Terzi babamın giydiği Kandura çok yakışmıştı beyazlar içinde o zamana gittik herkes pür dikkat dinliyordu. Saat 09.21 de Arafattaydık Sadık hocamız yine anlatıyordu Rabbim bizlere hac nasip etsin hep beraber. Benim duygular depreşti zira Arafatı çok derin yaşamıştım 8 yıl önce .O zamana gitmiştim zaman varmıydıki. Dikkatimi çeken öncelikle heryer yeşillenmişti ağaçlar ekilmişti çok değişmiş ama yer aynı yer ne tuhaf. 

Saat 10.42 de otobüsle ciraneden geçtik Rabbim nasip etsin tekrardan. Saat 10.54 de Nur dağının eteklerindeydik Sadık hocamız sohbette insanın rüküya inmiş halini gösteren kuran la nurlanan Hira dağı seni seviyorum çooook.Peygamberimin sığındığı... Otelimize dönükten sonra odaya çıkıp abdest alıp Kâbeye gittik ve ibadetlerimize 3 arkadaşla devam ettik. 17.11.23 Sabah salatının ardından biraz uzandım fakat uyuyamadım saat 07.30 yemekhaneye indim baktım D.arkadaşım bir masada beraber kahvaltı yaptık. 

Bugün cuma olduğundan Kâbe kalabalıktı D.arkadaşımla öğle salatının ardından tavaf etmeye karar verdik, öncesinde para bozmam ve magnezyum vitamini lazımdı bana, onları hallettikten sonra odama çıktım çamaşır yıkadım odayı biraz toparladım. C. Arkadaşım hastalanmış ona ilaç götürdüm, zencefilli balda şifa olsun. Saat 14.00 de D. arkadaşımla karar verdiğimiz gibi doğru Kâbeye, niyetimizi yaptıktan sonra ki bakışımızı yüzümüzdeki o tebessümü asla unutmam şımarık çocuklar gibi tavafa başladık. Terzi babamın Kâbe krokisine baka baka tavaf ediyoruz hayretler içinde köşelerin makamını Kâbem sen manalar yüklüymüşsün sen ne sır küpüymüşsün.

Rabbim ne kadar şükretsem azdır bilemem nasıl olur nasıl şükredilir. Terzi babam sen çok büyüksün çok.Bu tavafımı D. arkadaşımla asla unutmam çok manidardı.Salatlarımızı eda ettikten sonra doya doya zemzem içtikten sonra D. arkadaşımla sadece bakıştık,o bakışma sözlere gerek kalmadan 2. tavafa niyetlendikten 2 dak. sonra bir kadın sırt çantama yapıştı ne tutma idi o öyle kuvvetliydi okuyordu da hiç durmadan ne yapalım vardır bunda da bir hayır derken tavafımızın 3.şaftında teyzeye işaret ettim yüzü peçeliydi rüknü yemani köşesine gidelim mi diye tahminen araptı 25 yaşlarında oğlu da vardı yanında ama benim sırt çantamı bırakmıyor fakat hep itiyordu da arada önümdekileri sıkıştırmamak adına biraz duruyordum zorlu bir tavaftı benim için aynı zamanda da güzeldi.

Rüknü yemani köşesinede gittik kadının mutluluğu içimi ısıtıyordu yüzünü görmesemde sırtımı arada okşuyor dua ediyordu.Hep beraber tavafı tamamladık D.arkadaşım isimlerini sordu delikanlı cevap verdi Annenin adı Fatıma kendisinin adı Ammar dı. Tavaf salatımızı eda ettiğimiz yerde İnsan-ı Kâmil salatlarımıza niyet ettik. Son iki rekat Makam-ı İbrahim salatı dışında hepsini eda edebildik.Makamı-ı İbrahim salatını yerinde hiç müsait bir alan yoktu çok izdiham vardı.

Terzi babama soralım dedik.Çok şükür ettik çok verimli tavaflar yaptık.Akşam salatını eda edip otele dönüp akşam yemeğini yedikten sonra biraz dinlendikten sonra Cirane Ümresi vardı. Saat 21.30 hepimi aşağıda toplandık resimler çekildik Terzi babamla. Saat 22.00 de otobüslerimize bindik ve Cirane ümresi için niyet etmeye gittik. Efendimizin fiili sünnet ümresi. Hüzün yılı ve Miraç a yükseltiltği yılın zamanları.Taif te taşlandığı. Saat 22.56 Sadık hocamız anlattıkça Terzi babamın başı öne eğiliyordu O eğdikçe beni hüzün kaplıyordu.

Sohbet bittiğinde niyet e başladık lebey e geldiğimizde pembe süslü kıyafetli esmer bir kız geldi oda bağırarak lebeyk diyordu onun sesi bizimkisini bastırıyordu. Kâbeye geldik tavafa niyetlendik ardından salat zemzem ve say.Saçımız kesildi. Bundan sonrası yok hatırlamıyorum ve not da almamışım. Çok ateşlendim döndüğümde çok hastandım. 18.11.23 Ne ilacı aldıysam yaramadı saat 15.12 de Turgay beye yazdım doktor için, O da saat 19.30 da gidileceğini yazdı bana.

Zaman geçmek bilmedi çok öksürüyordum ateş sıtma. Saat geldiğinde indim ve birkaç kişi daha vardı. Doktorun adı Adem bey di hiç ilgilenmedi dinlemedi bile bana 2 tane ilaç verdi ve iğne yazdı. İğne azda olsa iyi geldi fakat öksürüğüm daha da arttı. 19.11.23 Sabah 07. 00de uyandım, 07.30 da Hudeybiye ümresi için buluşma vardı 08.00 de otobüs hareket etti.Resulullahın izinde olmak taklidi de olsa hüzünlendiriyordu beni nedense, Terzi babam ve Nüket annemde rahatsız olduğundan gelemedi, eksikleri çok belli.

Vardığımızda ümre salatımızı eda ettik baktım zaman var miraç salatımı da burda eda etmek geldi içimden.Sadık hocamız bir yer göstermişti toplanmamız için doğru oraya gittim 10 dak. yakın bekledik zira ufak dükkanlar vardı malum alışveriş. İnsan hasta olunca dünyayı görmüyor. Toplanınca anlatmaya başladı Sadık hocamız Fetih süresi... Ümre niyetimizi topluca yaptık ve saat 09.35 de otobüsteydik tavaf için Kâbeye döndük, tavaf salatı ardından zemzem ve say.

(Giriş kapı 68 çıkış 69)6.say da insanlar öğle salatını için yerlerini alıyordu 7. Say'ı bitirdikten sonra yerler iyice dolmuştu saçımızı Z.arkadaşımla kesemeden otele döndük orda kestik,benim rahatsızlığım iyice nüks etmeye başladı.Yatsı salatını neden bilmiyorum saat 23.25 de eda ettik Kâbemde,arkamızda erkek topluluğu vardı cemaatla kılıyorlardı sesli sesli İnşirah süresini de ne güzel okuyordu,gerçekten sadrım genişledi. 20.11.23 Dahada kötüleştim.Hep yatıyorum canım Kâbemden yakın olsamda zahiren uzaktaydım,gelemiyorum olmuyor,gözlerimden ateş fışkırıyor, yanıyorum ,üşüyorum.

Turgay beyden yine beni doktora götürmesini rica ettim (saat 08.06) Saat 10.00 götürdü sağolsun Abdülaziz kardeşim.Bu sefer doktor beyin adı Aslan dı sıra numaram 54 çok doluydu yer yoktu o kadar.Doktor bey kettle de kolunu yakmıştı,çok canı yanıyordu belli.Muayene etmeden sordu "neyiniz var "diye? Bende geçmişte çok zatürre olduğumu yine olduğumu ve midemin çok ağrıdığını ateşlendiğimi deyince kağıda serum yazdı ve zatürre için ilaç verdi.Seruma çok sevindim,serumu takan hemşirenin adı Zeynepti.

Serum bittiğinde haber ettim çıkarttı,teşekkür edip Abdülazizi aradım,ve buldum.Araca bindik fakat yürümekte zorluk çekiyorum,yolda iki kişiyi bir otelden alacağını söyledi,ben'se bir an önce yatmak istiyordum başımı tutamıyordum. Trafik çok doluydu hangi yoldan gittiyse nafile kapalı insanların araçları durmuş vaziyetinde. Başka yoldan denedi o yolu da su kamyonu kapattı.Baya uğraşı sonucunda iki kişiyi alacağımız hotele vardık,bindiler istikamet Anjum çok şükür. 

Otelin bahçesine geldiğimde D.kardeşim yanıma geldi fakat benim bilimcim kapalı gibi,biliyorum onun bugün ayrılacağını fakat benim beynim bana yatak diyordu.D.arkadaşım ve diğerlerini yolcu edemedim hepinizden özür dilerim,hayal ettiğim bambaşkaydı.Nasip herşey diyelim. Odaya çıktığımda uyumuşum serumun etkisiyle sanırım bir tek salatlara uyanıyorum çok şükür(sen misin uyanan) 24 saat uyumuşum terliyorum üstümü değiştiriyorum uyumaya devam gözlerimi açamıyorum. 21.11.23 Bugün salı yine canım Kâbemden uzak.Saat 15.00 de gözlerim biraz açıldı fakat öksürüğüm fena, Ümre dosyasını okudum hatıralar bölümünü. Sonra yine uyudum. Toparlanmam lazım akşama Terzi babamın sohbeti var. Saat 22.00 de bahçeye indik yer tutmaya bazı arkadaşlar da inmişti. Saat 22.37 de Terzi babam geldi, saat 22.49 da sohbet başladı kendisinden izin almıştım ve arkasında oturdum. 

Telefonlarımız kayıtdaydı. Medinede camali isimlerin hakim olduğunu Rahmet merhamet gibi Mekkede cami esması,rahmet de var gadap da olduğunun bütün esmaların burda olduğunun. Nereye gidersen gidin Mekkenin feyzini bereketini hiç bir yerde bulamayız.Her cemalin bir diyeti vardır.....gibi Sanırım ben hastalıkla diyetimi ödüyorum. Muhteşem sohbeti saat 00.47 de son buldu,sonsuza kadar dinlerdim, çünkü O'nun huzurundan ayrılmak istemiyorsun, canım Babam. Kâbemide çok özlemişim ve gitmeye karar verdik oda arkadaşlarımla ve gittik, sanki yeniden gelmişim 2 gün bana 2 yıl gibi geldi,Rabbim kimseyi sevdiğinden ayrı koymasın. 

Tavaf ettik çok şükür lakin kaybettim arkadaşlarımı, nasıl oluyor bir dahaki şaftta bulurum diyorum amam nafile bulamadım.salatımı eda ettim ve 2.tavafa niyetlendim ve 3. Tavaf. Teheccüd vakti yaklaştığından devam edemedim gece 04.12 de tavaf salatımı bitirdiğimde yanımda bir adam çok içten ağlayarak dua ediyordu bende amin dedim dilinden anlamıyordum neye amin dediğimide fakat çok içtendi. Teheccüd salatını eda ettikten sonra önüm boştu sabah salatını beklemeye karar verince boş olan yere oturdum bir kadının yanına. 

Sağım boştu oraya hep erkekler geldi tavaf salatını eda etmeye,biri kalkıyor diğeri geliyor,yanımdakis kadın kendi dilinden belli şikayet ediyordu "burası Nisa Nisa " gibi. Yüzüne bakıp tebessüm ettim ve Kâbemi seyre daldım,içim coştu hiç susmadı resmen konuşuyordum Kâbemle, Kâbemle mi yoksa... Sabah salatı yaklaştıkça doluyordu saflar sağ yanıma bu sefer 3 hintli kadın gelince baya sıkıştık yanımdaki kadın bundan hiç hoşnut olmadığını yüzündeki ifadeyle anladım. Kendisine nereli olduğunu sordum Özbekliymiş.Sabah ezanı okunmaya başladı Bilal ı habeşi düştü gönlüme içim titredi... Ezan bitmeden 3 türk kadın geldi kendilerini Özbek kadının önüne sıkıştırdı, hiç hoşnut olmadı yine mırıldandı. Yine bir türk kadın geldi artık gerçekten yer yoktu, kendisine sağa doğru işaret ettim ve gitti. 

Sünnetleri eda ettikten sonra farza niyetlendik. Kâbemde salat bir başka özlemişim 2 gün ayrı kalınca. Birşeyin yokluğunu bilmek gerekiyor yoksa değerini bilemeyiz. Dualarımızı ettik Özbekli ablamın dizleri çok ağrıyordu biraz masaj ettikten sonra hacamat olmasını tavsiye ettim zira hacamat onların dilinde hajamaymış, anlaştık yani. Kendisine adını sordum Dilber dedi. Yanımdaki Hintliyede sordum Samira dedi. Samira isminin manası "gece arkadaşları,gece toplananlar" bir diğer manası "sabah yıldızı". 

Hayretimi şaşkınlığım sonsuz Rabbime şükrederim. Muminun süresinin 67. ayetinde geçmektedir "Samira" 67=13 Dilber' in manası, gönlü alıp götüren güzel, güzel sevgili. Dil, gönül demek. bir de kendisine doğru çeken manasında kullanılır. Bu nasıl tevafuk. Dilber abla bana özbek kuruyemişi ikram etti, ardından önümdeki özbek de verdi elim doldu mahçubiyet hissettim utandım diğer yozgatlı olduğunu teyzelere ikram ettim ikram edileni Samira de arkadaşlarına, çantamda ne kadar şeker varsa uzattım herkese. Ayrılırken hepsinden ayrı ayrı sarıldık tebesümlerle, bir yanım mutlu bir yanım hüzün. Dillerimizi bilmeden gönüllerle konuştuk farkında olmadan yazarken bile bir hoş oldum gözlerim doldu. Güzel bir sabahtan güzel bir anı. Güneş üzerimize doğdu çok şükür Rabbime. Onlar gidince yine oturdum ve kuşların tavafını izledim, hep aklımdan geçiyordu bunlar hiç pislemiyorlar, derken başörtümün kenarına biri yaptı. Güldüm aklına gelen başına gelirmiş. Hac a geldiğimde saymıştım ben bu mübârek kuşları 14 tane idiler biri biraz daha büyüktü diğerlerinden o hep önde uçuyordu O na imam demiştim diğer 13 tanesi O nun hep arkasından uçuyordu. Bugün ise çoğalmışlar saymak ne mümkün yuva yapmışlar birinci katın çatılarına. 22.11.23 07.41 de odama geldim biraz uyumak için fakat o kadar inşaat sesi vardı ki uyuyamadım.

Bugün 15.30 da biatımız vardı, belki de ondan uyuyamadım heyecandan. Öğle salatı için yine Kâbeme gittik öncesi tavaf tabi. Öğle salatımızı eda ettikten sonra oturduk saat 12.45 de babasıyla çok tatlı siyahi ama simsiyah bir kız çocuğu 2-3 yaşlarında pek güzel giyinmiş ferajesiyle başörtüsüyle sevimliliğiyle çok sevdik izinle resim çektik adını sordum "İsar" Manası: Kişinin kendi ihtiyacı olmasına rağmen elindeki, ihtiyaç sahibi olan başkalarıyla da paylaşmak, yardım etmeyi tercih etmesi. Ne de güzel manası varmış. İkindi salatımızı otel odasında eda ettik ki ardından biatımız vardı yetişemezdik. 

Çok sükrederim Rabbime böyle ikram aklım hayalime gelmezdi. Akşam, yatsı, teheccüd ve sabah salatını Kâbemde eda ettik aralarda tavaf son günler malum. 23.11.23 Sabah salatından sonra otele geldik kahvaltının ardından 2 saat uyumuşum bir gece öncesi de uyumamıştım 2 gün ayrı kalınca telafi etmem di. Kalktıktan sonra doğru Kâbeme yatsıya kadar kalmıştık. C.arkadaşımla bu sefer bir içeri giriyorduk bir dışarı alışveriş işleride vardı ufak tefek.

Fakat çok kalabalıktı nerdeyse 1 saate tavaf yapıyorduk. (79 numaralı kapıdan giriş 93 numaralı kapıdan çıkış) Daha sonra saat 20.30 da Efendi babam ve Nüket annem GM katta idiler sizi görmek ne büyük nimet, çok büyük mutluluk. Sohbet etti, sorularımızı cevapladı, Rabbim hiç ayırmasın diyordum hep içimden. Saat 22.00 de ayrıldık A.ve Y.ve Z. arkadaşlarla biraz daha lobide sohbet ettikten sonra, müsaade istedik ve odalarımıza gittik yarın yolculuk vardı bavullarımızı topladık. 24.11.23 Teheccüd için saatimi kurmuştum, fakat kendiliğimden uyanmışım abdestimi alıp, arkadaşlarımı uyandırdım Kâbeme koştum fakat içeri tam giremedim Cuma olduğu için dolmuş ve içeri kimseyi almıyorlardı daha 69 nolu kapının yanındaydım 69 doğumluyum başa mı döndüm acaba günahsız mıyım diye düşünürken Allahuekber nidasıyla teheccüde niyetlendik. Arada zaman olduğu için sabah salatına teffeküre devam Ayrılık veda mı acaba, gönül kâbesini bulan ayrılık yaşamaz ki. Asıl O gönüle girmektir...

Gönül gönül derken sabah ezanı okunuyordu, niyet ettikten sonra secde suresini okudu tekbir den sonra okumaya devam etti kimi secdeye gitti kimi ayakta kaldı. Doğrusunu Rabbim bilir. Selam verdikten sonra bir müddet bekledim Kâbeme niyetim vardı gitmeye fakat yollar bile doluydu hala. Cenaze salatı kılındı yok bu kadar insan nerden geliyordu bitmiyordu çocuklara şeker dağıtmaya başladım. Vakit hayli ilerleyince uzaktan selamladım duvarlar engel değil ya. Geldiğimde 69 nolu kapı kapalıydı açtılar hemen yanımdaydı 3 adım attım ve dışardaydım.

Kâbemin yanına gitseydim çıkmak daha çok vakit alacağından otele gitmeye karar verdim 08.30 da bavulları kapının önüne koyacaktık, dün veda tavafımızı yapmıştık adı veda olan ama veda etmediğimiz çünkü hep beraber Terzi babamlarla yine gelecektik inşeAllah. Nüket annem iyiki demiş bize önceden veda tavafınızı yapın diye. Canım Kâbem... Odaya çıkmadan yolluk alayım birde çay içeyim dedim, fakat artık midem bulanıyordu yemekhaneden hastalıktan dolayı herhalde. 

Odama çıktım son eşyaları bavullara koydum, çok şükür kapattım ve kapının önüne koydum, biraz uzandım gözlerimi kapattım, uyuyamadım malum yolculuk, kalk dedim kendime lobiye indim baya kişi vardı dışarı çıktım Terzi babam ve Nüket annem ordaymış bileydim daha önce inerdim. Saat 10.35 otobüs hareket etti. Biraz sonra ilahinin sözleri "Benim dertlerimin tabibi de var" Var elbet çok şükür Rabbime. Otobüsün camından dışarıyı seyr ederken ortalığın ne kadar yeşillendiğini gördüm, dağlar bile. Hayır mı şer mi bilemem. Saat 12.00 de Cidde havaalanındaydık, çok sıcaktı herkes bavullarını aldı biraz bekledikten sonra zemzemlerimizi de alıp içeri girdik ve bavul verme sırasına girdik. Verdikten sonra 26 nolu pasaport kontrolünden geçtim. 314 xray ve içerdeydik dikkatimi çeken havaalanı yeniydi ve bizimkilere nazaren boştu. Uçuş kapımız belli olmadığından sorduk 43 dediler alt kattaydı indik mescitte saat 13.15 de öğle salatını eda ettik Adana grubuyla tanıştık hoş muhabbet ettik. 

Vakit baya geçince kimse gelmedi merak ettim yukarı çıktım baktım ki herkes orda. Arkadaşlara haber ettim ve hep beraber yukarı çıktık 46-50 numaralı kapıdaydılar.Terzi babam ve Nüket annem de ordaydı. Kapı numarası hala belirsiz olduğundan herkes birbirleriyle muhabbet ediyordu. İkindi ezanı okundu ve saat 15.25 de mescide gittim. 17.25 de uçağa girdik koltuk no 66E 17.50 motor çalıştı 17.53 harekete geçti 17.58 kalkış 18.02 kulaklarım basınçtan korkunç bir ağrı kapladı (hastalıktan) 19.20 yemek geldi (kuzu, humus, sarma, tatlı) 20.55 inişe geçti baya sallanıyor 21.00 yine kulaklarım fena 21.31 teker çıktı 21.35 indi çok şükür 22.24 51 nolu polis kontrolünden geçtim Terzi babamın Nüket annemin ellerinden öptüm,

Terzi babamın yüzündeki tebessümü hala aklımda dualarını alıp ayrıldık, ya nasip bir dahakine dileyerek vedalaştık. Bizim yolculuğumuz daha bitmedi ertesi sabah 11.35 de idi uçağımız. Gecemiz havaalanında geçti, uyuyan uyudu ben gezindim oturdum öyle vakit geçti şükür. 07.15 de 43 nolu pasaport kontrolunden geçtim 11.30 uçağa bindik koltuk no 22E 12.09 da kalktı Almanya saati 13.05 indi şükür Rabbime Pasaport kontrolü ve bavulları alıp dışarı çıktığımda ailem ve komşularım dostlarım çiçek buketleriyle karşıladı, çok duygulandım hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Saat 15.15 de evimizdeydik. Öncelikle Terzi babama Nüket anneme çok teşekkür ederim hakkınızı helal edin Rabbim razı olsun, çok yoruldunuz, üzdüysem bilmeyerek hata yaptıysam affınıza sığınırım. Dilerim Rabbimden tekrarı nasip olsun. Sıla turizme Sadık hocamıza Turgay beye, Abdülazize, isimlerini bilmediğim bütün emeği geçen herkese teşekkürümü bir borç bilirim, hakkınızı helal edin. Arkadaşlarıma yoldaşlarıma yeni tanıdığım bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim, hakkınızı helal edin. Satırlarıma burda son verirken hüzün ve mutluluğu aynı anda yaşıyorum

---------------------------

2023 Umre Notlarım 

Eren Ata 4 Oca Per-2024

Hayırlı günler İz-Efendi Baba'cığım. Cenab-ı Hak'tan Nüket Anne'ciğim ve Siz'lere sıhhat ve afiyet niyaz ediyorum..

Umre'de nacizane tuttuğum notlar şöyleydi:

9 Kasım Perşembe

Üftade Hazretleri'ni küçüklüğümde de sık sık ziyarete gider hürmetle tazim ederdim. Umre ziyaretim öncesinde de kendilerini ziyarete gidiyorum. Türbeleri hafif tepede olduğu için merdivenden çıkılıyor, merdivenleri saydım ve tam olarak 61 merdiven çıkarak ulaşıyorum. 61- El-Muhyi Esması’nın sıra değeridir ki Hazret’in de ismi Mehmed "Muhyi"ddin Üftade’dir. Gönülleri ihya eden Hazret’e hürmetlerimle..

10 Kasım Cuma

Evimizin yakınında olan Mevlana Camii’ne Cuma namazına gidiyorum. Hoca ilk rekatta “İza cae Nasrullah”, 2. Rekatta Kafirun Suresini okudular. Bir belde ki Hakk’ın nasrı ile feth edildiğinde “Hakk geldi, bâtıl zail oldu.” Hükmüyle o beldedeki Küfür ve Batıl; Hakk’a ceal edilir. Bu zahiren fetihlerde böyledir, bugünkü Cuma namazı tecellisi ise bana diyor ki Gönül Kabesini Hak’kın nasrı ile feth et ve nefsaniyetin hakikatini örtüyorken bu sefer hakikatin, nefsaniyetini örtsün.

11 Kasım Cumartesi Yola Çıkış

Sabah saat 6.05 (56-El Veli hükmüyle Müminlerin dostu olan Mevlanın yardımıyla) evden çıkış, 6.06 arabayı çalıştırıp yola revan olduk. (66 okunuştaki Allah esması değeri ve araba yolda götüren tarikatin sembolü..) Terminalden doğrudan İstanbul Havalimanına gidecek otobüsüm var. Terminale gitmek için çevre yolundan geçerken rastgele açık olan radyodan bir şarkı çalıyor, sözlerinde’de:

“Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma,

Şu gençlikte neler geldi cahil başıma”

sözleri beni yolun karanlığıyla düşüncelere çekiyor.
“Yanıma gel, yanıma da yanı yanı başıma” sözleriyle Hakk, Beyt’ine çağırmakta ve bana sesleniyorken, “Şu gençlikte neler geldi cahil başıma” sözleriyle de Hakk’a karşı bendeniz sesleniyorum. Genç denilen 26 yaş halindeyim. Neler geldi cahil-cehula hükmüyle başıma.. Önceleri kendimi bilmezdim sözde cahildim, İz-Efendi Baba’mın irfan sofrasında öğrendim ki zaten hakikatim Zeluman-Cehula hükmüyle yine Cehaletmiş. Şu gençlikte neler geldi cehula başıma ile Hakk’a niyaz ediyorum. Yolun da karanlığında Hak’la söyleşiyoruz.

Terminale vardık ve bavullarımı verdim. Plaka 16 BBL 91, 07.01 saatinde 98 nolu perondan otobüs kalkıyor.

Saat 9.09 varıyorum ve Havalimanına 4 nolu kapıdan giriyorum. 99+4=103 , 13..

Saat 11.20’de P28 den bavullar verildi. P (Peygamber) 28, 28 Peygamber’e işaret.. 11.20 saatinde yani 13.. 

49 nolu pasaport onayından 74 nolu güvenlik girişinden geçtim..

Uçağa B4 kapısından girdik. B (13) , 4 ise 4 mertebenin birlikteliği ile kapıdan giriyoruz.

13.36’da uçağın tekerlekleri çalışıyor ve 14.08’de pistteyiz. 14.09’da havada bulunuyoruz. 1-49. 49, 53 Necm Suresi 49. Ayette bulunan Şi’ra yıldızı. Şira yıldızı kişinin ilahi benliğiydi. 4+9=13 ile yine 13 imzasıyla havalanıyoruz. Havalanıyoruz demişken Ven-Necmi Heva, Heva yıldızının kayışı adeta havalandığımızda zuhura geliyor ve yerini Şira, İlahi Benliklerimiz alıyor.

17.06 tekerlekler yere iniyor Medine’deyiz. 1,7+6=113.. 113 Besmele ve her birer kişi “Rahman’ın rahminden doğmayan İnsan olamaz” hükmüyle kendi vücud mülkünün İnsan’ı olduğu yönle 113+1=114 Sureyi ihtiva eden Kuran ve İnsan’ın ikiz kardeşliğini fikr ettiriyor.

Saat 17.31, Medineye 4 nolu kapıdan girdik… 17 (17) “4” mertebeden Hakîkat-i Muhammedi… (Şeriat, Târîkat, Hakîkat, Marifet)… 31 ise 13 ile tüm bu mertebelerde hükmünü yürüten Hakîkat-i İlahiyye

VIP-3025 kodlu otobüse bindik.. Saat 21.29, 318 nolu kapıdan giriyoruz.. Otele doğru yola çıkıyoruz.
Otele varıyoruz, oda numaramız 1035.. Tersten bakarsak 53-01 ile 53 şifresi gözüme çarpıyor. Ahmed sayısal değeri ve 53-Necm ile İz-Efendi Baba’mızı fikir ettiriyor.

12 Kasım

Sabah namazına 11 erkek yola çıktık, hava oldukça güzel.. 11, (11) Tevhidi Zât… (Hazreti Muhammed s.a.v.)

5.16 sabah namazı okunuyor.. 5+1+6=12, (12) Hakîkat-i Muhammediye… (İnsân-ı Kâmil – Kâmil İnsân)
11 ile yola çıkmıştık vardığımızda da 12 ile sabah namazını dinliyoruz.

İkindi namazında 4 nolu kapıdan girip namazı cemaatle kıldık ve sonrasında Ravzada namaz kılmak için sıraya girdik. Hep beraber 39 nolu kapıdan girip namazlarımızı kırdık ben Cem abinin solunda, O da Efendi Babamızın solundaydı. 5X2, 10 rekat namaz kılabildim ve sonrasında Efendimiz sav’i Selamlayıp dışarı çıktık.

Al-Salam Museum ile 7 nolu giriş kapısı arasında akşam namazını bekliyoruz..

Yatsıya giderken başı kanayan ve can çekişen güvercini Mescidi Nebeviyye'ye giderken görüyorum. Bu İbrahim as’ın parçalayıp tekrar dirilttiği kuşlar hakkında tefekkür ettiriyor.

13 Kasım

Gece Mescid-i Nebevi’de Hakikat-i Muhammedi Namazını Uğur Danış ile kılıyoruz.

Gündüz Uhud, Hendek, Medine Gezisi için Turla otobüse bindik ve bekliyoruz. Saat 07.32 harekete geçiyoruz. Gezimizi tamamlıyoruz öğle molası için otelde dinlenip sonrasında da Hurma bahçeleri için yola çıkıyoruz.

09.55’te Hendek’e indik hendek ziyareti plaka 6346.. 6+3+4+6=19.
Kuba Mescidine geldik saat 10.36, 10.57 namazlar kılındı ve çıkıyoruz..11.18 otele dönüş için harekete geçildi

13.30 Abdullah Magribi otobüsüyle yola çıktık hurma bahçelerine gidiyoruz. 1107 nolu otobüs ve şoför kardeşimizin ismini soruyorum. Yusuf diyor, Siyahi bir kardeşimiz..
Bu zuhurların tefekkürüne dalarken gittiğimiz hurma bahçelerini düşünüyorum. Hurma cennet ehlinin yaşadığı vahdet halini anlatıyor. Otobüs bizi bir nevi cennet bahçelerine götürüyor ki gerçekten de öyleydi İz-Efendi Babamız ve değerli evlatlarıyla bahçeye vardığımızda bize hazırladıkları sofralarla karşılaşıyoruz. Evvela hepimiz sedirlere yaslanarak bekliyoruz, ardından sofralar kuruluyor, sonrasında da hurmalar yeniyor. Bizi buraya getiren otobüs Abdullah Maghribi, Abdullahlar olarak geliyoruz (Cenabı Hak’tan hakiki Abdullah olmayı niyaz ederim). 1+1+0+7=9, Tarikat mertebesi ve Şoför olan siyahi Yusuf kardeşimiz misaliyle bu otobüs bizi nefis zindanımızdan, 9 şifresiyle de yolumuz çıkaran  yolumuzu anımsatıyor.

Ardından odamıza dönüyoruz akşamı da ibadet ile geçirip istirahate geçiyoruz.

14 Kasım

Bugün umre yapacağız.

Otobüste yerimizi aldık. Saat tam 13.31 otobüse Efendi Babam teşrif ettiler. 131 - Selam

14.05 kalkış yaptık, Zul Hulayfe’ye vardık ve 15.24 Zul hulayfe camiinden çıkış yaptık..

17.09 duraklama yerinden yola devam ediyoruz ikindiler kılındı. Artık Mekke’ye her geçen dakika daha da yaklaşıyoruz. Kabe’yi ilk gördüğümde ne dua edeceğim diye hala düşünmekteyim. O an telefonuma bilmediğim bir numaradan mesaj geliyor. Son dönemde çoğu numara bilgisi paylaşıldı için birçok yabancı numaralardan iş teklifleri vs. mesajlar gelmekte. Bu da o mesajlardan biriydi ama yeri ve zamanı bakımından farklıydı. Saat 17.56’da telefon ötüyor. “Merhaba benim adım Cemile” diye başlayan mesaj ve devamında bir iş teklifinden bahsediliyor. Sosyal medya üzerinden yapılan çoğunlukla reklam içeren bir mesaj ama tam da dua hususunda gelmesi ve Cemile olması, Nur Cemali iste duasıyla tefekkür ettiriyor.

 22.04 (2+2+4=8 Zahir Barın Şeriat-ı Muhammedi) Mekke’ye vardık, kapılar açıldı ve otelimize girdik. 26 nolu asansörle odamıza çıktık. İlk kullandığımız asansör bu oldu ne  tevafuk ki benim de yaşım 26. 13x2 şifresiyle zahir yaşımızda buralara gelmek nasip oldu hamd olsun.
Verilen oda 1113 numaralıydı.. 11-13 Hz. Muhammed ve Hakikati İlahiyye sayıları. Medine’de de odamız 1035, 53 vardı. Adeta Mekke'de 13, Medinede'de 53 ile “Ahad, Ahmed’in Mim’in de göründü.” Beyit’inin bizzat şahidi oldum.

15 Kasım

İlk defa Kabe’yi görüyorum. Kafile alt katta Umre Tavafı yaparken İz-Efendi Babam'ız ile ikinci katta tavaf yapıyoruz. Ben Nüket Anneciğimin sandalyesini iterek Kabe'ye doğru gidiyorum ve ilk defa Kabe'yi görmüş oldum sonrasında tavafımızı ve ardından say yapıyoruz. Saç kesimimizi  İz-Efendi Babam'ız  yapıyor ve Umremiz bitiyor. Seneler evvel üniversite öğrenci yurdu odasında Gülşen-i Râz sohbetleri ile tanıştığım İz-Efendi Babam'ız ile Mevla, Umre yapmayı nasip etti. Şükründen aciziz Elhamdulillah..

Tarih 15.11.23.. 1+5+1+1+2+3=13 ediyor. Dönüşe geçerken otelin yakınında Efendi Babamızdan destur alarak ben, Fatih Ardıç, Baki Tunca ile beraber Kabe'nin ilk katına dönüyoruz. Sabah namazını tam İbrahimiyet köşesinin önünde en ön safta kılıyoruz. Adeta Kabe bize Hoşgeldiniz diyor.

Öğleden sonra uyanıp Kabe'ye izlemek için geldim, üst katta bir yer bulup seyr etmeye başladım. Etrafımda da insanlar vardı. Sağımda bir erkek var. Hafızasından Kuran okuyor ve kulağıma geliyordu. Solumda ise bir başka erkek telefondan sürekli sesler açıyor, sonrasında telefonda birileriyle konuşuyordu. O an ise bende tespihat ile Kabe'yi izliyordum.. Sağdakiyle tanıştık İsmi Nedim’miş, Kanadalıymış.. Kabe'yi seyre devam ediyorum.. Bu seyirde ve içinde bulunduğum hal içinde bir açılım oluyor:

“İzleyen sen, küntü kenzenden üfleyen ben,

Sağındaki okur Kuran aklı küll’den,

Solundaki üretkenlikte nefsi küll’den

 Seni halk ettim irfanım için dem.

Seyr et Alemi benim gözümden

Seyr ederim Alemi Senin gözünden”

Gerçekten de sağımdaki Nedim’in Hafızasından Kuran okuması bir nevi bendeki aklı kül, solumdaki Bey’in ise sürekli telefonla konuşması veya sesler açması bendeki nefsi küll ve bu hal içinde Kabeyi seyr etmem ise İnniyetimle Hüviyetimi seyr etmem gibiydi. Tabii bu hal şahsi bir zevk idi.. 

16 Kasım perşembe

Kahvaltı sonrası tur gezisi ile Mekke içinde gezintimize başladık. İlk durağımız Sevr Dağı.

Sevr; Se 500 + Vav 6 + Re 200= 706, 13 etmekte.

Oradayken rehber diyorki “Yağmur yağarsa tozlar aşağı iner ve görüş netleşir.”.. Manen de böyledir gönül zeminindeki hayal ve vehim tozlarının kalkması ile görüş azalırsa ilim ve muhabbet yağmurlarını o gönül arzına nüzul etmek gerekir ki görüş/basiret netleşsin..

Sonrasında durak arafat şu an saat 09.14 otobüsler yanaşıyor. Harun abi ile beraber Samaya adlı otobüsü görüyoruz. Sema eden bir Mevlevi derviş adeta Mevlana çizimi de yanında Pirimizi tefekkür ettiriyor. Adeta Arafat-Arefe, Arif’liğin mana olarak bulunduğu bu beldede Pir Arif-i Billah Mevlana Hz.’leri bizleri selamlıyor. Ne tevafuktur ki sonrasında da PIRNAER Reiseservice yazılı bir otobüs görüyoruz. PIRNAER, Pir-N.A.(Necdet Ardıç)ER.. İz-Efendi Baba’mızın Pir’lik yönünü müşahade ediyorum.

Saat 09.28 arafat meydanında Değerli Hoca’nın anlatımı ile bilgiler ediniyoruz hepimiz dinliyoruz. O an o meydanda düşüncelere dalıyorum. Kabe etrafında 1 tavaf yapan kişinin 7 şavt sonrası adeta içe giren Kabe motifi oluşturduğunu ve her şavtında 4 köşeyi döndüğü suretle 7 şavt sonucunda 7x4=28 köşe döndüğünü ve tavafını tamamladığını. Tamamlamasıyla beraber 28+1=29 olup Varis-i Nebevi sayısına ulaştığı yani şahsi vücudunda Varisliği kendi mertebesinde açığa çıkardığını fark ettim.

Hira dağına ulaştık, uzaktan izleyip harekete geçip dönüyoruz.

Döndük bir şeyler atıştırıp Kabe’ye gittim ve tavafa başladım. İkindiden önceydi. İkindi namazına kadar 4 tavafı 6. Şarftına kadar tamamladım ki ezan okundu ve Makam-ı İbrahim önünde namaza durdum. Namazda ise yanıma bir Türk geldi, 93 nolu çantası vardı. Sağımda namazı kıldı ve sonrasında tavafa devam ettim. 4 tavafı da tamamlamış olmuştum. 

17 Kasım

Sabah namazı için bahçede 4.30 da buluştuk.  Mescide doğru yürüyoruz. Soldan yeni yapılan girişlerden içeri girip halılı yere oturduk. Ön safta Efendi Babamla 7 kişi, arka safta da 3 kişiyiz. Bu namaz kıldığımız yeri İz-Efendi Babamız beğenip namazlarda buluşma noktası olarak belirlemişti. Etrafı gözlemlediğimizde görüyorum ki arkamızdaki sütunlarda 509 yazıyor 59 şifresi göze çarpıyor. Önümüzdeki sütunda ise 131 yazıyor. Selam ismi değeri. Zat’en biz buraya gelmede nevvel Hak Tekirdağ ve Selam ismi değerlerile burayı İz-Efendi Babamız’a ayırmış.. Bu mekanda İz-Efendi Baba’mızla beraber namaz kılmanın şükründen acizim..

Otururup namazı beklerken Hamd ve Mim konusunda dün düşündüklerimi tefekkür ediyorum..

Ahmed ismindeki Elif-Ha-Mim-Dal harfleri  Hamd’ın Elif ile izdivacını tefekkür ediyorum.. Bu sırada namaza geçiyoruz. İmam ilk rekatın kıyamında “Elif Lam Mim” ile başlıyor.. İkinci kıyamda da “Hel eta alel insanı” okudu.

O anlarda düşünüyorum, insan kıyamdayken gözleri ile secde ettiği yere bakıyor.. Bir nevi baş, kendi beden aleminin en uzak noktası olan yere adeta Mescid-i Aksa’ya kendi vücud ikliminde bakış gibi ayak hizasına bakıyor. Cenab-ı Zül Celal’in Zat’ından adeta Mescid-i  Aksa hükmündeki Alem-i Şehadet’e bakması gibi.. Bu düşünceler içindeyken namazdan sonrası otele dönüp istirahate geçiyoruz.

Öğlen oluyor, oda arkadaşım Muhterem Aziz’im Harun Ağebey’im ile cumaya geldik. Cuma hutbesi sırasında sabah namazındaki düşündüklerime devam ediyorum. Cuma sonrası 100 nolu kapıdan çıktık saat 12.58’i gösteriyor..

Odamızın bulunduğu katta yerdeki halı deseni de 28 kenarlı bir motif var 7X4=28 kenarlı Kabe tavaf tefekkürümü düşündürüyor, dairesi de ortasında bulunuyor adeta 28+1 olur gibi..

Odada Cirane Umremiz için hazırlanıp yola çıkıyoruz. Akşam umre için ciraneye geldik ve niyet ettik otobüse bindik. Otobüste Rahman suresini okuyorum başladım. Tam “Fihi ma min külli fakihatun zevcan” "İkisinde de her meyveden çift çift vardır;"ayetini okurken saate bakasım geliyor, otobüsteki saat 2.51 gösteriyor. Şaşırıyorum çünkü ismim olan Eren’in ebced değeri de 251.. Ayet’in kaçıncı ayet olduğuna sonrasında şu an tefekkürü temize geçerken baktığımda 52. Ayet olduğunu fark ettim.. Bu ayeti okuyan kişi olarak 1’i de yanına koyarsak 52-1.. Yine içinde 251 ediyor. 

18 Kasım

İnsanı Kamil namazını öğle namazı sonrası kılıyorum. Makamı İbrahim arkası 2 rekatı kılmakla başladım ardından İbrahimiyet Köşesinde 4 rekatlık namazın son rekatının tehiyyatında otururken arkamdan Türkler geçiyor. Birbirlerine sesleniyorlar biri diğerine “Nureddine ver” diyor. Şaşırıyorum.. Namazdan sonra selam veriyorum, solumda namaz kılan çocukla musafaha ediyoruz Yemenliymiş, adını sorunda Abdülkerim diyor.. Birbimize dua ediyoruz.. O an saate bakıyorum 12.58’i gösteriyor. 

Akşam Nur Dağına çıkacağız, yola çıkıyoruz saat tam 22.33 tam olarak 29 kişiyiz.

22.55’te otobüsten indik ve tırmanışa geçtik.. Hira mağarasında Muhammet Kaya abi ile beraber namazımız kılmak nasip oldu. Sonrasında indik. Otobüsün bizi beklediği yerde iki market bulunuyor. Biri Selam market, yanında da Nur market.. Selam ve Nur’un marketin otobüsümüzün beklediği yerde izdivacı.. Nur dağına, Selam ismiyle geldiğimizi fikr ettiyor. 

