# Hicr Sûresi, 2. Âyet (15:2)

> رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

*Rubemâ yeveddu-lleżîne keferû lev kânû muslimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/15/2

---

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","hidayet-dalalet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"رُّبَمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"رُبَمَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"bazen, belki"},{"position":2,"surface":"يَوَدُّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-د-د","rootLatin":"w-d-d","lemma":"وَدَّ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"ister, temenni eder"},{"position":3,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî, fâil konumunda","gloss":"o kimseler ki"},{"position":4,"surface":"كَفَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inkar ettiler"},{"position":5,"surface":"لَوْ","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"keşke, eğer"},{"position":6,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oldular"},{"position":7,"surface":"مُسْلِمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"س-ل-م","rootLatin":"s-l-m","lemma":"مُسْلِم","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"كَانُوا۟ fiilinin haberi olduğu için mansûb","gloss":"Müslümanlar"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hicr Suresi'nin bu ayeti, kıyamet gününde inkarcıların pişmanlığını ve Müslüman olma arzusunu dile getirmektedir. Ayet, 'yevm-i kıyame' bağlamında, inkarcıların dünyadaki tercihlerinin ahiretteki sonuçlarını vurgulayan güçlü bir dilbilimsel yapıya sahiptir.","keyConcepts":[{"word":"يَوَدُّ","root":"و د د","rootLatin":"v-d-d","meaning":"Şiddetli arzu etmek, temenni etmek, sevmek anlamlarına gelir ve burada inkarcıların duyacağı derin pişmanlığı ve Müslüman olmayı dilemelerini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vedd (ودّ) kelimesinin asıl anlamının bir şeyi şiddetle arzu etmek, sevmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'yevaddü' (يَوَدُّ) fiili, inkarcıların kıyamet gününde duyacakları derin pişmanlık ve keşke Müslüman olsaydık şeklindeki şiddetli arzularını ifade eder. Bu, sadece bir dilek değil, aynı zamanda geçmişteki yanlış tercihlerden kaynaklanan bir hayıflanmadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Yevaddü (يَوَدُّ) fiilini 'temenni ederler' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, inkarcıların ahiretteki azabı gördüklerinde, dünyada iken Müslüman olmayı şiddetle arzu edeceklerini, ancak bu arzunun artık bir fayda sağlamayacağını mecazi bir dille ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'vedd' (ودّ) kökünden türeyen kelimelerin genellikle sevgi, dostluk ve arzu gibi güçlü duygusal bağlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'yevaddü' (يَوَدُّ) fiili, inkarcıların ahiretteki çaresizlikleri karşısında, dünyadayken reddettikleri İslam'a karşı duyacakları yoğun bir özlem ve pişmanlık arzusunu semantik olarak vurgular."}]},{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"İnkar etmek, örtmek, nankörlük etmek anlamlarına gelir ve burada Allah'ın birliğini ve peygamberlerini reddedenleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Küfr (كفر) kelimesinin asıl anlamının bir şeyi örtmek olduğunu belirtir. Şer'i anlamda ise Allah'ın birliğini, peygamberlerini veya dinin temel esaslarını inkar etmek demektir. Ayetteki 'keferû' (كَفَرُوا۟) fiili, dünyada iken hakikati örtbas eden, Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerin davetini reddeden kimseleri ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Küfrün (كفر) farklı anlamlarına değinir ve burada 'Allah'ı inkar edenler' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'keferû' (كَفَرُوا۟) fiili, ahirette pişmanlık duyacak olanların, dünyada iken Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberlerin getirdiği mesajı reddedenler olduğunu açıkça ortaya koyar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Küfr (كفر) kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve sadece 'inkar' değil, aynı zamanda 'nankörlük' ve 'hakikati örtme' anlamlarını da içerdiğini vurgular. Bu ayetteki 'keferû' (كَفَرُوا۟) fiili, inkarcıların sadece inanmamakla kalmayıp, aynı zamanda Allah'ın kendilerine bahşettiği nimetlere karşı nankörlük ettiklerini ve hakikati bile bile reddettiklerini semantik olarak ifade eder."}]},{"word":"مُسْلِمِينَ","root":"س ل م","rootLatin":"s-l-m","meaning":"Allah'a teslim olanlar, barış içinde olanlar anlamlarına gelir ve burada İslam dinine mensup olanları ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İslam (إسلام) kelimesinin asıl anlamının 'selamet' (سلامة) ve 'teslimiyet' (تسليم) olduğunu belirtir. Müslim (مسلم) ise Allah'a teslim olan, O'nun emirlerine boyun eğen kimsedir. Ayetteki 'müslimîn' (مُسْلِمِينَ) kelimesi, inkarcıların ahirette keşke dünyada iken Allah'a teslim olmuş, O'nun dinine girmiş olsaydık şeklindeki arzularını dile getirir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"İslam'ın (إسلام) lügat ve şer'i anlamlarını detaylandırır. Lügat anlamında 'boyun eğmek, teslim olmak' iken, şer'i anlamda Allah'ın emirlerine tam bir teslimiyetle uymak ve O'nun dinini kabul etmektir. Ayetteki 'müslimîn' (مُسْلِمِينَ) kelimesi, inkarcıların ahiretteki pişmanlıklarının, dünyada iken bu teslimiyeti gerçekleştirmemiş olmalarından kaynaklandığını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İslam (إسلام) kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'Allah'a tam bir teslimiyet' olduğunu vurgular. Bu teslimiyetin sadece dışsal bir eylem değil, aynı zamanda içsel bir boyun eğme ve barış hali olduğunu belirtir. Ayetteki 'müslimîn' (مُسْلِمِينَ) kelimesi, inkarcıların ahirette arzuladıkları durumun, dünyada iken reddettikleri bu tam teslimiyet ve huzur hali olduğunu semantik olarak ortaya koyar."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *15/2*
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *15/2*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmed Avni Konuk · *15/2*
- **En'âm Sûresi** · *15/2*
- **En'âm Sûresi** · *15/2*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *15/2*
