# Yûnus Sûresi, 77. Âyet (10:77)

> قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمْ ۖ أَسِحْرٌ هَـٰذَا وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّـٰحِرُونَ

*Kâle mûsâ etekûlûne lilhakki lemmâ câekum(s) esihrun hâżâ velâ yuflihu-ssâhirûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Musa: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/77

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yunus Suresi 77. ayet, Hz. Musa'nın Firavun ve kavmine hitabını aktarırken, 'hak', 'sihir' ve 'felah' gibi temel kavramlar üzerinden gerçeğin inkârını ve batılın akıbetini vurgulamaktadır. Ayet, dilbilimsel olarak bu kavramların semantik derinliğini ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"لِلْحَقِّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Ayette, Hz. Musa'nın getirdiği ilahi mesajın ve mucizelerin doğruluğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hakk (حق), bir şeyin sabit ve doğru olması, gerçeğe uygunluktur. Bu ayetteki 'hak', Allah'tan gelen vahyin ve Musa'nın peygamberliğinin kesinliğini ve doğruluğunu ifade eder. (el-Müfredât, s. 237)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'hak' kavramı, mutlak gerçekliği, ilahi vahyi ve Allah'ın iradesini temsil eder. Musa'nın 'hak'kı getirmesi, Allah'ın değişmez ve kesin hükmünü tebliğ etmesidir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 121-125)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Buradaki 'hak', Allah'ın emri ve Musa'ya vahyettiği şeydir. Onların 'hakk'a dil uzatması, Allah'ın emrini ve peygamberinin getirdiğini yalanlamalarıdır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 280)"}]},{"word":"أَسِحْرٌ","root":"س ح ر","rootLatin":"s-h-r","meaning":"Hz. Musa'nın mucizelerini küçümseyerek ve yalanlayarak atfedilen, aldatıcı ve gerçek dışı eylemleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sihir (سحر), göz boyama, aldatma ve gerçeği olduğundan farklı göstermektir. Firavun ve kavminin Musa'nın mucizelerini 'sihir' olarak nitelendirmesi, onların gerçeği inkâr etme ve halkı yanıltma çabasıdır. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 202)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sihir, gizli ve ince bir yolla yapılan, gerçeği değiştiren veya öyle gösteren her şeydir. Ayetteki 'sihir', Musa'nın mucizelerinin olağanüstülüğünü reddetmek için kullanılan bir ithamdır. (el-Müfredât, s. 401)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da sihir, genellikle batılın ve şeytanın işi olarak tasvir edilir. Musa'nın mucizelerine 'sihir' denilmesi, ilahi gücü beşeri bir aldatmaca olarak gösterme çabasıdır. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 315)"}]},{"word":"يُفْلِحُ","root":"ف ل ح","rootLatin":"f-l-h","meaning":"Sihirbazların ve batılın temsilcilerinin dünyada ve ahirette asla başarıya, kurtuluşa ve mutluluğa ulaşamayacaklarını belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Felâh (فلاح), hayra ulaşmak, kurtuluş ve başarı elde etmektir. 'La yüflihu' (لا يفلح), sihirbazların hiçbir zaman gerçek bir başarıya, kurtuluşa ve mutluluğa erişemeyeceklerini, aksine hüsrana uğrayacaklarını ifade eder. (el-Müfredât, s. 378)"},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Felâh, dünya ve ahiret saadetine ermektir. Sihirbazların felah bulamayacağı, onların yaptıklarının geçici ve aldatıcı olduğu, nihayetinde bir karşılık bulamayacakları anlamına gelir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 245)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Felâh, Kur'an'da genellikle nihai kurtuluş, cennet ve Allah'ın rızasına ulaşma anlamında kullanılır. Sihirbazların felah bulamayacağı ifadesi, onların batıl yolda olmaları sebebiyle bu nihai kurtuluştan mahrum kalacaklarını vurgular. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 205-207)"}]},{"word":"ٱلسَّـٰحِرُونَ","root":"س ح ر","rootLatin":"s-h-r","meaning":"Sihir yapan, aldatıcı ve batıl yollara başvuran kişileri ifade eder; ayette Firavun'un sihirbazları ve onların zihniyetini temsil eder.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Sâhir (ساحر), sihirle uğraşan, insanları aldatan ve gerçeği saptıran kişidir. Ayetteki 'sâhirûn', Musa'nın mucizelerini sihir olarak niteleyen ve kendi sihirleriyle ona karşı koymaya çalışan Firavun'un adamlarıdır. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 3, s. 208)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Sâhir, gizli ve ince yollarla, bazen de cinlerin yardımıyla insanları etkileyen ve onlara gerçek dışı şeyler gösteren kimsedir. Kur'an, sihirbazları genellikle Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve batıla sapan kimseler olarak tasvir eder. (el-Külliyyât, s. 503)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Sâhir kelimesi, sihir fiilini gerçekleştiren faili ifade eder. Bu ayette, Musa'nın getirdiği hakkı sihirle karıştırmaya çalışan ve böylece insanları yanıltmayı amaçlayan kişiler kastedilmektedir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 2, s. 245)"}]}]}
