# Kehf Sûresi, 31. Âyet (18:31)

> أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّـٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَـٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۚ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا

*Ulâ-ike lehum cennâtu ‘adnin tecrî min tahtihimu-l-enhâru yuhallevne fîhâ min esâvira min żehebin veyelbesûne śiyâben ḣudran min sundusin ve-istebrakin mutteki-îne fîhâ ‘alâ-l-erâ-ik(i)(c) ni'me-śśevâbu vehasunet murtefekâ(n)*

**Meal (Diyanet):** İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/18/31

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kehf Suresi'nin 31. ayeti, cennet ehlinin mükafatlarını ve yaşam tarzlarını tasvir etmektedir. Ayet, Adn cennetleri, oradaki süs eşyaları, giysiler ve dinlenme mekanları gibi unsurları detaylandırarak ahiret nimetlerini dilbilimsel bir zenginlikle sunar.","keyConcepts":[{"word":"جَنَّـٰتُ","root":"ج ن ن","rootLatin":"c-n-n","meaning":"Bu kelime, ağaçlarla örtülü, gizli ve korunaklı bahçeleri ifade eder ve ayette cennetin bir tasviri olarak kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cennet (جنّة), aslen ağaçlarla örtülü bahçe anlamına gelir. Bu örtücülükten dolayı 'gizlemek' (جَنَّ) fiilinden türemiştir. Kur'an'da ise ahiretteki mükafat yurdu için kullanılmıştır ve bu ayetteki 'Adn cennetleri' ifadesi, bu bahçelerin ebedi ve kalıcı niteliğini vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Cennet kelimesi, yoğun ağaçları ve bitki örtüsüyle toprağı örten, gizleyen yer anlamındadır. Ayetteki kullanımı, müminlere vaat edilen ahiret yurdunun güzelliğini ve ferahlığını ifade eder."}]},{"word":"عَدْنٍ","root":"ع د ن","rootLatin":"a-d-n","meaning":"Bu kelime, kalıcı ikametgah, yerleşme ve ebediyet anlamlarını taşır ve cennetin sürekli ve değişmez niteliğini vurgular.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Adn (عدن), 'ikamet etmek, yerleşmek' fiilinden türemiştir. Cennet-i Adn, ebedi ikametgah anlamına gelir. Bu ayetteki kullanımı, müminlerin cennetteki yerlerinin kalıcı ve sürekli olduğunu belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Adn (عدن), bir yerde sürekli kalmak, yerleşmek demektir. Cennet-i Adn tabiri, cennetin ebedi ve kalıcı bir yurt olduğunu, oradan ayrılmanın söz konusu olmadığını ifade eder. Ayetteki bağlam, bu ebedi ikametgahın müminlere vaat edildiğini gösterir."}]},{"word":"يُحَلَّوْنَ","root":"ح ل ي","rootLatin":"h-l-y","meaning":"Bu kelime, süslenmek, ziynet takınmak anlamına gelir ve cennet ehlinin altın bileziklerle süsleneceğini ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Halla (حلّى) fiili, bir şeyi süslemek, ziynetlendirmek demektir. 'Yuhallevne' (يُحَلَّوْنَ) ifadesi, cennet ehlinin altın bileziklerle süsleneceğini, onlara bu ziynetlerin giydirileceğini mecazi olarak değil, gerçek anlamda ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Halla (حلّى) kelimesi, süslemek, ziynet takmak anlamındadır. Ayetteki 'yuhallevne' (يُحَلَّوْنَ) fiili, cennetliklerin altın bileziklerle donatılacağını, bunun onlara bir ikram ve güzellik katacağını belirtir."}]},{"word":"ثِيَابًا","root":"ث و ب","rootLatin":"s-v-b","meaning":"Bu kelime, giysi, elbise anlamına gelir ve cennet ehlinin giyeceği ince ve kalın ipekten elbiseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Sevbun (ثوب), giysi demektir. Aslı, geri dönmek, tekrar etmek anlamındaki 'sevb' (ثوب) kökünden gelir, çünkü giysi giyilip çıkarılır. Ayetteki 'siyaben' (ثِيَابًا) kelimesi, cennet ehlinin giyeceği özel ve değerli elbiseleri ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Sevbun (ثوب), bedeni örten her türlü giysidir. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin giyeceği yeşil renkli, ince ipek (sundus) ve kalın ipek (istebrak) kumaşlardan yapılmış elbiseleri belirtir, bu da onların refah ve lüks içinde olacaklarını gösterir."}]},{"word":"مُّتَّكِـِٔينَ","root":"و ك أ","rootLatin":"v-k-'-","meaning":"Bu kelime, yaslanmak, dayanmak anlamına gelir ve cennet ehlinin tahtlar üzerinde rahatça yaslanarak oturacaklarını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İttikâ' (اتكاء), bir şeye dayanmak, yaslanmak demektir. Ayetteki 'müttekiîne' (مُّتَّكِـِٔينَ) ifadesi, cennet ehlinin tahtlar (erâik) üzerinde rahat ve huzurlu bir şekilde yaslanarak oturacaklarını, bu durumun onların konforunu ve ikramını gösterdiğini belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Vekâ' (وكأ) kökünden türeyen 'müttekiîne' (مُّتَّكِـِٔينَ), bir şeye dayanarak rahat bir pozisyonda oturmayı ifade eder. Kur'an'da genellikle cennet tasvirlerinde geçer ve cennet ehlinin huzur ve refah içinde, hiçbir zahmet çekmeden dinleneceklerini vurgular."}]},{"word":"مُرْتَفَقًا","root":"ر ف ق","rootLatin":"r-f-q","meaning":"Bu kelime, yaslanılacak yer, destek noktası anlamına gelir ve cennetin ne güzel bir dinlenme ve destek yeri olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mürtefek (مُرْتَفَقًا), yaslanılan, dayanılan yer demektir. Ayetteki 'hasunet mürtefekan' (وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا) ifadesi, cennetin, müminler için ne güzel bir dinlenme ve rahatlama yeri olduğunu, onların orada tam bir huzur bulacaklarını vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Mürtefek (مُرْتَفَقًا), dirsek ile yaslanılan yer anlamına gelir. Bu ayetteki kullanımı, cennetin, müminler için rahat ve konforlu bir dinlenme mekanı olduğunu, onların orada her türlü sıkıntıdan uzak bir şekilde yaşayacaklarını ifade eder."}]}]}
