# İbrâhîm Sûresi, 19. Âyet (14:19)

> أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۚ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ

*Elem tera enna(A)llâhe ḣaleka-ssemâvâti vel-arda bilhakk(i)(c) in yeşe/ yużhibkum veye/ti biḣalkin cedîd(in)*

**Meal (Diyanet):** Allah'ın, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/14/19

---

## Tefsir

{"topics":["yaratilis","tevhid","kader","dirilis"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"İstifham Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"mi?"},{"position":1,"surface":"لَمْ","pos":"harf","posDetail":"Cezm Edat","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"تَرَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-أ-ي","rootLatin":"r-ʾ-y","lemma":"رَأَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Cezm edatı 'لم'den sonra geldiği için meczûm","gloss":"görmedin mi?"},{"position":3,"surface":"أَنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ki, şüphesiz"},{"position":4,"surface":"ٱللَّهَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"أَنَّ'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"Allah'ı"},{"position":5,"surface":"خَلَقَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"خ-ل-ق","rootLatin":"ḫ-l-q","lemma":"خَلَقَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yarattı"},{"position":6,"surface":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Müennes Salim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاء","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb (kesra ile)","gloss":"gökleri"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"ٱلْأَرْضَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"ʾ-r-ḍ","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki kelimeye atfedildiği için mansûb","gloss":"yeri"},{"position":8,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":8,"surface":"ٱلْحَقِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"ḥ-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"hak ile"},{"position":9,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Şart Edatı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"eğer"},{"position":10,"surface":"يَشَأْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"š-y-ʾ","lemma":"شَاءَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şart edatı 'إن'nin fiil-i şartı olduğu için meczûm","gloss":"dilerse"},{"position":11,"surface":"يُذْهِبْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ذ-ه-ب","rootLatin":"ḏ-h-b","lemma":"أَذْهَبَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şart edatı 'إن'nin cevab-ı şartı olduğu için meczûm","gloss":"yok eder"},{"position":11,"surface":"كُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"sizi"},{"position":12,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":12,"surface":"يَأْتِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أ-ت-ي","rootLatin":"ʾ-t-y","lemma":"أَتَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Önceki fiile atfedildiği için meczûm","gloss":"getirir"},{"position":13,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":13,"surface":"خَلْقٍ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"خ-ل-ق","rootLatin":"ḫ-l-q","lemma":"خَلْق","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bir yaratılış"},{"position":14,"surface":"جَدِيدٍ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ج-د-د","rootLatin":"j-d-d","lemma":"جَدِيد","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"yeni"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"İbrahim Suresi 19. ayet, Allah'ın yaratma kudretini ve iradesini vurgulamaktadır. Ayet, göklerin ve yerin hak ile yaratılışını, Allah'ın dilediğinde insanları yok edip yerlerine yenilerini getirebileceğini ifade ederek, O'nun mutlak gücünü ve yaratıcılığını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"خَلَقَ","root":"خ ل ق","rootLatin":"H-L-Q","meaning":"Allah'ın yoktan var etme, bir şeyi belirli bir ölçü ve düzene göre meydana getirme eylemi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'halk' kelimesinin asıl anlamının 'takdir etmek, bir şeyi bir ölçüye göre yapmak' olduğunu belirtir. Ayetteki 'خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ' ifadesi, Allah'ın gökleri ve yeri, hikmetine uygun, belirli bir düzen ve ölçü ile yoktan var ettiğini, bu yaratılışın tesadüfi olmadığını vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'halk' kelimesini 'icad etmek, meydana getirmek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın gökleri ve yeri, benzeri olmaksızın, kendi kudretiyle var ettiğini, bu yaratılışın O'nun mutlak gücünün bir göstergesi olduğunu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'halk' kavramının Kur'an'da 'yoktan var etme' ve 'bir şeyi belirli bir biçime sokma' olmak üzere iki temel anlamda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ' ifadesi, Allah'ın evreni yoktan var eden ve ona mükemmel bir düzen veren mutlak yaratıcı olduğunu gösterir."