# Hûd Sûresi, 55. Âyet (11:55)

> مِن دُونِهِۦ ۖ فَكِيدُونِى جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ

*Min dûnih(i)(s) fekîdûnî cemî'an śümme lâ tunzirûn(i)*

**Meal (Diyanet):** (54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/11/55

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Hud'un kavmine meydan okumasını ve Allah'a olan tevekkülünü ifade eder. Anahtar kavramlar, tuzak kurma, erteleme ve Allah'a güvenme gibi eylemler üzerinden peygamberin kararlılığını ve tevhid inancını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"فَكِيدُونِى","root":"ك ي د","rootLatin":"k-y-d","meaning":"Bana tuzak kurun, hile yapın.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"K-y-d kökü, bir şeyi gizlice ve hile ile yapma, tuzak kurma anlamlarına gelir. Ayetteki 'fekîdûnî' ifadesi, Hz. Hud'un kavmine karşı meydan okuyarak, kendisi aleyhine istedikleri hileyi yapmalarını istemesi, onların hilelerinin Allah'ın kudreti karşısında bir hiç olduğunu göstermektedir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"K-y-d, birine karşı kötü niyetle plan yapmak, tuzak kurmak demektir. Bu ayetteki kullanımı, Hz. Hud'un kavmine karşı duyduğu güveni ve Allah'a olan teslimiyetini ortaya koyar; zira o, onların tüm hilelerinin kendisine zarar veremeyeceğine inanmaktadır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"K-y-d kavramı, Kur'an'da genellikle düşmanların peygamberlere veya müminlere karşı kurduğu hileli planları ifade eder. Burada Hz. Hud, kavminin kendisine karşı kuracağı her türlü tuzağın Allah'ın iradesi dışında gerçekleşemeyeceğini vurgulayarak, bu kavramın ilahi kudret karşısındaki acizliğini göstermektedir."}]},{"word":"تُنظِرُونِ","root":"ن ظ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Bana mühlet vermeyin, ertelemeyin.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"N-z-r kökü, bakmak, görmek, beklemek ve mühlet vermek anlamlarına gelir. 'Lâ tunzirûnî' ifadesi, Hz. Hud'un kavmine 'bana hiç mühlet vermeyin, hemen yapacağınızı yapın' diyerek, onların tehditlerinden korkmadığını ve Allah'a olan tevekkülünü açıkça beyan ettiğini gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"N-z-r fiilinin 'if'al' babından gelen 'inzâr', birine mühlet vermek, ertelemek demektir. Ayetteki olumsuz kullanımı, Hz. Hud'un kavmine karşı duyduğu meydan okumayı pekiştirir; onlara 'hiç vakit kaybetmeden, elinizden geleni yapın' diyerek, Allah'ın kendisini koruyacağına olan inancını dile getirir."}]},{"word":"تَوَكَّلْتُ","root":"و ك ل","rootLatin":"w-k-l","meaning":"Güvendim, dayandım.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"V-k-l kökü, bir işi başkasına havale etmek, güvenmek, dayanmak anlamlarına gelir. 'Tevekkeltü' fiili, Hz. Hud'un tüm işlerini ve kaderini Allah'a havale ettiğini, O'na tam bir güvenle dayandığını ifade eder. Bu, tevhid inancının temel bir göstergesidir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Tevekkül, bir işi başkasına bırakmak, ona güvenmek ve ona dayanmak demektir. Ayetteki 'tevekkeltü alellah' ifadesi, Hz. Hud'un tüm tehditlere rağmen sadece Allah'a güvendiğini ve O'nun korumasına sığındığını açıkça ortaya koyar, bu da peygamberlerin Allah'a olan tam teslimiyetini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Tevekkül, Kur'an'da Allah'a tam bir güven ve teslimiyetle dayanma kavramını ifade eder. Hz. Hud'un bu ifadesi, onun kavminin tehditleri karşısında dahi sarsılmaz bir imana sahip olduğunu ve tüm gücünü Allah'tan aldığını gösterir."}]},{"word":"نَاصِيَةٍ","root":"ن ص ي","rootLatin":"n-s-y","meaning":"Alnından, perçeminden.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"N-s-y kökü, alın, perçem anlamına gelir. 'Nâsiyetihâ' ifadesi, bir şeyin kontrolünü tamamen ele geçirmek, onu alnından tutarak yönlendirmek mecazını taşır. Bu ayette Allah'ın her canlının kontrolünü elinde tuttuğunu, hiçbir varlığın O'nun iradesi dışında hareket edemeyeceğini vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Nâsiye, atın alnındaki perçemdir ve Araplar arasında birini perçeminden tutmak, ona tamamen hakim olmak anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın tüm canlılar üzerindeki mutlak egemenliğini ve kudretini mecazi bir anlatımla ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Nâsiye kelimesi, Kur'an'da genellikle güç ve kontrolün sembolü olarak kullanılır. 'Allah'ın onun nâsiyesinden tuttuğu' ifadesi, Allah'ın her canlı üzerinde tam bir tasarrufa sahip olduğunu, hiçbir varlığın O'nun izni ve iradesi dışında hareket edemeyeceğini güçlü bir şekilde vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tevhid","tevekkul","musrikler","kissa-diger-peygamberler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":2,"surface":"دُونِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"د-و-ن","rootLatin":"d-w-n","lemma":"دُون","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"altında, gayrı"},{"position":2,"surface":"هِۦ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî mahallen mecrûr","gloss":"o"},{"position":3,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":3,"surface":"كِيدُو","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ك-ي-د","rootLatin":"k-y-d","lemma":"كَادَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"tuzak kurun"},{"position":3,"surface":"نِى","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî mahallen mansûb","gloss":"bana"},{"position":4,"surface":"جَمِيعًۭا","pos":"isim","posDetail":"Hâl","root":"ج-م-ع","rootLatin":"j-m-ʿ","lemma":"جَمِيع","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"hepiniz, birlikte"},{"position":5,"surface":"ثُمَّ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ثُمَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"sonra"},{"position":6,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nehiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nehiy harfi olduğu için mebnî","gloss":"yapmayın"},{"position":7,"surface":"تُنظِرُو","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-ẓ-r","lemma":"أَنْظَرَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Nehiy edatı 'lâ' ile meczûm olduğu için meczûm","gloss":"ertelemeyin"},{"position":7,"surface":"نِ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî mahallen mansûb","gloss":"beni"}]
