# Kehf Sûresi, 3. Âyet (18:3)

> مَّـٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

*Mâkiśîne fîhi ebedâ(n)*

**Meal (Diyanet):** (2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/18/3

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kehf Suresi'nin 3. ayeti, Allah'ın dosdoğru Kitab'ı indirmesinin temel amaçlarından birini, müminlere ebedi kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemesi olarak vurgular. Bu bağlamda 'mâkisîn' kelimesi, kalıcılık ve süreklilik anlamlarını taşıyarak vaat edilen mükafatın niteliğini belirler.","keyConcepts":[{"word":"مَّـٰكِثِينَ","root":"م ك ث","rootLatin":"m-k-s","meaning":"Bu kelime, bir yerde sürekli ve kalıcı olarak ikamet edenler, kalanlar anlamına gelir ve ayette cennette ebediyen kalacak olan müminleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'mekes' (مكث) kökünü bir yerde durmak, kalmak ve beklemek olarak açıklar. Ayetteki 'mâkisîn' kelimesi, cennetteki müminlerin bu ikametin geçici değil, sürekli ve kesintisiz olacağını vurgular. Bu, Allah'ın vaadinin kesinliğini ve mükafatın sonsuzluğunu gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'mâkisîn' kelimesini 'mukîmîn' (ikamet edenler) anlamında kullanır. Ayetteki bağlamda, bu kelime cennetin müminler için daimi bir yurt olacağını, oradan ayrılmayacaklarını ve bu durumun bir mecaz değil, hakikat olduğunu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'beka' (kalıcılık) kavramının önemine değinir. 'Mâkisîn' kelimesi, bu beka kavramının bir tezahürüdür ve müminlerin ahiretteki durumlarının geçici dünya hayatının aksine, sonsuz ve kesintisiz olacağını vurgular. Bu, Allah'ın lütfunun en üst düzeydeki ifadesidir."}]},{"word":"أَبَدًا","root":"أ ب د","rootLatin":"e-b-d","meaning":"Bu kelime, sonsuza dek, ebediyen, hiç bitmeyecek şekilde anlamına gelir ve ayette cennetteki kalıcılığın mutlak ve sınırsız olduğunu pekiştirir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ebed' kelimesini zamanın sonu olmayan, sürekli ve kesintisiz bir zaman dilimi olarak tanımlar. Ayetteki 'ebeden' kelimesi, cennetteki ikametin sadece uzun süreli değil, aynı zamanda sonsuz olduğunu, hiçbir zaman sona ermeyeceğini açıkça belirtir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ebed' kelimesinin, başlangıcı olmayan veya sonu olmayan zamanı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cennetin müminler için sonu olmayan bir mekan olduğunu, bu durumun Allah'ın kudretinin ve vaadinin bir göstergesi olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ebed' kelimesinin Kur'an'da genellikle ahiret hayatının ve cennetin kalıcılığını ifade etmek için kullanıldığını belirtir. 'Mâkisîne fîhi ebeden' ifadesi, cennetin müminler için sadece bir konaklama yeri değil, aynı zamanda sonsuz bir yurt olduğunu, bu durumun müminlere verilen en büyük müjde olduğunu gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i Yûnusiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *18/3*