19 Kasım

Hudeybiye Umresi için yola çıkıyoruz. Otobüs kalkıyor, saat 08.02.. Hudaybiye’ye vardık o alanı inceleyip biraz da alışveriş yaptıktan sonra niyetlerimizi de ettik. Otobüs tam olarak 9.53’te Kabe’ye doğru yola çıktı.. Bu Umre’de İz-Efendi Baba'mız zahiren bizlerle değildi ama görüldüğü gibi 53 şifresiyle bizlere eşlik etmekteler.. Umremiz oldukça güzel geçti

Umreyi yaptık odama döndüm saat 02.30’u gösteriyordu istirahate çekildim, dinlendikten sonra günümü otelde geçiriyorum. Aynı zamanda yıkadığım ihramın kurumasını bekliyorum

Akşam namazını cemaatle otelde kıldıktan sonra yatsıya Kabe’ye gittim. Namazı kıldıktan sonra çıkarken bir de baktım insanlar cenazelerini taşıyorlar takip ettim, araca beraber taşıdık ve cenazeyi araca yerleştirdik. Cenazeyi taşıyanlar da arabaya bindiler. O an bende defin etmeye gitsem mi diye düşünürken içeridekiler bana yer açtılar ve bindim. Çıktık yola. İçeridekileri saydım ve gördüm ki benimle beraber 14 kişiyiz. Kabristana vardık, orada tekrar cenaze namazı kılındı, ardından defnettik. Türkiye'dekinin aksine Suudi Arabistan'da mezarları ancak bir kişinin diklemesine merdivenle inebilecek şekilde derin kazıyorlar.  Bu derin yapının içinde etrafı da tuğla ile kazılmış oluyor. Beden oraya yerleştirildikten sonra içinde toprak atılmıyor, üstü 2 beton blokla kapatılıp beton blokların üstüne 15-20 cm toprak atılıyor.. Bunları izledikten sonra kabristandan çıktım, Haramdan biraz da olsa uzaklaşmıştık vasıta aradım ve çevredekiler otobüslere yönlendirdiler, durağa vardım 139 nolu duraktı ve gelen 104 nolu otobüsle harama döndüm.

Gece tavaf sırasında bir Hacı'nın çantasında Attari yazısını görüyorum. Beni düşüncelerde Gülşeni Raz’daki bir beyit’e sürüklüyor:

“Şu risalede bu çeşit yüzlerce sır alemi söylesem bile yine sözlerim Attar’ın dükkanından bir kokudur.” Şeyh Mahmud Şebüsterî

İz-Efendi Baba’mı tanımam üniversitedeyken Gülşen-i Raz eserinin şerhini ararken olmuştu, benim için bu kitabın ve müellifi Şebüsterî Hazretleri’nin yeri oldukça ayrı. Kendilerine müteşekkirim ve Cenab-ı Hak’tan kendilerinin Ulu Marifet dergahlarında iki cihanda da beraberlik niyaz ediyorum.

20 Kasım

Bugün tur kafilesinin bir kısmı erken dönecekler, hepsini uğurladık saat 12.08 yola çıktılar. İyi yolculuklar diliyorum.

İkindi namazı için Kabe’ye gidiyorum ve Kabe yakınında Makam-ı İbrahim'in sağında farzını cemaatle kılıyorken namazın 2. Rekatında "La uhsi senaen aleyke" manası vücudumu kaplıyor ve her ne açılım olursa olsun, her ne idrak veya ilim boyutunda olursam olayım Zül Celal'i Hak'kıyla Hamd edemeyeceğimin eksikliğinin haşyeti geliyor, estağfurullah haliyle bu aciz halime ağlıyorum. O anda da öndeki kardeşin siyah çantası birden secde edeceğim yere düşüp kaplıyor..

İkindi namazı sonrası tavaf ediyorken 2. Tavaf'ımın 3. Şavtında "Ali Eymen Tur" ve 'Vuslat Tur"u bir kardeşin çantasında müşahade ediyorum. Yine Gülşeni Raz eserinde Eymen vadisine gel hükmünün geçtiği irfan ehlinin yolculuğunda esma mertebesini işaret eden Ali Eymen manası ve yine esma mertebesinin işareti olan ikindi namazından sonra zuhur etmesi, bu yolun bizlere Hz. Ali keremullahı veche Efendimiz’den gelmesi, yolun sonunun da Vuslat olduğunu tefekkür ediyorum.  2. tavafı bitirip çıkıyorum. 

Otelin önünde bir aracın plakası dikkatimi çekiyor saate bakıyorum 17.11i gösteriyor. 5558 nolu plaka 5+5+5+8=23 etmektedir ki risalet süresidir. Otele dönüp yemek yeyip dinlendikten sonra gece tavaf için dönüyorum. 7 tavaf yapıyorum ve bitirdiğim anki saat 01.58’i gösteriyor. Sonrasında gönlüme bir ilham geliyor ki : 

Açtım hazineyi,

Koydum adını alem.

 Bildim onu Sırrım ile,

Verdim ismini Sin diye.

Daha önce gördüğüm zuhuratları tefekkür yazıma almamıştım lakin özellikle İz-Efendi Baba’mız ile alakalı olduğundan bu zuhuratı tefekkür yazısına almayı uygun gördüm. 

22 kasım gece saat 01.38 uykuya dalmadan yakaza halindeyim. Kabede yürüyerek geziyorum. Bir yere varıyorum ki gasilhane imiş. Bir sürü ölüler var ve onları yıkıyorlar. Kimi yerde de canlı insanlar kendi yıkanıyor. Oradan çıkıyorum ve Kabe'nin içinde önüme bir dükkan çıkıyor. Dükkanda Arap harfleri ile  ت ﺏ harfleri yazıyor, yanında da latin alfabesiyle TB yazıyor.. (Terzi Babayı düşünüyorum)..

Bu gecenin sabahında Nüket Anne’miz ve İz-Efendi Baba’mız ile veda tavafı yapacağımız için istirahate çekiliyorum.

22 Kasım

Sabah vakti, İz-Efendi Baba’mız, Nüket Anne’miz, Fatih Ardıç Bey Abi, Harun Bey Abi ve bendeniz 5 kişi Mescid-i Haram’ın dış katlarından veda tavafımızı tamamlıyoruz. 5 kişi, 1 tavaf yani 7 şaft’tan 35 şavt oluyor yine 53’e yolumuz çıkıyor. Oradan Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam’ın evlerine gidiyoruz. Ziyaretimizi tamamlıyoruz. Dönüş yolu için dinlenirken.. İz-Efendi Baba’mız bizlere yoruldunuz mu? Diye soruyorlar gülümseyerek. Yorulmadık deyince ihramlarımızı giyelim ve Kabe’nin yanında alt katta tavaf yapalım diyorlar. Bunu dedikleri yer Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam’ın evleri ile Mescidi Haram arası bir gölgelikti. Bunu duyunca oldukça sevindim.

Odalara geri dönüp ihramlarımızı giydik. İz-Efendi Baba’mız, Fatih Ardıç Bey Abi, Harun Bey Abi ve bendeniz 4 kişi olarak yola çıktık.. Saat 11.58’de King Fahed kapısından girdik ve Kabe’nin olduğu katta tavaf alanına girdik. Tavafa niyet etmeden önce İz-Efendi Baba’mız Abdiyyet Tavafına niyet edin dediler. Niyetimizi ettik ve tavafa başladık..  Ben önde yürüyerek bize yol açıyorum. Fatih Abi, İz-Efendi Babamız’ın solunda, Harun Abi ise sağındalar. İz-Efendi Baba’mızı üçgen gibi sarıp araya kimseyi sokmayarak oluşabilecek çarpışma veya arbedeleri önlüyoruz. 

Hacerul Esved'in hizasında hiç tanımadığımız bir kadın bize uzun uzun baktı ve birden fotoğrafımızı çekti. Oldukça şaşırdık. Ben yıllar evvel acaba İz-Efendi Baba’mızdan ders alabilir miyim diye düşünürken Mevla evlatlığını ve beraber tavaf yapmayı da nasip etti, ben hayatımda böyle mutlu bir an daha önce yaşamadım. İz-Efendi Baba’mızın ellerinizden öpüyorum. Tavafımız sonrası içeri girip halılarda öğle namazını bekliyoruz. Beklerken fotoğraf çekiniyoruz. Yanımızdaki kardeşten bizi çekmesini rica ettik, çekti sağ olsun. İsmini sorduk Ahmed dedi.

2 rekat tavaf namazını kıldık ardından 4-4-2 öğleni kıldık.. Ve namaz sonrası 1 rekat cenaze namazı kıldık. Toplam 13 rekat namaz kılmış olduk.

Odaya döndük ve biraz uyudum. Saat tam 15.58’de zuhurattan uyandım. Zuhuratta Rahim Dedemi görüyorum. Zuhuratta ihramlı halde Mescid i Harama girerken Dedemi de aynı yoldan çıkar halde görüyorum. Kendisi de ihramlıydı ve oldukça kuvvetli dinçti. Beni görünce çok sevindi. Dedem hayattayken de Hacca gelmiş lakin ilerleyen yaşında ağır bir felç geçirmişti, buraların hasreti içindeydi. Takvalı bir insandı. Kendisine Hak’tan rahmet diliyorum.

23 Kasım gece sohbet sonrası odaya geldik. Fatih Ardıç Abimle tavafa gidip ve Hacerul Esved’e dokunduk..

23 Kasım, bugün son günümüz..

Saat 15.33 odadan çıkarak Fatih Ardıç Abi ile tavafa gidiyorum. Tavaf sonrası ,akşam namazını kılarken sağımıza bir Türk geldi selamlaştık, adı Mehmed imiş, Kütahyalı imiş. Ardından Museviyyet köşesi karşısı üst katta Kabeye görecek şekilde Tespih Namazı kılmaya niyet ettik. Namazı kılarken solumda başta bir Arap bir çocuk vardı ama sonra kendisi gitti ve onun yerine bir adam geldi. Yasin suresini okudu. Namaz kılarken Yasin Suresini okuduğunu duyuyorum. 

Tespih Namazının kıyamında Kabeye uzun uzun bakarak salatı ikame ediyordum. Kıyamda Kabeye bakarken adeta Kabede bir siluet oluşuyor. Bu siluet benim suretim ben ona karşı namazı kıyamda kılarken o da aynadaki yansımam gibi kıyamda bana karşı namazını kılıyordu. Namazı biritip solumda ben namaz kılarken Yasin okuyan kişiye ismini soruyorum Mustafa imiş ve Türk’müş..

Odaya dönüyorum yemek yedikten sonra gece Kabeye 

son kez tavaf etmeye gidiyorum. Yanıma telefon vs. hiçbir şey almadım. Kabe’nin katına vardım ve tavafımı yaptım. Artık çıkış zamanımın geldiğini görüyorum içim hüzün kaplı şekilde Kabe katından çıkışa doğru yöneliyorum. Katların olduğu bölüme girmeden son kez hüzünle Kabe’yi seyr ediyorum. Ardından çıkışa doğru ilerliyorum. O anda derunumu sarsıntı ile saran bir ilhamatı müşahade ettim. Şöyleydi:

Üzülme!

Gönlün sahibi benim,

İnsanın Sırrı benim,

Nerede Bir gönül iştiyak etse,

Orada söz sahibi benim..

Bu hal içinde bunun Umre dönüşü Rabbimden bir ikram tecellisi olduğunu fark ettim. Bu zuhuru not etmek için çantamda telefonu aradım ki telefon almamıştım yanımda ne bir kağıt ne de bir kalem vardı. Etrafımda bir görevli aradım, yoktu Merdivenlerden üst kata çıkıp çıkışa doğru yönelirken insanlara yol gösteren sivil elbiseli bir görevliyi gördüm, yanında da bir asker vardı. Ben görevlinin yanına vardığımda yanındaki asker de başka bir iş için uzaklaştı ve baş başa kaldık. Selam verdim, ardından bir kalem istedim hemen çıkarıp bir kalem verdi. Kağıt sordum ama "yok" dedi.. Bende kalemi sağ elime alıp sol avuç içine bu tecelli halini yazdım, ardından görevli kişiye de ismini sordum. “İbn Hasan Ziyaullah” dedi ama ben anlamayınca kendisindeki karttan ismini gösterdi. 

“ابن حسن ضياء الله” 

Kendileriyle dualaştık, son tavafım olduğu duyunca buralara her yaz gelirsin diye bana dua etti , kalemini kendisini verdim ve sarılarak kendisine de veda ederek çıkışa doğru ilerledim. İsmi oldukça dikkatimi çekti.

24 Kasım

Sabah bavulları hazırlıyoruz camdan Mescidil Haram’a bakıyorum, sevdiğim bir şarkı olan “Ümit Besen - Yetmez ki” dinliyorum. Bu şarkı adeta Kabe'ye karşı olan veda hislerimi dile getiriyordu.

12.06 Cidde havalimanına vardık, iniyoruz ve C26 kapısından İz-Efendi Babam’lar bavulları  veriyorlar, ben ise C27 kapısından çağırdıkları için orada veriyorum. Saat  12.55 bavulu teslim etmiş oluyorum.

A42A-B kapısından uçağa bindik biletim 64A gösteriyor, yerime vardığımda görüyorum ki yerimi Nüket Annemin yanına vermişler, İz-Efendi Baba ise 64H imiş. İz-Efendi Baba ile yer değiştirdik ve böylece İz-Efendi Babamlar yanyana oturmuş oldu. Biletim 64-A idi, İz-Efendi Baba’mızınki ise 64-H idi..

64+64-A-H: 128-A-H düşündürüyor ve 1+28=29 Varisi Nebevi; A-H: Ahmed şifresiyle adeta İz-Efendi Baba’mızın Ahmed 53 bağlantısı 29, Varis sayısı ile gözlerime çarpıyor.

Diğer yönden 64+A(Elif:1)=65..

 64+H(He:5)=69..  65+69=134, 13 bellidir, 4 ise 4 mertebe olduğunu tefekkür ettiriyor.

Uçuş no ASV261.. 26 zahir batın 13 gözlerime çarpıyor.

 Saat 17.58 havadayız

21.35 Tekerlekler İstanbul Havalimanı pistine vurdu ve yere değdik..

22.03 kapılar açıldı iniş başladı

23.03 bursa otobüsüne yetişiyorum ve tam 01.12’de

 Bursa terminaline giriyorum. 1+12=13..
Gidişimiz 13, ziyaretimiz 13, dönüşümüz de 13 oldu.
Elhamdulillah..

 Umreden döndükten bir süre sonra İz-Efendi Baba’m ve Nüket Annem’in Bursa’ya teşrifte bulundular 4 Aralık akşamı sohbet esnasında İnsan-ı Kamil Namazı hakkında sordum. Bu namaz, size nasıl ulaştı Efendim diye sorduğumda kendisi tebessümle bunun bir ilahi ikram olduğundan söz söyledikleri tam o an içeri üstünde mumlarla bir çilekli pasta geldi. İz-Efendi Baba’mızın doğum günlerini Merve Hanım ve Mesut Bey erkenden kutlamak istemişler ve sürpriz yapmış oldular. İz-Efendi Baba tam ilahi ikramdan bahsettikleri o an içeri zahiri bir ikramın girmesi beni o an hayli tefekkür ettirdi.

Pasta çileklerle süslenmiş oldukça güzel bir pastaydı.

Çilek, Arapça’da Al-Faravla olarak isimleniyor: “الفراولة” Ebcedine bakarsak Elif 1 + Lam 30 + Fe 80 + Re 200 + Elif 1 + Vav 6 + Lam 30 + Te 5 = 748 etmektedir ki 7+4+8=19 İnsan-ı Kamil'in rumuzudur. İz-Efendi Baba'mıza bunu arz ettiğimde gülümseyerek notlarına alırsın diye buyurdular.

------

Umre ve sonrası Bursa'daki müşahedelerim bunlardı İz-Efendi Babacığım. Böyle güzel bir Umre'yi sizlerle yapmış olmanın şükründen acizim, hürmet ve muhabbetlerimle ellerinizden öpüyorum. 

----------------------------- 

 Necdet Ardıç 6 Oca Cmt-2024 

 Hayırlı günler Eren oğlum hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah sende iyisindir yazılarını okudum kitaptaki yerine aktardım ellerine gönlüne sağlık. 

 

 Dünya ahiret işlerin kolay gelsin selâmlar Nüket Annenin de selâmları vardır hoşçakal Allaha emanet ol.  " İz- -T-B- "

----------------------------- 

 OMRA 10 Oca 2024

 Rabah Amarouche

Salem éfendi BABAM OMRA, İslam'ın kutsal mekanlarında olmak olağanüstü bir deneyimdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in türbesinin bulunduğu Medine çok duygulandı ve ben gözyaşları içinde onun gerçekten Allah'ın mesajını bize ilettiğini ifade ettim. Ebu Bekir ve Ömer, peygambere ve aynı zamanda EL BAKIR'e çok yakın gömüldüklerini biliyorlar. Özel bir atmosfer, özel bir huzur ve merhamet atmosferi. Beni kendisine yakınlaştırdığı için ALLAH'a sürekli şükrediyorum. 

Şirketinizde ne büyük bir nimet. Medine, sevgili peygamberimizin ve ona eşlik eden herkesin sevgisi ve takipçisi olanların varlığıyla yüklü nurlu bir şehirdir ALLAH bizi de onlardan saysın. Daha sonra ilk defa etkileyici gördüğüm görkemli Mekke ve Kabe'yi gördüm ve çok dua ettim. Tüm duygularımızı ifade edebilecek hiçbir kelime yok ve beni bu yere davet ettiği ve DAVETİNE icabet etmemi sağladığı için ALLAH'a şükrediyorum. 

ALLAH'ı çağıran bu insan dalgasıyla Kabe etrafında yapılan tavaf, inanılmaz duygularla dolu bir olaydı. SAFA VE MARWA OHOD KOUBA DAĞI... Atalarımızın atalarımızın bizim için her şeyini feda ettiği yerde olmak ne büyük MUTLULUK. HER ŞEY İÇİN ALLAH'A ŞÜKÜR EDİYORUM. Tanıdığım gruptan kardeşlerimi ve kaldığım süre boyunca benimle ilgilenen sevgili kardeşim Adem'i unutmayacağım. Ne muhteşem büyülü bir deneyim ve eğer ALLAH İZİN VERİRSE bir gün geri dönmeyi umuyorum. 

Bu OMRA boyunca bize yardımcı olduğunuz için sevgili babamıza teşekkür ederiz. Öpüyorum. Şu anki seviyem TAWIDE CIFFAD MY WIRD YA AHAD. MAFSOUFA İLELLAH. Rabah 

--------------------------- 

Necdet Ardıç 10 Oca 2024

Aleyküm selâm Rabah oğlum hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah ailece sizlerde iyisinizdir.  Umre yazıların güzel olmuş ellerine gönlüne sağlık dosyasındaki yerine kopyaladım dosya bitince herkese göndereceğim inşeallah. Dünya ahiret işlerin kolay gelsin selâmlar hoşça kal Allaha emanet ol.  " İz- -T-B- "  

------------------------------ 

 OMRA süite 11 Oca 2024 

Rabah Amarouche

 Salem efendi babam OMRA gezisinin organizasyonu çok iyiydi. Medine'deki oteller ve restoranlar çok iyi ama Mekke'deki restoran daha iyisini yapabilir. Mekke'nin atmosferi inanılmaz ve kendi kendime dedim ki, dünyanın her yerinden gelen bu hacıları görünce anladım ve bu, İslam'ın tek din olduğunu ve ALLAH'ın sevgili peygamberimize şeref verdiğini doğruluyor. 

 Anılarım ölene kadar kalbimde ve hafızamda kalacak. Bütün nimetlerinden dolayı ALLAH'a hamd ediyorum ve sevgili peygamberimize, onun zevcelerine, mü'minlerin annelerine, ashabına ve velilerine bin salat ve bin salât-ü selâm ediyorum. Tarikat halveti oussaki kardeşlerime ve pir hasen oussaki efendimize, ayrıca size babam, eşiniz ve nosret baba tura ve eşi için dua ediyorum. Rabah. 

------------------------------

Necdet Ardıç. 11 Oca 2024

Aleyküm selâm Rabah oğlum hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah ailece sizlerde iyisinizdir. 

Yazdıklarını okudum hayatı ve islamı iyi anlamışsın 

Cenâb-ı Hakk bu dünyadan gitmeden ahiret anlayaşın-dan daha  çok nasibdar eylesin.  Dünya ahiret işlerin kolay gelsin selâmlar hoşçakal Allaha emanet ol. " İz- -T-B- "

------------------------- 

Zahide akçay. 

Umre hatıralarım 17 Oca 2024

Euzübillehimineşşeytanirraciym Bismillehirrahmenirrahıym

‘’İlim bir nokta idi cahiller onu çoğalttı’’ 

 Hz Ali (ra)

Umre hatıralarımın yazısına nefsinden cahil, Hakk ile olanların çoğalttığı nokta misali olarak yazmayı Cenab-Allahtan niyaz ederim.

Dünya hayatıma böyle bir anı yerleştiren Allah’a sonsuz şükür. Kalem ile kağıdı buluşturup Zahide’nin umre hatıraları adı ile yazdıran Allah’a sonsuz Hamdolsun. Allah’ın rahmeti bereketi salat ve selamı Efedimizin (s.a.v)üzerine olsun

Selamün aleyküm Canım Babam Canım Annem 

 5 Aralık 2022 annem umre için duyuru yapınca Nuray kardeşimin hadi bu sene umreye gidelim sözü içime işlemiş hadi (Haadi) olmuş ve gönlümde hareket başlamıştı. Gülşen kardeşim de tamam demişti böylece kadim kardeşlerle, zati tecellinin zuhur mahalline, zati tecellinin zuhuru ile gitmenin mutluluğu sarmıştı.

15 günlük umre programı yapmıştık ama kardeşlerimden ilk nuray daha sonrada gülşen bazı sebeplerden dolayı gelemeyeceklerini söylemişlerdi. Üzülmüştüm ama son ana kadarda ümidim gelirler yönünde oldu

9 Haziran da annem bana kaç gün kalacağımı sordu 15 deyince, oda arkadaşımın Zerrin Ülbe olacağını söyledi. Bu arada Almanya’dan Ayfer kardeşim kızı Buket ve damadı Ramazanın da gelmeye karar vermeleri beni çok mutlu etmişti

30 Ağustos günü Büşra sizi Tekirdağ’a ziyarete geldiğinde umreye gelmek istediğini söylemiş Nüket Annem de gruptan Büşra’nın bu isteğini yazdı böylece 18 Eylülde onun da geleceği kesinleşti. Böylece yeni oda arkadaşım Büşra olmuştu kervana o da katılmıştı. Ama kızı Ahsen 6 yaşında olduğu için onu fazla yalnız bırakamayacağından umremiz 10 gün olacaktı.

7 Kasım Salı günü saat 10.05 biniş 14.20 iniş olacak şekilde Viyana’dan İstanbul’a Airbus A350-900 geniş gövdeli THY uçağı ile geldim. Avrupa’’dan İlk defa böyle büyük bir uçakla gelmiştim. İzmir den oğullar Sıddık ve Mücahid’de İstanbul’a gelmişti. Biraz dinlenmek ve torunum Ahsen ve oğullarla hasret gidermek için Türkiye’ye birkaç gün erken gelmiştim.

Ve büyük gün geldi ve 11 Kasım günü havalimanına geldik içerde Babam ve Annemi görünce ay doğmuş gibi geldi içime. Hacc için tam 13 yıl önce gene Kasım ayında gitmiştik güzel beldelere ama bu gidiş bambaşkaydı

Kadir, Sıddık, Mücahid, Ahsen de bizimle idiler, havaalanına ablam Serpil ve kızları Zeynep ve Sema bizi geçirmeye gelmişlerdi. 

Biletleme işlemini Mete isminde görevli yaptı bagajım 13 kilo geldi uçakta oturacağım bölüm (ZONE)3 Koltuk numaram 54 C ( ‘’C’’ Cemali İlahiyye ye olan yolculuğumuz başlamış oldu)

 Tüm işlemleri bitirip, çipli pasaportlar ile hızlı geçiş yapılan pasaport kontrol kapısına geldik geçerken kapı numarasına baktığımda 53 numaralı kapı olduğunu gördük zahir batın kapımız belli idi şükürler olsun. Kontrolden, pasaport okutma parmak izi ve en son olarak da yüz tanıma ile 18-20 saniye içinde sıra da beklemeden geçiş yaptık ve B-4 kapısına vardık. 

Uçaktayız batıni olarak yaptığı sohbetlerle bizi geldiğimiz yerlere semalara çıkaran canım babam ile bu seferde zahiri olarak semaya çıkıyorduk ve oluşum tamam oluyordu bu duyguyu anlatmak çok zor 15. 12 yemek servis edildi balık olan menüyü seçtim. 17.06 da tekerlekler yer ile buluştu. Çıkış işlemlerinin ardından 18.20 de 10 günlük umreciler için tahsis edilen 2 numaralı otobüse bindik otele doğru yola çıktık. Otele Gül Zemzem ve hurma ikramı ile giriş yaptık. İçerde bizden önce otele gelen Babamlar pasta kesimi yapıyorlardı fotoğraflar çekildi pasta kesildi ikram edildi. Mescidi Nebi ziyareti için odalarımıza hazırlanmaya gittik. Oda numaramız 834 kat 8

Babam ve Annem önde Mescid-i Nebevi için otelden çıktık, otelden çıkar çıkmaz mescidi görebileceğimi bilmiyordum o ilk kavuşma anı beni alıp götürdü muaazzam bir manzara anlatılmaz yaşanır nev’ inden.

Mescide 32. kapıdan kardeşlerle girdik Cennet bahçesinin yanındayız çok şükür hemen ziyaret namazı kıldık yatsıyı kılıp kardeşlerle konuştum H.M namazı kılalım dedim hatırlatma babından namazı tekrarladım önde ve arkada sıralandık yanımda iki kardeş arkada da Ayfer, Buket, Derya ve Hollanda’danAyfer kardeş, bireysel olarak namaza başladık. Namazı bitirdiğimizde yanımda kimse kalmamış arkamda ki kardeşlerle tamamlamışız öyle bir görüntü oluşmuş ki; önde imam arkada cemaat.

Ertesi gün Cennet Bahçesini 07 de ki ziyaret için Mescide gittik sıraya girdik ve sıramız gelince 320 numaralı kapıdan içeri alındık. Ashab-ı suffa nın olduğu yerde ziyaret namazımızı kıldık beklerken kardeşlere hadi HM namazı kılalım dedim İbrahimiyete kadar olan bölümü kılmıştım ki Ravzaya almaya başladılar namazı selamlayana kadar biraz arkada kaldığım için arkada bir yer edindik hemen miraç namazı kıldım baktık çıkaran yok önde yer açıldıkça ilerleyip namaz kılıyoruz. 

Duha namazı hala çık diyen yok hadi H M namazını kaldığımız yerden bitirelim dedim ve museviyetten başladım ve çok rahat bir şekilde namazı tamamladık aktık ravza boşalmış en öne geçip tekrar namaz kıldık ve Büşra Ayfer ve buket ile 40. Kapıdan dışarı çıkınca acaba içerde ne kadar kaldık dedik saate bakınca 30 dk kadar kaldığımızı anladık ve gerçekten şaşırdık bunu babamızla konuşunca Bast-ı zaman olmuş dedi.

Cemaatle kıldığım ilk namaz olan öğlen namazını kıldık. İkindi öncesi Buket ve Büşra KFC den tavuk yemek istediler biraz yürüyüp oraya ulaştık kızlar oraya gelince KFC den yemekten vazgeçti yanındaki diğer marka bir şey yediler. KFC hiç yemeyecek olan Ayfer ve bana kaldı tavuklarımızı yedik ikindiye geçtik.

13 Kasım 4 den sonra teheccüd için Mescide gittim 6 rekat teheccüd ve kılmadığım vitr namazını kılıp sabah namazını kılıp otele döndüm. Yatsı namazı için mescide girerken panço şalımı Büşraya vermiştim namazdan sonra otele giderken şalımı istedim ama Büşra onu namaz kıldığı yerde unutmuş 2010 yılında Hac için geldiğimde de panço şalım burada kalmıştı tekrar geleceğe işarettir deyip mutlu olmuştum aynı şeyi konuştuk gülüştük inşeallah tekrar nasip olur diye dua ettik.

14 kasım Salı Mekkeye gidiyoruz. Sabah namazı için içeri girmek için kapıları baya dolaştık ama içeri giremedik 14. Kapının önünde namazımızı kıldık. Ve Efendimize şimdilik veda edip 14.07 de hareket ettik. Umre namazımızı 15.25 de ilk mikat mahalli olan Zülhul Huleyfede kıldık. Uzun süren bir yolculuktan sonra Mekke ye vardık. Odamız 12. Kat numaramız 1242 (12+42=54 )

 Gece 12 de buluşup 79. Kapıdan giriş yaptık hocamız Kabe’ye yaklaşınca gözlerimizi kapatmamızı söyledi ve açabilirsiniz dediğinde Kabe tüm ihtişamıyla işte karşımızda hemen babamızın öğrettiği duamızı yaptık ve tavafa başladık umremizi yaptık otelimize döndüğümüzde gece yarısını geçmişti.

15 Kasım günü Büşra ve ben boğaz ve mide ağrısı ile uyandık. Bugün yağmur yağıyor. Akşama lobide babamızın sohbeti içimize nur oldu. Lobide Babamızın gelmesini beklerken gençkızlardan ikisi Kabe’ye gidelim diye konuşuyorlardı onlara, Kabe burada siz nere gidiyorsunuz sözleri çıkıverdi dışarı.

16 Kasım: Bugün başım ağrıyor. Mekke çevre gezisi için 07.30 da lobide toplandık ve gezimizi yaptık.

İkindi için kardeşlerle 14.20 de lobide buluştuk Babamızın tarif ettiği 66. Kapıdan girip asansörle üst Katta ikindi namazlarımızı kılıp hep birlikte tavaf için 79. Kapıya doğru Dr Merve kardeş ve annesi Meryem, Büşra Ayfer ile yürürken başımın ağrısı da iyice artmıştı arkamdan bir el omzuma dokundu ve başladı masaj yapmaya adın ne dedik Aişe Tenim dedi ve sudandan geldim orada doktorum dedi bu arada hala boynumu kollarımı masaj yapamaya da devam ediyordu ve böylece ayrıldık Merve kardeş bu çok ilginç bunu yazmalıyız dedi. Tavaf alanı baya kalabalıktı Merve kardeşin annesi çıkmak isteyince onlar çıktı. Biz devam ettik ilk kez İnsan-ı Kamil namazını da kıldık ama baş ağrısı baya artmıştı otele gidince buket ve nuray kardeş bazı bitkisel ilaçlar getirdiler sürüp masaj yaptılar ağrı kesicileri de arttırarak aldım sabaha baş ağrım kalmamıştı. 

17 Kasım Cuma çok hastayım Dr Merve kardeş bana korona teşhişi koyduğunu söyledi. ikindiye kadar odada dinlendim ikindiye gidebildim şükür. Cu’rane umresi için 21.15 de lobide toplanıp gittik. Tavafımızı Büşra Ayfer Buket ve Hasibe’yle yaptık tavaftan çıkarken saat 00.53 ü gösteriyordu bu mutlulukla sa’y ımızı yapmak için 2. Kata çıktık rahatsızlığım beni baya halsiz bırakmıştı ama gayret ederek devam ediyordum tavaf bitince saçımı Ceyda kardeş kesti ve ihramdan çıkmış oldum. 

18 Kasım gece baya hasta geçti sabah Turgay Bey e çok hasta olduğumu hastaneye gitmem gerektiğini söyledim o da sağolsun 11 de lobiye geldi Ayfer, Aynur kardeşin kızı Eda ile birlikte taksi tutarak bizi hastaneye götürdü doktor serum taktırdı otele döndük ama baya yattım biraz rahatlattı.

19 Kasım Pazar günü Ayfer ve Büşra ile öğle namazını Kabe’nin karşısında kılıp tavaf yaptık. Ayfer’le hacerul esvede yaklaşmak istedik ama çok kalabalık bastırdı yağmurda başladı kalabalıktan boyun kartımın askısı Ayfer’in elinde çıktık kimlik kartım düşmüş biraz baktık ama kimlik kartımı bulamadık daha önce Büşrayı kaybetmiştik şimdide Ayferle birbirimizi kaybettik otele döndüm Ayferde kimlik kartımı biraz daha aramış bir müddet sonrada o da döndü otele. Buket sabah kahvaltıda Zahide Teyze kimlik kalmamış sende onu da kaybetmişsin (manevi anlamda) deyince içimiz güzelleşti.

Bu akşam Babam muhteşem sohbetini 10 günlük umreciler için yaptı, Allah, zat cennetine girmek için bu dünyada iken benim kullarımın arasına gir buyurur dedi ve şu muhteşem cümleyi söyledi; Zat cennetinde olanlar oranın bireysellik Allah’ı olarak yaşayacak.

Sohbet sonrası Babam veda tavafını şimdiden yapın sabaha kalmasın deyince Ayfer Hasibe ve Büşra ile Kabe’ye gittik tavaf yaptık ve İnsan-ı Kamil namazı kıldık Hz İbrahim makamının önünde son namazımızı kılabildik çok şükür

20 Kasım artık günümüz bitti dönüş için lobide toplandık Annem Babam ve diğer kardeşler de bizleri uğurlamak için aşağıdaydı.

Turgay Bey’e kimlik kartımı dün kaybettim bir sorun olur mu deyince oda yok bir şey olmaz tekrar geleceksin demekki deyip gülümsedi. Otobüse binip otelden ayrıldık bir saat sonra havaalanına vardık

Havaalanının önünde biraz beklettiler hava çok sıcaktı muhabbet hem içimizi hem dışımızı yakıyordu

Zemzemlerimizi alıp içeri girdik biletlerimizi aldık 

Uçuş Cidde’den 17.30 da ZONE 2 koltuk numaram 63 L İstanbul’a 21.35 de indik 

Böylece bu muazzam yolculuk bitti.

Umre hatıralarımı yazdığım günlerde genç kızlara Kur an ve dini bilgiler dersi vermek için Camiye yürürken aklıma ara sıra satılan şemsiye bastonu şeklinde çikolatalardan almak geldi yolumu az değiştirip Hofer markete yöneldim ve fotosunu attığım bu arabayı market otoparkında görünce her şekilde 53 e bağlılığımızın tasdikini gördüm.

Ve sizin bildiğiniz benim bilmediğim neler!!!

Saygı ve hürmetle o mübarek ellerinizden öpüyorum. Sizinle gideceğimiz umreler için Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. 

------------------------------- 

Necdet Ardıç 18 Oca 2024

Hayırlı geceler  Zahide kızım gönderdiğin umre hatıraları dosyanı indirdim kitaptaki yerine kopyaladım, ellerine gönlüne sağlık  Cenâb-ı Hakk daha nicelerini nasip eylesin. Dünya ahiret işlerin kolay gelsin herkese selâmlar hoşçakal Allaha emanet ol.  " İz- -T-B- "

--------------------------- 

Muharrem AVAN 18 Ocak Per, 2024 

Adana 2023 Umre Dosyası 

İz-Efendi Babacığım

Allah’tan size ve Nükhet anneme sağlık sıhhat ve afiyet vermesini niyaz ederim. Hörmet muhabbet ile de ellerinizden öperim, İnşeallah sizde Nüket annemde iyisinizdir efendim. 

Babacığım Adana’dan 2023 yılı umre seyahatinize iştirak eden evlatlarınızın ve kardeşlerimin umre hatıralarını toparlayıp bir Word dosyası şeklinde arz ederim. 

Hörmet ve muhabbet ile ellerinizden öpüyorum.

Oğlunuz muharrem 

---------------------- 

Selim Çoban 2023 Umre Hatıraları:

“Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm Bismillahirrahma-nirrahim.” kovulmuş benliğimizden Allah’ımıza sığınırız. 

11. 11. 2023. Medine'ye hareket edeceğiz inşeallah.

Umre heyecanımız gün yaklaştıkça artıyor. Hayatımızın en anlamlı günlerine doğru bir seyre girdik. Rabbimiz ulaştırsın kavuştursun inşallah. Şu anda daha doğmamış olup doğmasını umut ettiğimiz günlere doğru hazırlanıyoruz, ne olacağını hiç bilmediğimiz bir zaman yolculuğuna şimdiden girdik. Bizleri en çok sevindiren ve heyecanlandıran bu umre yolculuğumuzun ilk oluşu ve ilk umremizde Nüket annemiz ve Efendi Babamız ile beraber olmamızdır. 

Kardeşlerim şu kısa hayatımızda yaşadığımız en güzel anlarımız, gönlümüze gelen İlhami şiirler ve ilâhi yönde açılımlar oluyor, katıksız salt olarak gelen fikri açılımların, taklidi ‘de olmuyor, çünkü bir gelenin bir daha aynısı gelmiyor, bu nedenle umre yolculuğumuz ’da zahir ve batın olarak gönlümüze gelen güzellikleri yazmaya çalışacağız. 

Bu iş neden bu kadar önemli diye sorar isek cevabı kolaydır. Çünkü bu yolculuğun da tekrarı yok. Bugünden çıkacağımız yolculukta şimdiden Nükhet annemize ve Efendi babamıza kolaylık ve sağlıklar diler mübarek ellerinden öperiz. Rabbimiz tüm kardeşlerimiz ile birlikte bizleri iki cihanda bir eylesin inşallah. Ey.. rabbimiz bizlerin bu umremizle beraber yüzümüzü, gözümüzü ve sözümüzü nurlandırmanı dileriz.

Geçtiğimiz zaman dilimleri için de 2015 yılları arası idi o zamanlar efendi babamıza yeni intisap etmiştik. Rabbim rüya yollu bir zuhurat nasip eylemişti ve bu zuhuratımız sanki dün görmüşüz gibi hâlâ aklımızda, umre ile ilgili olması dolayısı ile rüya yollu bu zuhuratı yazıyoruz.

Umre ile ilgili Rüya.

2015 Yılında rüya yollu görülen zuhurat. 

Uşşâki tarikatından yani yolundan bize gelen 20’li 25’li yaşlarında bir genç Fatıma annemin kalbini, doktorların muayenelerde kullandığı cihazla, dinliyor ve ses çok yüksek olup cihazdan dışarıya taşıyor, zahiren orda olan herkes bu sesi duyuyorlar, annemin kalbinden, hacıların sesleri geliyor ve hacılar şu nidayı tekrarlıyorlar.

Lebbeyk allahumme lebbeyk, Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk 

İnne'l hamde ven ni' mete leke ve'l mülk la şerike lek.

İşte bugün, yıllar önce rüya olan bu zuhurat yola gösterilen sebat ile zahir oluyor, demek ki, bir insan sabredip rabbine ve rabbinin yoluna karşı sebat gösterir ise rabbimiz vadinden dönmez. Bir insan sabretmeyip yolundan döner ise, sonuç olarak yine Rabbimiz vadinden dönmez ve her iki şekilde de karşılığı verilir. Rabbimize hamd ederiz, şükrederiz, secdeler ederek yolunda dünya serüvenimizi tamamlamak dileriz.

Terzi babamın dükkanından Kâbe’ye.

Zayıf aciz gönlümü 

Kaptırdım güzel bir terziye, (İz--T-B-) k.s

Hele gel de bir dükkâna bak 

İçinde çeşit çeşit elbise 

Dükkân kapısı dünyada 

İçi ahirette Hüda, da 

Her gelene dikiliyor Meşrebine göre hırka 

Gel bir bak ne renkler ne desenler 

Her gelene uygun biçilir elbiseler

Terzi babamız var bizim bugün 

Hangi dünyayı dert edeyim ki gülüm.

Nüket annem var ulu bir ay 

Nuru Adana’ya oldu hay 

Umre yolları çağırdı bizi 

Annemiz ile gezeriz Kâbe’yi 

Ey Kâbe aşk ile bekle bizi 

Görelim sende nice izleri 

Aşkın sardı şimdiden hepimizi

Biliyoruz sende nice sevgililer gizli.

Umre günleri yaklaşıyor, tatlı bir koşuşturmaca tatlı bir heyecan var, alışverişler yapılıyor çarşı, pazar gerekenler tedarik edilmekte, çalışanlar izinlerini ayarlıyor, bu heyecan içinde bazen öyle güçlü bir yoğunluk geliyor ki, zorla bedenimize tutunuyoruz, sanki bir anda ruhumuz uçup nur dağı hira ‘ya gidiverecek, içimizdeki Hâdî esması orda namaza durmak istiyor. Yedi nefs, yedi akıl, yedi, tavır, yedi heyecan Kâbe’yi tavaf etmek istiyor, için için ilahi bir kaynama yaşıyoruz bu istek ve arzudan dolayı, Rabbımıza şükrederiz hamd ederiz. 

Rasûlûllâh efendimiz s a v ile Cebrail aleyhisselam’ın ilk buluşma anlarının olduğu o müthiş anın yaşandığı mübarek mekânı görmek ve o yaşananları yakinen hissetmek için tatlı bir heyecan yaşıyoruz. İşte o beldeler bizim gerçek ailemizin olduğu beldelerdir, biz bugün gurbete gitmeye değil, eve dönüş için heyecanlanmaktayız. Kâbe tüm ümmeti Muhammed’in asli evi sevgilisidir. Çünkü bizler her yerden oraya yöneliriz, kendi evimizin içinde olmamız bizim için bir değişiklik arz etmiyor, bizler kendi evlerimizin içinden ve hattâ kendi beden evlerimizin içinden, Kâbe'ye yönelmekteyiz çünkü bizim gönlümüz Kâbe’dedir. 

11-11-2023 saat: 04 18. Adana’dan İstanbul’a uçuyoruz. Türk hava yolları uçağındayız, terzi babamızın tabiriyle gönül kuşunun A 05. No’lu koltuğunda yerimizi aldık, koltuğumuz uçak içinde en geniş olan ara bölmenin tam önüne gelmiş ve önümüzde cennet manzaralarını gösteren üç adet ekran bulunmakta. Saat 04:30 gönül kuşu harekete geçti, hedef İstanbul havalimanı, orada anne babamız ve kardeşlerimiz ile buluşup Anka kuşuna binip yeniden doğmak için Medine’ye "medeniyete" uçacağız inşallah. 04: 39 gönül kuşu bir anda göğe yükseldi 04: 47- 05: 40 İstanbul semalarında süzülmeye başladık an itibariyle yavuz Sultan Selim köprüsünün üstündeyiz, saat 05: 53 suları İstanbul havaalanına inişe geçtik iyice alçaldık, İstanbul havalimanına inmek üzereyiz. Son dakikalar 5 dakika içinde inmiş olacağız inşallah. Şu an Karadeniz üzerindeyiz ve denizdeki gemiler görünüyor. 06: 09 zor bir iniş oldu.  Saat 06:13 İstanbul havalimanı uçak perona yanaştı. Uçağın kapısından çıkıyoruz merdivenin başındayım ve o olağanüstü manzara karşımızda. Böyle söyledik çünkü olan dışı bir andır. 153 No’lu otobüs bizi bekliyor, hemen arkasında ise 113 No’lu otobüs beklemekte rabbimize şükrederiz hamd ederiz. Hakikati Muhammedî yolumuzda 113 No’lu otobüs ve 153 No’lu otobüsün bizi beklemesi nasıl bir deryanın nasıl bir saltanatın kulu olduğumuzun açık seçik bir görüntüsüdür. Rabbımıza binlerce kez hamd olsun. İki cihan sultanı peygamber efendimiz ve Terzi Babamız ile beraber olmanın huzuru ve mutluluğu içindeyiz. 

