# Yûnus Sûresi, 52. Âyet (10:52)

> ثُمَّ قِيلَ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ

*Śumme kîle lilleżîne zalemû żûkû ‘ażâbe-lḣuldi hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/52

---

## Tefsir

{"topics":["cehennem","ahiret-mukafat","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ثُمَّ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ثُمَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"sonra"},{"position":2,"surface":"قِيلَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"denildi"},{"position":3,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":3,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o kimseler ki"},{"position":4,"surface":"ظَلَمُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"ẓ-l-m","lemma":"ظَلَمَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"zulmettiler"},{"position":5,"surface":"ذُوقُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Emir Fiil","root":"ذ-و-ق","rootLatin":"dh-w-q","lemma":"ذَاقَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"tadın"},{"position":6,"surface":"عَذَابَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"ʿ-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"azabını"},{"position":7,"surface":"ٱلْخُلْدِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"خ-ل-د","rootLatin":"kh-l-d","lemma":"خُلْد","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"ebediliğin"},{"position":8,"surface":"هَلْ","pos":"harf","posDetail":"İstifham Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَلْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"mi"},{"position":9,"surface":"تُجْزَوْنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ز-ي","rootLatin":"j-z-y","lemma":"جَزَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"cezalandırılıyorsunuz"},{"position":10,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"İstisna Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":11,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":11,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"şey"},{"position":12,"surface":"كُنتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiniz"},{"position":13,"surface":"تَكْسِبُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-س-ب","rootLatin":"k-s-b","lemma":"كَسَبَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"kazanıyordunuz"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yûnus Suresi 52. ayet, kıyamet gününde zalimlerin karşılaşacağı ebedi azabı ve bu azabın kendi amellerinin bir karşılığı olduğunu vurgulamaktadır. Ayet, 'zulüm', 'azap', 'huld' ve 'kesb' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi adaletin tecellisini ve sorumluluk ilkesini dile getirir.","keyConcepts":[{"word":"ظَلَمُوا۟","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Haksızlık etmek, zulmetmek, haddi aşmak anlamlarına gelir ve ayette Allah'ın koyduğu sınırları aşan, başkalarına zarar veren kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulüm, bir şeyi ait olduğu yerin dışına koymak, haddi aşmak demektir. Ayetteki 'ظَلَمُوا۟' ifadesi, Allah'ın emirlerine karşı gelerek veya kulların haklarına tecavüz ederek kendilerine ve başkalarına haksızlık edenleri anlatır. Bu, ilahi adaletin tecellisi bağlamında, haksızlık edenlerin kendi fiillerinin sonucuna katlanacaklarını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Zulüm, hakkı sahibinden alıp başkasına vermek veya bir şeyi yerinden saptırmak olarak tanımlanır. Ayetteki kullanımı, ahiretteki cezanın, dünyadaki haksız fiillerin bir karşılığı olduğunu vurgular. Bu, zalimlerin kendi eylemlerinin doğal bir sonucu olarak azaba duçar olacaklarını belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'zulüm' kavramı, genellikle Allah'ın koyduğu sınırları aşmak, O'na şirk koşmak veya insanlara haksızlık etmek anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki 'ظَلَمُوا۟' ifadesi, özellikle ahiret bağlamında, dünyadaki haksızlıkların nihai sonucunu ve ilahi adaletin kaçınılmazlığını gösterir."}]},{"word":"ذُوقُوا۟","root":"ذ و ق","rootLatin":"z-v-q","meaning":"Tatmak, tecrübe etmek, bir şeyi deneyimlemek anlamındadır ve ayette azabın acısını bizzat yaşamak, hissetmek manasında kullanılır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"ذوق kelimesi, bir şeyin tadını almak, onu hissetmek demektir. Ayetteki 'ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ' ifadesi, azabın sadece teorik bir bilgi değil, bizzat yaşanacak, acısı hissedilecek bir gerçeklik olduğunu vurgular. Bu, cezanın somut ve kişisel bir deneyim olacağını belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kur'an'da 'tatmak' fiili, genellikle acı veya elem verici şeyleri deneyimlemek için mecazi olarak kullanılır. 