# Hûd Sûresi, 100. Âyet (11:100)

> ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيْكَ ۖ مِنْهَا قَآئِمٌ وَحَصِيدٌ

*Żâlike min enbâ-i-lkurâ nekussuhu ‘aleyk(e)(s) minhâ kâ-imun vehasîd(un)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/11/100

---

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","vahiy-kuran"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"ذ-ل-ك","rootLatin":"dh-l-k","lemma":"ذَٰلِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû, ism-i işaret olduğu için mebnî","gloss":"işte bu"},{"position":2,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":3,"surface":"أَنۢبَآءِ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Teksir","root":"ن-ب-أ","rootLatin":"n-b-hamza","lemma":"نَبَأ","form":"-","features":{"number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"haberler"},{"position":4,"surface":"ٱلْقُرَىٰ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Teksir","root":"ق-ر-ي","rootLatin":"q-r-y","lemma":"قَرْيَة","form":"-","features":{"number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr (sonu elif-i maksûre ile bittiği için takdirî i'râb)","gloss":"kasabaların"},{"position":5,"surface":"نَقُصُّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-ص-ص","rootLatin":"q-s-s","lemma":"قَصَّ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"anlatıyoruz"},{"position":5,"surface":"هُۥ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb, zamir olduğu için mebnî","gloss":"onu"},{"position":6,"surface":"عَلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":6,"surface":"كَ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr, zamir olduğu için mebnî","gloss":"sana"},{"position":7,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":7,"surface":"هَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هِيَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr, zamir olduğu için mebnî","gloss":"onlardan"},{"position":8,"surface":"قَآئِمٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَائِم","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû (mukaddem haberden sonra geldiği için muahhar mübteda)","gloss":"ayakta duran"},{"position":9,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":9,"surface":"حَصِيدٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ح-ص-د","rootLatin":"h-s-d","lemma":"حَصِيد","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû","gloss":"biçilmiş, yok olmuş"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hûd Suresi 100. ayet, geçmiş ümmetlerin ve kasabaların akıbetini anlatarak ibret alınmasını vurgular. Ayet, 'kısas' ve 'kıyam' gibi kavramlar üzerinden zamanın ve ilahi adaletin döngüselliğini dilbilimsel bir derinlikle sunar.","keyConcepts":[{"word":"أَنۢبَآءِ","root":"ن ب أ","rootLatin":"n-b-a","meaning":"Geçmiş kavimlerin ve kasabaların haberleri, önemli olayları ve akıbetleri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nebe' (نَبَأ), büyük ve faydalı habere denir. Bu ayetteki 'enbâ' (أَنۢبَآءِ) kelimesi, geçmiş ümmetlerin helakine dair önemli ve ibret verici haberleri ifade eder. Sıradan bir haberden ziyade, ders çıkarılması gereken büyük olayları kapsar."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Enbâ' (أَنۢبَآءِ), geçmiş kavimlerin kıssaları ve başlarına gelen olaylardır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın peygamberine bildirdiği, ibret alınması gereken geçmiş hadiseleri mecazi olarak anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Nebe' (نَبَأ) kavramı, Kur'an'da genellikle ilahi vahiy kaynaklı, kesin ve önemli haberleri ifade eder. Bu ayetteki 'enbâ' (أَنۢبَآءِ), geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin kıssaları aracılığıyla Allah'ın mesajının doğruluğunu ve ilahi adaleti pekiştiren haberlerdir."