 

 Hava limanı iç hatlardayız sabah namazı için mescide geldik.  Mescidin kapısında T.B 3. D. S.C Yazıyordu. Ve İstanbul havalimanın tüm mescitlerin de T.B 3. D. S.C. yazmakta idi biz 18. Mescitte idik. Buda Terzi Babamızın 18 bin alemin mescidi olduğunun göstergesidir.

 Bu mescitte namaz ve dinlenme ihtiyaçlarımızı giderdikten sonra Medine’ye uçmak için bizi bekleyen Anka kuşunda 48 L no koltukta yerimizi aldık. Evet ülkeler kıtalar arası yolculuk yapıp Medine’ye, yani hak katında medeni bir insan olabilme yolculuğumuza devam ediyoruz. Saat 13: 36 anka harekete geçti piste çıkmaya hazırlanıyor, piste çıktık uçuş için motorlar güç almaya başladı saat 13: 40, uçağımız yani anka kuşumuz Allah hu Ekber nidalarıyla kalkışa geçmek üzere, saat 13 : 45 harekete geçtik, fakat havalanmadık meğer daha yolun başında imişiz, saat 14 : 00 oldu ve pisttin içinde hâlâ hareket halindeyiz, ana kalkış pistinde daha yeni yerimizi aldık, saat 14 : 10, şu anda tlf. Şarjı % 53. Evet tam güç hızlanıyoruz, şu an gökyüzüne doğru müthiş bir hızla yükseliyoruz 'aman yarabbi, aman yarabbi, dehşet verici bir an, evet hava sisli ve biz şu anda gökyüzü de bulutların içindeyiz, pencere kenarında olduğumdan çoğu şeyleri görebiliyorum. Saatler akıp geçiyor çok yüksek irtifalı bir uçuş oluyor, uçağın kanat üstüne denk gelen koltuktan kanadın ilginç sallantılarını seyretmek insanın içini ürpertiyor, fakat Bu hal bizlerin uçakta olmamızdan dolayı mutlak teslimiyetin nasıl bir duygu ve hissediş olduğunu da yaşatıyor.

Şu anda Akdeniz sularının ortasındayız ve çok büyük bir yük gemisi, zattan tam yol ileri emrini almış, suları yara yara görevini yerine getirmenin peşinde. Saat 15: 40, anka Medine’ye yaklaştı bembeyaz bulutların üzerinde kendine özgü bir uçuş ile yönünü tam olarak Medine’ye çevirdi, iniş heyecanımız başladı havada sağa sola pikeler ile süzülüyoruz, çölün kup kuru dağlarının üzerinde uçaktan gelen garip seslerle iniş heyecanımız artarak sürüyor, saat 17 : 10 tekerler yere deydi ve iniş gerçekleşti gerçekten bizim için 3 saat 45 dakikalık uzun bir uçuş tecrübesi oldu.

Efendi babamız ile beraber tüm kardeşlerimiz uçaktan iniş yaptık raylı yollar da yaya olarak Fatih kardeşim ile efendi babamın yanında kontrol noktasına doğru gidiyoruz, terzi babam bana adananın yolları taştan, Medine’nin yolları raydan diyerek bizi gülümsetti. Ellerinizden öperiz babacım.

Pasaport kontrolü yapıldı medeniyet şehrine geldiğimize dair parmak izi ve fotoğraf çektirdikten sonra bavulları alıp otelimize geçtik, bize 715  no’lu odayı tahsis etmişler  715  toplarsak   7+ 1 + 5 = 13 eder, ve biz hakikati Muhammed’iyye’nin ana merkezine geldik, adanada,  on üçüncü kattaki evden Medine’ye 715 no’lu otel odasına bizi sağ salim getiren Rabbımıza hamd ederiz toplarsak 7 +1+5 =13 ediyor bu rakamsal ifadeler bizlere  Rasûlü Ekrem efendimiz ve  Efendi babamızın  nasıl bir birliktelik içinde olup bizlere  bugün üzerimizde ki himmet ve kudretinin açık seçik gösterilişidir, daha nasıl anlatsınlar, daha nasıl göstersinler. 

"Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az"

Rabbımıza hamd ederiz

715 rakkamını biraz daha inceler isek 7 +1 = 8 eder ki cennetin 8. katı olan zat cennetidir, bu ne demek oluyor diye bakar isek, bizler dünyaya 0 bilinç ile gelmekteyiz, anne baba ve etrafımızda bulunan insanların bize yükledikleri dünyada yaşamaktayız ve bu bize yüklenen dünya maalesef bizim değil. Yaşadığımız bu dünya bize yükleyenlerin dünyasıdır. İşte bu şu anlama gelmektedir, bizler başkalarının bize aşıladığı ve yahut zorla dayattığı bir hayatta yaşıyoruz, işte bunu anladığımızda etrafımızda bulunan insanların cehennemlerinden çıkmak istiyoruz. Fakat bu kolay olmuyor, müthiş bir şartlanma, korku, olumsuz düşünceler bizlere yapışmış oluyorlar, işte bizim kişilerin cehenneminden kurtulmamız için bizi kendi cennetine çekecek bir Muhammed’i zata ihtiyacımız var. Bu zatın Muhammed’i olması şarttır, eğer Muhammed’i değil ise bu seferde kendimizi başka bir cehennemde buluruz.

Bir insanın Muhammed’i olup olmadığını nasıl anlarız derseniz, Muhammed’i olan zatlar da Rahmani bir genişlik vardır, Muhammed’i olmayanlar ise nefsani isteklerinin darlığı içinde olduklarından, sizi sürekli ellerinde tutmak isterler bu da kabz yapar, sıkar, daraltırlar, dilleri ile söylemeden çok şey söylerler. Muhammed’i olan zatlar hak yoluna yönlendirmek isterler, Muhammed’i olmayanlar ise sürekli yönetmek isterler, bu konuda fetö ve benzeri olayları örnek vermemiz mümkündür. 

Onları gönlünüze koysanız iç huzurunuz kalmaz içinizdeki güzellikler yanar, biter ve bir türlü huzura eremezsiniz. Bu kocaman alem içinde, bir Muhammed’i mürşide rastlayıp ona canı gönülden, tüm samimiyetimizle bağlanınca, biz insanların ve dahi dünyanın cehenneminden çıkıp o mürşidi hakikinin cennetine girebiliriz, merkezimize aldığımız mürşidimiz Kâbe olur bizde o mürşidi Hakiki’nin etrafında tavaf ederiz, bu tavaf sonucunda yeryüzünde nerde olursak olalım tüm yollar ve tüm kapılar hep o merkeze açılır, işte bu bağ neticesinde, mutmain bir nefse ulaşabilir isek" şu nidayı duyup yaşaya biliriz.

Artık nefsinin ve kişilerin cehenneminden çık ve benim cennetime gir. 

İşte bugün biz terzi babamızın bize yüklemiş olduğu' içi hakikati Muhammed’i ye ile dolu olan bir âlemde, dünya anlayışlılarından sıyrılıp, hakikati Muhammed’i ye' ye, kayıtlı olan bir âleme giriyoruz, rabbimize hamd ederiz. Evet 715 rakamına baktığımızda baştaki yedi rakamının "7" yedi nefsi temsil ettiğini görmekteyiz daha sonraki gelen bir rakamı ise bir ve tek olan Allah’ımızı temsil etmektedir, birliği gözü ile görüp müşahade eden oradan da tekliğe ulaşan bir bilince en son da olan beş rakamı yani beş hazret mertebeleri açılır. 7 + 1= 8 eder geriye beş sayı değerimiz kaldı ki, buda beş hazret mertebeleridir. 715 için de gizli olan Hicri 571 de vardır ki, buda hakikati Muhammed’i yenin doğum yılıdır. 

11- 11- 2023 Tarihinin.

Sayıları açıkca bizlere, birler ile birlikten bahsetmektedir, 11-11 bu birlerin batını ise 13, 13, 13, 13, dür, 4 adet bir bize şeriat, tarikat, hakikat, marifet, mertebeleri ile 2023, yani baştaki 20 - zahir ve batın olarak, 23 yıllık hakikati Muhammed’i yenin seyrinin bu yıl bittiğini, 2024 ile ümmet ayının başlayacağını işaret ediyor diyebiliriz. Bu işareti efendi babamız 2023 yılına girdiğimiz gece küçük bir video sohbetinde bizlere bildirmişlerdi.

İşte bu işaret yer yüzünde yeni bir döneme girildiğinin bu dönemin de kendi içinde anlaşmazlıkları, ayrılıkları, fitneleri, olacağı gibi bir çok güzelliğinde başlangıcı olacağını gösteriyor. Bu basit bir çözümlemedir çünkü bu âlemin yaşam şartları böyledir, çünkü biz celal ve cemalin yaşam sahasındayız. 11 ve 23 sayı değerleri ile alakalı bir Rüyamız olmuştu, bu rüyamızın umre yolculuğumuz olan medineye işaret ettiğini medineye, o mübarek beldeye varınca anladık. 

Bu rüya ve yorumu şöyledir.

Kulak kentte I- 1 no’lu apartmanın 11. Katında 23 kapı numaralı dairede oturmakta olan Zilha ablaların evinde salonda yer döşeğinde uyuyormuşum, uyanıp gözümü açtığımda kendimi orada buluyorum ve ev sahibi Ahmet ince abimizde yanımda aynı yatakta imiş, muhabbet ile Ahmet abinin başının altına sağ kolumu koyuyorum.

Yorum: Kulak Kent, Kulak faaliyetine işaret,11. Kat zat mertebesi, 23 kapı numarası peygamber efendimizin peygamberlik süresi, Ahmet abi ile yanında yatmak da Ahad ile olmak’dır. 

Özetleyecek olursak;

Peygamber efendimizin 23 yıllık irşat faaliyetine, ikra ile başlaması bizde kulak faaliyeti olması gerekliliğine işarettir ve Zati tecelli ile bu faaliyet sağlandığında Ahadiyyet ile yan yana olduğumuzu anlarız. Cenâb-ı Hakk daha nicelerini nasip eylesin. Dünya ahiret işlerin kolay gelsin hoşçakalın Allaha emanet olun. T.B.

Yine mübarek mescidi nebevi ile alakalı bir Rüyamız olmuş o rüyamızın da mescidi nebevi ile alakalı olduğu, bir öğlen namazında açığa çıktı. 

Bu Rüya ve yorumu da şöyledir.

“Rüyamda sohbet ortamındayız yere diz çökmüş vaziyette terzi babam ile yan yana oturuyoruz, içerisi kalabalık çok derviş var, Nusret babamda mecliste fakat görmüyoruz. Nusret babam, diğer odada. 

Meclisin tam ortasında bakırdan bir cami kubbesi var ve terzi babam bana tebessüm ederek şöyle söylüyor, selim oğlum biz Allahtan bakır kubbe istedik Allah cc Hz. de bize bakır kubbe verdi diyor.” 

Bakır Cami Kubbesi, Kubbe bilindiği gibi kuşatan ve kenarları olmayan bir yapı dır, kenarı olmayınca da aslında bir sınır ve hudut koyulamaz, bundan dolayı Bakır Bakın Allah bana Cami kubbesini yani Cem de başlangıç ve son noktası olmayan bir makam verdi. Diyebiliriz Zuhuratın güzel yolundadır çalışmalarını ve yaşadığın hallerini gösteriyor.  Cenâb-ı Hakk daha nicelerini nasip eylesin. Dünya ahiret işlerin kolay gelsin hoşça kal ve Allaha emanet olunuz. T.B. 

İşte bu rüyamızda bize gösterilen bakır kubbeye biz üst kısmından bakıyorduk, mescidi nebevi de öğlen namazını edâ ederken başımı yukarı kaldırdığım anda, içerden kubbeye görünce bir vurun tu ile bunun bize indirilen kubbenin içeriden görüntüsü olduğu o anda ilham edildi ve bizim buna, hayır öyle değildir deme gibi bir gücümüz olmadı. 

11- 11- 2023 tarihi bizim için birler tarihi oldu. Üç Rüyamız umre ziyaretimiz ile açığa çıktı, rabbimize ne kadar hamd etsek azdır, şükründen aciziz. Bu topraklar Ahmedin varlığı ve izleri ile dolu, onun mübarek varlığını yakinen hissetmek çok başka, bu beldelerde efendimizin hasreti insanı daha çok sarıyor, efendimizin evinde olmak çok güzel bir his, rabbimiz tüm kardeşlerimize hakikati Muhammed’i yenin doğduğu bu topraklara gelmeyi nasip etsin, bu hisleri ve efendimiz Muhammed Mustafa’nın s a v yaşadığı o günleri, o halleri yad ettirsin inşallah.

Tarih. 13- 11- 2023.

Sabah 07: 00. otelden uhut yani Ahat dağına doğru yola çıktık, uhut yani Ahat savaşının mücadelesi anlatıldıktan sonra uhut dağına çıktık ve etrafımızda çok sayıda kuşlar uçuşuyordu, bu kuşlar terzi babamızın bizlere anlatmış olduğu sohbetlerin zahiri görüntüsü idi, hepinizin bildiği üzere güvercinler, haberci kuşlardır.

Uhut, âhat, Allah, tevhidi ilahi, ve bu savaş her birerlerimizin iç bünyemizde yaşamış olduğumuz uhut, Ahat, savaşıdır, ve bu savaşlar sonucu ulaşılan tevhit anlayışı yaşantısı, ancak lebbeyk Allâhumme lebbeyk, Lebbeyke  la şerike leke lebbeyk, innel hamde ven ni'mete, leke vel mülk la şerike lek. Ey rabbimiz senin şerikin yoktur mülk ancak senindir, sen uhut, yani ahatsın, anlayışı, görüşü ve yaşamı ile anlaşılır.

Yemekten sonra, hurma ağaçları hakkın da bizi bilgilendirmek için bazı bilgiler anlatıldı, peygamber efendimiz, hurma hakkında, sahabe efendilerimize hurma sizin halanızdır, dediği bildirildi ki, halanın manası, sizin halinizdir demektir. 

Akşam saat 17: 20. Mescidi nebevi Akşam namazında Ömer abiyle beraberiz. 

T. 14- 11- 2023

Sabah saat 03: 40 mescidi nebevideyiz. İbadet etmeye çalışıyoruz. Bu âlemde kaderine razı olamayanlar, kaderi ilahi yerine, benliğin kederini yaşarlar. 

Saat 04: 53 olmuş, bu ekranda görülen 53 hakikati ilahi terzi babamızın işareti yani ayeti yani ayniyeti olup 9 yıldır yüzümüzü güldürmekte, Rabbımıza hamd ederiz. 05: 18 sabah ezanı okuyor, saat 05: 53 namazdan çıktık, cemal ile, 15: 31 umre için niyetler edildi harem hudutlarına girildi, yolumuz Kâbe, gönlümüz de olsun Kâbe, rabbimiz bizleri afettesin gönlümüz şirkten temiz olsun inşallah Rabbimize hamd ederiz. 

Saatimiz 19: 00 suları terzi babamız ve Nüket annemiz bizim otobüsteler şiir, ilahiler, tekbirler ve telbiyelerle Kâbe’ye yeryüzünün kalbine doğru gitmekteyiz. Telbiye demek terbiye demektir ki şirkten kurtuluş terbiyesi olup yedi nefs terbiyesidir. Telbiyelerle yola devam.

Terzi babamızın bizlere bâtınen yaptırmış olduğu tavafları zahiren de yapmaya gidiyoruz, otele geldik eşyaları yerleştirdik, ihramlarımızla yani kefenlerimizle, tavafa geçiyoruz, gece saat 3: 30 civarı idi, ihramdan çıktık, rabbimiz eksiğimizle, yanlışlarımızla, umremizi kabul buyursun inşallah. 

Bu günümüz böyle geçti, ertesi sabah öğle yemeğine giderken, asansörün içindeyim, rabbim bana dedi ki, neler gördün selim, dedim ki, yarabbi sen subhansın, teksin, bütün varlıklarda görünen sensin, senden bir an bile ayrı olmak mümkün değilken, senden ayrı  olduklarını düşünen kullarının sana kavuşmaya çalıştıklarını gördüm dedim, bu sırada asansör durdu, iki aile asansöre bindiler, asansöre binenler Türk vatandaşı idiler, adamın, yani "ademin" çantasının üzerinde ismi ve soy ismi yazıyordu, Rab’ımla olan söyleşimizin sonucu çantanın üzerindeki ismi okumaya ve söyleşiye oradan devam etmeye karar verdik, ve şahsın  isimi şöyleydi, Rahmi Beceren. Sonra hafif bir tebessüm ederek yarabbi sana hamd ederiz diyerek yemeğe geçtik. Şu anda bu satırları yazarken saatimiz 14: 53 ve buda efendi babamızın bizlerin üzerinde olan himmetinin açık gösterilişidir, çok şükrederiz, çok hamd ederiz.

Sabah saat 07:30 yola çıktık Sevr dağına aşağıdan baktık ve oradan Arafat dağına geçtik Arafat dağında âdem ve Havva validemizi andık. 

Saat 10: 56 hira dağını izliyoruz oraya çıkmaya niyet ettik. Bir gün sonra gece hıraya çıktık.

Umre ‘de günlerden bir gün.

Ömer abiyle 19 Kasım saat 19:30 sularında otelimizin lobisinde oturup çay içmeye karar verdik bu alemde kişiler arasında üç türlü konuşma şekli vardır ve bunlar şöyledir.

1 Piskos, 

2 Fiskos, 

3 Miskos, 

Bu konuşmaların birincisi çok ağır argo konuşmalardır bu konuşmanın adı piskostur yani pis konuşmalar. İkincisi ise insanların bir araya gelip kendi aralarında haktan gayrı nefsi şeyleri konuşması yani fısıltı şeklinde havai konuşmalardır ki, hava kaçıran lastik gibi fıs fıs fıs şeklinde duyulur.  Evlerimizde birde küçük masası vardır adıda fiskos masasıdır. Üçüncü ise ilham yönlü Rab’dan ve Rabb ül erbabdan gelen ilahi hakikatlerin konuşulmasıdır bunlarda Miskostur, yani mis kokulu ilahi ve Muhammed’i olan ahlaki konuşmalardır,  

19/11/2023 otelin lobisinde Ömer abiyle Miskos yapıyorduk, ilahi hakikatleri Rab’ımızın nimetlerini konuşuyor iken telefonun ekranını açtık saatimiz 20:13 tü ve bu ekrandan açılan kapı ile etrafımızı süzmeye başladık, başucumuzda yanan fiskos masanın üstünde lambayı yakan enerji çekim kuvvetinin max 13 w oluşu dikkatimizi çekti lambamız hakikati Muhammed’i ışığını ile etrafa ışık saçıyordu. 

 

Bu içinde bulunduğumuz hakikati Muhammed’iyyenin rahmeti üzerine seyre devam eder iken, Ömer Abi tavanda asılı olan lambanın özel olarak Kâbe’yi temsilen yapıldığını söyledi, gerçekten de öyleydi ortada siyah bir lamba ve etrafında tavaf halkalarını temsilen beyaz ışık yanıyordu bu yanan ışıkta ihram içindeki müminlerin ilahi halleriydi. Ömer abi Selim abi ben çay alayım geleyim dedi. Çayları alıp geldi, çaylarımızı yudumlarken kâğıttan olan çay bardağının üzerinde olan yazılar dikkatimizi çekti, bulunduğumuz mekânı aydınlatan Kâbe görüntüsündeki lamba ve hemen başucumuzda durup ortamı aydınlatan lambaların hakikati Muhammed’i üzere olduğu aşikâr olduğu gibi, dünyamızı aydınlatan güneş te Hakikati Muhammed’i üzeredir. 

 

Bu gözle görülen açık ayetlerin ışığında bardağın üzerinde ki yazılar dikkatimizi çekti, Ömer abi ile internet üzerinden bardağın üzerinde yazanları çevirmeye karar verdik. (everything gets better) manası şu idi (Her şey daha iyiye gidiyor) ve daha dikkatli bakılınca bardağın üzerinde gülümseyen bir suret olduğunu gördük ve bu görülen gülümseyen suret ismi cemalin görüntüsü idi. Ve bizim tüm gördüklerimiz de ismi cemaldi ve terzi Babamız bir şiirinde bu cemali ilahiyi şöyle bildirmektedir. 

"Her yönüyle kemalde Görünür varlık Cemalde"

Bunun üzerine bardağın arka tarafını çevirdik. Bardağın arkasında güneş resmi vardı ve bu güneş hakikati Muhammedî güneşi olup üzerinde yazan yazı şöyleydi. (Loading) yani (Yükleniyor) ve altında yüklenme işareti olup, birde noktalar vardı, noktaları saydığımda altı adet olduğu gördük buda 6 cihetten kuşatıcılığını gösteriyordu.

 

 Ve tam karşımızda duran resepsiyonda 5 adet saat ve birde kapalı ekran vardı. Bu beş adet saat 5 hazret mertebelerini işaret etmekte idi Altında duran ekran ise kapalı olduğundan 5 hazret seyrinin şu an itibariyle kapalı olduğunun görüntüsü olduğunu bildirildi.

Bu hakikatler üzerine gönlümüze gelen şu şiirsel yazıyı da paylaşmak dileriz.  

19/11/ 2023 21:50

Aşka çare gönül bina edersen

Her gördüğünden sevgilin bakar

Her baktığından muhabbet sana akar

Akan zem zem suyunu içersin gözünden

Gözünün önündeki her şey odur sana görünen 

Konuşuruz bugün Ömer’den

Yarın kimbilir ki kimden

Her gözün özünde

Kimilerin dilinde 

Kimilerinin özünde.

Edep rahmandandır 

Dışardan tahsil edilmez 

Aşk Allah'tandır kime iner bilinmez.

21- 11- 2023 saat sabah 08: 30 şu anda alemlerin sultanı Efendimiz Muhammet Mustafa s.a.v Hz. Yer yüzüne teşrif ettiği evinin olduğu o Mübarek alanda o anları tefekkür etmeye çalıyoruz, hakikati Muhammedînin yer yüzünde ilk zuhur ettiği mahal burası, işte o zatı kibrayanın dininde onun sevgi ve muhabbetinde olmanın saadeti huzur içinde bulunmak, yer yüzü âlemi şehadette ki, en ulvî sevgi ve muhabbettir. Allah’ın sevgilisini sevmek onu birazcık olsun tanımak varlığının hakikatini bilmek çok güzel, çünkü bir aşık, âşık olduğu sevgilisinin sevdiğini severse aynı sevgide buluşmuş olunur, yani bizlerde olduğu gibi biz nasıl ki bizim sevdiklerimizi sevenleri seviyor isek   Allah Azimüşşan Hz. de Resullerini sevenleri sever.

Burası Mekke.

Burası İslam’ın kalbinin attığı yer.

Burası İslam tarihinde hakikati Muhammed’i yenin doğduğu yer.

Burası Haremi şerif, kafirlere haram Müslümanlara harem olan mukaddes topraklar.

Burası kuranı kerimin yer yüzüne inip ikiz kardeşini bulduğu ayrılığın sona erdiği kardeşlik makamı.

Burası birin binlerle ölçüldüğü sevap hane, 

Burası tüm günahların bir anda sevaba dönüştüğü akılların idrak edemediği yüce mekân.

Burası Muhammed Mustafa’nın alemlere yayılması için yeryüzüne indirilen ilk çekirdeğin kök saldığı topraklar.

Burası 18 bin âlemi sarıp sarmalayan sarmaşığın köklerinin bulunduğu aşk diyarı

Burası âlemlerin Allaha boyandığı yer

Burası insanların sadece Allaha dayandığı yer. İşte dostlar burası Mekke. 

Mekke'de görülen rüya yollu zuhurat.

Rüyamda kara bulutlar her yeri kaplamış etraf alaca karanlık içinde bir yandan da yağmur yağıyor ve büyük bir deprem ile yer sallanmaya başladı ve bulunduğum yer apartmanın son katı idi, şiddetle sallanan apartman yere yüz üstü devrildi, fakat bana hiçbir şey olmamıştı, apartmandan çıktım önümde koca bir derya vardı ve yönüm doğuya dönük olarak hemen yere diz çöküp ellerimi göğe kaldırdım yarabbi bu senin celalindir, celalinden cemaline sığınırım diye duâ etmeye başladım. Bu dua üzerine kara bulutlar hızla dağılmaya başladı ve güneş doğarak göğe doğru yükseldi, etraf aydınlanıp pırıl pırıl bir gök yüzüne döndü.

Derviş ne ister.

Çiçeklerle bezemek ister beytullahın yollarını.

Aşk ve muhabbetle doldurmak dünyayı 

Kendi ile barışan alemle barışır 

Kendi ile küs olan her gördüğü ile dalaşır 

Kimliklerin olduğu yer darlık ile dolu

Kimliklerin kalktığı yer ise Rahman ile dolu

22- 11- 23Anjum otel bahçesinde terzi babam bizlere anju yapıyordu, tıkalı gönül damarlarımızı açıyor bizlerin düşüncelerini genişletiyordu, Nusret babamızdan söz açılmıştı ki, masada sayılar ilginç ti, 25 rakamı vardı ve biz 25 kişiydik. Diğer sayılar ise şöyleydi. 

15 + 18 + 19 = 52 yapıyordu ve Nusret babamızda bizimleydi, mana âleminde selamlar alınıyor, selamlar veriliyordu.  Elhamdülillah. 

Bugün 23- 11- 2023 son gecemiz, son tavaflar yapıldı Kâbeyle vedalaştık, artık Türkiye ye dönüyoruz. 

Biz Terzi babamızın kapısına neden geldik?

Kan ile candan 

Dünya denilen yalandan 

Bedenin tuzağından 

Nefsin saltanatından

Kurtulmaya geldik.

An ile anda, tahtı zat ta 

Efendi babamın gönlünde

Hakikati Muhammed’i ye de

Mahmut ile Mustafa arasında 

Ahmedin aşkıyla yanmaya geldik.

Hasan Hüsamettin Uşşâki yolunda (ks hz)

Nusret babamın hakkı zatın da 

Efendi babamın huzurunda 

İnsanlığın izinde yol bulmaya geldik.

Allah derdi ile dertlenmeye

Muhammet Mustafa ile sevilmeye 

Hep muhabbetinde sevmeye 

Hak yolunda ölmeye geldik.

Kardeşlerim bizler sıla turizm ile Mekke ve Medine ye yolculuk yaptık. 

Sıla ne demek? Sıla: Doğup büyüdüğü ya da bir süre ayrı kaldığı yere ve yakınlarına kavuşmak demektir ve bizim yaşadığımız hallerimiz de tam olarak budur. Sıla’nın S harfi Selam İsmi olup selamın işaret ettiği hakikat ise Terzi Babamız dır. Ve S harfini sıla dan ayırdığımızda, ıla, yani ila olur buda yine bizim halimiz olup selam ile manasına gelmektedir. Sıla’yı tersten okuduğumuzda "sıla" "alıs" yani alış olur. Yani zahir ve batın olarak bu yolculuklara alış demektir. Sıla turizmin başındaki tur   Nusret babamızı işaret ederken. "Turizmin" izi ise İZ Terzi babamızı işaret etmektedir. 

Görüldüğü üzere yeryüzünde anlamsız manasız rastgele hiçbir şey yoktur. Kardeşlerim bu hakikatlerin görülmesi için bizlerin gözlerimizi nefsi ve keyfi olarak değil İlahi ve cemali olarak açmamız gerekmekte aksi halde gelen celal tecellileri bu cemali ilahileri perdeleyip örtmektedir. 

Bizler yolculuklardaki zorluklara kapılıp uçağı otobüsü oteli beğenmez isek ilahi hakikatlere perdeleniriz.  Ve bizde her an olan ilahi tecellilerin farkına varamayız. Mekke’de günlerce kaldığımız otelde biz 211 no’lu odada kaldık fakat 211 no’lu işaret bize son 2 gün kala açıldı. 211 bizim sohbetler dinleyerek yaptığımız idraki çalışmalarımızın terzi babamız tarafından kabul edilerek kitap haline çevrilmesi sonucu ortaya çıkartılan bir eserdir.

Terzi babamdan esintiler.

Efendi babam k.s Hz. Terzi babamdan esintiler. MUHTELİF KONULAR İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (211) 

Efendi babamız Kitaba 211 sayı değerini Tekirdağ’da veriyor, fakat nasıl bir deryanın içindeyiz ki bizi Mekke’de 211 no’lu otel odasına yerleştiriyorlar. Rabbımıza hamd ederiz. Rabbımıza şükrederiz. 

-------------------------------

Muhammed Kaya 

2023 Umre Hatıraları:

Bismillahirrahmanirrahim

Bana bu Umre yolculuğu sevgili Terzi Baba grubuna katılımımın birinci yılında Tarihi.11.11.2022 Umreye gitmek nasip oldu. Tabi bu yolculuk bana çok karmaşık duygular çok heyecanlı duygular daha yolculuk başlamadan başladı bende. Birde TB. Ve Nüket annem ve gruptaki Derviş kardeşlerle beraber umremizi yapacak olmamız ayrı heyecan ve mutluluğu vardı. Rabbim bizlere nasip etti. Cümle kardeşlerimize nasip etsin inşallah. Bizler Adana grubu olarak 9 Derviş kardeşlerle bu yolculuk ta beraber olacağız inşallah. Bu umre yolculuğunu TB. Daha önce umre ziyaretinde SILA turizm firması ile anlaşmışlar bizde aynı şirketin düzenlediği turla gideceğiz inşallah. Tüm hazırlık yapıldı. Umre ziyareti ile ilgili programlar bizlere bildirdi. Bizlerde programlarla ilgili eksiklerimizi tamamlayıp uçuş tarihini bekleye başladık.

Bizler Adana grubu olarak Adana’dan İstanbul'da TB. birlikte İstanbul'dan İlk önce Medine ye oradan da kara yolu ile Mekke'ye geçilecek. Bizler program da belirtilen tarihler ve saatte İstanbul gidiş ve dönüş biletini aldık.

Adana İstanbul Türk hava yolları TK 2475 uçağı 17 D koltuk numarası ile gece saat 4,30. Şakirpaşa Havaalanından havalandık. İstanbul hava alanına iniş saatimiz sabah saat 6,20 uçaktan indik. Bagajlarımızı alıp hava alanında sabah sebatı eda edip mescitte dinlendik. TB dış hatlar terminali P kapısında buluştuk. Hasret giderdik. Yaklaşık TB. grubu olarak 106 kişi olduğumuz söylendi.

Medine ye uçuş için pasaport işlemleri bagaj işlemleri tamamladık.

Uçuş saatine kadar hava alanı dış hatlarda bekledik. Uçak saat 14.00 da Medine ye Sudi Arabistan hava yollarına ait 258 SV B4 kapısından 40 E koltuk numarası ile uçak havalandı. Uçak Medine ye saat 17.10 da Medine hava alanına iniş yaptı. İkindi salât uçakta eda ettik. Grup olarak pasaport kontrolü yaptırdık. Bagajlarımızı aldık. Bizler otobüslerle kalacağımız otele geldik. Otele yerleştik akşam yemeği yedik. Yatsı sâlatı Mescidi Nebevi de eda ettik. Dualar ettik peygamber efendimizin kabrini ziyaret ettik. Çok duygulandım inanamadım. Hep televizyon dan görürdüm. Şimdi çok yakınında olmak. Allah'ıma şükür bizlere nasip etti. Cümlesine nasip etsin inşeallah.

12.11.2023 Pazar

Sıla turizm görevlisi saat 14.30 da TB. Oteli Lobisinde buluşalım dedi. Peygamber efendimizin kabri ve içerisinde namaz 2 rekât sâlat eda ettik. Bizlerde Adanalı derviş kardeşler mescitte ziyaret ettik sâlat eda ettik zikrimizi yaptık. Terzi Babam ile Birlikte yatsı Sâlatı eda ettik ve Birlikte otele kadar eşlik edip babamdan müsaade alıp yarın sabah Sâlatı eda etmek için saat 4.30 otel Lobisinde buluşmak üzere otellere dağıldık.

13.11.2023 Pazartesi ...

Sabah sâlat için yine Terzi Babam ile Birlikte 320 No kapısından girdik. Mescide girerken 9 no'lu mescit kapısından içeriye girip grup olarak Sâlatı eda ettik. Terzi Babam ile Beraber otele kadar eşlik ettik. Terzi Babam dan müsaade alıp otele ayrıldık. Sıla turizm şirketi sabah saat 7.30 otel Lobisinde biz 3 no'lu otobüs Terzi Babamlar 2 no'lu otobüs diğer derviş kardeşler 1 no'lu otobüslerle peygamber efendimizin çok şehit verdiği Uhud tepesi ne gittik. Sıla turizm görevlisi hocamız Sadık Bey Uhud savaşı ile ilgili bizlere bilgi verdi. Peygamber efendimizin yapmış olduğu mücadele çok etkilendim. Sanki o anları Uhud dağı da bende yaşadım. Hep tarih kitaplarında okurduk. O anları orada yaşamak peygamber efendimizin ayak bastığı yerde olmaktan çok mutlu oldum.

Mescidi Küba burada 2 rekât sâlat kılan ümmetim 1 umre sevabı alır demiş. Bizlerde ham dolsun 4 rekât sâlat eda ettik. Otobüsle binip otele döndük. Abdestlerimizi yenileyip Derviş kardeşlerle birlikte Mescitte öğle sâlatı eda ettik. Saat 13.30 Sıla turizm hurma bahçesine gezisi yapmak için yemekli otobüsle

Gittik Allah razı olsun yemek ikram ettiler çay ikram ettiler görevli kardeş hurma nın nasıl yetiş ile ilgili bizlere bilgi verdi. Hurma bahçesinde hurma alındı. Sonra otellere döndük

14.11.2023 Salı günü 

Terzi Babam ile Birlikte sabah sâlatı eda ettik

Sabah sâlatı hemen sonra grup olarak Cennet’ul baki ziyaret ettik. Dualarımızı yaptık Medine’den Mekke yolculuğumuz bugün başlıyor. Öğle sâlatı sonra ihramlarımızı giyip otel Lobisinde bekledik. Otobüslerle Medine’den Mekke arası 450 Km uzaklıktadır.

Peygamber efendimiz Medine’den Mekke umre için niyet ettiği mikat alanları içerisinde mescitte iki rekât sâlatı kılıp. Sadık hocam la birlikte niyetimizi yaparak. İhramlı hâlde Dualar ederek yolculuğumuz başladı. Saat 14.00 de Medine'de Mekke ye yolculuğumuz ve ihram yasağı da başladı. Yaklaşık akşam saat 8 de Mekke şehri ne ulaştık. Bizler ekonomik otelde 

Al Jaad Mahabas otele yerleştik. Toplam 21 kişi vardı. Derviş olmayan kardeşler vardı.

 Anjum otelde Terzi Babam ve Nüket Annem diğer derviş kardeşler kalıyorlar. Otellere yerleştik. İhram yasaklarına uyma kaydı ile dinlenip saat gece 12 de Otobüslerle Kâbe ye Umre yapmak üzere hareket ettik. Kâbe’nin bahçesinde toplandık. Sıla turizm görevlisi Sadık hocam ile birlikte Kâbe’nin kapısından içeriye girerken Sadık hocam başlarınızı kaldırmadan ben söylemeden bakmayın dedi. Başımızı kaldırıp baktığımda Kâbe karşımda Allahım inanamadım çok duygulandım. 

Gördüğüm anda dualarımı yaptım. Gözlerim doldu hıçkırık la ağladım. Daha sonra hayal bile edemediğim mübarek yerde tavaf yapmak ona yakın olmak ancak yaşanırmış. Allahım bu duyguyu yaşatan önce Allah’ımıza hamd olsun. Buralara gelmemize vesile olan Terzi Babam ve Nüket annemden ve TB. Grubundan Allahım razı olsun. Bir teşekkür de Sıla turizm şirketi ne etmek istiyorum. Kâbe etrafında 7 şaft yapmak bir Tavaf oluyor. Grup olarak dualar edip tamamlayıp. Sefa Merve tepesinde say yaptım. Saç kesimi yaptıktan sonra umremizi tamamladık. Gece saat 3 de otelimize döndük.

15.112023 Çarşamba günü. 

Kâbe ziyareti sabah sâlatı ve Tavaf yaptım. Öğlen sâlatı ve Tavaf ve Kâbe’de Yatsı sâlatı eda ettik ve otele döndük. Tabiki bu sayılı günleri hep Kâbe de geçirmek için zaman la yarışıyoruz. 

16.11.2023 Perşembe günü. 

Sıla turizm görevlisi Mekke şehri gezisi düzenledi İlk ziyaretimiz Hira Mağarası yanına vardık. Çok yüksek bir dağ. Sadık Hocam bizi bilgilendirdi oraya çıkmanın tehlikeli olduğu Hira mağarasına uzaktan baktık. İkinci ziyaret yerimiz Arafat dağı 9,20 de başladık saat 10.50 de bitti. Arafat dağının önemini bize Sadık hocam anlattı. Tüm duaların kabul gördüğü bu kutsal mekânda bizlerde dualarımızı yaptık Allahım kabul etsin. Saat 11,10 hareket ziyaretimizi tamamladık. Saat 12.24 otelimize döndük .Akşam sâlatı Kâbe de bir tavaf yaptım. Tavaf yaparken çok duygu dolu anlar Kâbe’ye bakarak tavaf yapmak anlatılmaz ancak yaşanır. Allahım her bireylerimize yaşatsın. 

17..11.2023 Cuma günü 

Sabah kahvaltısını yaptık tan sonra saat 8,00 de Kâbe de tavaf yapmak üzere otelden ayrıldım. Tavaf, dualar ve Cuma sâlatı eda ettim. Otelde dinlenme ye geçtik. Gece 21.30 ikinci umremizi yapmak üzere otelden otobüslerle Cİ’RANE mikat yerine vardık. Orada 2 raket sâlatı eda edip umre niyeti yaptık tan sonra Kâbe ye geldik. Tavaf yaptık. Sefa Merve sonunda saç kesimi ve umremizi tamamladık Allahım kabul etsin otele döndük.

18.11.2023 Cumartesi günü 

Yine vakit sâlatı ve tavaf Kâbe de tamamlayıp otele döndük. Akşam Hira mağarası gezisi yapmak için saat 21,00 Hira mağarası gezisi otobüslerle gittik. Allahım bize nasip etti bizlerde mübarek yerlerin feyzinden faydalandım. O anlara tanıklık ettim, yaşadım. Peygamber efendimizin inziva ya çekildiği yerde sâlatı eda ettik hamdolsun. Bizler oraya çıkarken merdiven yapılmış biz onlara basamaklardan çıkmamıza rağmen çıkışımız yaklaşık bir saat sürdü. İnişimiz de okadar çok kolay olmuyor. Biz birde gece çıktık. Hava serin idi. Tabi ki oraların havasını solumak, oraların yaşanmışlarını yaşamak çok farklı bir duygu. Yorucu ama o dağa tırmanmak çok farklı.

19.11.2023 Pazar günü 

Programda üçüncü umreyi yapmak üzere saat 7.30 toplandık. Hep birlikte Hudeybiye mikat alanına gittik. Mescitte 2 rekât umre niyeti sâlat eda ettik. İhram Niyeti yaptık. Haremi Şerife geldik. Tavaf yapıp tavaf sâlatı eda ettik. Sonra Sefa ve Merve tepesi say yaptık sonra saçlarımız kestirip umremizi tamamladık. Allahım kabul eylesin.

20.11.2023 Pazartesi günü 

Artık Sıla turizm umre programı bittiği için otelin imkanlar ile tavaf yapmaya günlük vakit sâlatı sonra Kâbe de kılmayı Kâbe’yi seyrederek dualarımızı yaparak zamanımızı geçiriyoruz. Akşam TB Anjum otelde kısıtlı da olsa sohbet yaptı inşallah TB sohbetinden ve nurundan feyiz aldık. Otel görevlileri kamara’dan sohbet yapıldığını görünce sohbetimizi engellemek istediler. Terzi Babam ile birlikte otelin bahçesinde birazda orada yaptı sohbet bitti otele döndük.

21.11.2023 Salı günü

Her zaman olduğu gibi Kâbe de vakit sâlatı, dualar ve dersimizi yaptık otele döndük.

22.11.2023 Çarşamba günü 

Sabah otelden Kâbe’ye ziyaret tavaf dua, dersimi yapmak otele dönüş ve istirahate çekilmek. TB. Anjum otelde gece saat 10 sohbet verdi. Sohbeti dinledik Terzi Babam ’ın nuru ile nurlandık inşallah hamdolsun

Sohbet bitti otele döndük

23.11.2023 Perşembe günü 

Yine sabah kahvaltısı ve Kâbe de tavaf dua yaptım. Otelle döndük Artık dönüş tarihi geldiği için ufak ufak valizlerimizi toplamaya başladık.

24.11.2023 Cuma günü

Sıla turizm Cuma olması nedeniyle yolların kapalı olacağını söylediler Saat 10 da otel Lobisinde eşyalarla birlikte hazır olun dediler. Bizlerde tüm hazırlıklar yapıldı otel Lobisinde bekledik. İnşallah otobüslerle Cidde hava alanına gideceğiz. Mekke'den Cidde hava alanı yaklaşık 1 saat sürdü. Hava alanına indik. Sıla turizm şirketi nın hediye olarak 5 Lt zemzem suyu verdiler. Allahım razı olsun. Yine hava alanında grup olarak pasaport kontrolü, bagaj teslimi biletleri aldık. Uçağın kalkacağı yere geçtik. Uçak Sudi. Arabistan hava yollarına ait uçakla saat 17,45 ve 35 E koltuk numarası ile uçtuk. Allah'a şükürler olsun. İstanbul hava alanına saat 21,35 de indik. Gece saat 2.30 uçağı ile Adana'ya gidecektik ama uçak Rötar yaptı. Bir saat gecikmeli de olsa Adana hava alanına indik. Eşler dostlar hava alanında karşıladılar. Oradan da evlere gittik

Allah'a çok şükür.

