# Enbiyâ Sûresi, 109. Âyet (21:109)

> فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ ءَاذَنتُكُمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ ۖ وَإِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ

*Fe-in tevellev fekul âżentukum ‘alâ sevâ-/(in)(s) ve-in edrî ekarîbun em ba'îdun mâ tû'adûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/109

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi'nin 109. ayeti, peygamberin tebliğ görevini ve geleceğe dair bilginin Allah'a ait olduğunu vurgular. Ayet, 'yüz çevirme', 'açıklama' ve 'tehdit edilme' gibi kavramlar üzerinden tebliğin mahiyetini ve muhatapların sorumluluğunu dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تَوَلَّوْا۟","root":"و ل ي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Yüz çevirmek, sırt dönmek, bir şeyden uzaklaşmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'velâ' kökünün asıl anlamının 'iki şey arasında aracı olmaksızın yakınlık' olduğunu belirtir. 'Tevellev' fiili ise, bu yakınlıktan uzaklaşmayı, bir şeyden yüz çevirmeyi ifade eder. Ayetteki bağlamda, peygamberin tebliğinden yüz çevirme, onu dinlememe ve kabul etmeme anlamındadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'tevellâ' fiilini 'i'râd' (yüz çevirme) olarak açıklar. Bu, bir şeyden uzaklaşmak, onu terk etmek demektir. Ayette, peygamberin getirdiği mesaja karşı takınılan olumsuz tavrı, yani imandan yüz çevirmeyi mecazi olarak ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'velâ' kökünün Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, 'tevellâ' fiilinin genellikle Allah'ın emirlerinden veya peygamberin tebliğinden yüz çevirme, inkâr etme ve karşı çıkma anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de muhatapların tebliğe karşı olumsuz duruşunu ifade eder."}]},{"word":"ءَاذَنتُكُمْ","root":"أ ذ ن","rootLatin":"e-z-n","meaning":"Bir şeyi açıkça bildirmek, ilan etmek, duyurmak demektir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'âzene' fiilinin 'i'lâm' (bildirme) ve 'i'lân' (açıkça duyurma) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'âznetüküm' ifadesi, peygamberin tebliğini muhataplarına hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça bildirdiğini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ezin' kökünün asıl anlamının 'kulak' olduğunu ve buradan türeyen 'îzân'ın 'bir şeyi kulağa ulaştırmak, duyurmak' anlamına geldiğini ifade eder. 'Âznetüküm' ise, peygamberin mesajı muhataplarına net bir şekilde duyurduğunu, onlara işittirdiğini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ezin' kökünden türeyen 'îzân'ın 'bir şeyi açıkça bildirmek ve duyurmak' olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, peygamberin tebliğini gizli kapaklı değil, herkesin anlayabileceği bir açıklıkla yaptığını ifade eder."}]},{"word":"سَوَآءٍ","root":"س و ي","rootLatin":"s-v-y","meaning":"Eşitlik, denklik, açıklık ve adalet üzere olmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'alâ sevâin' ifadesini 'alâ istivâin' yani 'eşitlik ve denklik üzere' olarak açıklar. Bu, peygamberin tebliğini muhataplarına karşı adil ve açık bir şekilde yaptığını, kimseye ayrıcalık tanımadığını ve mesajı net bir biçimde ilettiğini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sevâ'' kelimesinin 'eşitlik, denklik, orta nokta' gibi anlamlara geldiğini belirtir. 'Alâ sevâin' ifadesi, peygamberin tebliğini muhataplarına karşı eşit bir zeminde, açık ve net bir şekilde, hiçbir şeyi gizlemeden yaptığını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'sevâ'' kelimesinin 'adalet ve istikamet' anlamlarını da taşıdığını belirtir. Ayetteki 'alâ sevâin' ifadesi, peygamberin tebliğinin adil, doğru ve açık bir şekilde yapıldığını, muhatapların bu konuda herhangi bir şüpheye düşmemesi gerektiğini ifade eder."}]},{"word":"تُوعَدُونَ","root":"و ع د","rootLatin":"v-'-d","meaning":"Vaat edilmek, tehdit edilmek, gelecekte gerçekleşeceği bildirilen bir şeyin konusu olmak anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'va'd' kökünün hem hayır hem de şer için kullanılabileceğini belirtir. 'Tû'adûne' fiili, burada 'tehdit edilmek' anlamındadır ve inkârcılara vaat edilen azabı ifade eder. Peygamber, bu azabın ne zaman geleceğini bilmediğini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'va'd' kelimesinin 'bir şeyin olacağını bildirmek' olduğunu ve 'î'âd'ın (tehdit) da bu kökten geldiğini açıklar. Ayetteki 'mâ tû'adûne' ifadesi, inkârcılara yönelik olarak bildirilen, gelecekte gerçekleşecek olan azap ve cezayı ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'va'd' kökünün Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara yönelik bildirimlerini ifade ettiğini belirtir. 'Tû'adûne' fiili, burada inkârcılara yönelik bir tehdit ve uyarı niteliğindedir; onlara vaat edilen cezanın kaçınılmazlığını ancak zamanının Allah katında olduğunu vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tebligh","peygamberlik","gayb","kiyamet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ise"},{"position":1,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"eğer"},{"position":2,"surface":"تَوَلَّوْا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"و-ل-ي","rootLatin":"w-l-y","lemma":"تَوَلَّى","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî; şart fiili olduğu için mahallen meczûm","gloss":"yüz çevirirlerse"},{"position":3,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o zaman"},{"position":3,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şartın cevabı olduğu için meczûm","gloss":"de ki"},{"position":4,"surface":"ءَاذَنتُكُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-ذ-ن","rootLatin":"'-dh-n","lemma":"آذَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"size bildirdim"},{"position":4,"surface":"كُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"size"},{"position":5,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"üzere"},{"position":6,"surface":"سَوَآءٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-و-ي","rootLatin":"s-w-y","lemma":"سَوَاء","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"eşitlik, düpedüz"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"إِنْ","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":8,"surface":"أَدْرِىٓ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"د-ر-ي","rootLatin":"d-r-y","lemma":"دَرَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"bilirim"},{"position":9,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"İstifham Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"mı"},{"position":9,"surface":"قَرِيبٌ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ق-ر-ب","rootLatin":"q-r-b","lemma":"قَرِيب","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"yakın"},{"position":10,"surface":"أَمْ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yoksa"},{"position":11,"surface":"بَعِيدٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ب-ع-د","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعِيد","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû","gloss":"uzak"},{"position":12,"surface":"مَّا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"şey"},{"position":13,"surface":"تُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"tehdit olunduğunuz"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Enbiyâ Sûresi** · *21/109*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/109*
