# Bakara Sûresi, 166. Âyet (2:166)

> إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ ٱلْأَسْبَابُ

*İż teberrae-lleżîne-ttubi'û mine-lleżîne-ttebe'û veraevu-l'ażâbe vetekatta'at bihimu-l-esbâb(u)*

**Meal (Diyanet):** Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/2/166

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününde liderlerin ve takipçilerin birbirlerinden uzaklaşmasını ve dünyevi bağların kopmasını tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, bu ayrılığı, azabı ve bağların kopuşunu dilbilimsel ve semantik derinliğiyle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تَبَرَّأَ","root":"ب-ر-أ","rootLatin":"b-r-a","meaning":"Kendilerine uyulanların, uyanlardan uzaklaşması, onlarla ilişkilerini kesmesi ve sorumluluktan sıyrılmasıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'berâe' kelimesinin bir şeyden ayrılma, uzaklaşma ve ondan ilişiği kesme anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'teberrae' fiili, uyulanların, kendilerine uyanlardan kıyamet gününde tamamen yüz çevirmesi ve onlarla hiçbir bağlarının kalmadığını ilan etmesi durumunu ifade eder. Bu, dünyadaki takipçilik ilişkisinin ahirette bir sorumluluktan kaçınma eylemine dönüşmesidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'teberrae' fiilini 'uzaklaştı, ilişiğini kesti' şeklinde açıklar. Ayetteki kullanımı, dünyada kendilerine itaat edilenlerin, ahirette azabı gördüklerinde, kendilerine uyanlardan tamamen ayrılmaları ve onlarla hiçbir ortak noktalarının kalmadığını beyan etmeleri mecazını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'berâe' kavramının Kur'an'da genellikle bir sorumluluktan veya bir ilişkiden tamamen arınma, uzaklaşma ve temizlenme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'teberrae', dünyevi liderlik ve takipçilik ilişkisinin ahiretteki sorumluluktan kaçınma ve reddetme eylemi olarak tezahür ettiğini gösterir."}]},{"word":"ٱتُّبِعُوا۟","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Kendilerine uyulan, peşinden gidilen, örnek alınan kişilerdir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ittebe' fiilinin 'peşinden gitmek, tabi olmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Uttubiû' ise meçhul yapısıyla 'kendilerine tabi olunanlar, peşinden gidilenler' demektir. Ayette, dünyada kendilerine itaat edilen, lider konumundaki kişileri ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'tebea' kökünün bir şeyin arkasından gitmek, onu izlemek ve ona uymak anlamlarını taşıdığını açıklar. 'Uttubiû' kelimesi, dünyada başkaları tarafından örnek alınan, yol gösterici olarak kabul edilen ve peşinden gidilen kimseleri ifade eder. Kıyamet gününde ise bu takipçilik ilişkisinin tersine dönmesi ve liderlerin sorumluluktan kaçması vurgulanır."}]},{"word":"ٱتَّبَعُوا۟","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Başkalarının peşinden giden, onlara uyan ve onları takip eden kişilerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'tebea' fiilinin birinin izini takip etmek, peşinden gitmek ve ona uymak anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ittebeû' fiili, dünyada kendilerine uyulan liderlerin peşinden giden, onlara itaat eden ve onların yolunu izleyen takipçileri ifade eder. Bu, dünyevi bağlılığın ahiretteki acı sonucunu gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'tebea' kökünün Kur'an'da genellikle bir liderin veya bir yolun peşinden gitme, ona tabi olma anlamında kullanıldığını vurgular. Ayetteki 'ittebeû', dünyada yanlış liderlerin peşinden giden ve onların sapkınlıklarına ortak olan kişileri tanımlar. Bu takipçilik, ahirette pişmanlık ve azapla sonuçlanacaktır."}]},{"word":"ٱلْعَذَابَ","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"a-dh-b","meaning":"Kıyamet gününde inkarcılara ve günahkarlara verilecek olan şiddetli ceza ve azaptır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'azab' kelimesinin 'acı veren ceza' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-azâb', kıyamet gününde inkarcıların ve sapkınların göreceği, dünyevi bağların kopmasına neden olacak şiddetli ilahi cezayı ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'azab'ın, bir şeyi engellemek, alıkoymak ve acı vermek anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'el-azâb', dünyada yanlış yollara sapanların ahirette karşılaşacakları, onları her türlü rahatlıktan mahrum bırakacak ve onlara şiddetli acı verecek olan ilahi cezayı simgeler."}]},{"word":"تَقَطَّعَتْ","root":"ق-ط-ع","rootLatin":"k-t-a","meaning":"Aralarındaki bağların, ilişkilerin tamamen kopması, kesilmesi ve sona ermesidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kat'' kökünün bir şeyi birbirinden ayırmak, kesmek anlamına geldiğini belirtir. 'Tekattaat' ise tefe'ul babından gelerek 'tamamen koptu, paramparça oldu' anlamını güçlendirir. Ayette, dünyadaki tüm sosyal, siyasi ve dini bağların kıyamet gününde tamamen ortadan kalkmasını, işlevsiz hale gelmesini ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'tekattua' fiilinin bir şeyin parçalara ayrılması, dağılması ve tamamen kesilmesi anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'tekattat' kelimesi, dünyada insanlar arasında var olan tüm ilişkilerin, dostlukların, liderlik-takipçilik bağlarının ahirette azabın şiddetiyle tamamen kopacağını ve hiçbir fayda sağlamayacağını vurgular."}]},{"word":"ٱلْأَسْبَابُ","root":"س-ب-ب","rootLatin":"s-b-b","meaning":"Dünyadaki ilişkiler, bağlar, vesileler ve ulaşım yollarıdır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'sebeb' kelimesinin 'ip, bağ, vesile' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-esbâb', dünyada insanlar arasındaki tüm ilişkileri, yardımlaşma ve dayanışma bağlarını, kurtuluş vesilelerini ifade eder. Kıyamet gününde bu bağların kopması, dünyevi hiçbir ilişkinin fayda vermeyeceğini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sebeb' kelimesinin bir şeye ulaşmayı sağlayan her türlü vasıta ve bağ anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'el-esbâb', dünyadaki akrabalık, dostluk, liderlik-takipçilik gibi tüm ilişkileri ve kurtuluşa ermek için tutunulan tüm vesileleri kapsar. Bu bağların kopması, ahirette herkesin kendi ameliyle baş başa kalacağını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sebeb' kavramının Kur'an'da genellikle bir amaca ulaşmak için kullanılan araçlar, yollar veya bağlar anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'el-esbâb', dünyevi ilişkilerin, ittifakların ve dayanışmaların ahirette hiçbir işe yaramayacağını, aksine azapla yüzleşildiğinde tamamen kopacağını ve dağılacağını sembolize eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/166*
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/166*
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/166*
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/166*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/166*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/166*
