# İsrâ Sûresi, 92. Âyet (17:92)

> أَوْ تُسْقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِىَ بِٱللَّهِ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ قَبِيلًا

*Ev tuskita-ssemâe kemâ ze'amte ‘aleynâ kisefen ev te/tiye bi(A)llâhi velmelâ-iketi kabîlâ(n)*

**Meal (Diyanet):** (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/17/92

---

## Tefsir

{"topics":["musrikler","peygamberlik","melekler","gayb"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَوْ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yahut"},{"position":2,"surface":"تُسْقِطَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"س-ق-ط","rootLatin":"s-q-t","lemma":"إِسْقَاط","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Gizli bir 'en' edatıyla mansûb","gloss":"düşürmelisin"},{"position":3,"surface":"ٱلسَّمَآءَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاء","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"göğü"},{"position":4,"surface":"كَمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih ve Masdariye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَمَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"gibi"},{"position":5,"surface":"زَعَمْتَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ز-ع-م","rootLatin":"z-'-m","lemma":"زَعْم","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"iddia ettin"},{"position":6,"surface":"عَلَيْنَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"üzerimize"},{"position":6,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":7,"surface":"كِسَفًا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-س-ف","rootLatin":"k-s-f","lemma":"كِسْفَة","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"parça parça"},{"position":8,"surface":"أَوْ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yahut"},{"position":9,"surface":"تَأْتِىَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أ-ت-ي","rootLatin":"'-t-y","lemma":"إِتْيَان","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Gizli bir 'en' edatıyla mansûb","gloss":"getirmelisin"},{"position":10,"surface":"بِٱللَّهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":10,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah'ı"},{"position":11,"surface":"وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":11,"surface":"ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"م-ل-ك","rootLatin":"m-l-k","lemma":"مَلَائِكَة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"melekleri"},{"position":12,"surface":"قَبِيلًا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"قَبِيل","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"karşımıza"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"İsrâ Suresi 92. ayet, müşriklerin Hz. Peygamber'den mucize taleplerini dile getirmektedir. Ayet, onların imkansız ve mantıksız isteklerini, özellikle göğün düşürülmesi ve Allah ile meleklerin getirilmesi gibi talepler üzerinden ele alarak, inkarlarının derinliğini ve hakikati kabul etmedeki dirençlerini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"تُسْقِطَ","root":"س ق ط","rootLatin":"s-q-t","meaning":"Bir şeyi yukarıdan aşağıya düşürmek, indirmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sakât' kelimesinin asıl anlamının bir şeyin yüksek bir yerden aşağıya düşmesi olduğunu belirtir. Ayetteki 'tüsqıta' fiili, müşriklerin alaycı bir şekilde göğün üzerlerine düşürülmesini talep etmeleri bağlamında, Allah'ın kudretini sorgulayan bir meydan okuma olarak kullanılmıştır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, bu fiilin mecazi olarak da kullanılabileceğini belirtse de, ayetteki bağlamda 'göğü düşürmek' ifadesinin zahiri anlamıyla, yani fiziksel olarak göğün parçalanıp indirilmesi talebi olarak anlaşıldığını ifade eder. Bu, müşriklerin imkansız bir mucize beklentisini yansıtır."}]},{"word":"ٱلسَّمَآءَ","root":"س م و","rootLatin":"s-m-w","meaning":"Yüksek olan, yukarıda bulunan her şey, özellikle gök.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'semâ'' kelimesinin 'sümuvv' kökünden geldiğini ve yüksekliği ifade ettiğini belirtir. Kur'an'da hem maddi gök cisimlerini hem de manevi âlemleri kapsayan geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Bu ayette ise müşriklerin talebi doğrultusunda, fiziksel göğün parçalanarak üzerlerine düşürülmesi kastedilmektedir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'semâ'' kavramının Kur'an'da Allah'ın kudretinin ve yaratıcılığının bir göstergesi olarak sıkça geçtiğini vurgular. Müşriklerin bu ayetteki talebi, Allah'ın yaratma ve düzenleme gücünü hiçe sayan, imkansız bir meydan okumadır."}]},{"word":"كِسَفًا","root":"ك س ف","rootLatin":"k-s-f","meaning":"Parçalar, bölümler halinde.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'kisef' kelimesinin 'kisfe'nin çoğulu olduğunu ve 'parçalar, bölümler' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'kisefen' ifadesi, göğün bütün halinde değil, parçalara ayrılarak düşürülmesi talebini vurgular, bu da talebin ne kadar yıkıcı ve imkansız olduğunu gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'kisfe'nin bir şeyden ayrılan parça olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, müşriklerin göğün üzerlerine parça parça düşmesini istemeleriyle, Allah'ın azabının bir tezahürü olarak algıladıkları bir felaketi talep etmelerini ifade eder."}]},{"word":"تَأْتِىَ","root":"أ ت ى","rootLatin":"'-t-y","meaning":"Gelmek, getirmek, varmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ityân' kelimesinin bir yere veya bir şeye ulaşmak, gelmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'te'tiye' fiili, müşriklerin Allah'ı ve melekleri bizzat karşılarına getirme talebini ifade eder ki bu, onların peygamberlik müessesesine ve ilahi vahye olan inançsızlıklarının bir göstergesidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ety' kökünün Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak bu ayetteki gibi 'bir şeyi getirmek' anlamında kullanıldığında, genellikle bir talep veya beklentiye işaret ettiğini belirtir. Müşriklerin bu talebi, Allah'ın ve meleklerin fiziksel olarak görünmesini bekleyerek, imanın gayb boyutunu reddetmelerini yansıtır."}]},{"word":"قَبِيلًا","root":"ق ب ل","rootLatin":"q-b-l","meaning":"Karşı karşıya, yüz yüze, grup halinde.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'kabilen' kelimesinin 'karşı karşıya, yüz yüze' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, müşriklerin Allah'ı ve melekleri bizzat kendi gözleriyle görme, onlarla yüzleşme talebini ifade eder. Bu, onların imanın temel prensiplerinden olan gayba imanı reddetmelerinin bir yansımasıdır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'kabilen' kelimesinin 'karşılıklı olarak, yüz yüze' anlamının yanı sıra, 'bir grup, topluluk' anlamına da gelebileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin Allah'ı ve melekleri bir topluluk halinde, kendileriyle yüzleşecek şekilde getirme talebi, onların mucize beklentilerinin ne kadar aşırı olduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kabl' kökünün 'ön, karşı' anlamlarını taşıdığını ve 'kabilen' kelimesinin de bu kökten türeyerek 'karşı karşıya gelme' veya 'bir topluluk halinde bulunma' anlamlarını ifade ettiğini açıklar. Müşriklerin bu talebi, Allah'ın ve meleklerin beşeri algılarına uygun bir şekilde tezahür etmesini istemeleriyle, ilahi hakikati kendi sınırlı idraklerine indirgeme çabalarını ortaya koyar."}]}]}
