# İbrâhîm Sûresi, 2. Âyet (14:2)

> ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَوَيْلٌ لِّلْكَـٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

*(A)llâhi-lleżî lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ard(i)(k) veveylun lilkâfirîne min ‘ażâbin şedîd(in)*

**Meal (Diyanet):** (1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/14/2

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"İbrâhîm Suresi'nin 2. ayeti, Allah'ın göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olduğunu vurgularken, kafirleri bekleyen çetin azaba dikkat çekmektedir. Ayet, Allah'ın mutlak egemenliğini ve inkarcılığın sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"ٱللَّهِ","root":"أ ل ه","rootLatin":"e-l-h","meaning":"Bu ayette, varlığı zorunlu, tüm noksan sıfatlardan münezzeh ve tüm kemal sıfatlarla muttasıf olan Yüce Yaratıcı'yı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'Allah' lafzının 'el-İlah' kelimesinden türediğini ve 'ilah'ın 'tapınılan, ibadet edilen' anlamına geldiğini belirtir. Bu isim, tüm ilahi sıfatları kendinde toplayan ve sadece O'na mahsus olan özel bir isimdir. Ayetteki kullanımı, göklerde ve yerde olan her şeyin gerçek sahibinin ve ibadet edilmeye layık tek varlığın Allah olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'Allah' isminin, zat-ı vacibü'l-vücudun özel ismi olduğunu ve başka hiçbir varlığa verilemeyeceğini ifade eder. O'nun 'mâ fî es-semâvâti ve mâ fî el-ard' (göklerde ve yerde olanlar) üzerinde mutlak mülkiyeti ve tasarrufu olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda, bu isim, evrenin yaratıcısı ve yöneticisi olarak Allah'ın eşsizliğini pekiştirir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'Allah' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve İslam'ın tevhid inancının temelini oluşturduğunu açıklar. Bu kavram, mutlak güç, yaratıcılık ve egemenlik gibi nitelikleri bünyesinde barındırır. Ayetteki 'lehû mâ fî es-semâvâti ve mâ fî el-ard' ifadesi, Allah'ın bu mutlak egemenliğinin somut bir göstergesidir."}]},{"word":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","root":"س م و","rootLatin":"s-m-v","meaning":"Bu kelime, yedi kat gökleri ve evrenin tüm üst katmanlarını, Allah'ın kudretinin ve yaratıcılığının tecelligahı olarak ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'semâvât' kelimesinin 'semâ'nın çoğulu olduğunu ve 'yüksek, yüce' anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'da genellikle yedi kat gök olarak zikredilir ve Allah'ın kudretinin ve azametinin bir göstergesi olarak kullanılır. Ayetteki 'mâ fî es-semâvâti' ifadesi, göklerdeki tüm varlıkların Allah'a ait olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'semâvât' kelimesinin mecazi olarak 'yüksek mertebeler' veya 'görünmeyen âlemler' anlamında da kullanılabileceğini ifade eder. Ancak bu ayetteki bağlamda, daha çok fiziksel gökleri ve içindeki tüm varlıkları kapsayan geniş bir anlam taşır. Bu, Allah'ın mülkiyetinin ve hükümranlığının genişliğini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'semâ' kelimesinin 'yüksek olmak' kökünden geldiğini ve 'gök' anlamında kullanıldığını belirtir. Çoğulu olan 'semâvât' ise, Kur'an'da genellikle yedi kat gök olarak geçer ve Allah'ın yaratma gücünün ve evren üzerindeki hakimiyetinin bir delili olarak sunulur. Ayetteki kullanımı, Allah'ın göklerdeki her şeye sahip olduğunu ifade eder."}]},{"word":"ٱلْأَرْضِ","root":"أ ر ض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Bu kelime, üzerinde yaşadığımız yeryüzünü ve onun tüm katmanlarını, Allah'ın yaratma ve rızıklandırma gücünün bir nişanesi olarak ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ard' kelimesinin 'yeryüzü' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'semâvât' ile birlikte zikredilerek evrenin bütünlüğünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'mâ fî el-ard' ifadesi, yeryüzündeki tüm canlı ve cansız varlıkların Allah'a ait olduğunu ve O'nun tasarrufunda bulunduğunu gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ard' kelimesinin 'genişlemek, yayılmak' kökünden geldiğini ve yeryüzünün genişliğini ve üzerinde barındırdığı çeşitliliği ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, göklerle birlikte zikredilmesi, Allah'ın mülkiyetinin ve hükümranlığının tüm evreni kapsadığını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ard' kelimesinin Kur'an'da hem fiziksel yeryüzü hem de mecazi olarak 'aşağılık, alçaklık' gibi anlamlarda kullanıldığını belirtir. Ancak bu ayetteki bağlamda, 'semâvât' ile birlikte kullanılması, Allah'ın yaratıcılığının ve mülkiyetinin tüm evreni kapsayan boyutunu ifade eder. Yeryüzündeki her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu vurgular."