}]},{"word":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","root":"س م و","rootLatin":"S-M-V","meaning":"Yüksekte olan, üstte bulunan, gökler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'semâ' kelimesinin 'yükseklik' ve 'yüksek olan her şey' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'السَّمَاوَاتِ' ifadesi, Allah'ın yarattığı, insan idrakinin ötesindeki geniş ve yüce gök katmanlarını ifade eder, O'nun yaratma kudretinin büyüklüğünü gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'semâ' kelimesinin 'yüksek ve üstte olan her şey' için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki çoğul kullanımı 'السَّمَاوَاتِ', sadece tek bir gök değil, evrenin çok katmanlı ve geniş yapısını, Allah'ın yaratıcılığının sonsuzluğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْأَرْضَ","root":"أ ر ض","rootLatin":"E-R-D","meaning":"Üzerinde yaşadığımız, yeryüzü.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'arz' kelimesinin bilinen yeryüzü anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'وَالْأَرْضَ' ifadesi, göklerle birlikte, üzerinde canlıların yaşadığı, Allah'ın yaratma kudretinin bir diğer tecellisi olan yeryüzünü ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'arz' kelimesinin 'yeryüzü' ve 'alt kısım' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, göklerin yüceliğine karşılık, üzerinde durduğumuz, Allah'ın insan için yaşanılır kıldığı yeryüzünü, O'nun yaratıcılığının ve rızık vericiliğinin bir delili olarak sunar."}]},{"word":"بِٱلْحَقِّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"H-K-K","meaning":"Gerçek, doğru, adalet ve hikmetle, boş yere değil, bir amaç uğruna.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hak' kelimesinin 'doğruluk, gerçeklik, adalet' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'بِالْحَقِّ' ifadesi, Allah'ın gökleri ve yeri boş yere, anlamsız bir şekilde değil, belirli bir hikmet, adalet ve gerçeklik üzere, bir amaç doğrultusunda yarattığını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hak' kavramının Kur'an'da 'gerçeklik, doğruluk, adalet ve hikmet' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Bu ayetteki 'بِالْحَقِّ' kullanımı, evrenin yaratılışının tesadüfi olmadığını, aksine Allah'ın mutlak adaleti, hikmeti ve gerçeği üzerine kurulu olduğunu, bu yaratılışın bir amacı olduğunu gösterir."}]},{"word":"يُذْهِبْكُمْ","root":"ذ ه ب","rootLatin":"Z-H-B","meaning":"Sizi yok etmek, ortadan kaldırmak.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'zehebe' fiilinin 'gitmek, ortadan kalkmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يُذْهِبْكُمْ' ifadesi, Allah'ın dilediği takdirde insanları tamamen yok edebileceğini, onların varlığını sona erdirebileceğini, bu durumun O'nun mutlak kudretinin bir göstergesi olduğunu ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'izhab' fiilinin 'götürmek, yok etmek' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'يُذْهِبْكُمْ' kullanımı, Allah'ın insanları yeryüzünden tamamen kaldırıp, onların yerine başka bir yaratılışı getirme gücüne sahip olduğunu, bu durumun O'nun iradesine bağlı olduğunu vurgular."}]},{"word":"جَدِيدٍ","root":"ج د د","rootLatin":"C-D-D","meaning":"Yeni, taze, daha önce var olmayan.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'cedîd' kelimesinin 'yeni, taze, daha önce benzeri olmayan' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'بِخَلْقٍ جَدِيدٍ' ifadesi, Allah'ın mevcut insan topluluğunu yok ettikten sonra, onların yerine tamamen yeni, farklı özelliklere sahip başka bir yaratılışı var edebileceğini, O'nun yaratma kudretinin sınırsız olduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'cedîd' kelimesini 'yenilenmiş, daha önce var olmayan' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın, dilediğinde mevcut varlıkları ortadan kaldırıp, onların yerine tamamen farklı bir varlık türü veya topluluğu yaratma gücüne sahip olduğunu, bu durumun O'nun mutlak iradesi ve kudretiyle gerçekleşeceğini ifade eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *14/19*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *14/19*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *14/19*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *14/19*
