# İsrâ Sûresi, 22. Âyet (17:22)

> لَّا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَّخْذُولًا

*Lâ tec'al me'a(A)llâhi ilâhen âḣara fetak'ude meżmûmen maḣżûlâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/17/22

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"İsrâ Suresi 22. ayet, tevhid inancının temelini vurgulayarak Allah'a ortak koşmayı yasaklar. Ayet, bu yasağa uymayanların karşılaşacağı olumsuz sonuçları 'yerilmiş' ve 'tek başına kalmış' olmak şeklinde ifade ederek, şirkten sakınmanın önemini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"تَجْعَلْ","root":"ج ع ل","rootLatin":"c-a-l","meaning":"Bu bağlamda, bir şeyi başka bir şeyle birlikte var etmek, ortak koşmak veya bir şeyi bir konumda tutmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ceale' fiilinin bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek veya bir şeyi bir konumda kılmak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ tec'al' ifadesi, Allah ile birlikte başka bir ilah edinme, yani O'na ortak koşma yasağını ifade eder. Bu, bir şeyi ilahlık makamına koymak veya O'nunla eşdeğer tutmak demektir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ceale' fiilinin Kur'an'da bazen 'halk' (yaratmak) anlamında, bazen de 'saymak, kabul etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı ise, Allah'a ortak koşmak, O'nunla birlikte başka bir ilah edinmek, yani bir şeyi ilah olarak kabul etmek mecazını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ceale' fiilinin Kur'an'daki kullanımının, bir şeyi belirli bir statüye atfetme veya bir şeyi belirli bir şekilde kurma anlamını taşıdığını vurgular. Bu ayette, Allah'ın tek ilahlık statüsüne başka bir varlığı ortak koşma eylemini yasaklamaktadır, bu da tevhidin ihlali anlamına gelir."}]},{"word":"إِلَـٰهًا","root":"أ ل ه","rootLatin":"e-l-h","meaning":"Tapınılan, ibadet edilen, yüceltilen ve kendisine sığınılan varlık, tanrı.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilah' kelimesinin 'elehe' fiilinden türediğini ve 'hayran olmak, şaşırmak, sığınmak' anlamlarına geldiğini belirtir. İlah, kendisine ibadet edilen, hayranlık duyulan ve sığınılan varlıktır. Ayetteki 'ilâhen âhara' ifadesi, Allah'tan başka tapınılacak hiçbir varlığın olmaması gerektiğini vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ilah' kelimesinin 'ibadet edilen' ve 'gizli olan' anlamlarına geldiğini ifade eder. İnsanların akıllarının idrak etmekte zorlandığı, gizli olan ve kendisine yönelinen varlık anlamındadır. Ayet, bu niteliklere sahip tek varlığın Allah olduğunu belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ilah' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve 'Allah' isminin özel bir ilahı ifade ettiğini açıklar. 'İlah' kelimesi, ibadetin ve mutlak otoritenin yöneltildiği varlığı temsil eder. Ayetteki 'başka bir ilah' ifadesi, Allah'ın bu mutlak otoritesine ortak koşulmasını reddeder."}]},{"word":"مَذْمُومًا","root":"ذ م م","rootLatin":"z-m-m","meaning":"Kınanmış, ayıplanmış, yerilmiş ve kötülenmiş durumda olmak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'zemm' kelimesinin 'kınamak, ayıplamak' anlamına geldiğini belirtir. 'Mezmûmen' ise kınanmış, ayıplanmış demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'a ortak koşan kişinin hem Allah katında hem de insanlar nezdinde kınanmış bir duruma düşeceğini ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'zemm'in bir şeyi kusurlu bulmak ve onu kötülemek olduğunu açıklar. 'Mezmûm', başkaları tarafından kusurlu bulunup kınanan kişidir. Ayet, şirk koşan kişinin bu dünyada ve ahirette kınanmaya müstahak olacağını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'zemm' kökünün Kur'an'da genellikle olumsuz bir yargıyı ve kınamayı ifade ettiğini belirtir. 'Mezmûm' olmak, kişinin yaptığı eylemden dolayı toplum ve ilahi kat nezdinde itibarını kaybetmesi ve ayıplanması anlamına gelir. Bu, şirk koşmanın getireceği manevi ve sosyal bir cezadır."}]},{"word":"مَّخْذُولًا","root":"خ ذ ل","rootLatin":"h-z-l","meaning":"Yardımsız bırakılmış, terk edilmiş, tek başına kalmış ve desteği kesilmiş durumda olmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hazl' kelimesinin 'yardımı kesmek, terk etmek' anlamına geldiğini ifade eder. 'Mahzûl' ise yardımsız bırakılmış, terk edilmiş kişidir. Ayetteki kullanımı, Allah'a ortak koşan kişinin Allah'ın yardımından mahrum kalacağını ve kimsesiz bir duruma düşeceğini belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'hazl'in bir kimseyi düşmanına karşı yardımsız bırakmak olduğunu açıklar. 'Mahzûl' olan kişi, kendisine yardım eli uzatılmayan, desteksiz kalan kimsedir. Ayet, şirk koşmanın sonucunda Allah'ın desteğinden mahrum kalmayı ve dolayısıyla her türlü yardımdan yoksun olmayı ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn, 'hazl' kelimesinin 'yardımı terk etmek' ve 'destekten mahrum bırakmak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Mahzûl' olmak, kişinin en çok ihtiyaç duyduğu anda yalnız bırakılması ve hiçbir yerden destek bulamaması demektir. Bu, şirk koşmanın getireceği en büyük cezalardan biridir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tevhid","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nehiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"yapma"},{"position":2,"surface":"تَجْعَلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-'-l","lemma":"جَعَلَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Nehiy harfi (لَا) ile meczûm olduğu için","gloss":"edinme"},{"position":3,"surface":"مَعَ","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Mekan","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَعَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"ile beraber"},{"position":4,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah"},{"position":5,"surface":"إِلَـٰهًا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"إِلَٰه","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"تَجْعَلْ fiilinin mef'ûlün bihi olduğu için mansûb","gloss":"tanrı"},{"position":6,"surface":"ءَاخَرَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ا-خ-ر","rootLatin":"a-kh-r","lemma":"آخَر","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"إِلَـٰهًا kelimesinin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"başka"},{"position":7,"surface":"فَتَقْعُدَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-ع-د","rootLatin":"q-'-d","lemma":"قَعَدَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Fâ-i Sebebiyye'den sonra geldiği için mansûb","gloss":"kalırsın"},{"position":8,"surface":"مَذْمُومًا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"ذ-م-م","rootLatin":"dh-m-m","lemma":"مَذْمُوم","form":"Mef'ûl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"yerilmiş"},{"position":9,"surface":"مَّخْذُولًا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"خ-ذ-ل","rootLatin":"kh-dh-l","lemma":"مَخْذُول","form":"Mef'ûl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb (önceki hâle atfedilmiştir)","gloss":"tek başına kalmış"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *17/22*
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *17/22*
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *17/22*
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *17/22*
- **Ankebût Sûresi** · *17/22*
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *17/22*
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *17/22*
- **Ankebût Sûresi** · *17/22*
