# Nahl Sûresi, 95. Âyet (16:95)

> وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا ۚ إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

*Velâ teşterû bi'ahdi(A)llâhi śemenen kalîlâ(en)(c) innemâ ‘inda(A)llâhi huve ḣayrun lekum in kuntum ta'lemûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Allah'a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/16/95

---

## Tefsir

{"topics":["iman","dunya-ahiret-dengesi","mal-mulk","takva"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَلَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf ve Nehiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve, -me"},{"position":2,"surface":"تَشْتَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ر-ي","rootLatin":"ş-r-y","lemma":"اِشْتَرَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Nehiy harfi olan 'lâ'dan sonra geldiği için meczûm","gloss":"değişmeyin"},{"position":3,"surface":"بِعَهْدِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"عَهْدِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ه-د","rootLatin":"'-h-d","lemma":"عَهْد","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ahdi"},{"position":4,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":5,"surface":"ثَمَنًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ث-م-ن","rootLatin":"s-m-n","lemma":"ثَمَن","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir bedel"},{"position":6,"surface":"قَلِيلًا","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ق-ل-ل","rootLatin":"q-l-l","lemma":"قَلِيل","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"az"},{"position":7,"surface":"إِنَّمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّمَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ancak"},{"position":8,"surface":"عِندَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Mekân","root":"ع-ن-د","rootLatin":"'-n-d","lemma":"عِنْدَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"katında"},{"position":9,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":10,"surface":"هُوَ","pos":"harf","posDetail":"Fasl Zamiri","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o"},{"position":11,"surface":"خَيْرٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"خ-ي-ر","rootLatin":"ḫ-y-r","lemma":"خَيْر","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"daha hayırlıdır"},{"position":12,"surface":"لَّكُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":12,"surface":"كُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sizin"},{"position":13,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"eğer"},{"position":14,"surface":"كُنتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"iseniz"},{"position":15,"surface":"تَعْلَمُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Şartın cevabı olduğu için merfû (veya 'kâne'nin haberi olduğu için merfû)","gloss":"bilirsiniz"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nahl Suresi 95. ayet, Allah ile yapılan ahde sadık kalmanın ve dünya menfaatleri uğruna bu ahdi bozmaktan kaçınmanın önemini vurgular. Ayet, 'ahd', 'semen' ve 'hayr' gibi temel kavramlar üzerinden, ilahi vaadin maddi kazançlardan üstün olduğunu ve gerçek değerin Allah katında olduğunu dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"عَهْدِ","root":"ع-ه-د","rootLatin":"a-h-d","meaning":"Allah ile yapılan antlaşma, sözleşme veya verilen söz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ahd' kelimesini bir şeyi korumak, gözetmek ve ona bağlı kalmak anlamında kullanır. Ayetteki 'Allah'ın ahdi' ifadesi, Allah'ın kullarından aldığı veya onlara verdiği sözleri, emir ve yasakları kapsar. Bu, Allah'a iman ve itaat sözünü ifade eder (el-Müfredât, s. 586)."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ahd' kelimesini 'misak' (sağlam sözleşme) anlamında açıklar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın kullarından aldığı ve onlara yüklediği sorumlulukları içeren bir antlaşma olarak yorumlanır. Bu ahdi bozmak, verilen sözden dönmek demektir (Mecâzü'l-Kur'ân, I, 373)."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ahd' kavramının Kur'an'da hem Allah'ın insanlara verdiği sözü (vaadini) hem de insanların Allah'a verdiği sözü (itaat ve kulluk sözünü) ifade ettiğini belirtir. Nahl 95'teki 'Allah'ın ahdi', özellikle insanların Allah'a karşı olan yükümlülüklerini ve bu yükümlülüklere sadık kalma gerekliliğini vurgular."}]},{"word":"تَشْتَرُوا۟","root":"ش-ر-ي","rootLatin":"ş-r-y","meaning":"Bir şeyi başka bir şey karşılığında almak veya satmak, değiş tokuş etmek.