# Tâhâ Sûresi, 70. Âyet (20:70)

> فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَـٰرُونَ وَمُوسَىٰ

*Feulkiye-sseharatu succeden kâlû âmennâ birabbi hârûne vemûsâ*

**Meal (Diyanet):** (Musa'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Harun ve Musa'nın Rabbine inandık" dediler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/20/70

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Tâhâ Suresi'nin 70. ayeti, Firavun'un sihirbazlarının Hz. Musa ve Harun'un Rabbine iman etmelerini ve secdeye kapanmalarını anlatır. Ayet, imanın ani ve kesin bir şekilde ortaya çıkışını, sihrin acizliğini ve ilahi kudretin üstünlüğünü vurgulayan temel kavramlar içerir.","keyConcepts":[{"word":"ٱلسَّحَرَةُ","root":"س ح ر","rootLatin":"s-h-r","meaning":"Sihirbazlar, büyücüler; ayette, Firavun'un topladığı ve Hz. Musa ile yarışan kişilerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sihir (سحر), bir şeyi gerçekte olduğundan farklı göstermek, göz boyamak veya gizli sebeplere dayalı hileler yapmak anlamına gelir. 'Sâhir' (ساحر) ise bu fiili gerçekleştiren kişidir. Ayetteki 'es-seharah' (السحرة) kelimesi, bu tür hileleri meslek edinmiş, uzmanlaşmış kişileri ifade eder ve onların Hz. Musa'nın mucizesi karşısındaki şaşkınlıklarını ve acizliklerini pekiştirir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Sihir (سحر), gözleri aldatan, hakikati gizleyen ve insanları yanıltan her türlü eylemdir. Sihirbazlar (السحرة), bu tür aldatmacaları ustalıkla yapan kişilerdir. Ayetteki kullanımları, onların Firavun'un emriyle Hz. Musa'ya karşı koymak için getirilmiş, ancak ilahi hakikat karşısında yenik düşen kimseler olduğunu gösterir."}]},{"word":"سُجَّدًا","root":"س ج د","rootLatin":"s-j-d","meaning":"Secde edenler, Allah'a boyun eğenler; ayette sihirbazların iman ettikten sonra Allah'a teslimiyetlerini ifade eden fiilî bir durumdur.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Secde (سجود), boyun eğmek, tevazu göstermek ve alnı yere koyarak Allah'a ibadet etmektir. Ayetteki 'sücceden' (سُجَّدًا) kelimesi, sihirbazların Hz. Musa'nın mucizesini gördükten sonra, kalplerindeki imanın dışa vurumu olarak hemen secdeye kapanmalarını anlatır. Bu, onların tam bir teslimiyet ve itaat içinde olduklarını gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Secde (سجود), Allah'a karşı en üst düzeyde tevazu ve boyun eğmeyi ifade eder. 'Sücceden' (سُجَّدًا) kelimesi, sihirbazların imanlarının samimiyetini ve ilahi kudret karşısındaki acizliklerini kabul edişlerini vurgular. Onların secdeye kapanmaları, sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda kalbi bir teslimiyetin de göstergesidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Secde (sujūd), Kur'an'da Allah'a mutlak itaatin ve teslimiyetin en belirgin sembollerinden biridir. Sihirbazların 'sücceden' (سُجَّدًا) olarak tasvir edilmesi, onların Firavun'a olan bağlılıklarından koparak, ilahi otoriteye yönelişlerinin ve yeni bir dinî kimlik kazanmalarının dramatik bir ifadesidir. Bu, onların eski inanç sistemlerinden tamamen ayrıldıklarını gösterir."}]},{"word":"ءَامَنَّا","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"İman ettik, inandık; sihirbazların Hz. Musa ve Harun'un Rabbine olan kesin ve samimi inançlarını ifade eden fiildir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (إيمان), kalben tasdik etmek, güvenmek ve emniyet içinde olmaktır. 'Âmennâ' (ءَامَنَّا) fiili, sihirbazların Hz. Musa'nın mucizesini gördükten sonra, kalplerinde oluşan kesin inancı ve bu inancı açıkça dile getirmelerini ifade eder. Bu, onların sadece bir göz aldanması olmadığını, aksine ilahi bir hakikat olduğunu kabul ettiklerini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"İman (إيمان) kavramı, Kur'an'da sadece bir tasdik değil, aynı zamanda bir teslimiyet ve güven ilişkisi kurmayı da içerir. Sihirbazların 'âmennâ' (ءَامَنَّا) demeleri, onların Firavun'un gücüne olan inançlarını terk edip, Hz. Musa ve Harun'un temsil ettiği ilahi güce tam bir güvenle yöneldiklerini gösterir. Bu, onların hayatlarında köklü bir dönüşümün başlangıcıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İman (īmān), Kur'an'da genellikle Allah'ın birliğine ve peygamberlerin getirdiği mesaja kalpten inanma ve bunu dil ile ikrar etme anlamında kullanılır. Sihirbazların 'âmennâ' (ءَامَنَّا) ifadesi, onların Firavun'un otoritesine karşı gelerek, hakikati kabul etme cesaretini göstermelerini ve böylece yeni bir dinî ve ahlaki düzene geçişlerini simgeler."}]},{"word":"بِرَبِّ","root":"ر ب ب","rootLatin":"r-b-b","meaning":"Rabbe, terbiye edene, sahip olana; ayette Hz. Musa ve Harun'un ilahı olan Allah'ı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Rab (رب), terbiye eden, yetiştiren, sahip olan, efendi ve malik anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, her şeyi yaratan, rızıklandıran, yöneten ve terbiye eden mutlak güç ve otoriteyi ifade eder. Ayetteki 'birabbi' (بِرَبِّ) ifadesi, sihirbazların iman ettikleri varlığın, sadece bir tanrı değil, aynı zamanda tüm varlıkların mutlak sahibi ve yöneticisi olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Rab (رب), hem yaratma hem de idare etme yetkisine sahip olan varlıktır. Bu kelime, Allah'ın evren üzerindeki mutlak egemenliğini ve her şeyi kontrol altında tuttuğunu ifade eder. Sihirbazların 'birabbi' (بِرَبِّ) demeleri, onların Firavun'un sahte rabliğini reddederek, gerçek ve tek Rab olan Allah'a yöneldiklerini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Rab (Rabb), Kur'an'da Allah'ın en temel isimlerinden biridir ve O'nun yaratıcı, besleyici, koruyucu ve yönetici vasıflarını kapsar. Sihirbazların 'birabbi' (بِرَبِّ) ifadesiyle iman etmeleri, onların Firavun'un kendisini 'rab' olarak görme iddiasını tamamen reddettiklerini ve gerçek Rabbin Hz. Musa ve Harun'un tebliğ ettiği Allah olduğunu kabul ettiklerini gösterir. Bu, onların Firavun'a karşı açık bir meydan okumadır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/47-76*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/47-76*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/47-76*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
- **Mürselât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *20/70*
