# Kehf Sûresi, 101. Âyet (18:101)

> ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا

*Elleżîne kânet a'yunuhum fî ġitâ-in ‘an żikrî vekânû lâ yestatî'ûne sem'â(n)*

**Meal (Diyanet):** (100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/18/101

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kehf Suresi'nin 101. ayeti, Allah'ın zikrinden yüz çeviren ve hakikati işitmeye tahammül edemeyenlerin durumunu tasvir etmektedir. Ayet, 'gözlerin örtülü olması' ve 'işitmeye güç yetirememek' kavramları üzerinden manevi körlük ve sağırlığı vurgular.","keyConcepts":[{"word":"أَعْيُنُهُمْ","root":"ع ي ن","rootLatin":"ayn-y-nun","meaning":"Manevi algı organı olarak gözler, hakikati görme yeteneği.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ayn' kelimesinin hem maddi gözü hem de basiret ve idrak gücünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'a'yunuhum' ifadesi, Allah'ın zikrini idrak etme ve hakikati görme yeteneğinden mahrumiyeti, yani manevi körlüğü anlatır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ayn'ın bir şeyin özü ve hakikati anlamına da geldiğini ifade eder. Bu bağlamda, ayetteki 'a'yunuhum', kişilerin Allah'ın zikrinin özünü ve hakikatini görememelerini, yani manevi idraklerinin kapalı olmasını vurgular."}]},{"word":"غِطَآءٍ","root":"غ ط و","rootLatin":"gayn-ta-vav","meaning":"Gözleri örten, hakikati görmeyi engelleyen perde veya örtü.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'gıta' kelimesinin bir şeyi tamamen örten, gizleyen anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fî gıta'in' ifadesi, bu kişilerin gözlerinin Allah'ın zikrinden tamamen perdelenmiş olduğunu, dolayısıyla hakikati idrak edemediklerini gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'gıta' kelimesinin mecazi olarak bir şeyin üzerini örten, onu görünmez kılan anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, bu kişilerin manevi basiretlerinin Allah'ın ayetlerini ve zikrini görmekten alıkonulduğunu, bir tür manevi körlük içinde olduklarını anlatır."}]},{"word":"ذِكْرِى","root":"ذ ك ر","rootLatin":"zal-kaf-ra","meaning":"Allah'ın ayetleri, öğütleri, hatırlatmaları ve Kur'an.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zikr' kelimesinin hem hatırlama hem de öğüt, şeref ve Kur'an gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'zikrî' ifadesi, Allah'ın gönderdiği vahiyleri, öğütleri ve Kur'an'ı kapsar; bu kişilerin bunlardan yüz çevirdiğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zikr'in Kur'an'da genellikle Allah'ın vahyini, hatırlatmasını ve öğütlerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'zikrî', Allah'ın insanlara gönderdiği ilahi mesajı ve uyarıları temsil eder, bu kişilerin bu mesajlara karşı duyarsızlığını gösterir."}]},{"word":"يَسْتَطِيعُونَ","root":"ط و ع","rootLatin":"ta-vav-ayn","meaning":"Bir şeyi yapmaya güç yetirmek, muktedir olmak, tahammül etmek.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'istita'a' fiilinin bir şeyi yapabilme gücüne sahip olmak, ona muktedir olmak anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'lâ yestatî'ûne sem'an' ifadesi, bu kişilerin Allah'ın zikrini işitmeye ve anlamaya manevi olarak güç yetiremediklerini, buna tahammül edemediklerini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'tav' kökünün itaat ve kolaylık anlamlarını taşıdığını, 'istita'a'nın ise bir şeyi yapmaya gücü yetmek olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, bu kişilerin sadece fiziksel olarak değil, manevi olarak da hakikati işitmeye ve kabul etmeye güçlerinin yetmediğini, bir tür manevi sağırlık içinde olduklarını ifade eder."}]},{"word":"سَمْعًا","root":"س م ع","rootLatin":"sin-mim-ayn","meaning":"İşitme, dinleme, kulak verme ve anlama yeteneği.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'sem'' kelimesinin hem fiziksel işitmeyi hem de anlamayı ve idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'sem'an' ifadesi, bu kişilerin Allah'ın zikrini sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda manevi olarak da işitmeye, anlamaya ve kabul etmeye güç yetiremediklerini anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'sem'' kavramının Kur'an'da genellikle sadece işitme değil, aynı zamanda işitilen şeyi anlama ve ona icabet etme anlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'sem'an', bu kişilerin Allah'ın öğütlerini işitip idrak etme ve ona göre amel etme yeteneğinden mahrumiyetlerini ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cehennem","musrikler","zikir","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî","gloss":"o kimseler ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Sıfat"},{"position":2,"surface":"كَانَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idi","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"أَعْيُنُهُمْ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-ي-ن","rootLatin":"'-y-n","lemma":"عَيْن","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"كَانَتْ fiilinin ismi olduğu için merfû","gloss":"gözleri","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâkıs fiilin ismi","izafet":"Muzâf"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":4,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":5,"surface":"غِطَآءٍ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"غ-ط-و","rootLatin":"ġ-ṭ-w","lemma":"غِطَاء","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bir örtü","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":6,"surface":"عَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":7,"surface":"ذِكْرِى","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ك-ر","rootLatin":"ḏ-k-r","lemma":"ذِكْر","form":"Mücerred","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"zikrim","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru","izafet":"Muzâf"},{"position":7,"surface":"ى","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müfred","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"benim","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":8,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":8,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":9,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":10,"surface":"يَسْتَطِيعُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ط-و-ع","rootLatin":"ṭ-w-'-","lemma":"اِسْتَطَاعَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"güç yetiremiyorlardı","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":11,"surface":"سَمْعًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'-","lemma":"سَمْع","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"işitmeye","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Elleżîne"},{"position":2,"translit":"kânet"},{"position":3,"translit":"a'yunuhum"},{"position":4,"translit":"fî"},{"position":5,"translit":"ġitâ-in"},{"position":6,"translit":"‘an"},{"position":7,"translit":"żikrî"},{"position":8,"translit":"vekânû"},{"position":9,"translit":"lâ"},{"position":10,"translit":"yestatî'ûne"},{"position":11,"translit":"sem'â(n)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *18/100-101*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *18/100-101*
