# Nahl Sûresi, 109. Âyet (16:109)

> لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْخَـٰسِرُونَ

*Lâ cerame ennehum fî-l-âḣirati humu-lḣâsirûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/16/109

---

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","cehennem","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"yoktur"},{"position":2,"surface":"جَرَمَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ر-م","rootLatin":"j-r-m","lemma":"جَرَمَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kesinleşti, şüphe yok"},{"position":3,"surface":"أَنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kîd ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"muhakkak ki"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"أَنَّ'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"onlar"},{"position":4,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":5,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"'-kh-r","lemma":"آخِرَة","form":"Fâ'ile","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ahiret"},{"position":6,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Mufassal Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fasıl zamiri (zamîr-i fasl) olduğu için merfû","gloss":"onlar"},{"position":7,"surface":"ٱلْخَـٰسِرُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-س-ر","rootLatin":"kh-s-r","lemma":"خَاسِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"أَنَّ'nin haberi olduğu için merfû","gloss":"zarar edenler"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nahl Suresi'nin 109. ayeti, ahiretteki hüsranı kesin bir dille ifade etmektedir. Ayet, 'lâ cereme' ifadesiyle bu hüsranın kaçınılmazlığını vurgularken, 'hâsirûn' kelimesiyle de kaybedenlerin kimler olduğunu netleştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"جَرَمَ","root":"ج ر م","rootLatin":"c-r-m","meaning":"Bu bağlamda 'lâ cereme' ifadesiyle kullanılarak, bir şeyin kesinliği, kaçınılmazlığı ve şüphe götürmezliği anlamını taşır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'cereme' kelimesinin aslen 'kesmek, ayırmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Lâ cereme' ifadesi ise, bir şeyin kesinleştiğini, hükmün kesilip ayrıldığını ve artık şüpheye yer kalmadığını ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, ahiretteki zararın kesin ve kaçınılmaz olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'lâ cereme' ifadesini 'hakkan' (gerçekten, muhakkak) veya 'lâ budde' (kaçınılmaz olarak) şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, ahirette zarara uğrayacakların bunlar olduğunun kesinliğini, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'cereme'nin 'kesb' (kazanmak) ve 'kat'' (kesmek) anlamlarına geldiğini belirtir. 'Lâ cereme' ise, bir şeyin kesinleştiğini, hükmün sabit olduğunu ve artık ondan dönülemeyeceğini ifade eder. Ayette, ahiretteki hüsranın kesinleşmiş bir sonuç olduğunu anlatır."}]},{"word":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","root":"أ خ ر","rootLatin":"a-h-r","meaning":"Dünya hayatının sonu ve ölümden sonraki ebedi hayatı ifade eden, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âhiret' kelimesinin 'sonra gelen, son' anlamındaki 'âhir' kökünden türediğini belirtir. Kur'an'da ise, dünya hayatının zıddı olarak, ölümden sonraki ebedi hayatı ve hesap gününü ifade eder. Bu ayette, dünya hayatında yapılanların karşılığının görüleceği nihai mekân ve zaman dilimini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'âhiret' kavramının Kur'an'da 'dünya' (ed-dünyâ) kavramıyla zıtlık içinde kullanıldığını ve insanın nihai kaderini belirleyen bir alan olduğunu açıklar. Ayetteki 'âhiret', dünya hayatındaki yanlış tercihler sonucunda karşılaşılacak olan hüsranın gerçekleşeceği yeri ve zamanı işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'âhiret'i 'dünya hayatından sonra gelen, ebedi olan hayat' olarak tanımlar. Bu ayette, dünya hayatında Allah'ın emirlerine uymayanların karşılaşacağı zararın, bu ebedi hayatta gerçekleşeceğini belirtir."}]},{"word":"ٱلْخَـٰسِرُونَ","root":"خ س ر","rootLatin":"h-s-r","meaning":"Zarara uğrayanlar, kaybedenler, hüsrana düşenler anlamında olup, dünya ve ahiretteki başarıyı yitirenleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'husrân' kelimesinin sermayeyi kaybetmek anlamına geldiğini ve hem dünya hem de ahiret işlerinde kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'hâsirûn', dünya hayatında iman ve salih amellerle kazanılması gereken ahiret saadetini kaybeden, dolayısıyla ebedi azaba müstahak olan kimseleri ifade eder."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'husrân'ı 'noksanlık, eksiklik' olarak açıklar. Bu ayetteki 'hâsirûn', ahirette sevapları eksik olan, amelleri boşa giden ve dolayısıyla Allah'ın rızasını ve cenneti kaybeden kişilerdir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'husrân' kavramının Kur'an'da genellikle dünya hayatındaki yanlış tercihler sonucunda ahiretteki kötü akıbeti ifade ettiğini belirtir. 'Hâsirûn' ise, bu kötü akıbeti hak eden, iman ve salih amellerden mahrum kalarak ebedi zarara uğrayan kimselerdir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'husrân'ın 'ticaretteki zarar'dan türediğini ve Kur'an'da genellikle 'imanı kaybetmek' veya 'ahiret saadetini kaybetmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'hâsirûn', Allah'ın ayetlerini inkâr ederek veya onlara sırt çevirerek ahiret sermayelerini tüketen ve ebedi zarara uğrayanlardır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/109*
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/109*
