# Enbiyâ Sûresi, 102. Âyet (21:102)

> لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا ۖ وَهُمْ فِى مَا ٱشْتَهَتْ أَنفُسُهُمْ خَـٰلِدُونَ

*Lâ yesme'ûne hasîsehâ(s) vehum fî mâ-ştehet enfusuhum ḣâlidûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/102

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi 102. ayet, cennet ehlinin cehennemden uzaklığını ve cennetteki ebedi nimetlerini tasvir etmektedir. Ayet, 'hasiis' kelimesiyle cehennemin rahatsız edici sesinden korunmayı, 'iştehet' ile nefsin arzularının tatminini ve 'halidun' ile bu durumun sürekliliğini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"حَسِيسَهَا","root":"ح س س","rootLatin":"h-s-s","meaning":"Cehennemin hafif, rahatsız edici sesi veya uğultusu.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hasiis (حسيس), hissedilen, duyulan hafif ses demektir. Ayetteki bağlamda, cennet ehlinin cehennemin en hafif sesini bile duymayarak tam bir huzur içinde olacaklarını ifade eder. Bu, cehennemin dehşetinden tamamen uzak kalma durumunu pekiştirir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Hasiis (حسيس), 'hiss' kökünden türemiş olup, bir şeyin hafif sesini veya hareketini hissetmek anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin cehennemin en ufak bir sesini dahi işitmeyeceklerini, dolayısıyla onun azabından ve rahatsız edici etkisinden tamamen korunmuş olacaklarını mecazi olarak anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Hasiis kelimesi, duyuların algıladığı, özellikle işitme duyusuyla algılanan hafif ve gizli sesleri ifade eder. Enbiyâ 102'deki bağlamı, cennetliklerin cehennemin en küçük bir uğultusundan bile uzak tutulacağını, böylece tam bir emniyet ve huzur içinde olacaklarını gösterir."}]},{"word":"ٱشْتَهَتْ","root":"ش ه و","rootLatin":"ş-h-v","meaning":"Nefsin arzu ettiği, canının çektiği şeyler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şehvet (شهوة), nefsin bir şeye duyduğu güçlü arzu ve meyil demektir. 'İştehet' fiili, bu arzunun gerçekleşmesini ifade eder. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin canlarının çektiği her türlü nimetin kendilerine sunulacağını, hiçbir arzularının eksik kalmayacağını belirtir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Şehvet (شهوة), nefsin lezzet ve haz duyduğu şeylere yönelmesidir. 'İştehet enfusuhum' ifadesi, cennet ehlinin nefislerinin arzuladığı, canlarının çektiği her şeyin kendilerine hazırlandığını ve sunulduğunu gösterir. Bu, cennetteki nimetlerin çeşitliliğini ve kişiye özel tatminini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'şehvet' kavramı, genellikle dünyevi arzuları ifade etmekle birlikte, cennet bağlamında kullanıldığında, Allah'ın müminlere bahşettiği sınırsız ve helal nimetlere duyulan meşru arzuları ve bunların eksiksiz tatminini anlatır. Enbiyâ 102'de bu, cennetin mükafatının kapsamlılığını ve kişisel tatminini vurgular."}]},{"word":"أَنفُسُهُمْ","root":"ن ف س","rootLatin":"n-f-s","meaning":"Kişinin kendisi, canı, benliği.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nefs (نفس), Arapçada hem ruh, hem can, hem de bir şeyin kendisi anlamına gelir. 'Enfusuhum' ifadesi, cennet ehlinin bizzat kendi canlarının, benliklerinin arzu ettiği şeyleri bulacaklarını, yani kişisel ve öznel isteklerinin karşılanacağını vurgular."},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Nefs (نفس), insanın özünü, benliğini, arzu ve isteklerinin kaynağını ifade eder. Ayetteki 'iştehet enfusuhum' kullanımı, cennet nimetlerinin sadece genel bir vaat olmadığını, aksine her bir cennet ehlinin kendi kişisel arzu ve eğilimlerine göre tatmin edileceğini gösterir."}]},{"word":"خَـٰلِدُونَ","root":"خ ل د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Ebediyen kalıcı, sürekli.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hulûd (خلود), bir şeyin uzun süre kalması veya ebediyen devam etmesi anlamına gelir. 'Halidun' kelimesi, cennet ehlinin cennetteki nimetler içinde sonsuza dek kalacaklarını, bu durumun kesintiye uğramayacağını ve son bulmayacağını kesin bir dille ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Hulûd (خلود), kalıcılık ve süreklilik anlamını taşır. Kur'an'da cennet ve cehennem ehli için kullanıldığında, bu durumun mutlak ve sonsuz olduğunu belirtir. Enbiyâ 102'deki 'halidun' ifadesi, cennet ehlinin elde ettikleri nimetlerin ve huzurun ebedi olacağını, hiçbir zaman sona ermeyeceğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'hulûd' kavramı, ahiret hayatının temel bir niteliği olarak karşımıza çıkar ve cennet veya cehennemdeki kalışın zamansal bir sınırı olmadığını ifade eder. Bu ayetteki 'halidun', cennet ehlinin elde ettiği mutluluğun ve nimetlerin sonsuzluğunu, dolayısıyla bu durumun mutlak ve kalıcı bir mükafat olduğunu pekiştirir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"يَسْمَعُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-ʿ","lemma":"سَمِعَ","form":"Fe'ile","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından önce gelmediği için merfû","gloss":"duyarlar"},{"position":3,"surface":"حَسِيسَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ح-س-س","rootLatin":"ḥ-s-s","lemma":"حَسِيس","form":"Fa'îl","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"uğultusunu"},{"position":3,"surface":"هَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onun"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"onlar"},{"position":5,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"içinde"},{"position":6,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"şey"},{"position":7,"surface":"ٱشْتَهَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ش-ه-و","rootLatin":"sh-h-w","lemma":"اِشْتَهَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"istedi"},{"position":8,"surface":"أَنفُسُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ف-س","rootLatin":"n-f-s","lemma":"نَفْس","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"canları"},{"position":8,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":9,"surface":"خَـٰلِدُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ل-د","rootLatin":"kh-l-d","lemma":"خَالِد","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"temelli kalıcılar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Enbiyâ Sûresi** · *21/102*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/102*
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/102*
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/102*
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/102*
