# Yûnus Sûresi, 109. Âyet (10:109)

> وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَٱصْبِرْ حَتَّىٰ يَحْكُمَ ٱللَّهُ ۚ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَـٰكِمِينَ

*Vettebi' mâ yûhâ ileyke vasbir hattâ yahkuma(A)llâh(u)(c) vehuve ḣayru-lhâkimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/109

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yûnus Suresi 109. ayet, peygamberin ilahi vahye uyması, sabır göstermesi ve Allah'ın nihai hükmünü beklemesi gerektiğini vurgular. Ayet, vahiy, sabır ve hüküm kavramları üzerinden ilahi iradeye teslimiyetin ve tevekkülün önemini dilbilimsel bir derinlikle işler.","keyConcepts":[{"word":"وَٱتَّبِعْ","root":"ت ب ع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Vahye uymak, onu takip etmek ve gereğini yerine getirmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'tebi' (تَبِعَ) fiilini bir şeyin ardına düşmek, izini takip etmek olarak açıklar. Ayetteki 'vettebi'' emri, Hz. Peygamber'in kendisine vahyedilen ilahi mesajın izinden gitmesini, ona uygun hareket etmesini ve onu yaşamına tatbik etmesini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'itteba' (اتبع) fiilinin mecazi olarak bir şeye tabi olmak, onunla amel etmek anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, vahyedilenin sadece bilgi olarak alınması değil, aynı zamanda onunla amel edilmesi ve ona göre bir yaşam sürdürülmesi gerektiğini vurgular."}]},{"word":"يُوحَىٰٓ","root":"و ح ي","rootLatin":"v-h-y","meaning":"Allah tarafından peygamberlere gizli ve hızlı bir şekilde bildirilen ilahi mesajdır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'vahy' (وحي) kelimesinin temel anlamının gizli ve hızlı bildirim olduğunu belirtir. Ayetteki 'yûhâ' (يُوحَىٰٓ) ifadesi, Allah'ın Hz. Peygamber'e doğrudan ve özel bir yolla ilettiği ilahi kelamı, yani Kur'an'ı kasteder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, vahyin çeşitli türleri olduğunu, ancak Kur'an bağlamında Allah'ın peygamberlerine özel bir şekilde bildirdiği ilahi kelam olduğunu ifade eder. Ayetteki 'mâ yûhâ' (مَا يُوحَىٰٓ) ifadesi, Hz. Peygamber'e indirilen Kur'an'ın bütününe işaret eder ve ona uyulması gereken temel kaynağı belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'vahy' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve Allah'ın insanlarla iletişim kurma biçimini vurgular. Ayetteki 'yûhâ' ifadesi, bu ilahi iletişimin kaynağını ve peygamberin görevinin bu mesaja tabi olmak olduğunu açıkça ortaya koyar."}]},{"word":"وَٱصْبِرْ","root":"ص ب ر","rootLatin":"s-b-r","meaning":"Zorluklar karşısında metanetli olmak, dayanmak ve sebat göstermektir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'sabır' (صبر) kelimesini nefsi hoşlanmadığı şeylerden alıkoymak olarak tanımlar. Ayetteki 'vasbir' (وَٱصْبِرْ) emri, Hz. Peygamber'in tebliğ görevinde karşılaşacağı zorluklara, inkarcıların eziyetlerine ve ilahi hükmün tecelli etmesini beklerken göstereceği metanete işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, sabrı, musibetler karşısında şikayet etmemek ve ilahi takdire rıza göstermek olarak açıklar. Bu ayetteki sabır emri, Allah'ın hükmü gelene kadar peygamberin ve müminlerin inançlarında ve amellerinde kararlılıkla durmalarını, ümitsizliğe düşmemelerini öğütler."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, sabır kavramının Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, özellikle zorluklar karşısında direnç gösterme ve ilahi yardımı bekleme anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'vasbir' ifadesi, peygamberin tebliğ sürecindeki çetin imtihanlara karşı dayanıklılığını ve Allah'ın vaadine olan güvenini pekiştirir."