# İsrâ Sûresi, 21. Âyet (17:21)

> ٱنظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ وَلَلْـَٔاخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَـٰتٍ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلًا

*Unzur keyfe faddalnâ ba'dahum ‘alâ ba'd(in)(c) velel-âḣiratu ekberu deracâtin veekberu tefdîlâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/17/21

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"İsrâ Suresi'nin 21. ayeti, dünya hayatındaki farklılıkları ve ahiretteki derecelenmeleri vurgular. Ayet, 'üstün kılma' ve 'dereceler' kavramları üzerinden ilahi taksimatı ve ahiret mükâfatının büyüklüğünü dilbilimsel bir derinlikle ele alır.","keyConcepts":[{"word":"فَضَّلْنَا","root":"ف ض ل","rootLatin":"f-d-l","meaning":"Allah'ın insanları birbirine üstün kılması, farklı özellikler ve imkanlar vermesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fazl (فضل), bir şeyin diğerinden daha fazla olmasıdır. Tefdîl (تفضيل) ise bir şeyi diğerine üstün kılmaktır. Ayetteki 'faddalnâ' ifadesi, Allah'ın insanlara verdiği farklı yetenekler, rızıklar ve mertebelerle onları birbirine üstün kıldığını, bu üstünlüğün ilahi bir taksimat olduğunu belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Buradaki 'faddalnâ', Allah'ın insanları rızık, makam ve diğer dünyevi imkanlar açısından farklı kıldığını, bu farklılığın bir imtihan ve hikmet gereği olduğunu ifade eder. Kelime, bir şeyi diğerinden daha iyi veya daha çok kılma anlamında mecazi bir kullanımdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Fazl kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın lütfu, ihsanı ve cömertliği anlamında kullanılır. Bu ayette ise 'tefdîl' formuyla, Allah'ın yaratılıştaki çeşitliliği ve insanlara bahşettiği farklılıkları ifade eder. Bu farklılıklar, ilahi iradenin bir tecellisidir ve ahiretteki derecelenmelerin bir öncülüdür."}]},{"word":"بَعْضَهُمْ","root":"ب ع ض","rootLatin":"b-'-d","meaning":"İnsanların bir kısmı, bir bölümü.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ba'd (بعض), bir şeyin cüz'ü, parçası anlamına gelir. Ayetteki 'ba'dahum alâ ba'd' ifadesi, insanların kendi aralarında, yani bir kısmının diğer bir kısmına göre farklı özelliklere sahip olduğunu, bu farklılığın bireysel ve toplumsal düzeyde tezahür ettiğini gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ba'd, küllün (bütünün) bir parçasıdır. Bu ayetteki kullanımı, insan türü içindeki bireylerin veya grupların birbirlerinden ayrılan yönlerini, yani farklılıklarını belirtmek içindir. Bu, Allah'ın yaratılışındaki çeşitliliğin bir göstergesidir."}]},{"word":"الْآخِرَةُ","root":"أ خ ر","rootLatin":"a-h-r","meaning":"Dünya hayatından sonraki ebedi hayat, öteki dünya.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Âhiret (الآخرة), dünya hayatının sonu ve ondan sonraki ebedi hayat demektir. Kelime, 'sonra gelen' anlamındaki 'âhir' kökünden türemiştir. Ayette, dünya hayatındaki farklılıklara nazaran ahiretteki derecelerin ve üstünlüklerin daha büyük ve kalıcı olacağı vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Âhiret, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve dünya hayatının geçiciliğine karşılık ebedi ve gerçek hayatı temsil eder. Bu ayette, dünya hayatındaki 'tefdîl'in (üstün kılmanın) ahiretteki 'derecât' ve 'tefdîl' ile kıyaslanması, ahiretin önemini ve orada elde edilecek mükâfatların büyüklüğünü ortaya koyar."}]},{"word":"دَرَجَـٰتٍ","root":"د ر ج","rootLatin":"d-r-j","meaning":"Makamlar, mertebeler, seviyeler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Derece (درجة), bir yerden diğerine yükselmek için kullanılan basamak veya mertebe anlamına gelir. Kur'an'da genellikle manevi makamlar ve mertebeler için kullanılır. Ayetteki 'ekberu derecâtin' ifadesi, ahiretteki mükâfatların ve makamların dünya hayatındakinden çok daha büyük ve çeşitli olacağını belirtir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Derecât, yükselme ve mertebe kazanma anlamını taşır. Bu ayette, ahiretteki derecelerin, dünya hayatındaki farklılıklardan daha büyük ve daha belirgin olacağı, bu derecelerin amellere ve takvaya göre verileceği ima edilir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Derece kelimesi, Kur'an'da hem dünyevi hem de uhrevi mertebeleri ifade etmekle birlikte, bu ayette ahirete atıfla kullanıldığında, Allah katındaki manevi rütbeleri ve mükâfat seviyelerini belirtir. 