# Hûd Sûresi, 19. Âyet (11:19)

> ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَـٰفِرُونَ

*Elleżîne yasuddûne ‘an sebîli(A)llâhi veyebġûnehâ ‘ivecen vehum bil-âḣirati hum kâfirûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkar edenlerin ta kendileridir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/11/19

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hûd Suresi 19. ayet, Allah'ın yolundan saptıran ve onu eğri göstermeye çalışan, aynı zamanda ahireti inkar eden kişilerin niteliklerini ele almaktadır. Ayet, bu kişilerin temel özelliklerini vurgulayarak onların akıbetine işaret etmektedir.","keyConcepts":[{"word":"يَصُدُّونَ","root":"ص د د","rootLatin":"s-d-d","meaning":"Allah'ın yolundan alıkoymak, engellemek, yüz çevirmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sadd' (صَدّ) kelimesinin bir şeyi engellemek, mani olmak ve yüz çevirmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yesuddûne' ifadesi, bu kişilerin insanları Allah'ın dininden ve doğru yoldan engellediklerini, onları bu yoldan alıkoymaya çalıştıklarını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sadd' kelimesinin 'men'' (منع) yani engellemek anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki bağlamda, bu kişilerin Allah'ın yoluna girmek isteyenlere engel oldukları, onları bu yoldan çevirmeye çalıştıkları mecazi olarak ifade edilmektedir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sadd' kavramının Kur'an'da genellikle 'Allah yolundan alıkoyma' veya 'engelleme' anlamında kullanıldığını vurgular. Bu, sadece fiziksel bir engelleme değil, aynı zamanda ideolojik ve psikolojik bir saptırma çabasını da içerir. Ayette, bu kişilerin Allah'ın yolunu tıkama ve insanları ondan uzaklaştırma eylemleri anlatılmaktadır."}]},{"word":"سَبِيلِ","root":"س ب ل","rootLatin":"s-b-l","meaning":"Allah'ın belirlediği doğru yol, din ve şeriat.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sebîl' (سبيل) kelimesinin 'yol' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'Allah'ın yolu' (sebîlullah) olarak kullanıldığında, O'nun dini, şeriatı ve emirleri kastedildiğini belirtir. Ayette, bu kişilerin engellediği yolun, Allah'ın insanlık için belirlediği hakikat yolu olduğu vurgulanır."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'sebîl'in Kur'an'da 'din' ve 'şeriat' anlamında kullanıldığını ifade eder. Hûd 19'daki 'sebîlillah' ifadesi, Allah'ın gönderdiği vahiy ve peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yaşam biçimi ve inanç sistemidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'sebîl' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olmakla birlikte, 'sebîlullah' terkibinde 'Allah'ın rızasına ulaştıran yol, din ve şeriat' anlamını kazandığını belirtir. Ayette, bu yolun eğriltilmeye çalışılması, dinin hükümlerinin çarpıtılması ve hakikatten saptırılması anlamına gelir."}]},{"word":"عِوَجًا","root":"ع و ج","rootLatin":"'-v-j","meaning":"Eğrilik, çarpıklık, sapıklık; doğru yoldan sapma.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ivec' (عِوَج) kelimesinin 'eğrilik' anlamına geldiğini ve genellikle gözle görülemeyen, manevi eğrilikler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yebğûnehâ ivecen' ifadesi, bu kişilerin Allah'ın yolunu manevi olarak çarpıtmaya, onu doğru olmaktan çıkarmaya çalıştıklarını ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ivec' kelimesinin 'eğrilik, sapıklık' anlamında kullanıldığını ve genellikle dinî veya ahlaki konulardaki sapmaları ifade ettiğini açıklar. Ayette, Allah'ın dosdoğru olan yolunu eğri gösterme çabası, hakikati tahrif etme ve insanları yanıltma gayretini simgeler."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ivec' kelimesinin 'istikametten sapma, eğrilik' anlamına geldiğini ve bu bağlamda, Allah'ın dosdoğru olan yolunu çarpıtma, onu yanlış gösterme çabasını ifade ettiğini belirtir. Bu, sadece bir algı yanıltması değil, aynı zamanda dinin özünü bozma girişimidir."}]},{"word":"كَـٰفِرُونَ","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Ahireti inkar edenler, gerçeği örtenler, nankörler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' (كُفْر) kelimesinin asıl anlamının 'örtmek' olduğunu ve bu bağlamda 'nimeti örtmek' yani nankörlük, 'gerçeği örtmek' yani inkar anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kâfirûn' ifadesi, ahiretin varlığını, hesap gününü ve yeniden dirilişi inkar edenleri tanımlar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da sadece 'inkar' değil, aynı zamanda 'nankörlük' ve 'Allah'ın lütuflarına karşı körlük' anlamlarını da taşıdığını vurgular. Ayette, ahireti inkar edenlerin, Allah'ın vaat ettiği nihai adaleti ve mükafatı reddettikleri, dolayısıyla O'na karşı nankörlük ettikleri belirtilir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'küfr'ün 'hakkı örtmek' ve 'imandan sonra inkar etmek' gibi anlamlara geldiğini açıklar. Ayetteki 'hum kâfirûn' ifadesi, bu kişilerin ahiret gerçeğini bilmelerine rağmen veya delillerine rağmen onu inkar ettiklerini, bu gerçeği kendi nefislerinde örttüklerini ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","hidayet-dalalet","ahiret-mukafat","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"الذي","rootLatin":"allaḏī","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnîdir. Cümle başında mübteda konumunda takdirî merfûdur.","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"يَصُدُّونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ص-د-د","rootLatin":"ṣ-d-d","lemma":"صَدَّ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfûdur. Nûn harfinin sabit kalmasıyla merfûdur.","gloss":"alıkoyarlar"},{"position":3,"surface":"عَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"-den, -dan"},{"position":4,"surface":"سَبِيلِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-ب-ل","rootLatin":"s-b-l","lemma":"سَبِيل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"yolu"},{"position":5,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّهِ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûrdur.","gloss":"Allah'ın"},{"position":6,"surface":"وَيَبْغُونَهَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ب-غ-ي","rootLatin":"b-g-y","lemma":"بَغَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfûdur. Nûn harfinin sabit kalmasıyla merfûdur.","gloss":"ve onu ararlar"},{"position":6,"surface":"هَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûbdur.","gloss":"onu"},{"position":7,"surface":"عِوَجًۭا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-و-ج","rootLatin":"ʿ-w-j","lemma":"عِوَج","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûbdur.","gloss":"eğri olarak"},{"position":8,"surface":"وَهُم","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ve"},{"position":8,"surface":"هُم","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfûdur.","gloss":"onlar"},{"position":9,"surface":"بِٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"-e, -a"},{"position":9,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"ʾ-ḫ-r","lemma":"آخِرَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"ahirete"},{"position":10,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Fasıl Zamiri","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fasıl zamiri olduğu için i'râbı yoktur.","gloss":"onlar"},{"position":11,"surface":"كَـٰفِرُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَافِر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfûdur. Vav harfi ile merfûdur.","gloss":"inkar edenlerdir"}]
