# Yûnus Sûresi, 76. Âyet (10:76)

> فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوٓا۟ إِنَّ هَـٰذَا لَسِحْرٌ مُّبِينٌ

*Felemmâ câehumu-lhakku min ‘indinâ kâlû inne hâżâ lesihrun mubîn(un)*

**Meal (Diyanet):** Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/76

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yûnus Suresi 76. ayet, hakkın gelişi karşısında inkarcıların tepkisini dile getirmektedir. Ayet, ilahi gerçeğin apaçık bir büyü olarak nitelendirilmesini ele alarak, hakikat ile batıl arasındaki çatışmayı ve inkarcıların hakikati çarpıtma çabasını dilbilimsel bir çerçevede sunar.","keyConcepts":[{"word":"جَآءَهُمُ","root":"ج ي ء","rootLatin":"c-y-e","meaning":"Hakkın onlara ulaşması, gelmesi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"C-y-e kökü, bir şeyin bir yere veya bir kimseye ulaşması, gelmesi anlamına gelir. Ayetteki 'câe' fiili, 'el-Hakku' (gerçek) kelimesiyle birlikte kullanıldığında, ilahi gerçeğin inkarcılara ulaşmasını, onlara tebliğ edilmesini ifade eder. Bu geliş, sadece fiziksel bir ulaşım değil, aynı zamanda idrak ve muhatap olma anlamını da taşır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'câe' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını mecazi anlamda da ele alır. Burada hakkın gelmesi, onun delillerinin ve ayetlerinin ortaya çıkması, inkarcıların karşısına çıkması demektir. Bu, onların kaçamayacakları bir gerçekle yüzleşmelerini ifade eder."}]},{"word":"ٱلْحَقُّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Allah'tan gelen, değişmez ve kesin olan gerçeği ifade eder.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hak' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. 'Hak', Allah'ın varlığı, birliği, peygamberlerin risaleti ve ahiret gibi temel inanç esaslarını kapsayan, mutlak ve değişmez gerçeği ifade eder. Ayetteki 'el-Hakku min indinâ' ifadesi, bu gerçeğin kaynağının ilahi olduğunu vurgular ve onun insan ürünü olmadığını belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hak' kelimesini 'bir şeyin sabit ve doğru olması' olarak tanımlar. Kur'an'da 'hak', genellikle batılın zıddı olarak kullanılır ve Allah'ın kelamını, dinini ve hükümlerini ifade eder. Bu ayette, inkarcıların 'sihir' olarak nitelendirdiği şeyin aslında ilahi bir hakikat olduğu vurgulanır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hak' kelimesinin farklı veçhelerini ele alır. 'Hak', hem Allah'ın isimlerinden biri, hem de O'nun emir ve yasaklarının doğruluğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, 'el-Hakku', peygamberin getirdiği vahiy ve mucizelerin, Allah katından gelen kesin ve reddedilemez gerçekler olduğunu belirtir."}]},{"word":"قَالُوٓا۟","root":"ق و ل","rootLatin":"k-v-l","meaning":"İnkarcıların, kendilerine gelen hakka karşı söyledikleri sözü ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"K-v-l kökü, 'söylemek, konuşmak' anlamına gelir. Ayetteki 'kâlû' fiili, inkarcıların hakkı reddetme ve onu küçümseme amacıyla sarf ettikleri sözü aktarır. Bu söz, onların iç dünyalarındaki inkârı ve direnişi dışa vurur."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kavl' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının sadece bir ifade değil, aynı zamanda bir duruş ve inancı yansıttığını belirtir. Burada inkarcıların 'kâlû' demesi, onların hakkı kabul etmeyip, onu kendi batıl inançlarına göre yorumlama eğilimlerini gösterir."}]},{"word":"لَسِحْرٌ","root":"س ح ر","rootLatin":"s-h-r","meaning":"Gerçeği çarpıtma, aldatma ve yanıltma amacıyla yapılan eylemi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sihir' kelimesini 'bir şeyin hakikatini değiştirmek, onu olduğundan farklı göstermek' olarak tanımlar. Ayetteki 'sihr', inkarcıların, peygamberin getirdiği mucizeleri ve ayetleri, gerçeküstü ve aldatıcı bir eylem olarak görme çabalarını ifade eder. Bu, hakkı batıl ile karıştırma ve insanları ondan uzaklaştırma amacı taşır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'sihir'in genellikle göz boyama, aldatma ve insanları yanıltma eylemleri için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sihr', inkarcıların, ilahi hakikati ve mucizeleri, sıradan bir büyücü marifeti gibi göstererek değersizleştirme ve reddetme çabalarını yansıtır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sihir' kavramının Kur'an'da genellikle peygamberlerin mucizelerini inkar edenler tarafından kullanılan bir itham olduğunu vurgular. İnkarcılar, hakikatin gücünü ve etkisini açıklayamadıklarında, onu 'sihir' olarak etiketleyerek itibarsızlaştırmaya çalışırlar. Bu, onların hakikate karşı direnişlerinin bir göstergesidir."}]},{"word":"مُّبِينٌ","root":"ب ي ن","rootLatin":"b-y-n","meaning":"Açık, net ve anlaşılır bir şekilde ortaya konulmuş olanı ifade eder.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"B-y-n kökü, 'açık olmak, belli olmak, açıklamak' anlamına gelir. 'Mübîn' kelimesi, bir şeyin apaçık, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu ifade eder. Ayetteki 'sihrun mübîn' ifadesi, inkarcıların, hakkı 'apaçık bir büyü' olarak nitelendirerek, aslında kendi zihinlerindeki çarpıtmayı ve inkarı apaçık bir şekilde ortaya koyduklarını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'mübîn' kelimesinin hem kendisi açık olanı hem de başkasına açıklayanı ifade ettiğini belirtir. Burada, inkarcıların gözünde 'büyü'nün apaçık olduğu iddia edilirken, aslında ilahi hakikatin kendisinin apaçık olduğu gerçeği ironik bir şekilde vurgulanır. Onlar, hakkı değil, kendi batıl yorumlarını 'mübîn' olarak görmektedirler."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","vahiy-kuran","hidayet-dalalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَلَمَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf ve Şart Edatı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَلَمَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"gelince"},{"position":2,"surface":"جَآءَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-ء","rootLatin":"j-y-ʾ","lemma":"جَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geldi"},{"position":2,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onlara"},{"position":3,"surface":"ٱلْحَقُّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"ḥ-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"gerçek"},{"position":4,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":5,"surface":"عِندِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ع-ن-د","rootLatin":"ʿ-n-d","lemma":"عِنْدَ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"katında"},{"position":5,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَحْنُ","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":6,"surface":"قَالُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler"},{"position":7,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"doğrusu"},{"position":8,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"bu"},{"position":9,"surface":"لَسِحْرٌ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid (Lâm-ı İbtidâ)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"elbette"},{"position":9,"surface":"سِحْرٌ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-ح-ر","rootLatin":"s-ḥ-r","lemma":"سِحْر","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"İnne'nin haberi olduğu için merfû","gloss":"büyü"},{"position":10,"surface":"مُّبِينٌ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"مُبِين","form":"İf'âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"apaçık"}]