'Ekberu derecâtin' ifadesi, bu mertebelerin büyüklüğünü ve önemini vurgular."}]},{"word":"تَفْضِيلًا","root":"ف ض ل","rootLatin":"f-d-l","meaning":"Üstün kılma, tercih etme, fazilet.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Tefdîl (تفضيل), bir şeyi diğerine üstün tutmak, faziletli kılmaktır. Ayetteki 'ekberu tefdîlen' ifadesi, ahiretteki üstünlüklerin, dünya hayatındaki üstünlüklerden nicelik ve nitelik olarak çok daha büyük ve kapsamlı olacağını, bu üstünlüğün Allah'ın adalet ve hikmetiyle gerçekleşeceğini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tefdîl, 'fazl' kökünden türemiş olup, bir şeyin diğerine göre daha fazla veya daha iyi olması durumunu ifade eder. Bu ayette, ahiretteki 'tefdîl'in, dünya hayatındaki geçici ve sınırlı üstünlüklerin ötesinde, ebedi ve sonsuz bir mükâfat ve makam üstünlüğü olacağı vurgulanır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["dunya-ahiret-dengesi","ahiret-mukafat","imtihan-bela"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱنظُرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-z-r","lemma":"نَظَرَ","form":"İf'al","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnîdir, sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"Bak"},{"position":2,"surface":"كَيْفَ","pos":"harf","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَيْفَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İstifham edatı olduğu için mebnîdir, fetha üzere mebnîdir.","gloss":"Nasıl"},{"position":3,"surface":"فَضَّلْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ف-ض-ل","rootLatin":"f-d-l","lemma":"فَضَّلَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnîdir, sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"Üstün kıldık"},{"position":4,"surface":"بَعْضَهُمْ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ع-ض","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعْض","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûbdur.","gloss":"Onların bir kısmını"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûrdur.","gloss":"onlar"},{"position":5,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnîdir, sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"Üzerine"},{"position":6,"surface":"بَعْضٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ع-ض","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعْض","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"Bir kısmını"},{"position":7,"surface":"وَلَلْـَٔاخِرَةُ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnîdir, fetha üzere mebnîdir.","gloss":"Ve"},{"position":7,"surface":"لَلْـَٔاخِرَةُ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Te'kid harfi olduğu için mebnîdir, fetha üzere mebnîdir.","gloss":"Elbette"},{"position":7,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"'-kh-r","lemma":"آخِرَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfûdur.","gloss":"Ahiret"},{"position":8,"surface":"أَكْبَرُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","lemma":"أَكْبَر","form":"Ef'al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfûdur.","gloss":"Daha büyük"},{"position":9,"surface":"دَرَجَـٰتٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Müennes Salim","root":"د-ر-ج","rootLatin":"d-r-j","lemma":"دَرَجَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Temyiz olduğu için mansûb olması gerekirken, cemi müennes salim olduğu için kesra ile mecrûr olmuştur.","gloss":"Dereceler"},{"position":10,"surface":"وَأَكْبَرُ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnîdir, fetha üzere mebnîdir.","gloss":"Ve"},{"position":10,"surface":"أَكْبَرُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","lemma":"أَكْبَر","form":"Ef'al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfûdur.","gloss":"Daha büyük"},{"position":11,"surface":"تَفْضِيلًۭا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ف-ض-ل","rootLatin":"f-d-l","lemma":"تَفْضِيل","form":"Tef'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Temyiz olduğu için mansûbdur.","gloss":"Üstünlük"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *17/21*
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *17/21*
