# Nahl Sûresi, 55. Âyet (16:55)

> لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَـٰهُمْ ۚ فَتَمَتَّعُوا۟ ۖ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

*Liyekfurû bimâ âteynâhum(c) fetemette'û(s) fesevfe ta'lemûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/16/55

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nahl Suresi 55. ayet, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük edenlerin akıbetini ele almaktadır. Ayet, 'küfür', 'itaat' ve 'bilme' kavramları üzerinden, ilahi lütfa karşı gösterilen olumsuz tepkiyi ve bunun sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"لِيَكْفُرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Kendilerine verilen nimetlere karşı nankörlük etmeleri, örtbas etmeleri veya inkâr etmeleri anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' kelimesinin aslının bir şeyi örtmek olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'küfür', Allah'ın verdiği nimetleri örtbas etmek, yani nankörlük etmek ve bu nimetlerin kaynağını inkâr etmek anlamında kullanılmıştır. Nimetin üzerini örtmek, onu görmezden gelmek ve şükrünü eda etmemektir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'küfr' kelimesini 'inkâr' ve 'nankörlük' olarak açıklar. Ayetteki 'liyekfurû' ifadesi, Allah'ın sıkıntıyı gidermesi gibi büyük bir nimete karşılık, bu nimeti vereni inkâr etme ve O'na ortak koşma eylemini mecazi olarak nankörlükle ilişkilendirir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da sadece inançsızlık değil, aynı zamanda Allah'ın lütuflarına karşı nankörlük etme ve O'nun varlığını veya birliğini reddetme anlamlarını da taşıdığını vurgular. Bu ayette, sıkıntıdan kurtuluş gibi somut bir nimete karşı gösterilen 'küfür', doğrudan nankörlük ve şirke yönelme olarak anlaşılmalıdır."}]},{"word":"ءَاتَيْنَـٰهُمْ","root":"ء ت ي","rootLatin":"e-t-y","meaning":"Allah'ın onlara verdiği, ihsan ettiği nimetleri ifade eder.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'îtâ'' fiilinin 'vermek, ihsan etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'âtaynâhum' ifadesi, Allah'ın kullarına sıkıntı anında yardım ederek onlara bir lütufta bulunduğunu, bir nimet verdiğini açıkça ortaya koyar. Bu, karşılıksız bir bağış ve ihsandır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'îtâ'' fiilinin genellikle bir karşılık beklemeksizin yapılan bağışlar için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın sıkıntıyı gidermesi, kullarından bir karşılık beklemeksizin bahşettiği bir nimet olarak sunulur ve bu nimete karşı nankörlük edilmesi kınanır."}]},{"word":"فَتَمَتَّعُوا۟","root":"م ت ع","rootLatin":"m-t-'-","meaning":"Geçici dünya nimetlerinden faydalanın, yararlanın anlamındadır, genellikle bir tehdit veya uyarı bağlamında kullanılır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'temettu'' fiilinin 'faydalanmak, yararlanmak' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'fetemetta'û' ifadesi, Allah'ın nimetlerine nankörlük edenlere yönelik bir tehdit ve alaycı bir üslup taşır. Sanki 'şimdilik keyfinize bakın, ama sonunuz kötü olacak' der gibidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'temettu'' kelimesinin geçici bir faydalanmayı ifade ettiğini ve bu tür emirlerin genellikle tehdit ve kınama amaçlı kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'fetemetta'û', nankörlerin dünya nimetlerinden kısa bir süre daha istifade etmelerine izin verildiğini, ancak bunun nihai bir ceza ile sonuçlanacağını ima eder."}]},{"word":"تَعْلَمُونَ","root":"ع ل م","rootLatin":"'-l-m","meaning":"Yakında bileceksiniz, öğreneceksiniz anlamındadır ve genellikle bir uyarı veya tehdidin sonucunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilm' kelimesinin bir şeyi olduğu gibi idrak etmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'ta'lemûn' ifadesi, nankörlerin şu anki durumlarının ve eylemlerinin gerçek sonuçlarını, ahirette veya yakın bir zamanda kesin olarak idrak edeceklerini, yani acı bir tecrübeyle öğreneceklerini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ilm' kökünün Kur'an'da sadece bilgi edinme değil, aynı zamanda bir gerçeği tecrübe ederek anlama anlamında da kullanıldığını belirtir. 'Fesevfe ta'lemûn' ifadesi, nankörlerin, yaptıkları nankörlüğün ve şirkin kötü sonuçlarını, kaçınılmaz bir şekilde yaşayarak öğrenecekleri kesin bir uyarıdır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","sukur","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":1,"surface":"يَكْفُرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Harf-i cer olan 'لِ' (ta'lil lamı) ile nasb edildiği için mansûb","gloss":"nankörlük etsinler"},{"position":2,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":2,"surface":"مَآ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"şey"},{"position":3,"surface":"ءَاتَيْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-ت-ي","rootLatin":"'-t-y","lemma":"إِيتَاء","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"verdik"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onlara"},{"position":4,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":4,"surface":"تَمَتَّعُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"م-ت-ع","rootLatin":"m-t-'-","lemma":"تَمَتُّع","form":"Tefeu'ul","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"faydalanın"},{"position":5,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":5,"surface":"سَوْفَ","pos":"harf","posDetail":"Gelecek Zaman Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"سَوْفَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"yakında"},{"position":6,"surface":"تَعْلَمُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edici bir edat bulunmadığı için merfû","gloss":"bileceksiniz"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/55*
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/55*
