# Hicr Sûresi, 55. Âyet (15:55)

> قَالُوا۟ بَشَّرْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَـٰنِطِينَ

*Kâlû beşşernâke bilhakki felâ tekun mine-lkânitîn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/15/55

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, İbrahim'e çocuk müjdesi verilirken kullanılan ifadeler üzerinden, ilahi müjdenin kesinliğini ve bu müjde karşısında umutsuzluğa düşmenin yanlışlığını vurgulamaktadır. Kelimeler, hem müjdenin hakikatini hem de insanın bu hakikat karşısındaki duruşunu dilbilimsel olarak derinleştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"بَشَّرْنَاكَ","root":"ب ش ر","rootLatin":"b-ş-r","meaning":"Seni müjdeledik, sana sevindirici haber verdik anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Beşer kelimesi, derinin dış yüzeyini ifade eder. 'Beşşera' fiili ise, derinin rengini değiştirecek kadar sevinç veya üzüntü veren bir haberi bildirmek anlamına gelir. Ayetteki 'beşşernâke' ifadesi, İbrahim'e çocuk müjdesinin, onun yüzünde sevinç belirtileri oluşturacak kadar kesin ve gerçek bir haber olduğunu gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Beşşernâke, 'sana hayırlı bir haber verdik' demektir. Bu, Kur'an'da sıkça kullanılan bir mecazdır ve bir şeyin gerçekleşeceğine dair kesin bir bilgi vermeyi ifade eder. Ayette, meleklerin İbrahim'e verdikleri haberin sıradan bir haber değil, ilahi bir vaat olduğunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'büşrâ' ve türevleri, genellikle Allah'tan gelen, gelecekteki olumlu bir durumu bildiren haberler için kullanılır. Bu ayetteki 'beşşernâke', ilahi bir lütfun ve vaadin kesinliğini ifade eder; bu, sadece bir tahmin değil, gerçekleşmesi mukadder bir hakikattir."}]},{"word":"بِٱلْحَقِّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Gerçekle, hakikatle, doğru bir şekilde anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hak, bir şeyin sabit ve doğru olmasıdır. 'Bi'l-hakkı' ifadesi, müjdenin boş bir iddia veya yalan değil, aksine Allah katından gelen, gerçekleşmesi kesin ve şüphe götürmeyen bir hakikat olduğunu belirtir. Bu, müjdenin ilahi kaynağını ve güvenilirliğini pekiştirir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Hak, Allah'ın isimlerinden biridir ve O'nun varlığının ve sözlerinin doğruluğunu ifade eder. Ayetteki 'bi'l-hakkı', meleklerin müjdesinin Allah'ın emriyle ve O'nun mutlak hakikatiyle verildiğini, dolayısıyla hiçbir şüpheye yer bırakmadığını gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'hak' kelimesi, genellikle ilahi vahyin, adaletin ve gerçeğin karşılığı olarak kullanılır. Bu bağlamda 'bi'l-hakkı', verilen müjdenin sadece doğru olmakla kalmayıp, aynı zamanda ilahi bir yasa ve düzenin parçası olduğunu, dolayısıyla kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşeceğini ifade eder."}]},{"word":"تَكُن","root":"ك و ن","rootLatin":"k-v-n","meaning":"Olma, bulunma, vuku bulma anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kevn, bir şeyin var olması, meydana gelmesi veya bir hal üzere bulunmasıdır. 'Tekun' fiili, nehiy sigasıyla kullanıldığında, bir durumun ortaya çıkmasını veya bir vasfın kişide bulunmasını engellemeyi ifade eder. Ayette, İbrahim'in umutsuzluk vasfına bürünmemesi, o hale gelmemesi emredilir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Kâne fiili, Arapçada hem zaman bildiren hem de bir durumun sürekliliğini veya oluşunu ifade eden nakıs bir fiildir. 'Fela tekun' ifadesi, İbrahim'in umutsuzluk halini sürdürmemesi, o duruma düşmemesi için bir uyarıdır. Bu, müjdeye rağmen kalbinde oluşabilecek şüphe veya karamsarlığa karşı bir tedbirdir."}]},{"word":"ٱلْقَـٰنِطِينَ","root":"ق ن ط","rootLatin":"k-n-t","meaning":"Umutsuzluğa düşenler, Allah'ın rahmetinden ümidini kesenler anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kanıt, hayırdan ümidini kesen kişidir. Kur'an'da bu kelime, genellikle Allah'ın rahmetinden veya yardımından ümit kesme anlamında kullanılır. Ayette, İbrahim'in yaşına ve eşinin kısırlığına rağmen, ilahi müjde karşısında insanî zaaf gösterip umutsuzluğa kapılmaması gerektiği vurgulanır."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kanıt, ümitsizliğe düşen, ye'se kapılan demektir. Bu ayette, melekler İbrahim'i, Allah'ın kudretinden şüphe edip, yaşlılığı ve eşinin durumu nedeniyle çocuk sahibi olamayacağına dair bir umutsuzluğa düşmemesi konusunda uyarmaktadırlar. Müjdenin hakikati karşısında bu tür bir düşünce kabul edilemez."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Kanıt, Allah'ın rahmetinden ümidini kesen, O'nun kudretine karşı şüphe duyan kimsedir. Ayetteki 'el-kânitîn' ifadesi, müjdenin büyüklüğü ve ilahi kaynağı göz önüne alındığında, böyle bir umutsuzluğun imana aykırı bir durum olduğunu ve İbrahim gibi bir peygambere yakışmadığını ima eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["peygamberlik","tevekkul","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قَالُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler"},{"position":2,"surface":"بَشَّرْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ب-ش-ر","rootLatin":"b-ş-r","lemma":"بَشَّرَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"müjdeledik"},{"position":2,"surface":"كَ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahalde mebnî","gloss":"seni"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"ٱلْحَقِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"ḥ-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"gerçek"},{"position":4,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":4,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nehiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"yapma"},{"position":5,"surface":"تَكُن","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Nehiy harfi (لَا) ile meczûm olduğu için meczûm","gloss":"olma"},{"position":6,"surface":"مِّنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":7,"surface":"ٱلْقَـٰنِطِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ق-ن-ط","rootLatin":"q-n-ṭ","lemma":"قَانِط","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ümitsizler"}]