------------------------------

 Selma Çoban 2023 Umre Hatıraları:

01.04.2019 yılında gösterilmiş bir zuhurat ile giriş yapmak istiyoruz Efendi Babacığım 

Rüyamızda Kâbe-i Muazzama ‘ya gitmiştik. Üzerimizde lacivert etek ve lacivert kazak vardı. Feracemizi giymemiştik. Önce biraz dışarıda durduk (Cami avlusunun dışı gibi) Kendi kendimize burada ne duruyorsun Kâbe-i seyre Cemalullahı seyre gidelim dedik. Kâbe’nin önüne geldik. Kâbe’nin önünde ön safta durduk. Kâbe’nin içi görünüyordu içinde insanlar vardı. Namaz kılacaktık, ön safta durmak istemedik kendimizi geriye doğru çektik. O anda iki safı dolduracak kadar bir grup geldi. Bu grup mavi renk giyinmiş erkekler idi. Biz Adana'dan geldik dediler. Biz de çocukluk arkadaşım Tuba ile gitmiştik o da arkamdaki saftaydı.

Ne büyük bir devlet ne büyük bir rahmet elhamdülillah. Efendi babamız Nüket annemiz ve derviş kardeşlerimiz ile yola çıkmak,

Umreye niyet edip hazırlığa başladığımız günlerimiz hep heyecan ile geçti.

Bu günlerde rüya yollu umre ile ilgili ikinci zuhurat nasip edildi. Efendi babamız önümüzde Eşim Selim ile beraber Kâbe’yi Muazzamayı tavaf ediyoruz.

Bu iki zuhuratın akabinde inşeallah zahir batın Kâbe-i Muazzamayı ziyaret nasip olur.

Umreye gidiş tarihimiz 11.11.2023 Cumartesi günü olarak belirlenmişti. Kasım ayının bizde ki önemini arz edecek olursak Efendi babamızı ilk olarak 08.11. 2015 yılında İstanbul Kavcıkta yapılan irfan sohbetinde bulunmuştuk. Aradan yıllar geçti. İstanbul havalimanında Efendi babamız ile ulu bir sefere çıkıyoruz.

11 sayısı Efendi babamızın bildirdiği gibi Peygamber Efendimizin Üç makamından birincisi olan Hz. Muhammed dir. Diğer ikinci 11 sayısı da bunun tasdikidir. 2023 rakamında bulunan 23 ise peygamber efendimizin peygamberlik yılını bize göstermektedir. 2023 rakamını kendi içinde topladığımızda 7 sayısını elde ederiz. Bu rakamlarda bize yedi nefis mertebelerini işaret etmektedir. Ayrıca Cenabı Hakk'ın yedi sûbuti sıfatlarını bildirir. Bir diğer bakış açısından İstanbul' un plakası 34'dür bu sayıların toplamı da yedi rakamını vermektedir.

Yolculuğumuza 01 Adana'dan 04.30 da plakası 34 olan İstanbul'a oradan da Medine’yi Münevvere ye Umre niyeti ile yola çıktık. 01+34=35 sayısını elde ederiz bu da terzi babamızın tersten 53 şifresini vermektedir.

(((((Bilindiği gibi erkeklere ihram farzdır ihramda başın kapatılması caiz değildir. Bunun sebebini şu şekilde müşahede ettik. İnsanın başı arşı âlâdır. Bu başımızda Efendi Babamızın buyurduğu gibi saçlarımız Esmâi ilahîyeyi temsil etmektedir. Bu özelliğinden dolayı örtmek uygun değildir diyebiliriz.)))))

2022 yılında ilk defa Efendi babamız 11’inci ayda yani tam bu günlerde Adana'da bulunmaktaydı. Ayrıca bizim doğum günümüzde 11.ay olan Kasım ayıdır. Elhamdülillah hakiki doğum mürşidinde doğmaktır. Cenabı Hakk nasip etsin inşeallah.

2023 yılında eşimin emekli olacağını öğrendiğimiz an hemen Nüket annemizi aradık anneciğim biz de umreye gitmeyi niyet ediyoruz dedik kızım sizi yazıyorum 39. sıradasınız dedi. Hemen 39 nerenin plakası diye bakma isteği duyduk 39 Kırklareli ilinin plaka numarasıydı. Efendi babamız 40 kelimesinin Peygamber Efendimizin 40 yaşında peygamberlik gelmesidir Kemâlât yaşıdır demiştir. Kırklar-Eli ise bizlere zahir ve batından uzanan Terzi Babamızın ve peygamber efendimizin elidir diyebiliriz."Huzbiyedi Ya Rasulullah."

İstanbul havaalanında vize geçiş noktasında ki 39 ve 40 numaralı nokta çok dikkatimizi çekti. Bu rakamlar bizim için önemliydi. Umreye niyet ettiğimizde Nüket annemiz 39. sıraya sizi yazıyorum demişti. Biz de 39. sırada ve peygamber efendimizin 40 sayısındaki vize geçiş noktasındaki numaramızda 39 idi.

09.11.2023 Perşembe günü umre için bazı ihtiyaçlarımız vardı onları da tamamladık. Akşam Tuba kardeşimiz ve Halil abilerde umreye giden kardeşlerimiz ile buluşma vedalaşma ve sohbet olacak inşeallah. Bugün parkta yürürken gözüme bir karınca göründü karıncaya dedim ki biz umreye gideceğiz sonra kuşlara, ağaçlara bu güzel haberi söyledim. Çok mutluyduk.

Bugün 2022 aralık ayında umreye giden Ayten ablamızı gördük. Umre‘ye gitmeden birkaç gün önce onunla görüşmüş ve dua istemiş idik Rabbim inşallah bugün onu bana gösterdi ve onunla da vedalaştık Ayten abla bize de umreye gitmek nasip olacak inşallah dedik. Muhabbetle sarıldık.

Gönül Kâbemiz de yer alan Efendi babamızı ne kadar görebilecektik ona ne kadar yaklaşabilecektik bu düşünceler içerisindeydik. Sayımız 106 kişi olarak 3 otobüs le yolculuk edecektik. Terzi babamız ve Nüket annemiz her bir otobüse binecekti bu bizi şimdiden çok mutlu etti.

20 Kasım akşamı sağ olsunlar abim, kız kardeşim bizi uğurlamaya geldiler bu gecenin heyecanı ile hiç uyuyamadık gece saat 02.30 da İsa kardeşimizin aracı ile Adana Şakirpaşa havaalanına gittik. Kardeşlerimiz ile geçiş noktasından sonra uçağımıza bindik. Devletimize ve Türk havayollarına teşekkür ederiz. Uçakta pencere kenarında oturduk. Çok güzel bir yolculuktu. Uçakta bize ikramda bulundular. Şu ayeti kerime aklımıza geldi O. halde rabbinizin hangi nimetlerini yalan dersiniz Sandviç ve çay aldık. Uçakta bize verdikleri peçetenin üzerinde 1933 sayıları vardı. Bu sayıları 19 ve 33 olarak ayırdığımızda 19 insanı Kâmil’in şifresi 33 mescidi nebevi ‘nin 33 direğinin işaretidir.

Uçağımız saat 06.12 İstanbul havaalanına indi. Uçak’tan indiğimizde tam karşınızda 153 numaralı otobüs, tam yanında da 113 numaralı otobüs vardı biz 153 numaralı otobüse bindik ve iç hatlara bavullarımızı almaya geldik 4-a numaralı bagaj alma yerindeyiz. Şu an İstanbul’dayız. Adana için geçerli olan namaz saatlerine baktığımda şu an güneşin 35 dakika 13 saniye sonra doğacağı gösteriliyor. Sabah salâtımızı eda edeceğiz. Sabah salâtımızı eda edip biraz uyuduktan sonra saat 10.00'da Nüket annem, Efendi babamız ve grubumuz ile buluştuk. Pasaport işlemleri den sonra şu an yürüyen yollardan b4 numaralı bekleme yerine gidiyoruz yürüyen yolların numarası t 313 ve h 315 idi. Peygamber Efendimizin şifresi her yerde karşımıza çıkıyordu.

Ayrıca biletinizin üzerinde İstanbul Medine istikametini gösteren bir yazı vardı. Bu da Med olarak kısaltılmıştır. Bu kısaltma ise Ahmed ismindeki Ah in sonundaki şiddetli aşk diye ifade edilen Med idi. Med Arapça ‘da uzatma demektir dört elif miktarı uzatılır. Bu 4 elif miktarı uzatmanın da birçok manaları vardır. 4 merâtib ilahi 4 unsur, 4 büyük kitap, 4 büyük peygamber, 4 büyük melek, ayın 4 evresi gibi birçok önemi belirtir. Biz de uçağın bekleme salonu önünde b4 giriş bölümündeyiz yürüyen yollardan mescide doğru gidiyoruz yürüyen yolların numarası t 313 idi. Muhammediyet yolunda yürümekteyiz inşallah 

İstanbul havaalanında öğle salâtımızı da eda ettikten sonra uçağımıza bindik Hikmetine binaen 35 L numaralı yoldan uçağımız kalkış için dönüyordu. Henüz havalanmadık. Hangi güç bu uçağı havada tutar. Hayretler içerisinde Rabbimize şükrederiz.

Uçağımız saat 14.20 gibi tekerlekleri yerden kesildi. Uçak yolculuğumuz sıkıntısız geçti. Emniyet kemerindeki sayılar 459350 idi. 4 rakamı Meratibi ilahîyeyi 59 rakamı Tekirdağ'ın plakasını 35 tersten 53 eder bu da sayısı Terzi babamın şifresi idi.

İstanbul havaalanında vize geçiş noktasında ki 39 ve 40 numaralı nokta çok dikkatimizi çekti. Bu rakamlar bizim için önemliydi. Umreye niyet ettiğimizde Nüket annemiz 39. sıraya sizi yazıyorum demişti. Biz de 39 sırada ve peygamber efendimizin 40 sayısındaki vize geçiş noktasındaki numaramızda 39 idi.

Sıla şirketinin bize hediye ettiği sırt çantasının üzerinde sıla turizm yazıyordu. Bu kelimeyi de incelemek istedik. “TUR" kelimesi Nusret Tura efendimizin soy adı’dır. Ayrıca halveti yolundaki kutsal silsilede 52. sıradadır. Nusret babamızın şifresi olan Kur’an’ı Kerim'de 52.sırada bulunan Tur suresidir. “İZ" ise terzi babamızı işaret etmektedir. Sondaki "M" harfi ise Muhammediyet mimidir diyebiliriz.

Uçağımız medine-i münevvere ‘ye saat 17 06 indi. Şu an saat 17.15 uçaktan iniyoruz. Vize kontrolünün ardından bavullarımızı alıp otelimize gittik. Kutsal topraklara geldik elhamdülillah. Medine’yi münevvere ‘ye geldik Medeni şehir ... Kutlu şehir...

Aynı dili konuşan insanlar anlaşamayabilir ancak gönül dilini konuşanlar anlaşabilir. Uçaktan İndik ve raylı yoldan yürümeye başladık. Efendi babamızı bekledik evet yanlarında idik. Aynı yoldan yakın takipte yürüyorduk. Efendi Babamız Selim'e Adana'nın yolları taştan Medine'nin yolları raydan diyerek bize latife etti. Kısa bir video çekimi de yaptık çok şükür Medine'ye geldik otelimize yerleştik. Otelimizin kapı numarası 715 idi. Bu sayıları kendi içinde topladığımızda 13 ediyor idi. Otelimizde ilk akşam yemeğimizi yedikten sonra terzi babamların otelinin önünde grubumuz ile buluşup bir hatıra resmi çekildikten sonra peygamber efendimizi ziyaret ettik. Medine'yi münevvere ye gelmiştik o muhteşem şehre sükûn halinin yerleştiği yeşil kubbeye ne büyük saadetti.

Sadık hocamız bizi bilgilendirdi. Sonra bayan bir görevlinin refakati ile mescidi nebevi ‘nin içine girdik. Nüket annemiz ve kardeşlerimiz ile tahiyyatul mescid sâlatı eda ettik. Hayranlık ve şaşkınlık içerisindeydik.

Otelimiz ile mescid-i nebevi‘nin arası 300 metre idi. Burada saat ve zaman kavramı yoktu her an, her saniye Mescidi Nebevi nin içi dışı insanlar ile doluydu.

13 Kasım Teheccüd salâtı için mescide girmiştik. Yanımıza bir Türk vatandaşı geldi. Nereli olduğunu sordum Kırklareli’ni olduğunu söyledi çok sevindim. Bu kardeşimiz ile kısa bir muhabbetten sonra ibadetlerimize devam ettik. Nakşibendiyye kolundan olan bir tarikata bağlıymış. Önce Mekke i Mükerreme ‘den sonra Medine-i münevvere ‘ye gelip burada 40 vakit sâlat edip öyle Türkiye'ye döneceklermiş bu da 8 güne tekabül ediyor.

13.11.2023 gece Teheccüd sâlatı sabah salâtının arkasından kahvaltımızı yapıp hazırlıktan sonra gezi programız vardı otelden ayrıldık.

13 .11.2023 pazartesi günü 

Otobüslerimize binip Medine gezisi için yola çıktık ilk durağımız Uhud savaşının yapıldığı yere Uhud dağına gidiyoruz. Burada Sadık hocamız bizi bilgilendirdi. Uhud şehitliğini ziyaret ettik. Grubumuz ile fotoğraf çekildikten sonra yedi mescide gittik uzaktan orayı da andık. Kıbleteyn mescidine geldik iki rekât mescid salâtı ve Duha salâtı kıldıktan sonra oradan ayrıldık. Sonra Küba mescidine gittik. Peygamber efendimiz Medine ye hicret edince ilk olarak Küba köyüne gelmiş ve burada bir mescid yapmışlar. Hocamız bize burada bir umre sevabı alacağımızı iki rekât salât etmemiz gerektiğini bize bildirdi. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur. Bu da bizim için bir müjdeydi. Kim evinde güzelce temizlenip abdest aldıktan sonra başka bir maksatla değil sadece namaz kılmak için Küba Mescidine giderse bir umre yapmış gibi sevap kazanır."

14 Kasım 2023 salı günü 

Sabah salâtını eda ettik. Hocamız ilk rekâtta tin süresini ikinci rekâtta zilzal süresini okudu. Sabah sâlatını eda ettikten sonra otelimize döndük. Sabah kahvaltısı yapıp odamıza çıktık 11.30 bavulları hazırlayıp odamızın kapısının önüne bıraktık. Öğle namazını grubumuzdaki bazı bayan kardeşlerimiz ile eda ettik. Akabinde mescid-i nebevi ‘nin etrafını bir tur döndük peygamber Efendimizi selamladık ve otelimize döndük. Ardından Yola çıktık. Otobüste sağ olsunlar, şirketimizin bize ikram ettiği öğle yemeğimizi yedik tavuk, patates ve içecek vardı. Medine’de mikat alanında umre için sâlatımızı eda edip niyetlerimizi aldık ve saat 15.10 yola çıktık.

Uzun bir yolculuk için yola çıkmıştık Medine ile Mekke arası 450 km olarak bildirilmiş idi. Yolda tekbirler, ilahiler, telviyeler ile Arabistan yollarını seyrediyorduk. Terzi babamız ve Nüket annemiz bizim otobüsümüze bindiler sağ olsunlar Efendi babamızın okuduğu ve yazdığı şiirleri dinledik. Efendi babamızın eşliğinde ilahiler söyleyip zikirler çekip yolumuza devam ettik. Mekke'ye gelmiştik eşyalarımızı otele yerleştirip akşam yemeğini yiyip umre için Kâbe-i muazzama ya gittik. Efendi babamızın bize tavsiye ettiği duayı tekrarlıyorduk. 

Varlığınla varlığımı,

Özünde özümü kapla

Senden başka hiçbir şeye yöneltme 

Zati tecellini nasip eyle

Hüvallahüllezi esmaül hüsna'nın tahakkukunu nasip eyle.

Gece umrenizi tamamladık ve otelimize döndük. İlk günümüzdü gün içinde eşim ile yukarıdaki tavaf alanında tavaf yaptık yağışlı bir hava vardı. Yağmurun az görüldüğü sıcak bir ülke olan Arabistan'da yağmur görmek ne büyük bir lütuftu. Kâbe’yi Muazzamayı tavaf ederken birçok düşünceler hasıl oldu otelimize geldikten sonra şu yazıyı kaleme aldık.

"İnsan halk ediliş gereği bir şeye inanmak bir şeye sığınmak gönül vermek istiyor. O inancı ona kuvvet veriyor ve ayakta tutuyor. Allâhu Teâlâ ben dinimi tamamladım diyerek Al-i İmran suresi 19. ayeti kerimede, Allah katında din İslam’dır diye buyuruyor.

Bu ayetin ulaşmadığı kimselerde tapınacak dua edecek bir yerler arıyor. Örneğin Budizm, hinduizm, teoizm gibi.

Evet bu inanma sığınma isteği doğuyor ama neden nereye. Biz atalarımızın dinini bırakıp sizin dininize mi inanacağız diyen bir toplum var karşımızda. Ataları kim ki dini olsun yani Din Alahan’dır. Tapılacak sığınılacak Allah’tır. Huvallahullezi lailahe illa hu'dur. Allâhu Teala'nın bize emrettiği, Arabistan’da bulunan Mekke şehrinde bulunan Kâbe i muazzamadır. 

Allâhu Teala'nın bize bildirdiği Safâ ile Merve Allah’ın hac ve umre için belirlediği işaretlerdendir. O halde hacceden veya umre yapan bir kimsenin, bu iki tepe arasında sa‘y etmesinde bir mahzur yoktur. Kim gönlünden gelerek bir hayır işlerse, mutlaka mükâfatını görür. Çünkü Allah, iyiliğin karşılığını fazlasıyla veren ve her şeyi bilendir. Peygamber-ler aracılığı ile de göstermiştir. Başka din ve inanışlar batıldır yani batıktır.

İnsanoğlu secde etmek istiyor özünde var, ağlamak istiyor, özünde var zikir çekmek istiyor özünde var. Ruhu bunu istiyor ve buna yöneliyor. Ümmeti Muhammed 'de bunu yapıyor hemde batıl olarak değil, yakin olarak yapıyor.

Cenabı Hakk'ın bir programı var ve bunu bize Âdem a.s dan peygamber efendimize sav. kadar olan seyrinde yaşatıyor. Bu kutsal seyrin içinde Hac, umre, riyazât, salât, savm, muhabbet dostluk gibi ibadetler hep mevcut.

Allah'ın dininde her şeyin olmasına rağmen diğer batıl inanışlar neyi aramaktalar. Ne acıdır ki kendi kendilerine bir şeyler üretip onlarda namaz, riyazât, ağlama duvarı, acı çekme nefis terbiyesi gibi bedensel faaliyette bulunuyorlar. Evet şimdi ben birisine iyilik yaptığımda bunu nefsim için gösteriş için yapar isem bunu Hakk bankasına yatırmış olmam Nefs onu ele geçirip dünya ahiret bir fayda vermez.

Batıl inanışların yaptığı dini literatür de böyledir. Babalarından görme faaliyette bulunurlar ama ahirete yollayamazlar. Cenabı Hakk' Kur'an'ı Kerim de insanı halk ediş amacı bilinmekliğimi sevdim bilinmek istedim diye buyuruyor. Bilinmekte ilim ile gönül ile olur. Şimdi yine diğer inançlara gelelim Allah'ın bize gönderdiği peygamberleri ve Kâbe i Muazzaması var iken bizim diğer inanışlarımız nefsimizin bize tuzağı dır.

2018 yılı 21 Haziran ayı idi. İstanbul’dan Tekirdağ'a doğru Efendi babamızı ziyarete yola çıkmıştık. Gönlümüze gelen şu sözleri de buraya aktarmak istiyoruz.

"Hac bizim dönüşümüzdür.”

Kâbe’deki o dönüş Hakk'a dönüşü temsil etmektedir. Beden gördüğümüz, Hakk’tan ayrı bir varlık verdiğimiz isimleri, sıfatları asıl sahibine döndürmektir hac... hakikate, ilahi ilimlere, sırlara, mânâlara gönül gözünü açmaktır. Hâc âdem olmak, tufandan kurtulmak, Halilullah olmak, Davud as gibi demiri işlemek Yusuf as. gibi Mısır'a sultan olmak, Yakup as gibi göz yaşı dökmek, İbrahim as ateşi gibi ateşi nur eylemektir. Hac teslimiyettir. Hac İnsan-ı Kâmil-e varmaktır. Var zannettiğin, ayrı gördüğün, her şeyi hak sahibine vermektir. Emaneti sahibine verir isek Hakk bizden razı olur.

Efendi babamız bizlere şu ikazda bulunmuş idi Kâbe i Muazzamayı ziyaret ettikten sonra girdiğiniz kapıya mutlaka dikkat edin demişti. Yoksa girdiğiniz kapı numarasına dikkat etmez isek başka kapılar bizi başka istikamete götürür diye buyurmuştu. Otelimizin istikametindeki Kâbe’yi tavaf için girdiğimiz 19 numaralı selam kapısıydı. Diğer kapıların hiçbiri bize yakın değildi tek kullandığımız kapıda Selam kapısıydı. 19 numaralı selam kapısı insanı Kâmil’in şifresi mürşidimizin şifresi besmele-i Şerif'in şifresi idi. Efendi babamızın Rabbi hası selam esmasıydı.

Kâbe- i Muazzamayı insanı Kamile benzettik,

"Huzuruna girersin

Selam verirsin,

Elini eteğini öpersin

Sonra Her bir mertebenin

Hakikatini idrak edersin

Sonra veledi kalbi doğurursun

Altınoluktan akan ilim suyu ile yıkanırsın

Yedi dönüş ile hakikati anladın ise sâlâtını eda edersin,

Her bir dönüş seni merkeze yaklaştırır,

Bunu idrak ettin ise

Kâbe-i tavaf ettin ise özünü buldun ise irfan cennetine girersin."

Kâbe-i muazzamaya gitmek isteyip de gidemeyen kardeşlerimize şu tavsiyede bulunmayı isterdik. Bir Kâmil mürşide bağlanıp ona intisap edip, seyri sülük yolunda 7 nefis mertebesinde yaşayıp idrak edip oradan İbrahim Aleyhisselam'ın ayak izini takip ederek fikir ve anlayışlarını yaşayarak 5 Hazaratı hamseyi de idrak ettiğinde Kâbe’yi tavaf etmiş haccını da yapmışsındır demek isterdik.

16.11.2023 Perşembe günü 

Mekke-i Mükerremeyi ziyaret ettik. 17.11.2023 günü akşam Cir'ane mikat alanına gidip 2. umremize niyet edip bu gece umrenizi tamamladık elhamdülillah. Grubumuz ile Hira mağarasına çıkmak istiyorduk bunun için belli bir sayıya ulaştıktan sonra otobüs kiralanıp 28 kişi olarak Hira mağarasına çıktık.18.11.2023 günü çıktığımız Hira mağara-sına 19.11.2023 de tamamladık. 19 Kasım Pazar günü saat 7.30'da 3 umremiz için Hudeybiye mikat alanına hareket ettik. Rabbimiz kabul buyursun bu umremizi de tamamladık. 20 Kasım 2023 Pazartesi günü grubumuz dan bazı kardeşlerimiz umresini tamamlayıp Türkiye'ye döndüler Allah onlardan razı olsun ziyaretlerini kabul eylesin inşallah. Grubumuzdaki kardeşlerimizin gitmesinden sonra iki kere Efendi babamızın oteline ziyarete gittik ve sohbet ettik.

Nüket annemiz sağolsun Allah ondan razı olsun bizi otelin lobisine davet ettiler. Bize de gitmek nasip oldu 22.11.2023 Çarşamba günü derviş kardeşlerimiz ile bir araç kiralayıp Kütahyalı kardeşlerimizin öngörüsü üzerine Arafat Dağı’nı ziyaret ettik 4. umremiz için niyet edip 13 kişi olarak çıktığımız yolda kardeşlerimiz ile umremizi yaptık sağolsunlar.

23.11.2023 gecesi 

Son günlere gelmiştik. Hüzün sarmış idi. Saat 21 30 da efendi babamız ve Nüket annemiz otelin bahçesinde kardeşlerimiz ile sohbet ediyorlardı. Bizlerde geldik. Bu düşüncelerimizi de kaleme aldıktan sonra Efendi babamız bizi otelin bahçesinde Kur’an-ı Kerim'de yolculuk tasavvuf serisi 118 kitabının Tur suresini okuyarak yeni bir yolculuğa çıkardı. Ne manidardır ki biz de Sıla turizm ile Terzi babamız ile Kâbe-i muazzamda Tur süresinin sohbetini yapıyordu.

Ölülerin ardından bilindiği gibi 7.40.,52.geceler düzenlenir bunların toplamı 99 olmakla beraber 53. geceye bu kemâlât tamamlanmış oluyor 53 burada ölümün kemalatı dır, buyuruyor Efendi babamız. Efendi babamızın sohbetinden sonra biz de Kur’an-ı Kerim'de 7. surenin Araf süresi 40. sürenin mümin suresi 52 ve 53 surelerin Tur ve Necm suresi olduğunu gördük.

Tur süresinde bildirilen hakikatler her an yaşanmak-taydı.

Zamanın değerini, ancak değerli zaman diliminde anlıyoruz.

24.11.2023 günü sabah hazırlıklarımızı yaptık. Otelin lobisinde buluşup otobüsümüze bindik Havaalanına doğru hareket ediyoruz. 

Selam ve muhabbetle ellerinizden öpüyorum Efendi Babacığım. 

------------------------------ 

Mehmet Kahraman 2023 Umre Hatıraları:

10.11.2023

 Sabah 06.00'da uyandık sabah namazı ve zikrimizi Eda ettikten sonra kızım Fatma Ecer’ini okuluna götürdüm Sabah kahvaltıyı yapıp sağlık ocağına gittik umre için doktordan ilaç yazdırıldı cuma namazına bizim Özgür Camisi’ne gittim son gün heyecan dorukta idi gece umre için Adana Havaalanı’ndan İstanbul'a gidilecek aynı heyecanla akşam nasıl oldu anlayamadım akşam yemek için kardeşim Mergül ve Adem'lere gittik kızım Fatma ecrini akşam 9.30'da Menekşe hatun kız öğrenci yurdundan almaya gittim çay kahve içildikten sonra yattık o gece kardeşim nerede kaldık gece 02.30'da uyandık gece Teheccüd namazını kıldık 3.00'da Adem Mergül ben eşim Nazife hanımla birlikte arabayla havaalanına gittik Muharrem abim Ömer bacanakları getirdi Zilha hanımı Ahmet bey getirdi Münevver ablamın oğlu Yusuf ve kızı getirdi Selim kardeşimi de İsa kardeşim getirdi konvoy halinde havaalanını hep beraber gittik orada bize uğurlamaya gelenlerle vedalaştık İstanbul’a gitmek için pasaport kontrolü ve valizleri teslim edip havaalanının içine geçtik tek tek kontrol edilerek uçağa yerleştik uçağın içinde kaşarlı tost çay ikram edildi 1 saat 15 dakika olan yolculuğumuz güzel geçti sabah 5.30'da İstanbul havaalanına indik ve bizi otobüslerle alıp diğer bölüme getirdiler saat henüz erken olduğundan lavaboya ihtiyacı olanlarla lavaboya gitti ve hep beraber mescide gidip sabah namazını eda ettik saat 10.00'da mescitten çıktık eşyalarla beraber terzi babamın bulunduğu yere hareket ettik. 

Sıla turizm kendi amblemini masasını koyup orada toplanmışlardı terzi babam ve Nükhet annem de tekerlekli sandalyede oturup sohbet ediyorlardı hep beraber yanına gittik terzi babamın Nükhet Hanım'ın ellerini öpüp Hasret giderdik hal hatır sorduktan sonra Sıla turizm pasaportlarımızı verdi gerekli olan evrakları hazırladık uçağa binmek için hep beraber sıraya girdik pasaport kontrolü yapıldı uçağa bindik saat 13.45'te yani cumartesi günü Medine'ye havalandık yolculuk çok güzel geçti yolda balık ekmek pilav değişik tatlılar su ikramı yapıldı Sude Arabistan uçağı ile yolculuk yaptık aynı günün akşamı 17.30'da Medine havaalanına indik havaalanında tekrar pasaport kontrolü yapıldı ve bizi bekleyen otobüslere geçtik.

Sıla turizm görevlisi bizi yönlendirdi bize 3 no’lu otobüse binmemizi söylediler otobüslerimizde bindik kalacağımız otele gittik görevli valizlerimizi otelde getirdi odalarımızı ayarladılar akşam yemeğini yiyip lobide terzi babamlarla buluştuk gece saat 9.00'da mescidi Nebevi’ye gidildi manzara muhteşemdi kelimelerle anlatılacak gibi değil çok güzel bir şehir her taraf hotel Bizim otel mescidi Nebevi'nin sol tarafının da idi terzi babamın otelde mescidi Nebevi’nin sağ tarafında idi birbirimize yakın idik o gece mescidi Nebevi camiinde namazımızı kıldık çok güzel bir geceydi tekrar otele geldik ilk gecemizi ihya ettik sabah 04.30'da lobide terzi babamlarla buluşup Sabah namazına gidildi daha sonra 7.00'da bayanlar hep birlikte mescid-i Nebevi ziyarete gidildi erkekler 14.30'da yani iki buçukta buluştuk mescid-i Nebevi’ye topluca gittik çok kalabalık bir ortamdı tek tek sıraya girilerek yavaş yavaş hareket edildi topluca grup olarak Mescid-i Nebevi’ye girdik içinde terzi babam ve hep beraber iki rekat namaz kılındı oradan çıktık Mescid-i Nebevi’nin Camisi’nde terzi babam ve grupla akşam namazını ifa ettik otelde yemeye gittik yemekten sonra 18.45'te tekrar buluşmak için ayrıldık yemek yedikten sonra 19.45'te Terzi babamların oteline gittik hep beraber yatsı namazına mescid-i Nebevi’ye gittik 4 no’lu kapıdan girdik terzi babam yanımda sol tarafında 4 kişi olarak namazımı kıldım terzi babam namaz saatini beklerken hemen cebinden not defterini çıkarıp notlarını yazıyor sağa sola bakıp bir şeyler yazıyor  namazını kılıp otele dönüp istirahate çekildik 

13.11.2023 pazartesi 

Sabah 4.00'da uyandık abdestimizi alarak 4.30'da terzi babamın oteline gittik Ömer bacanak Muhammed bacanak ve ben üçümüz terzi babamla beraber mescidi Nebevi Camisi’nin 10 no’lu kapısından girip sabah namazını ifa ettik bitince tekrar otele kahvaltıya geldik sabah kahvaltısını yaparak  07.00'da terzi babamlarla 3 otobüs Sıla turizm bizi  ziyaret yerlerine götürdü ilk önce peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin Uhud tepesinde savaştığı alana gittik okçular tepesinin üstünde Emir gelmeden indiklerinde 70 adet şehit verilmiş burada olanları Sıla turizmin hocası anlattı duamızı yaparak ayrıldık. 

Daha sonra çift kıbleli mescidi gezdik kıbleteyn camii iki rekat namaz kıldık daha sonra 7 mescitli Hendek savaşı alanına gittik Fatih mescidi Hz Ali'nin mescidi bu mescitlerin Hendek kazıldığından Hendek Savaş diye anılıyor 3 adeti yıkılmış Küba mescidi Hz Muhammed aleyhissalâtu vesselam Peygamberimizin eliyle yaptığı ilk mescidi Medine halkına buraya gelenler iki rekat namaz kılınca bir Umre sevabı olur demiş Peygamberimiz o yüzden iki rekat namaz kıldık Allah kabul etsin elhamdülillah çok mutlu olduk Sıla turizm ile olan gezimizi bitti kaldığımız otele geldik öğle namazını mescidi nebevi ‘de üç bacanak ile beraber kıldık ve otelimize geldik 13.30'da terzi babamın oteline gittik otobüsler bizi bekliyordu otobüslere bindik hurma bahçesine gittik hurma bahçesinde bahçe sahibi Sıla turizm ile terzi babamlara 4 adet koyun kesilmiş ve pilav üstü tandırda yapılarak bize yer sofrası hazırlanmış hep beraber oturuldu ve yemeğimizi yedik. 

Bizim sofrada Selim Ömer Muhammed Mehmet ve Erol bey vardı 5 kişi yer sofrasına oturduk Erol bey ile tanıştık terzi babamın en eski dervişlerinden hep beraberlermiş Hacca ve umre ‘ye hep beraber gitmişler terzi babamın son umresi diye Erol bey ve hanımı ile gelmiş bu vesileyle bizle tanışmış olduk yemekten sonra masalara bahçeye geçildi çay ve hurma çeşitleri ikram edildi hurma ağacı hakkında bir kişi bilgilendirme yaptı ve hurma ağacının insana benzediğini tek başına yetişmediğini yedi yıla kadar hurma ağacının dibinden çıkan küçük ağaç çekilirse ölür 7 yaşından sonra yanından çıkıp başka bir yere dikilebilir diye söyledi.

Ayrıca insanlar gibi 60-70 yıl yaşadığını öleceği zaman en tepeden boynunu büküp ağacın devrildiğini söyledi biz de hayretler içinde dinledik çayımızı hurmamızı yedik içtik Hurma standına geçtik ve orada çok çeşit hurmalar ikram edildi isteyen sipariş verip paket yaptırıldı daha sonra otobüslerimize binip tekrar otelimize döndük akşam ve yatsı namazlarını Ravza yı nebevi ‘de kıldık alışverişler yapıldı Ravza yı nebeviye gittik Muhammed bacanakla beraber 20 rekat Muhammediyet namazını kıldık bir günlük kaza namazını ve duamızı yaparak tekrar otelimize döndük istirahate çekildik gece 22.00'da Türkiye'den kardeşim Mergül ve kızım Fatma Ecrin ile görüntülü telefon görüşmesi yaptık ve istirahate çekildik.

14 11 2023 salı 

Sabah 04.00'da hazır uyandık abdestimizi alarak üç bacanak terzi babanın oteline gittik otelin çıkışında 04.30'da buluştuk ve hep beraber Ravza yı nebeviye Sabah namazına gittik sabah namazını kıldık her zamanki gibi çok kalabalık bir yer görevli tarafından bulundu sabah namazı çıkışında Cennet’ul Baki mezarlığına gittik komple grup olarak çevresini dolaşıldı 06.30'da otelde kahvaltıya gelindi valizler toplanıp 11.00'da hazırlanacağız ikramlarımızı giyeceğiz 13.30'da Mekke'ye hareket edeceğiz otelin önünde otobüslere ihramlarımızı giyerek bekledik öğlen namazının son kez Ravza yı nebevi’ de kıldık otobüsler hareket etmeden öğlen yemeği için pakette tavuk pizza ve kola verildi otobüslerin içinde Medine’den Mekke'ye hareket ettik. 

Otobüs ile yola çıkıldı Sıla turizm sahibi Musa bey bizimle beraber otobüse geldi Sıla Turizm’in görevlisi Turgay bey sürekli ihram ve Umre hakkında bilgiler verdi Turgay bey bizim otobüsteki görevli ilahiler söylendi ikindi ve akşam namazlarını yolda durup camilerde kıldık akşam namazı yatsıda sonra terzi babam ve Nükhet annem bizim otobüse 3 nolu otobüse bindiler yolda sohbet şiir okudu terzi babam daha sonra da otobüsle hep beraber zikir yapıldı Adana'da bizim evde yapılan zikrin aynısı otobüste yolculuk yaparken terzi babam tarafından yapıldı çok memnun kaldık salı günleri zikrimiz vardı yine salı gecesi günü terzi babam zikrimizi otobüste yaptırdı gece 10.30'da Mekke’den otele geldi valizleri indirdik odalarımıza çıktık ve biraz dinlenince 11.30'da lobide buluşup gece 12.00'da Kâbe’ye gittik.

Kâbe'de Terzi babamların kafilesini bekledik ve toplanınca hep beraber sıla turizm hocası sadık bey Umre hakkında bilgiler verdi Kâbe’ye girmeden önümüze bakmamızı söyleyerek Kâbe'nin içine girdik çok heyecanlı idik hepimiz art arda sıra sıra dizildik ve önümüze bakıyorduk şimdi bakabilirsiniz deyince başımızı kaldırıp Kâbe’yi karşımızda gördük çok muhteşem bir duyguydu anlatılacak bir şey bulamıyorum gidip görüp yaşamak lazım diyorum Kâbe’ye bakıp duamızı yaptık ve hep beraber grup olarak tavafa başladık sadık hoca okuyor biz de arkasından okuyoruz 7 defa yeşil ışığın önünde tavaf ettik ihramlarımızla beraber ilk 3 tavafta hızlı ve ihramınızın bir kolunu dışarı çıkıp gövde gösterisi yaparcasına dolaştık daha sonra kolumuzu göğsümüzü kapatıp 7 defa turumuzu tamamlayıp bir kenarda boşluk bulup iki rekat  namazı kıldık Sefa ve Merve tepesine gidildi yedi defa da orada döndük ve bitiminde saçımız kesildi ve ilk umremizi yapmış olduk gece saat 03:00 Otele istirahate çekildik.

15 ve 16.11.2023 Çarşamba ve perşembe günü 

2 gün, her gün Kâ’be’ye gidip tavafımızı yaptık üç bacanak ile beraber kaldığımız otel ile Kâbe arasında otobüsle 5 dakikada gidiliyor çok yakın o yüzden yemek yiyip istirahat edip tekrar Kâ’be’ye iki gün boyunca dolu dolu gidip geldik Kâbe'de Yağmur yağdı sıcak oldu zemin çok soğuk pervaneler sürekli çalışıyor netice itibariyle hastalandım doktora çıktım Diyanet’in sağlık ocağına gittik ve ilaç aldı vücudumda üşüme terleme Ateş vardı sessizliğe büründüm. 

Eşim Nazife hanım kardeşleriyle beraber Münevver ablam Zilha Aynur Dördü bir odada beraber kaldılar odalarımız yan yana olmasına rağmen Kâ’be’ye gidip gelirken birbirimize görmedik herkes kendisi yanındaki ile beraber gidip geldi. Ben hastalanınca Kâ’be’ye gidemedim Ömer bacanak ve Muhammed bacanak ikisi gidip, geldiler.

17.11.2023 Cuma günü 

Sıla Turizm’in 2. umresi başladı sabah 09.30'da Mekke'nin dışına otobüslerle çıktık niyet edip mikat alanında namazımızı kıldık Kâ’be’ye geldik hep beraber Kâbe’yi 7 defa turlayıp 1 tavaf ettik bu esnada salavat getirip yolumuza devam ettik bitince arkasından iki rekât namazımızı kıldık Sefa ve Merve tepesinde sayımızı yaptık saçımızı 3 yerinden kesilerek umremizi yapmış olduk gece 3.00'da bitti otelimize istirahate çekildik

18.11 2023 cumartesi 

Sıla turizm programında olmadığı için biz kendimiz talep ederek Hira dağı'na çıkmak için bir otobüs ayarlandı toplam 28 kişi bizim otelden de 13 kişi hep beraber niyet ederek yola çıktık Hira Dağı çok yüksek 1080 merdiven Zilha bacım saymış hep tırmanarak çıkıldı çok yoruldum tepede ulaştığımızda dinlenip mağaranın içinde iki rekat namazımı Eda ettim tekrar aşağıya Nazife hanım ile beraber indik hep beraber çıktık beraber de indik yavaş yavaş ama çok zorlandık benim hastalığım tekrar nüks etti halsiz ve bitkin düştüm gece 04.00'da Anjum Otel’e geldik oradan tekrar kendi otelimize yürüyerek gittik biraz dinlenip sabah 06.00'da tekrar uyanmak için saatimizi kurduk

19.11.2023 Pazar 

3. umre için Sıla turizm otobüslerine bindik Mekke'nin dışına mikat alanına çıktık niyet ettik 2 rekat camide namazımızı kıldık ihramlı bir şekilde hep beraber gittik eşim Nazife hanım baldızlar üç bacanak 9 kişi 4 kişi de Tavşanlı’dan toplam 13 kişi bizim otobüste ihramlı bir şekilde 3 umreyi yapmak için yola çıktık ben de yine öksürük halsizlik devam ediyor fakat 3 umre ‘de yapmaya niyet ettim ve Kâ’be’ye geldik yine tavafımızı yaptık iki rekat namazımızı kılıp Sefa ve Merve tepesinde 7 defa sayımızı yaparak sonunda saçımız kesildi umremiz tamamlandı yine sabah 4.00'da otelimizde istirahate çekildik.

20.11.2023 Pazartesi 

Terzi babam ve Nükhet annem bizim otele ziyarete geleceklerini Ömer  bacanağıma söylemişler Ömer bacanağında siz zahmet etmeyin biz gelelim demiş ve Adana canları sohbete gitti gündüz istirahat ettik ve Kâbe'de bir tavaf yapıldı gece yatsı namazından sonra yola çıktık Anjum Otel’e terzi baban ve Nükhet anneme gittik bahçede bizi bekliyorlardı bizi görünce hemen kalktı ve beni takip edin dedi bir üst kata teras katında bir köşede yer ayarlayayım sohbetimize başladık terzi babam yine aynı soru sorun konu açılsın diyerek bizlerden soru istedi sohbet ve soru devam ederken otel görevlisi geldi kameralardan toplu halde dikkat çekildiğini uyarı geldiğini dağılmamızı söyledi teyze babam bizi yine bırakmadı bahçede devam edelim dedi bahçede de sohbet muhabbet derken gece 23.00'da izin isteyerek ayrıldık  yolda gelirken Kâbe'de yatsı namazımızı kıldık yürüyerek otelimize istirahate çekildik.

21.11 2023 salı 

Sabah 06.00'da uyandık sabah namazımızı kıldık kahvaltımızı yaparak hep beraber ihramlı bir şekilde Kâbe’yi tavafa gittik çok kalabalık ve sıcaktı öğlen namazı için Kâbe’nin etrafında dönerken durduk Kâbe’nin perdesini tamir ediyorlardı öğle namazımızı kıldık iki defa tavafımızı yaptık tekrar otelimize geldik Kâbe’ye ihramlı bir şekilde tavaf etmek için geldiğimizde 16 Nolu kapıdan selam kapısından girdik 19 Nolu kapıdan da çıktık.