}]},{"word":"ٱلْقُرَىٰ","root":"ق ر ي","rootLatin":"k-r-y","meaning":"İnsan topluluklarının yaşadığı yerleşim yerleri, kasabalar veya şehirler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Karye (قَرْيَة), insanların toplandığı ve yerleştiği yerdir. Bu ayetteki 'el-kurâ' (ٱلْقُرَىٰ) kelimesi, helak olan geçmiş ümmetlerin yaşadığı yerleşim birimlerini ifade eder. Bu, sadece coğrafi bir mekan değil, aynı zamanda o mekanda yaşayan topluluğu ve onların akıbetini de içerir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Karye (قَرْيَة), aslında 'cem' (toplamak) kökünden gelir ve insanların toplandığı yer anlamına gelir. Ayetteki 'el-kurâ' (ٱلْقُرَىٰ), helak edilmiş toplulukların yaşadığı şehirleri ve kasabaları ifade ederek, onların başına gelen felaketlerin mekanla olan ilişkisini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Karye (قَرْيَة) kelimesi Kur'an'da genellikle, Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve bu yüzden helak olan toplulukların yaşadığı yerleşim yerleri için kullanılır. Hûd 100'deki 'el-kurâ' (ٱلْقُرَىٰ), bu bağlamda, geçmişin ibretlik derslerini barındıran, ilahi azaba uğramış kasabaları temsil eder."}]},{"word":"نَقُصُّهُۥ","root":"ق ص ص","rootLatin":"k-s-s","meaning":"Bir olayı veya haberi sırasıyla, detaylı bir şekilde anlatmak, aktarmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kass (قَصّ), bir şeyin izini takip etmek veya bir haberi adım adım anlatmaktır. Ayetteki 'nakussuhu' (نَقُصُّهُۥ) fiili, Allah'ın geçmiş kavimlerin haberlerini peygamberine, ibret alınacak şekilde, tüm detaylarıyla ve sırasıyla anlattığını ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Kass (قَصّ), bir şeyi diğerinin ardına eklemek, yani bir olayı baştan sona anlatmaktır. 'Nakussuhu' (نَقُصُّهُۥ) ifadesi, bu haberlerin kesintisiz ve eksiksiz bir şekilde aktarıldığını, böylece muhatabın tam bir bilgiye sahip olmasını sağladığını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kass (قَصّ), bir olayı veya haberi, başlangıcından sonuna kadar, aralıksız ve düzenli bir şekilde aktarmaktır. Ayetteki 'nakussuhu' (نَقُصُّهُۥ), bu haberlerin sadece birer bilgi değil, aynı zamanda birer ders ve ibret kaynağı olarak sunulduğunu belirtir."}]},{"word":"قَآئِمٌ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Ayakta duran, varlığını sürdüren, kalıntıları hala mevcut olan.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kıyam (قِيَام), ayakta durmak, sabit olmak anlamına gelir. Ayetteki 'kâimun' (قَآئِمٌ), helak olan kasabalardan bazılarının kalıntılarının hala ayakta olduğunu, varlığını sürdürdüğünü ve geçmişin birer şahidi olarak durduğunu ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Kâim (قَآئِمٌ), 'kıyam' kökünden türemiş olup, bir şeyin varlığını devam ettirmesi, ayakta kalması demektir. Bu ayette, geçmiş kavimlerin şehirlerinden bazılarının harabelerinin veya izlerinin hala görülebilir olduğunu, böylece ibret alınacak birer delil olarak kaldığını belirtir."}]},{"word":"وَحَصِيدٌ","root":"ح ص د","rootLatin":"h-s-d","meaning":"Biçilmiş, yok olmuş, tamamen ortadan kalkmış, izi kalmamış.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hasîd (حَصِيدٌ), biçilmiş ekin gibidir, yani tamamen yok olmuş, izi kalmamış demektir. Ayetteki 'hasîdun' (وَحَصِيدٌ), geçmiş kasabalardan bazılarının tamamen ortadan kalktığını, sanki biçilmiş bir ekin gibi yok olduğunu ve geride hiçbir iz bırakmadığını anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hasad (حَصْد), ekinin biçilmesi demektir. 'Hasîd' (حَصِيدٌ) ise biçilmiş ekin gibidir. Bu ayette, geçmiş ümmetlerin helakinin tam ve kesin olduğunu, sanki bir ekinin biçilip yok olması gibi, onların da tamamen ortadan kalktığını mecazi bir dille ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Hasîd (حَصِيدٌ), kökünden sökülüp atılmış, tamamen yok edilmiş demektir. Ayetteki 'hasîdun' (وَحَصِيدٌ), geçmiş kavimlerin bazı şehirlerinin, ilahi azapla tamamen yok edildiğini, geride hiçbir yaşam belirtisi veya kalıntı bırakmadığını vurgular."}]}]}
