# Yûnus Sûresi, 39. Âyet (10:39)

> بَلْ كَذَّبُوا۟ بِمَا لَمْ يُحِيطُوا۟ بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ ۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلظَّـٰلِمِينَ

*Bel keżżebû bimâ lem yuhîtû bi'ilmihi velemmâ ye/tihim te/vîluh(u)(c) keżâlike keżżebe-lleżîne min kablihim(s) fenzur keyfe kâne ‘âkibetu-zzâlimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/39

---

## Tefsir

{"topics":["musrikler","hidayet-dalalet","kissa-gecmis-kavimler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"بَلْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İbtidâ","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بَلْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"bilakis"},{"position":2,"surface":"كَذَّبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladılar"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"şey"},{"position":4,"surface":"لَمْ","pos":"harf","posDetail":"Cezm Edat","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":5,"surface":"يُحِيطُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ح-و-ط","rootLatin":"H-w-T","lemma":"أَحَاطَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Cezm edatı 'lem'den sonra geldiği için meczûm","gloss":"kavrayamadılar"},{"position":6,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":6,"surface":"عِلْمِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عِلْم","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ilmi"},{"position":6,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onun"},{"position":7,"surface":"وَلَمَّا","pos":"harf","posDetail":"Cezm Edat","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve henüz"},{"position":8,"surface":"يَأْتِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أ-ت-ي","rootLatin":"'-t-y","lemma":"أَتَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Cezm edatı 'lemmâ'dan sonra geldiği için meczûm","gloss":"gelmedi"},{"position":8,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onlara"},{"position":9,"surface":"تَأْوِيلُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"أ-و-ل","rootLatin":"'-w-l","lemma":"تَأْوِيل","form":"Tef'îl","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"yorumlanması"},{"position":9,"surface":"هُۥ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onun"},{"position":10,"surface":"كَذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ذَٰلِكَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Hâl olduğu için mahallen mansûb","gloss":"böylece"},{"position":11,"surface":"كَذَّبَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladı"},{"position":12,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimseler ki"},{"position":13,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"den"},{"position":14,"surface":"قَبْلِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"قَبْل","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"önce"},{"position":14,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":15,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o halde"},{"position":15,"surface":"ٱنظُرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-dh-r","lemma":"نَظَرَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"bak"},{"position":16,"surface":"كَيْفَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَيْفَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Haber-i mukaddem olduğu için mahallen mansûb","gloss":"nasıl"},{"position":17,"surface":"كَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Nâkıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oldu"},{"position":18,"surface":"عَـٰقِبَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ع-ق-ب","rootLatin":"'-q-b","lemma":"عَاقِبَة","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Kâne'nin ismi olduğu için merfû","gloss":"sonu"},{"position":19,"surface":"ٱلظَّـٰلِمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"dh-l-m","lemma":"ظَالِم","form":"-","features":{"state":"Marife","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"zalimlerin"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yûnus Suresi 39. ayet, inkarcıların, ilmini kuşatamadıkları ve henüz tevili kendilerine ulaşmamış olan hakikatleri yalanlamalarını ele almaktadır. Ayet, bu yalanlamanın geçmiş ümmetlerde de görüldüğünü vurgulayarak zalimlerin akıbetine dikkat çekmektedir. Temel kavramlar, yalanlama, ilmin kuşatılması, tevil ve zalimlerin sonu etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"كَذَّبُوا۟","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Onlar yalanladılar, gerçeğe aykırı beyanda bulundular.