# Bakara Sûresi, 57. Âyet (2:57)

> وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَـٰتِ مَا رَزَقْنَـٰكُمْ ۖ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَـٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

*Vezallelnâ ‘aleykumu-lġamâme veenzelnâ ‘aleykumu-lmenne ve-sselvâ(s) kulû min tayyibâti mâ razeknâkum(s) vemâ zalemûnâ velâkin kânû enfusehum yazlimûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/2/57

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bakara Suresi 57. ayet, İsrailoğulları'na verilen ilahi nimetleri ve onların bu nimetlere karşı gösterdikleri nankörlüğü dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'gölgelendirme', 'rızık' ve 'zulüm' gibi temel kavramlar üzerinden Allah'ın lütfunu ve insanın kendi kendine yaptığı haksızlığı vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ظَلَّلْنَا","root":"ظ ل ل","rootLatin":"z-l-l","meaning":"Allah'ın bulutlarla İsrailoğulları'nı güneşin yakıcı etkisinden koruması, gölgelendirmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zıll' (ظِلّ) kelimesinin güneşin veya ateşin hararetinden koruyan şeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'zallelna' (ظَلَّلْنَا) fiili, Allah'ın kudretinin bir tecellisi olarak bulutların gölge yapmasını ve bu sayede İsrailoğulları'nın çöl sıcağından korunmasını ifade eder. Bu, ilahi bir lütuf ve korumadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'zallelna' ifadesini 'gölgelik yaptık' şeklinde açıklar. Bu, mecazi bir anlatım olup, bulutların bir çatı gibi işlev görerek insanları güneşten muhafaza etmesini simgeler. Ayetteki bağlamda, Allah'ın İsrailoğulları'na çöl yolculuklarında sağladığı fiziksel rahatlığı ve himayeyi gösterir."}]},{"word":"ٱلْغَمَامَ","root":"غ م م","rootLatin":"ğ-m-m","meaning":"İsrailoğulları'nı çöl sıcağından korumak için Allah tarafından gönderilen bulutlar.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ğamâm' kelimesini 'gökyüzünü örten bulutlar' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın İsrailoğulları'na çöl yolculuklarında özel bir lütuf olarak gönderdiği, onları güneşin yakıcı etkisinden koruyan bulutları ifade eder. Bu, ilahi bir mucize ve rahmetin göstergesidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ğamâm' kelimesinin 'örtmek, gizlemek' anlamındaki 'ğamm' kökünden geldiğini belirtir. Bulutlar, gökyüzünü örttüğü için bu ismi almıştır. Ayetteki bağlamda, bu bulutlar sadece bir örtü değil, aynı zamanda Allah'ın İsrailoğulları'na olan özel ilgisinin ve korumasının somut bir işaretidir."}]},{"word":"ٱلْمَنَّ","root":"م ن ن","rootLatin":"m-n-n","meaning":"Allah'ın İsrailoğulları'na çöl ortamında lütfettiği, tatlı ve besleyici bir yiyecek olan kudret helvası.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'menn' kelimesini 'Allah'ın İsrailoğulları'na indirdiği, ağaçlardan düşen tatlı bir şey' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, çöl şartlarında yiyecek bulmakta zorlanan bir topluluğa Allah'ın doğrudan ve mucizevi bir şekilde rızık sağlamasını ifade eder. Bu, ilahi cömertliğin ve kudretin bir göstergesidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'menn' kelimesinin 'minnet' kökünden geldiğini ve 'karşılıksız verilen nimet' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'menn', İsrailoğulları'na hiçbir çaba sarf etmeden, doğrudan Allah tarafından lütfedilen, tatlı ve besleyici bir yiyecektir. Bu, Allah'ın onlara olan özel ihsanını vurgular."}]},{"word":"ٱلسَّلْوَىٰ","root":"س ل و","rootLatin":"s-l-w","meaning":"Allah'ın İsrailoğulları'na çöl ortamında lütfettiği, et ihtiyacını karşılayan bıldırcın kuşu.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'selvâ' kelimesini 'bir kuş türü, bıldırcın' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, 'menn' ile birlikte zikredilmesi, İsrailoğulları'na çöl şartlarında hem tatlı hem de etli yiyeceklerin, yani dengeli bir beslenmenin Allah tarafından sağlandığını gösterir. Bu, ilahi bir ikram ve yaşam desteğidir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'selvâ' kelimesinin 'teselli veren, rahatlatan' anlamındaki 'selâ' kökünden geldiğini ve bu kuşun lezzetiyle insanlara teselli verdiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, İsrailoğulları'nın çölün zorlukları içinde Allah tarafından hem fiziksel hem de psikolojik olarak desteklendiğini, onlara rahatlık ve lezzet sunulduğunu ifade eder."}]},{"word":"رَزَقْنَـٰكُمْ","root":"ر ز ق","rootLatin":"r-z-q","meaning":"Allah'ın İsrailoğulları'na bahşettiği, yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan tüm nimetler ve imkanlar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'rızk' kelimesinin 'Allah'ın kullarına verdiği, yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan her şey' olduğunu belirtir. Ayetteki 'razaknaküm' (رَزَقْنَـٰكُمْ) fiili, Allah'ın İsrailoğulları'na 'menn' ve 'selvâ' gibi somut yiyeceklerin yanı sıra, genel olarak tüm yaşam kaynaklarını ve imkanlarını sağladığını ifade eder. Bu, Allah'ın Rezzâk isminin bir tecellisidir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'rızk'ı 'canlıların yaşaması için gerekli olan ve Allah tarafından tahsis edilen şey' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın İsrailoğulları'na çöl gibi zorlu bir ortamda bile yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan her türlü nimeti, özel bir lütuf olarak verdiğini vurgular. Bu, ilahi bir ihsan ve beslemedir."}]},{"word":"يَظْلِمُونَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"İsrailoğulları'nın Allah'ın nimetlerine nankörlük ederek ve isyan ederek kendi kendilerine haksızlık etmeleri.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zulm' kavramının Kur'an'da 'bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak', yani 'haksızlık etmek, haddi aşmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yazlimûn' (يَظْلِمُونَ) fiili, İsrailoğulları'nın Allah'ın kendilerine bahşettiği nimetlere karşı nankörlük ederek ve isyan ederek aslında Allah'a değil, kendi nefislerine haksızlık ettiklerini, kendilerini zarara uğrattıklarını ifade eder. Bu, ilahi adaletin ve sorumluluğun bir ifadesidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'zulm' kelimesinin 'bir hakkı eksiltmek, bir şeyi yerinden saptırmak' gibi anlamlara geldiğini vurgular. Ayetteki 'yazlimûn' ifadesi, İsrailoğulları'nın Allah'ın kendilerine verdiği rızıkları ve nimetleri doğru bir şekilde değerlendirmeyip, şükretmek yerine isyan etmeleriyle kendi kendilerine zarar verdiklerini, kendi haklarını zayi ettiklerini anlatır. Bu, insanın kendi eylemlerinin sonuçlarına katlanması gerektiğini gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/57*
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/57*
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/57*
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/57*
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/57*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/57*
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/57*
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/57*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/57*
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/57*
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/57*
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *2/57*