22.11.2023 Çarşamba 

4.umre'ye niyet ettik bir minibüs kiralandı bizim otelden 9 kişi Adanalılar 4 kişi Tavşanlı’dan dervişler toplam 13 kişi olarak Arafat dağı'na çıktık iki rekât namaz kıldım toplu halde fotoğraf çekildik sabah erken çıktık ve kalabalık yok idi öğlene doğru çok kalabalık olmaya başladı biz 13 kişi olarak Mekke'nin dışına çıktık camide iki rekât umre namazı kılarak niyet ettik ve tekrar Mekke'nin içine Kâbe’ye geldik Kâbe’de tavafımızı yaptık. Sefa ve Merve tepesini gittik geldik saçımızı kestirerek umremizi tamamladık otelimize istirahate çekildik akşam yemeğini yedik ve bayanlar eşim Nazife hanım Aynur Zilha ve münevver ablam Kâbe’ye tekrar tavaf için gittiler terzi babam ve Nükhet annem Anjum otelde 22.00'da sohbete davet ettiler Muhammed bacanak ve ben de Kâbe’de birinci katta sivil olarak bir defa tavaf yaptık Kâbe'nin 179 kapısına gittik hanımları 21.30'da orada bekledik geldiler ve hep beraber Anjum Otel’e gittik Ömer bacanağın bizden ayrı geldi telefonu bozulduğundan telefon yaptırmaya gitti 22.00'da terzi babam ve Nükhet annem bizi bekliyorlardı biz de dervişler yanına gittik 5 masayı birleştirilmiş Bir de çevresine oturduk terzi babam Nusret tura hazretlerinin kitabından tur suresini okudu ve bize çok güzel açıklamalar yaptı masada da 13-19 5 masanın toplamı da 52 sayısını vermişti sohbet sonunda terzi babamda bunun da bir hikmeti var not alın diye bizlere söyledi. 

Nüket annem hepimize oranın meyve suyundan ikram etti özellikle benden olacak dedi o gece Nükhet annemle Adanalılar diye bize ayrı bir ilgi gösterdi terzi babamın sohbeti de bizleri mest etti huzur içinde dinledik izin isteyerek anjum otelden ayrıldık yürüyerek Kâbe'nin etrafında kendi otelimize giderken yolda Uğur kardeşimiz ve annesiyle karşılaştık bizi görünce Uğur kardeşim oynamaya başladı biraz konuşup yolumuza devam ettik Kâbe'nin etrafı hep dolu insanlarla yürüyecek yer yok biz de yürüyerek peygamber efendimizin doğduğu evin yanında otobüslerimize binip kendi otelimize geldik ve istirahate çekildik.

23.11.2023 Perşembe 

Sabah namazına kalktık namazımızı Eda ettik kahvaltımızı yaparak Nazife hanım Aynur hanım Münevver ablam ve ben dördümüz hep beraber Kâbe-i tavaf yaptık Kâbe'nin yanında bir kenara çekilip namazımızı kılıp Kâbe’yi seyredip tefekkür ettik tam karşımızda Kâbe, biz hemen yanınızdayız bu duygu ve düşünceler anlatılacak gibi değil bizzat yaşamak lazım, ayrı bir şey Kâbe’yi tavaf ederken sağımda solumda orta yaşlı gençler vardı yaşlılar fazla yoktu bunları görünce çok mutlu oldum ve daha önce niye niyet edip gelmemişiz diye düşündüm fakat nasip terzi babamla gelmekmiş Elhamdülillah, çok mutlu olduk orada kabenin karşısında bakarak tefekkür etmek apayrı bir şey anlatılamaz rahatsızlığım devam ediyor ama yine de Kâbe’ye gitmeye devam ediyorum biraz dinlenip gece 03:00'da telefon saatini kurarak yattım.

24.11.2023 Cuma 

Gece 03.00'da uyandım hazırlandım ihramımı giyerek otelden çıkıp otobüse bindim Kâbe’ye gidiyorum son gecemiz veda etmeye gidiyorum Muhammed bacanak ve Ömer bacanak otelde yatıyorlardı kaldırmadım ama yolda rahatsızlandım Kâbe’ye tek başıma gittim aman Allah'ım bu kalabalık ne Kâbe'nin her tarafı dolu idi cesaret edip tavaf yapacak gücüm yoktu Kâbe'nin etrafında Kâbe’yi seyredip tefekkür ederek sabah namazını bekledim bayılacak gibi oluyorum kendimi zor tutuyorum sabah namazını Kâbe'de kılarak tekrar otele döndüm o gün çok kalabalıktı otelde istirahat edip hazırlanmaya başladık cuma günü çok kalabalık olduğundan otobüslere erken hazırlandım. 

Otobüslere bindik bizi ciddiye havaalanına götürdü Sıla turizm görevleri 3 otobüs hep beraber gittik Sıla turunun görevlisi zemzem suyunu hepimize ayrı ayrı isim yazarak 5 litrelik bidonları teslim etti biz de havaalanında işlemlerimizi yaptırarak içeriye girdik zaman olduğu için havaalanında istirahat ettik saatimiz gelince uçağa bindik 4,5 saat yolculuk sürdü uçakta Arabistan hava yollarına ait iyi de kahvaltı türü ikramları oldu yedik içtik elhamdülillah gece 21.30'da İstanbul’a geldik valizleri aldık iç hatlara yöneldik Adana'ya gitmek için fakat ayrılmadan terzi babam ve Nükhet annem ile vedalaştık ellerini öpüp Adana'da buluşmak üzere ayrıldık havaalanında istirahate çekildik gece 02.30'da uçağımız olduğundan bekledik.

25.11.2023 cumartesi 

İstanbul havaalanından Adana havaalanına gitmek için valizlerimiz ve zemzem sularımızda teslim ederek uçağımıza bindik gece sabaha karşı Adana'ya geldik havaalanında nasıl uğurlandıysak aynı şekilde Muharrem abim Saniye Hanım kardeşim Mergül Âdem Adnan bacanak Ahmet bacanak hepsi bizi karşılamaya gelmişlerdi hepsine kucaklaştık hasret giderdik çok mutlu oldum Elhamdülillah Allah herkese isteyenlere gidip gelme nasip etsin hacca gitmeyi de nasip etsin inşallah. 

------------------------------- 

Zilha İnce 2023 Umre Hatıraları 

T A R İ F S İ Z.      D U Y G U L A R

Bu gece saat 00.53'te durmuş

Sıla yazılı seccadem gülümsüyor bana

Biliyorum götürecek beni uzaklara

Şahit oluyor sana duyduğum aşka

Artık her gece ağlıyorum hasretten

Bir an önce çıksam diyorum yola içimden

Daha önce hiç yaşanmamış duygular

Tarifi yok ki sizlere de tarif etsem

Bu yaşadıklarıma şaşıyorum bazen

İkinci bir hayat verildi Haktan

İnsan doyamıyor bu yaşadıklarına

Yenilerinden de tatmak istiyor ısrarlan

Gelmek istiyorum sana bu ikinci hayatla

Ama daha çok başlardayım kabul buyurur musun acaba

Ne olur beni böyle kabul et bağrına bas

Geldim bir defa kapına, ne olur kızma!

10.11.2023 Cuma 

Küçük oğlum Yusuf'la vedalaşıp onu yurda bıraktıktan sonra dönüşte Meliha ablamların evinin yakınlarından geçiyorduk ki görümcesi Münir’e abla ile helalleşmek içimden geldi ve uğradık bize orada sütlaç ikram etti ve ziyaretimiz Münir’e ablayı çok mutlu etmişti. Bu yolculuğun atmosferi çok farklıydı sonra Meliha ablam telefonla bizi içli köfte yemeye davet etti. İçli köfteyi yedik eve gelirken arkadaşım Fadime aradı. Evdeki misafirleri kısa bir süreliğine havaalanına çocuklarını almaya gitmişlerdi bu boşluktan faydalanarak 5 dakikalığına bana uğrayabilir misin dedi. Daha önce vedalaşmıştık ama o da ben de birbirimizi görmeyi çok arzu ettik ki tekrar görüşmek kısmet oldu.

 Arkadaşım bana çay ve sütlaç ikram etti. (Üst üste sütlaç ikram edilmesi aklıma sütün ilim olduğu Peygamber Efendimizin parmaklarının arasından süt akması örneğini hatırlattı ve İnşallah ilme gark olacağımız Mukaddes şehre gidiyordum. İçli köfte yememiz ise içimizi özümüzü bulmaya vesile olacak bir ziyarete gittiğimizi bana düşündürdü.) Oradan eve geldikten sonra son hazırlıklarımı yapmaya başladım. O arada Münevver ablam (ablam ve umre arkadaşım) beni arayarak umre ziyaretlerinin durduruldu-ğunu bir arkadaşın uçağının iptal olduğunu söyledi. Bir anda olsa bu yolculuğa gidememek düşüncesi beni o kadar üzdü ki yani bir an öleceğimi zannettim ve arkasından bunun gerçekçiliği var mı diye araştırmaya başladım. Çok şükür haber doğru bir haber değildi.

Nihayet beklenen an gelmişti gece 01.15'e kadar dinlenme fırsatı bulamamıştım 35 dakika kadar dinlendikten sonra son hazırlıklarımı yaptım 2 rekât Allah rızası için namaz kılıp bu yolculuğu bana mübarek kılması için dua ettim. Allah'ım umremi makbul eyle. Beni mebrur bir umre yapıp gidip gelenlerden eyle.

Saat 03:00 gibi yola çıktık ve Adana'dan İstanbul'a gitmek için havaalanına geldik bizleri uğurlamak için 19 kişi havaalanına gelmişti. Adana'dan umreye gidenler de 9 kişiydik yani toplam 28 kişiydik. Annem de bizi uğurlamaya gelenlerin içerisindeydi. Hem mutlu hem de üzüntülüydü. 4 kızını ve üç damadını uğurlamak için gelmişti. Annem daha önce babamla birlikte hacca gittiği için bizlerin de oraları görmemizi çok istediğinden emindim.

Saat 03.45 uçağı ile İstanbul'a 30 C koltuk numarasıyla hareket ettik. Biletimin üzerinde 235 2203 2988 01 şeklinde rakamlar yazmaktaydı. 53 rakamını görmek umreye Terzi Babamla birlikte grup halinde gidiyor olmamızı hatırlattı. Bu durum benim için çok ayrı bir mutluluktu. 

İstanbul uçağına bindiğimizde Mehmet Öğüt isimli yolcuya geçecek yer olmadığı için bir süre oturduğum yerin yanındaki koridorda bekledi. Beklemekten sıkılıp 'biraz acele edebilir miyiz ' dedi.  İsminin Mehmet olması bana Efendimizi, Öğüt soy ismi ise Efendimize varmak için biraz daha acele etmeliyiz diye beni düşündürdü. Acele derken Bir Müslümanın en kıymetli şeyi zamanıdır düsturundan yola çıkarak bu yolculuğun beni de bu yolda hareketlendir-mesini Allah'tan niyaz ediyorum. 

Bismillah la başlasın yolculuğumuz

Uçağımız havalansın göklere

Şimdi uçuyoruz özgürce

Geliyoruz o Mukaddes evine

Binbir heyecanla yolculuğumuz başladı

Muhteşem şehre varmamıza az kaldı

Göründü İstanbul'un ışıkları

Efendi Babam ve Nükhet annemi görüverince etraf daha da aydınlandı.

Ahh! Efendi Babacığım öyle bir ilim deryasısın ki sen

Nasıl da özlemişim derinden

Bir avuçta ilminden kanarak ben içsem

Diyerek ellerinden hürmetle öpesim geldi.

İstanbul havaalanında Efendi Babam ve Nükhet annemin ellerini öperek 106 kişilik grup bir araya gelmiştik. Efendim Babamın,

Beşer düşünceni terk et

Senden isteneni derk et 

Şiirindeki sözleri aklıma geldi. Allah'ım bu mübarek yolculukta bana beşer düşüncelerimi terk edebilmeyi ve benden isteneni anlayıp idrak edebilmemi nasip et.

Efendi Babam bizlere Terzi Baba yazılı kartlar vermişti bu kartları Sıla Turizmin bizlere vermiş olduğu turuncu renkli askılıklı yaka kartlarının arkasına iliştirmiştik. Benim için bu kart büyük bir ayrıcalıktı. Allah'ım idrak etmeyi nasip etsin inşallah.

Havaalanında öncelikli misafir yazısı dikkatimi çekmişti bu yazının anlamı farklıydı ama ben bu yazıyı gördüğümde Efendi babamın ne kadar öncelikli ve özel bir misafir olduğunu ve bu misafirle birlikte Mekke ve Medine şehrine gideceğini düşünerek mutlu olmuştum.

Havaalanında firma tarafından bizlere teslim edilen pasaportların içerisinde aşı kartı ve Visalarımız vardı. Aşı kartı seri numarası U 016199 idi ve MENCEVAX ACW 135 Y menenjit aşısı kaşesi vardı. Seri no ‘daki 99 Esma-ül Hüsna'yı aşının kodunda bulunan 53 numarası da Efendi Babamı hatırlattı. İnşallah Efendi Babam tarafından Esma-ül Hüsna'ları aşılanmaya gidiyorduk. Vize no ‘daki 6106242368 rakamı içerisindeki 23 evimin kapı numarası ve efendimizin hizmet yılını ve Başvuru E754953397 numarasındaki 53'ü görünce Efendi Babamın desteğiyle bu yolda hizmette bulunacağım düşüncesi beni sardı.

12 no’lu bölmeden geçerek saat 13.45'te İstanbul'dan Medine'ye hareket ettik 17.15'te Medine'ye iniş saatiydi. Koltuk numaram 40 H idi. Uçakta yerimi aldım. Nihayet Medine'ye gelmiş otele valizlerimizi koyup akşam yemeğini yedikten sonra grupça Mescid-i Nebevi'nin önünde saat 21.16 da toplanmıştık. (Efendi Babamın Mescidi Nebevi'nin karşısında gözlerini kırpmadan seyretmesi ve muhteşem muhteşem demesi kulaklarından hiç gitmedi)

MUHTEŞEM MESCİD

Efendi Babamla grupça geldik kapına

Kıymetli misafirlerinin yanında beni de kabul et

Bu gözler görmedi bundan daha güzeli

Ne muhteşem bir yersin sen Mescid-i Nebevi 

106 kişi ilerliyorduk 11.11.2023 Cumartesi saat 21.16'da

Efendi Babam bakıyor gözlerini kırpmadan Muhteşem Mescide Nebevi diyerek

İlerliyoruz yavaş yavaş sana hiç durmadan

Seni görmek zahiren bana da kısmet oldu Mescid-i Nebevi

Ben ben olalı hiç görmemişim böyle bir güzellik

Acziyetimin farkına varıp zahir bedenimle yok olmak isterim.

Cemal Esması sinmiş şehrin her köşesine

Sende sonsuza kadar kalmak isterim.

Bu yaşadıklarım rüya mı bilmem

Nur yağmış üstüne Mescidi Nebevi

Görürdüm internetten güzelliğini

Hiç anlayamamışım meğer muhteşemliğini eşsizsin Mescid-i Nebevi

 Bu kadar insana bir arada sâlat ederken hiç görmedim

Gönülden bağlı binbir çeşit insan bir olmuş sanki

Hiç ayrılmasam bu muhteşem mescitten

Nasıl tertemiz bir mekansın sen Mescid-i Nebevi

Kardeşlerim gelmişler nice uzak yerlerden (Özbekistan, Pakistan, Azerbaycan vs.)

Sarılıp sarılıp öpsem, kucaklasam gönülden

Misafirperverliği senden öğrenmeye gelmişim buralara

Gönlümü genişlet, İnşirah et Mescid-i Nebevi

Topluca Mescidi Nebevi'nin kapısından içeriye girdik. Firma görevlisi Sadık Hoca bize genel bilgiler verdi ve yarın sabah saat 7.30'da hazır olmamızı saat 8'de Ravza-i Mutahharayı ziyaret için topluca giriş yapacağımızı bildirdi. Sadece bir kez hakkımız olduğundan bu hakkı iyi kullanmamızı sıkıca tembihledi ve topluca yapılan duadan sonra grup dağıldı. Nazife ablam Münevver ablam Aynur ve ben yeşil kubbeye en yakın girebildiğimiz kapıdan içeriye girerek 23.00-23.30'a kadar ibadet ettik ve dinlenmek için otelimize gittik.

12.11.2023 Pazar 

Sabah kahvaltı ettikten sonra saat 7.30 gibi Mescidi Nebevi'de de buluştuk. 1-1,5 saat sıra beklerken hep bir ağızdan salavat getiriyorduk. Herkes gibi ben de çok heyecanlıydım. Fırsat bulduğumuz alanlarda sâlat eda etmeye çalıştım. Allah'ım bana bu ziyareti nasip ettiği için şükrederim. Çıkışta grup dağılmıştı.  Aynur, Münevver ablam Nazife ablam ve ben birlikte diğer kapıları gezerek ziyaret ettik ve bayanların girebildiği bir kapı ararken 12 numaralı kapının kapalı olması sebebiyle 13 no’lu kapıdan girerek 20 rekâtlı Hakikati Muhammed'i sâlatını eda ettik. Uygun bir yer bulup günlük zikrimizi yaptık. 

Otelde dinlenmek ve yemek yemenin dışında bütün vakitlerimi Mescidi Nebevi'de ibadet ederek geçirmeye çalıştım. Burada bulunmak bana ayrı bir huzur veriyordu. Ezan sesi duyulduğunda bile otelden çıksak, cemaatle sâlat eda etmeye yetişebiliyorduk. Her sâlat vaktinde mescit dolup taşıyordu. İnsanlar hep bir sükûnet içerisindeydi. Medeni Şehir denilmesinin anlamını insan oraya varınca daha iyi idrak edebiliyor. Efendimizden dolayı herkes bir haya içerisinde hareket ediyor.

13.11.2023 Pazartesi 

Sabah sâlatını eda etmek için Mescidi Nebevi'ye gitmiştim. Efendi Babamın kaldığı otelle bizim kaldığımız otelin arasında 4 otel daha vardı. İki otelin birbirine uzaklığı 2-3 dakika ancak sürüyordu. Efendi Babam sâlat vakitlerinden önce erkeklerle birlikte Mescid-i Nebeviye gidiyor vakit sâlatını eda ettikten sonra da otele geri dönüyordu. Her zamanki gibi Efendi Babam dakikti. Bizler de Efendi Babama görebilmek ve birlikte Mescid-i Nebevi'ye gidebilmek için erkeklerin grubunu arkadan takip ediyorduk.

Bugün Medine'nin bazı yerlerini grupça ziyaret etmek için saat 7.30'da hazırlanmıştık. Uhud Şehitliği, Okçular Tepesi, Mescidi Kıbleteyn, Hendek Savaşı'nın yapıldığı bölge, 7 Mescitler, Küba Mescidini ziyaret ederek 2 rekât sâlat eda ettik. Bu değerli yerleri görme fırsatı verdiği için Rabbime şükrederim.

12 11 2023 saat 14.07'de otelimizin önünde 3553 SBB plakalı bir araç gördüm 53 her yerdeydi Elhamdülillah.

13.11.2023 saat 8.29'da 2231 EHD plakalı bir araç gördüm. Efendimizin hizmet yılı 23 ve EHAD (teklik) olarak okudum.  Allah'ım teklik yolunda ilerleyebilmeyi, bu yolda hizmet edebilmeyi bana da nasip eder inşallah.

Medine'de ziyaret edeceğimiz yerler bittikten sonra grupça saat 14.00 gibi hurma bahçesine geçmiştik. Burada grubumuza öğle yemeği ikram edilmişti. Her 5 kişiye bir tepsi ikram edilecek şekilde safranlı pilavla yapılmış buhara yemeği ayarlanmıştı. Selma, Münevver ablam, Nazife ablam, Aynur ve benim tepsimizde kelle ve diğer etlerden vardı. Kellenin bizim tepsimizde olması dikkatimizi çekti ancak bunun ne anlama geldiğini bulamadık. Yemekten sonra bahçeye çıkarak çaylarımızı içtik ve ikram edilen çeşitli hurmaların tadına bakarken gruba hurma ağaçları hakkında detaylı bilgi verildi. Daha sonra hurma almak isteyenlerin siparişlerini oluşturmak üzere hurma satış bölümüne topluca geçtik. 

Çok güzel bir gündü. Hurma bahçesinden sonra otellerimize döndük. Yarın Mekke'ye geçiş yapılacağı için Medine'deki son akşamımızdı. Mümkün olduğunca Mescid-i Nebevi de bulunmaya gayret ettik.  Akşam bazı arkadaşlarla bir araya gelerek saatlerce sohbet ettik ve Mescid-i Nebevi'yi seyrettik. Buradan ayrılacağım için çok üzgündüm. Ne kadar da çabuk geçivermişti koskoca 3 gün. Mescid-i Nebevi'yi seyretmeye doymak imkansızdı.

 

S I L A      Y A Z I L I      S E C C A D E M

Ulaşınca Sıla yazılı seccadem

Başladı manevi yolculuk şimdiden

Şahit oluyor sana duyduğum aşka derinden

Nerelere gideceğiz onunla bir bilsen

Ayrılmadı bir an sırt çantamdan

Aktı gözyaşlarım üzerine hiç durmadan

Mescidi Nebevi'de kaldı mı seni açmadığım küçük bir alan

Yol arkadaşı oldun bana sabırlı seccadem

Varı verince Kâbe’ye şaşıp kaldık seninle

O kalabalığı ilk ve son defa görüyorduk belki de

Nasıl açılıveriyor sığacağımız kadar bir alan hemen

Her zaman gelin der gibiydi en muhteşem ev

Tavaf yaparken bir gün yağdı yağmur

İkimiz de öyle ıslandık ki rahmetinden

İnsan donup kalmak istiyor o an

Hayatımızdaki en güzel an değil miydi o an

14.11.2023 Salı 

Saat 13.30'da Medine'den Mekke'ye geçmek için otobüslerimiz hareket etti. Bu saate kadar yine vaktimi Mescid-i Nebevi'de geçirmiştim. Yeşil kubbeyi bir kez daha ziyaret ettim. Umreye gitmeden önce hatim yapan, tevhid çeken, duası olan birçok kişiden o güzel topraklarda bağışlayacağım için söz vermiştim. Pasaportlarımızı getiren PTT görevlisinden, pazarda karşılaştığım daha önce adını bilmediğim, umre'ye gitmeyi çok arzu eden Melek Hanım’dan, detoks hocamdan, Arapça hocamdan, komşularımdan arkadaşlarımdan o kadar çok istekte bulunan insanlar olmuştu ki bunların hepsini tek tek not almıştım. İyi ki not almışım, defteri açarak hepsinin isteklerini yerine getirmeye çalıştım. Allah'ım kabul buyursun inşallah.

Münevver ablam çok rahatsız olduğu için yola çıkmadan önce onu Ömer ile birlikte daha iyi olması ümidiyle doktora götürdük. Rabbim şifalandırsın inşallah. İnsan her istediğinde bol bol zemzem içebildiğine burada inanamıyor. Allah'ım içtiğimiz zemzemlerinden maddi manevi şifalandırsın bizleri inşallah.

Erkekler otelde ihramlarını giymişlerdi. Medine'de Mescidi Zülhuleyfe (Mikat Mescidi) de abdest alarak 2 rekât umreye niyet için sâlat eda ettik. Burası o kadar kalabalıktı ki, bir bayram havası vardı ve herkes çok heyecanlıydı. Otobüslerimize tekrar bindiğimizde umre için topluca niyet yaptık. 15.30-16.00 arası Musa Bey otobüste bizlere genel bilgilendirme yaptı. Topluca Telbiye (Lebbeyk) getirdik. İkindi sâlata için mola verip sâlatlarımızı eda ettik. Saat 19:20 gibi Efendi Babam ve Nükhet Annem bizim otobüsümüze geldiler. Topluca zikir yaptık ve ilahiler söyledik. İnsan bu anların bitmesini hiç istemiyor. 

Akşam Mekke'deki Al Jaad Mahbas Hotele gelerek valizlerimizi bırakıp akşam yemeği yedikten sonra topluca Kâbe’ye ilk umremizi yapmaya gittik. Diğer oteldeki arkadaşlarla buluşup Sadık Hoca'nın eşliğinde Kâbe’nin bir kenarında toplandık. Sadık Hoca genel bilgiler vererek başımızı kaldırmadan beklememizi söyledi. Hepimiz bir anda başımızı kaldırarak, aynı anda Kâbe’yi ilk defa gördük. Bu duygunun tarifi çok zordu. Daha önceki yıllarda Tekirdağ'a Efendi Babamı ziyarete gittiğimde, Efendi Babamı gördüğüm ilk anda ki hissettiğim duygulara çok benziyordu. Gözlerim kamaştı. Ne muhteşem ne heybetliydi. Efendi Babamın bizlere göndermiş olduğu dosyada bulunan Kâbe’yi ilk görünce okunacak duayı okuduk. 

Ve tavaf için okunacak duayı Sadık Hoca eşliğinde söyledik ve tavaf yapmaya başladık. Grupça hareket etmek, topluca dua okumak, Allah'ın evinin etrafında dönmek nasıl muhteşem bir olaydı. Defalarca Allah'ıma bana bunları nasip ettiği için şükrettim ve İnşallah hacca gelmek ve buraları tekrar ziyaret etmek de kısmet olur. Kâbe çok kalabalıktı ve binbir çeşit insanın aynı anda 'Bismillahi Allâhu Ekber' diyerek Kâbe’yi selamlaması müthiş bir olaydı. İnsan burada duygularını hakim olamıyor, gözyaşlarını tutamıyordu. Tavaf bittikten sonra Sadık Hoca'nın eşliğinde 2 rekât tavaf sâlatı eda ettik ve sa'y için topluca niyet yaptık. Sa'y bittikten sonra saç kesimlerimiz de yapılarak ilk umremiz tamamlanmış oldu. Saat gece 3'ü geçmişti. Ve dinlenmek üzere otelimize döndük.

Mahbes Otel, 2.kat, 218 (18.000 alemde zahir-batın bir yaşam içerisinde olduğumuzu düşündürdü bana) nolu odada Münevver ablam Nazife ablam Aynur ve ben 4 kişi kalıyorduk. Münevver Ablam rahatsız olduğu için ilk umreye katılamamıştı. 

M U H T E Ş E M K A B E 

Nazlı bir gelin gibi süzülürsün

Gönüllere derin derin dökülürsün

Binbir çeşit insanla dolup taşarken sen

Medine'den pervane gibi dönmeye geldim.

Mahcubum yüzüm yok ama evine geldim

Ne olur elimi tutuver, ben sana geldim

Rahmetin her yerde dillere destan

Medine'den pervane olup dönmeye geldim.

Heybetli yüce bir dağ gibisin sen

Görkem'in, ihtişamın, eşsizdir güzelliğin

Nurundan kamaştı Gönül gözlerim

Medine'den pervane gibi dönmeye geldim.

Duvağın altın yaldızla işlenmiş

Tarifi yok gelinliğinin eşi hiç görülmemiş

Zarifliğin, heybetin toplanmış bir araya

Medine'den pervane olup dönmeye geldim.

Ömür seyrimin en güzel anları bunlar

Asıl vatanımda yaşamaya geldim

11 güne nasıl sığdıracağım bilmem

Medine'den pervane gibi dönmeye geldim.

Bütün gruplar tevhid etmiş huzurunda

Ben de Efendi Babamın yardımıyla beşeriyet örtümden sıyrılmaya geldim

Seyrettim yedi şavt'ta neler yaşanır

Medine'den pervane olup dönmeye geldim.

İlk umremizi yapıp gece çok geç saatte otele dönünce 

15.11.2023 Çarşamba 

Sabah sâlatını eda ettikten sonra dinlenmek için yatmıştık 9.15'e kadar uyumuşuz Ömer'in uyarışıyla kalkıp kahvaltımızı yaptık. Hazırlanıp Kâbe’ye gittik.  19 rekâtlı İnsanı Kâmil namazlarımızı yağmur yağarken eda ettik. Öğle sâlatından sonra Kâbe’nin etrafındaki kalabalık çok kısa bir süre de olsa hafiften azalıyordu Nazife ablam, Aynur ve ben Kâbe’ye dokunduk Elhamdülillah. Bir ara sanki bizim için Kâbe’nin etrafı açılıvermişti. Yanlış hatırlamıyorsam tavafın 3. turundayken yağmur yağmaya başladı. Yağmur yağınca insan sayısı azalır diye beklemiştim ama aksine gelen gelene. Tam otele dönmeye niyetleniyorduk ikindi ezanı okundu zorla sâlatı eda edecek bir yer bakıp seccadelerimizi açıp sâlatlarımızı eda etmiştik ve saat 16: 00 gibi otele döndük.  

Saat 18.00'de de yemek yiyip akşam sâlatlarını eda edip Kâbe'ye gitmeye niyetleniyorduk ama ablamı rahatsızlığı nedeniyle tekrar doktora götürmemiz gerekiyordu. Tüm akşam doktor işlemleri sürdü. Zorla da olsa bir serum taktırabilmiştik. Ablam da biraz kendisine gelmişti, otele ablamı bıraktıktan sonra 22.53'te Kâbe'ye tekrar gittik tavaf yaparken saat 00.24'tü. Bu kez yanımızda Selma da vardı hep beraber Rükn-ü Yemânî Güney Köşesine dokunduk. İbrahim Aleyhisselam'ın ayak izlerinin bulunduğu yerde durup izledik. İnşallah bu ayak izlerini takip etmek bize de nasip olur.

Mescid-i Nebevi ve Kâbe'de cemaatle eda edilen cenaze namazlarına da katılmak nasip olmuştu. Kendi cenaze namazını kılanlardan eyle Allah'ım beni.

16.11.2023 Perşembe 

Saat 7.30'da 3 otobüsle Mekke-i Mükerremeyi ziyarete gittik. Saat 08.18'de Sevr Dağı Cami ve Sevr Dağı mevkiindeydik. Sadık Hoca gruba burasıyla ilgili bilgiler verdi. Buradan ayrıldıktan sonra 09.19 gibi Arafat Meydanı'na gittik. Sadık Hoca her gittiğimiz yerde orayla ilgili gruba bilgiler veriyordu. Buranın çok yoğun olması sebebiyle Arafat'a grup olarak çıkamadık. Efendi Babam çıkmamızın uygun olmadığını belirtti ve daha sonra aracın içerisinden inmeden görmemiz gereken yerleri araçla dolaştık. Sadık Hocam şu bilgileri verdi. Mescid-i İcabe Peygamber Efendimizin ziyaret ettiği bir mescittir. Cenneti Mualla'dan geçtik. Hatice annemizin, Aişe annemizin kabristanın olduğu yerde her yer güvercinlerle doluydu. Daha sonra Cin Mescidinden geçtik Efendimizin cinlerle sohbet ettiği yer ve burası aynı zamanda cin suresinin nazil olduğu yerdi.  Daha sonra Ağaç Mescidinden geçtik ve Sancak mescidinden de geçtikten sonra saat 14.00 gibi Kâbe'ye döndük selam kapısından girip tavaf yaptık. Saat 17.29'da akşam ezanı okundu ve sâlatlarımızı eda ettik.

17.11.2023 Cuma 

Üç buçuk 4 saat uyuduktan sonra saat 6.00'da sabah sâlatına kalktım. Elhamdülillah dinlenmişti beden gemim. Kahvaltı edip hazırlandıktan sonra Muhammed eniştem ve Ömer ile birlikte Kâbe'ye geldik. Cuma günleri kalabalığı tarif etmek mümkün değil. Resmen mahşer provası gibi. İki tavaf yapabildim. 2. tavafımı bir abime hediye etmek üzere niyetlenmiştim. Tavaf sırasında bazı şeyler dikkatimi çekmişti bunları yazıp kendisine gönderdim. Tavafa başlamadan önce de kendisine acaba bu tavaf sırasında ne gibi mesajlar gelecek diye içimden geçirmiştim. 

Bismillah tam tavaf için niyete başladım yaşlı bir teyze ayaklarımın dibinde yere yığıldı yanında bir genç vardı oğludur diye düşündüm çantamda zemzem suyundan verdim hemen yüzüne başına sürdük oğluyla ayağa kaldırdık gittiler ne dediklerini anlamadım ama çok teşekkür ettiler sanırım. (Abimin yorumu: yaşlı teyzenin ayaklarının dibinde yere yığılması bunu benim niyetime yapmış olman yani tavafı fakirdeki yaşlı düşüncelerin eski düşüncelerin ayakları altına almış olduğunu gösterir yanındaki o küçük çocuk alıp yaşlı teyzeye götürmesi de velediniz ile beraber o düşüncelerin gitmesidir.)

2. turda bir bayanın çok sesli bir şekilde Felak ve Kâfirun surelerini okuyordu. Mikrofonla okusa bu kadar yüksek ses çıkmazdı herhalde. Hatta bir bey çok yüksek sesle okumaması için kendisini uyarmıştı ama bayan aldırış etmeden devam etti. Bayanın 3 çocuğu vardı arkadaki bebek bayanın sırtında sıkıca bağlıydı, ağlamasın diye ablası hep saçını okşuyordu. (Abimin yorumu: Felak geceyi yaran Nur da denilebilir yani 2. turda dinlediğin için birinci nefs mertebe sola. Nefsi emmâreden sıyrılıp Levvame turuna geçilmiş Kâfirun suresinin okunuyor olması da halini gizlemesi örtmesi anlamına gelebilir bir diğer yönüyle de ikinci turda yani 2. şafta. Olması duyulması seyri sülukun birinci turunu bitirip ikinci turunu gecenin karanlığından yayılıp beka nuruna geçmesi ve Kâmil insanın kendisini beşeriyet örtüsü ile örtmesidir de denilebilir. Bebeğin arkada olması Veledi kalbin o kişiyi koruyor olması aslında ve beşeriyet bedenimiz Kutsi olan veledi kalbi sırtında taşıyor ablasının onu oyalaması Rabbi Has’ın en yakın Esma’nın onunla ilgilenmesi). bunlar elbette hükmi bir yorum olamaz sadece zevki ve şahsi yorumdur, yanlıştan rabbimize sığınırız.

Diğer turlarda da bir grup toplu dua ediyordu. Önce ana babasına hayırlı bir evlat olmaktan, haklarını helal etmelerinden, onları memnun etmekten bahsettiler. Rabbena dualarını okudular. Mutmain bir kalp zikirli bir yaşam vesaire dilediler. Bu kez duayı yapan hoca Türk’tü. Bir grup da sizin bize gönderdiğiniz her şaftın başında okunacak duaydı tekrar tekrar okudular. (Abimin yorumu: Bu tura gelince burada artık toplu bir şekilde halaka halinde cemaat şeklinde. Bir dua ve birliktelik var demektir. Bu da muhtemelen 4. şavtta karşılaştığınız bir durum olabilir mutmainlik hali ve onun devamındaki seyri gösteriyor denilebilir.)

Bu tavafı yaparken tektim ve selam kapısından giriş yapmıştım. Bu kapı Kâbe'ye en kestirme kapıydı. 

Bu kapı kapalı olduğunda yan tarafındaki 19 numaradan giriş çıkış yapıyorduk. İnsan Kâbe'de tek olmak ve tefekkür etmek istiyor. Birileriyle birlikte olunca odaklanamıyor.

Kur'an-ı Kerim okudum, Kâbe'yi seyrettim, benden bazı isteklerde bulunan arkadaşlarımın, tanıdıklarımın istedikleri şeyleri yapmaya çalıştım. Allah'ım kabul buyursun inşallah. Öğle sâlatından sonra otele döndüm. Bir saat uyuyup dinlendikten sonra saat 16:00 gibi tekrar Kâbe'ye gittim. Kâbe'deki Kur'an-ı Kerimler bizim Kur'an-ı Kerimlerimizden biraz daha farklıydı okumakta zorlandım genç bir bayandan yardım istedim sağ olsun bana yardımcı oldu. Bayan bir sürü notlar almıştı. 

Gençlerin bu şekilde Kâbe ile çok yakından ilgilenmeleri beni çok mutlu etmişti. İnşallah bir gün çocuklarım da buralara gelebilir. Tavaf yaparken Tokatlı kardeşlerimizle konuştum toplu yapılan dualarına katıldım Elhamdülillah. Burada herkes birbiriyle kardeşti herkes hiç tanımasa da birbirine yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu kadar güzel bir ortamda daha önce hiç bulunmamıştım. Çantamdaki yiyeceklerden sağımda solumda bulunan insanlara da ikram ettim. Onlar da bana yiyecek bir şeyler ikram ettiler. Ne güzeldi paylaşmak. Allah'ım cömertliğini gönlümüze düşür, elinize gönlünüze bolluklar ver inşallah.

17.11.2023 Cuma 

Saat 21.30'da 2.umremizi yapmak üzere otel girişinde hazırdık tüm grup bir araya gelmişken bir fotoğraf çekildik ve Cirane Mikatına doğru yola koyulduk. Fotoğraf çekilirken Adana'daki grubumuz Lebibe arkadaşlarımızın evinde sohbetteydiler onlarla görüntülü olarak görüştük hasret giderdik. Aracımızın camında 7253 numarası vardı. Efendi Babam her yerdeydi Elhamdülillah. 7+2=9 Museviyet mertebesinin rakamıydı. Museviyet mertebesine Efendi Babam yardımıyla ulaşılır düşüncesi beni sardı. Otobüse binmeden önce bir araç plakasında 6403 ARA yazıyordu. İlmel, aynen ve hâkkel yakıyne erebilmek için ARA mak gerekiyor diye düşündüm. Sâlavatlar eşliğinde yolculuğumuz devam etti.  18 Kasım 2023 saat 00:34'de grupça tavaf yapıyorduk. Sadık Hocam sesini her alana duyurabilmek için plastik bir bardak almıştı. Bardak mikrofon görevi görüyordu. Kendisinden Allah razı olsun. Umre dönüşü araçlarla döneceğimizi düşünerek not defterimi araçta bırakmıştım. Fakat kendi imkanlarımızla otele döndüğümüzden defterimde araçta kalmış oldu. Hemen görevlilere haber verdim. 

18 Kasım 2023 Cumartesi 

Kâbe'deydim Saat 18.20'de bir görevlinin tuttuğu çöp kovasında yuvarlak içerisinde 53 yazıyordu. Görünce dedim 53 her yerde. Bir arkadaşım sadaka vermemi istemişti. Buradaki temizlik görevlisine verdim. Allah'ım kabul buyursun inşallah.

Hira Dağı'na çıkmak isteyen arkadaşlarla bir program düzenlenmişti. Saat 23.21'de çıkmaya başlamıştık.53, 153, 253, 353, 453 diye merdivenleri sayarken bir baktım ki 1080 merdivendeyim. 23:53'te tam tepedeydim. Namaz kıldım. Bu mübarek topraklar hürmetine Allah'ım bendeki Hira'yı keşfetmemi nasip et diye dua edip, aşağıya inmeye başladım. Saat 00:47'yi gösteriyordu.

19 Kasım 2023 Pazar günü saat 7.30'da 3 umremizi yapmak üzere Hudeybiye Mikatına doğru yola çıkmıştık. 09.57'de araçta Sadık Hoca ile birlikte umreye niyet ettik coşkuyla telbiye (lebbeyk) söyledik saat 11.00 gibi grupça tavaf yapıyorduk. Öğleye kadar umremiz bitti.

20 Kasım 2023 saat 14.03'te bir otobüsün üzerinde Rabitat Al Mashaier Transportation yazıyordu ama ben sadece burada beni bağlayan rabıta kelimesini görebildim.

20.11.2023 Pazartesi 

Akşam Anjum Otele Terzi Babamın sohbetini dinlemeye gittik. Sohbetleri çok özlemişiz kavuştuk Elhamdülillah. Sohbet sonunda 19 rekâtlı İnsan-ı Kâmil sâlatı ile ilgili sormak istediğimiz bazı şeyler vardı onları Efendi Babama sorarak cevaplarını aldık.

21.11.2023 Salı 

Sabah kahvaltısından sonra hazırlanıp bir an önce Kâbe'nin yolunu tutmuştum. Artık dönüş tarihimiz o kadar yaklaşmıştı ki bir dakikayı bile boş geçirmek istemiyordum. Nihayet 4 gün sonra defterimi şirket görevlisi Abdülaziz kardeşim sağolsun teslim etti. Not defteri benim için çok önemliydi. İnşallah bir gün Efendi Babam gibi çok güzel notlar tutmayı öğreniriz.  

"Gezdirip duruyordum not defterimi yanımda

Rabbim ne zaman seslenir diye bana

4 gündür hasret kaldım sana

Efendi babamın evlatları bütünleşmiş notlarla."

Nazife ablam, Münevver ablam, Aynur kardeşim ve ben 19 rekâtlı İnsanın Kâmil sâlatını Efendi Babamdan aldığımız bilgileri de ekleyerek tekrar eda ettik. Biraz gidip otelde dinlendikten sonra saat 17.00 gibi akşam sâlatı için Kâbe'ye tekrar geldik. Sâlata 1 saat kala selam kapısı kapandığından üst kata girebildik. Kâbe'de ezan sesini bu kadar yakından duymak böyle bir kalabalıkla sâlat etmek ve sâlat ederken Kâbe'ye bakabilmek Allah'ımın bana bir lütfuydu, şükrederiz.

Kâbe'de iken çok sevdiğim İsmail dayımın oğlu Selim Bahar vefat etmişti. Bu haberi duyunca çok üzüldük ve kardeşlerimle birlikte Selim dayıma hediye etmek üzere tavaf yaptık ve kendisine dua ettik. Allah'ım kabul buyursun inşallah. Kâbe'den arayarak ailesine de başsağlığı diledik.

Akşam sâlatı için seccademi açtığım yerde İndialı kardeşlerimiz vardı. Selamlaştık, kardeş olmak, Allah için bir araya gelmek ne güzel bir duyguydu. Sırtlarında büyükçe yeşil renkli şalları vardı ve üzerindeki rakamların içerisinde 53 rakamı vardı. Şallarının tam ortasında da büyükçe Allah lafzı bulunuyordu. Elhamdülillah 53 her yerde. 

KUCAKLAŞALIM GÖNÜLLERİMİZDE 

İndialı kardeşlerim hoş geldiniz

Ne kadar uzaklardan geldiniz

Şahit olalım misafirliğimize ahirette

Gelin kucaklaşalım gönüllerimizle

Sarı siyah renk ne güzel yakışmış size

Rengin kıyafetin ne önemi var ki bizde

Muhteşem Kâbe'yi tavaf edelim hep birlikte

Gelin kucaklaşalım gönüllerimiz de

Mürşit suyu ile aldığımız abdestle

Arınmaya, tertemiz olmaya geldim

Beytini pervane olup tavafa geldim

Sen konuş Rabbim, ben halktan dinlemeye geldim

Gelin konuşalım gönüllerimizde

Hiç tanımadığım insanlarla böyle muhabbette olmak çok güzeldi. 

İlham dolsun gönlümüze

İnşirah olsun göğsümüze

Dünyalık boş düşünceler terk etsin beni

Efendim babamın güzel sohbetleriyle

22.11.2023 Çarşamba 

Sabah saat 06:00 da kalkıp kahvaltı ettikten sonra saat 7:00 da 4. umremizi yapmak ve Arafat'a çıkmak için grupça otelin girişinde toplandık. Arafat'a çıkmak çok arzu ettiğim bir şeydi. Elhamdülillah nasip oldu.

