# İsrâ Sûresi, 90. Âyet (17:90)

> وَقَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفْجُرَ لَنَا مِنَ ٱلْأَرْضِ يَنۢبُوعًا

*Ve kâlû len nu/mine leke hattâ tefcura lenâ mine-l-ardi yenbû'â(n)*

**Meal (Diyanet):** (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/17/90

---

## Tefsir

{"topics":["musrikler","iman","peygamberlik"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"قَالُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler"},{"position":2,"surface":"لَن","pos":"harf","posDetail":"Nasb Edat","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَن","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"asla ...mayacağız"},{"position":3,"surface":"نُّؤْمِنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ء-م-ن","rootLatin":"'-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Nasb edatı 'len'den sonra geldiği için mansûb","gloss":"inanmayız"},{"position":4,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":4,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sana"},{"position":5,"surface":"حَتَّىٰ","pos":"harf","posDetail":"Nasb Edat","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"حَتَّىٰ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"e kadar"},{"position":6,"surface":"تَفْجُرَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ف-ج-ر","rootLatin":"f-j-r","lemma":"فَجَرَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Nasb edatı 'hattâ'dan sonra geldiği için mansûb","gloss":"fışkırtırsın"},{"position":7,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":7,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَحْنُ","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bize"},{"position":8,"surface":"مِنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"den"},{"position":9,"surface":"ٱلْأَرْضِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"'-r-d","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"yerden"},{"position":10,"surface":"يَنۢبُوعًا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ب-ع","rootLatin":"n-b-ʿ","lemma":"يَنْبُوع","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"kaynak"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"İsrâ Suresi'nin 90. ayeti, inkarcıların Hz. Muhammed'den mucize taleplerini ve bu taleplerin ardındaki iman eksikliğini dilbilimsel bir çerçevede ele almaktadır. Ayet, 'iman etme' ve 'kaynak fışkırtma' gibi temel fiiller üzerinden, imanın şartlı bir beklentiye indirgenemeyeceğini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"نُّؤْمِنَ","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Bu kelime, bir şeye güvenmek, tasdik etmek ve kalben inanmak anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'îmân' kelimesinin kökeninde 'emn' (güven, emniyet) olduğunu belirtir. Ayetteki 'lâ nu'mine' ifadesi, muhatabın getirdiği şeye kalben güvenip tasdik etmeme, yani inanmama durumunu ifade eder. Bu, sadece dil ile ikrar değil, kalben tasdik etmeyi de kapsar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'iman' kavramını Kur'an'da 'Allah'a ve O'nun elçisine güvenmek, teslim olmak ve tasdik etmek' olarak açıklar. Bu ayetteki kullanım, inkarcıların peygambere karşı bu güven ve tasdiki, belirli bir mucizeye bağlama şartını ortaya koyduğunu gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'iman'ı 'tasdik' olarak yorumlar. Ayetteki 'lâ nu'mine leke' ifadesi, 'seni tasdik etmeyeceğiz' anlamına gelir. Bu, peygamberin getirdiği mesaja ve onun doğruluğuna inanmama halini vurgular."}]},{"word":"تَفْجُرَ","root":"ف ج ر","rootLatin":"f-c-r","meaning":"Bu kelime, suyu yerden şiddetle çıkarmak, fışkırtmak anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'fecr' kökünden türeyen 'tefcür' kelimesinin, suyun yerden şiddetle ve bolca akıtılması, fışkırtılması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, inkarcıların yerden bol su kaynakları çıkarmasını talep etmeleri, bu fiilin mecazi değil, somut bir mucize beklentisini yansıtır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fecr' kelimesinin 'bir şeyi yarmak, açmak' anlamından geldiğini ve suyun toprağı yararak çıkması durumunda kullanıldığını ifade eder. 'Tefcür' fiili, bu yarılma ve fışkırma eylemini peygamberden beklenen bir mucize olarak sunar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'fecr' kökünün 'bir şeyi şiddetle ayırmak, yarmak' anlamını taşıdığını ve suyun yerden fışkırması durumunda bu anlamın belirginleştiğini açıklar. Ayetteki 'tefcüre' fiili, yerden suyun bolca ve zorla çıkarılması eylemini ifade eder."}]},{"word":"ٱلْأَرْضِ","root":"أ ر ض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Bu kelime, üzerinde yaşadığımız yeryüzü, toprak anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'arz' kelimesinin bilinen yeryüzü, üzerinde canlıların yaşadığı toprak parçası olduğunu belirtir. Ayetteki 'minel-ardı' ifadesi, suyun kaynağının yeryüzünden, yani toprağın içinden çıkmasını talep ettiklerini açıkça gösterir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Es-Sicistânî, 'arz' kelimesinin genel olarak yeryüzü ve toprak anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, inkarcıların talebinin somut bir coğrafi alandan, yani yerden su kaynaklarının fışkırması olduğunu vurgular."}]},{"word":"يَنۢبُوعًا","root":"ن ب ع","rootLatin":"n-b-'-","meaning":"Bu kelime, yerden fışkıran su kaynağı, pınar anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'yenbû'' kelimesinin 'neb'' kökünden geldiğini ve suyun yerden fışkırarak çıktığı yer olduğunu belirtir. Ayetteki 'yenbû'an' ifadesi, inkarcıların peygamberden yerden sürekli akan, bol bir su kaynağı çıkarmasını beklediklerini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'yenbû'' kelimesinin 'neb'' (fışkırmak, çıkmak) fiilinden türediğini ve suyun yerden çıktığı pınar veya kaynak anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, talep edilen mucizenin niteliğini, yani yerden fışkıran bir su kaynağı olduğunu belirtir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'yenbû'' kelimesinin 'neb'' kökünden türediğini ve suyun yerden sürekli olarak fışkırdığı yer olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanım, inkarcıların peygamberden beklediği somut ve sürekli bir mucizeyi, yani yerden çıkan bir pınarı işaret eder."}]}]}
