# İbrâhîm Sûresi, 45. Âyet (14:45)

> وَسَكَنتُمْ فِى مَسَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ

*Vesekentum fî mesâkini-lleżîne zalemû enfusehum vetebeyyene lekum keyfe fe'alnâ bihim vedarabnâ lekumu-l-emśâl(e)*

**Meal (Diyanet):** "Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/14/45

---

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","imtihan-bela","ahiret-mukafat","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"سَكَنتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"س-ك-ن","rootLatin":"s-k-n","lemma":"سَكَنَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oturdunuz"},{"position":2,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":3,"surface":"مَسَـٰكِنِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mekân","root":"س-ك-ن","rootLatin":"s-k-n","lemma":"مَسْكَن","form":"Mef'al","features":{"number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"meskenlerinde"},{"position":4,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"o kimselerin ki"},{"position":5,"surface":"ظَلَمُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","lemma":"ظَلَمَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"zulmettiler"},{"position":6,"surface":"أَنفُسَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ف-س","rootLatin":"n-f-s","lemma":"نَفْس","form":"-","features":{"number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"nefislerini"},{"position":6,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"تَبَيَّنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"تَبَيَّنَ","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"açıklandı"},{"position":8,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"sizin için"},{"position":8,"surface":"كُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"sizin"},{"position":9,"surface":"كَيْفَ","pos":"harf","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَيْفَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İstifham edatı olduğu için mebnî","gloss":"nasıl"},{"position":10,"surface":"فَعَلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ف-ع-ل","rootLatin":"f-'-l","lemma":"فَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yaptık"},{"position":10,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَحْنُ","form":"-","features":{"person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"biz"},{"position":11,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"onlara"},{"position":11,"surface":"هِمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlara"},{"position":12,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":12,"surface":"ضَرَبْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ض-ر-ب","rootLatin":"d-r-b","lemma":"ضَرَبَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"verdik"},{"position":12,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَحْنُ","form":"-","features":{"person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"biz"},{"position":13,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"sizin için"},{"position":13,"surface":"كُمُ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"sizin"},{"position":14,"surface":"ٱلْأَمْثَالَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"م-ث-ل","rootLatin":"m-s-l","lemma":"مَثَل","form":"-","features":{"number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"misalleri"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"İbrahim Suresi 45. ayet, geçmiş ümmetlerin akıbeti üzerinden ibret alınması gerektiğini vurgular. Ayet, zalimlerin meskenlerinde yaşama, Allah'ın onlara yaptıklarının açıklanması ve misaller verilmesi kavramları etrafında döner, böylece insanlara uyarı ve öğüt sunar.","keyConcepts":[{"word":"سَكَنتُمْ","root":"س-ك-ن","rootLatin":"s-k-n","meaning":"Geçmişte helak olan kavimlerin yurtlarında ikamet etme, yerleşme ve yaşama eylemi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 's-k-n' kökünü 'hareketten sonra durmak, yerleşmek' olarak açıklar. Ayetteki 'sekentüm' ifadesi, önceki zalim kavimlerin meskenlerinde yerleşip yaşamayı, onların akıbetinden ders çıkarmaksızın aynı hataları tekrarlama potansiyelini veya onların yerine geçmeyi ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir ikamet değil, aynı zamanda onların bıraktığı miras üzerinde yaşamayı da içerir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sekentüm' kelimesini 'ikamet ettiniz, oturdunuz' şeklinde yorumlar. Ayetteki bağlamda, bu ikamet, helak olan kavimlerin yurtlarında, onların akıbetini görerek veya bilerek yaşamak anlamına gelir. Bu durum, Allah'ın kudretinin ve adaletinin bir göstergesi olarak sunulur ve muhataplara bir uyarı niteliği taşır."