Efendi Babam Arafat'a (Rahmet Dağı) Ariflik Dağı diyor. En üst idrak mahalli olduğunu belirtiyor. Cenab-ı Hakk her birerlerimizin idraklerini Zatının istikametinde açsın inşallah.  Daha sonra bir mescide uğrayarak 2 rekât ihram namazı eda edip umreye niyetlendik. Kâbe'ye gidip umremizi tamamladık ve otele döndük. 

22.11.2023 Çarşamba 

Tekrar Anjum Otele Terzi Babamın sohbetini dinlemeye gittik. Bu akşamki sohbet konusu Tur Suresi idi. Saat 00.35 sohbetten dönerken Dar Al Tawhıd İntercont yazısında dikkatimi çeken Tevhid kelimesiydi. Tevhid sohbetinden geliyorduk Elhamdülillah.

İlim deryasısın sen Efendi Babam

Hazırlayıp sunduğunuz şerbetten kana kana bende içsem

İçirmek için bize ilminizden

Gayretiniz karşısında öyle mahcubum

Saygıyla öpüyorum ellerinizden.

23.11.2023 Perşembe 

Veda tavafı yaptım. Nüket Annem son güne bırakmayın biz yaptık siz de veda tavaflarınızı yapın demişti. 

V.      E.    D.     A

Veda tavafı yapın dedi Nüket Annem

Buralara veda edilir mi?

Tavaf yaptık günler günü

Buradan ayrılıp gidilir mi?

00.30'da geldim tavaf için

Her an gönlümde olanlarla ayrılmak niçin

Anlamsız sarıyor tüm vücudumu hüzün

Buradan ayrılıp gidilir mi?

Hiç bitsin istemedim bu tavafı

Ama beni değişik bir hüzün sardı

Sanki gökler ağlıyordu

Buradan ayrılıp gidilir mi?

Veda tavafımı yapıyordum. Bitmesini hiç istemediğim bir tavaftı.  4. tur bitmek üzereydi Hakikati Muhammed'i köşesine Selam vermeden arkadan bir bayan beni elbisemden sıkıca tuttu ve İhlas suresini okuyup beni tutmayı bıraktı. Sübhânellah elhamdülillah diyerek tavaf yapan bir grup vardı o grupla birlikte birkaç tur daha atma fırsatım oldu. Bu grup Kâbe'de hayran olduğum bir gruptu. Geneli genç kızlardan oluşuyordu ve çok sıcak kanlıydılar hemen onlarla kaynaşabiliyordum.  Son kez bu grupla birkaç tur dönebilmek beni çok memnun etmişti. Tavaf namazını eda ettikten sonra Teheccüd namazı da eda ediyordum bir kız çocuğu sağ omuzumdan tutup sıkıca bastırdı sonra kendiliğinden bıraktı. Namazın 12 rekatının son 4 rekatına niyetlenecektim yaşlı bir kadın yere yığıldı görevliler geldi bir müddet sonra kadın kendine gelmişti. Yanındaki oğlu üzerindeki ihramlığın üst kısmıyla annesini serinletmeye çalıştı ve kadın nihayet kendine geldi. 

24.11.2023 Cuma

Bugün dönüş günümüz, sabah sâlatı için Kâbe'ye geldim. Her zamanki gibi giriş kapıları kapanmıştı. Salat’tan sonra kapılar açılacaktı. Kapının yakın bir yerine seccade mi serdim. Sabah sâlatını eda ettikten sonra Selam kapısından girip tavaf yaptım. Benden dua isteyen bütün dostlara da dua ederek otele döndüm. Kahvaltı edip hazırlandıktan sonra saat 10.00'da grupça lobideydik. Saat 11.00'de aracımız hareket etti. Havaalanından zemzem sularımızı alıp, dönüş için gerekli olan işlemlerimizi yaptırmaya başladık. Mekke'den İstanbul'a 17.30 uçağı ile dönecektik. İstanbul'a varış saati 21.35 gösteriyordu. Biletimdeki seri numara 0160, koltuk numarası ise 42 J idi. Koltuğumun sağ tarafında Somali'den gelen genç bir bayan vardı. İsmini sordum Anzal olduğunu söyledi. Ne anlama geldiğini sordum. Kadir suresi 1 ayetteki (97/1) " İnna enzelna hu " daki Anzal kelimesini elimdeki not defterine yazdı. İngilizce çok güzel konuşuyordu ancak ben çok az bir kısmını anlayabiliyordum. Birbirimizi çok sevmiştik. Bana pozitif bir enerji vermişti. Sanki bütün yorgunluğum, üzüntüm alınıvermişti. Yolculuk boyunca sohbet ettik. Efendi Babamın Kadir suresi mealine baktığımda "Enzelna" biz nazil ettik indirdik şeklinde açıkladığını gördüm.

Uçakta bize çay ikram eden görevlinin ismi Karima idi. Karıma: cömert, eli açık demekti. İçimden Allahım Kerim esmanın zuhurunu bana nasip et demek geldi. 

Ne çabuk da geliverdi dönüş saati

Bir daha buraları görüm mü ola

Rabbimin ikramları pek geniş 

Belli mi olur belki yine gelirim bura...

İstanbul havaalanına inmiştik. Bizleri uçaktan inince otobüslerle çıkışa sevk ediyorlardı. 2 otobüs vardı. Birinin üzerinde kocaman 53, diğerinde ise 13 yazıyordu. Bizi 13 nolu otobüse aldılar Elhamdülillah (Peygamber Efendimizin mana alemindeki şifresi)

İstanbul havaalanında Efendi Babam ve Nükhet Annemin ellerinden öperek vedalaştık. Ayrılmak beni çok üzüyordu ancak yakın bir tarihte Adana'ya geleceklerini bilmem içimi ferahlatmıştı.

İstanbul'dan Adana'ya dönmek için uçağa bindik. Uçakta koltuk numaram 04 B iken son dakika 30 B olarak değiştirildi. Uçak çok geç kalktı. Solumdaki bir bey uçağın geç kalkması ile ilgili Adana'ya gelene kadar hiç durmadan söylendi. Sıkıntılı ve yorucu bir yolculuktan sonra nihayet Adana'daydık. 

Münevver ablam yine rahatsızdı. İnşallah rahatsızlığı zahmetten rahmete döner diye dua ediyorum kendisi için. Bizi havaalanına karşılamaya gelenler de bir hayli beklemek zorunda kalmışlardı. 

Bizi umreye giderken yolculayan Muharrem Abi ve Saniye Hanım yine Adana'da umreden dönüşümüzde bizleri bekliyorlardı sağ olsunlar.  Sanki onlarla hiç ayrılmamış gibiydik Elhamdülillah. Bu yolda "Gönül bağının" çok önemli bir kelime olduğunu bir kez daha anlamış oldum. 

------------------------------ 

Nazife Kahraman 2023 Umre Hatıraları

05.11.2023 Pazar 

Bismillahirrahmanirrahim

Beklenen gün yaklaştıkça heyecan artıyordu. Cenabı Rabbul Alemi’nden en büyük duamız, talebimiz Kâbe’yi ziyaret edebilmek, Efendi Babamız ve İrfan kardeşlerimizle birlikte gidebilmekti.

Hamdolsun Mevlâm bu talebimizi kabul etti.

06.11.2023 Pazartesi 

Özlenen gün gelecekse çekilen yorgunluklarda o kadar kutsal oluyor. Dünya telaşı hiç bitmiyor bir yandan ev taşınması diğer yandan yeğenimiz Yusuf’un düğünü ve umre hazırlıkları hepsi bir arada yaşanıyor.

07.11.2023 Salı

Her gün biraz daha gitme zamanı yaklaşıyor, bir an önce hazırlıkların tamamlanması gerekiyor. Mehmet Bey'in ihramlığını yıkayıp eksikleri gözden geçirdik. Bir yandan da yeni evin kullanılabilecek bir hale gelebilmesi için gayret ediyoruz. İnşallah umre dönüşü içine girebilir ve ziyaretçilerimizi kabul edebiliriz inşallah. Ancak sıfırdan girilen bir bina olduğu için asansör sorunumuz var. Bir an önce faaliyete geçmesini bekliyoruz. Onun için eski evimize gidiş geliş yapmak zorunda kalıyoruz. Sıkıntılı geçen bu dönemden çıkıp bir an önce umreye gitmek istiyoruz.

08.11.2023 Çarşamba

Nüket annemin daha önce Adana’ya geldiğinde not aldığımız umre ihtiyaçlar listesini tamamladık, yapılan alışverişler bitti valiz hazırlıklarımız tamamlandı.

09.11.2023 Perşembe

Umre ziyaretine gideceğimiz haberini alan eş ve dostlarla vedalaşıp ziyaretler yaptık. Bu ziyaretlerde Rabbim bizleri de oraya davet etsin, bizleri de dualarınızdan eksik etmeyin diyen kardeşlerimizin dualarını unutmamak için not aldık.

10.11.2023 Cuma

Sabah namazına kalktığımızda son günün heyecanı bizi sarmıştı artık gönül kuşu olup uçmak istiyorduk. Eski evden tüm eşyalarımızı alarak yeni eve geçiş yapmıştık artık umre dönüşü yeni sayfalar açacağız inşallah.

Akşam yemeği için Mehmet Bey'in kardeşi Mergül hanıma gittik.

Kızımız Fatma Ecrini halasına emanet edecektik. Yemekten sonra istirahat edip biraz uyuduk. Saat 2.30'da kalkıp hazırlandık. Saat 3'te havaalanına hareket ettik. Havaalanında Adana Grubu olarak 9 kişiydik bizleri uğurlamaya Muharrem abimiz ve eşi Saniye Hanım, Münevver ablamın ailesi, annem, Ahmet hoca, kayınvalidem, Adem, Mergül ve Ömer kardeşimizin ailesi gelmişlerdi. Kendilerinden Allah razı olsun. 4 :30' da hareket ettik. Türk hava yolları uçağı ile 5.30 'da İstanbul havaalanına indik.

11.11.2023 Cumartesi 

Havaalanında beklerken mescide gidip dinlenip sabah salatını eda ettik. Saat 10.00'da P3 kontuarında buluşup Efendi babamın ve Nüket annemin ellerini öptük. Çok heyecanlıydık diğer şehirlerden gelen kardeşlerimizle de tanıştık, muhabbet ettik. Hepimiz Efendi Babamın ve Nüket annemin etrafında adeta tavaf edercesine dönüp pervane olduk. Onlarla birlikte umreye gidebilmek bizim için inanılmaz bir mutluluktu. Her zaman umreye gitmeyi talep ediyorduk ama bu şekilde Efendi Babam, Nüket annem ve diğer irfan ehli kardeşlerimizle hep birlikte hareket etmek çok muazzam bir manzaraydı. Yapılan pasaport işlemlerin-den sonra Nüket annemi Çelebi 23 yazan sandalyesinden hızlıca götürürken Nüket annemin Efendimizin hizmet yılının kendisinde zuhur ettiğini, Efendi Babamın ise Çelebi 1 yazan sandalyesinde götürüyorlarken Hakkın zuhuru bize gülümsüyordu. 

B4'te bütün işlemler yapıldı uçuşa geçildi. Adana’dan kalkan 2.58 sefer sayılı uçağın pencere kenarında sağ taraftaki kanadında yolculuk yaptım İstanbul'dan kalkan 13.45 Medine uçağına bindiğimde 46’a koltuğunda da uçağın sol kanadı üzerinde pencere kenarındaydım önce aklı külün izniyle yola çıktım sonra ise nefsi kül ile baş başa kaldım. Allah’ım hakikatini bilenlerden, nefsini temizleyebilenlerden eylesin inşallah.

12.11.2023 Pazar

Medine'ye yaklaşırken çok farklı duygular içerisindeyiz. İlk umremiz olduğu için hiçbir şey bilmeden merakla ilerliyoruz. Uçaktan indik pasaport kontrolleri yapıldı ve Sıla Turizm'in görevlileri bize 3 nolu otobüse binmemizi söyledi bizi kalacağımız otele getirdiler Odalarımıza yerleşip akşam yemeğini yiyip saat 21.00 kendi kaldığımız otelden ayrılıp Efendi Babamın kaldığı otele gittik. Otelin lobisinde buluşup Mescid-i Nebevi'yi ziyaret ettik. Oradaki muhteşem görüntüyü anlatmak mümkün değil her yer ışıl ışıl parlıyor. Gözlerimiz adeta seyretmekten kamaştı Medine şehrinin inanılmaz bir güzelliği ve huzuru vardı. 

Nereye baksam hayranlığım bir kat daha artıyordu. Pazar sabahı sabah salatını eda ettikten sonra bayanlar için saat 7'.00' da alınan randevuyla Cennet’ul Baki de efendimizin kabrini ziyaret etmek için hazırlandık. Bayanların girmesi yasak olduğu için bir perde arkasından ziyaret gerçekleşti. Özlenen sevgilinin ziyaretine salavatlar getirerek girdik, huzur bularak çıktık. Daha sonra da 20 rekâtlı Hakikati Muhammediye salatını eda etmek için kardeşlerim Zilha ve Aynur’la birlikte gittiğimizde bayanlar sadece 12. ve 17.kapılardan girebilir demişlerdi. Ancak 12. kapıda tadilat olduğu için Mevlâm bizi Hakikati Muhammediye salatını 13.kapıdan girerek Eda etmeyi nasip etti. Elhamdülillah...

13.11.2023 Pazartesi

Sabah namazından sonra saat 7.00'da ziyaret yerlerine gitmek için otobüslere bindik. Uhud Şehitliği okçular tepesini ziyaret ettik. Oradaki şehitler için dua edildikten sonra çift kıbleli mescidi (kıbleteyn) camisini gezdik iki rekât namaz kıldık. Küba mescidine gittik Peygamber Efendimiz' in eliyle yaptığı ilk mescit Medine halkına buraya gelenler iki rekât namaz kılınca bir umre sevabı alacağı müjdesini vermiştir. Daha sonra otele döndük saat 1.30'da hurma bahçesine gittik. Orada Sıla Turizm'in hazırladığı sofrada ağırlandık. Her şey çok güzeldi. Beş kişilik guruplar halinde oturarak yemek yemeye başladık. 

Bizim tepsi de kesilen hayvanın kafası vardı. Acaba bize neden kafası düştü diye düşündük Kafa nın başındaki " k "harfini kaldırınca affa uğrayanlar dan olalım inşallah diye düşündüm. Yemekten sonra Münevver ablam biraz rahatsızlandı, bahçede çay ve hurma ikram edildi, hurma çeşitlerini tanıtarak satış yapıldı bu güzel günün ardından tekrar otele döndük. Akşam yemeğini yedikten sonra kardeşlerimizle birlikte Mescid-i Nebevi’ye gittik namaz kıldık, giderken bize bağışlamamızı istedikleri hatimleri bağışladık ve dualarda bulunduk.

14.11.2023 Salı 

Medine'de son sabahımızdı, sabah namazını eda ettikten sonra dualarımızı niyaz ederken umreye gitmeden önce bir arkadaşım bana bir miktar sadaka verip bunu senden çocuklu bir kadın gelip isterse ona verirsin demişti. İşte tam o sırada bir kadın geldi ve bana sadakanı bize ver dedi yanında bir erkek çocuğu vardı adı Muhammed'ti bizden su istedi zemzemden içip gitti. Beklenen misafir geldi ve emanetini alarak gitti. Saat 13.30'da otelden ayrıldık otobüslere bindik. Zülhuleyfe de ilk umremizi yapmak için yola çıkıldı, erler ihramlarını giyerek hazırlıklarını tamamla-dılar. 3 otobüsle hareket edildi peygamber efendimizin umre ve hac yaptığı dönemde Zülhuleyfe de mikat yerinde iki rekât namaz kılıp umreye niyet edildi Efendi Babam sırasıyla üç otobüsü de ziyaret etti. Bizim otobüsümüze bindiği zaman zikir yaptık ilahiler söyledik, salavat getirerek, tekbir getirerek gönlümüze gönül suyu can suyu verildi. Aksam 10.30'da Mekke'ye geldik otele yerleştik. 11.30'da buluşup gece saat 12'de Kâbe’ye gittik.

Kâbe’ye girmek için Efendi Babamın kaldığı Anjum otelden gelenleri bekledik. Sadık Hoca eşliğinde Kâbe’de ilerledik sadık hocamız başınızı önünüze eğerek yürüyün ben söylemeden başınızı kaldırmayın dedi. Kâbe’ye vardığımızda evet şimdi başınızı kaldırabilirsiniz dedi başımızı kaldırdığımızda sanki güneş doğdu, aşık maşukuna kavuştu her şey bir oldu bir doğdu Zahir’in güneşi batını yaktı vücudumdan bir ter boşandı Huzura gelen kulunu affet ya hak! Kulun zatına hayran kaldı diyen sesler bedenimi sardı. 

İlk defa Kâbe etrafında 7 şaft yapmak için tavafa başladık. Efendi babamın evlatlarının hepsi bir arada niyet edildi daha sonra tavafa başlanıldı her bir şaftta dualar okunarak tekrar dönüldü, her dönüşte eller kaldırılıp Kâbe’ye döndürüp avuç içlerini açarak Bismillahi Allâhu Ekber denildi öyle güzel, öyle tarifsiz öyle muntazam, öyle rahmet yağıyordu ki sağnak sağnak öyle bir güzellik, öyle bir nur bir sarsıntı oldu ki cereyan çarparcasına, güneş yakarcasına, beden uçarcasına bir sevinç bir heyecan tarifsiz bir mutluluk vardı. Tavaftan sonra iki rekât namaz kıldık. Safa ve Merve arasında 7 defa say yapıldı tüm dervişler koşarak birbirleriyle yarıştı.7 tur tamamlandıktan sonra saçlarımız kesildi böylece ilk umremizi yapmış olduk. Gece saat. 3'te otele geri döndük.

15.11.2023 Çarşamba

Kardeşlerim Aynur ve Zilhayla birlikte Kâbe’ye tavaf yapmak için otelden çıktık Kâbe'ye. 16. Selam Kapısından giriş yaptık Öğle namazını kıldık. Daha sonra tavaf yapmak için niyet ettik. Besinci şaftta Kâbe’nin örtüsüne dokunduk çok yumuşak ve kaygandı. Çok sevindik bizim için imkânsız gibi görünen Kâbe ye dokunmak bizi çok mutlu etti. Sonra İbrahim (a.s.)'ın ayak izini gördük.7 şaftta tavafı bitirdik. İki rekât namaz kıldık. Daha sonra Efendi Babamın bizlere bilgilendirmek için verdiği bilgilerden istifade ederek İnsanı Kâmil Sâlatını eda ettik. 

Şükür ve dualarımızı ettikten sonra geldiğimiz kapıdan tekrar çıkmak istedik ancak 16 Selam kapısı kapalıydı görevlilerin yaptığı yönlendirme ile 69. kapıdan dışarıya çıktık. İlk defa bu kapıdan çıktığımız için yönümüzü kaybettik ters yöne gittiğimizi anlayamadık. Daha sonra halimizi işaretlerle anlatarak "sora sora "Kâbe bulunur sözüyle hareket ederek Kâbe'yi bulduk. Her zaman geldiğimiz yoldan otele geri döndük. Akşam 8.30'da yapılan Kâbe ziyaretinde Aynur, Zilha, Selma'yla birlikteydik. Tavaf yapmak için niyet aldık duasını okuyup dönmeye başladık.7 şaftı tamamlayıp iki rekât sâlatını eda edip otele geri döndük.

16.11.2023 Perşembe

Sıla Turizm'in hazırladığı programla Mekke-i Mükerreme‘ de ziyaret yerlerine giderek Sevr Dağı ve Arafat bölgesi gezildi Küba camisinde namaz kılındı. Daha sonra geri dönerken Cennet’ul Mualla Hatice validemizin kabristanına Selam verip dua edildi, Cin mescidi cin süresinin indiği yer olduğu, Mescid-i Şecer’e ağaç mescidi Efendimizin ilk İslam sancağını diktiği yer olduğunu bildiren sohbetler yapıldı.

17.11 .2023 Cuma

2. Umreyi yapmak için şehir dışına çıkıldı. Cirane mikatına gidildi niyet edip iki rekât salatı eda edildi. Herkes niyetini alıp camiden çıkarken Efendi Babama soru yöneltildi. Kendimizden başkası için de umre yapabilir miyiz diye: Efendi babam ilk umreyi kendinize yapın, ikinci ve üçüncüsünü anne, babalarınıza, kayınvalidelerinize ve istediğinize yapabilirsiniz dedi.

Daha sonra grup olarak Kâbe'ye geldik hep birlikte tavafımızı yapıp 2 rekât salatını eda ettik. Safa ve Merve arasında 7 say yaparak umremiz tamamlandı daha sonra saçlar kesildi ve otele döndük.

18.11.2023 Cumartesi

Sıla Turizm'in yetkilisi Turgay beyle yapılan görüşmeyle gitmek isteyen herkesin talebi üzerine Hira dağına çıkmak için saat 8.30'da otelden ayrıldık 8 kişiydik Münevver ablam rahatsız olduğu için katılamamıştı, Anjum otelde kalan kardeşlerimiz bizi ve otobüsün gelmesini bekliyorlardı. Otobüsün gelmesiyle hareket edildi. Saat 11.00 de Hira Dağına vardık. Dağa çıkış uzunca bir yokuşla başlıyordu. Merdivenlerini saymakla bitmeyecek diye düşündük yavaş yavaş yukarıya doğru çıkmaya başladık. 

Nefesimizin kesildiği yerlerde eşim Mehmet Bey'in koluna girdim, durup dinlendik çok yorucu ve gayet isteyen bir yoldu, seyri sülüğümüzde bu da varmış diye düşündük. Nihayet bitmez dediğimiz merdivenlerin sonuna vardık. Tepede zirvede iki rekât salatımızı eda ettik. Efendimizin salatını eda ettiği mağarada iki rekât salat eda edip dua ve niyazda bulunup geri döndük. İnişimiz de kolay olmadı merdivenler geniş ve kıvrılarak döndüğü için inerken de zorlandık. Gece saat 1.30'da geri döndük. Çok yorucu bir akşamdı kendimizi otele zor attık. Anjum otelden kendi otelimize gelene kadar saat sabahın 4'ü oldu.

19.11.2023 Pazar

3. Umre ziyaretimiz Hudeybiye mikatında yapıldı. Bu umreye Efendi Babam ve ailesi grip oldukları için katılamamışlardı. Sadık hocamızın eşliğinde önce niyet edip iki rekât namaz kıldık. Otobüslere binip geri dönerken tekbir getirerek, salavat çekerek, lebbeyk Allâhumme lebbeyk lebbeyke lee şerike leke lebbeyk innel hamde vel niğmete lekevel mülk lâ şerikelek, diyerek hep birlikte Kâbe'ye geldik. Birbirimizi takip ederek grup halinde 7 şaftı tamamlayıp salatını eda etmek için Kâbe'nin ikinci katına çıktık. Safa ve Merve arasında say yaparak 7 turu tamamlayıp, saç kesimi yaparak umremizi yapmış olduk. Dinlenmek için otele geri döndük.

20.11.2023 Pazartesi

Sabah salatını eda ettikten sonra bütün günümüzü Kâbe'yi seyrederek tavaf ederek, dua ederek Kur'an okuyarak ve tefekkür ederek geçirdik. İbrahim (a.s.) Ayak izine baktığımız yerde şöyle bir tefekkürüm oldu. Kâbe'ye girebilmek için Kâbe'nin kapısından girmesini bilmemiz lazım İbrahim (a.s.) ayak izine baktığımızda tam Kâbe'nin kapısının önünde olması bir gönüle girebilmek için önce bir mürşidin izinden gitmek ve ancak onun gönlüne girmekle mümkün olabileceğini düşündüm. İbrâhimiyet mertebesine ulaşmadan da bunun kolay olamayacağını ancak o Gönül’e ulaşılınca Gönül Kâbe'sinin açılacağını ve o kapıdan girilebileceğini tefekkür ettim.

Ömer kardeşimizin Nüket annemle yaptığı telefon görüşmesiyle Nüket annem bizi Anjum otele davet etmişti. Akşam saat 10.00'da Anjum otele görüşmeye gittiğimizde bizi bahçede karşılayıp daha sonra otelin oturma salonuna çıkardılar. Efendi babam biraz grip olmuştu ancak buna rağmen bizimle uzun süre sohbet etti. Her zaman ki gibi sorusu olan var mı diye sordu? sohbet soru, cevap şeklinde devam ederken, otel görevlisi gelerek kameralarda toplu halde görüşmelerin yasak olduğunu, dağılmamız gerektiğini söyledi. Bunun üzerine aşağıya indik bahçede hep birlikte çay içildi muhabbet kaldığı yerden devam etti. Saat 11'e kadar sürdü bizim için rahatsız olmalarına rağmen vakit ayırdıkları için kendilerine şükranlığımı ve teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

21.11.2023 Salı

Sabah salatını eda ettik, kahvaltı yapıp hep beraber eşim Mehmet Bey ve kız kardeşlerim Zilha, Aynur ve Münevver ablamla birlikte Kâbe'ye gittik. Her zaman olduğu gibi çok kalabalık ve çok sıcaktı 3 defa tavaf yaptık ardından 19 rekâtlı İnsanı Kâmil Salatını eda ettik. Daha önce Mekke'ye ilk geldiğimizde eda ettiğimiz salatı bu kezde Münevver ablamla birlikte bir kez daha eda etmiş olduk Kâbe' de öyle salatını Eda edip otele geri döndük.

22.11.2023 Çarşamba

4. Ümre'miz için Arafat dağına gitme kararı alındı eşim Mehmet Bey, Ömer kardeşimiz, Muhammed abimiz Zilha ve Aynur kardeşimiz, Münevver ablamız, Selma ve Selim kardeşimiz, İbrahim abi ve eşi Sezai abi ve eşiyle birlikte toplam 13 kişi olarak yola çıktık. Niyetimizi aldık. İki rekât salatını eda ettik. Sonra hep birlikte Kâbe'ye gittik. Duamızı okuyup tavafımızı yaptık.7 dönüşten şafttan sonra içeriye geçip iki rekat salatını eda edip Safa ve Merve arasında say yaparak yeşil ışıkta koşarak turu tamamladık. Yine en sonunda saç kesilerek otele dönüş yapıldı. Biraz dinlendik-ten sonra alış-veriş için çarşıya çıkıldı. 

Aynı günün akşamı Kâbe'ye eşim Mehmet Bey, Aynur, Zilha, Münevver ablam Muhammet abimle birlikte gittik. Biz kardeşler Kâbe'de Muhammed abi ve eşim yukarda birinci katta tavaf yaptılar. Daha sonra 179.kapıdan çıkarak buluştuk. Anjum Otele gittik. Saat10 da otele giriş yaptık. Otelin bahçesinde uzun bir masa ayarlanmıştı gelen oturuyor sandalyeler doluyordu. Ortam çok güzeldi sohbet konusu Tur Suresiydi. Efendi Babam açıklamalar yaparak anlattı oturulan masanın üstündeki peçetelikte 19-18-15_ rakamları vardı toplamı 52’yi veriyordu. Batından yapılan sohbet zahirde de onaylandı. Bu güzel ortamdan kimse ayrılmak istemiyordu. Nüket annem içeceklerle masamızı donattırdı her zamanki gibi çok mütevaziydi. Sohbet ve muhabbetin sonunda otele geri döndük.

23.12.2023 Perşembe

Sabah salatını eda edip, kahvaltı yapıp Kâbe'nin yolunu tuttuk. Eşim Mehmet Bey kardeşim Aynur ve Münevver ablamla birlikte tavaf yaptık. Sonra iki rekât salatını eda edip, Kâbe'yi seyretmek için oturduk, dua edip, zemzem suyu içip gitme zamanı yaklaştığı için hüzünlendik. Her zaman Kâbe'ye gelip zemzem suyu içebilmek niyazında bulunurdum şimdi buradayım... ama zaman daraldı tekrar nasip et ya hak diye duada bulundum.

24.11.2023 Cuma

Kâbe'de son gün, her zaman ki gibi çok kalabalıktı. Cuma günleri dahada kalabalık oluyor. Veda tavafı yapmak için Aynur ve Münevver ablamla birlikteydik. Tavaf duasını okuduk niyetimizi aldık niyetimizde veda tavafı vardı ama vedalaşmak çok zordu. Neresinden baksan, her biri ayrı bir zuhur. Kimisi esmer, kimisi çekik gözlü, kimisi uzun kimisi kısa boylu, kimisi yaşlı sandalye üzerinde, kimisi çok küçük anne baba kucağında. Hepsi ayrı bir zuhur ayrı bir seyirdi bizim çinko andan batından gelen sesler şu birkaç kelimeyi yazdırdı.

Hakkın zuhurunda pervane olup dönmek istedim,

Mevlânâ gibi aşkla yanıp kül olmak istedim,

Tövbe ateşiyle yanarak baştan doğmak, 

Ölmeden önce ölenlerden olmak istedim.

Son tavafımızı yaptık iki rekât salatını eda ettik. Dualarla ve niyazlarla Kâbe'den ayrıldık. Otobüse binip otele geri geldik.

Gitmek için valizlerimizi hazırladık. Sıla Turizm görevlisi bizi otobüse yerleştirdi. Daha sonra Cidde’de havaalanına götürdü oradan zemzem sularını alarak pasaport işlemlerini başlattık yapılan işlemlerden sonra uçağa bindik dört buçuk saat yolculuktan sonra 9.30'da İstanbul havaalanına geldik eşyalarımızı alıp iç hatlara yöneldik Efendi babam ve Nüket annemle burada vedalaştık. Nüket annem ayrılırken Adana'da görüşürüz diyerek el salladı. Biz de havaalanında dinlenerek Türk hava yolları uçağının kalkış saatini bekledik. Saat 2.30'da uçağa bindik sabah saat 4 civarında Adana'ya indik.

Eşyalarımızı alarak havaalanından çıktık. Bizi giderken uğurlayan kişiler yine havaalanındaydılar. Muharrem abim eşi Saniye hanım, annem, Adnan abi, Meliha ablam, oğlu Yusuf, gelini Nazlı, görümcem Mergül eşi Adem, kızımız Fatma Ecrin bizi karşıladılar. Allah Kâbe'ye gitmeyi onlara da nasip etsin inşallah. Hep beraber evlerimize döndük. Elhamdülillah..

Allah'ım tekrarını nasip etsin inşallah 

Kâbe’m:

Nasıl da yakıyor Kâbe'nin ateşi

Susturdu içimizdeki sesi.

Pervane yaptı etrafında.

Divane aşıklar gibi...

Zati zuhur tecelli etti

Gönül Kâbe’si etrafında 

Zencisinde, beyazında, küçüğünde, büyüğününde seyretti gônül Kâbesini..

Zemzem içtik kana kana,

İnşallah batını temizlemiş ola.

İrfan kardeşlerimizle birlikte 

Muhabbetimiz daim ola.

Ağlayan gözler, titreyen sözler

Lal oldu diller, pervaneyiz bizler.

Gönül yalnız Kâbe’sini özler...

------------------------------ 

Aynur Sığırtmaçoğlu 2023 Umre Hatıraları

Cuma sohbetinden Eve geldikten sonra 30.09.2023 umreye gidebilmek için Adana'dan İstanbul'a uçak 

biletlerimiz alındı elhamdülillah.

Bugün benim doğum günüm yaş 47

Ömrümde almadım böyle bir hediye

İçimde bambaşka bir heyecan 

Gözümde yaş

Ne olur çabuk gel 11 Kasım

Çok özledim Efendi babamla Nüket annemi

Sen kavuştursun bizi Allah'ım

Umre bileti alış tarihi 30.09.2023

3+9+2+2+3=19

Doğum tarihim 30.09.1976

3+9+1+9+7+6=35 tersi 53

Gönül düşmüş aşkın peşine yanmakta 

Sen yardım et bana güzel Allah'ım

Muhabbetine hasret kaldık

Sen kavuştur bizi Terzi Babama güzel Allah'ım.

07/11/2023

Kalmış gitmemize üç gün

Varabilecek miyim sana o gün

İnanmakta zorlanıyor bütün bedenim

Sen aç bütün yollarımı canım Allah'ım

10/11/2023

Bir kuş olup Medine'ye uçasım geldi

Gözümde yaşla coşasım geldi

Nasıl dayansın bu gönül bunca heyecana

Umreciler aşk şarabından içti de geldi

11/11/2023 Cumartesi 

Bismillahirrahmanirrahim

İstanbul yolculuğumuz için bütün hazırlıklar yapıldı içimdekileri kâğıda dökebilmek çok zor. Gece saat 2.30 kalkıp hazırlandık Muharrem abimle saniye Hanım bizi havaalanına götürmek için gelmişlerdi çok teşekkür ederiz. 9 Adana yolcusuyduk sevdiklerimiz bizi uğurlamaya gelmişlerdi hüzün ve mutluluklar dolu duygularla vedalaştık.

Adana'dan 3.45 te İstanbul'a uçtuk. 5.30da İstanbul havaalanındaydık. Hep beraber efendi babamla Nüket annemin yanına gittik ellerini öptük ne çok özlemişim hiç yanlarından ayrılmak istemedim. Efendi babam umrecilere TerziBaba yazan kartını verdi umre kimlik kartımın yanına koydum kendimi çok özel hissettim. Terzibabam ın sandalyesinde Çelebi 1 diye yazıyordu. (Çelebi: görgülü, bilgili, ince, olgun kimse Mevlevilerin ulu pirlerine verilen ad)

Nüket annemin sandalyesinde 23 yazıyordu. (Yıllarını hak yolunda hizmetle geçirmiş canım annem)

İstanbul'dan Medineye 13.45 te (1+3+4+5=13 hakikati Muhammed'i) uçak hareket etmeye başladı. Yani efendi babamın gönül kuşu uçmaya başladı elhamdülillah.

Koltuk numaram 47L

4=Şeriat tarikat hakikat marifet 

7=Nefis mertebeleri

Uçağın sağ kanadında cam kenarında oturdum 

Aklı kül tarafındayım hep duam odur ki Allahım idrak açıklığı versin hakikatini bilenlerden olmayı nasip etsin inşallah.

Saat 17.15 te Medine (Medeniyet şehrine) vardık elhamdülillah. İlk umre ziyaretim olduğu için hiçbir şey bilmediğimden hayranlık içinde etrafı izliyordum. Bu nasıl bir güzelliktir kelimelere sığmayan. Akşam Mescidi nebevinin önünde toplandık. Sadik hoca bilgi verip dua ettirdi. Yeşil kubbeden gözlerimi alamadım o kadar muhteşem ki kelimeler tarifsiz kaldı.

12/11/2023 Pazar

Sabah ilk ziyaretimiz için 7 de Mescidi Nebevide buluştuk bir buçuk saat bekledikten sonra Ravza-ı Mutahharayı ziyaret ettik hep bir ağızdan salavat getiriyorduk efendimizin huzurunda bu kadar yakınında gözlerde yaş, sevinç, hüzün hepsi bir arada yaşandı.

Cemal esması sinmiş şehrin her yanına sakinlik huzur dolu. Bayanlar için 12. Ve 17. Kapıdan giriliyormuş ancak 12 kapalı olduğu için 13 nolu kapıdan girerek 20 rekâtlı hakikati Muhammed’i sâlatını eda ettik. Günlük zikrimizi yaptık.

13/11/2023

Tüm grupla beraber Uhud dağına Mescidi Kıbleteyn, Hendek Savaşı'nın yapıldığı bölge, Okçular tepesi ve Küba mescidine gittik iki rekât mescid salatı eda ettik. Öğleden sonra hurma bahçesine gittik orda bize yemek ikram ettiler bir tepsinin etrafında 5 kişi (Münevver, Nazife, Zilha, Selma ve ben) oturduk. Tepside pilav, et ve koyunun kellesi vardı. Bize ne ifade ettiğini bilemedim.

Kâbe’yi ilk görünce 

Bismillahirrahmanirrahim 

Varlığınla varlığımı 

Özünle özümü kapla

Senden başka bir şeye yöneltme

Zati tecellini nasip eyle

Huvalla hüllezi esmaul husnanin tahakkukunu nasip eyle diye dua yaptım. Sadık hoca önde toplu bir biçimde niyet ettik İseviyet köşesinden selamlayıp Bismillahi Allahuekber bir defa söyleyerek tavafa başladık.

Muhammediyet köşesinde 3 defa selamladık. Kapısının önünden geçerek İbrahim a.s. ın ayak izini gördük 7 defa dönerek tavafı bitirdik. 2 rekât tavaf namazı kıldık. Safa ve Merve arasında Say yaptık en sonunda saçımız kesildi ve otele döndük.

15/11/2023 Çarşamba

Sabah kahvaltıdan sonra Kâbe ye doğru yola çıktık. Peygamber efendimizin doğduğu evin önünden geçtik. Ebu Cehilin doğduğu ev tuvalet olarak kullanılıyordu. Bizim otele en yakın yol Kâ’beye gidebilmek için Babüs Selâm (16) kapısından giriliyor. Tavaf yaptık, namaz kıldık, oturup Kâbe’yi izledim (Muhammediyet köşesindeki 5 tane işlemeli motifler vardı ef’al, Esma, sıfat, zat ve insanı kâmil olarak düşündüm) 19 rekâtlı insanı kâmil salâtını eda ettik yağmur yağıyordu. Bol bol zem zem suyu içtim.

Otele dönerken yine selam kapısından çıktık. Eğer selam kapısı kapalıysa 19 nolu kapıdan çıkarak otelimize gidiyoruz yol böylece çok daha kısa oluyor.

(1+6=7 Nefis mertebesi, efendi babamın selam kapısından girip 19 nolu insanı kâmil kapısından çıkıyoruz diye düşündüm.)

Gözlerde yaş karşımda Kâbe 

Sana geldim bunca günahla 

Sen bağışla beni Allah'ım

Yüzüm yok karşında durmaya 

Sende kaybolmaya geldim

Aşkınla yanmaya geldim

Yüzüm yok karşında durmaya

Affına sığınarak dönmeye geldim

Sana açıldı bütün yollar 

SELAM kapısı bağrımı dağlar 

Aşk şarabından içtim yana yana 

Affına sığınarak dönmeye geldim

16/11/2023 Perşembe

Sabah 7.30 da 3 otobüs toplanarak Mekke-i Mükerreme nin ziyaretine çıktık. Sevr Dağı ve Sevr camisinin yakınında durarak Sadık Hoca tanıtım yaptı. (Çokta uzaklara bakmaya gerek yoktu bizim dağımız zaten yanımızdaydı elhamdülillah) Arafat Dağına uzaktan baktık çok kalabalık olduğu için biraz yürüyüp geri döndük. Uzaktan Hira dağını gördük gündüz çok maymun oluyor çıkması çok zor diyerek oradan da geri döndük.

17/11/2023 Cuma

Teheccüd ve sabah namazını eda ettik, tavaf yaptık o kadar kalabalık çok zor dönülüyordu. Bazen o kalabalık kendiliğinden açılıyor o zaman Kâbe’nin örtüsüne dokunup dua ettik Rüknü Yemeniye dokunduk. Hacer-i Evsedi uzaktan izleyebildik (bu gözü terzi babamın nazar ettiği göz olarak düşündüm)

21.30 da Cirane mikatında ikinci umre için ihram namazı kıldık. Grupla beraber umremizi yaptık.

18/11/3023 Cumartesi

İlk tavafımı yaparken başımı sağ tarafa çevirdiğimde Türk olmayan bir bayan sesle dua ediyordu elindeki kitapta her şey yabancı sağ üstte 53 rakamı vardı. Daha önce hiç kılmamıştım burada her gün cenaze namazı kıldık.

Gece Hira dağına gittik sol ayağımda topuk dikeni olduğu için çıkarken çok zorlandım diğerleri önden gittiler Ömer Selim abi ve ben yavaş yavaş çıkıyorduk bir ara vaz geceyim iyice bittim derken biraz oturdum başımı kaldırdım tam karşımda kayanın üzerindeki kocaman HU yazıyordu elhamdülillah Ya ALLAH deyip yola devam nihayet tepeye çıktık her yer görünüyordu. Mağaranın içinde ve dışında namaz kıldık çok duygulandım. İnerken yine bir ara çok zorlandım oturdum yine tam karşımda kocaman HU yazıyordu çok meşakkatli ama bir o kadarda güzeldi.

19/11/2023 Pazar

Üçüncü umre için sabah 07:30 da toplandık Hudeybiye mikatında iki rekât namaz kıldık. Grupla beraber umremizi yaptık.

20/11/2023 Pazartesi

Anjum otele 13 kişi Efendi babamın yanına sohbet dinlemeye gittik. Lobide topluluk halinde oturuyoruz diye oradan kalkmamızı istediler. Hep beraber otelin bahçesine indik eğer bir şeyler almazsak burada oturmamıza izin vermiyorlarmış bizde bir demlik çay alalım dedik. Efendi babam her şey çok pahalı olduğundan gülerek bu çay sonra bizim içimize oturmasın dedi hep beraber güldük. Dışarının gürültüsünden sohbeti pek duyamadım.

Dönüşte hep beraber Kâbe' de yatsı salâtını eda ettik.

Kâbe yolları bir başka

Nerede yürürsen yürü çıkar bütün yollar terzi babama...

21/11/2023 Salı 

Selam kapısından girip önce öğlen salâtını eda edelim dedik. Oturup dua ederken karşımdaki bayanın çantası dikkatimi çekti.

"Ammar turizm 

Bizimkisi bir aşk hikayesi

'53'8 476 '13' 13

(8. Zat cennetine 53 terzi babamın yoluyla gidilir 4 Şeriat tarikat hakikat marifet 7+6=13 Ammar=canlı, hayat dolu demek benim hayatımda efendi babamı tanıyınca aşkla hakikati Muhammedî yolunda canlanıp hayat bulmaya başladı) Rabbime şükrederim.

İlk kıldığımız namazın yerleri yanlış oldu diye 19 rekâtlı insanı kâmil namazını tekrar dosyadaki gibi eda ettik çok şükür. Allah'ım sen idrarımızı aç bize yardım et diye niyazda bulundum.

Selim Bahar dayımın ölüm haberini aldık zaten uzun yıllar hastaydı hepimiz çok üzüldük.

22/11/2023 Çarşamba 

Sabah 9 Adanalı 4 Tavşanlı 13 kişi yola çıktık. Daha önce uzaktan bakmıştık bugün Arafat’a çıkmakta çok şükür nasip oldu. 4. Umremizde yaptık.

