# Yûsuf Sûresi, 91. Âyet (12:91)

> قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَإِن كُنَّا لَخَـٰطِـِٔينَ

*Kâlû ta(A)llâhi lekad âśeraka(A)llâhu ‘aleynâ ve-in kunnâ leḣâti-în(e)*

**Meal (Diyanet):** Dediler ki: "Allah'a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/12/91

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yûsuf Suresi'nin 91. ayeti, Yûsuf'un kardeşlerinin geçmişteki hatalarını itiraf etmelerini ve Allah'ın Yûsuf'u kendilerinden üstün kıldığını kabul etmelerini dilbilimsel olarak ifade eder. Ayet, 'üstün kılma' ve 'hata işleme' gibi temel kavramlar üzerinden pişmanlık ve ilahi takdiri vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ءَاثَرَكَ","root":"ء-ث-ر","rootLatin":"e-s-r","meaning":"Allah'ın Yûsuf'u kardeşlerine tercih etmesi, üstün kılması ve seçkin kılması anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'esere' fiilinin bir şeyi diğerine tercih etmek, üstün tutmak anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette Allah'ın Yûsuf'u kardeşlerine karşı özel bir konuma getirmesi, onu seçkin kılması ve diğerlerinden daha fazla lütufla donatması anlamında kullanılmıştır. Kardeşler, Allah'ın bu tercihini itiraf etmektedirler."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'âsereke' ifadesini 'seni bize tercih etti, seni bizden üstün kıldı' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, kardeşlerin Yûsuf'a karşı işledikleri hataya rağmen, Allah'ın Yûsuf'u onlara rağmen yücelttiğini ve ona özel bir makam verdiğini kabul etmelerini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'îsâr' kavramının Kur'an'da başkasını kendine tercih etme, fedakarlık anlamında kullanıldığını belirtse de, bu ayetteki 'âsereke' fiili Allah'ın Yûsuf'u seçkin kılması ve ona özel bir lütuf bahşetmesi anlamında, yani ilahi bir tercih ve üstün kılma olarak ele alınmalıdır. Kardeşler, bu ilahi tercihi teslimiyetle kabul etmektedirler."}]},{"word":"عَلَيْنَا","root":"ع-ل-و","rootLatin":"a-l-v","meaning":"Yûsuf'un kardeşlerine göre daha yüksek bir konumda, üstün bir mertebede olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'alâ' harf-i cerrinin burada 'üstünlük, galibiyet' anlamı taşıdığını belirtir. 'Aleyne' ifadesi, Yûsuf'un kardeşlerine nazaran daha yüksek bir mertebeye sahip olduğunu, Allah tarafından onlardan üstün kılındığını vurgular. Bu, sadece maddi bir üstünlük değil, aynı zamanda manevi ve ilahi bir seçkinliği de içerir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'alâ' edatının 'üstünlük, yücelik' manalarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'aleyne' kullanımı, Yûsuf'un kardeşlerine karşı Allah tarafından verilen bir üstünlüğü, bir seçkinliği ve onlardan daha yüksek bir konuma yerleştirildiğini açıkça belirtir. Kardeşler bu durumu itiraf etmektedirler."}]},{"word":"كُنَّا","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-v-n","meaning":"Geçmişte bir durumun veya halin varlığını, gerçekleşmiş olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kâne' fiilinin 'vuku bulmak, meydana gelmek, olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'künnâ' ifadesi, kardeşlerin geçmişte 'hata işleyenler' oldukları gerçeğini, yani bu durumun geçmişte vuku bulduğunu ve bir gerçeklik olduğunu vurgular. Bu, onların pişmanlıklarını ve itiraflarını pekiştirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kâne' fiilinin Kur'an'da genellikle geçmişte bir durumun sürekliliğini veya gerçekleşmişliğini ifade ettiğini belirtir. 'Ve in künnâ le-hâtiîn' ifadesinde 'künnâ', kardeşlerin geçmişte gerçekten hata işlediklerini, bu durumun bir zamanlar var olduğunu ve şimdi bunun farkında olduklarını gösterir."}]},{"word":"لَخَـٰطِـِٔينَ","root":"خ-ط-أ","rootLatin":"h-t-e","meaning":"Hata yapanlar, günah işleyenler, yanlış davrananlar anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hata' kelimesinin kasıtlı veya kasıtsız olarak doğru yoldan sapmayı, günah işlemeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'hâtiîn' ifadesi, Yûsuf'un kardeşlerinin ona karşı işledikleri büyük yanlışı, yani onu kuyuya atmak gibi eylemlerini açıkça itiraf ettiklerini gösterir. Bu, onların pişmanlıklarının ve suçluluk duygularının bir ifadesidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'hata' kelimesinin doğruya ulaşamama, yanlış yapma anlamına geldiğini açıklar. 'Hâtiîn' ise bu hatayı işleyen kişilerdir. Ayetteki kullanım, kardeşlerin Yûsuf'a karşı işledikleri fiillerin bir hata, bir günah olduğunu ve bu hatanın sorumluluğunu üstlendiklerini ifade eder. Bu, onların tevbe ve teslimiyetlerini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hata' kavramının Kur'an'da genellikle ahlaki bir sapmayı, doğru yoldan ayrılmayı ifade ettiğini belirtir. Yûsuf'un kardeşlerinin 'hâtiîn' olduklarını itiraf etmeleri, onların sadece bir yanlışlık değil, aynı zamanda ahlaki ve dini açıdan bir günah işlediklerini kabul ettiklerini gösterir. Bu itiraf, onların içsel dönüşümünü yansıtır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yûsuf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *12/91*
- **Yûsuf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *12/91*