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'şerâ' fiilinin hem 'satmak' hem de 'satın almak' anlamlarına gelebileceğini belirtir. Ayetteki 'lâ teşterû' ifadesi, 'satmayın' veya 'değişmeyin' anlamındadır. Yani, Allah'ın ahdini dünya menfaatleri karşılığında terk etmeyin demektir (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 256)."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'şerâ' fiilinin 'bedel karşılığında bir şeyi almak' manasına geldiğini, ancak Kur'an'da bazen 'bedel karşılığında bir şeyi vermek' (satmak) anlamında da kullanıldığını açıklar. Nahl 95'te, Allah'ın ahdini 'semenen kalîlen' (az bir bedel) karşılığında satmak, yani ondan vazgeçmek kastedilir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'şerâ' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarında genellikle bir şeyi daha değersiz bir şeyle takas etme, değiş tokuş etme anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'Allah'ın ahdini az bir değere değişmeyin' ifadesi, manevi değeri yüksek olan bir şeyi, geçici dünya menfaatleri uğruna feda etmeyi yasaklar."}]},{"word":"ثَمَنًا","root":"ث-م-ن","rootLatin":"s-m-n","meaning":"Bir şeyin karşılığı olan bedel, değer veya fiyat.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'semen' kelimesini 'bir şeyin karşılığı olan bedel' olarak tanımlar. Ayetteki 'semenen kalîlen' (az bir bedel) ifadesi, dünya hayatının geçici ve değersiz menfaatlerini temsil eder. Allah'ın ahdinin karşılığında alınacak her türlü dünya menfaati, Allah katındaki değere göre 'az' ve 'önemsiz' kabul edilir (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 112)."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'semen' kelimesinin bir malın veya hizmetin karşılığı olan değeri ifade ettiğini belirtir. Nahl 95'teki 'az bir bedel' tabiri, Allah'ın ahdinin manevi yüceliği karşısında dünya malının ve geçici çıkarların ne kadar değersiz olduğunu vurgulamak için kullanılır."}]},{"word":"قَلِيلًا","root":"ق-ل-ل","rootLatin":"k-l-l","meaning":"Az, önemsiz, değersiz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kalîl' kelimesini 'azlık' ve 'önemsizlik' anlamında kullanır. Ayetteki 'semenen kalîlen' ifadesi, dünya menfaatlerinin geçiciliğini ve Allah'ın ahdine kıyasla hiçbir değer taşımadığını vurgular. Bu, dünya hayatının geçici zevklerinin ahiret nimetleri karşısındaki değersizliğini ifade eder (el-Müfredât, s. 687)."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kalîl' kelimesinin niceliksel azlığın yanı sıra niteliksel önemsizliği de ifade ettiğini belirtir. Nahl 95'te, Allah'ın ahdini bozmaya değecek hiçbir dünya menfaatinin olmadığını, zira bu menfaatlerin Allah katındaki değerle kıyaslandığında 'çok az' ve 'önemsiz' olduğunu anlatır."}]},{"word":"خَيْرٌ","root":"خ-ي-ر","rootLatin":"h-y-r","meaning":"Daha iyi, daha hayırlı, daha üstün.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hayr' kelimesini 'istenilen, beğenilen ve faydalı olan şey' olarak tanımlar. Ayetteki 'hüve hayrun leküm' ifadesi, Allah katında olanın (yani Allah'ın ahdine sadık kalmanın getireceği mükafatın) dünya menfaatlerinden çok daha üstün ve faydalı olduğunu belirtir (el-Müfredât, s. 303)."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hayr' kavramının Kur'an'da genellikle 'iyi, faydalı, değerli' anlamında kullanıldığını ve çoğu zaman 'şerr'in zıddı olduğunu belirtir. Nahl 95'te, Allah katında olanın 'hayr' olması, dünya menfaatlerinin 'şerr' veya en azından 'daha az hayr' olduğunu ima eder, böylece müminlerin tercihlerini Allah'ın rızasına göre yapmaları teşvik edilir."}]},{"word":"تَعْلَمُونَ","root":"ع-ل-م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Bilmek, idrak etmek, anlamak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilm' kelimesini 'bir şeyin hakikatini idrak etmek' olarak açıklar. Ayetteki 'in küntüm ta'lemûn' (eğer bilirseniz) ifadesi, bu bilginin sadece teorik değil, aynı zamanda pratik bir idrak ve anlayış olduğunu vurgular. Yani, Allah'ın ahdinin değerini ve dünya menfaatlerinin geçiciliğini gerçekten anlarsanız, doğru tercihi yaparsınız (el-Müfredât, s. 580)."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ilm' kökünün Kur'an'da sadece bilgi edinmeyi değil, aynı zamanda bu bilginin gerektirdiği şekilde davranmayı da içerdiğini belirtir. Nahl 95'teki 'eğer bilirseniz' ifadesi, Allah'ın ahdinin üstünlüğünü ve dünya menfaatlerinin değersizliğini gerçekten kavrayanların, bu kavrayışa uygun hareket edeceklerini ima eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/95*
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *16/95*
