# Yûnus Sûresi, 43. Âyet (10:43)

> وَمِنْهُم مَّن يَنظُرُ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يُبْصِرُونَ

*Veminhum men yenzuru ileyk(e)(c) efeente tehdî-l'umye velev kânû lâ yubsirûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/43

---

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","tebligh","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":1,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":2,"surface":"مَّن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَنْ","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"kimse, o kimse ki"},{"position":3,"surface":"يَنظُرُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-z-r","lemma":"نَظَرَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"bakıyor"},{"position":4,"surface":"إِلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-e, -a"},{"position":4,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sen"},{"position":5,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"İstifham harfi olduğu için mebnî","gloss":"mı, mi"},{"position":5,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":5,"surface":"أَنتَ","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"sen"},{"position":6,"surface":"تَهْدِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هَدَى","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"hidayet edersin, doğru yola iletirsin"},{"position":7,"surface":"ٱلْعُمْىَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ع-م-ي","rootLatin":"'-m-y","lemma":"أَعْمَى","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"körler"},{"position":8,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hâl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Hâl harfi olduğu için mebnî","gloss":"iken"},{"position":8,"surface":"لَوْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Şart harfi olduğu için mebnî","gloss":"eğer"},{"position":9,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":10,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":11,"surface":"يُبْصِرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-s-r","lemma":"أَبْصَرَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"görmüyorlar"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yûnus Suresi 43. ayet, peygamberin tebliğ görevindeki sınırlılıklarını ve hidayetin yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgulamaktadır. Ayet, görme ve doğru yolu bulma metaforları üzerinden hakikati idrak etmeyenlerin durumunu ele alır.","keyConcepts":[{"word":"يَنظُرُ","root":"ن ظ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Gözleriyle bakmak, görmek, müşahede etmek anlamındadır, ancak ayetteki bağlamda hakikati idrak etmeden yüzeysel bakışı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nazar (نظر), bir şeyi idrak etmek için gözü ve basireti çevirmektir. Ayetteki 'yenẓuru ileyke' ifadesi, peygambere fiziksel olarak bakmalarına rağmen, onun getirdiği hakikati basiretleriyle görmediklerini, yani idrak etmediklerini belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Buradaki 'yenẓuru' fiili, 'görür' anlamında olup, peygamberi fiziksel olarak görmelerine rağmen, onun tebliğ ettiği mesajı anlamadıklarını, yani basiretlerinin kapalı olduğunu mecazi olarak ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'nazar' kelimesi sadece fiziksel görmeyi değil, aynı zamanda derinlemesine düşünmeyi, tefekkür etmeyi ve hakikati idrak etmeyi de ifade eder. Bu ayette ise, fiziksel görme eyleminin, manevi idrakten yoksunluğunu vurgulamak için kullanılmıştır."}]},{"word":"تَهْدِى","root":"ه د ى","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yolu göstermek, rehberlik etmek, hidayete erdirmek anlamındadır ve ayette peygamberin hidayet verme yetkisinin sınırlılığına işaret eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hidayet (هداية), lügatte lütuf ve incelikle yol göstermektir. Kur'an'da ise bazen delalet etmek, bazen de Allah'tan gelen ilahi rehberlik anlamında kullanılır. Ayetteki 'tehdî' fiili, peygamberin sadece yol gösterici olduğunu, hidayeti yaratma gücünün ise Allah'a ait olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Hidayet, doğru yola iletmek ve irşad etmektir. Bu ayetteki soru cümlesi, peygamberin körleri hidayete erdirme gücünün olmadığını, zira hidayetin kalplere nüfuz etmesi için ilahi bir müdahale gerektiğini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Hidayet, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi anlamına gelir. Peygamberler bu hidayetin taşıyıcılarıdır, ancak hidayeti kalplere yerleştiren yalnızca Allah'tır. Ayet, bu ilahi prensibi 'Sen körleri hidayete erdirebilir misin?' sorusuyla pekiştirir."}]},{"word":"ٱلْعُمْىَ","root":"ع م ى","rootLatin":"a-m-y","meaning":"Körler anlamına gelir ve ayette hem fiziksel körlüğü hem de hakikati idrak edemeyen, basireti kapalı olan kimseleri mecazi olarak ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Amâ (عمى), gözün görmemesidir. Kur'an'da ise bu kelime, bazen göz körlüğü, bazen de kalbin körlüğü, yani hakikati görememe ve idrak edememe anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'el-umye' ifadesi, peygamberin mesajını anlamayan, basireti kapalı olan kimseleri temsil eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Buradaki 'el-umye' kelimesi, mecazi anlamda kullanılmıştır. Gözleri açık olsa bile, hakikati göremeyen, idrak edemeyen, kalpleri mühürlenmiş kimseler kastedilmektedir. Bu, peygamberin tebliğine karşı duyarsız kalanları tasvir eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Amâ (عمى), iki türlüdür: Biri gözün görmemesi, diğeri ise kalbin görmemesi, yani hakikati idrak edememesidir. Kur'an'da 'körlük' genellikle ikinci anlamda kullanılır. Bu ayette de 'körler'den kasıt, hakikati işitmeyen, görmeyen ve idrak etmeyenlerdir."}]},{"word":"يُبْصِرُونَ","root":"ب ص ر","rootLatin":"b-s-r","meaning":"Görmek, idrak etmek, basiretle anlamak anlamındadır ve ayette hakikati idrak etme yeteneğinden yoksun olmayı vurgular.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Basar (بصر), gözün görme gücüdür. Kur'an'da ise bu kelime, hem fiziksel görmeyi hem de kalbin idrak etme ve anlama gücünü ifade eder. Ayetteki 'lâ yubsirûne' ifadesi, sadece fiziksel görme eksikliğini değil, aynı zamanda manevi idrak ve basiret eksikliğini de kapsar."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Basar, gözle görme ve kalple idrak etme yeteneğidir. Ayetteki 'lâ yubsirûne' ifadesi, körlerin fiziksel olarak görememelerinin yanı sıra, mecazi olarak hakikati idrak edemeyenlerin durumunu da anlatır. Bu, onların hidayeti kabul etmeye kapalı olmalarını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Basar kelimesi, Kur'an'da genellikle 'gözle görmek'ten ziyade 'basiretle görmek', yani bir şeyi derinlemesine idrak etmek ve anlamak anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'lâ yubsirûne' ifadesi, hakikati göremeyen, dolayısıyla hidayete eremeyen kimselerin durumunu tasvir eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/43*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/43*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *43. ÂYETLER*
