# Bakara Sûresi, 175. Âyet (2:175)

> أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَـٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ ۚ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ

*Ulâ-ike-lleżîne-şteravû-ddalâlete bilhudâ vel'ażâbe bilmaġfirat(i)(c) femâ asberahum ‘alâ-nnâr(i)*

**Meal (Diyanet):** İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/2/175

---

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","ahiret-mukafat","cehennem"]}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, hidayet yerine dalaleti, mağfiret yerine azabı tercih edenlerin durumunu tasvir etmektedir. Özellikle 'satın alma' fiili üzerinden yapılan metaforik anlatım, bu tercihin bilinçli ve iradi bir eylem olduğunu vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ٱشْتَرَوُا۟","root":"ش ر ي","rootLatin":"ş-r-y","meaning":"Ayette, bir şeyi başka bir şeyle değiştirme, takas etme, satın alma anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şerâ (شَرَى) kelimesi, bir şeyi bedel karşılığında almak veya vermek anlamına gelir. Ayetteki 'işterav' (اشتروا) formu ise, bir şeyi elde etmek için diğerinden vazgeçme, yani hidayeti verip dalaleti alma anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Bu, onların bilinçli bir tercihini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'işterav' fiilinin burada 'bedelini ödeyerek alma' değil, 'bir şeyi diğerine tercih etme' anlamında mecazi bir kullanım olduğunu belirtir. Onlar, hidayeti bırakıp dalaleti seçmişlerdir, sanki onu satın almış gibi."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'şirâ' (satın alma) kavramının Kur'an'da sıkça manevi değerlerin değiş tokuşu için kullanıldığını belirtir. Burada da hidayet gibi değerli bir şeyi, dalalet gibi değersiz bir şeyle 'takas etme' eylemi, kişinin manevi tercihini ve bu tercihin sonuçlarını vurgular."}]},{"word":"ٱلضَّلَـٰلَةَ","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Doğru yoldan sapma, hakikatten uzaklaşma, şaşkınlık ve helake sürüklenme anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalâl (ضلال), doğru yoldan sapmak, şaşırmak demektir. Ayetteki 'dalâlet', hidayetin zıddı olarak, Allah'ın gösterdiği doğru yoldan bilinçli olarak yüz çevirme ve batıla yönelme halini ifade eder."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, dalaleti, 'hidayetten ayrılma' olarak açıklar. Bu ayetteki kullanımı, onların hidayeti terk edip, sapıklığı benimsemeleri ve bu tercihin bir sonucu olarak azaba müstahak olmalarıdır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, dalaletin Kur'an'da genellikle 'hak yoldan ayrılma, şaşkınlık, kaybolma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, hidayetle karşıtlığı, kişinin iradi olarak doğru yolu bırakıp yanlış yola girmesini ifade eder."}]},{"word":"ٱلْهُدَىٰ","root":"ه د ي","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yolu bulma, hakikate ulaşma, Allah'ın rehberliği ve yol göstermesi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hüdâ (هدى), lütuf ve ihsan yoluyla doğruya iletmek demektir. Ayetteki 'hüdâ', Allah'ın insanlara gönderdiği peygamberler ve kitaplar aracılığıyla gösterdiği doğru yolu, yani İslam'ı ve imanı temsil eder. Onlar bu hidayeti dalaletle takas etmişlerdir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, hidayeti 'doğru yolu gösterme ve o yola iletme' olarak tanımlar. Bu ayette, hidayet, Allah'ın kullarına sunduğu kurtuluş yoludur ve ayet, bu yolu terk edenlerin durumunu anlatır."}]},{"word":"ٱلْعَذَابَ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"'-z-b","meaning":"Acı veren, elem verici ceza, azap ve işkence anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azâb (عذاب), bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamına gelen 'azb' kökünden gelir. İnsanları doğru yoldan alıkoyan ve onlara acı veren her şey azaptır. Ayetteki 'azâb', mağfiretin zıddı olarak, Allah'ın gazabının ve cezasının bir sonucudur."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, azabı, 'bedene veya ruha isabet eden şiddetli acı' olarak açıklar. Bu ayette, mağfiret yerine azabı tercih etmeleri, onların ahirette karşılaşacakları çetin cezayı ifade eder."}]},{"word":"ٱلْمَغْفِرَةِ","root":"غ ف ر","rootLatin":"ğ-f-r","meaning":"Günahları örtme, bağışlama, affetme ve merhamet etme anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mağfiret (مغفرة), günahları örtmek ve affetmek demektir. Ayetteki 'mağfiret', Allah'ın kullarına olan rahmetini ve günahlarını bağışlamasını ifade eder. Onlar bu bağışlanma yerine azabı tercih etmişlerdir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, mağfireti, 'Allah'ın kulunun günahlarını örtmesi ve onu cezalandırmaması' olarak tanımlar. Bu ayette, mağfiret, Allah'ın lütfu ve rahmeti olup, günahkarların tövbe etmeleri halinde elde edebilecekleri bir nimettir. Ancak ayetteki kişiler bunu reddetmişlerdir."