# Meryem Sûresi, 37. Âyet (19:37)

> فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ ۖ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ

*Faḣtelefe-l-ahzâbu min beynihim(s) feveylun lilleżîne keferû min meşhedi yevmin ‘azîm(in)*

**Meal (Diyanet):** (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/19/37

---

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","musrikler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve, sonra"},{"position":1,"surface":"ٱخْتَلَفَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"خ-ل-ف","rootLatin":"ḫ-l-f","lemma":"اِخْتَلَفَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"anlaşmazlığa düştü"},{"position":2,"surface":"ٱلْأَحْزَابُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ز-ب","rootLatin":"ḥ-z-b","lemma":"حِزْب","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"fırkalar"},{"position":3,"surface":"مِنۢ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":4,"surface":"بَيْنِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"بَيْن","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"arası"},{"position":4,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"وَيْلٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"و-ي-ل","rootLatin":"w-y-l","lemma":"وَيْل","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"vay halina"},{"position":6,"surface":"لِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":6,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِي","form":"-","features":{"number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî","gloss":"o kimseler ki"},{"position":7,"surface":"كَفَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inkar ettiler"},{"position":8,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":9,"surface":"مَّشْهَدِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ش-ه-د","rootLatin":"ş-h-d","lemma":"مَشْهَد","form":"Mef'al","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"görülecek yer, şahitlik"},{"position":10,"surface":"يَوْمٍ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"gün"},{"position":11,"surface":"عَظِيمٍ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ع-ظ-م","rootLatin":"ʿ-ẓ-m","lemma":"عَظِيم","form":"Fa'îl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"büyük"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Meryem Suresi 37. ayet, Hz. İsa'nın statüsü hakkındaki ihtilafları ve bu ihtilafın ahiretteki sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'ihtilaf', 'azap' ve 'büyük gün' gibi kavramlar üzerinden, inanç ayrılıklarının ve küfrün vahim akıbetini vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ٱخْتَلَفَ","root":"خ ل ف","rootLatin":"h-l-f","meaning":"Farklı görüşlere sahip olmak, anlaşmazlığa düşmek, ayrılığa düşmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ḫalefe' fiilinin bir şeyin ardından gelmek, yerine geçmek veya bir şeyden sonra ortaya çıkmak anlamlarına geldiğini belirtir. 'İhtilaf' ise, iki veya daha fazla tarafın bir konuda farklı görüşlere sahip olması, birbirine muhalif olmasıdır. Ayetteki 'faḫtelefe' (فَاخْتَلَفَ) kelimesi, Hz. İsa'nın kimliği ve statüsü konusunda fırkaların kendi aralarında derin bir anlaşmazlığa düştüğünü ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ihtilaf' kelimesini 'birbirine muhalif olmak' ve 'ayrılığa düşmek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Hristiyan fırkalarının Hz. İsa'nın ilahlığı veya peygamberliği konusunda farklı inançlara sahip olmalarını, yani bir konuda uzlaşamamalarını mecazi olarak ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ihtilaf' kavramının Kur'an'da genellikle hakikatten sapma ve bölünme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ihtilaf', tevhid inancından saparak Hz. İsa hakkında farklı ve yanlış görüşler benimseyen grupların durumunu yansıtır, bu da dini bir ayrılık ve sapmadır."}]},{"word":"ٱلْأَحْزَابُ","root":"ح ز ب","rootLatin":"h-z-b","meaning":"Bir araya gelmiş, toplanmış gruplar veya fırkalar anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hizb' kelimesinin bir araya gelmiş, aynı görüşü paylaşan topluluk veya grup anlamına geldiğini belirtir. 