# Hûd Sûresi, 83. Âyet (11:83)

> مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ ۖ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ بِبَعِيدٍ

*Musevvemeten ‘inde rabbik(e)(s) vemâ hiye mine-zzâlimîne bibe'îd(in)*

**Meal (Diyanet):** (82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/11/83

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hûd Suresi 83. ayet, helak edilen kavmin üzerine yağan taşların niteliğini ve bu taşların zalimlerden uzak olmadığını vurgular. Ayet, 'işaretli' ve 'zalimler' kavramları üzerinden ilahi cezanın kesinliğini ve hedef odaklılığını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"مُّسَوَّمَةً","root":"س و م","rootLatin":"s-v-m","meaning":"Ayette, taşların belirli bir işaretle, yani özel bir amaç için belirlenmiş olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'سَوْم' kelimesinin 'bir şeye alamet koymak, işaretlemek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'مُسَوَّمَةً' ifadesi, bu taşların sıradan taşlar olmayıp, Allah tarafından belirli bir amaç için işaretlenmiş, damgalanmış olduğunu gösterir. Bu işaret, taşların kime isabet edeceğini belirleyen ilahi bir nişanedir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'مُسَوَّمَةً' kelimesini 'muallimetun' (işaretlenmiş) olarak açıklar. Bu, taşların üzerinde bir alamet, bir nişan olduğunu ve bu nişanın onları diğer taşlardan ayırdığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, bu işaretin helak edilecek kavme yönelik olduğunu ima eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'işaretleme' kavramının genellikle ilahi bir müdahale ve seçimi ifade ettiğini belirtir. 'Müsevveme' kelimesi, bu taşların rastgele değil, ilahi bir iradeyle belirli bir hedefe yönlendirildiğini ve bu hedefin de zalimler olduğunu vurgular. Bu, ilahi adaletin tecellisinin bir göstergesidir."}]},{"word":"رَبِّكَ","root":"ر ب ب","rootLatin":"r-b-b","meaning":"Ayette, taşların kaynağının ve işaretleyicisinin, her şeyi terbiye eden, yöneten ve sahip olan Allah olduğunu belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ربّ' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi tedricen kemale erdirmek' olduğunu ifade eder. 'Rab' kelimesi, hem malikiyet hem de terbiye ve idare etme anlamlarını içerir. Ayette 'Rabbinin katından' ifadesi, bu cezanın nihai otorite sahibi olan Allah'tan geldiğini ve O'nun mutlak hükümranlığını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'Rab' isminin Allah'a nispet edildiğinde, O'nun yaratma, rızık verme, terbiye etme ve işleri idare etme gibi tüm fiillerini kapsadığını belirtir. Ayetteki 'Rabbinin katından' ifadesi, bu helak edici taşların sadece bir doğal afet değil, ilahi bir emir ve kudretle gönderildiğini vurgular."}]},{"word":"ٱلظَّـٰلِمِينَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Ayette, bu ilahi cezanın hedefi olan, haddi aşan, haksızlık eden ve Allah'ın sınırlarını çiğneyen kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ظلم' kelimesinin 'bir şeyi yerinden başka yere koymak, haddi aşmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'zalimler' ifadesi, Allah'ın koyduğu sınırları aşan, haksızlık eden ve bu nedenle ilahi cezayı hak eden kimseleri tanımlar. Bu, cezanın adil ve hak edilmiş olduğunu gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ظلم' kelimesini 'bir şeyi ait olmadığı yere koymak' veya 'hakkı sahibine vermemek' olarak açıklar. Ayetteki 'zalimler', Allah'ın emirlerine karşı gelerek, kendilerine ve başkalarına haksızlık edenlerdir. Taşların onlardan uzak olmaması, ilahi adaletin bu zalimleri mutlaka bulacağını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'zulm' kavramının sadece bireysel bir haksızlık değil, aynı zamanda Allah'a karşı işlenen günahları ve O'nun düzenini bozmayı da kapsadığını ifade eder. 'Zalimler' terimi, bu ayette, Allah'ın elçilerine karşı çıkan ve ilahi düzeni bozan toplulukları işaret eder. Bu taşların onlardan uzak olmaması, ilahi cezanın kaçınılmazlığını ve doğrudan hedefe yönelik olduğunu gösterir."}]},{"word":"بِبَعِيدٍ","root":"ب ع د","rootLatin":"b-'-d","meaning":"Ayette, bu ilahi cezanın zalimlerden asla uzak olmadığını, yani onların bu cezadan kaçamayacağını ve cezanın her zaman onlara yakın olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'بَعِيد' kelimesinin 'uzak' anlamına geldiğini ve burada olumsuzluk edatıyla birlikte kullanılarak 'uzak değil' yani 'yakın' anlamını pekiştirdiğini belirtir. Ayetteki 'zalimlerden uzak değildir' ifadesi, ilahi cezanın zalimlerin peşini bırakmayacağını, her an onları kuşatabileceğini ve onlardan asla kaçamayacaklarını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'بعد' kökünün Kur'an'da genellikle mekânsal veya zamansal uzaklığı ifade ettiğini ancak mecazi olarak bir şeyden mahrum kalma veya bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin düşüklüğü anlamında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'bîbaîd' ifadesi, zalimlerin bu cezadan kurtulma ihtimalinin olmadığını, cezanın onlara çok yakın olduğunu ve her an gerçekleşebileceğini mecazi bir dille ifade eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Hud sûresi 69-83 âyetlerinde*
