# Hûd Sûresi, 12. Âyet (11:12)

> فَلَعَلَّكَ تَارِكٌۢ بَعْضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَضَآئِقٌۢ بِهِۦ صَدْرُكَ أَن يَقُولُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌ ۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ

*Fele'alleke târikun ba'da mâ yûhâ ileyke vedâ-ikun bihi sadruke en yekûlû levlâ unzile ‘aleyhi kenzun ev câe me'ahu melek(un)(c) innemâ ente neżîr(un)(c) va(A)llâhu ‘alâ kulli şey-in vekîl(un)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/11/12

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Peygamber'in tebliğ görevi sırasında karşılaştığı zorlukları ve müşriklerin talepleri karşısında hissettiği sıkıntıyı dilbilimsel olarak ele almaktadır. Özellikle 'târik', 'dâik', 'yûhâ' ve 'vekîl' gibi kelimeler, ayetin ana mesajını oluşturan peygamberlik görevinin mahiyetini ve Allah'ın kudretini vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تَارِكٌ","root":"ت-ر-ك","rootLatin":"t-r-k","meaning":"Terk eden, bırakan, vazgeçen anlamındadır ve ayette Hz. Peygamber'in tebliğden vazgeçme ihtimalini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Terk (ترك), bir şeyi bırakmak, ondan vazgeçmek demektir. Ayetteki 'târik' (تَارِكٌ) kelimesi, müşriklerin itirazları karşısında Hz. Peygamber'in vahyedilenin bir kısmını tebliğ etmekten vazgeçme endişesini dile getirir. Bu, peygamberin insanî yönünü ve tebliğdeki zorlukları gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Terk (ترك) kelimesi, bir şeyi geride bırakmak, ondan yüz çevirmek anlamında kullanılır. Ayetteki bağlamda, Hz. Peygamber'in, müşriklerin talepleri yüzünden vahyedilenin bir kısmını tebliğ etmeyi bırakma ihtimali mecazi bir ifadeyle anlatılmaktadır. Bu, peygamberin üzerindeki baskıyı vurgular."}]},{"word":"يُوحَىٰٓ","root":"و-ح-ي","rootLatin":"v-h-y","meaning":"Vahyedilen, gizlice bildirilen anlamındadır ve Allah'ın peygamberine gönderdiği ilahi mesajı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vahy (وحي), gizli ve hızlı bir şekilde bildirmek demektir. 'Yûhâ' (يُوحَىٰٓ) kelimesi, Allah'ın Hz. Peygamber'e gizlice ve süratle bildirdiği ilahi kelamı ifade eder. Ayette, bu vahyin bir kısmından vazgeçme endişesi, vahyin kutsallığını ve tebliğdeki hassasiyeti gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Vahy (وحي) kavramı, Kur'an'da Allah'ın insanlara, özellikle peygamberlere, doğrudan ve gizli bir şekilde mesajını iletmesi anlamında merkezi bir yere sahiptir. 'Yûhâ' (يُوحَىٰٓ) ifadesi, bu ilahi iletişimin pasif formunu vurgular ve mesajın kaynağının Allah olduğunu açıkça belirtir. Ayetteki kullanımı, vahyin mutlak otoritesine rağmen, tebliğ sürecindeki insanî zorlukları ortaya koyar."}]},{"word":"ضَآئِقٌ","root":"ض-ي-ق","rootLatin":"d-y-q","meaning":"Daralan, sıkılan anlamındadır ve ayette Hz. Peygamber'in kalbinin müşriklerin talepleri karşısında hissettiği sıkıntıyı ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dîk (ضيق), darlık, sıkıntı demektir. 'Dâik' (ضَآئِقٌ) kelimesi, Hz. Peygamber'in kalbinin (صدْرُكَ) müşriklerin anlamsız talepleri ve itirazları karşısında hissettiği ruhsal sıkıntıyı ve daralmayı anlatır. Bu, peygamberin tebliğdeki zorluklara karşı insanî tepkisini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Dîk (ضيق) kelimesi, hem maddî hem de manevî darlığı ifade eder. Ayetteki 'dâik' (ضَآئِقٌ) ifadesi, Hz. Peygamber'in kalbinin (صدر) müşriklerin inkârı ve mucize talepleri karşısında hissettiği psikolojik baskıyı ve üzüntüyü mecazi olarak anlatır. Bu, tebliğcinin karşılaştığı zorlukların derinliğini vurgular."}]},{"word":"نَذِيرٌ","root":"ن-ذ-ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Uyarıcı, korkutucu anlamındadır ve Hz. Peygamber'in temel görevinin insanları Allah'ın azabına karşı uyarmak olduğunu belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İnzâr (إنذار), bir şeyi önceden haber vererek korkutmak, uyarmaktır. 'Nezîr' (نَذِيرٌ) kelimesi, Hz. Peygamber'in temel görevinin, insanları Allah'ın azabına karşı uyarmak ve onlara doğru yolu göstermek olduğunu ifade eder. Bu, peygamberin sadece bir uyarıcı olduğunu, mucize gösterme veya hazine indirme gibi görevlerinin olmadığını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Nezîr (نَذِيرٌ) kavramı, Kur'an'da peygamberlerin temel fonksiyonlarından biri olarak öne çıkar. Peygamber, insanları gelecekteki ilahi cezaya karşı uyaran kişidir. Ayetteki 'İnnemâ ente nezîr' (إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌ) ifadesi, Hz. Peygamber'in görevinin sadece uyarıcılıkla sınırlı olduğunu, müşriklerin talep ettiği olağanüstü güçlere sahip olmadığını net bir şekilde ortaya koyar."}]},{"word":"وَكِيلٌ","root":"و-ك-ل","rootLatin":"v-k-l","meaning":"Vekil, işleri kendisine havale edilen, güvenilen anlamındadır ve Allah'ın her şeyin idaresini üstlenen olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vekîl (وكيل), işleri kendisine havale edilen, güvenilen kimsedir. Ayetteki 'Allahü alâ külli şey'in vekîl' (وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ) ifadesi, Allah'ın her şeyin idaresini üstlenen, her şeye kefil olan ve her şeyi koruyan olduğunu belirtir. Bu, Hz. Peygamber'e ve müminlere güven ve teselli verir, tüm işlerin nihayetinde Allah'a ait olduğunu hatırlatır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Vekîl (وكيل), kendisine güvenilen, işleri kendisine bırakılan demektir. Allah hakkında kullanıldığında, O'nun her şeyin idaresini elinde tuttuğunu, her şeye kefil olduğunu ve her şeyi koruduğunu ifade eder. Ayetteki bu kullanım, Hz. Peygamber'in tebliğdeki zorluklarına rağmen, tüm işlerin nihai olarak Allah'ın kontrolünde olduğunu ve O'nun her şeye kâfi geldiğini vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk · *11/12*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk · *11/12*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk · *11/12*
- **Abese Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *11/12*
- **Kelime-i Sâlihiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *11/12*
- **Kelime-i Sâlihiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *11/12*
- **Kelime-i Sâlihiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *11/12*
