# Nahl Sûresi, 108. Âyet (16:108)

> أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَأَبْصَـٰرِهِمْ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَـٰفِلُونَ

*Ulâ-ike-lleżîne tabe'a(A)llâhu ‘alâ kulûbihim vesem'ihim veebsârihim(s) veulâ-ike humu-lġâfilûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İşte onlar, Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/16/108

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nahl Suresi'nin 108. ayeti, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseleri ve onların gafletini vurgulamaktadır. Ayet, bu mühürlenmenin bir sonucu olarak hakikatten yüz çevirenlerin durumunu dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"طَبَعَ","root":"ط ب ع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Allah'ın bir şeyi mühürlemesi, kapatması ve üzerine damga vurması anlamındadır; bu ayette kalplerin, kulakların ve gözlerin hakikati idrak etme yeteneğinin engellenmesini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'taba' kelimesinin asıl anlamının bir şeyi mühürlemek, damgalamak olduğunu belirtir. Kur'an'da ise bu kelime, kalbin hakikati kabul etme yeteneğinin ortadan kalkması, yani küfür ve isyan sebebiyle kalbin katılaşması ve hidayete kapalı hale gelmesi anlamında kullanılır. Ayetteki 'taba Allahu ala kulubihim' ifadesi, Allah'ın onların kalplerini, kendi tercihleri sonucu hidayete kapattığını gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'taba' fiilini 'hateme' (mühürledi) fiiliyle eş anlamlı olarak açıklar. Ona göre bu, kalplerin, kulakların ve gözlerin hakikati işitme, görme ve anlama yeteneğinin engellenmesi demektir. Ayetteki kullanım, bu kişilerin artık hakikati idrak edemeyecek bir duruma geldiklerini mecazi bir anlatımla ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'taba' kavramını Kur'an'daki 'mühürleme' metaforu bağlamında inceler. Ona göre bu, Allah'ın bir cezalandırma eylemi olmaktan ziyade, kişinin kendi iradî tercihleri sonucunda hakikatten uzaklaşması ve kalbinin katılaşması durumunu ifade eder. Ayetteki 'taba Allahu ala kulubihim' ifadesi, bu kişilerin kendi seçimleriyle hakikate karşı duyarsız hale gelmelerinin ilahi bir sonucu olarak yorumlanır."}]},{"word":"قُلُوبِهِمْ","root":"ق ل ب","rootLatin":"k-l-b","meaning":"İnsanların idrak, düşünce, inanç ve duygularının merkezi olan kalplerini ifade eder; ayette hakikati anlama ve kabul etme yeteneğinin mühürlenmesini belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kalb' kelimesinin asıl anlamının bir şeyi ters çevirmek, dönüştürmek olduğunu belirtir. İnsan kalbi ise sürekli değişen, dönüşen bir yapıya sahip olduğu için bu isimle anılmıştır. Kur'an'da 'kalb', akıl, idrak, irade ve duyguların merkezi olarak kullanılır. Ayetteki 'kulubihim' ifadesi, bu kişilerin hakikati idrak etme ve kabul etme merkezlerinin mühürlendiğini, yani hidayete kapalı hale geldiğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kalb'i insanın manevi özü, idrak ve düşünce yeteneğinin kaynağı olarak tanımlar. Ona göre kalb, imanın ve küfrün mahalli, hakikati ayırt etme gücünün merkezidir. Ayetteki 'kulubihim'in mühürlenmesi, bu kişilerin hakikati anlama ve kabul etme yeteneklerinin tamamen ortadan kalktığını, manevi körlüğe düştüklerini ifade eder."}]},{"word":"سَمْعِهِمْ","root":"س م ع","rootLatin":"s-m-a","meaning":"İşitme duyusunu ifade eder; ayette hakikati işitme ve ondan ibret alma yeteneğinin engellenmesini belirtir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'sem'' kelimesinin Kur'an'da sadece fiziksel işitme duyusu olarak değil, aynı zamanda işitilen şeyi anlama ve ona icabet etme anlamında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sem'ihim'in mühürlenmesi, bu kişilerin hak sözü işitseler bile ondan faydalanamayacakları, hakikate sağır kaldıkları anlamına gelir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'sem''in hem işitme organını hem de işitme eylemini ve işitilen şeyi anlama yeteneğini kapsadığını ifade eder. Ayetteki 'sem'ihim'in mühürlenmesi, bu kişilerin ilahi mesajları ve uyarıları işitseler dahi, kalplerinin mühürlü olması sebebiyle bunları idrak edip doğru yolu bulma yeteneklerinin engellendiğini gösterir."}]},{"word":"أَبْصَـٰرِهِمْ","root":"ب ص ر","rootLatin":"b-s-r","meaning":"Görme duyusunu ifade eder; ayette hakikati görme, delilleri idrak etme ve onlardan ders çıkarma yeteneğinin engellenmesini belirtir.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'basar' kelimesinin hem fiziksel görme duyusunu hem de basiret, yani kalb gözüyle idrak etme ve anlama yeteneğini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'ebsârihim'in mühürlenmesi, bu kişilerin sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda manevi olarak da körleştiklerini, hakikatin delillerini görseler dahi onlardan ibret alamayacaklarını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'basar' kavramının Kur'an'da genellikle 'kalb gözü' veya 'içgörü' anlamında kullanıldığını belirtir. Fiziksel görme 'ru'yet' ile ifade edilirken, 'basar' daha çok idrak ve anlayışla ilişkilidir. Ayetteki 'ebsârihim'in mühürlenmesi, bu kişilerin etraflarındaki ilahi ayetleri ve delilleri görseler bile, kalplerinin mühürlü olması nedeniyle bunları doğru bir şekilde yorumlayıp hidayete ulaşma yeteneklerinin engellendiğini gösterir."}]},{"word":"ٱلْغَـٰفِلُونَ","root":"غ ف ل","rootLatin":"ğ-f-l","meaning":"Gaflet içinde olanlar, yani hakikatten, Allah'ın ayetlerinden ve ahiret sorumluluğundan habersiz, umursamaz ve dikkatsiz olan kimselerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'gaflet'i bir şeyin zihinden tamamen silinmesi veya unutulması olarak tanımlar. Kur'an'da ise bu, kişinin Allah'ın emir ve yasaklarından, ahiret sorumluluğundan habersiz kalması, dünya işlerine dalıp ahireti unutması anlamında kullanılır. Ayetteki 'el-ğâfilûn' ifadesi, kalpleri, kulakları ve gözleri mühürlenmiş olanların, bu mühürlenme sonucunda hakikatten tamamen uzaklaşmış, umursamaz ve dikkatsiz bir hale geldiklerini belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'gaflet' kavramını Kur'an'daki temel ahlaki kavramlardan biri olarak ele alır. Ona göre gaflet, sadece unutkanlık değil, aynı zamanda bilinçli bir ihmal ve hakikatten yüz çevirmedir. Gafil kişi, Allah'ın varlığına ve ahirete dair delilleri görmezden gelir, dünya hayatının geçici zevklerine kapılır. Ayetteki 'el-ğâfilûn' ifadesi, mühürlenmiş kalplerin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu derin manevi körlüğü ve umursamazlığı vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/108*
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/108*
