# Yûnus Sûresi, 87. Âyet (10:87)

> وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰ وَأَخِيهِ أَن تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَٱجْعَلُوا۟ بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

*Veevhaynâ ilâ mûsâ veeḣîhi en tebevveâ likavmikumâ bimisra buyûten vec'alû buyûtekum kibleten veakîmû-ssalâ(te)(k) vebeşşiri-lmu/minîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Musa'ya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele" diye vahyettik.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/10/87

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yunus Suresi 87. ayet, Hz. Musa ve Harun'a verilen ilahi talimatları içermekte olup, özellikle Mısır'da evlerin düzenlenmesi, namazın ikamesi ve müminlere müjde verilmesi gibi temel dini ve sosyal emirleri dilbilimsel bir derinlikle aktarmaktadır. Ayet, 'vahy'in yönlendirici gücünü ve 'salat'ın merkeziyetini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"وَأَوْحَيْنَآ","root":"و ح ي","rootLatin":"v-h-y","meaning":"Allah'ın peygamberlerine gizli ve hızlı bir şekilde bildirmesi, ilahi mesaj göndermesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vahy, hızlı bir şekilde gizlice bildirmek demektir. Allah'tan peygamberlere gelen ilahi bildirimler için kullanılır. Ayetteki 'vahyettik' ifadesi, Allah'ın Musa ve Harun'a doğrudan ve özel bir talimat verdiğini gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Vahy, bir şeyi işaretle veya gizlice bildirmektir. Kur'an'da Allah'ın peygamberlerine gönderdiği mesajlar için kullanılır. Burada, Musa ve Harun'a Mısır'daki durumları hakkında ilahi bir yönlendirme yapıldığını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Vahy, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve Allah'ın insanlara, özellikle peygamberlere, kendi iradesini ve mesajını iletme biçimini ifade eder. Bu ayette vahy, ilahi bir emrin doğrudan ve kesin bir şekilde iletilmesini vurgular."}]},{"word":"تَبَوَّءَا","root":"ب و أ","rootLatin":"b-v-e","meaning":"Bir yeri yurt edinmek, yerleşmek, konaklamak veya bir yer hazırlamak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Bu kelime, bir yere yerleşmek, ikamet etmek ve orayı yurt edinmek anlamına gelir. Ayetteki 'evler hazırlayın' ifadesi, İsrailoğulları'nın Mısır'da güvenli ve düzenli bir yaşam alanı oluşturmaları emrini taşır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Buv' kökünden türeyen 'tebevve' fiili, bir yeri konaklamak, yerleşmek ve orayı mesken edinmek demektir. Ayette, Musa ve Harun'a kavimleri için Mısır'da evler inşa etmeleri veya mevcut evleri düzenlemeleri talimatı verilmektedir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Tebevve', bir yeri mesken edinmek, yerleşmek ve orada ikamet etmek anlamındadır. Ayetteki emir, İsrailoğulları'nın Mısır'da geçici değil, belirli bir düzen içinde yaşamalarını sağlamaya yöneliktir."}]},{"word":"بُيُوتًا","root":"ب ي ت","rootLatin":"b-y-t","meaning":"İnsanların içinde yaşadığı, barındığı ve sığındığı yapılar, evler.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Beyt, insanların gecelediği, barındığı yerdir. Ayetteki 'evler' kelimesi, İsrailoğulları'nın Mısır'da sadece barınmakla kalmayıp, aynı zamanda bir topluluk olarak varlıklarını sürdürecekleri mekanları ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Beyt, bir şeyin barınağı ve sığınağıdır. İnsanlar için ev, hayvanlar için yuva anlamına gelir. Ayetteki 'evler' ifadesi, İsrailoğulları'nın Mısır'da kendilerine ait, güvenli ve özel alanlar oluşturmalarını emreder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Beyt kelimesi, Kur'an'da genellikle barınma, ikamet ve aile yaşamının merkezi olarak kullanılır. Bu ayette, İsrailoğulları'nın Mısır'daki varlıklarını sürdürmeleri için fiziksel ve sosyal bir temel oluşturmaları gerektiği vurgulanır."}]},{"word":"قِبْلَةً","root":"ق ب ل","rootLatin":"k-b-l","meaning":"Yönelinen taraf, yön, özellikle namazda yönelinen istikamet.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kıble, yönelinen taraf demektir. Ayetteki 'evlerinizi kıble edinin' ifadesi, evlerin sadece barınma yeri değil, aynı zamanda ibadet mekanı olarak da kullanılmasını, yani namaz kılmak için belirli bir yöne dönülmesini emreder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kıble, bir şeye yönelmek, bir tarafı hedef almak anlamındadır. Burada, evlerin namaz kılınacak birer ibadetgah haline getirilmesi, yani namaz için belirli bir yöne dönülmesi kastedilir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kıble, yönelinen cihet demektir. Namazda yönelinen Kâbe'ye de bu nedenle kıble denir. Ayetteki 'evlerinizi kıble edinin' emri, İsrailoğulları'nın evlerini birer mescit gibi kullanarak ibadetlerini yerine getirmelerini ifade eder."}]},{"word":"ٱلصَّلَوٰةَ","root":"ص ل و","rootLatin":"s-l-v","meaning":"Belirli hareket ve dualarla yerine getirilen ibadet, namaz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Salat, dua ve tazim anlamına gelir. Şeriatta ise belirli rükün ve şartları olan ibadettir. Ayetteki 'namazı kılın' emri, bu ibadetin düzenli ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesinin önemini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Salat, lügatte dua ve istiğfar demektir. Şer'i ıstılahta ise, tekbirle başlayıp selamla biten, belirli fiil ve sözlerden oluşan ibadettir. Ayette, bu ibadetin İsrailoğulları için zorunlu kılındığı belirtilir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Salat, Kur'an'da Allah ile kul arasındaki en temel ve düzenli iletişim biçimi olarak öne çıkar. Bu ayette, namazın ikamesi, İsrailoğulları'nın dini kimliklerini ve Allah'a bağlılıklarını sürdürmeleri için merkezi bir rol oynar."}]},{"word":"ٱلْمُؤْمِنِينَ","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a ve O'nun gönderdiklerine inanan, iman eden kimseler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman, tasdik ve güvenmek demektir. Mümin, Allah'a ve O'nun peygamberlerine güvenen ve onları tasdik eden kişidir. Ayetteki 'müminlere müjde et' ifadesi, bu kişilerin Allah katındaki değerini ve mükafatlarını işaret eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Mümin, kalbiyle tasdik edip diliyle ikrar eden kimsedir. Ayette, bu müminlere verilecek müjde, onların imanları sayesinde elde edecekleri ilahi lütuf ve kurtuluşu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Mümin, Kur'an'ın temel insan tipidir; Allah'a teslim olan, O'nun emirlerine uyan ve O'na güvenen kişidir. Bu ayette, müminlere verilen müjde, onların bu imanlarının karşılığı olarak gelecek güzel akıbeti simgeler."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/87*
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/87*
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/87*
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/87*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/87*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10/87*