}]},{"word":"مَسَـٰكِنِ","root":"س-ك-ن","rootLatin":"s-k-n","meaning":"Zalimlerin yaşadığı, ikamet ettiği yerler, yurtlar ve meskenler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'mesâkin' kelimesini 'ikamet edilen yerler, evler' olarak açıklar. Ayetteki 'mesâkini' ifadesi, geçmişte zulmeden kavimlerin yaşadığı, ancak sonradan harabeye dönen veya başkaları tarafından ele geçirilen yerleri ifade eder. Bu, onların dünyadaki güç ve ihtişamlarının geçiciliğini ve Allah'ın azabının kaçınılmazlığını gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'mesken' kelimesinin 'sükûnet ve istirahat yeri' anlamına geldiğini belirtir. Ancak ayetteki 'mesâkini' kelimesi, zalimlerin meskenleri olarak zikredildiğinde, bu yerlerin aslında birer ibret ve uyarı mekânı haline geldiğini vurgular. Onların rahat ve huzur buldukları yerler, zulümleri nedeniyle helaklarının bir nişanesi olmuştur."}]},{"word":"ظَلَمُوٓا۟","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Kendilerine haksızlık eden, zulmeden ve günah işleyen kimseler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zulüm' kelimesini 'bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak' olarak tanımlar. Ayetteki 'zalemû enfusehum' ifadesi, bu kişilerin Allah'ın emirlerine karşı gelerek, kendilerine zarar verdiklerini, yani nefislerine zulmettiklerini belirtir. Bu, Allah'a karşı gelmenin nihayetinde kişinin kendi aleyhine olduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zulüm' kavramının Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve genellikle 'haksızlık, adaletsizlik, haddi aşma' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'zalemû enfusehum' ifadesi, bu kişilerin Allah'ın koyduğu sınırları aşarak, kendi ruhsal ve dünyevi dengelerini bozduklarını, dolayısıyla kendilerine en büyük zararı verdiklerini ifade eder."}]},{"word":"تَبَيَّنَ","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","meaning":"Açıkça ortaya çıkmak, belli olmak, anlaşılmak.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'beyân' kökünü 'açıklık, netlik' olarak tanımlar. Ayetteki 'tebeyyene leküm' ifadesi, geçmiş kavimlere yapılanların, yani Allah'ın onlara uyguladığı azabın ve helakın, muhataplar için apaçık bir şekilde anlaşıldığını, ders çıkarılması gereken bir gerçek olarak ortaya konduğunu belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'beyân' kelimesinin Kur'an'da 'açıklama, izah etme, netleştirme' anlamlarında kullanıldığını vurgular. Ayetteki 'tebeyyene leküm' ifadesi, Allah'ın geçmiş kavimlere uyguladığı muamelenin, ibret alınması gereken bir olay olarak, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde muhataplar tarafından idrak edildiğini gösterir."}]},{"word":"ضَرَبْنَا","root":"ض-ر-ب","rootLatin":"d-r-b","meaning":"Misal vermek, örnek göstermek, açıklamak için kıyaslama yapmak.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'darabe' fiilinin 'misal vermek' anlamında mecazi bir kullanıma sahip olduğunu belirtir. Ayetteki 'darabnâ lekümü'l-emsâl' ifadesi, Allah'ın insanlara öğüt ve ibret almaları için çeşitli örnekler, kıssalar ve benzetmeler sunduğunu ifade eder. Bu, hakikati daha anlaşılır kılmak için kullanılan bir yöntemdir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'darabe' fiilinin 'misal vermek' anlamında kullanıldığında, bir şeyi başka bir şeye benzeterek veya bir olayı örnek göstererek açıklamak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın geçmiş kavimlerin akıbetini ve kendi kudretini insanlara 'misaller' aracılığıyla gösterdiği, böylece onların düşünmelerini ve doğru yolu bulmalarını amaçladığı anlaşılır."}]},{"word":"ٱلْأَمْثَالَ","root":"م-ث-ل","rootLatin":"m-s-l","meaning":"Örnekler, kıyaslamalar, ibret verici hikayeler ve benzetmeler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'misal' kelimesini 'bir şeyin benzeri, örneği' olarak tanımlar. Kur'an'da 'emsâl' kelimesi, genellikle soyut gerçekleri somut örneklerle açıklamak, ibret vermek ve insanları düşünmeye sevk etmek amacıyla kullanılır. Ayetteki 'el-emsâl' ifadesi, Allah'ın insanlara sunduğu, geçmiş kavimlerin kıssaları gibi, ders çıkarılması gereken örnekleri ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'emsâl' kelimesinin Kur'an'da 'benzetmeler, hikmetli sözler ve ibret verici kıssalar' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'darabnâ lekümü'l-emsâl' ifadesi, Allah'ın insanlara hakikati idrak etmeleri için çeşitli benzetmeler ve örnekler sunduğunu, böylece onların akıllarını kullanmaya teşvik ettiğini gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *14/45*
- **Kelime-i Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *14/45*
