# Bakara Sûresi, 91. Âyet (2:91)

> وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَآءَهُۥ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَهُمْ ۗ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

*Ve-iżâ kîle lehum âminû bimâ enzela(A)llâhu kâlû nu/minu bimâ unzile ‘aleynâ veyekfurûne bimâ verâehu vehuve-lhakku musaddikan limâ me'ahum(k) kul felime taktulûne enbiyâa(A)llâhi min kablu in kuntum mu/minîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/2/91

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Yahudilerin Kur'an'a karşı takındıkları çelişkili tavrı ve kendi iddialarındaki tutarsızlığı dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır. Özellikle 'iman', 'küfür', 'hak' ve 'katl' kavramları üzerinden, onların hem kendi kitaplarına hem de Allah'ın gönderdiği peygamberlere karşı sergiledikleri ikiyüzlülük vurgulanmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ءَامِنُوا۟","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'ın indirdiğine kalben tasdik edip dil ile ikrar etmek ve gereğince amel etmektir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (أمن), kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve uzuvların ameliyle gerçekleşen bir güven ve emniyet halidir. Ayetteki 'âminû' emri, Yahudilere Kur'an'ın Allah katından geldiğine dair tam bir teslimiyet ve güven duymalarını, dolayısıyla onu tasdik etmelerini emretmektedir. Bu, sadece sözlü bir kabul değil, aynı zamanda içsel bir inanç ve itaat çağrısıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutu'ya göre 'iman' (أمن), Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah ile insan arasında kurulan bir 'güven' ve 'ahitleşme' ilişkisidir. Ayetteki kullanımında, Yahudilerin 'bize indirilene inanırız' demeleri, bu ahdi sadece kendi kitaplarıyla sınırlı tutarak, Kur'an'a karşı bu güven ilişkisini reddetmelerini ifade eder."}]},{"word":"يَكْفُرُونَ","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Allah'ın indirdiği Kur'an'ı örtmek, inkâr etmek ve reddetmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kefere (كفر) kelimesi, bir şeyi örtmek, gizlemek anlamına gelir. Ayetteki 'yekfurûne' ifadesi, Yahudilerin Kur'an'ın hakikatini bilmelerine rağmen onu örtbas etmelerini, gizlemelerini ve inkâr etmelerini mecazi olarak anlatır. Onlar, kendi kitaplarında Kur'an'ın geleceğine dair işaretler olmasına rağmen bu gerçeği örtmektedirler."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Küfür (كفر), nimeti örtmek, nankörlük etmek ve Allah'ın birliğini inkâr etmek gibi geniş anlamlara gelir. Ayetteki 'yekfurûne' ifadesi, Yahudilerin Allah'ın kendilerine bahşettiği hidayet nimetini, yani Kur'an'ı inkâr ederek nankörlük etmelerini ve böylece hakikati reddetmelerini vurgular."}]},{"word":"ٱلْحَقُّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Kur'an'ın Allah katından indirilmiş, doğru ve gerçek olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hak (حق), varlığı sabit olan, doğru ve gerçek olan şeydir. Ayetteki 've huve'l-hakku' ifadesi, Kur'an'ın Allah tarafından indirilmiş, şüphe götürmez bir gerçek olduğunu ve Tevrat'ı tasdik eden bir kitap olduğunu belirtir. Bu, Yahudilerin inkârının temelsiz olduğunu ortaya koyar."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hak (حق), bir şeyin sabit ve doğru olması, gerçeğe uygunluktur. Kur'an'ın 'hak' olarak nitelendirilmesi, onun batıldan uzak, doğru ve gerçek bir ilahi kelam olduğunu gösterir. Bu bağlamda, Kur'an'ın Tevrat'ı tasdik etmesi, onun da aynı kaynaktan geldiğinin ve hak olduğunun bir delilidir."}]},{"word":"تَقْتُلُونَ","root":"ق ت ل","rootLatin":"k-t-l","meaning":"Peygamberleri canice öldürmek fiilini ifade eder.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Katl (قتل), bir canlının hayatına son vermektir. Ayetteki 'tekulûne' fiili, Yahudilerin geçmişte peygamberleri öldürme eylemlerini şiddetli bir şekilde kınamaktadır. Bu, onların 'iman ettik' iddialarıyla çelişen, büyük bir günah ve isyan eylemidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'katl' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının genellikle haksız yere cana kıymayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'niçin peygamberleri öldürüyordunuz?' sorusu, Yahudilerin kendi iddialarıyla (iman ettikleri) fiilleri (peygamberleri öldürmeleri) arasındaki derin çelişkiyi ve tutarsızlığı gözler önüne sermektedir. Bu, onların imanlarının samimiyetsizliğini gösteren en büyük delillerden biridir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **Bakara Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-138*
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-255*
- **Bakara Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Bakara 2-138*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/91*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/91*
- **Câsiye Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/90-91*
- **Câsiye Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2/90-91*
