# Ra'd Sûresi, 37. Âyet (13:37)

> وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَـٰهُ حُكْمًا عَرَبِيًّا ۚ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا وَاقٍ

*Vekeżâlike enzelnâhu hukmen ‘arabiyyâ(en)(c) vele-ini-tteba'te ehvâehum ba'de mâ câeke mine-l'ilmi mâ leke mina(A)llâhi min veliyyin velâ vâk(in)*

**Meal (Diyanet):** Böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/13/37

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ra'd Suresi 37. ayet, Kur'an'ın Arapça bir hüküm olarak indirilişini ve bu ilme rağmen başka heveslere uymanın sonuçlarını vurgular. Ayet, vahyin dilsel niteliğini ve ona bağlı kalmanın önemini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"أَنزَلْنَـٰهُ","root":"ن-ز-ل","rootLatin":"n-z-l","meaning":"Kur'an'ın Allah tarafından indirilmesi eylemini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nüzûl (نزول) kelimesi, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamına gelir. Kur'an bağlamında ise, Allah Teâlâ'nın kelamının semadan peygamberine vahyedilmesi, yani ilahi bir kaynaktan beşeriyete ulaştırılması eylemini ifade eder. Ayetteki 'enzelnâhu' (onu indirdik) ifadesi, Kur'an'ın ilahi menşeini ve Allah'ın kudretiyle vahyedildiğini vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'enzelnâhu' ifadesini, Allah'ın Kur'an'ı peygamberine vahyettiği ve onu insanlara tebliğ etmesini emrettiği anlamında kullanır. Bu, sadece fiziksel bir iniş değil, aynı zamanda ilahi bir buyruğun ve mesajın gönderilmesi anlamını taşır. Ayetteki 'hükmen' kelimesiyle birlikte düşünüldüğünde, indirilenin sadece bir metin değil, aynı zamanda bir yasa ve hikmet olduğu anlaşılır."}]},{"word":"حُكْمًا","root":"ح-ك-م","rootLatin":"h-k-m","meaning":"Kur'an'ın bir yasa, hikmet ve hüküm koyucu niteliğini belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hükm (حكم), bir şeyi engellemek, menetmek ve bir şeyi sağlamlaştırmak anlamlarına gelir. Kur'an'da ise, doğruyu yanlıştan ayıran, ihtilafları çözen, adaleti tesis eden ve insanları kötülüklerden alıkoyan ilahi yasa ve hikmet anlamında kullanılır. Ayetteki 'hükmen' ifadesi, Kur'an'ın sadece bir kitap değil, aynı zamanda hayatı düzenleyen, doğruyu gösteren ve nihai kararları içeren bir rehber olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hükm, bir şeyin hakikatini idrak etmek ve ona göre karar vermek demektir. Kur'an'ın 'hükmen' olarak indirilmesi, onun insanlara doğruyu ve yanlışı ayırt etme yeteneği kazandıran, hayatın her alanında yol gösteren ve nihai otoriteyi temsil eden bir kaynak olduğunu ifade eder. Bu bağlamda, Kur'an'ın sadece bilgi değil, aynı zamanda eylem ve davranışları yönlendiren bir prensipler bütünü olduğu anlaşılır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hükm' kavramının Kur'an'da hem yargı hem de hikmet anlamlarını taşıdığını belirtir. Kur'an'ın 'hükmen' olarak indirilmesi, onun sadece yasal düzenlemeler getiren bir kitap olmadığını, aynı zamanda derin bir hikmet ve anlayışla dolu olduğunu gösterir. Bu, Kur'an'ın insanlara sadece ne yapmaları gerektiğini değil, aynı zamanda neden yapmaları gerektiğini de öğreten bir rehber olduğunu ifade eder."}]},{"word":"عَرَبِيًّا","root":"ع-ر-ب","rootLatin":"a-r-b","meaning":"Kur'an'ın Arapça dilinde indirildiğini ve bu dilin özelliklerini taşıdığını ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'Arabiyyen' kelimesinin, Kur'an'ın Arap dilinin tüm inceliklerini, belagatını ve fesahatını barındırdığını ifade ettiğini belirtir. Bu, Kur'an'ın Arapça konuşanlar için açık ve anlaşılır olduğunu, aynı zamanda dilin en yüksek edebi seviyesini temsil ettiğini gösterir. Ayetteki bu vurgu, Kur'an'ın mesajının Arap toplumuna kendi dilleriyle ulaştırılmasının önemini ortaya koyar."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, Kur'an'ın 'Arabiyyen' olmasının, onun Arap dilinin mecazlarını, istiarelerini ve diğer edebi sanatlarını içerdiğini ifade eder. Bu, Kur'an'ın sadece kelime anlamlarıyla değil, aynı zamanda dilin derinlikli ve çok katmanlı anlamlarıyla da anlaşılması gerektiğini gösterir. Ayetteki bu ifade, Kur'an'ın dilsel mucizevi yönüne de işaret eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'Arabiyyen' kelimesinin, Kur'an'ın Arap dilinin semantik alanını ve kültürel bağlamını yansıttığını belirtir. Bu, Kur'an'ın mesajının, indirildiği toplumun dilsel ve kültürel kodlarına uygun olarak formüle edildiğini gösterir. Ayetteki bu vurgu, Kur'an'ın evrensel mesajının, belirli bir dil ve kültür aracılığıyla nasıl aktarıldığını anlamak için önemlidir."