# İsrâ Sûresi, 10. Âyet (17:10)

> وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

*Veenne-lleżîne lâ yu/minûne bil-âḣirati a'tednâ lehum ‘ażâben elîmâ(n)*

**Meal (Diyanet):** (9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/17/10

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Kur'an'ın hidayet edici özelliğini vurgulayarak, ahirete iman edenlerin mükafatını ve ahirete inanmayanların karşılaşacağı azabı bildirmektedir. Anahtar kavramlar, iman, ahiret ve azap ekseninde şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"يُؤْمِنُونَ","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Ahirete inanma eylemini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (أمن), kalbin tasdiki ve dilin ikrarıyla birlikte güven ve emniyet içinde olmaktır. Ayetteki 'lâ yu'minûne' ifadesi, ahiretin varlığını ve orada gerçekleşecek olanları tasdik etmemeyi, dolayısıyla ona karşı bir güvensizlik ve inkâr halini belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İman, Kur'an'da sadece bir inanç değil, aynı zamanda bir teslimiyet ve güven eylemidir. Ahirete iman etmemek, kişinin nihai yargıya ve ilahi adalete karşı bir güvensizlik ve kayıtsızlık içinde olduğunu gösterir, bu da ayetteki azap tehdidinin temelini oluşturur."}]},{"word":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","root":"أ خ ر","rootLatin":"e-h-r","meaning":"Dünya hayatından sonraki ebedi hayatı ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Âhiret (الآخرة), dünya hayatının zıddı olarak, son ve sonraki olanı ifade eder. Ayetteki kullanımı, bu dünyanın son bulup, başka bir hayatın başlayacağı inancını taşımayanları kasteder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Âhiret, dünya hayatının ardından gelen, ebedi olan hayat demektir. Kur'an'da sıkça geçen bu kavram, insanların amellerine göre karşılık bulacakları nihai durağı ifade eder. Ayetteki 'lâ yu'minûne bi'l-âhireti' ifadesi, bu nihai hesaba ve ebedi hayata inanmayanları belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Âhiret kavramı, Kur'an'da sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda bir varoluşsal düzlemi ifade eder. Bu düzleme inanmamak, kişinin dünya hayatını tek gerçeklik olarak görmesi ve ötesindeki ilahi adaleti reddetmesi anlamına gelir."}]},{"word":"أَعْتَدْنَا","root":"ع ت د","rootLatin":"a-t-d","meaning":"Allah'ın ahirete inanmayanlar için azap hazırladığını ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İ'tâd (إعتاد), bir şeyi hazırlamak, hazır hale getirmek demektir. Ayetteki 'a'tednâ' ifadesi, Allah'ın ahirete inanmayanlar için azabı önceden takdir edip hazırladığını, bunun kaçınılmaz olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"İ'tâd, bir şeyi önceden tedarik etmek, hazır bulundurmak anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın vaadinin kesinliğini ve ahireti inkâr edenlerin akıbetinin kaçınılmazlığını gösterir; azabın onlar için zaten hazırlandığını bildirir."}]},{"word":"عَذَابًا","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Ahirete inanmayanlara verilecek cezayı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azap (عذاب), bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamındaki 'azb' kökünden gelir. İnsanı rahatlıktan, huzurdan alıkoyan her türlü sıkıntı ve cezaya denir. Ayetteki 'azâben elîmen' ifadesi, ahireti inkâr edenlerin karşılaşacağı şiddetli ve acı verici cezayı belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Azap, nefse elem veren, onu rahatsız eden her şeydir. Kur'an'da genellikle ilahi ceza ve karşılık anlamında kullanılır. Ayetteki bağlamda, ahirete inanmamanın bir sonucu olarak Allah tarafından takdir edilen, can yakıcı bir cezayı ifade eder."}]},{"word":"أَلِيمًا","root":"أ ل م","rootLatin":"e-l-m","meaning":"Azabın şiddetli ve acı verici niteliğini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Elîm (أليم), elem veren, acı veren demektir. 'Azâben elîmen' terkibi, azabın sadece bir ceza olmakla kalmayıp, aynı zamanda çok şiddetli ve dayanılmaz bir acı içereceğini vurgular. Bu, ahireti inkâr edenlerin karşılaşacağı cezanın niteliğini açıklar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Elîm kelimesi, 'elem' kökünden türemiş olup, şiddetli acı ve ızdırap anlamına gelir. Ayetteki 'azâben elîmen' ifadesi, ahireti inkâr edenlere hazırlanan azabın sadece varlığını değil, aynı zamanda niteliğini de belirterek, onun son derece can yakıcı ve dayanılmaz olacağını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","cehennem","iman","vahiy-kuran"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"أَنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"şüphesiz"},{"position":2,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"أنne'nin ismi olduğu için mahallen mansûb","gloss":"o kimseler ki"},{"position":3,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":4,"surface":"يُؤْمِنُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ء-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"inanmazlar"},{"position":5,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-e, -a"},{"position":5,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"a-kh-r","lemma":"آخِرَة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ahirete"},{"position":6,"surface":"أَعْتَدْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ع-ت-د","rootLatin":"'-t-d","lemma":"أَعْتَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"hazırladık"},{"position":7,"surface":"لَهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":7,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":8,"surface":"عَذَابًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir azap"},{"position":9,"surface":"أَلِيمًا","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ء-ل-م","rootLatin":"a-l-m","lemma":"أَلِيم","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"elem verici"}]
