# Tâhâ Sûresi, 56. Âyet (20:56)

> وَلَقَدْ أَرَيْنَـٰهُ ءَايَـٰتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَىٰ

*Velekad eraynâhu âyâtinâ kullehâ fekeżżebe veebâ*

**Meal (Diyanet):** Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/20/56

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Firavun'a gösterilen ilahi deliller karşısında onun yalanlama ve kibirlenme tavrını dilbilimsel olarak ele almaktadır. Özellikle 'gösterme', 'yalanlama' ve 'yüz çevirme' fiilleri, Firavun'un inkarcı karakterini ve ilahi mesaj karşısındaki direnişini vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"أَرَيْنَاهُ","root":"ر أ ى","rootLatin":"r-'-y","meaning":"Firavun'a delillerin gösterilmesi, idrak ettirilmesi ve gözle görülür kılınması anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ru'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'eraynâhu' fiili, Allah'ın Firavun'a mucizeleri hem gözle görülür şekilde sunduğunu hem de bunların hakikatini idrak etme imkanı verdiğini gösterir. Bu, sadece bir sunum değil, aynı zamanda bir tefekkür davetidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'eraynâhu' ifadesini 'beyyennâ lehu' (ona açıkladık, beyan ettik) şeklinde yorumlar. Bu, delillerin sadece gösterilmekle kalmayıp, aynı zamanda açık ve anlaşılır bir şekilde Firavun'a sunulduğunu, böylece mazeret bırakılmadığını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'r-'-y' kökünün Kur'an'daki kullanımlarında, sadece fiziksel görmenin ötesinde, bir şeyi idrak etme, anlama ve bilgi edinme anlamlarını da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'eraynâhu', Firavun'a hakikatin tüm boyutlarıyla gösterildiğini, ancak onun bunu görmezden geldiğini ifade eder."}]},{"word":"ءَايَـٰتِنَا","root":"ء ى ى","rootLatin":"'-y-y","meaning":"Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren açık deliller, mucizeler ve işaretlerdir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'âyât' kelimesini 'alâmât' (işaretler) ve 'delâil' (deliller) olarak açıklar. Firavun'a gösterilen 'âyâtinâ' ifadesi, Allah'ın gönderdiği mucizelerin, Firavun'un iddialarının aksine, ilahi bir kaynaktan geldiğini açıkça gösteren işaretler olduğunu belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âyet' kelimesinin 'açık alamet, işaret' anlamına geldiğini ve Kur'an'da hem peygamberlerin mucizeleri hem de kainattaki yaratılış delilleri için kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'âyâtinâ', Hz. Musa'ya verilen ve Firavun'a gösterilen, Allah'ın kudretini ispatlayan somut mucizelerdir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'âyet' kavramının Kur'an'da 'Allah'ın varlığının ve gücünün kanıtı' olarak merkezi bir rol oynadığını vurgular. Firavun'a gösterilen 'âyâtinâ', onun inkarcılığını kırmak ve ilahi hakikati kabul etmesini sağlamak için sunulan kesin ve reddedilemez delillerdir."}]},{"word":"فَكَذَّبَ","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Firavun'un kendisine gösterilen delilleri yalanlaması, doğru olmadığını iddia etmesidir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'kezzebe' fiilinin 'bir şeyi yalan saymak, doğru olmadığını söylemek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fekezzebe', Firavun'un kendisine sunulan apaçık mucizeleri, hakikat olmalarına rağmen, inatla ve bile isteye yalanladığını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'tekzîb'in, bir şeyi doğru olmaktan çıkarmak, onu batıl ilan etmek olduğunu açıklar. Firavun'un 'fekezzebe' eylemi, sadece inanmamak değil, aynı zamanda ilahi delilleri aktif olarak reddetmek ve onları sihir veya aldatmaca olarak nitelendirmek anlamına gelir."}]},{"word":"وَأَبَىٰ","root":"أ ب ى","rootLatin":"'-b-y","meaning":"Firavun'un hakikati kabul etmekten yüz çevirmesi, kibirlenerek direniş göstermesidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ibâ'' kelimesinin 'bir şeyi istememek, ondan yüz çevirmek' anlamına geldiğini ve genellikle nefret veya kibirle birlikte kullanıldığını belirtir. Ayetteki 've ebâ', Firavun'un sadece yalanlamakla kalmayıp, aynı zamanda hakikati kabul etmeye karşı içsel bir direniş ve kibir gösterdiğini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ibâ''nın, bir şeyi yapmaktan veya kabul etmekten kaçınmak, direnmek olduğunu açıklar. Firavun'un 'ebâ'sı, kendisine gösterilen delillerin doğruluğunu bilmesine rağmen, makamını ve otoritesini kaybetme korkusuyla veya kibri nedeniyle imandan yüz çevirmesidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ebâ' fiilinin, 'istememek ve reddetmek' anlamında kullanıldığını vurgular. Firavun'un bu fiili, onun sadece delilleri yalanlamakla kalmayıp, aynı zamanda ilahi emre ve hakikate karşı tam bir inat ve direniş sergilediğini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-musa","musrikler","tabiat-ayetleri"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"و","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"لَقَدْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tahkik","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَقَدْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"andolsun ki"},{"position":2,"surface":"أَرَيْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ر-أ-ي","rootLatin":"r-'-y","lemma":"أَرَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"gösterdik"},{"position":2,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"ona"},{"position":3,"surface":"ءَايَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"'-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"ayetlerimizi"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَحْنُ","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":4,"surface":"كُلَّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ل-ل","rootLatin":"k-l-l","lemma":"كُلّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb (veya te'kîd)","gloss":"hepsini"},{"position":4,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هِيَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onun"},{"position":5,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"böylece"},{"position":5,"surface":"كَذَّبَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladı"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"أَبَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-ب-ي","rootLatin":"'-b-y","lemma":"أَبَى","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yüz çevirdi"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zâriyât Sûresi** · *20/56*
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/56*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/56*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/56*
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/56*
- **Zâriyât Sûresi** · *20/56*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/47-76*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/47-76*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/47-76*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/47-76*