}]},{"word":"ٱلنَّارِ","root":"ن و ر","rootLatin":"n-v-r","meaning":"Ateş, cehennem ateşi, ahiretteki azap yeri anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nâr (نار), bilinen ateştir. Kur'an'da ise genellikle ahiret azabı olan cehennem ateşi için kullanılır. Ayetteki 'nâr', onların dalaleti tercih etmeleri sonucunda karşılaşacakları nihai cezayı, yani cehennemi ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, nâr kelimesinin Kur'an'da hem dünyevi ateşi hem de ahiretteki cehennem azabını ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, onların azabı tercih etmelerinin kaçınılmaz sonucu olan cehennem ateşidir."}]}]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnîdir, mübteda konumundadır.","gloss":"işte onlar","binaDurumu":"Mebnî (ism-i işaret)","gorev":"Mübteda"},{"position":2,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnîdir, haber konumundadır.","gloss":"o kimseler ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Haber"},{"position":3,"surface":"ٱشْتَرَوُا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ش-ر-ي","rootLatin":"ş-r-y","lemma":"اِشْتَرَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnîdir.","gloss":"aldılar, satın aldılar","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":4,"surface":"ٱلضَّلَـٰلَةَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"ḍ-l-l","lemma":"ضَلَالَة","form":"Fa'âle","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûbdur.","gloss":"sapıklığı","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":5,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ile, karşılığında","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":5,"surface":"ٱلْهُدَىٰ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هُدَى","form":"Fu'alâ","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"doğruluk, hidayet","irabMarker":"takdîrî kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":6,"surface":"ٱلْعَذَابَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"ʿ-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"Fa'âl","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki mansûb isme (الضَّلَالَةَ) atfedildiği için mansûbdur.","gloss":"azabı","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Ma'tûf"},{"position":7,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ile, karşılığında","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":7,"surface":"ٱلْمَغْفِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"غ-ف-ر","rootLatin":"gh-f-r","lemma":"مَغْفِرَة","form":"Mef'ilet","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"mağfiret, bağışlama","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":8,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"İstînâfiyye/Ta'lîliyye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"işte, o halde","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":8,"surface":"مَآ","pos":"harf","posDetail":"Taaccüb Mâ'sı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ne kadar da","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mübteda"},{"position":9,"surface":"أَصْبَرَهُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Taaccüb","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"ṣ-b-r","lemma":"أَصْبَرَ","form":"Ef'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil ve taaccüb fiili olduğu için mebnîdir.","gloss":"onları ne kadar sabırlı kıldı/dayanıklı yaptı","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":9,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûbdur.","gloss":"onları","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":10,"surface":"عَلَى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"üzerine, karşı","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":11,"surface":"ٱلنَّارِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-و-ر","rootLatin":"n-w-r","lemma":"نَار","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"ateşe","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ulâ-ike"},{"position":2,"translit":"lleżîne"},{"position":3,"translit":"şteravû"},{"position":4,"translit":"ddalâlete"},{"position":5,"translit":"bilhudâ"},{"position":6,"translit":"vel'ażâbe"},{"position":7,"translit":"bilmaġfirat(i)(c)"},{"position":8,"translit":"femâ"},{"position":9,"translit":"asberahum"},{"position":10,"translit":"‘alâ"},{"position":11,"translit":"nnâr(i)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/175*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/175*