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kezzabe (كَذَّبَ) fiili, bir sözün veya haberin gerçeğe aykırı olduğunu iddia etmek, yalan söylemek veya yalanlamak anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, inkarcıların, mahiyetini tam olarak kavrayamadıkları ilahi hakikatleri reddetmeleri ve yalanlamalarıdır. Bu, sadece bir sözü yalanlamak değil, aynı zamanda bir inancı veya gerçeği inkar etme boyutunu da içerir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kezzebu (كَذَّبُوا۟) burada, 'inkar ettiler' veya 'yalan saydılar' anlamındadır. Kur'an'da bu fiil, genellikle peygamberlerin getirdiği mesajları veya Allah'ın ayetlerini reddetme bağlamında kullanılır. Ayetteki 'ilmini kuşatamadıkları şeyi yalanladılar' ifadesi, onların bilgisizlikten kaynaklanan bir inkar içinde olduklarını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kezzabe (كَذَّبَ) kavramı, Kur'an'da 'küfür' kavramıyla yakından ilişkilidir. Bir şeyi yalanlamak, sadece o şeyin doğruluğunu reddetmek değil, aynı zamanda ona karşı bir tavır almak ve onu inkar etmek anlamına gelir. Bu ayette, ilahi bilginin ve gelecekteki tevilin yalanlanması, inkarcıların hakikate karşı takındıkları olumsuz tavrı ifade eder."}]},{"word":"يُحِيطُوا۟","root":"ح-و-ط","rootLatin":"h-v-t","meaning":"Onlar kuşatmadılar, ilmini tam olarak kavrayamadılar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İhâte (إحاطة) kelimesi, bir şeyi çepeçevre kuşatmak, tam olarak kavramak ve bilgisiyle ihata etmek anlamına gelir. Ayetteki 'لم يحيطوا بعلمه' (ilmini kuşatmadılar) ifadesi, inkarcıların yalanladıkları şeyin mahiyetini, kapsamını ve derinliğini tam olarak idrak edemediklerini, bilgisizlikten kaynaklanan bir inkar içinde olduklarını vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"İhâte (إحاطة), bir şeyin her yönünü bilmek, onu tam olarak kavramak demektir. Ayetteki bağlamda, inkarcıların yalanladıkları şeyin ilahi bir bilgi olduğunu ve bu bilginin tüm boyutlarını kavrayacak kapasitede olmadıklarını belirtir. Bu, onların yalanlamalarının temelsiz olduğunu gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"İhâte (إحاطة) fiili, Kur'an'da genellikle Allah'ın ilminin her şeyi kuşatması bağlamında kullanılırken, bu ayette insanların sınırlı bilgisini ifade etmek için kullanılmıştır. İnsanların, ilahi hakikatlerin tüm yönlerini idrak edememeleri, onların bu hakikatleri yalanlamalarına yol açan bir etken olarak sunulmuştur."}]},{"word":"تَأْوِيلُهُۥ","root":"أ-و-ل","rootLatin":"e-v-l","meaning":"Onun yorumu, nihai sonucu veya gerçekleşmesi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Te'vil (تأويل), bir sözün veya olayın nihai sonucuna, yorumuna veya gerçekleşeceği zamana işaret eder. Ayetteki 'ولما يأتهم تأويله' (henüz yorumu kendilerine gelmemişken) ifadesi, inkarcıların yalanladıkları şeyin gelecekteki gerçekleşmesini veya nihai anlamını henüz görmediklerini, dolayısıyla aceleci bir inkar içinde olduklarını belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Te'vil (تأويل), bir şeyin aslına, başlangıcına veya nihai sonucuna döndürmek anlamına gelir. Kur'an'da hem rüyaların yorumu hem de ilahi vaatlerin gerçekleşmesi anlamında kullanılır. Bu ayette, yalanlanan şeyin gelecekteki akıbeti, vaat edilen azabın veya kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi kastedilmiş olabilir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Te'vil (تأويل), bir lafzı, muhtemel anlamlarından birine hamletmektir. Ancak Kur'an'da bazen 'gerçekleşme' veya 'sonuç' anlamında da kullanılır. Yûnus 39'daki 'tâvîluhu' ifadesi, yalanlanan şeyin (örneğin kıyamet, azap gibi) henüz fiilen gerçekleşmemiş olması durumunu anlatır. İnkarcılar, gerçekleşmesini görmedikleri için yalanlamışlardır."}]},{"word":"ٱلظَّـٰلِمِينَ","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Zalimler, haksızlık edenler, haddi aşanlar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulm (ظلم), bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haddi aşmak, haksızlık etmek anlamına gelir. Kur'an'da hem Allah'a karşı işlenen günahlar (şirk gibi) hem de insanlara karşı yapılan haksızlıklar için kullanılır. Ayetteki 'zalimler', ilahi hakikatleri yalanlayarak ve ilmini kuşatamadıkları şeyleri inkar ederek kendilerine ve başkalarına zulmedenlerdir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Zulm (ظلم), karanlık anlamına gelen 'zulmet' kökünden gelir ve bir şeyi olması gereken yerden saptırmak, karanlığa düşürmek demektir. Ayetteki 'zalimler', hakikati yalanlayarak kendilerini ve başkalarını sapıklığa sürükleyen, böylece ilahi adaletin dışına çıkan kimselerdir. Onların akıbeti, bu zulümlerinin bir sonucudur."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Zulm (ظلم) kavramı, Kur'an'da 'adalet' kavramının zıttıdır. Adalet, her şeyi yerli yerine koymak iken, zulm her şeyi yerinden saptırmaktır. Bu ayetteki zalimler, ilahi mesajı ve onun tevilini yalanlayarak, hakikati yerinden saptırmış, böylece kendilerine ve topluma karşı büyük bir haksızlık işlemişlerdir. Onların sonu, bu zulümlerinin kaçınılmaz sonucudur."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/39*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/39*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Yunus, 10:39*
