# Enbiyâ Sûresi, 15. Âyet (21:15)

> فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَـٰهُمْ حَصِيدًا خَـٰمِدِينَ

*Femâ zâlet tilke da'vâhum hattâ ce'alnâhum hasîden ḣâmidîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/15

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi 15. ayet, helak olan kavimlerin son durumunu tasvir ederken, onların çaresiz feryatlarını ve akıbetlerini 'biçilmiş ot' ve 'sönmüş ateş' metaforlarıyla anlatır. Ayet, ilahi cezanın kesinliğini ve kaçınılmazlığını vurgulayan güçlü bir dil kullanır.","keyConcepts":[{"word":"دَعْوَىٰهُمْ","root":"د ع و","rootLatin":"d-a-v","meaning":"Onların feryatları, çağrıları, iddiaları veya yakarışları anlamına gelir; burada helak anındaki çaresiz haykırışlarını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'دعوة' kelimesinin hem bir şeyi istemek, çağırmak hem de bir iddiada bulunmak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'دعواهم' ifadesi, helak anında çaresizce yükselen feryatları ve yardım çağrılarını, belki de daha önceki inkâr ve iddialarının son yansımasını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'دعوة' kelimesinin 'çağrı' veya 'iddia' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, helak olan kavimlerin son anlarındaki çaresiz yakarışlarını ve belki de daha önceki batıl iddialarını sürdürmelerini mecazi olarak ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'da'wah' (دعوة) kavramının Kur'an'da genellikle 'çağrı' veya 'davet' anlamında kullanıldığını, ancak bağlama göre 'iddia' veya 'talep' anlamlarına da gelebileceğini belirtir. Bu ayette, helak olanların son çaresiz feryatları ve belki de daha önceki batıl iddialarındaki ısrarları olarak yorumlanabilir."}]},{"word":"جَعَلْنَـٰهُمْ","root":"ج ع ل","rootLatin":"c-a-l","meaning":"Biz onları kıldık, dönüştürdük anlamına gelir; ilahi kudretin helak ettiği kavimleri belirli bir duruma sokmasını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'جعل' fiilinin bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek, yaratmak veya tayin etmek anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'جعلناهم' ifadesi, Allah'ın helak ettiği kavimleri, canlı ve güçlü varlıklardan cansız ve değersiz 'biçilmiş ot' ve 'kül' haline getirme kudretini vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'جعل' fiilinin 'kılmak, yapmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın helak ettiği kavimleri, sanki hiç var olmamış gibi, tamamen yok edilmiş bir duruma getirmesini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'جعل' fiilinin 'tahvil' (dönüştürme) ve 'tasvir' (şekil verme) anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın helak ettiği kavimleri, canlılık ve güçten yoksun, tamamen etkisiz hale getirme eylemini anlatır."}]},{"word":"حَصِيدًا","root":"ح ص د","rootLatin":"h-s-d","meaning":"Biçilmiş, hasat edilmiş anlamına gelir; helak olan kavimlerin, tarladaki ekin gibi kökünden kesilip yok edildiğini mecazi olarak ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'حصيد' kelimesinin 'biçilmiş ekin' anlamına geldiğini ve bu ayette helak olan kavimlerin, tıpkı hasat edilmiş ekin gibi kökünden kesilip yok edildiğini mecazi olarak ifade ettiğini belirtir. Bu, onların tamamen ortadan kaldırıldığını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'حصد' fiilinin 'ekin biçmek' anlamına geldiğini ve 'حصيد' kelimesinin de biçilmiş ekin olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, helak olan kavimlerin, tıpkı hasat edilmiş bir tarla gibi, geride hiçbir şey bırakmadan tamamen yok edildiğini, yaşamlarının sona erdiğini sembolize eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hasad' kökünün Kur'an'da genellikle 'ekin biçme' ve 'sonuç alma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Hasîden' kelimesi, helak olan kavimlerin, yaptıkları amellerin karşılığını biçmeleri ve yaşamlarının son bulması anlamında, tamamen yok edilmiş bir durumu ifade eder."}]},{"word":"خَـٰمِدِينَ","root":"خ م د","rootLatin":"h-m-d","meaning":"Sönmüş, ateşi geçmiş anlamına gelir; helak olan kavimlerin, tıpkı sönmüş bir ateş gibi, canlılıklarını ve etkilerini tamamen yitirdiklerini ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'خامد' kelimesinin 'sönmüş ateş' anlamına geldiğini ve bu ayette helak olan kavimlerin, tıpkı sönmüş bir ateş gibi, canlılıklarını ve güçlerini tamamen yitirmiş, etkisiz hale gelmiş olduklarını mecazi olarak ifade ettiğini belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'خمد' fiilinin 'ateşin sönmesi' anlamına geldiğini ve 'خامدون' kelimesinin de sönmüş, hareketsiz kalmış kimseleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, helak olan kavimlerin, tıpkı ateşi sönmüş bir kor gibi, tüm canlılıklarını, hareketlerini ve etkilerini kaybettiklerini, tamamen yok olduklarını sembolize eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'خمود' kelimesinin 'ateşin sönmesi ve hararetinin gitmesi' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'خامدين' ifadesi, helak olan kavimlerin, canlılıklarını, güçlerini ve varlıklarını tamamen yitirerek, sönmüş bir ateş gibi hareketsiz ve etkisiz hale geldiklerini vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","ahiret-mukafat","imtihan-bela"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve, sonra"},{"position":1,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"زَالَت","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ز-و-ل","rootLatin":"z-w-l","lemma":"زَالَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"devam etti"},{"position":3,"surface":"تِّلْكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"تِلْكَ","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnî, زَالَت fiilinin ismi olarak merfû mahallinde","gloss":"şu"},{"position":4,"surface":"دَعْوَىٰ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"د-ع-و","rootLatin":"d-'-w","lemma":"دَعْوَى","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"زَالَت fiilinin haberi olduğu için mansûb mahallinde (takdiren)","gloss":"davaları, haykırışları"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahallinde","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"حَتَّىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"حَتَّى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"kadar"},{"position":6,"surface":"جَعَلْنَـٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-'-l","lemma":"جَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kıldık"},{"position":6,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahallinde","gloss":"onları"},{"position":7,"surface":"حَصِيدًا","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ح-ص-د","rootLatin":"h-s-d","lemma":"حَصِيد","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"جَعَلْنَـٰهُمْ fiilinin ikinci mef'ûlü olduğu için mansûb","gloss":"biçilmiş"},{"position":8,"surface":"خَـٰمِدِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-م-د","rootLatin":"ḫ-m-d","lemma":"خَامِد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"sönmüş, kül olmuş"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Enbiyâ Sûresi** · *21/15*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/15*