}]},{"word":"يَحْكُمَ","root":"ح ك م","rootLatin":"h-k-m","meaning":"Allah'ın mutlak iradesiyle karar vermesi, hüküm koyması ve nihai yargıyı gerçekleştirmesidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'hükm' (حكم) kelimesini bir şeyi sağlamlaştırmak, engellemek ve karar vermek olarak açıklar. Ayetteki 'yahkume' (يَحْكُمَ) fiili, Allah'ın insanlar arasındaki anlaşmazlıklarda veya peygamberin tebliğindeki nihai sonucu belirlemesi, yani ilahi adaleti tecelli ettirmesi anlamındadır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hükm'ün, bir şeyi kesinleştirmek ve onu diğerlerinden ayırmak olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'yahkume Allahu' (يَحْكُمَ ٱللَّهُ) ifadesi, Allah'ın mutlak otoritesini ve O'nun hükmünün kaçınılmazlığını vurgular; bu hüküm, ya zafer ya da azap şeklinde tecelli edecektir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hükm' kavramının Kur'an'da hem yasal düzenlemeyi hem de ilahi yargıyı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yahkume' fiili, Allah'ın nihai karar verici olduğunu ve peygamberin sabrının, bu ilahi hükmün tecelli edeceği zamana kadar devam etmesi gerektiğini gösterir."}]},{"word":"ٱلْحَـٰكِمِينَ","root":"ح ك م","rootLatin":"h-k-m","meaning":"Hüküm verenler, karar alanlar ve yargılayanlar demektir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'hâkim' (حاكم) kelimesini, hüküm veren, karar veren kişi olarak tanımlar. Ayetteki 'hayru'l-hâkimîn' (خَيْرُ ٱلْحَـٰكِمِينَ) ifadesi, Allah'ın hüküm verenlerin en hayırlısı olduğunu, yani O'nun hükmünün en adil, en doğru ve en hikmetli olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'hâkimîn' (حاكمين) kelimesinin çoğul olarak, hüküm verme yetkisine sahip olanları ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bu kullanım, Allah'ın hükmünün diğer tüm hükümlerden üstün ve mükemmel olduğunu, çünkü O'nun ilminin ve adaletinin sınırsız olduğunu gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","sabir","tevekkul","tevhid"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱتَّبِعْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-ʿ","lemma":"اِتِّبَاع","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî, sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"uy"},{"position":2,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb, ism-i mevsûl olduğu için mebnî","gloss":"şey"},{"position":3,"surface":"يُوحَىٰٓ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ح-ي","rootLatin":"w-ḥ-y","lemma":"إِيحَاء","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû, takdirî damme ile merfûdur.","gloss":"vahyedilir"},{"position":4,"surface":"إِلَيْكَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-e, -a"},{"position":4,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr, zamir olduğu için mebnî","gloss":"sana"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"ٱصْبِرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"ṣ-b-r","lemma":"صَبْر","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî, sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"sabret"},{"position":6,"surface":"حَتَّىٰ","pos":"harf","posDetail":"Nasb Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"حَتَّى","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-e kadar"},{"position":7,"surface":"يَحْكُمَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ح-ك-م","rootLatin":"ḥ-k-m","lemma":"حُكْم","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hattâ edatından sonra geldiği için mansûb","gloss":"hüküm versin"},{"position":8,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّهُ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":9,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"İstitnâf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":9,"surface":"هُوَ","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû, zamir olduğu için mebnî","gloss":"O"},{"position":10,"surface":"خَيْرُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"خ-ي-ر","rootLatin":"ḫ-y-r","lemma":"خَيْر","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"en hayırlısı"},{"position":11,"surface":"ٱلْحَـٰكِمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ح-ك-م","rootLatin":"ḥ-k-m","lemma":"حَاكِم","form":"-","features":{"state":"Marife","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"hüküm verenlerin"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/109*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/109*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *109. ÂYETLER*
