# Enbiyâ Sûresi, 103. Âyet (21:103)

> لَا يَحْزُنُهُمُ ٱلْفَزَعُ ٱلْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ هَـٰذَا يَوْمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

*Lâ yahzunuhumu-lfeze'u-l-ekberu vetetelakkâhumu-lmelâ-iketu hâżâ yevmukumu-lleżî kuntum tû'adûn(e)*

**Meal (Diyanet):** En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/103

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi 103. ayet, kıyamet günündeki müminlerin durumunu tasvir ederken, 'büyük korku' karşısındaki sükûnetlerini ve melekler tarafından karşılanmalarını vurgular. Ayet, 'hüzün', 'korku', 'karşılamak' ve 'vaat edilmek' gibi temel kavramlar üzerinden ahiret inancının psikolojik ve manevi boyutlarını ele alır.","keyConcepts":[{"word":"يَحْزُنُهُمُ","root":"ح ز ن","rootLatin":"h-z-n","meaning":"Onları üzmez, kederlendirmez; ayetteki bağlamda, kıyametin dehşetinin müminler üzerinde olumsuz bir etki bırakmayacağını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hüzün' kelimesini 'nefsin hoşlanmadığı bir şeyin meydana gelmesi veya hoşlandığı bir şeyin elden gitmesi sebebiyle duyduğu keder' olarak tanımlar. Ayetteki 'lâ yahzünühüm' ifadesi, müminlerin ahiretteki en büyük korku karşısında dahi bu tür bir keder ve üzüntüye kapılmayacaklarını, aksine bir emniyet içinde olacaklarını belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'hüzün'ü 'kalbin sıkışması, daralması' olarak açıklar. Ayetteki kullanım, müminlerin kalplerinin kıyametin dehşetiyle sıkışmayacağını, aksine ilahi bir güvence altında rahat ve huzurlu olacaklarını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'hüzün' kavramının genellikle 'korku' (havf) ile birlikte anıldığını ve geleceğe yönelik endişeyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise, müminlerin geleceğe dair en büyük endişe kaynağı olan kıyamet gününde dahi bu tür bir hüzünden azade olacakları, ilahi vaadin bir tecellisi olarak sunulur."}]},{"word":"ٱلْفَزَعُ","root":"ف ز ع","rootLatin":"f-z-'-","meaning":"Korku, dehşet; ayetteki 'el-feza'u'l-ekber' ifadesiyle kıyamet gününün en büyük dehşetini ve korkusunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'feza'' kelimesini 'ansızın gelen korku, dehşet' olarak açıklar. Ayetteki 'el-feza'u'l-ekber' ise, kıyamet gününün tüm insanlığı kuşatacak olan o büyük ve şiddetli korkusunu, dehşetini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'feza'' kelimesinin 'korku ve dehşet' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'el-feza'u'l-ekber' ifadesi, mecazi olarak kıyamet gününün kendisinin bir korku ve dehşet kaynağı olduğunu, ancak müminlerin bundan etkilenmeyeceğini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'feza''yı 'bir şeyden dolayı duyulan şiddetli korku ve dehşet' olarak tanımlar. Ayetteki 'el-feza'u'l-ekber' ise, kıyamet gününün dehşetinin büyüklüğünü ve evrenselliğini, ancak müminlerin ilahi koruma altında bu dehşetten müstesna tutulacağını ifade eder."}]},{"word":"تَتَلَقَّىٰهُمُ","root":"ل ق ي","rootLatin":"l-k-y","meaning":"Onları karşılarlar; meleklerin müminleri cennete girerken sevinçle ve müjdeyle karşılamalarını ifade eder.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'telakkâ' fiilinin 'karşılamak, buluşmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tetelakkâhumu'l-melâiketü' ifadesi, meleklerin müminleri büyük bir saygı ve sevinçle karşılayacaklarını, onlara hoş geldin diyeceklerini ve müjde vereceklerini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'telakkâ' fiilinin 'bir şeyi almak, kabul etmek, karşılamak' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, meleklerin müminleri cennet kapılarında veya haşir meydanında karşılayarak onlara iltifat edeceklerini ve vaat edilen mükafatı bildireceklerini anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'telakkâ' fiilinin Kur'an'da genellikle bir şeyi veya bir kimseyi 'karşılamak, almak, kabul etmek' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, meleklerin müminlere yönelik olumlu ve onurlandırıcı bir karşılama eylemini, onların cennete kabul edilişlerinin bir nişanesi olarak sunar."}]},{"word":"تُوعَدُونَ","root":"و ع د","rootLatin":"v-'-d","meaning":"Size vaat edilen, söz verilen; Allah'ın müminlere cennet ve kurtuluş vaadini ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'va'd' kelimesini 'bir şeye söz vermek, taahhüt etmek' olarak açıklar. Ayetteki 'kuntum tû'adûn' ifadesi, müminlere dünyada iken Allah tarafından cennet ve kurtuluşun vaat edildiğini ve bu vaadin kıyamet gününde gerçekleştiğini belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'va'd' kelimesinin hem hayır hem de şer için kullanılabileceğini, ancak Kur'an'da genellikle hayır için kullanıldığında mutlak olarak zikredildiğini belirtir. Bu ayetteki 'tû'adûn' ifadesi, müminlere verilen hayırlı vaadi, yani cenneti ve ebedi saadeti ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'va'd' kavramının Kur'an'da Allah'ın insanlara yönelik kesin ve değişmez sözünü ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'tû'adûn', Allah'ın müminlere ahiretteki mükafat ve kurtuluşla ilgili verdiği sözün gerçekleştiği anı işaret eder, bu da onların güven ve huzur içinde olmalarının temel nedenidir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","melekler","kiyamet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"يَحْزُنُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ح-ز-ن","rootLatin":"h-z-n","lemma":"حَزَنَ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"üzmez"},{"position":2,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":3,"surface":"ٱلْفَزَعُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ف-ز-ع","rootLatin":"f-z-ʿ","lemma":"فَزَع","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"korku"},{"position":4,"surface":"ٱلْأَكْبَرُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","lemma":"أَكْبَر","form":"Ef'al","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"en büyük"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"تَتَلَقَّىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"تَلَقَّى","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"karşılar"},{"position":5,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":6,"surface":"ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Cemi","root":"م-ل-ك","rootLatin":"m-l-k","lemma":"مَلَك","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"melekler"},{"position":7,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî","gloss":"bu"},{"position":8,"surface":"يَوْمُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"gün"},{"position":8,"surface":"كُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"sizin"},{"position":9,"surface":"ٱلَّذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِي","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mebnî","gloss":"ki o"},{"position":10,"surface":"كُنْتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiniz"},{"position":11,"surface":"تُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-ʿ-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"size vaat ediliyordu"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Enbiyâ Sûresi** · *21/103*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/103*