}]},{"word":"وَيْلٌ","root":"و ي ل","rootLatin":"v-y-l","meaning":"Bu kelime, kafirleri bekleyen şiddetli azabı ve helakı ifade eden bir tehdit ve uyarıdır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'veyl' kelimesinin 'helak, azap, şiddetli bela' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle inkarcılar ve günahkarlar için kullanılan bir tehdit ifadesi olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın mülkiyetini ve gücünü inkar eden kafirlerin karşılaşacakları çetin akıbeti haber verir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'veyl' kelimesinin 'şiddetli azap, helak' anlamında kullanıldığını ve bazen de cehennemde bir vadi adı olarak geçtiğini ifade eder. Ayetteki 'veylün li'l-kâfirîn' ifadesi, kafirlerin bu dünyada ve ahirette karşılaşacakları kötü sonu ve şiddetli cezayı açıkça belirtir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'veyl' kelimesinin 'şiddetli azap' ve 'helak' anlamlarına geldiğini ve Arapçada beddua ve tehdit için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın mutlak egemenliğini inkar edenlere yönelik bir uyarı ve onların çetin bir azaba uğrayacaklarının kesin bir ifadesidir."}]},{"word":"لِّلْكَـٰفِرِينَ","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Bu kelime, Allah'ın varlığını, birliğini ve gönderdiği peygamberleri inkar eden, hakikati örten kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'küfr' kökünün temel anlamının 'örtmek' olduğunu ve 'kâfir'in de hakikati örten, gizleyen kişi anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette, Allah'ın göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olduğunu inkar edenler kastedilir. Onların bu inkarları, kendilerini çetin bir azaba sürükleyecektir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' kelimesinin asıl anlamının 'nimeti örtmek, nankörlük etmek' olduğunu ve dinde ise 'Allah'ın birliğini, peygamberlerini ve getirdiklerini inkar etmek' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'li'l-kâfirîn' ifadesi, Allah'ın mutlak egemenliğini ve kudretini görmezden gelen, O'na nankörlük eden kimseleri hedef alır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da sadece inançsızlık değil, aynı zamanda Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ve O'nun mesajına karşı direniş anlamlarını da taşıdığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın evren üzerindeki mutlak mülkiyetini inkar edenlerin, bu 'küfr'leri nedeniyle 'azâbin şedîd'e (çetin azaba) müstahak oldukları vurgulanır."}]},{"word":"عَذَابٍ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Bu kelime, kafirleri bekleyen şiddetli cezayı, acı veren işkenceyi ve sıkıntıyı ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'azâb' kelimesinin 'acı veren şey, işkence' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle Allah'ın günahkarlara ve inkarcılara verdiği cezayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'azâbin şedîd' ifadesi, bu cezanın şiddetini ve dayanılmazlığını vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azâb' kelimesinin 'tatlı sudan mahrum bırakmak' anlamından türediğini ve 'acı veren şey, işkence' anlamına geldiğini ifade eder. Bu, kişinin rahatını ve huzurunu bozan her türlü sıkıntıyı kapsar. Ayetteki bağlamda, kafirlerin inkarları sebebiyle karşılaşacakları ahiret azabının şiddetini ve sürekliliğini belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'azâb'ın 'bir şeyi engellemek, mahrum etmek' kökünden geldiğini ve 'acı veren ceza' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette, Allah'ın mutlak gücünü ve mülkiyetini inkar eden kafirlerin, bu inkarlarının bir sonucu olarak çetin bir cezaya çarptırılacaklarını ifade eder."}]},{"word":"شَدِيدٍ","root":"ش د د","rootLatin":"ş-d-d","meaning":"Bu kelime, azabın şiddetini, çetinliğini, dayanılmaz ve katlanılmaz olduğunu pekiştirir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'şedîd' kelimesinin 'şiddetli, kuvvetli, çetin' anlamına geldiğini ve bir şeyin niteliğini pekiştirmek için kullanıldığını belirtir. 