# Bakara Sûresi, 168. Âyet (2:168)

> يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَـٰلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَـٰنِ ۚ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

*Yâ eyyuhâ-nnâsu kulû mimmâ fi-l-ardi halâlen tayyiben velâ tettebi'û ḣutuvâti-şşeytân(i)(c) innehu lekum ‘aduvvun mubîn(un)*

**Meal (Diyanet):** Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/2/168

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bakara 168. ayet, insanlara yeryüzündeki helal ve temiz rızıklardan yemelerini emrederken, şeytanın adımlarını takip etmekten sakındırır. Ayet, helal rızık ve şeytandan uzak durma kavramları etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"كُلُوا۟","root":"أكل","rootLatin":"e-k-l","meaning":"Yemek, beslenmek fiilinin emir kipidir ve helal rızık tüketimine işaret eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'أكل' kelimesinin hem maddi gıda alımını hem de mecazi olarak bir şeyden faydalanmayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'كُلُوا۟' emri, yeryüzündeki nimetlerden helal ve tayyib olanları tüketme emridir, bu da sadece bedenin değil, ruhun da beslenmesine işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'أكل' kökünün, bir şeyi ağız yoluyla alıp sindirme eylemini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanlara bahşettiği rızıklardan istifade etme ve bu nimetlere şükretme anlamını taşır."}]},{"word":"حَلَـٰلًا","root":"حلل","rootLatin":"h-l-l","meaning":"Dinen izin verilmiş, meşru olan şeyleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'حلل' kökünün 'bağını çözmek, serbest bırakmak' anlamından geldiğini ve 'helal' kelimesinin de şer'an serbest bırakılmış, yasak olmayan şeyleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'حَلَـٰلًا', yeryüzündeki rızıkların Allah tarafından mübah kılındığını vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'حلل' kelimesinin 'düğümü çözmek' anlamından türediğini ve 'helal'in de şeriatın düğümünü çözdüğü, yani serbest bıraktığı şey olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, yiyeceklerin dinen caiz ve meşru olması gerektiğini belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'helal' kavramının Kur'an'da 'haram'ın zıttı olarak kullanıldığını ve Allah'ın koyduğu sınırlar içinde izin verilen her şeyi kapsadığını belirtir. Ayetteki 'حَلَـٰلًا', yiyeceklerin sadece maddi olarak temiz olmasının değil, aynı zamanda dinî ve ahlaki açıdan da meşru olmasının önemini vurgular."}]},{"word":"طَيِّبًا","root":"طيب","rootLatin":"t-y-b","meaning":"Temiz, güzel, hoş ve iyi olan şeyleri ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'طيب' kelimesinin 'güzel, hoş' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'helal' ile birlikte kullanıldığında hem maddi temizliği hem de manevi güzelliği ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'طَيِّبًا', yiyeceklerin sadece helal olmakla kalmayıp, aynı zamanda temiz, lezzetli ve faydalı olmasını da kapsar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'طيب' kelimesinin 'hoş, güzel, temiz' anlamlarına geldiğini ve hem duyularla algılanan güzelliği hem de manevi temizliği ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'طَيِّبًا', yiyeceklerin hem fiziksel olarak temiz ve sağlıklı olmasını hem de fıtrata uygun, iştah açıcı olmasını ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'tayyib' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve 'helal' ile birlikte kullanıldığında, sadece dinen caiz olanı değil, aynı zamanda insan fıtratına uygun, sağlıklı ve faydalı olanı da ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'طَيِّبًا', rızıkların hem helal hem de nitelikli olmasının önemini vurgular."}]},{"word":"تَتَّبِعُوا۟","root":"تبع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Takip etmek, peşinden gitmek, uymak fiilinin nehiy (yasaklama) kipidir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'تبع' kökünün 'bir şeyin ardına düşmek, izini takip etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'وَلَا تَتَّبِعُوا۟' ifadesi, şeytanın adımlarını izlemekten, onun vesveselerine uymaktan kesin bir şekilde sakınmayı emreder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'تبع' kelimesinin 'bir şeyin peşinden gitmek, ona uymak' anlamında kullanıldığını ve Kur'an'da genellikle olumsuz bağlamlarda, yanlış bir yolu takip etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'تَتَّبِعُوا۟', şeytanın saptırıcı yoluna girmeme uyarısıdır."}]},{"word":"خُطُوَٰتِ","root":"خطو","rootLatin":"h-t-v","meaning":"Adımlar, izler, yollar anlamına gelir ve şeytanın saptırıcı yöntemlerini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'خطو' kelimesinin 'adım atmak' fiilinden türediğini ve 'خُطُوَٰتِ' kelimesinin de 'adımlar, izler' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَـٰنِ', şeytanın insanları saptırmak için kullandığı yöntemleri, vesveseleri ve kötü telkinleri ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'خطوة' kelimesinin 'adım' anlamına geldiğini ve çoğulunun 'خُطُوَٰتِ' olduğunu belirtir. Kur'an'da 'şeytanın adımları' ifadesi, onun insanları yoldan çıkarmak için kullandığı aşamalı ve sinsi yöntemleri, günaha teşvik eden her türlü fiili ve düşünceyi kapsar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'şeytanın adımları' ifadesinin Kur'an'da, şeytanın insanları doğru yoldan saptırmak için kullandığı stratejileri, aşamalı olarak günaha sürükleme taktiklerini ve kötü telkinlerini sembolize ettiğini belirtir. Ayetteki bu ifade, müminlere şeytanın tuzaklarına karşı dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatır."}]},{"word":"عَدُوٌّ","root":"عدو","rootLatin":"a-d-v","meaning":"Düşman, hasım anlamına gelir ve şeytanın insanlara karşı olan düşmanlığını vurgular.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'عدو' kelimesinin 'düşman' anlamına geldiğini ve Kur'an'da şeytan için kullanıldığında, onun insanlığın ebedi ve apaçık bir düşmanı olduğunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'عَدُوٌّ', şeytanın insanlara karşı beslediği kin ve düşmanlığın açıkça bilindiğini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'عدو' kelimesinin 'sınırı aşmak, haddi aşmak' anlamından türediğini ve düşmanın da başkasının hakkına tecavüz eden kişi olduğunu belirtir. Ayetteki 'عَدُوٌّ', şeytanın insanları doğru yoldan saptırarak haddi aştığını ve onlara zarar vermeyi amaçladığını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'عدو' kelimesinin 'düşman' anlamına geldiğini ve Kur'an'da şeytanın bu vasfıyla anılmasının, onun insanlara karşı beslediği derin ve sürekli düşmanlığı gösterdiğini belirtir. Ayetteki 'عَدُوٌّ مُّبِينٌ' ifadesi, bu düşmanlığın gizli değil, açık ve herkesçe bilinen bir gerçek olduğunu vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/168*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/168*
