# Tâhâ Sûresi, 129. Âyet (20:129)

> وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى

*Velevlâ kelimetun sebekat min rabbike lekâne lizâmen veecelun musemmâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/20/129

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Tâhâ Suresi 129. ayet, ilahi takdirin ve belirlenmiş zamanın önemini vurgulamaktadır. Ayet, Allah'ın vaadinin ve tayin ettiği sürenin, azabın hemen gerçekleşmesini engelleyen temel unsurlar olduğunu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"كَلِمَةٌ","root":"ك ل م","rootLatin":"k-l-m","meaning":"Bu ayette 'kelime', Allah'ın önceden takdir ettiği, vaat ettiği veya hükmettiği bir sözü, kararı veya ilahi iradeyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kelime'nin bazen Allah'ın takdir ettiği şeyleri, bazen de vaatlerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'kelime', Allah'ın azabı erteleme veya belirli bir süreye bağlama yönündeki ilahi hükmünü ve vaadini temsil eder. (el-Müfredât, s. 439)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'kelime'nin mecazi olarak 'hüküm' veya 'takdir' anlamına gelebileceğini ifade eder. Ayetteki 'kelime', Allah'ın kullarına yönelik takdir edilmiş bir hükmü, yani azabın hemen gerçekleşmeyeceğine dair ilahi kararıdır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 31)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'kelime'nin sadece sözlü bir ifade olmadığını, aynı zamanda ilahi iradenin ve yaratıcı gücün bir tezahürü olduğunu belirtir. Bu bağlamda 'kelime', Allah'ın evrensel yasalarını ve takdirini içeren bir 'buyruk'tur. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 105)"}]},{"word":"سَبَقَتْ","root":"س ب ق","rootLatin":"s-b-q","meaning":"Bu fiil, Allah'ın hükmünün veya vaadinin zaman olarak önce geldiğini, yani önceden belirlenmiş ve kesinleşmiş olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'sebekat' fiilinin 'önce olmak, geçmek' anlamının, Allah'ın takdirinin ve vaadinin zamanın ötesinde, her şeyden önce var olduğunu ve değişmezliğini vurguladığını belirtir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 290)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'sebeka' fiilinin 'öncelik' anlamının, ilahi kelimenin veya hükmün yaratılış öncesi veya olayların gerçekleşmesinden önce var olduğunu gösterdiğini açıklar. Ayetteki 'sebekat', Allah'ın azabı erteleme kararının önceden verilmiş ve kesinleşmiş olduğunu ifade eder."}]},{"word":"لِزَامًا","root":"ل ز م","rootLatin":"l-z-m","meaning":"Bu kelime, bir şeyin kaçınılmaz, zorunlu veya sürekli olmasını, ayrılmaz bir şekilde bağlı olmasını ifade eder; ayette azabın hemen ve sürekli olacağını belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'lüzum' kelimesinin 'ayrılmaz bir şekilde bağlı olmak, zorunlu olmak' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'lizâmen', eğer ilahi takdir olmasaydı, azabın onlara hemen ve sürekli olarak yapışıp kalacağını, kaçınılmaz olacağını ifade eder. (el-Müfredât, s. 745)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'lüzum'un bir şeyin diğerinden ayrılmaması, ona yapışıp kalması anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette 'lizâmen', azabın anında ve sürekli olarak onlara isabet edeceğini, onlardan ayrılmayacağını vurgular. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 4, s. 400)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'lüzum' kelimesinin Kur'an'da 'gereklilik, zorunluluk' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'lizâmen', Allah'ın vaadi olmasaydı, azabın hemen ve zorunlu olarak gerçekleşeceğini, ertelenmesinin mümkün olmayacağını ifade eder. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 320)"}]},{"word":"أَجَلٌ","root":"أ ج ل","rootLatin":"e-c-l","meaning":"Bu kelime, belirli bir zaman dilimini, süreyi veya vadenin sonunu ifade eder; ayette azabın gerçekleşmesi için tayin edilmiş bir zamanı belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ecel'in bir şeyin sonu için belirlenmiş zaman olduğunu belirtir. Bu ayette 'ecel', Allah'ın azabı erteleyerek, belirli bir zamana kadar mühlet tanıdığı süreyi ifade eder. (el-Müfredât, s. 24)"},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"es-Sicistânî, 'ecel'in 'belirlenmiş vakit, süre' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'ecel', Allah'ın takdir ettiği, azabın gerçekleşeceği nihai zaman dilimini ifade eder. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 10)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'ecel'in hem ömrün sonu hem de bir işin bitimi için tayin edilen zaman olduğunu belirtir. Ayetteki 'ecel', Allah'ın azabı erteleme ve belirli bir süreye bağlama hikmetini gösterir. (el-Külliyyât, s. 108)"}]},{"word":"مُّسَمًّى","root":"س م و","rootLatin":"s-m-w","meaning":"Bu kelime, bir şeyin adlandırılmış, belirlenmiş veya tayin edilmiş olduğunu ifade eder; ayette sürenin Allah tarafından kesin olarak belirlendiğini vurgular.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'tesmiye'nin 'bir şeye isim vermek, onu belirlemek' anlamına geldiğini belirtir. 'Müsemmâ', Allah tarafından adı konulmuş, yani kesin olarak belirlenmiş ve tayin edilmiş bir süreyi ifade eder. (el-Müfredât, s. 421)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'müsemmâ' kelimesinin 'belirlenmiş, tayin edilmiş' anlamının, söz konusu sürenin rastgele değil, ilahi irade ile kesin bir şekilde tespit edildiğini gösterdiğini açıklar. Bu, Allah'ın takdirindeki kesinliği ve hikmeti vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kader","ahiret-mukafat","imtihan-bela"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَلَوْلَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْلَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"eğer olmasaydı","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":2,"surface":"كَلِمَةٌ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ل-م","rootLatin":"k-l-m","lemma":"كَلِمَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"لَوْلَا edatından sonra geldiği için mübteda olarak merfû","gloss":"bir söz","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"},{"position":3,"surface":"سَبَقَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"س-ب-ق","rootLatin":"s-b-q","lemma":"سَبَقَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geçmişti/verilmişti","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":4,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den/-dan","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":5,"surface":"رَّبِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Rabbin","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru","izafet":"Muzâf"},{"position":5,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahalde mebnî","gloss":"senin","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":6,"surface":"لَكَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"elbette olurdu","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":7,"surface":"لِزَامًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ل-ز-م","rootLatin":"l-z-m","lemma":"لِزَام","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"كَانَ fiilinin haberi olduğu için mansûb","gloss":"gerekli/kaçınılmaz","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâkıs fiilin haberi"},{"position":8,"surface":"وَأَجَلٌ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":8,"surface":"أَجَلٌ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ج-ل","rootLatin":"a-j-l","lemma":"أَجَل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"كَانَ fiilinin ismi olarak merfû","gloss":"bir süre","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Ma'tûf"},{"position":9,"surface":"مُّسَمًّى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"مُسَمًّى","form":"Tef'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin (أَجَلٌ) sıfatı olduğu için merfû","gloss":"belirlenmiş","irabMarker":"takdîrî fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Velevlâ"},{"position":2,"translit":"kelimetun"},{"position":3,"translit":"sebekat"},{"position":4,"translit":"min"},{"position":5,"translit":"rabbike"},{"position":6,"translit":"lekâne"},{"position":7,"translit":"lizâmen"},{"position":8,"translit":"veecelun"},{"position":9,"translit":"musemmâ(n)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/129*
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/129*