Akşam 22:00 da sohbet için Anjum otele gittik yine bahçede masada toplandık. Efendi babam Nusret Tura Tur süresinin kitabını okumaya başladı pek duyulmuyordu masadaki rakamlar dikkatimi çekti 4 kutu vardı 

(19+18+15=52 diğeri ise 25 idi onunda tersi 52 oluyordu sohbetteki batını zahiri ile de onaylandı diye düşündüm)

23/11/2023 Perşembe 

Yarın son gün şimdiden özlem içime çöktü insan buradan hiç ayrılmak istemiyor. Kâ’beye gidip tavaf yaptık namazı eda ettikten sonra çantamdan zem zem suyumu çıkarıp içmeye başladım 2 bayan ısrarla su şişemi istiyor arka tarafta zem zem var oradan gidin için diye gösteriyorum bakıyorlar ama gitmiyorlar ağzımı dayadım buna diyorum ama oraya gitmeyip ısrarla bundan içecek diye su şişeme dokunuyor olmadı verdim bayan çok mutlu kafasına dikip içti dua etti. Nazife ablamda yanımdaydı bir anlam veremedim.

Veda saati yaklaşıyor

Canlar durmadan tavaf ediyor

Her yüzde senin zuhurun

Sen hep içimdesin Kâbe

24/11/2023 Cuma

Teheccüd ve sabah namazını eda edip veda tavafımı yaptım. Otelden ayrılıp Cidde havaalanına gittik. Pasaport işlemleri yapıldı uçak biletimin S/N:0153 (tekliğe terzi babamla gidilir)

Koltuk no :59 (Tekirdağ)

Uçaktan İstanbul'a inince 13 ve 53 nolu araçlar orda duruyordu bizi 13 nolu araç getirdi elhamdülillah.

Efendi babam, Nüket annem ve tüm canlarla vedalaştık Allah'ım umremizi kabul etsin tekrarını nasip etsin inşallah.

Adana'ya geldiğimizde bizi uğurlamaya gelenler yine oradaydılar. Muharrem abim ve Saniye Hanım bizi eve getirdiler Allah hepsinden razı olsun.

Dinlenmek için yatmıştım rüyamda Efendi babam ve Nüket annem bizim evin salonunda oturuyorlar o kadar şaşırıyorum ki umreden 15 gün sonra Adana'ya geliriz demişlerdi hemen gelmeye karar vermişler daha salonun koltuklarının yerleri bile değiştirmemiştim diyorum Efendi babamla Nüket annem sohbet ediyorlar yüzleri gülüyordu ben neden bizim yatak odadaki karyolada uyandım diye şaşırıyorum çünkü Zilha'larda uyanmalıydım diyorum ve uyandım. 

----------------------------- 

 Münevver Gök 2023 Umre Hatıraları

Her zaman umre ve hacca gitmek istiyordum ancak bir türlü kısmet olmuyordu. Efendi babam ve Nükhet annemin grupla umreye gideceğini duyunca ben de gitmeyi çok istemiştim. Umreye gitme tarihinden bir hafta önce de oğlum Yusuf'un düğünü vardı. Eşim izin verince gitmeye karar verdim. Kız kardeşlerimle birlikte gidiyor olmak da benim için ayrıca bir kolaylıktı.

Gidiş günü geldi bir baktım ki Medine'deyim. İnanmakta zorlanıyorum sevgili Peygamberimizin şehrindeyim. Medine'ye vardığım ilk iki gün iyiydim kız kardeşlerimle ve grubumuzla beraber mescidi nebevide bulundum. Pazartesi günü Medine'de ziyaret edilecek yerlere gidip hurma bahçesine geçtikten sonra rahatsızlanmaya başladım. Salı günü beni doktora götürdüler ama bir türlü kendime gelemiyordum. Medine'den Mekke'ye geçiş yolculuğu beni daha da zorlamıştı. İlk umreyi grupla beraber maalesef yapamamıştım. Ama umudumu kaybetmedim inşallah diğer umreleri yapmak için Allah'ım bana güç ver diye dua ettim. 

Nitekim‘de öyle oldu diğer 3 umre’yi kız kardeşlerimle birlikte yapabildim. 

Allah'ım bana Mekke'yi görebilmeyi Mekke'de tavaf yapabilmeyi, sa'y yapabilmeyi nasip etti. 2 defa Terzi Babamların bulunduğu Anjum oteline sohbet dinlemeye gittim. Bu sohbetlerde bulunmak her şeye değerdi. Umreyi Efendi Babamın grubuyla yapıyor olmak beni daha da çok memnun etmişti.

Grupça Mekke'de ziyaret edilecek yerlere de gitmek kısmet olmuştu. Ömrümde daha önce hiç böyle bir kalabalık görmemiştim. Sanki mahşer gününün provası gibiydi. 

Buralar gözümün ve gönlümün görebileceği en mükemmel en güzel yerlerdi. Allah'ımın evine gelmiştim. Ölmeden önce bunları yaşamış olduğum için Allah'ıma ne kadar şükretsem azdır. Mekke'yi ilk gördüğümde gözlerim kamaştı, gözyaşlarıma hâkim olamadım.

24.11.2023 Cuma günü Mekke'den ayrılırken çok üzgündüm. İnsan buralardan ayrılmak istemiyor orada iken kesinlikle ailesini çocuklarını düşünemiyor. 

Adana'ya döndüğümüzde ailem havaalanında beni karşılamıştı ancak hala rahatsızlığım geçmemişti. Çok şükür sağ salim dönebilmiştim. 

Ama yine de fırsatım olsa gidip görmek isteyeceğim yerler yine Medine ve Mekke'dir.

------------------------------------- 

 Necdet Ardıç 18 Ocak 2024

Hayırlı akşamlar Muharrem oğlum sağolasın hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah sizlerde iyisinizdir. 

Gönderdiğin dosyanı indirdim,  Kitaptaki yerine kopyaladım,  yazanlarında senin de ellerine sağlık,  Cenâb-ı Hakk daha nicelerini nasip etsin. 

Dünya ahiret işlerin kolay gelsin selâmlar hoşçakalın Allaha emanet olun.  " İz- - T-B- "  

------------------------------------

 Terzi Babam ile Allaha yolculuk

 Ayfer Turan. 14 Şub 2024 Çar

Cumartesi 11.11.2023

Saat 7de kalkdık namazımızı kıldık saat 7:22de evden çikiyoruz allaha yolculuğumuz başladı sabiha gökcende arkadaşlarımızla buluşup servisle yeni havalimanına yola çıktık saat dokuzu dokuz geçe vardık. Terzi babama ilk defa görecez. Tuhaf bir durumum var herşey durmuş hareket yok, saat dokuz kırkbeşde terzi babam nüket annem geldiler. Ellerini öptük, izin alıp resim çektik, saat onbiri sekiz geçe bavulları p otuz dan verdik. 19 numaralı passaport kontrolünden geçdik ayla arkadaşımız boynundaki kimlik kartını kayıp etmiş.

Çok telaşlandık gurupumuzdan başka arkadaşımız kimlik kartını bulmuş, çok sevindik. Saat onüç otuzda uçağa bindik koltuk numara 47e. Onbeş yedide uçak kalkdı, terzi babam ile aynı uçakdayız. Saat onyedi ikide umre uçamızın tekerleri açıldı. Onyedi yedide yere bastı. 4 numaralı girişden passaport kontrolüne yirmialtıncı kapıdan geçdik. Nüket annemde aynı kapıdan geçmişdi. Bavullarımızı aldık otobüse binip otelimize hareket ettik. Bavullarımızı otele bırakıp mescidi nebeviye 318 numaralı kapıdan girdik. Allahım niye böyleyim kayboldum düsüncem yok yere basmıyorum sadece görüyorum.

12.11.2023 Pazar

Teheccüt namazını kılmaya mescidi nebeviye gittik. 13 numaralı kapıdan girdik, saat dört onaltı’da teheccüt ezanı okundu sabah namazı zamanına kadar sabah namazımızı kılıp otelimize geri döndük. Ben kayboldum buralarda namazım derslerımi yapıyorum ama sankı yapmıyormusum yokmus gibi dünyadaki ibadetler gibi deyil anlamadım bir şey ne oluyor . Tekrar mescıdı nebeviye geri döndük önceden randevu alınmıştı . Saat onyedide mescidin nebeviye ye resulullahı ziyarete gideceğiz. Saat yedi kırkdokuzda 37c numaralı kapıdan resulullahın ravzasına geldik ve iki rekat namaz kıldık ya Rasulullah ne kadar uzagım yanındayım ama hic yoksun Allahım nasıl bulucam Rasulullahı. 

Akşam namazınıkılıp otele geri döndük. Yemegimizi yiyip tekrar mescidı nebeviye döndük. 21 no kıral faht kapısından girdik 20 rekatlık hakikati muhammediye namazını kılıp geri dönerken arkadaşımızın tl kayboldu ona yardım ettik biraz ugraştık ama tl bulundu cok sevındık.

13 11 Pazartesi 

321 numaralı kapıdan girdik, namazımızı kılıp otelimize geldik. Saat yedi onbeşde medine çevre ziyareti için iki numaralı otobüse bindik İlk durağımız uhud şehitliği 7:43’te uhuda vardık sadık hocamız sohbet yaptı allahım buraların hakikatlerini erdir bizleride. O kadar yabancıyız ki buralara. İkinci ziyartimiz mescidi kıbleteyn, sadık hocamız burda da sohbet yaptı. Sonrasında tahhiyatül mescidi namazımızı kıldık dokuz ellibeşte hendek ziyaretine geldik. Hocamız sohbetini yaptı sonra küba mescidine doru otobüse bindik. Hocamız sohbetini yaptı mescid namazımızı kıldık otelimize geri döndük. Öğlen namazımızı otelde kılıp biraz dinlendik, tekrar otobüse binip bugünkü son ziyaretimiz hurma bahcelerine yapacaz. Saat ondörtde vardık bizlere yemek hazırlamışlardı, çok lezzetliydi yemekler. Sonrasında terzi babam çok kıymetli yemek duamızı yaptı, sonrasında bahcede oturduk, çay ikram edildi. Çaylarımızı içerken hurma sohbetini dinledik, hurmalarımızı alıp otelimize geri döndük. Mekkeye gitmek için bavullarımızı hazırladık.

14.11.2023 Salı

Saat dört yirmiüçde teheccüde geldik 15a kapısının önüne oturduk. İçerisi doluyudu gurubumuzlan arkadaş yanımıza gelip nüket anne öbür tarafda gelin beraber oturalım dedi. 15b kapısına geldik nüket annem ile 9 kişi olduk. Sabah namazımızı kılıp otele geri döndük, saat onbir onsekiz odamızdan çıktık medinedeki oda numaramız 912. Son öğlen namazımızı mescidin nebevide kılıp resulullaha veda ettik. Saat ondörtte mekkeye gitmek için hareket ettik resulullahın ihrama girdiyi mescitte ihram namazı kılıp otobüste niyetimizi yaptık. Terzi babam şiirleriyle, sohbetleri ile mekkeye geldik. Otel odamıza çıktık.

15.11.2023 Çarşamba

Gece saat oniki yirmidörtte toplanıp otelimiz kabeye yakın olduğu için, yürüyerek gidiyoruz. Terzi babamın yanında yürüyorum sadık hocamız başımızı kaldırmayalım diye söyledi. Terzi babamın yanında yürüdügüm icin arabasının tekerlerine bakıyordum. icimdede hic bir hareket yok merakta ediyorum kabeyi görünce ne olcak diye.
Sadık hocamız bakabilirsiniz dedi başımı kaldırdım, ne desem, ne dua okusam, kafam karıştı, şaşırdım. Kendime döndüm dilim la ilaha illah allah muhammeden rasulallah diyodu. Tavafımızı safa merve yedi sayı yaptık, zemzem içtik saçlarımızı kesdik çok yorulmuşduk. Ayak parmaklarım medinede su toplamışdı, daha da kötüleşti otelimize geri döndük. Sabah kabeye gidemedik. Namazı otelde kıldık, biraz daha dinlendik, tavaf yapmaya gittik. 3 tavaf yaptık, üçüncü tavafı birinci katta yaptık. Ayaklarım daha da şişdi.

16.11.2023 Perşembe

Saat yedi ellide mekke için otelden çıktık. Terzi babamı bir gün görmemişdim, medinede her gün göriyorduk. Öyle bir özlem oluştukı kalbimde kalbım can buldu daha önce hic böyle bir özlem kımseye duymamıştım cok farklı kısa sürdü anlamadım neydi bu diye. Otobüse bindik, istikametimiz sevr dağı sadık hocamız sohbetini yaptı. Geri döndük ikindi namazımızı 4 arkadaş aysel, ayla, cavide ve ben hacerül esvedin karşısında kıldık. Sonra tavaf yapmaya başladık, 4 arkadaş hacerül esvede gidelim dedik. Çok zordu güçlü insanlar vardı orda. Önde ben vardım dörtümüzün elleri birbirini bırakmıyordu genç bir delikanlı gel anne dedi bana yer açdı önünden. Zorlukta tutabildim hacerül esvedi. Öbür arkadaşlar giremedi, girerken zorlandık, çıkarken daha zordu. Açmıyorlar önümüzü gücüm tükendi, çıkamicamızı düşündüm. O anda bütün önümüzdeki güçler kalkmıştı sakinlik rahat bir hal aldı her yeri sesler güçler görüntüler kesilmişti. Kelebek gördüm tavaf yaparken siyah turuncu noktaları var.

17.11.2023 Cuma

Artık otelde durmak istemiyordum kendini çekiyordu. Kapıdan girince direklerin yarısına gelmişdim allah da bana geliyordu ortada kavuştuk, böyle bir hal yaşadım. Bugün insanı kamil namazı kıldık, saat 22:30 da hazırlanıp ikinci umre ihramına girmek için otelin kapısında beklerken, terzi babama soru sormaya imkanımız oldu.

18.11.2023 cumartesi

Sabah kalkdımızda, aysel ile ben hasta olmuştuk, ateşimiz vardı. Akşama nur dağına gidecez diye niyet ettik. Ayla iyi di o hastalanmadı, o gün dinlendim ki nur dağına çıkabileyim diye. Parmaklarımın arası su toplamıştı, daha da kötüleşmişdi arkadaşım ayakaplarını çok rahat oldunu ve nur dağına rahat çıkabilcemi söyledi. Ateşim de vardı, aysel arkadaşımız daha da kötüleşti, biraz tedirgin olsam da ayla ile karar verdik, gidelim diye. Çıkamasam oturur beklerim dedim, otobüse bindik terzi babamın ihvanlarından uğur gardaşımız ilahiler söyledi. Çok güzeldi yolculumuz saat 23 de nur dağına çıkacamız yere geldik, bismillahirrahmanir-rahim diyerek çıkmaya başladık. Canan arkadaşımız önümüzde ilk çıkanlardan ikinci çıkan bizdik ayla ile, nur dağı sen ne kadar soğuksun bana, sanki ruhum çekildi, sadece hareket halim var. Resulullahın girdiyi iki kayanın arasında uğur gardaşımız bize yardım etti, ayla ile namazımızı kılıp çıktık. Mekkeye geldiğim günden beri kelamım kesildi dualarım dilime gelmiyor, buralar dünyadaki halden çok farklı.

19.11.2023 Pazar

Saat 7:30 hudeybiyeye gittik, umre niyetimizi yaptık, tavafımızı safa merve sayımızı, saçlarımızı kesdik ve otele geri döndük. Ateşim çıktı ilaçlarımı alıp dinlendim.

20.11.2023 pazartesi

Kahvaltıdan sonra ilaçlarımı alıp yattım, ateşlendim gine. Öylen namazına kalkdım, biraz izi gibiydim, ayla ile tavafa gittik, bir tane tavaf yaptık ve hasta oldum için yoruldum. Biraz dinlendim ikindiyi kılıp ikinci tavafı da yaptık, ilacın etkisi geçmeye başlamıştı, otele geri döndük.

21.11.2023 Salı

Sabah erken kalkıp, ilaç arı kesici alıp yattım. 10:30 da kalktım abdestimi alıp namaza gittim, ilk defa yalnız gidiyordum, ayla da hasta oldu gelemiyor. Öbür arkadaşlarımı gördüm cavide ve zahide beraber tavaf yaptık. Cavidan ile yan yana tavaf yapiyorduk. Yanımızdaki siyah renkli genç adam, ingilizce biliyor musunuz diye sordu, bizde hayır bilmiyoruz türküz dedik. Anna para diye kendi dilince bir şeyler anlatmaya başladı, biz ikimiz de para verdik 40 riyal verdim ben. Nüket annem terzi babamın akşam sohbet yapacanı yazdı gurubumuza çok sevindik. Otelin bahçesinde hazırlık yapıldı, masalar birleştirildi herkes toplandı çok güzeldi sohbet, bu şehir başka bir yer.

22.11.2023 Çarşamba

Bugün biat günümüz saatimizi bekliyoruz, zahide ve cavide arkadaşlarımız odalarını hazırladılar, allah razı olsun uraştılar. saatimiz geldi hepimiz toplandık, 9 kişi dik. Bi atımızı aldık terzi babamın ve nüket annemin ellerini öptük, allahım sana sonsuz şükürler olsun, artık günümüz geldi bir gün kaldı. İcim üzüliyor.

23.11.2023 Perşembe

24.11.2023 Cuma

Herşeyiniz hazır saatimizi bekliyoruz, ilahi şehirden beşeri şehre geri döniyoruz, dedi abdurrahman uğur gardaşımız. Bindik otobüsümüze gidiyoruz, ama ayrılmıyoruz sendem ilahi şehir, seni beşeri şehre getiriyoruz. 

--------------------------

Necdet Ardıç 14 Şub 2024 

Hayırlı akşamlar Ayfer hanım kızımız hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah sizlerde iyisinizdir. Gönderdiğiniz umre hatıraları mailinizi aldım  dosyasına aktardım  daha sonra gelecekler ile birlikte hepsini bir kitap haline getirip umreye gelen her kardeşimize göndereceğim Allah hepimizin umrelerini kabul eylesin.  

Dünya ahiret işleriniz kolay gelsin selâmlar, Nüket Annenin de selâmları vardır. hoşçakalın Allaha emanet olun.  " İz- -T-B- " 

----------------------------------- 

Derya Sunkel 25 Şub 2024 Paz. 

Beraat Kandiliniz mubarek olsun ve Umre dosyami takdim ediyorum musadenizle

Selamun aleykum canim İz Terzş babacığım,

Nasılsınız?

Bu emasajla sizin ve Nüket annemizin Beraat Kandilinizi kutlamak, hatırınızı sormak ve affınıza sığınarak geç tamamlayabildiğim Umre dosyamı size teslim etmeyi niyet ettim.

Aslında Umre dosyamı çok önce tamamladım ama 15 sayfa tutunca kısalttım, araya iş ve rahatsızlıklar girince ancak bitirebildim.

İnşallah okuacak zaman ve fırsatlar nasibolur ve sizin kıymetli görüşlerinize ererim.

27 Ağustos itibariyle 3. derslerime devam etmekteyim. Murad Deruni hocamızın desteklerinden dolayı müteşekkirim.

Hayırlı feyzli kandiller dilerim.

Derya kızınız

------------------------------------

Euzu Billahi mineşşeytanirracym Bismillahir Rahmanir Rahiym

9 Kasım- 20 Kasım 2023 Umre Raporu

Necdet Ardıç İz Terzi Efendi Babam

 Derya Baykent Sunkel, Amerika’dan kiziniz

UMRE HAZIRLIK AŞAMASI

Bir hafta önceden hazırlıklara başladım. Umre’ye katılabilmek için üç artı bir işte çalışıyordum bu dönem bu yüzden çok yoğundum ama şükürler olsun zamanında herşey yetişti. Öncelikle efendi babacığım, gönderdiğiniz hac’da gerekli olacaklar dosyasını indirmek için kendime bir printer almak nasiboldu. Bu printer’ın ilk çıktısı olarak bu dosyayı indirirken bir tevafuk oluştu:

Printer önce 6. Sayfayı print etti, Sonra, ‘Mekke Yolculuğu’ sayfasınin sadece ‘Mekke Yolculuğu’ başlığı print olmuş olarak cıktı. sayfanın gerisi boştu. Ondan sonra sırasıyla 7, 6, 5, 4,3,2,1 bu sırada geldi. Sonra en son yine sayfa 6. Sayfanın çıktısı geldi. 6 + {7+6+5+4+3+2+1=28 (2+8) =1} + 6 6 +1+6 = 13

Eger Mekke sayfasi (sayfa 5 ama bu sayfada sayfa numarasi gorunmuyordu) ama yine de eklenirse 13 +8 =18

Bu arada okuyabildiğimce gönderdiğiniz diğer kitabınızı da okumaya gayret ettim. O kitaptan da 15. Ve 16. Sayfaların print çıktılarını aldım. Sefer duaları yazıyordu. Bunları her yolculuğun başında okumaya çalıştım hatırladığımda.

 UMRE YOLCULUĞUM BAŞLIYOR

9 KASIM 2023 Perşembe SEATTLE-ISTANBUL’A YOLCULUK

O gün eşim, önce çocuklarımızı okuldan aldı ve hepberaber beni hava alanına götürdü. Saat 3:41ide yoldaydık. Uçağın kalkmasına tam 2 saat vardı. Yol beklenmedik kadar kalabalık ve yoğundu. Betim benzim attı, çünkü en az bir saat kadar yolumuz vardı, ama eşimi panik etmemek için sustum dualarla yolu takibederken bir taraftan çocuklarımla tatlı sohbet etmeye çalıştım. Onlarla el ele tutuştuk ben gidiyorum diye için için üzülüyorlardı ama benim heyecanımı gördükleri için seviniyor, keşke biz de seninle gelebilseydik diyorlardı. Onlarla tatlı sohbet sırasında eşim ciddi anlamda trafikle boğuşuyor bazen tıkanıp kaldıgımız halde bizi olmadık yollara saptırarak ilerletiyordu. 

Saate baktıgımda 4:44 idi. İçim rahatladı. Biliyordum ki Yüceler yücesi yardım ediyordu. Saatimin pili çabuk biter olduğu için aniden pili bitti ve telefonum devreden çıktı. Ama havaalanına zamanından sanki 1 saat önce kadar ulaştık. Allah’tan kalabalık değildi ve sıra yoktu, çabucak check in yaptırdıktan sonra Yusuf adında bir görevli yanında benim check-in’imi çabucacık ve güler yüzle yapan bir bayan, Yusufla birlikte beni kapalı bir kapının önüne getirdiler, bayan Yusuf’a bana eskort olmasını tembih etti, Afrika’dan ve sanki bağlantılılardı, eskiden böyle değildi sistem, giden kişiye gözden kayboluncaya kadar takibedebilir el sallayabilirdiniz, çocuklarım da bunu istiyordu ama bu kez bu mümkün değildi, bu yüzden daha bir duygulandık, Bizim ailecek birbirimize gözlerimiz dolu sarılmalarımıza gözleri dolarak eşlik etti bu iki görevli.

Sonra bu bayanla pasaport kontrolunde karşılaşınca onun da adını sordum Haade gibi bir isimdi galiba. Diğer tarafa geçişin eşiğinde Yusuf bana S terminaline gitmek için binilecek trenin yolunu tarif ettti. Teşekkür edip ayrıldım. Sonra trene bindiğimde Yusuf da aynı trende üstelik aynı kompartımanda ve yanımdaydı. Siz de buradasınız diye saygıyla gülümsedim, o da evet dedi, selamlaştık. O’na saati sordum Tam o sırada saat 5:45 dedi. Bana iyi yolculuklar diledi bu siyahi görevli. Herşey ne kadar da içten ilerliyor diye sevindim. Sonra boarding yapılacak olan S10 kapısına geldim.

Tam ucağa bineceğim sırada sol tarafımda krem tesettürli bir görevliye saati sordum: tam 6:05 dedi. Bana verilen koltuk numarası 24B idi. İstanbul’a yolculuğun 12 saat süreceği anonsta bildirildi.. 

Uzun süre hava şartlarından dolayı havalanamadık. 16:42’de ucağın motoru çalişti, 18:44 te uçak harekete geçti ve uçak titreşti. 18:49 hava karardı artık ama mavi bir ışık göründi. 18: 53 uçak ilerliyor ve 18:54’te uçuyoruz dedi kaptan Euzu besmele cektim. 18:55 hızlandık, ama 18:57 sanki durdu, 18:58 hala yerdeyiz.

19:02 yine ilerliyoruz, 19:04 hızlandık ve ışıklı yola çıkmak üzereyiz. Kaptan pilot uçağı sola kırdı. Ve 19:07 havadayız.... bu tekerleklerin yerden kalktığı andı, adeta sabrımın test edildiği bir deneyimdi. Huu diye rahatladım E.besmele çekip dualardayım 19:08 şehrin ışıklarını görüyorum uzaktan (pencere kenarında değilim, ortadayım).

Seattle’dan İstanbul uçuşu için tekerleklerin yerden kalktığı vakit: 19:07 (1+9+7= 17=8)

Amerika’dan İstanbul’a giderken önce 24B numaralı koltuk numarasında oturdum ancak yolda yanımdaki 24Cye yerleştim çünkü yanımızdaki bayan başka yere geçti ve ben diger yanımdaki beye de yer açılsın diye kaydım. Çok yorgun ama huzurluydum, çünkü haftalardır beklediğim bu yolculuga çıkıyor olduğuma hem hayret hem de bin şükürle içimde bir huzur duyarak kalkış saatlerini dikkatle kaydetmeye çalıştım. Keyifli bir yolculuktan sonra İstanbul havaalanına ulaştım.

Seattle’da gelen uçakla Istanbul’a İNİŞ

Kaptan Pilot Saat 17:40’ta İstanbul’a inmeyi planlıyoruz diye anons yaptı. O sırada saat İstanbul’d 17:04, Seattle saatine göreyse 10 Kasım sabahı 06:04 idi. Kaptanın dediği gibi 10 Kasım 2023’te 17:40’ta İstanbul’a indik. (1+7+4=12=3)

10 KASIM 2023 Cuma ISTANBUL’DAN MEDİNE’YE YOLCULUK

İstanbul havaalanındaydım. Ülkeme gelebilmiş olmanın mutlulugu ve huzurunu yaşadığım bir ruh halinde ne düşüneceğimi bilemez bir halde telefonumun şarj problemi beni düşündürüyordu. Çünkü öğrencilerimle ilgili takibetmem gereken bir iş vardı. Aksi gibi konverter aletini getirdiğim halde yanımdaki el valizime almadığım için ne yapacağımı bilmiyordum. İlk önce Önerler isminde bir kafenin internet kafesi olduğunu ögrendim. Kahve sırasında Hintli çifte yardımcı olmaya çalıştım. Hintliler vazgeçip gidince kafe sahibi sinirlendi, ben de ona ve etrafındaki görevlilerine, üzülmeyin, sizin buradaki göreviniz çok kıymetli öyle her koca yiğidin kaldırabileceği bir şey değil, sizler çok değerlisiniz noolur bunun farkında olun dedim. Kahvemi aldım, nerede internete bağlanabileceğimi sorup durumumu anlattım. Arka tarafı gösterdiler oraya geçtim kafenin arkasındaki açık alan. 

Oraya kafe sahibi geldi meger yanımdaki laptop onunmuş, adı GaziHan idi galiba adı. Telefonumu alıp bilgisayarında sarj ediverdi, bu sürede sohbet ettik. Sözlerime çok memnun olmuş, keşke herkes sizin gibi olsa dedi. Dua istedi Umre’ye gideceğimi duyunca, ben de bak şimdiden dua ediyorum orada da amin deyince kabul olsun inşallah olur da unutursam üzerimde kalmasın dedim kabul etti. Kahvemi içerken işimi gördüm, anneciğimle internete bağlı laptopımın whatsapp’ı üzerinden konuştuk ve orada ayrıldım. Uçağımın kalkmasına zaman vardı ama yolu bulmam lazımdı, hazırlanıp cıktım. 

Ucagın gişe numarası D13, uçakta oturdugum koltuk 11A idi.

11A’ya yerlestim. Ucak 21:53ite harekete başlaldı. İstanbul’dan Medine’ye ucuş için Tekerleklerin havadan kalktıgı an: 22:16 2+2+1+6=11=2

Hazel adındaki yol arkadasim 11B’de oturuyordu. İki koltukluydu yerimiz. Bu bayan başka bir grupla ailesiyle Umre’ye giden bşr gruptandı. Onunla çok feyizli sohbetler ederken Medine’ye yaklaştık.

Pencere kenarında olduğum için Medine topraklarına yaklaştığım bir noktadaa kalbimin çok başka bir heyecanla attığını ve bir ara sanki Resuli Ekrem’le baglantı kurduğumu, sanki onun geliyor olduğumu bildiği hissine kapılıp inaniılmaz bir heyecan ve sevinçle gönlümün gözlerinin dolduğunu hissettim.

Sonra Hazel’iın de yardımıyla saate dikkat ettik. Medine’ye tam ayak bastığımız an gece yarısından sonra: 01:08 idi.

MEDİNE’YE İLK İNİŞİM VE RESULİ EKREMLE BULUŞMAM

Hazel’le helalleştikten sonra Medine’ye ayak basmak üzere uçaktan ilk indiğimde annesinin kucağında hayatımda görmediğim iri ve cok güzel gözlerle faltaşi gibi bana bakan siyahi bebeğe maşeAllah dedim ve ilerledim. Medine’ye indiğim için çok heyecanlıydım.

Bagajlara gelmek için o düz yolda yürüyen asansörde yolda yavas yavas ilerlerken aynı bebek annesinin kucağından önümde ilerliyordu\ ne zaman onume gecmisler diye dusunurken, bu guzeller guzeli bebek, o güzel gözleriyle bana bakarak çok manalı ve çok içten gülümsüyor, ve devamlı gülümseyerek ictenlikle bana bakıyordu, sanki bana birseyler soyluyor gibiydi. 

-birden Resulullahımıza seni sen gidince nereden taniyacagiz / bulacağız dediklerinde çocukların gülücüğünde ve gullerin tomurcugunda dediği bir flaş gibi aklımda Resulullahımızın bana gülümsediğini yaşıyor ve bu uzun suren karşılamada ağlayarak bu bebeğe bakıyordum, bebek hep gülümsedi o an ben Resullullahımla beraberdimm Ona Salavat getirirken yuregim dopdoluydu. 

Bu durumun etkisinden kurtulamadan pasaport kontrolu, welcome – holgeldiniz denildi bagaj teslimine giderken bir taşıyıcıdan yardım istedim, bu bebeği annesiyle yine gördüğümde bana adının Malik olduğunu ve 5 aylık oldugunu soyledi. O bebişe dua ettim elhamdulillah beni Resulullahımla bulusturdui her daim de O’nunla ola inşAllah diye.

Bu bana yardım eden bey esyalarımı tasıyıverdı, ona bahşiş verdim bana taksi buluvermesini istedim. Tamam dedi. Adını sordum. Adının Muhammed Muzaffer oldugunu soyledi. Onunla helalleştik ve taksiye binmeden şoföre Le Boshphorus Waqf Safi’ye gideceğimi söyledim. Tamam dedi. Taksiye bindiğimde telefonumun şarjı yine bitmişti, üzüldüm. Allah Kerim deyip şoförü azıcık kontrol edeyim diye konuşurken adını sordum Mahmud dedi sanırım soyadı da Olive gibi birseydi.

Muhammed ve Mahmud’larla böylesine desteklenmişken bana hiçbirşey olmaz dedim ve yolu izledim. 20-25 dakikalık bir yoldan sonra bu iyi insan beni sizlerle buluşacağım otelin önünde durdurdu. Yüreğim çok dolu ve huzurluydum.

Otelden iceri girince gördüğüm kişinin SILA sorumlusu Hüseyin bey olduğunu sezdim. Hüseyin bey deyince, adamcağız şaşırdı, nereden bildiniz dedi, bilmiyorum, ama tahmin ettim dedim. Bana oda kartımı verdiler ve Didem hanım’la kalacağımız odamıza gittim.

MEDINE El Bosphorous Wakqf Safi Oteldeki Odamiz ve Medine gunlerimiz-kisa kisa

--Medine’ye ulastigimda ben adeta yari uyur yari uyaniktim, sanirim neredeyse 18-20 saatlik yolculuktan sonra jetlag idim. Bu yuzden burayi maalesef cok degerlendiremedigim zanni icindeyim. Bu kadarina da sukurler olsun dedim. 

-Didem hanımla kalacağımız odanın junior suit olduğunu görünce çok şaşırdım. Uyumadan önce ibadetlerimi yapıp, bilgisayarımın konverterını ayarlayıp bilgisayarı internete baglattım sonra da sabaha kadar çalması için bakara suresi ve ayetel kürsü okutup odanın enerjisini temizleme ihtiyacı duydum nedense, bu dualar yapılırken uyuyup kalmısım. Ezanlarla uyanmak çok güzeldi.

-hayatimda ilk kez kapandim elhamdulillah, sanki olmasi gereken oldu ve çok huzur duydum, sadece yorgun ve bitkindim. O gunun sonunda efendi babamizi ve Nuket annemizi karsilamaya gittim. Sizleri ilk kez dunya gozuyle gormek cok guzeldi. 

O gecenin sonunda kendimle ilgili farkettigim sey: gul verme gorevini tamamlayacagim derken sizlerle pasta kesilme merasimini ve fotografi kacirdigimi farkedip uzuldum. Esas amacimin disina tastigimi gorup, konsantre olamadigim icin uzuldum. Ama jetlag oldugum icin olabilir diye dusundum sonradan.

-Didem’le cok guzel anlastik. Hem onunla, hem de sevgili Inci Zekiye’nin kurdugu Hatme grubundan arkadaslarim Hollanda@dan gelen Ayfer ve Yasemin’le ve diger guzel dostlarla bulusmak çok güzel ötesiydi. Avusturya’dan Zahide’nin vesilesiyle o ilk gece hep birlikte insani kamil namazini camide kildik cok guzeldi. 

-Sonra Resuli Ekrem’i ziyaret gunu 6 kisinin arasinda ben de kabul edilmeyenler arasindaydim – uc kere denedik ucuncusunde oldu ama soyle oldu: Once Huseyin bey bir liste verdi, bu aslinda digerleriyle ayni listeydi ama baska bir siradan gecirmeye calistilar 2. defada malesef olmadi. Sonra Huseyin bey bizi Arabistanli bir beye teslim etti. Feyza adinda genc Arapca bilen bir kiz cikti geldi. bu Arap bey onun telefonune bir liste gonderdi ve yanimiza 3-4 iran ve turkmen asilli bayanlari da eklediler bir kac bey aralarinda konustuktan sonra. Feyzanin liderligindeki bu gruba izin verildi biz hepimiz dualarla saskinlik icinde neden kabul edilmiyoruz acaba diye kendi ic analizlerimizi yapiyorduk. 

Duygusuz kalmistim, bugune kadarki zanlarim yanlis miydi? Saskinlik icinde donup kalmis olarak yasadim olani biteni, bu arada Iran kokenli bir bayan elimi tuttu birakmadi, kaybolacak diye odu kouyordu, bizim bu yeni grubumuzun icindeydi, nedense dilini bilmedigim bayanlar bu elimi tutanlarin dilini biliyor ve benimle kendı dıllerınde devamlı konusuyorlardi ben de gulumsedim, sonunda Resulullah bizleri kabul buyurdu, cok yakinina gelebildigimize sukrettim ama hala inanamiyordum bu yakinliga, o kalabaligin icinde birbirimize alan actik ve namazlarimizi kildik, hala nasil o alanlar acildi bilemedim, bu Iranli bayanla, Yasemin’le Ayfer;le aglayarak dualar ediyorduk. Sonra disari ciktigimizda bu Iran’li bayan elimin icine tukenmez kalemle adini ve telefon numarasini yazdi. 

Dalal: 750 241 66 288 7+5+2+4+1+6+6=2+8+8 =51 =6 Adi Dalal oldugu icin bana dalaleti hatirlatti ve bundan urktum ve bir de dilini bilmedigim icin aramadim belki emmare yanim agir basti bilmiyorum. Allahimdan ona cok dua ettim ama iyilik guzel yol hepimize nasib buyura diye insallah.

Efendi babacigim, yasadigim herseyde isaret arayan biriyim, bu yuzden her yasadigimdan ister istemez birsey cikariyorum. Sızi de bu isaretleri takibederek bulmak nasib olup da isminizin Iz oldugunu ogrenince cok hayret ettim, elhamdulillah.

Medine’deyken, size kucuk bir hediye olarak getirdigim “Ardic yagini” Nuket annemize teslim ettim. O ne ise yariyor deyince, Turkcesini ogrenip size yazacagim dedim. Efendi babacigim, sizin kitabinizda Ardic agaci yaprak ve tohumlarindan bahsettiginiz icin almistim bu yagi. Nuket annecigime bunun faydalarini ayrica whatsApp’tan gonderecegim ama kısaca sunları buldum: Ardıç yağı vücudun toksinlerden arınmasında ve iltihapların tedavi edilmesinde kullanılır. Ardıç yağı kanı temizler12. Diğer faydaları şunlardır: Soğuk algınlığına ve gribe karşı faydalıdır. Vücut ağrılarına karşı etkilidir. İştah açıcı ve idrar söktürücü etkisi vardır. Saç derisini ve diplerini güçlendirir. Kandaki şeker miktarını düşürür. İç organları hastalıklardan korur. Sinüzite iyi gelir. İltihaplanmaların hızla geçmesine destek olur. Kan dolaşımının sağlıkla devam etmesine yardımcı olur. Eğer ardıç yağını ağız yoluyla tüketecekseniz, tek başına kesinlikle tüketmeme-lisiniz. Bir bardak suyun içerisine maksimum 5 damla ekleyerek tüketebilirsiniz. Ayrıca küp şekere 2-3 damla ardıç yağı ekleyerek de tüketmek mümkündür. Ancak günde 5 damladan fazla ardıç yağı tüketmek, sağlık açısından tehlikelidir. Çok kuvvetlı olduğu için Allahu alem.

MUHTESEM MEKKE GUNLERI

1. Ilk Umre’mizde, hemen tavaflardan sonra, Hollanda’dan Yasemin kardesimle birlikte kaybolduk, ama umremize devam ettik sukurler olsun. Merve ve Sefayi toplam 7 defa yuruduk. O yesil isiklarda kostuk, ilk 3 defasini hizli yurumeye calistik, emmare, levvame, mulhime cabuk gecilsin diye. Aslinda biz Merve’yi de Sefa’yi da 7ser defa geciliyor diye hatirladik ve oyle yapicaktik, ama Gokce’miydi adi aklima gelmedi baska kaybolan bir arkadasimiz kendisi yapiyordu, bize hatirlatince biz de toplamda 7 defa yaptik. 

2. Bir gece vakti Kabe’ye gittim, oradan ihtiyacimi gorup geri geleyim derken, nereden ciktiysam, Selam kapisindan cikmisim, bana tarif ettiler, sonra ayni yerden geri dondugumde Selam kapisinin etrafinda Kabe’ye gidis kapisini aradim bir sure, sonra tekrar nasibolup geri girmek nasiboldugunda cok sevindim, Once bu kapinin onunde gittim geldim, sonra asagidaki giristen girdim cok sukur

3. Insani Kamil Namazi kildigim noktalar, malesef Seriat ve Tarikat koseslerini kilarken fotograf cekmek aklima gelmedi ama Hakikat ve mağrifet koseleri cok farkliydi, burada tam koseyi buldum derken, birden secdeye duracakken, kosenin ileriye kaydigini gorup resmen yürümeye devam etmek zorunda kaldım, sanki köşeyi takibettim, buna çok hayret ettim. Kabe sanki kendi etrafında dönüyordu. Tam burasi dedigim an seccademı yerlestırdım ve fotografini cekip emin olmak istedim, ondan sonra da salatlarimi eda etmek nasiboldu elhamdulillah. 

4. İlk gün Hollanda’dan Yasemin’le birlikte Rukni Yemeni köşesine dokunup onu öpmek nasiboldu, uzunca bir süre orada zaman geçirdik biz bile inanamadık.

5. Bir başka tavaf sırasında Hacerül esved taşına çok yaklaştık Hollanda’dan Ayfer’le ve Yasemin’le. Ona dokunamadık ama Kabe Kapısına ve arada kalan duvarına dokunup uzun süre dualar ettik, çok feyizli muhtesem bir deneyimdi, elhamdülillah.

6. Bir de İbrahim Aleyhüsselamın makamını ziyaret edebilmeyi çok istiyordum, nasiboldu çok şükür. Burada uzun süre dua ettim, öyleki görevli, HAcciiii diye kibarca beni uyardı da kendime geldim oradan ayrılmak zorunda kaldım 

Mekke’de gorudugum Zuhurat:

18 Kasim Mekke

1. Avusturya’dan Zahide ( efendi babamizin 20 seneye yakin ogencilerindenmis, Umre sirasinda bana cok ablalık etti) Zahide sanki hava alanlarindaki giselerin birine oturmus, gorevli,  ben de gisenin onundeyim, ben bu giseye giris yapinca ben adeta elektronik olarak tarandim, ve Zahidenin onundeki bilgisayarda benim de gorecegim sekilde “lebbeyk allahümme lebbeyk” gorundu, bana gec dedi. Etraf los  ama cook hafif ve latiff gunes isiklari siziyor ama isik isik degil de sari bir aydinlik veriyor acik kahve rengi ortama,  ve etrafta kimse yok, sadece benim musteri adeta, teheccuc namazina gidecekmisim, Zahide de benimle gelecek ama once beni onayladi, cok ciddi ama biliyorumki cok da samimi. Lebbeyk Allahumme lebbeyk, lebbeyke la serike leke lebbeyk innel hamde ven nimmete leke vel mulk, laa serike lek diye cok severek okurken uyandim.

Mekke’den Cidde’ye, oradan da yine Saudi Arabistan’da olan Al Khubar’a yolculuk

Hala Umre’ye gelmek nasil nasib oldu bunun hayreti ve sukru icindeyim, elhamdulillah, ham taraflarimi bir cok vesilelerle ama merhametle koruyarak gosteren Allahimiza hamdolsun, bu gezi benim ic dunyam icin cok kiymetli egitimlerle dopdolu bir gezi oldu, degerlendirebilmek nasibolsun insallah.

Mekke’den 10 gunluk grupla ayrilip 20 Ekim’de Cidde’den yine Saudi Arabistan’daki Al Khobar, ve Dammam adinda Dogu yakasinda Kizil deniz kiyisindaki bolgeye geldim is icin. Bir suredir calisiyorum buradan da, 1 Aralik Sabahi Amerika’ya dondum.

Calisiyor oldugum egitim danismanligi sirketinin yeni ofisi Dammam’da. Buraya geldigimde ilk dikkatimi ceken sey calisacagim ofisin numarasiydi, no. 79 yaziyordu kapinin yanindaki tabelada. 