}]},{"word":"أَهْوَآءَهُم","root":"ه-و-ي","rootLatin":"h-v-y","meaning":"İnsanların kişisel arzu, istek ve heveslerini, genellikle doğru yoldan saptırıcı nitelikte olanları ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hevâ (هوى), bir şeyin aşağıya düşmesi veya bir şeye meyletmek anlamına gelir. Kur'an'da ise genellikle nefsin kötü arzularına, batıl inançlara ve doğru yoldan saptıran isteklere meyletmeyi ifade eder. Ayetteki 'ehvâehum' (onların hevesleri) ifadesi, ilahi vahiyden sonra bile insanların kendi kişisel eğilimlerine, yanlış inançlarına veya çıkarlarına uymalarının tehlikesini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, hevânın, nefsin şehvetlerine ve batıl düşüncelere yönelmesi olduğunu belirtir. Ayetteki 'ehvâehum' ifadesi, ilim ve hidayet geldikten sonra bile, insanların kendi sübjektif arzularına, yanlış kanaatlerine veya toplumsal baskılara boyun eğmelerinin, Allah katında hiçbir dost ve koruyucu bulamayacakları bir duruma yol açacağını açıkça ortaya koyar."}]},{"word":"ٱلْعِلْمِ","root":"ع-ل-م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Allah tarafından indirilen vahiy ve ilahi bilgi anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İlm (علم), bir şeyin hakikatini idrak etmek ve onu olduğu gibi bilmek anlamına gelir. Kur'an bağlamında ise, Allah'tan gelen vahiy, peygamberlere indirilen kitaplar ve ilahi hakikatler kastedilir. Ayetteki 'mâ câeke mine'l-ilmi' (sana gelen ilim) ifadesi, Hz. Peygamber'e vahyedilen Kur'an'ı ve onun içerdiği tüm bilgiyi, hikmeti ve hükümleri ifade eder. Bu ilim, insanı doğru yola ileten ve batıldan ayıran kesin bilgidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'ilm' kavramının, sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda pratik rehberlik ve doğru eyleme yol açan bir anlayış olduğunu vurgular. Ayetteki 'ilim' ifadesi, Allah'tan gelen vahyin, insanlara sadece neyin doğru olduğunu öğretmekle kalmayıp, aynı zamanda onları doğru yaşamaya yönlendiren bir güç olduğunu gösterir. Bu ilme rağmen heveslere uymak, bu rehberliği terk etmek anlamına gelir."}]},{"word":"وَلِيٍّ","root":"و-ل-ي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Allah'tan başka bir dost, yardımcı veya koruyucu anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Velî (ولي), yakınlık, dostluk, yardım ve koruma anlamlarına gelir. Kur'an'da ise, Allah'ın dostu olanlar veya Allah'tan başka dost edinilenler için kullanılır. Ayetteki 'mâ leke minallâhi min veliyyin' (Allah katında sana bir dost yoktur) ifadesi, ilahi vahye sırt çevirip heveslere uyan kimsenin, Allah'ın yardımından ve korumasından mahrum kalacağını, dolayısıyla dünyada ve ahirette gerçek bir destekçisi olmayacağını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Velî, işleri üzerine alan, yardım eden ve koruyan demektir. Ayetteki 'veliyyin' kelimesi, Allah'ın hükmüne karşı gelindiğinde, Allah'ın koruyuculuğundan ve yardımından mahrum kalınacağını ifade eder. Bu, Allah'ın dostluğunun ve desteğinin, O'nun emirlerine uymakla doğrudan ilişkili olduğunu gösterir. Heveslere uymak, bu dostluğu kaybetme riskini taşır."}]},{"word":"وَاقٍ","root":"و-ق-ي","rootLatin":"v-k-y","meaning":"Kötülüklerden, azaptan veya zarardan koruyan anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vâkî (واقي), bir şeyi koruyan, muhafaza eden ve zarardan sakındıran demektir. Ayetteki 'velâ vâkın' (ve seni koruyan da çıkmaz) ifadesi, ilahi vahye karşı gelip heveslere uyan kimsenin, Allah'ın azabından veya dünyevi musibetlerden kendisini koruyacak hiçbir gücün veya kimsenin olmayacağını kesin bir dille belirtir. Bu, Allah'ın korumasının önemini ve O'na itaatin bir sonucu olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Vâkî, bir şeyi tehlikelerden ve zararlardan uzak tutan demektir. Ayetteki 'vâkın' kelimesi, Allah'ın ilmine ve hükmüne karşı gelindiğinde, kişinin kendisini ilahi cezadan veya herhangi bir zarardan koruyacak bir sığınağının