# İsrâ Sûresi, 103. Âyet (17:103)

> فَأَرَادَ أَن يَسْتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ فَأَغْرَقْنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعًا

*Feerâde en yestefizzehum mine-l-ardi feaġraknâhu vemen me'ahu cemî'â(n)*

**Meal (Diyanet):** Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/17/103

---

## Tefsir

{"topics":["kissa-musa","kissa-gecmis-kavimler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"bunun üzerine, hemen"},{"position":1,"surface":"أَرَادَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ر-و-د","rootLatin":"r-w-d","lemma":"إِرَادَة","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"istedi"},{"position":2,"surface":"أَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-mesi, -mak"},{"position":3,"surface":"يَسْتَفِزَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ف-ز-ز","rootLatin":"f-z-z","lemma":"اِسْتِفْزَاز","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Nasb edatı 'أَن'den sonra geldiği için mansûb","gloss":"sürmek, yerinden etmek"},{"position":3,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onları"},{"position":4,"surface":"مِّنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":5,"surface":"ٱلْأَرْضِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"a-r-d","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"memleket, yer"},{"position":6,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"bunun üzerine, hemen"},{"position":6,"surface":"أَغْرَقْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"غ-ر-ق","rootLatin":"gh-r-q","lemma":"إِغْرَاق","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"boğduk"},{"position":6,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onu"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Atıf olduğu için mahallen mansûb","gloss":"kimse, beraberindekiler"},{"position":8,"surface":"مَّعَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"م-ع-و","rootLatin":"m-'-w","lemma":"مَعَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"ile, beraberinde"},{"position":8,"surface":"هُۥ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onun"},{"position":9,"surface":"جَمِيعًا","pos":"isim","posDetail":"Hâl","root":"ج-م-ع","rootLatin":"j-m-'","lemma":"جَمِيع","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"hepsi, topluca"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"İsrâ Suresi 103. ayet, Firavun'un İsrailoğulları'nı Mısır'dan çıkarma niyetini ve Allah'ın buna karşılık Firavun ile ordusunu denizde boğmasını anlatır. Ayet, 'istifzâz' (sürmek/yerinden etmek) ve 'iğrâk' (boğmak) fiilleri üzerinden ilahi kudretin ve zalimlere verilen cezanın dilbilimsel bir ifadesidir.","keyConcepts":[{"word":"يَسْتَفِزَّهُم","root":"ف-ز-ز","rootLatin":"f-z-z","meaning":"Firavun'un İsrailoğulları'nı Mısır topraklarından zorla çıkarmak, yerlerinden etmek istemesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fezz' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi yerinden oynatmak, sarsmak' olduğunu belirtir. 'İstifzâz' ise birini yerinden söküp atmak, rahatsız edip kaçırmak veya bir yerden çıkarmak anlamındadır. Ayetteki kullanımı, Firavun'un İsrailoğulları'nı Mısır'dan zorla çıkarmak, onları rahatsız ederek göçe zorlamak niyetini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'yestefizzehum' ifadesini 'yükhricuhum' (onları çıkarır) olarak açıklar. Bu, ayetteki bağlamda Firavun'un İsrailoğulları'nı Mısır topraklarından sürme, kovma eylemini mecazi olarak değil, doğrudan bir çıkarma eylemi olarak yorumlar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'istifzâz' kavramının genellikle birini rahatsız ederek, kışkırtarak veya zorlayarak yerinden etme, huzurunu bozma anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette Firavun'un İsrailoğulları'nı 'yerinden etme' çabası, onların Mısır'daki varlıklarını sona erdirme arzusunu yansıtır."}]},{"word":"الْأَرْضِ","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Mısır toprakları, Firavun'un hüküm sürdüğü ve İsrailoğulları'nın yaşadığı coğrafi alan.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'arz' kelimesinin bilinen yeryüzü anlamının yanı sıra, belirli bir bölge veya ülke için de kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'el-arz' ifadesi, Firavun'un hükümranlık alanı olan Mısır topraklarını, yani İsrailoğulları'nın yaşadığı ve Firavun'un onları sürmek istediği belirli coğrafi mekanı ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'arz' kelimesinin hem genel olarak yeryüzünü hem de özel olarak belirli bir ülkeyi veya bölgeyi ifade edebileceğini açıklar. Ayetteki 'min el-arz' ifadesi, Firavun'un İsrailoğulları'nı 'o topraklardan', yani Mısır'dan çıkarmak istemesi bağlamında kullanılmıştır."}]},{"word":"فَأَغْرَقْنَـٰهُ","root":"غ-ر-ق","rootLatin":"ğ-r-k","meaning":"Allah'ın Firavun'u ve ordusunu denizde boğarak helak etmesi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'iğrâk' fiilinin 'suda boğmak' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle ilahi bir ceza olarak zalimlerin suda helak edilmesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fe' edatıyla birlikte, Firavun'un İsrailoğulları'nı sürme niyetine karşılık gelen ilahi bir müdahale ve ceza olarak boğulma eylemini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ğark' kelimesinin 'suyun içine batmak' veya 'suyun bir şeyi kaplaması' anlamlarına geldiğini ifade eder. 'İğrâk' ise birini veya bir şeyi suya batırmak, boğmak demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın Firavun ve beraberindekileri denizde tamamen yok etme eylemini açıkça ortaya koyar."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ğark' kökünün Kur'an'da genellikle ilahi azabın bir tezahürü olarak, özellikle de su ile helak etme bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ağrakna' (boğduk) fiili, Firavun'un zulmüne karşı Allah'ın kesin ve nihai müdahalesini, onun ve ordusunun denizde yok edilişini ifade eder."}]},{"word":"جَمِيعًا","root":"ج-م-ع","rootLatin":"c-m-a","meaning":"Firavun ile birlikte olan herkesin, istisnasız bir şekilde boğulması.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'cemîan' kelimesinin 'hepsi, tamamı' anlamında tekit (vurgu) için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Firavun'un yanı sıra onunla birlikte olan tüm askerlerinin ve destekçilerinin de aynı akıbete uğradığını, hiçbirinin kurtulamadığını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'cem'' kökünün 'bir araya getirmek, toplamak' anlamından türeyen 'cemîan' kelimesinin, bir grubun veya topluluğun tamamını kapsadığını ifade eder. Ayetteki 'cemîan' kelimesi, Firavun'un ordusunun ve onunla birlikte olan herkesin istisnasız bir şekilde helak edildiğini, kimsenin kurtulamadığını pekiştirir."}]}]}
