# Kehf Sûresi, 108. Âyet (18:108)

> خَـٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا

*Ḣâlidîne fîhâ lâ yebġûne ‘anhâ hivelâ(n)*

**Meal (Diyanet):** (107-108) Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/18/108

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kehf Suresi'nin 108. ayeti, cennet ehlinin ebedi ikametini ve bu durumdan duydukları tam memnuniyeti vurgular. Ayet, 'ebedi kalma' ve 'başka bir yer istememe' kavramları üzerinden cennetin nihai ve eksiksiz bir ödül olduğunu dilbilimsel olarak pekiştirir.","keyConcepts":[{"word":"خَـٰلِدِينَ","root":"خ ل د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Cennette ebediyen kalacak olanlar, sonsuz ikamet edenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'huld' kelimesinin bir şeyin bozulmadan, değişmeden kalması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'hâlidîn' ifadesi, cennet ehlinin cennetteki varlıklarının kesintiye uğramayacağını, sonsuz ve sürekli olacağını, ölüm veya yok olma gibi bir durumla karşılaşmayacaklarını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'hâlidîn' kelimesini 'mukîmîn' (ikamet edenler) olarak açıklar ve bu ikametin sonsuzluğunu vurgular. Ayetteki kullanımıyla, cennet ehlinin cennetteki varlıklarının geçici değil, kalıcı ve ebedi olduğunu, oradan ayrılma gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'huld' kavramının Kur'an'da genellikle ahiret hayatının, özellikle de cennet ve cehennemin sonsuzluğunu ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'hâlidîn' kelimesi, cennetin müminler için nihai ve kesintisiz bir ikametgah olduğunu, bu durumun Allah'ın vaadinin bir parçası olarak asla sona ermeyeceğini vurgular."}]},{"word":"يَبْغُونَ","root":"ب غ ى","rootLatin":"b-ğ-y","meaning":"İstemek, aramak, talep etmek.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'bağa' fiilinin 'talep etmek, aramak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ yebğûne' ifadesi, cennet ehlinin cennetten başka bir yer arayışında olmayacaklarını, mevcut durumlarından tam bir memnuniyet duyacaklarını ve başka bir ikametgah talep etmeyeceklerini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'bağa' fiilinin genellikle bir şeyi aramak, istemek anlamında kullanıldığını, bazen de haddi aşma anlamı taşıdığını belirtir. Bu ayetteki 'lâ yebğûne' kullanımı, cennet ehlinin cennetin güzellikleri ve nimetleriyle o kadar tatmin olacaklarını ki, oradan ayrılmayı veya başka bir yer aramayı akıllarından bile geçirmeyeceklerini, yani başka bir şeye ihtiyaç duymayacaklarını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'bağa' fiilinin Kur'an'da farklı bağlamlarda 'istemek, aramak, zulmetmek' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'lâ yebğûne' ifadesi, cennet ehlinin cennetin mükemmelliği karşısında başka bir alternatif arayışına girmeyeceklerini, mevcut durumlarından tam bir rıza ve memnuniyet duyacaklarını, dolayısıyla başka bir yer talep etme ihtiyacı hissetmeyeceklerini gösterir."}]},{"word":"حِوَلًا","root":"ح و ل","rootLatin":"h-w-l","meaning":"Değişiklik, başka bir yere geçiş, dönüşüm.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'havl' kelimesinin 'bir yerden başka bir yere geçmek, değişmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'hıvelen' ifadesi, cennet ehlinin cennetten başka bir yere geçiş, oradan ayrılış veya mevcut durumlarında bir değişiklik istemeyeceklerini, cennetin kendileri için nihai ve değişmez bir ikametgah olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'havl' kökünün 'bir halden başka bir hale geçmek, dönmek' anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'hıvelen' kelimesi, cennet ehlinin cennetten başka bir mekana geçiş veya mevcut durumlarında bir değişiklik arayışında olmayacaklarını, cennetin kendileri için en üstün ve yeterli mekan olduğunu ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'havl' kelimesinin 'bir şeyin durumunun değişmesi, bir yerden başka bir yere intikal etmesi' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'hıvelen' ifadesi, cennet ehlinin cennetten ayrılmayı, başka bir yere taşınmayı veya mevcut durumlarında herhangi bir değişikliği arzu etmeyeceklerini, cennetin onlar için mutlak ve kalıcı bir memnuniyet kaynağı olduğunu gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"خَـٰلِدِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ل-د","rootLatin":"ḫ-l-d","lemma":"خَالِد","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"temelli kalanlar"},{"position":2,"surface":"فِي","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":2,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o (yer)"},{"position":3,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":4,"surface":"يَبْغُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ب-غ-ي","rootLatin":"b-ġ-y","lemma":"بَغَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"isterler"},{"position":5,"surface":"عَنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":5,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o (yer)"},{"position":6,"surface":"حِوَلًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ح-و-ل","rootLatin":"ḥ-w-l","lemma":"حِوَل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"başka bir yer"}]
