# Yûnus Sûresi, 103. Âyet (10:103)

> ثُمَّ نُنَجِّى رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ كَذَٰلِكَ حَقًّا عَلَيْنَا نُنجِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

*Śumme nuneccî rusulenâ velleżîne âmenû(c) keżâlike hakkan ‘aleynâ nuncî-lmu/minîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/103

---

## Tefsir

{"topics":["peygamberlik","iman","ahiret-mukafat","hidayet-dalalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ثُمَّ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ثُمَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"sonra"},{"position":2,"surface":"نُنَجِّى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ج-و","rootLatin":"n-j-w","lemma":"نَجَّى","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"kurtarırız"},{"position":3,"surface":"رُسُلَنَا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"رَسُول","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"peygamberlerimizi"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِي","form":"-","features":{"number":"Cemi","gender":"Müzekker","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih üzerine atfedildiği için mansûb mahallen mebnî","gloss":"o kimseler ki"},{"position":5,"surface":"ءَامَنُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"iman ettiler"},{"position":6,"surface":"كَذَٰلِكَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"böylece"},{"position":6,"surface":"ذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ذَٰلِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr mahallen mebnî","gloss":"o"},{"position":7,"surface":"حَقًّا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"h-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûl-i mutlak olduğu için mansûb","gloss":"bir hak olarak"},{"position":8,"surface":"عَلَيْنَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"üzerimize"},{"position":8,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr mahallen mebnî","gloss":"bizim"},{"position":9,"surface":"نُنجِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ج-و","rootLatin":"n-j-w","lemma":"نَجَّى","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû (takdiri damme ile)","gloss":"kurtarırız"},{"position":10,"surface":"ٱلْمُؤْمِنِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ء-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"مُؤْمِن","form":"İf'âl","features":{"number":"Cemi","gender":"Müzekker","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"müminleri"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yunus Suresi 103. ayet, Allah'ın peygamberlerini ve müminleri kurtarma vaadini vurgulamaktadır. Ayet, 'kurtarma' fiilinin tekrarı ve 'hak' kavramının kullanımıyla bu ilahi vaadin kesinliğini ve değişmezliğini dilbilimsel olarak pekiştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"نُنَجِّى","root":"ن ج و","rootLatin":"n-c-v","meaning":"Allah'ın peygamberleri ve inananları tehlikeden, sıkıntıdan veya azaptan kurtarması, selamete çıkarmasıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Necât (نجاة) kelimesi, bir şeyden ayrılıp kurtulmak anlamına gelir. Bu ayetteki 'nünneccî' (نُنَجِّى) fiili, Allah'ın peygamberlerini ve müminleri, kendilerini kuşatan zorluklardan, düşmanların şerrinden veya ilahi azaptan ayırıp selamete çıkarması, onlara güvenlik sağlaması anlamında kullanılmıştır. Fiilin tef'îl babından gelmesi, kurtarma eyleminin yoğunluğunu ve kesinliğini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'nünneccî' (نُنَجِّى) fiilini, 'kurtarırız, selamete çıkarırız' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın peygamberlerine ve iman edenlere yönelik bir lütuf ve himaye olarak, onları düşmanlarının zulmünden ve helak olmaktan koruyup kurtarması anlamını taşır. Bu, Allah'ın vaadinin bir tecellisidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'necâ' (نجا) fiilinin, bir şeyden uzaklaşmak ve kurtulmak manasına geldiğini belirtir. 'Nünneccî' (نُنَجِّى) fiili ise, Allah'ın kudretiyle bir kimseyi tehlikeden veya beladan uzaklaştırıp emniyete kavuşturmasıdır. Ayette, peygamberlerin ve müminlerin, kendilerine karşı kurulan tuzaklardan ve düşmanların şerrinden ilahi bir müdahale ile kurtarılacağını vurgular."