kalmayacağını ifade eder. Bu, Allah'ın emirlerine uymanın, aynı zamanda bir korunma ve güvenlik vesilesi olduğunu gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","hidayet-dalalet","ilim-hikmet","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"كَذَٰلِكَ","pos":"harf","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَذَٰلِكَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnî","gloss":"böylece"},{"position":2,"surface":"أَنزَلْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ن-ز-ل","rootLatin":"n-z-l","lemma":"أَنزَلَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"indirdik"},{"position":2,"surface":"هُ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahalde mebnî","gloss":"onu"},{"position":3,"surface":"حُكْمًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ح-ك-م","rootLatin":"h-k-m","lemma":"حُكْم","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"hüküm olarak"},{"position":4,"surface":"عَرَبِيًّا","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ع-ر-ب","rootLatin":"'-r-b","lemma":"عَرَبِيّ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"Arapça"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kîd","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Te'kîd harfi olduğu için mebnî","gloss":"andolsun ki"},{"position":5,"surface":"إِنِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Şart harfi olduğu için mebnî","gloss":"eğer"},{"position":6,"surface":"ٱتَّبَعْتَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-'-","lemma":"اِتَّبَعَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"uyarsan"},{"position":7,"surface":"أَهْوَآءَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ه-و-ي","rootLatin":"h-w-y","lemma":"هَوَى","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"heveslerine"},{"position":7,"surface":"هُم","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahalde mebnî","gloss":"onların"},{"position":8,"surface":"بَعْدَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ب-ع-د","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعْدَ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"sonra"},{"position":8,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahalde mebnî","gloss":"şey"},{"position":9,"surface":"جَآءَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-ء","rootLatin":"c-y-'-","lemma":"جَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geldi"},{"position":9,"surface":"كَ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahalde mebnî","gloss":"sana"},{"position":10,"surface":"مِنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":11,"surface":"ٱلْعِلْمِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عِلْم","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ilim"},{"position":12,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"yoktur"},{"position":13,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":13,"surface":"كَ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr mahalde mebnî","gloss":"sana"},{"position":14,"surface":"مِنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":15,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah"},{"position":16,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer (Zâide)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Zâide harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"bir"},{"position":17,"surface":"وَلِىٍّۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"و-ل-ي","rootLatin":"w-l-y","lemma":"وَلِيّ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için lafzen mecrûr, mahallen merfû","gloss":"dost"},{"position":18,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":18,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"ne de"},{"position":19,"surface":"وَاقٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"و-ق-ي","rootLatin":"w-q-y","lemma":"وَاقٍ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Atfedildiği için merfû","gloss":"koruyan"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *13/37*
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *13/37*
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *13/37*
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *13/37*
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *13/37*