'Azâbin şedîd' ifadesi, kafirlerin karşılaşacakları azabın hafif veya geçici olmadığını, aksine çok ağır ve sürekli olacağını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'şedîd' kelimesinin 'sağlam, kuvvetli, şiddetli' anlamlarına geldiğini ve bir şeyin niteliğini abartmak için kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, 'azâb' kelimesini niteleyerek, kafirlerin çekeceği cezanın dehşetini ve büyüklüğünü tasvir eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'şedîd' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'azâb' gibi olumsuz kavramlarla birlikte kullanılarak, o kavramın şiddetini ve etkisini artırdığını belirtir. Bu ayette, kafirlerin inkarları sebebiyle karşılaşacakları azabın ne denli çetin ve dayanılmaz olacağını vurgulayarak, bir uyarı niteliği taşır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tevhid","ilahi-kitaplar","vahiy-kuran","musrikler","cehennem"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki kelimenin muzâfun ileyhi olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Bedel"},{"position":2,"surface":"ٱلَّذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِى","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"ki o","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Sıfat"},{"position":3,"surface":"لَهُۥ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":3,"surface":"هُۥ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onun","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":4,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"ne varsa","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Mübteda"},{"position":5,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":6,"surface":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاوَات","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"gökler","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":7,"surface":"وَمَا","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":7,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû","gloss":"ne varsa","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Ma'tûf"},{"position":8,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":9,"surface":"ٱلْأَرْضِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ر-ض","rootLatin":"a-r-ḍ","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"yer","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":10,"surface":"وَوَيْلٌۭ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":10,"surface":"وَيْلٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ي-ل","rootLatin":"w-y-l","lemma":"وَيْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"vay","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"},{"position":11,"surface":"لِّلْكَـٰفِرِينَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":11,"surface":"ٱلْكَـٰفِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَافِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"kafirler","irabMarker":"yâ ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":12,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"den","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":13,"surface":"عَذَابٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"ʿ-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"azap","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":14,"surface":"شَدِيدٍ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ش-د-د","rootLatin":"sh-d-d","lemma":"شَدِيد","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"şiddetli","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"(A)llâhi"},{"position":2,"translit":"lleżî"},{"position":3,"translit":"lehu"},{"position":4,"translit":"mâ"},{"position":5,"translit":"fî"},{"position":6,"translit":"ssemâvâti"},{"position":7,"translit":"vemâ"},{"position":8,"translit":"fî"},{"position":9,"translit":"l-ard(i)(k)"},{"position":10,"translit":"veveylun"},{"position":11,"translit":"lilkâfirîne"},{"position":12,"translit":"min"},{"position":13,"translit":"‘ażâbin"},{"position":14,"translit":"şedîd(in)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **İbretlik Bir Değmez Dosyası Daha: Üç Silahşörler** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *ibrahim suresi 2-4. Ayetler*