'ذُوقُوا۟' emri, zalimlerin ebedi azabı bizzat tecrübe edeceklerini, onun tüm şiddetini hissedeceklerini ifade eder. Bu, azabın kaçınılmazlığını ve yoğunluğunu gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"ذوق, bir şeyin ilk etkisini hissetmek, onunla karşılaşmak demektir. Ayetteki 'ذُوقُوا۟' ifadesi, azabın sadece bir tehdit değil, bizzat yaşanacak, acısı tadılacak bir gerçeklik olduğunu belirtir. Bu, ilahi cezanın somut ve kaçınılmaz bir deneyim olacağını vurgular."}]},{"word":"عَذَابَ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Azap, ceza, işkence anlamlarına gelir ve ayette zalimlerin karşılaşacağı ilahi cezayı ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Azap, bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamına gelen 'azb' kökünden türemiştir. İnsanları rahatlıktan ve huzurdan alıkoyan her şey azaptır. Ayetteki 'عَذَابَ ٱلْخُلْدِ' ifadesi, zalimlerin ebediyen rahatlıktan mahrum kalacakları, sürekli bir sıkıntı ve acı içinde olacakları cezayı anlatır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Azap, bir şeyi tatlı ve hoş olmaktan alıkoyan, acı veren şeydir. Ayetteki 'عَذَابَ ٱلْخُلْدِ' ifadesi, zalimlerin sonsuz bir acı ve ıstırap içinde kalacaklarını, bu azabın onlardan asla ayrılmayacağını belirtir. Bu, cezanın şiddetini ve sürekliliğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'azap' kelimesi, genellikle Allah'ın kullarına, özellikle de inkarcılara ve zalimlere yönelik cezalandırmasını ifade eder. Bu ayetteki 'عَذَابَ ٱلْخُلْدِ' ifadesi, ahiretteki cezanın sadece şiddetli değil, aynı zamanda kesintisiz ve ebedi olacağını vurgular, bu da ilahi adaletin kesinliğini gösterir."}]},{"word":"ٱلْخُلْدِ","root":"خ ل د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Ebedilik, sonsuzluk, kalıcılık anlamındadır ve ayette azabın kesintisiz ve sonsuza dek süreceğini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Huld, bir şeyin uzun süre kalması, ebedi olması demektir. Ayetteki 'عَذَابَ ٱلْخُلْدِ' ifadesi, bu azabın geçici olmadığını, aksine sonsuza dek süreceğini, zalimler için bir sonu olmadığını belirtir. Bu, cezanın nihai ve geri dönülmez olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Huld, bir şeyin varlığını kesintisiz olarak sürdürmesi, ebediyen kalmasıdır. Ayetteki 'ٱلْخُلْدِ' kelimesi, azabın süresinin sonsuz olduğunu, zalimlerin bu durumdan asla kurtulamayacaklarını ifade eder. Bu, ilahi adaletin kesinliğini ve cezanın kalıcılığını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'huld' kavramı, cennet ve cehennemdeki yaşamın ebediliğini ifade etmek için kullanılır. Bu ayette 'عَذَابَ ٱلْخُلْدِ' ifadesi, zalimlerin çekeceği azabın geçici bir durum olmadığını, aksine sonsuza dek sürecek bir ceza olduğunu vurgular. Bu, ahiret inancının temel bir boyutunu oluşturur."}]},{"word":"تَكْسِبُونَ","root":"ك س ب","rootLatin":"k-s-b","meaning":"Kazanmak, elde etmek, yapmak, işlemek anlamındadır ve ayette dünyada işlenen kötü amelleri, günahları ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kesb, bir şeyi kendi çabasıyla elde etmek, kazanmak demektir. Ayetteki 'بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ' ifadesi, zalimlerin çekeceği azabın, dünyada kendi elleriyle işledikleri kötü amellerin, günahların bir karşılığı olduğunu belirtir. Bu, ilahi adaletin 'herkesin kendi kazandığına göre karşılık görmesi' ilkesine dayandığını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kesb, insanın kendi iradesiyle yaptığı fiillerdir. Ayetteki 'تَكْسِبُونَ' kelimesi, zalimlerin azabı hak etmelerinin nedeninin, kendi özgür iradeleriyle işledikleri günahlar ve haksızlıklar olduğunu vurgular. Bu, sorumluluk ilkesini ve ilahi adaletin adil olduğunu belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'kesb' fiili, genellikle insanın kendi iradesiyle yaptığı, sorumluluğunu taşıdığı fiilleri ifade eder. Bu ayetteki 'تَكْسِبُونَ' ifadesi, zalimlerin azabının, dışarıdan dayatılan bir ceza değil, kendi eylemlerinin doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu gösterir. Bu, ahiret hesabının temelini oluşturur."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/52*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/52*