'Ahzab' (أَحْزَابُ) ise bunun çoğuludur ve ayette, Hz. İsa hakkında farklı inançlara sahip olan Hristiyan fırkalarını, yani çeşitli mezhepleri ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'hizb' kelimesinin 'bir iş için toplanan cemaat' veya 'bir görüş etrafında birleşen topluluk' olduğunu açıklar. Ayetteki 'el-ahzab' ifadesi, Hz. İsa'nın kimliği konusunda farklı ve çatışan görüşlere sahip olan Hristiyan gruplarını, yani mezhepleri ve fırkaları kasteder."}]},{"word":"فَوَيْلٌ","root":"و ي ل","rootLatin":"v-y-l","meaning":"Şiddetli azap, helak veya büyük bir felaket anlamında kullanılan bir tehdit ve kınama ifadesidir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'veyl' kelimesinin 'azap' ve 'helak' anlamına geldiğini belirtir. Bu kelime, genellikle büyük bir felaket veya şiddetli bir ceza ile tehdit etmek için kullanılır. Ayetteki 'feveylun' (فَوَيْلٌ) ifadesi, Hz. İsa hakkında küfre düşenlerin karşılaşacakları şiddetli azabı ve kötü akıbeti vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'veyl' kelimesinin 'şiddetli azap' veya 'helak' anlamına geldiğini ve genellikle bir tehdit ve kınama ifadesi olarak kullanıldığını açıklar. Ayetteki bağlamda, Hz. İsa'nın ilahlığına inanarak küfre düşenlerin ahirette karşılaşacakları büyük azabı ve felaketi ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'veyl' kelimesini 'azap vadisi' veya 'helak' olarak açıklar. Bu ayetteki 'feveylun' ifadesi, küfredenlerin büyük günün dehşeti karşısında çekecekleri azabın şiddetini ve kaçınılmazlığını vurgular."}]},{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"İnkar etmek, gerçeği örtmek, nankörlük etmek veya Allah'ın birliğini ve peygamberliğini reddetmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' kelimesinin asıl anlamının 'örtmek' olduğunu ve bu anlamdan türeyerek 'nimeti örtmek' yani nankörlük etmek veya 'hakkı örtmek' yani inkar etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'keferû' (كَفَرُوا۟) fiili, Hz. İsa hakkında hakikati inkar eden, onun Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu reddederek ilahlaştıran veya başka yanlış inançlara sahip olanların durumunu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da temel olarak Allah'ın birliğini ve peygamberlerin getirdiği mesajı reddetmek anlamına geldiğini vurgular. Bu ayetteki 'keferû' kelimesi, Hz. İsa'nın ilahlığına inanarak tevhid ilkesinden sapan ve böylece Allah'ın hakikatini inkar edenlerin durumunu ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'küfr' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberlerin risaletini inkar etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'keferû' ifadesi, Hz. İsa hakkında doğru inançtan saparak küfre düşenlerin, yani Allah'ın birliğini ve İsa'nın peygamberliğini reddedenlerin durumunu açıklar."}]},{"word":"مَّشْهَدِ","root":"ش ه د","rootLatin":"ş-h-d","meaning":"Şahit olunan yer veya zaman, hazır bulunulan an, yani kıyamet günü anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'meşhed' kelimesinin 'şahit olunan yer veya zaman' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'min meşhedi yevmin azîm' (مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ) ifadesi, kıyamet gününün dehşetine şahit olunacak anı, yani o büyük günün kendisini ifade eder. Küfredenler o günün dehşetine tanık olacaklardır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'meşhed' kelimesinin 'şahitlik edilen yer veya zaman' olduğunu ve bazen 'toplanma yeri' anlamına da gelebileceğini açıklar. Bu ayette, 'meşhedi yevmin azîm' ifadesi, kıyamet gününün dehşetine şahit olunacak anı, yani o büyük günün kendisini ve o günkü toplanmayı kasteder."}]},{"word":"عَظِيمٍ","root":"ع ظ م","rootLatin":"a-z-m","meaning":"Büyük, yüce, önemli ve dehşet verici anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azîm' kelimesinin 'büyük, yüce, önemli' anlamına geldiğini belirtir. 'Yevmin azîm' (يَوْمٍ عَظِيمٍ) ifadesi, kıyamet gününün dehşetini, büyüklüğünü ve önemini vurgular. Bu, sıradan bir gün değil, hesap ve ceza günüdür."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'azîm' kelimesinin 'büyüklük, yücelik ve şan' ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'yevmin azîm' ifadesi, kıyamet gününün dehşetini, büyüklüğünü ve o gün yaşanacak olayların vahametini vurgulayarak, küfredenlerin karşılaşacağı azabın şiddetini pekiştirir."}]}]}
