# Nahl Sûresi, 37. Âyet (16:37)

> إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَىٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ ۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ

*İn tahris ‘alâ hudâhum fe-inna(A)llâhe lâ yehdî men yudil(lu)(s) vemâ lehum min nâsirîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/16/37

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nahl Suresi 37. ayet, peygamberin tebliğ çabalarına rağmen hidayetin Allah'ın iradesine bağlı olduğunu ve sapkınların yardımcısının olmadığını vurgular. Ayet, 'hırs', 'hidayet', 'dalalet' ve 'yardım' kavramları üzerinden ilahi takdir ve insan sorumluluğu arasındaki ilişkiyi dilbilimsel bir derinlikle ele alır.","keyConcepts":[{"word":"تَحْرِصْ","root":"ح ر ص","rootLatin":"h-r-s","meaning":"Bir şeye aşırı derecede düşkün olmak, şiddetle arzu etmek, çok istemek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hırs (حرص), bir şeyi elde etmeye yönelik aşırı istek ve tamahkârlıktır. Ayetteki 'tahris' (تحرص) fiili, Hz. Peygamber'in müşriklerin hidayetine yönelik şiddetli arzusunu ve çabasını ifade eder. Bu, bir şeyi elde etmek için gösterilen yoğun gayreti ve ısrarı belirtir, ancak burada sonucun Allah'ın elinde olduğu vurgulanır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Hırs (حرص), bir şeye karşı duyulan şiddetli istektir. Ayetteki 'in tahris' (إن تحرص) ifadesi, 'ne kadar şiddetle istersen iste' anlamında olup, peygamberin tebliğdeki samimiyetini ve insanların hidayeti için gösterdiği çabayı mecazi olarak anlatır. Ancak bu çabanın, Allah'ın dilemesi olmadan tek başına yeterli olamayacağı ima edilir."}]},{"word":"هُدَىٰهُمْ","root":"ه د ى","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yolu göstermek, kılavuzluk etmek ve doğru yola iletmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hidayet (هدى), lütuf ve ihsan yoluyla doğruya ulaştırmaktır. Ayetteki 'hüdâhum' (هُدَىٰهُمْ) ifadesi, onların doğru yolu bulmaları, İslam'ı kabul etmeleri ve hakikate ermeleri anlamında kullanılır. Allah'ın hidayet etmediği kimsenin, başkasının çabasıyla hidayete eremeyeceği vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Hidayet (h-d-y kökünden), Kur'an'da temel bir kavram olup, Allah'ın insanı doğru yola, yani İslam'a yönlendirmesi ve rehberlik etmesidir. Ayetteki 'hüdâhum', peygamberin tebliğ ettiği hakikate onların ulaşması ve bu yolda sebat etmeleri anlamına gelir. Ancak bu, Allah'ın iradesi dışında gerçekleşmez."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hidayet (هدى), bir şeyi açıkça göstermek ve ona yönlendirmektir. Ayetteki 'hüdâhum', Allah'ın kullarına doğru yolu göstermesi ve onları hakikate ulaştırmasıdır. Bu bağlamda, peygamberin hidayet etme çabası, Allah'ın hidayet etme fiilinden ayrı düşünülür; zira nihai hidayet edici Allah'tır."}]},{"word":"يُضِلُّ","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Doğru yoldan saptırmak, şaşırtmak ve sapıklığa düşürmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalalet (ضلال), doğru yoldan sapmaktır. 'Yudillu' (يُضِلُّ) fiili, Allah'ın bir kimseyi kendi iradesi ve seçimi sonucunda doğru yoldan saptırması veya sapmasına izin vermesi anlamında kullanılır. Ayette, Allah'ın saptırdığı kimsenin hidayete erdirilemeyeceği, bu sapmanın ilahi bir hüküm olduğu belirtilir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalalet (ضلال), hak yoldan ayrılmaktır. 'Men yudillu' (من يضل), Allah'ın kendi iradesiyle sapıklıkta bıraktığı veya sapmasına müsaade ettiği kişiyi ifade eder. Bu, kişinin kendi tercihleri ve amelleri sonucunda Allah'ın onu hidayetten mahrum bırakmasıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Dalalet (d-l-l kökünden), hidayetin zıttı olarak, doğru yoldan sapma, kaybolma ve şaşkınlık içinde olma durumunu ifade eder. Ayetteki 'yudillu', Allah'ın, kendi iradeleriyle sapmayı seçenleri hidayetten uzak tutması ve onların sapıklıkta kalmasına izin vermesi anlamında kullanılır. Bu, ilahi adalet ve özgür irade arasındaki ilişkiyi gösterir."}]},{"word":"نَّـٰصِرِينَ","root":"ن ص ر","rootLatin":"n-s-r","meaning":"Yardım edenler, destekçiler ve kurtarıcılar anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nasr (نصر), düşmana karşı yardım etmektir. 'Nâsirîn' (نَّـٰصِرِينَ) kelimesi, Allah'ın saptırdığı kimseler için hiçbir yardımcının veya destekçinin bulunmayacağını ifade eder. Bu, onların Allah'ın azabından veya sapıklıklarından kurtulmalarına kimsenin güç yetiremeyeceği anlamına gelir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Nasr (نصر), birine karşı yardımda bulunmaktır. Ayetteki 'mâ lehum min nâsirîn' (وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ) ifadesi, Allah'ın hidayet etmediği ve sapıklıkta bıraktığı kimseler için dünyada veya ahirette hiçbir yardımcının, destekçinin veya kurtarıcının olmayacağını kesin bir dille belirtir. Bu, onların çaresizliğini ve Allah'ın hükmünün mutlaklığını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","kader","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"eğer"},{"position":2,"surface":"تَحْرِصْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ح-ر-ص","rootLatin":"h-r-s","lemma":"حَرَصَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şart edatı (إِن) ile meczûm olduğu için","gloss":"özensen"},{"position":3,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَىٰ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":4,"surface":"هُدَىٰ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هُدًى","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden (عَلَىٰ) sonra geldiği için mecrûr","gloss":"hidayetleri"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Rabıt","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":5,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"muhakkak ki"},{"position":6,"surface":"ٱللَّهَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"Allah"},{"position":7,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":8,"surface":"يَهْدِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هَدَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"hidayet etmez"},{"position":9,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"kimseyi"},{"position":10,"surface":"يُضِلُّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","lemma":"أَضَلَّ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"saptırdığı"},{"position":11,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":11,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"yoktur"},{"position":12,"surface":"لَهُم","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"onlar için"},{"position":12,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":13,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer (Zâide)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"den"},{"position":14,"surface":"نَّـٰصِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ن-ص-ر","rootLatin":"n-s-r","lemma":"نَاصِر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden (مِّن) sonra geldiği için mecrûr","gloss":"yardımcılar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/37*
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/37*
- **Kelime-i Süleymâniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *16/37*
