# Enbiyâ Sûresi, 2. Âyet (21:2)

> مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

*Mâ ye/tîhim min żikrin min rabbihim muhdeśin illâ-steme'ûhu vehum yel'abûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/2

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi'nin 2. ayeti, inkârcıların ilahi uyarılara karşı takındıkları umursamaz tavrı ve bu tavrın altında yatan alaycı zihniyeti dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır. Ayet, 'zikr'in 'muhdes' oluşuna rağmen, muhatapların 'yela'bûn' haliyle onu dinlemelerini eleştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"ذِكْرٍ","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Bu ayette 'zikr', Allah'tan gelen bir hatırlatma, öğüt, uyarı veya vahiy anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zikr' kelimesinin hem kalpteki hatırlama hem de dildeki anma ve öğüt verme anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'zikr', Allah'tan gelen ve insanları gafletten uyandırmayı hedefleyen ilahi mesajı ifade eder (el-Müfredât, s. 320)."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'zikr'in Kur'an'da 'öğüt' ve 'hatırlatma' manasında kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'zikr', peygamberler aracılığıyla gelen ve insanlara hakikati hatırlatan ilahi kelamı temsil eder (Mecâzü'l-Kur'ân, I, 21)."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zikr'in Kur'an'da 'Allah'ın vahyini hatırlama, anma ve ona göre hareket etme' anlamında merkezi bir kavram olduğunu belirtir. Ayetteki 'zikr', Allah'ın insanlara gönderdiği ve onların dikkatini çekmesi gereken ilahi uyarıları ifade eder (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 185)."}]},{"word":"مُّحْدَثٍ","root":"ح د ث","rootLatin":"h-d-s","meaning":"Bu ayette 'muhdes', yeni, sonradan ortaya çıkan, taze ve sürekli yenilenen anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'muhdes' kelimesinin 'yeni ortaya çıkan, daha önce olmayan' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'zikr-i muhdes', her defasında yeni bir uyarı, taze bir hatırlatma olarak gelen ilahi mesajı ifade eder (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 297)."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hadîs' kökünden türeyen 'muhdes'in 'yeni meydana gelen, sonradan olan' manasına geldiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, her gelen vahyin veya uyarının, muhataplar için yeni bir tebliğ niteliği taşıdığını vurgular (Basâiru Zevi't-Temyîz, II, 301)."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hadîs' kökünün 'yeni bir şeyin ortaya çıkması' anlamını taşıdığını ve 'muhdes'in de bu yeniliği ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'zikr-i muhdes', Allah'ın sürekli olarak yeni uyarılar ve hatırlatmalar gönderdiğini, bunların eskimeyen, her zaman güncel olan mesajlar olduğunu gösterir (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 154)."}]},{"word":"ٱسْتَمَعُوهُ","root":"س م ع","rootLatin":"s-m-'-","meaning":"Bu ayette 'istemâ'ûhu', dikkatle dinlemek, kulak vermek, işitmek anlamında kullanılmıştır, ancak burada alaycı bir dinlemeyi ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'istimâ'' fiilinin 'semâ''dan farklı olarak, bir şeyi dikkatle ve isteyerek dinlemek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'istemâ'ûhu' ifadesi, inkârcıların ilahi mesajı duyduklarını, ancak bunu ciddiye almadan, alaycı bir tavırla dinlediklerini gösterir (el-Külliyyât, s. 104)."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'istimâ''nın 'kulak vermek, dinlemek' manasına geldiğini ve Kur'an'da bazen olumlu bazen de olumsuz bağlamlarda kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, dinlemenin fiilen gerçekleştiğini ancak kalben kabul edilmediğini, aksine alay konusu yapıldığını vurgular (Umdetü'l-Huffâz, I, 305)."}]},{"word":"يَلْعَبُونَ","root":"ل ع ب","rootLatin":"l-'-b","meaning":"Bu ayette 'yel'abûn', oyun oynamak, eğlenmek, ciddiyetsiz davranmak, alay etmek anlamında kullanılmıştır ve ilahi uyarılara karşı takınılan umursamaz tavrı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'la'b' kelimesinin 'eğlence, oyun' anlamına geldiğini ve genellikle faydasız, boş işler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yel'abûn', inkârcıların ilahi mesajı ciddiye almayıp onu bir oyun veya eğlence konusu gibi gördüklerini, dolayısıyla gaflet içinde olduklarını ifade eder (el-Müfredât, s. 452)."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'la'b'ın Kur'an'da 'boş ve faydasız işlerle meşgul olmak' anlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki 'yel'abûn', ilahi uyarılara karşı takınılan alaycı ve umursamaz tavrı, yani onları ciddiye almamayı ve boş bir eğlence gibi görmeyi ifade eder (Mecâzü'l-Kur'ân, I, 18)."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'la'b'ın Kur'an'da 'ciddiyetten uzak, boş ve anlamsız faaliyetler' için kullanıldığını ve genellikle dünya hayatının geçiciliğini vurgulamak amacıyla geldiğini belirtir. Ayetteki 'yel'abûn', inkârcıların ilahi mesajı dinlerken bile kalplerinin gaflet içinde olduğunu ve onu bir oyun gibi algıladıklarını gösterir (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 210)."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","musrikler","kufur-sirk","hidayet-dalalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"يَأْتِيهِم","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ء-ت-ي","rootLatin":"hamza-t-y","lemma":"أَتَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"gelir onlara"},{"position":2,"surface":"هِم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onlara"},{"position":3,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"den"},{"position":4,"surface":"ذِكْرٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ك-ر","rootLatin":"dh-k-r","lemma":"ذِكْر","form":"Mücerred","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bir zikir"},{"position":5,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"den"},{"position":6,"surface":"رَّبِّهِم","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Rableri"},{"position":6,"surface":"هِم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":7,"surface":"مُّحْدَثٍ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"ح-د-ث","rootLatin":"h-d-th","lemma":"مُحْدَث","form":"İf'âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin (ذِكْرٍ) sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"yeni, sonradan olma"},{"position":8,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"İstisna Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ancak"},{"position":9,"surface":"ٱسْتَمَعُوهُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'","lemma":"اِسْتَمَعَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dinlediler onu"},{"position":9,"surface":"و","pos":"harf","posDetail":"Cemi Vâvı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"و","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"onlar"},{"position":9,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onu"},{"position":10,"surface":"وَهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Hâl Vâvı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"iken"},{"position":10,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"onlar"},{"position":11,"surface":"يَلْعَبُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ع-ب","rootLatin":"l-'-b","lemma":"لَعِبَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"oynuyorlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Enbiyâ Sûresi** · *21/2*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/2*
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/2*
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/2*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/2-3*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/2*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/2*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/2*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/2-3*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/2-3*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/2*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/2*