}]},{"word":"رُسُلَنَا","root":"ر س ل","rootLatin":"r-s-l","meaning":"Allah tarafından insanlara doğru yolu göstermek ve ilahi mesajları iletmek üzere seçilmiş elçilerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Resûl (رسول), gönderilen, elçi demektir. Allah'ın resûlleri ise, O'nun emirlerini ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere seçtiği, vahiy ile desteklediği özel kullarıdır. Bu ayette 'rusulenâ' (رسلنا) ifadesi, Allah'ın kendi elçilerini, yani peygamberlerini kastetmekte olup, onların ilahi koruma altında olduğunu ve zor durumlarda kurtarılacaklarını belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Resûl (رسول), Allah ile kulları arasında elçilik yapan, vahiy alan ve bunu tebliğ eden kişidir. Ayetteki 'rusulenâ' (رسلنا) ifadesi, Allah'ın peygamberlerini, yani Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih gibi önceki peygamberleri ve onların ümmetlerini temsil eder. Onların kurtarılması, Allah'ın peygamberlerine olan desteğinin ve vaadinin bir göstergesidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'resûl' kavramının Kur'an'da, Allah'ın mesajını insanlara ileten, ilahi iradenin yeryüzündeki temsilcisi olarak merkezi bir rol oynadığını belirtir. Bu ayette 'rusulenâ' (رسلنا) ifadesi, Allah'ın, kendi mesajını taşıyan bu elçilerini, tebliğ görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları zorluklardan ve düşmanların tehditlerinden koruyup kurtaracağını vurgular."}]},{"word":"ءَامَنُوا۟","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a, peygamberlerine ve indirdiği kitaba gönülden inanıp tasdik edenlerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (إيمان), tasdik etmek, güvenmek ve emniyette olmak anlamlarına gelir. 'Âmenû' (آمنوا) fiili, Allah'a, peygamberlerine ve onların getirdiği hakikatlere kalben inanıp tasdik edenleri ifade eder. Bu ayette, peygamberlerle birlikte iman edenlerin de Allah tarafından kurtarılacağı vaat edilerek, iman edenlere verilen ilahi güvence vurgulanır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"İman (إيمان), kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve azaların amelidir. 'Âmenû' (آمنوا) fiili, Allah'ın birliğine, peygamberlerin doğruluğuna ve ahiret gününe kesin bir şekilde inananları tanımlar. Ayetteki bağlamda, bu iman edenlerin, peygamberler gibi, Allah'ın yardımıyla düşmanların şerrinden ve helakten kurtulacakları belirtilir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'iman' kavramının Kur'an'da sadece bir tasdikten ibaret olmadığını, aynı zamanda bir güven ve teslimiyet hali olduğunu belirtir. 'Âmenû' (آمنوا) fiili, Allah'a tam bir güvenle teslim olan, O'nun vaatlerine inanan ve bu inanç doğrultusunda yaşayan kişileri ifade eder. Ayette, bu kişilerin Allah'ın kurtarma vaadinin kapsamına dahil edildiği açıkça görülmektedir."}]},{"word":"حَقًّا","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Allah'ın kendi üzerine aldığı, kesin ve değişmez bir vaat veya yükümlülüktür.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hakk (حق), sabit ve gerçek olan şeydir. 'Hakkan' (حقًّا) kelimesi, bir şeyin kesinliğini, doğruluğunu ve gerçekleşmesinin kaçınılmazlığını ifade eder. Bu ayette 'hakkan aleynâ' (حقًّا علينا) ifadesi, Allah'ın müminleri kurtarma vaadinin, O'nun kendi üzerine aldığı, asla değişmeyecek ve mutlaka gerçekleşecek bir taahhüt olduğunu vurgular."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hakkan' (حقًّا) kelimesini, 'vacip kıldık, gerekli kıldık' şeklinde açıklar. Ayetteki 'hakkan aleynâ' (حقًّا علينا) ifadesi, Allah'ın kendi zatına, müminleri kurtarmayı bir görev ve vaat olarak yüklediğini gösterir. Bu, Allah'ın adaletinin ve rahmetinin bir gereğidir ve O'nun sözünden dönmeyeceğinin bir delilidir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Hakk (حق), doğru, gerçek ve sabit olan şeydir. 'Hakkan' (حقًّا) kelimesi, bir şeyin kesinliğini ve doğruluğunu pekiştirmek için kullanılır. Ayetteki 'hakkan aleynâ' (حقًّا علينا) ifadesi, Allah'ın müminleri kurtarma vaadinin, O'nun değişmez bir kanunu ve kesin bir hükmü olduğunu belirtir. Bu, müminler için büyük bir güvence kaynağıdır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/103*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/103*