 Bu sayi Kabeye gitmek icin Anjum otelinden ciktiktan sonra Kabe’ye ulasmak icin bize ogutlenen kapi numarasiydi, Sila sirketininden grup liderimiz bu kapi numarasini takibedin, sadece bu numaradan Kabeye ulasabilirsiniz diye tembihledigi icin hep o kapiya yoneldigim Kabeye gitmek icin.

Neredeyse tum Umre suresince 8, 11, 13 ve 79 devamli karsima cikti. Mesela, ucaklarin kalkis saatleri bile tevafuktu:

Dammam’dan Istanbul  icin ucagin yerden kalktigi vakit 7:19 sabah

Istanbul’a varis: 11: 13 ogleye yakin

Istanbul’dan Seattla’a kalkis: 15:20 (8)

Seattle’a varis: 16: 36  ( 79)

Ben bilecek seviyede degilim hic suphesiz, bu sebepten sanki Allahimiz bana sembolleri cok net gosterip anlayacagim halde benimle konusuyor, ve bana sanki bu is araciligiyla yureginle kabeye ulasabilir, bana tavaflarina devam edebilirsin diyordu diye hissettim efendi babacigim.

Sonra bir tevafukla farkettim ki, Washington Eyaletinde yasadigim Lake Stevenstaki evimin kapi numarasi da 719, 1 i cikarirsam 79 kaliyor, bunu gizli bir isaret olarak hissetti gonlum ve dedim ki, ev halkimi birlersem yani hepsinin Senden geldiginin iyice idrakiyle yasayip bu sekilde davranirsam da Kabeyi gonlumde ziyaret edip ev hayatimda da tavaflarima devam edebilecegim mujdesini Verdi  bana yuceler yucesi adeta.

Bunlar benim su anki anlayisimin urunleri, siz daha iyi bilirsiniz Efendi babacigim. Bu sembol diliyle lutuf buyurdugu bu mesajlarla cok feyzlendiren, motive edene, her daim hamdu senalar olsun insallah. Hayatimda semboller hep cok rol oynadi bugune kadar, zaten bu yuzden siz Iz Terzi efendi babamizin ve Murat Deruni hocamizin numaralari yormaniz bana cok manali geliyor.

Bunu Murat Deruni hocamiza haber verdigimde bana sizin 12 numarali kitabinizi, BEndeki Terzi baba kitabini ve sizin sayilarin anlam aciklamalarinizi gonderdi, ve de bana su bilgiyi Verdi:

“79 sayısının yolumuz ile bağlantısı 19 79 yılında Nusret Babamız Rahmetullahi Aleyh ahret alemine göçmüş ve Terzi Babamız görevine asaleten başlamıştır. (12) Terzi Baba kitabından da daha geniş bilgi vardır.”

Allah siz İz Terzi babamızdan ve Murat Deruni hocamızdan her daim razi olsun. Sizden gelen lütufları hakkıyla değerlendirebilmek cümleten hepimize nasibolsnun insallah.

Sizi ve Nuket annemi dünya gözüyle görmek, sevgili İni Zekiyeinin whatsapp’taki Hatme grubunda tanıdığım kıymetli gönül dostlarımla dünya gözüyle görüşmek, diğer kardeşlerimle tanışıp, onlarla sohbetlenmek çok feyizli ve özeldi.

 Sizleri tekrar dunya gozuyle group ellerinizden opebilmeyi ictenlikle diliyorum. Allahim sizleri varligiyla beni sereflendirdigi icin mutesekkirim. 

Muhabbet ve hasretle ikinizin de kiymetli ellerinden operim. Tum himmet ve destekleriniz icin minnettar ve mutesekkirim, elhamdulillah, Derya kiziniz

-------------------------------- 

 Necdet Ardıç 25 Şub 2024 Paz,

 Aleyküm selâm Derya hanım kızımız sizinde geçmiş kandiliniz mübarek olsun. 

Umre hatıra yazılarınızı  okudum dosyasındaki yerine kopyaladım  güzel olmuş ellerinize sağlık. Ancak resimler sistem uyuşmazlığından kopyalanmadı  veya o indirme şeklini bilemedim.  aslında indirilselerdi bile belki dosyaya ilave edilemeyecekti. Çünkü resimler dosyada oldukça çok yer kaplıyorlar o zaman da  dosya olarak gönderemiyorum . Baş taraflara bazı resimler ilave ettim onlara  bakılabilir ve bir fikir alınabilir. Dosya kitap bitince sizede bütününü göndereceğim okudukça o günleri hatırlarsınız.  Hakk'tan hayırlısı.  Allah kabul eylesin. 

Dünya ahiret işleriniz kolay gelsin selâmlar Nüket Annenin de selâmları vardır.  Hoşçakalın Allaha emanet olun. 

----------------------------------- 

2023 umre dosyası 

2023 umre dosyası 18 Mar 2024

Kevser 

Selamun Aleyküm Efendi Babam,

2023  Umre Sıla Turizm 39.tur   Umrede yaşadıklarımı, notlarımı, tefekkürlerimi gönderiyorum. Allah  size ve Nüket anneme sağlıklı, huzurlu uzun ömürler versin. Hürmetle ellerinizden öperim. Selam, sevgi ve muhabbetlerimle.

Kızınız Hatice Emrem

-------------------------------- 

2023 ÜMRE sıla turizm 39. Tur 

11 Kasım SV258 İstanbul havalimanı 13:35 - İniş Medine 17:30 

İstanbul havaalanından 7 nolu kapısından giriş yaptık. 

B4 – 53 nolu pasaport kontrolünden sonra uçağa bindik. Koltuk 68D, Erol 68E saat 14:02 kalktık. Yemek olarak ben pizza, Erol tavuk, kahveli tatlı, dolma, domates, zeytin, humus, ananas suyu, su, ekmek verildi. 

Medine ye geldik. 27 numaradan pasaport kontrolundan sonra 6 numaralı kapıdan Medine ye giriş yaptık. Bosphorus otele geldik. 7.kat 719 nolu oda. Otelde pasta kesildi, kutlama oldu, akşam yemeği yenildi. Yatsı namazı için 12 nolu kapısından mescidi nebeviye giriş yapıldı. 13 nolu kapıdan çıkış oldu.

12 Kasım 2023 

318 nolu kapıdan girildi. 14 nolu kapıdan mescidi nebeviye girildi, sabah namazı kılındı. Otele gelindi. Sabah kahvaltısından sonra saat 7.00 de lobide buluşulup 7:30 randevulu Ravza ziyareti için yeşil halıya gidildi. Yeşil halıda 4 kere 2 rekat namaz kıldım ayrıca Duhan, miraç namazlarını da kıldım. 

12 nolu kapıdan giriş yapıldı. 20 rekat hakikati Muhammedîye namazı kıldım. 13 nolu kapıdan çıkıldı. Otele geldim. İkindi için mescidi nebeviye gidildi. Öğlen ve ikindi namazı kıldım. Oradan otele sonra mescide gidip akşam ve yatsı namazlarını eda ettik. 

13 Kasım 2023

Saat 07:00 Medine çevre ziyaretleri için otelden hareket ettik.

Saat 7:30 – 7:32 Uhud a gidildi.

Saat 8:45 – 8:47 Kıbleteyn camine gidildi. Ahunur ile resim çekildik. O da istemiş.

Saat 9:43 – 9:45 Hendek 7 mescitlere, mesacidi Seba gidildi.

Hz Resulullah mescidi fetih, Hz Ali, Hz Ebu Bekir, Hz Ömer, Selman bin Farisi, Hz Osman, Hz Fatıma mescitleri 

Saat 10:21 – 10:23 Küba cami ne gidildi. 11:13 – 11:16 çıkış yapıldı. Otele geri dönüş. 

Resimler çekildi. Ahunur ile Kıbleteyen caminde resim istemiştim, çekildik. Ünzile ile resim çektirmek istemiştim olmadı. 

Öğlen namazı için tek başıma mescidi nebeviye gittim. Baktım Ünzile, o da tek başına. Orada resim çekildik. Bu topraklarda düşüncelerin hemen olduğunu tespit ettim. Ne düşünüyorsan oluyor.

Saat 12:33, namazımızı kıldık. Otele döndük. 

Öğleden sonra 13:30 lobide buluşup hurma bahçesi ziyaretine gitmek için 1 nolu otobüse bindik. 

Saat 13:33-13:37 de hurma bahçesine hareket edildi. Hurma bahçesinde buhara yemeği, içecek, su, yeşillik ikram edildi. 14:45 hurma bahçesindeyiz.

Bandırmalı Zerrin Hanım ile tanışıldı ve resmini çektim. Hudri (22 riyal) ve acve ( 50 riyal) alındı. 9 + 1 = 10 kg alındı. 3 hurma ben, 2 hurmada Erol yedi. 

Otele gidildi, oradan mescide, ikindi namazı kılındı, otele geri döndük. Geç kaldığımı düşünüp lobide de kimseyi göremeyince hızlı hızlı mescide gittim. Giriş kapıları kapanmamış. Geç kaldığımı düşüp mescit kapıları da kapanmamış olunca şaşırdım. 13 nolu kapıdan içeriye girdim. Meğer erken gitmişim. İlerledim, yer bakıyorum. Bir kişi ayakta, eli ile 1 kişi diyor. Evet dedim. Çağırdı, yanına gittim. Kendisi Türk Fatma abla. Namaz kıldık. Akşam ezanını beklerken konuştuk. Merak ettiğim sorularım vardı. Hem Türk hem 30 yıldır orada imiş. Bana Arap kahvesi ve hurma ikram etti. Kakuleli ve zencefilli iki Arap kahvesi içtim. Hurma yedim, zemzem içtim. Sağımda Özbekistanlı solumda Fatma abla, onun solunda Tunuslu hanımla dörtlü konuşma oldu. 

Suudi Arabistan’da yaşayan hanımların ev, aile, sosyal yaşantıları hakkında merak ettiğim bütün sorularımı 30 senedir orada yaşayan bir Türk’ü Allah’ın karşıma çıkartması ve onun tarafından yer ayırtılıp, çağırılmam, sorularıma cevap bulmam, düşüncelerin ne kadar önemli ve dikkat edilmesi gereken bir durum olduğu konusuna örnek oldu. Resim çekmek istedim, kendisi istemedi. Türkiye ye herkese selam gönderdi. Akşam namazından sonra Erol ile alışverişe oradan yatsı için mescide, tekrar alışveriş ve otele gittik. 

14 Kasım 2023

Sabah ve öğle namazlarını mescidi nebevide kıldıktan, resimler çektikten sonra otele geldik. İhrama girdik 13:30 lobide buluşup 1 nolu otobüs ile Mekke’ye hareket ettik.

Medine’den 8 km uzaklıkta Zülhuleyfe de ihrama girdik. Mekke’ye doğru yola çıktık. Uzun bir yolculuktan sonra 3 otobüs geç saatlerde Mekke’ye geldik. Otelimiz Anjum Makkah Hotel oda No:706 (odada 3 yatak vardı. Sorun 1 yatak çıkartılarak çözüldü. Kabin bavulu 3 teker geldi.) Erol ile fikir ayrılıklarımız oldu. İçimden ihramlıyız, birbirimizden uzak duralım dedim. Otelde akşam yemeğinden sonra gece 12 de lobide umre için buluşuldu. 

15 Kasım 2023

14 Kasım gece 24:00 lobide buluşup hareme doğru hareket ettik. 79 nolu kapıdan gözlerimiz kapalı girip, Kabe’yi görünce duamızı yaptık. Kâbe katında umre için tavafımız başladı. Tavaf bitti Erol ve diğer kardeşlerle namaz kıldık. Sefa Merve için yola çıktık. Kalabalık koridoru aşmak için el ele verip, Adıyamanlı kardeşin el kaldırıp, kılavuzluk yapmasıyla oradan çıkıp 2. Kata geldik. O sırada Erol insan seline kapıldı ve bizi takip edemedi. Çok izdiham vardı. Biz 2. Katta Sefa Merve yaparken baktım Erol yok. Arıyorum, telefon çalıyor cevap vermiyor. Harun’a soruyorum bilmiyor. Harun da aradı cevap vermedi. Tekrar tekrar arıyoruz sonunda telefon kapandı. Çok endişeliyim, ilk umresi içimden efendi babamı bulsa, birlikte tamamla-salar dedim. 

Umremiz 03:17 de bitti. Otele geldik Erol yok. Yatağa 04:35 ayaklarımı uzattım. Sonra Erol geldi. Başına gelenleri anlattı. Bizden bir hanım kardeşimizle karşılaşmış. O da kaybolmuş. Sonra Turgay beyi görünce, hanım kardeşimiz sen onunla git, ben daha önce de geldim, biliyorum okuyarak yaparım demiş. Erol Turgay beyle devam etmiş. Sonra onu da kaybetmiş. Sonra da Efendi Babamlarla karşılaşmış. Onlarda yeni gelmişler. Sıfırdan Sefa Merve’ye birlikte başlamış. 

Sonra otele birlikte dönmüşler. Burada da düşüncelerin ne kadar önemli olduğunu, hemen zuhur ettiğini, dikkatli olmamız gerektiğini müşahede ettim. Sabah kahvaltı için Zahidelerin olduğu masaya oturdum. Bir kardeş Zahide’ye umrede kaybolduğunu, kaybolan bir erkek kardeş ile karşılaştığını anlatıyor. Bende gülümseyerek dinliyorum. O kim biliyor musunuz dedim. Kim? Benim eşim. Başladık gülmeye. Bu kadar mı olur. 15 Kasım serbest günümüzdü. Günü Hareme gidip namaz kılarak, ibadet ederek, tavaf yaparak geçirdik. Saat 18:08 114 nolu kapı, saat 18;12 70,71 nolu kapı, saat 20:46 74 nolu kapılardan girdik 

16 Kasım 2023 

66 nolu kapıdan Kabe’ye sabah namazına gittik. Efendi Babamlarla Anjum otelde sabah kahvaltısı yaptık. Odalara gitmek için Efendi Babamlarla asansöre bindik. Önce bodrum kata sonra 7. Kat sonra 11. Kata gidildi. Saat 07:30 da lobide buluşup Mekke_i Mükerreme ziyareti için buluşuldu.

1 nolu sıla otobüsü ile Mina da şeytan taşlama, kurban kesilme ve tıraş (saç, baş, tıraş) anlatıldı. Sevr cami ve dağına gittik. Arafat cami (senede 1 gün arife günü açık. Arafat sınırları Allah tarafından tespit edilmiş kıyamete kadarda değişmez.) sonra Nur dağını gördük. Saat 11:04 Resim, video çektik. 11:24 otele döndü. 

İbadetlerimizi Kâbe de eda ettikten sonra yatsı namazından sonra Nüket annemlerle zemzem Tower’da buluşup seccade aldık. Alışveriş yapıp otele döndük. 

O gecede rüyamda Allah Kâbe duvarına elimi sürdürttü. Rüyamda çok mutluydum. Şükürler olsun. Rüya 17 Kasım görülmüş oldu. 

17 Kasım 2023

Sabah namazını Kâbe de kıldık, cuma günü idi. İkindi namazı dahil otelde ibadetlerimiz eda ettik. Akşam namazını ve yatsıyı Kâbe de eda ettik. Saat 20:20, Akşam 21:30 Ci’rane mikatında umre için 21.15 de lobide buluşuldu. 2. Umremiz eda etmek için saat 22:44 de mikat alanındaydık. Saat 00:35 de tavafa başladık. Saat 01:08 de tavaf bitti, namaz kılındı. Saat 02:38 umre bitti. Elhamdülillah.

18 Kasım 2023

Sabah namazı için Erol Efendi babamlarla anjum otelinden çıkıp sol tarafta Kâbenin uzantısı olan goğuk bölümüne gitmişlerdi. Erol’un orada dikkatini çeken, efendi babamın yanı boş olduğu halde, camide dolu olduğu halde, kimse yanına gitmemiş. Taa ki Efendi babamın oğlu Cem gelene kadar. Cem gelip Efendi babamın yanında namaza durmuş. Namazlarını kılmışlar. Bu da güzelliklerden bir tanesiydi. 

Diğer bir güzellik ise Medine’de erkeklerin ravza ziyaretinde polisin Efendi Babamı, kırmızı şeridi açıp, sadece Efendi babamı alıp, tekrar kapatması, peygamber Efendimizin de olduğu 3 kapının bulunduğu bölgede kendisinin olması ve görüntülenmesi idi. Bunu Erol görmüş gelip bana anlatmıştı. Daha sonra çekilen videoda da görüldü. 

Namazlarımızı, tavaflarımızı Kabe’de Erol ile eda ettik. 

Yatsı namazından sonra Zemzem Tower’a gittik. 22.13 de Zemzem Tower’daki markete gittik. Erol’a bir telefon geldi. Babasının kentsel dönüşüme girecek ev ile ilgilenen müteahhit aradı. Birbirlerinden habersiz İkisi de Mekke’deler imiş. Mado da buluştular. Bende alışveriş merkezini dolaştım sonra onlara katıldım. 

Kardeşler hira dağına gittiler.

19 Kasım 2023

Sabah namazı için lobiye indim. Bizden kimse yoktu. Bir anne kıza sordum. Birlikte gidebilir miyiz diye. Birlikte hareme gittik. Yolda konuştuk. Kâbe’ye, hacer_ül Esvete dokunamadıklarını söylediler. Bende dokunamadım dedim. Namazdan sonra yapalım diye konuştuk. Haremde ayakkabılarımızı çıkardık. Kızı torba getirmemiş. Benim çantama koyduk. Taşıyım dedi. Sen küçüğümüzsün ben taşırım dedim. Namaz yerlerimiz farklıydı ama birbirimize çok yakındık. Namazdan sonra baktım kimse yok. Sonradan öğrendiğime göre kızı başkasını ben sanıp, onu takip edip gitmişler. Birbirimizi kaybettik. Ayakkabısı da bende kaldı.

Kâbe katına indim, yeşil direkte bekledim, kimse yok. Hacer_ül Evset te çok kalabalık. Umremizde var. Üzülerek otele döndüm. Resepsiyona ayakkabıları teslim etmek istedim. Almadılar. Kahvaltıdan sonra umre için hazırlandık lobiye indik. Asansörde anne kızın tanıdığına, akrabasına rast geldim. Sabah namazı için lobide onu da görmüştüm. O gelmemişti. Telefon numaramı ve oda numaramı verdim, otobüse yetişeceğim için ayakkabıları geri gidip teslim edemedim. Haberleşelim dedim. Beni gördüklerine çok sevindiler. Bir ayakkabı getirmişler ve çıplak ayak otele gitmiş. Sonra terlik almışlar. Buraya gelmesi annesinin isteği üzerine olmuş. Sonra o da istemiş. 

Saat 07:30 Hudeybiye Mikatı umresi için lobide buluşuldu. Efendi babam ve Nüket annem gelemediler. Hastalanmışlardı. Çok üzgündük. O gün de biatler tazelenecekti. Nasip olmadı. Saat 09:34 Hudeybiye Mikad alanındaydık. Tesbihler aldık. Alışverişler oldu. Hareme geldik. Umremiz başladı. Tavaf için Kâbe katındayız. Biz bir grup olduk. Fatih, Murat da vardı. Fatih’e biraz yüksek sesle söylersen bizde tekrar ederiz dedim. Bir süre Fatih okudu bir süre Murat okudu bizde tekrar ettik. Orada dikkatimi çeken bir durum söz konusu oldu. 

Kâbe de tavaf ederken sadece bizim zikirlerimiz, sesimiz duyuluyordu. Herkes susmuştu. Herkes bizi dinliyordu. O kadar kalabalık insan, sükûnet içerisinde tavaf yapıyordu. Kâbe’nin üzerinde de 2 güvercin karşılıklı birbirlerine bakıyorlardı. Bu durumu Fatih’e de söyledim, gösterdim. Herkes de şahit oldu. Evet dediler. Efendi Babamızın, tavaf yaparken, bizlere verdiklerini okuyorduk ve Kâbe dinliyordu. Efendi Babamız fiziksel olarak katılamamıştı ama bizimleydi. Her zaman bizimleydi ama o zaman çok daha yoğun yaşadım, hissettim. Huzur içinde umremizi tamamladık. 

İnsanı kâmil namazı için kimseyi bulamadım. Erol’da yorgun ve biraz hastaydı, yapamadı. Sandalyede oturup Kabe’yi seyretti. Ben de namazı kılmaya gittim. 2 rekat makamı İbrahim’de namaz kılarken, Kâbe’ye bakıp namaz kıldığım için yağmur yağdığını gördüm. İncecik sicim gibi, çok narin. Namaz bitti yağmur kesildi. Erol’un yanına gittim. Durumu söyledim. Yok yağmur yağmadı dedi. Allah Allah hayal mi gördüm dedim. Kendimden şüphelendim. Sonra yerlerin ıslandığını görünce evet yağmur yağmış dedi. 2 rekâtlık süre, yağmur yağdı. Sonra ibrahimiyyet, museviyyet, iseviyyet köşelerinde namaz kıldıktan sonra Muhammediyye köşesinde namaz kılarken yağmur tekrar başladı. Namazı kıldım, en son şeriat ve marifet makamlarının birleştiği yerde son 2 rekât namazı da kıldım. Yağmur yağmaya devam ediyordu. Hiç kesilmedi. Otele döndük. Efendi Babamlara geçmiş olsuna odalarına gittik. Yarın da dönüyoruz. Allaha ısmarladık da demek istedik. Akşama sohbet olduğunu söyledi. Sohbete gideceğiz fakat Simge arayıp veda tavafından sonra sohbete katılacaklarını söyleyince bizim veda tavafı yapmadığımız anlaşıldı. Efendi Babam tavafınızı yapın öyle gelirsiniz deyince, bizde Kâbe’ye gittik fakat sohbete yetişemedik. 

Saat 21:56 veda tavafımızı yapıp otele döndük. Kapıda ayakkabısını kaybeden anne kız duruyordu, haberleşememiştik. Telefon ile de bana ulaşamamışlar. Allah bizi haberleşemememize rağmen o gün ve o saate buluşturdu. Ertesi günü Türkiye ye dönüyorduk. Emaneti teslim edip vedalaştık. Her şey çok güzeldi. Farkındalığımız arttı. Allah’ımıza şükürler olsun.

20 Kasım 2023

Sabah namazını Kâbe’de eda ettikten sonra otele döndük, kahvaltı yapıldı. Bavullar oda önlerine konuldu. Saat 12:08 de otobüs Cidde’ye doğru hareket etti. Bizi uğurlamaya geldiler. Efendi babam, Nüket annem ve kardeşlerimiz. El salladılar. Her şey için Allahıma Hamdü senalar olsun. Şükürler olsun. Yine çok güzel bir umre yaptık. 

Cidde den İstanbul’a dönüş Uçuş SV261 koltuk 62J Cidde kalkış 17:30 – İstanbul varış 21:35 37 nolu pasaport kontrolünden sonra saat 22:04 de İstanbul’a geldik. 

-------------------------- 

 Necdet Ardıç 18 Mar 2024

Aleyküm selâm Hatice kızım gönderdiğin umre dosyanı indirdim genel dosyasında ki yerine aktardım, Güzel olmuş ellerine diline sağlık. Cenâb-ı Hakk kabul eylesin tekrarını nasip eylesin. 

Dünya ahiret işlerin kolay gelsin  Erol oğlumuza sana selâmlar nüket Anneninde selâmları vardır hoşçakalın Allaha emanet olun.  " İz- -T-B- " 

---------------------------------- 

Böylece Umreye gelen kardeşlerimizden bazılarının gönderebildiği hatıra yazıları ile (212-sıra nolu 2023-Umre-dosya kitabımız) da tamamlanmış oldu. Kendilerine teşekkür ederiz. Bütün eksiklikleri ile birlikte Rabb-imiz bu umremizi de kabul buyursun ve herkeze nasip eylesin. “ İz- -T-B- “ 

---------------------------------

NECDET ARDIÇ

TEKİRDAĞLI TERZİ BABA

Adres

Dergah: Ertuğrul Mahallesi Hüseyin 

Pehlivan Caddesi No: 31/3 

Servet Apt. 59 100

Tekirdağ

Ev: 100 yıl Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi

Ata Kent Sitesi A Blok Kat 3, D. 13.

Tekirdağ 

Tel: (0533 774 39 37

Site adresi

www.terzibaba13.com

mail adresi

terzibaba13@gmail.com

Terzi Baba kitapları. 

Terzi Baba Baskısı olan kitaplar. 

1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:

4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):

5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı 

 hakikatler: “İngilizce, İspanyolca” 

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve 

 Hakikatleri: (Fransızca)

7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):

9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:

10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:

11. Vâhy ve Cebrâil:

12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:

13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye: 

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve 

 şerhi 

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.) 

16. Divân (3)

19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.

21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:

24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.) 

35. Fâtiha Sûresi: 

39. Terzi Baba: (2)

41. İnci tezgâhı:

49. 36-Yâ’sîn, Sûresi: 

59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.) 

60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)

63. İnci mercan tezgâhı

67. 067-Mülk Sûresi: 

68. 1-namaz sureleri

69. 2-namaz sureleri

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.

91-Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)

95- Terzi Baba-(8) (19/53)

96- 41-Fussilet Sûresi. 

103-terzi Baba yüksek lisans tezi. 

118- 52-Tûr suresi. Ve M. Nusret tura. 

129-Terzi Baba divanı. “Tüm şiirlerim.” 

177- Terzi Baba, “14-İrfan mektebi” İlâhiyat tezi.

-------------------

(H) Yayınları tarafından basılan kitaplarımız: 

-------------------

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve hakikatleri: 

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri.

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem-safiyeti. Safiyyullah. (a.s.) 

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.

------------------------------ 

 Terzi Baba kitapları sıra listesi

 KAYNAKÇA

 

 

 1. KÛR’ÂN VE HADîS :

 2. VEHB : Hakk’ın hibe yoluyla verdiği ilim.

 3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim.

 4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi’i şerif, 

 İnsân-ı Kâmil, Fusûsu’l Hikem ve

 sohbetlemizden müşahede ile toplanan ilim.

 

(Gönülden Esintiler) 

 

1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:

4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):

5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı 

 hakikatler: “İngilizce, İspanyolca” 

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve 

 Hakikatleri: (Fransızca)

7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):

9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:

10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:

11. Vâhy ve Cebrâil:

12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:

13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye: 

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve 

 şerhi 

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.) 

16. Divân (3)

17. Kevkeb. Kayan yıldızlar.

18. Peygamberimizi rû’ya-da görmek. 

19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.

20. Terzi Baba Umre (2009)

21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:

23. Değmez dosyası:

24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.) 

25. -1-Köle ve incir dosyası: 

26. Bir zuhûrât’ın düşündürdükleri: 

27. -2-Genç ve elmas dosyası: 

28. Kûr’ân’da Tesbîh ve Zikr: 

29. Karınca, Neml Sûresi: 

30. Meryem Sûresi: 

31. Kehf Sûresi: 

32. 3-Terzi Baba İstişare dosyası: 

33. Terzi Baba Umre dosyası: (2010)

34. -3-Bakara dosyası: 

35. Fâtiha Sûresi: 

36. Bakara Sûresi: 

37. Necm Sûresi: 

38. İsrâ Sûresi: 

39. Terzi Baba: (2) 

40. Âl-i İmrân Sûresi: 

41. İnci tezgâhı: 

42. 4-Nisâ Sûresi: 

43. 5-Mâide Sûresi: 

44. 7-A’raf Sûresi: 

45. 14-İbrâhîm Sûresi: 

46. İngilizce, Salât-Namaz: 

47. İspanyolca, Salât-Namaz: 

48. Fransızca İrfan mektebi:

49. 36-Yâ’sîn, Sûresi: 

50. 76-İnsân, Sûresi: 

51. 81-Tekvir, Sûresi: 

52. 89-Fecr, Sûresi: 

53. Hazmi Tura: 

54. 95-Beled-Tîn, Sûresi: 

55. 28- Kasas, Sûresi: 

56. İrfan-Mek-Şer-Fransızca-Baba: 

57. 20-TÂ HÂ Sûresi: 

58. Mirat-ül-İrfan-ve-şerhi: 

59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.) 

60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)

62. -4-Bir ressam hikâyesi:

63. İnci mercan tezgâhı

64. Ölüm hakkında:

65. Reşehatt’an bölümler: 

66. Risâle-i Gavsiyye: 

67. 067-Mülk Sûresi: 

68. 1-Namaz Sûrereleri: 

69. 2-Namaz Sûrereleri: 

70. Yahova Şahitleri: 

71. Mü-Geceler-Fran-les-nuits: 

72. Îman bahsi: 

73. Celâl cemâl Celâl: 

74. 2012 Umre dosyası: 

75. Gülşen-i Râz şerhi: 

76. -5-Doğdular, yaşadılar hikâyesi: 

77. Aşk ve muhabbet yolu: 

78. A’yân-ı sâbite. Kazâ ve kader:

79- Terzi Baba-(4) İstişare dosyası.

80- Terzi Baba-(5) İstişare dosyası.

81- Hayal vâdîsi’nin çıkmaz sokakları: 

82- Mektuplarda yolculuk-M.Nusret-Tura.

83- 2013 Umre dosyası. 

84- Nusret Tura-Vecizeler ve ata sözleri.

85- Nusret Tura-Tasavvufta aşk ve gönül.

86- Terzi Baba-(6) İstişare dosyası.

87- Terzi Baba-İlâhiler derleme.

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.

89- 6-Her şey merkezinde hikâyesi. 

90- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-1) şerhi. 

91- Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)

92- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (2) şerhi. 

93- 7. İngilizce. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

94- Mescid-i Dırarr-Kubbet-ul Kara. 

95- Terzi Baba-(8) (19/53)

96- 41-Fussilet Sûresi.

97- 2015 Umre dosyası. 

98- Solan bahçenin kuruyan gülleri. 

99- Terzi Baba-(9) İstişare dosyası. 

100-14-İrfan mektebi ve şerhi-İspanyolca.

101- Bosna Hersek dosyası. 

102-The SCHOOL OF WISDOM (irfan mektebi)

103-Terzi Baba yüksek lisans tezi. 

104-Hacc Umre ve hakikatleri.

105-Cemo ve Farko.

106-(2016) Umre dosyası.

107-Vahy ve Cebrâîl- (Fransızca)

108-Ru’ya-Mana-alemi- Tezi Baba ile ilgili zuhuratlar. 

109-terzi Baba tasavvufi izahlar. 

110-19-53-Şeker risalesi.

111-Lübb-ül lübb-Özün özü ve şerhi.

112-Bir kardeşin soruları ve cevapları

113- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-2) şerhi.

114- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-3) şerhi.

115- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-4) şerhi.

116- 2017-Kudüs seyahati dosyası. 

117- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-5) şerhi.

118- 52-Tûr suresi. Ve M. Nusret tura.

119-Fu-Hi-01-Adem Fassı.

120-Fu-Hi-02-Şit Fassı.

121-Fu-Hi-03-Nuh-fassı.

122-Fu-Hi-04-İdris-05-İbrahim-fassı

123-Gülşen-i Raz-2-Terzi Baba şerhinin tamamı. 

124-İbretlik bir değmez dosyası daha Satih ince.

125-2018 Umre dosyası 

126-14-1-Ben’deki Terzi Babam. Murat Cağaloğlu.

127-15-2-Ben’deki Terzi Babam. Murat Cağaloğlu.

128-İbretlik bir hikâye daha. Kaf dağı ve Zümrüd-ü Anka.

129-Terzi Baba divanı. “Tüm şiirlerim.” 

130-İbretlik bir hikâye daha. Kilise çanları. 

131-Kur’ân-ı-Kerîmde yolculuk-53-Ayetleri ve Terzi Baba- 

132-Kaner Yiğido-İbretlik bir hikâye daha- 

133-1-İzmir İrfan sohbetleri. 

134-2-Sohbet arası sohbetler. 

135-3-Sohbet arası sohbetler.

136-4-Sohbet arası sohbetler.

137-5-Sohbet arası sohbetler.

138-6-Sohbet arası sohbetler.

139-7-Sohbet arası sohbetler.

140-8-Sohbet arası sohbetler.

141-9-Sohbet arası sohbetler.

142-10-Sohbet arası sohbetler. 

143-11-Sohbet arası sohbetler. 

144-12-Sohbet arası sohbetler. 

145-13-Sohbet arası sohbetler. 

146-14-Sohbet arası sohbetler. 

147-15-Sohbet arası sohbetler. 

148-16-Sohbet arası sohbetler. 

149-17-Sohbet arası sohbetler. 

150-18-Sohbet arası sohbetler.

151-19-Sohbet arası sohbetler.

152-20-Sohbet arası sohbetler.

153-21-Sohbet arası sohbetler.

154-22-Sohbet arası sohbetler.

155-23-Sohbet arası sohbetler.

156-24-Sohbet arası sohbetler.

157-25-Sohbet arası sohbetler.

158-26-Sohbet arası sohbetler.

159-27-Sohbet arası sohbetler.

160-28-Sohbet arası sohbetler.

161-29-Sohbet arası sohbetler.

162-30-Sohbet arası sohbetler.

163-1-7-Esmâ’ül Hüsnâ-M.Nusret Tura. 

164-2-8-Esmâ’ül Hüsnâ-M.Nusret Tura. 

165-9- Ku-Ker-Yol-Kıyamet Sûresi.

166- İnsan-ı Kamil-A-K-C-Cilt-1-Kitap-6-şerhi- 

167- İnsan-ı Kamil-A-K-C-Cilt-1-Kitap-7-şerhi- 

168- 31- Sohbet arası sohbetlerden seçmeler. 

169- İbretlik bir hikâye daha-Usta dan çırağına tavsiyeler- 

170-4- Ru’ya-Mana-Alemi-Terzi Babanın görüldüğü zuhuratlar.

171-5- Ru’ya-Mana-Alemi-Yoruma açık eğitim zuhuratları.

172-6- Ru’ya-Mana-Alemi-Tuzak-mekr-Hileli zuhuratlar.

173- 2020 Umre dosyası.

174- 83-Kur’an-ı kerimde yolculuk Mutaffifin suresi.

175- Mübarek geceler ve bayramlar. İspanyolca çevirisi. 

176- Korona virüs’ün düşündürdükleri.

177- Terzi Baba, “14-İrfan mektebi” tezi. 

178-84-12-Ku-Ker-Yol-İnşikak suresi-

179-13-Terzi-Elif-Terazi-Teradi-İrfan mektebi.. 

180- A- Füsus’ül-Hikem- Mukaddime. 

181- B- Füsus’ül-Hikem- Ayniyet ve Gayriyyet. 

182-Fü-Hi-06-İSHAK FASSI-

183- Fü-Hi-07-İsmail-08-Yakup- fassı- 

184-Fü-Hi-09-Yusuf Fassı-

185-Fü-Hi-10-Hud Fassı-

186-Fü-Hi-11-Salih-12-Şuayb Fassı-

187-Fü-Hi-13-Lut-14-Üzeyir Fassı-

188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 

189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı-

190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 

191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 

192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 

193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı-

194-Silsile-i Uşşakiyye.

195-Terzi Baba-Dernek-özel, kitapları ve eşyaları arşivi.

196- Üç silahşörler. İbretlik bir değmez dosyası daha-

197-Cilt-1-Dur Rabb-ın namaz kılıyor- 

198-14- Ramazan ve oruç- 

199- 14-İrfan mektebi-ders tarif sıralaması-

200-Cilt-2-Dur Rabb-ın namaz kılıyor- 

201-Cilt-1-Bir salikin seyr/yol hikâyesi- 

202-Cilt-2-Bir salikin seyr/yol hikâyesi- 

203-Cilt-3-Bir salikin seyr/yol hikâyesi- 

204-Kur’an-ı kerîm’de nefs ayetleri. 

205-15-Zekât ve infak. 

206-Üç şilâhşörler-2-İbretlik bir değmez dosyası daha-

207-68-Kalem-suresi-

208-Naz-Makamı- İbretlik bir değmez dosyası daha-

209-4-Lübb-ül lübb-ingilizce çeviri-

210-6-Mübarek geceler-İngilizce çeviri- 

211-Terzi Babam’dan esintiler. Muhtelif konular. 

212-2023-Umre dosyası.

------------------------- 

Altı peygamber serisi: 

1-15. 6 Pey-(1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.) 

2-21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

3-24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)

4-59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.) 

5-60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

6-61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)

-------------------------

Terzi Baba kitapları serisi: 

1-12- Terzi Baba-(1) 

2-39- Terzi Baba-(2)

3-32- Terzi Baba-(3) İstişare dosyası.

4-79- Terzi Baba-(4) İstişare dosyası.

5-80- Terzi Baba-(5) İstişare dosyası.

6-86- Terzi Baba-(6) İstişare dosyası.

7-91- Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)

8-95-Terzi Baba-(8) (19/53) 

9-99- Terzi Baba-(9) İstişare dosyası.

10-103-Terzi baba yüksek lisans tezi.

11-108-Tezi Baba ile ilgili zuhuratlar. 

12-109-terzi Baba tasavvufi izahlar. 

13-110-19-53-Şeker risalesi. 

14-126-1-Ben’deki Terzi Babam. Murat Cağaloğlu.

15-127-2-Ben’deki Terzi Babam. Murat Cağaloğlu.

16-87- Terzi Baba-İlâhiler derleme.

17-126-14-1-Ben’deki Terzi Babam. Murat Cağaloğlu.

18-127-15-2-Ben’deki Terzi Babam. Murat Cağaloğlu.

19-129-Terzi Baba divanı. “Tüm şiirlerim.” 

20-131-Kur’ân-ı-Kerîmde yolculuk-53-Ayetleri ve Terzi Baba- 

21-165-9- Ku-Ker-Yol-Kıyamet Sûresi.

------------------------- 

Bir hikâye birçok yorum serisi. 

1-25 -Köle ve incir dosyası: 

2-27 -Genç ve elmas dosyası: 

3-34 -Bakara dosyası:

4-61-Bir ressam hikâyesi:

5-76-Doğdular, yaşadılar hikâyesi: 

6-89-Her şey merkezinde hikâyesi. 

------------------------- 

Dîvanlar serisi: 

1-1-Necdet Divanı: 

2-2-Hacc Divanı: 

3-16-Divân (3)

4-87-Terzi Baba-İlâhiler derleme.

5-88-Nusret Tura-Divanı. 

6-129-Terzi Baba divanı, tüm şiirlerim. 

------------------------- 

İbretlik dosyalar serisi. 

1-17-kevkeb-kayan yıldızlar.

2-23-İbretlik değmez dosyası. 

3-73-Celâl Cemâl Celâl “hayalî Kamer’in hayal vâdîsi”

4-81-Hayal vadisinin çıkmaz sokakları. 

5-93-Mescid-i dırar/Kubbet-ul kara. 

6-98-Solan bahçenin/kuruyan gülleri.

7-105-Cemo ve Farko. 

8-112-Bir kardeşin soruları ve cevapları.

9-124-İbretlik bir değmez dosyası daha. Satih ince. 

10-128- İbretlik bir hikâye daha. Kaf dağı ve Zümrüd-ü Anka.

11-130-İbretlik bir hikâye daha. Kilise çanları. 

12-132-Kaner Yiğido-İbretlik bir hikâye daha-

13-169-İbretlik bir hikâye daha-Usta’dan çırağına 

tavsiyeler- 

14-196- Üç silahşörler. İbretlik bir değmez dosyası daha-

15-201-Cilt-1-Bir salikin seyr/yol hikâyesi- 

16-202-Cilt-2-Bir salikin seyr/yol hikâyesi- 

17-203-Cilt-3-Bir salikin seyr/yol hikâyesi-

18-206-Üç şilâhşörler-2-İbretlik bir değmez dosyası daha-

19-208-Naz-Makamı- İbretlik bir değmez dosyası daha-

------------------------ 

Umre dosyaları serisi 

1-2. Hacc Divanı:

2-20. Terzi Baba Umre (2009)

3-33. Terzi Baba Umre dosyası: (2010)

4-74. 2012 Umre dosyası: 

5-83- 2013 Umre dosyası.

6-97- 2015 Umre dosyası. 

7-106-(2016) Umre dosyası.

8-104-Hacc Umre ve hakikatleri. 

9-125-2018 Umre dosyası. 

10-173-2020-Umre dosyası.

11-212-2023-Umre dosyası.

------------------------ 

İslâmın beş şartı kitapları. 

2-Hacc divanı

5-Salât-namaz. Ezan-ı Muhammediyye de bazı hakiktler. 

7-İslâm, İman, İhsan, İkan.

10-Kelime-i Tevhid. 

72-İman bahsi.

104-Hacc Umre hakikatleri. 

198-Ramazan ve Oruç. 

205-Zekât ve İnfak. 

------------------------ 

Diğer dillere çevrilen Terzi Baba kitapları serisi

1-5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı 

 hakikatler: “İngilizce, İspanyolca” 

2- 6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve 

 Hakikatleri: (Fransızca)

3-46. İngilizce, Salât-Namaz: 

4-47. İspanyolca, Salât-Namaz: 

5-48. Fransızca İrfan mektebi:

6-71. Mü-Geceler-Fran-les-nuits: 

7-93- 7. İngilizce. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8-100-14-İrfan mektebi ve şerhi-İspanyolca.

9- 102-The SCHOOL OF WISDOM (irfan mektebi)

10-107-Vahy ve Cebrâîl- (Fransızca)

11-175- Mübarek geceler ve bayramlar. İspanyolca çevirisi. 

12-199-14-İrfan mektebi-ders tarif sıralaması- İngilizce. 

13-209-4-Lübb-ül lübb-ingilizce çeviri-

14-210-6-Mübarek geceler-İngilizce çeviri- 

------------------------ 

Mektuplar ve zuhuratlar serisi:

Terzi Baba İnternet dosyaları:

------------------------ 

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

1-2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar . 

21-22-23-24-25-26-27-28-29-30-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

31-32-33-34-35-36-37-38-39-40-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

41-42-43-44-45-46-47-48-49-50-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

51-52-53-54-55-56-57-58-59-60-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

61-62-63-64-65-66-67-68-69-70-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

71-72-73-74-75-76-77-78-79-80-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

81-82-83-84-85-86-87-88-89-90- 

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar.

91-92-93-94-95-96-97-98-99-100-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar. 

101-102-103-104-105-106-107-108-109-110-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar. 

111-112-113-114-115-116-117-118-119-120-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar. 

121-122-123-124-125-126-127-128-129-130-

131-132-

------------------------ 

Kitaplar devam ediyor şu an Yekün= (212+132=344)
